+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 54 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Kompozisyon Örnekleri..Atasözleriyle ilgili Kompozisyonlar..Performans odevleri

Ödev ve Tezler Katagorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Kompozisyon Örnekleri..Atasözleriyle ilgili Kompozisyonlar..Performans odevleri Konusunu Görüntülemektesiniz.->Kompozisyon Örnekleri KONU: "ÇOK YAŞAMAK ELİMİZDE DEĞİL; FAKAT NAMIMIZI ÇOK YAŞATMAK ELİMİZDEDİR." Cenap Şehabettin Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol: Gerekli ...

  1. #1
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    icon37 Kompozisyon Örnekleri..Atasözleriyle ilgili Kompozisyonlar..Performans odevleri

    .
    s11
    Kompozisyon Örnekleri

    KONU: "ÇOK YAŞAMAK ELİMİZDE
    DEĞİL; FAKAT NAMIMIZI ÇOK YAŞATMAK ELİMİZDEDİR."
    Cenap Şehabettin


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Gerekli açıklamayı yapabilmek için düşünce planımız şöyle düzenlenebilir:
    1 - İnsan ömrünün sınırlı oluşu;
    2 - Nam bırakmak nedir? İnsan hangi durumlarda nam bırak
    mış olur?
    3 - Nam bırakmakla - yaşamak ilişkisi nedir?
    4 - Genel ve özel yargı.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Hepimiz, ilahi kudretin sır dolu iradesiyle dünyaya geliyor, belli bir süre yaşadıktan sonra türlü şekillerde gelen ölüme çaresiz boyun eğerek hayata veda ediyoruz. Bilim ve tekniğin dev adımlarla ilerlemesine rağmen daima güçsüz kaldığımız nokta vardır. Bu da, doğmak gibi ölmenin de elimizde olmaması. Ölmemek şöyle dursun, istediğimiz kadar bir ömür sürmek bile irademiz dışındadır. Hiç kimse, yalnız uzun bir gelecek için değil, yarını için bile kesin bir garanti veremez.
    "ölüm" gerçeği karşısında zaman zaman bunalımlar geçiren insanoğlu, akıl, irade ve çalışmasını birleştirerek, eser meydana getirmek suretiyle bir bakıma manen ölümsüzlüğe kavuşma zaferini elde edebilir. "Eser" sözüyle kastedilen, sadece elle tutulur, gözle görülür, göz kamaştırıcı bir yapıt değildir. Hayatı iyi bir şekilde, çevresine faydalı olarak yaşamak, faziletli,'saygıdeğer bir insan olmak da eser yaratmaktır bir bakıma... İnsanoğlunun kendi kendini yaratışıdır bu... Her türlü eser bizim yaşamışlığımızın silinmez izidir; zaman geçtikçe değerlenir.
    Netice olarak, koyu bir acizlikle bir gün "yok oluverme" buhranlarına kapılmadan önce, tabiatı olduğu kadar kabul edip manen yaşamak istiyorsak, kendi şartlarımız içinde bir "iz" bırakmaya çalışmalıyız. Bu iz üzerinden geçecek olanlar, bizi iyilik, saygı ve minnetle andıkları zaman, bir bakıma ölmemiş; yaşıyor sayılırız. İşte üstün bir yaratık olarak bizim de kudretimiz bu yoldadır."

  2. #2
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: ''DÜŞENE GÜLEN ACIYANDAN ÇOKTUR."
    Namık Kemal


