Ninniler


Ninni desem dağlar uyur

Dağlarda naneler büyür.

Benim yavrum şimdi uyur.
Ninni yavrum ninni.

Gül ağacı dürgün dürgün,
Yatırım dibinde yorgun.
Sağ olanlar gelir birgün.
Ninni yavrum ninni.

Gül ağacını budamışlar,
Gülü konca bitsin diye.
Öksüzü al giydirmişler,
Anasını unutsun diye.

Eledim eledim bebek eledim,
Aynalı beşikte bebek beledim.
Büyüttüm besledim, asker eyledim.
Gitti de gelmedi buna ne çare.

Gıcılar ağaçlar gıcılar,
Kâbeden gelir hacılar.
Hani o çifte bacılar,
Bacım derde ağlar mola.

Dandik dandik dastana
Danalar girdi bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı eeee...

(Aslı Barın – 55 yaş – Çukuryurt)



Dandili dandili dasdana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı. Eeee...

***

Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni.


(Evren TOPAK – İkizce)

Uyusun da büyüsün ninni
Annesinin bir tanecik oğlu
Uyusun da büyüsün ninni

(Hasan AK –Güneşli )


Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni

(Evren TOPAK-İkizce)


Kara yavrum gül harmanı
Kalmadı dizimin dermanı
Kara yavrum sana nenni
Sana yavrum sana nenni.

(A.KEY- Eskikışla)


Güzel yavrum uyusun
Ninni benim güzel yavruma
Uyusun da çabuk büyüsün
Ninni benim güzel yavruma, ninni.

(F. GÖZEN- Kapıtaş)


Nenni disem birim birim
Dert yürekte türüm türüm
Dört duvar sırrın örtüsü
Ben derdimi kime dirim
Nenni guzum sana nenni.

Nenni disem uyudurum
Gül yüzünü bürüdürüm
Gadir Mevlam izin verse
Ben de seni büyüdürüm

Yüce dağ başında bir guzu meler
Guzunun meleyişi bağrımı deler
Annesiz yavruyu kim çezer beler
Nenni guzum sana nenni.

Gara goyun gara goyun
Gitti yünün dara goyun
İl guzusu yavru olmaz
Sen yavrunu ara goyun

Gara goyun etli olur
Gavurması datlı olur
Annesiz galan yavrular
Ölmez ama dertli olur
Nenni guzum sana nenni.
Nenni yavrum sana nenni.

(Z. Derin – Kökez)





Bebeğin beşiği camdan

Yuvarlandı düştü damdan

Beybabası gelir tarladan

Nenni nenni nenni



Bebeğin beşiği bakır

Yerinden kalkmaz ağır

Ben sallarım takır takır,

Nenni nenni nenni



(A. KESMEZ-Bayramdüğün)




Maniler


Saçları lüle lüle

Benziyor beyaz güle

Yanağında gül açmış
Yeni açmış bir güle

****

Mendilim yüle yüle
Benziyor beyaz güle
Yedi mendil eskittim
Göz yaşı sile sile

****

Değirmenim iki çak
Küstüysek barışak
Aramız uzak düştü
Mektubunan konuşak

****

Portakal aldım handan
Seni severim candan
Sana bir mektup yazdım
Gözümden akan kandan

****

Ben seni pekmez sandım
Yüreğimi yakmaz sandım
Yediğim su ekmeği
Başıma kalkmaz sandım

****

Analar hatun olur
Sevdası bütün olur
Anaya kalkan eller
Yanacak kömür olur.

(Döne Barın – 32 - Çukuryurt)



Analar hatun olur
Sevdası bütün olur
Anaya vuran eller
Yanacak odun olur.

***
Ben seni bekmez sandım
Yüreğimi yakmaz sandım
Yediğim tuz ekmeği
Başıma kakmaz sandım

(Zekeriya BOZTOPRAK-Böğet)


Masa üstünde roman
Okurum zaman zaman
Kız seni alacağım
Memur olduğum zaman
***
Yaza yaza yaz geldi
Mürekkebe zam geldi
Daha çok yazacaktım
Kalemime zam geldi.