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    İnsanların zayıf ve aciz olanlara karşı genel tutumları üzerinde düşününüz. İçtenlikle yardıma koşanların yanı sıra, haklı haksız birtakım yargılarla, yarı alaycı, yarı iğneleyici tavır takınanların sayısı da pek az değildir. Her insan, özel hayatında bu gibi tecrübelerin acısını duyar:
    Konu ile ilgili düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Düşmek;
    2 - Çevredeki insanların düşkünlere karşı tutumları (uygun
    örnekler verilebilir.)
    3 - Fikir ve görüşlerin derlenmesinden çıkan sonuç veya yargı.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Hayat, bazen insanın yüzüne gülmeyebilir. Bir insan, bütün çabalarına rağmen karşılaştığı güçlüklerle başa çıkamadığı zaman maddeten ve manen yenilmiş duruma düşer. Türlü acılar, çaresizlik ve umutsuzluklar içinde kıvranan zavallı bir yaratık olur. Toplum, hayat yolunda tökezlenen böyle kişileri "düşmüş" olarak nitelendirir.
    Düşmüş insan, içinde bulunduğu şartlar nedeniyle moral çöküntüsüne uğramış kimsedir. Yardım dileyen bakışlarını önce yakınlarına, sonra içinde bulunduğu topluma çevirir. Doğrulabil-mek için destek arar. Kendisini gerçekten sevenler, onun bu haline üzülürler, teselli etmeye çalışırlar. Ruhları insanî duygularla donanmış böyle dostların yanı sıra, ruhsuz, merhametsiz insanlar da vardır. Nedense birçokları, tanımadıkları insanların sıkıntılarına karşı lakayt bir tavır takınırlar. Bu bencil durum, acizlik ve düşkünlük olaylarında daha keskin bir şekilde ortaya çıkar. Parlak mevkilere ulaşanları birçok kimse çekemez. Bu insanlar, bulundukları mevkilerden düştükleri zaman garip ve bencil bir rahatlık duyarlar. Düşenlere kolay kolay yardım elini uzatan bulunmaz.
    Aslında insanlık, bütün bencil duygulardan sıyrılıp birbirimizi sevmek, korumak ve yardımlaşmak demektir."

  3. #3
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: «DOĞRULUK SONSUZLUĞUN GÜNEŞİDİR; NASIL OLSA DOĞAR!"
    Wendell Philips


    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Eğitimlerin gayesi, insanları doğru kılmaktır. Doğruluk bir iç adaletidir. Doğru olmak, bencillik kuruntularından sıyrılma, gerçek huzur yolunu bulmaktır. Toplumda, iyi insanlar kadar kötü insanların da bulunması doğaldır. İnsan en günahsız olduğu durumlarda bile, bazı kötü kişiler tarafından haksızlığa uğratılabilir. Hatta, hayat yolunda bu kötülere iyilerden daha fazla rastlanır. Birtakım hesapsızlıklar, tedbirsizlikler, şanssızlıklar peş peşe gelebilir. İç aydınlığına kavuşmuş, eğitim görmüş bir insan bunların tuzağına düşmez. Hayat bunu gerektiriyor diye, yalana dolana, hileye sapmaz; geçici olarak yükselmiş kötü insanlara özenmez. Bilir ki, uygar bir insan olmak, en kötü ortamda bile doğruluk, dürüstlük ve faziletten şaşmamak demektir. Toplumların yükselmesi, böyle insanların çoğalmasına bağlıdır. Yalan, ilk bakışta ne kadar göz boyarsa boyasın; ne kadar kazanç sağlarsa sağlasın; sonunda iflas etmeye mahkûmdur. Kazanan, daima kazanan, bütün karanlıkları aydınlığa boğan doğruluktur."

  4. #4
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "GÜLMEK BİR GÜNEŞTİR, İNSANIN YÜZÜNDEN HÜZÜN VE KEDER KIŞINI DEFEDER."
    V. Hugo


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Hangi insanlardan hoşlandığımız sorulduğunda, birçoğumuz "neşeli insanlardan diye cevap veririz. Gülen çehrelerin en sıkıntılı anlarımızda bile kederimizi nasıl hafiflettiklerini hatırlayınız. Satırlarınızda gülen çehrelerin aydınlığını yansıtmaya çalışınız.
    Konumuza uygun düşünce düzeni şu şekilde olabilir:
    1 - Gülümsemenin anlamı, etkisi, ruhla ilişkisi;
    2 - Gülümseme;
    3 - Hüzün ve kederin tanımları; ,
    4 - Keder ve kışın anlam ilişkisi;
    5 - Konuyu açıklayacak örnekler;
    6 - Genel yargı ve sonuç.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Ruh güzelliğinin en çekici belirtisi hiç şüphesiz gülümsemedir. Duygulardaki rahatlığın ve mutluluğun sevimli bir ifadesidir o. Gülümsemenin, en çirkin çehreleri bile güzel gösterebilecek sihirli bir kudreti vardır. Sıkıntılı, öfkeli anlarımızda gülen bir çehreyle karşılaştığımız zaman hemen gevşeyiveririz. İster istemez duygularımızda bir durulma, yüz hatlarımızda bir gevşeme olur. Çevremizdeki insanları kendimize bağlamada ilk izlenim çok önemlidir. Sıcak bir gülümseme, yabancılığın soğukluğunu bir anda gideriverir; bir sıcaklık bir bir samimiyet, bir sempati sağlar.
    Gülümseme bir aydınlıktır; farkında olmadan biz de onun aydınlığına kapılırız. Bütün insanların manen, bu aydınlığın sıcaklığına sığınmaya ihtiyaçları vardır. Günlük1 hayatımızda türlü nedenlerle birçok sıkıntıya uğrayabiliriz. İster istemez duygularımıza koyu bir karamsarlık hâkim olur. Ruhumuz birtakım bunalımlarla çırpınır durur. Eğer kendimizi kapıp koyuverecek olursak, iç dünyamızın bu karanlığı yüzümüze akseder. Karamsar kırışıklıklar, kederli gölgeler kaplar çehremizi. Böyle bir ruh hali ve görünüm içinde çevremize hiç de hoş görünmeyiz. Dostlarımız bile varlığımızdan haz duymazlar, yanımızda durmak istemez olurlar. Dursalar bile sıkıntımız onları da etkiler. Asık bir yüzün yaratacağı bu sıkıntılı, bunalımlı, sevimsiz ortamdan kimse hoşlanmaz. Buna sebep olduğumuz sürece sevilmez ve aranmayız. Çünkü bütün insanlar, sıkıntıdan ve kederden kaçar, neşeye ve mutluluğa yönelirler.
    Üzüntümüz ne kadar derin olursa olsun, bunu çevremize dağıtmaya hakkımız yoktur! Hiçbir zaman sabır ve iradeyi elden bırakmamak gerekir. Neşeyi, kendimize zorla davet edelim; ister istemez gelir. Sıcak bir gülümseme halinde yüzümüze yerleşir. Sonra içimizdeki karamsarlığı kaldırır. Bir de bakarız ki, gülümsemenin aydınlığına muhtaç olan dost çehreler sarmış etrafımızı..."

  5. #5
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "GÜLMEK İÇİN MUTLU OLMAYI BEKLEMEYİN, BELKİ GÜLMEDEN öLÜRSÜNÜZ."
    V. Hugo

    öRNEK ÇALIŞMA:

    "Genel bir tanımlama yapmak gerekirse mutluluk, insanın içinde bulunduğu her durumdan memnun olma halidir. öyle olur mu diyeceksiniz. İnsan kötü bir durumdayken nasıl halinden memnun olabilir? Basit; daha kötüsünü düşünerek... İnsanın kendi hayatına mantık açısından bakıp hüküm vermesi için iyimser ve mutlu olması gerekir. öyle ya, iyimser bir göz, birçok iyi ve güzel şeyi görebilir. İnsanın bu yolda kendisini eğitmesi gerekir. İnsan, dünyasını zindan eden, içindeki ümit kandilini söndüren karamsar düşüncelere, kuruntulara paydos demelidir. Aksi takdirde mutlu olmanın imkânı yoktur.

    Mutluluk ve gülmek uzaktan her ne kadar kardeş çocuklan gibi görünüyorlarsa da, aslında hiç de öyle değildir. İnsanın gülebilmesi, güler yüzlü olması için mutlu olması değil, içinin aydınlık ve berrak olması gerekir. Mutlu olunca güleceğiz diyenler beklemesinler; çünkü mutluluk diye ayrı bir duygu yok. Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi, mutluluk, insanın duyuşlarındaki ve hayata bakış tarzındaki iyimserlikte gizlidir. İyimser olan insanların iç dünyaları dengelidir; dolayısıyla yüzleri güler. Gülmek de, mutluluk yolundaki en etkili silahtır. Bir bakarsınız, gücün kuvvetin yapamadığını yapar; kilitli kapıları açar.
    Dengeli bir hayat yaşamak istiyorsanız, her şeyden memnun olmaya çalışın. Yüzünüzün ifadesini daima kontrol altında bulundurun. Nazik, terbiyeli, sıcak bir gülümseyiş, yüzünüzün gerçek güzelliğidir. Bunu alışkanlık haline getirirseniz birçok şey kazanacak; sonunda, mutlu olduğunuzu hissedeceksiniz."