(Muhammed ÇEÇEN / Kapıtaş)



Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar

(Ö. ERKOL / Taşkesik)


Yüksek uçtuk havada
Azin düştük yuvada
Kınalı keklik ararken
Kör çulluk bulduk yuvada

(Mustafa KOYUNCU- Meryemağılı)

Dağlar dağladı beni
Gören ağladı beni
Ayırdı zalim felek
Derde bağladı beni

Kara koyun meler gelir
Dağı taşı deler gelir
Kimsesi olmayan kişinin
Gör başına neler gelir

Ah şu dağlar olmasaydı
Laleleri solmasaydı
Ölüm Allah emri
Ayrılık olmasaydı

Yazı yazdım kışıdı
Kalemim gümüş idi
Yazacağım çok idi
Parmaklarım üşüdü

Mektup yazdım karadan
Dağlar kalksın aradan
Konuşmaya çare yok
Kavuşturur Yaradan

Karanfilim çarşılarda
Ben ağlarım komşularda
Eli karanfilli gelin
Başı telli duvaklı gelin

Kaleden kaleye atılamadım
Kırıldı kantarım dartılamadım
Feleğin elinden kurtulamadım

Maraş'ın dibinde bir birlik koyun
Biçildi kefenim ılıdı suyum
Nişanlım duymadan mezarıma koyun

Bulguru kaynatırlar
Sererler yaylatırlar
Senin gibisini
Almazlar oynatırlar

Kahvenin kaynayışı
Fincanın oynayışı
Eşşeği yoldan çıkarır
Sıpanın oynayışı

Oturduğun şu Eskil'in ovası
Kabul oldu düşmanların duası
Bozuldu şu yiğidin yuvası

Karanfilsin gararın yok
Gül goncasın timarın yok
Kimsesizsin yananın yok

Kaldır kaşlarını kara deymesin
Sarılalım kıyamete kalmasın
Bize geldi
Kul başına gelmesin

İncili mercanın şak şak
Küstüysen barışak
Aramız uzak düştü
Mektup ile konuşak

Sabahına esen seher yeline
Benim gönlüm divane mi deli mi?
Durup durup yâr göğsünü geçirir
Yoksa bugün ayrılığın günü mü?

Kara kazan kaynamasın
Ağzın dilin oynamasın
İki sene asker oldun
Nazlı yârim ağlamasın

Ekin ektim eylek eylek
Ona da dadandı leylek
Yazımız biridi
Kışın ayırdı felek

Çiçeği burnunda yirmi yaşında
Vatanı beklerim nöbet başında
İsmimi okursan mezar taşında
Anneciğim ağlama sakın

Karanfil ektim bitti mi?
Yârim burdan gitti mi?
Yâr üstüne yâr sevenin
Boynuzları bitti mi?

( .Erkol, Taşkesik)


Ayakkabısı kırmızı

Anasının tek kızı

İstedik vermediler

Sanki padişah kızı



Dam dama eklenir mi?

Hovarda beklenir mi?
Hovardanın günahı

Deveye yüklenir mi?



Gözler göre güz olsun

Sür harmanı düz olsun

Doksandokuz yaram var

Bir de sen vur yüz olsun.



Allı beyazlı olur

Bahçe kirazlı olur

Bir yiğidin sevdiği

Hem güzel, hem nazlı olur.



(Ayşe Kesmez - Bayramdüğün)




Bilmeceler


Ben giderim o gider, yanımda tık tık eder (asa, baston)


Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca (sabun)


Bir küçücük fil taşı, cümle alemin yoldaşı (çıra)

Bir küçük nişatır, cümle alemi kuşatır (iğne)

Bir ufacık boyu var, kadifeden donu var (iğde)

Çarşıdan aldım bir tane; eve geldim bin tane (Nar)

Çarşıdan alınmaz, mendile konmaz, tadına doyum olmaz (uyku)

Dağdan gelir dağlar gibi, acısı var soğan gibi, oturur kalkmaz aslan
gibi (sis)

Elden ele belden bele bunu bilmeyen kertenkele (para)

Elemez melemez, ocak başına gelemez (peynir tuluğu)

İki kaşık duvara yapışık (kulak)

Küçücük bakkal, dünyayı yutar (radyo)

Küçücük boyu var. Cümle âlemi giydirir, kuşatır. (İğne)

O onun içinde O da onun içinde (ayna)

Parmağı var canı yok, damarı var kanı yok (eldiven)

Sandık içine un bastık. (iğde)

Ufacık bir kutudur, bütün dünya yurdudur (radyo)

Ufacık mermer taşı, içinde beyler aşı, pişirirsen aş olur, pişirmezsen
kuş olur (yumurta)

Ufacık mil taşı, dolaşır dağı taşı (göz)

Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak (kafa)

Yer altında sakallı dede. (Soğan)

Yer altında yağlı kayış (yılan)