  6. #6
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR."
    Cenap Şehabettin

    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    özdeyişteki kelimelerin mecaz anlamları üzerinde düşünüp aralarında ilişki kurarsanız insanların birtakım zorluklara ve pişmanlıklara düşmemeleri için vaktinde tedbirli ve dikkatli davranmaları gerektiği fikrine varırsınız. Buna göre düşünce düzenini şu şekilde kurabilirsiniz:
    1 - Akıllı insanın tutumu ve kazançları;
    2 - Uğranılan zorluklarda ve pişmanlıklarda düşüncesizliğin,
    tedbirsizliğin rolü;
    3 - Fikir ve görüşlerin derlenmesinden çıkan yargı veya sonuç.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Akıllı insan, kendini türlü zorluklara ve tehlikelere önceden hazırlayan, ileri görüşlü insandır. Normal bir olgunluğa sahip herkes, içinde bulunduğu şartlara göre kendini bekleyen türlü olayların nedenlerini ve neticelerini sezinleyebilir. Buna göre birtakım acılara, haksızlıklara ve pişmanlıklara düşmemek için tedbiri önceden almak gerekir. Kış yiyeceğini yazdan hazırlayan karınca daima tedbirli olmak gerektiği hususunda insanlar için ne güzel bir derstir!..
    İçinde bulundukları çaresizlikler nedeniyle bunalan, acı çeken, dövünen, hep "keşke" diye sızlanan insanlar, ağustosböceği örneği kendilerini hayatın türlü durumlarına hazırlamayan, sadece yaşadığı günün zevkini almak isteyenlerdir. Kendilerini ve çevresindekileri düşünmeyen böyle insanların, gelecekleri, karanlık ve tehlikelidir.
    Kendimizi bunalımlara, aciz ve güçsüz durumlara düşürmek istemiyorsak, bugünü yaşarken, yarını düşünmeli, doğabilecek her türlü soruna karşı hazırlıklı olmalıyız."

  7. #7
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "GÜZELLİK KAYBOLUR, FAZİLET DEVAM EDER. *
    Goethe

    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    İnsanların genel eğiliminin güzelliğe yönelik olduğunu bilirsiniz. Bu eğilimin her zaman haklı olamayacağı, çevremizde izleyebileceğimiz çeşitli örneklerle anlaşılabilir. Güzellik, ön yargılarda insanı aldatabilir. Bunun üzerinde düşündükten sonra konuyla ilgili düşünce planını şu şekilde uygulayabilirsiniz:
    1 - Güzellik, özellikleri, etkileri;
    2 - Çevrenin güzellik karşısındaki tutumu;
    3 - Fazilet;
    4 - Güzellik - fazilet karşılaştırması;
    5 - Faziletin hangi özelliğiyle daha önemli olduğu;
    6 - Genel yargı; sonuç.

    ÖRNEK ÇALİŞMA:
    "Nedense önce dış görünümleri değerlendirmeye çalışır insanoğlu... Ezelden beri güzelliğe karşı olan coşkun hayranlık, belki de bu yüzdendir. Güzellik, şahsa ve zamana göre değişen bir değerdir. Maddedeki renk, ahenk ve çekicilik, "güzellik" kavramını yaratır. Bu, üzerinde münakaşa edilmemesi gereken, insanların estetik zevklerini ortaya koyan bir görüş meselesidir.
    Güzellik, insanın içinde ferahlık uyandırır. Çevrenin güzel insanlara ilgi göstermesinin başlıca nedenidir bu.
    Güzel birini görmeye görsünler; hemen bir ilgi ve iltifat yarışıdır başlar. Güzel insan da kendisine gösterilen bu ilginin öz değerinden ileri geldiğini sanıp, kasıldıkça kasılır. Dış güzelliğe olduğu kadar iç güzelliğe de önem verenler azdır. Bu yüzden birçoğu, bütün çabalarını kalıplarını süslemekte gösterir.
    Olgun insanların vardıkları sonuç şudur: Dış güzellik geçicidir; önemli olan ruh güzelliğidir. İnsanlar çabalarını biraz da içlerini güzelleştirmeye sarf etseler insanlığın önemli bir meselesi halledilmiş olur.
    Ruh güzelliği derken, erdemlerin tümü demek olan "fazilet'i kastediyoruz. Fazilet, insanın içine tahtını kurdu mu bir daha hiç inmez; o insanı yükseltir, yüceltir. Oysa fiziki güzellik geçicidir. Dış güzellikler kaza, yaşlılık gibi türlü nedenlerle bozulabilir. Fiziki güzelliğin ardında kaprisli ve hırçın bir ruh varsa, o insan, artık saltanatını yitirmiş demektir. Oysa ruhî güzellikler hiçbir zaman ölmez ve yıpranmaz. Bütün yaşamı boyunca insanı gözde ve üstün kılar."

  8. #8
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "HASTAHANE GöVDELERİN, TİYA TRO RUHLARIN ŞİFA KAYNAĞIDIR."
    Muhsin Ertuğrul


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; tiyatronun ruhumuzu eğiten, aydınlığa
    kavuşturan bir yer olduğudur. Düşünce düzeni:
    1 - Beden hastalığı - hastane ilişkisi;
    2 - Ruh hastalığı - tiyatro ilişkisi;
    3 - Sonuç.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Bedensel hastalıkların önüne geçmek, tedavi etmek için hastanelere başvurmak gerekir. Bedeni rahatsızlık çekenler ancak hastanelerde şifa bulur.
    Ruhi dengesizliklerimiz, birtakım tehlikeli ruh hastalıklarına sebebiyet verir. Bu hastalıklar gövde hastalıklarından daha korkunçtur. Gövde hastası nihayet acı çeker ve ölür. Ruh hastaları ise, kendilerine olduğu kadar çevrelerine de ıstırap ve zarar verirler.
    Tiyatronun eğitici bir tarafı vardır, insana doğru hareket etmeyi, doğru duymayı, doğru düşünmeyi öğretir. İyiyle kötüyü ayırmayı, varlığımızın gerçek anlamını, birbirimizi sevmeyi orada öğreniriz.
    Birtakım bunalımlar içinde kıvranan, doğru ve gerçek yolu bir türlü bulamayan insan, orada kötü duyguların ve düşüncelerin etkisinden kurtulur; iyiyi ve doğruyu belirli bir şekilde görerek öğrenir. Bir tür hayat tecrübesi yaşar.
    Sözgelimi, şüpheci bir insan kendisi gibi şüpheci bir insanın dramını çizen bir temsil seyrettiği zaman, orada kendini, hatalarını görür. Tiyatroda birtakım olaylar ortaya konularak bunların çözümlemesi yapılır.-İşte bu çözümler seyirciler için bir hayat ve kurtuluş anahtarı olur. Olaylar arasında bağ kurmak, nedenleri ve niçinleri bulmak kolaylaşır. Böylelikle ruh, içine düştüğü çaresizliklerden, karamsarlık bunalımından kurtulur.
    Kısacası tiyatro, ruhları dengesizlikten kurtaran, insana insanlığı öğreten bir eğitim okuludur."

    ---------------------------------------

  9. #9
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "HATA YAPMAKTAN KORKAN İNSAN HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ.'
    Lincoln


    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; uyuşuk ruhları yenmek, hata yapmaktan korkup da hayatları boyunca hiçbir başarı gösteremeyen insanları uyarmaktır. Bilirsiniz ki, hiçbir başarı eziyet çekmeden kazanılamaz. Bu yönden düşünerek şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz.
    1 - Başarıya ulaşmış kimselerin hayata karşı tutumları;
    2 - Hata - başarı ilişkisi;
    3 - Konuyla ilgili örnekler;
    4 - Fikir ve görüşlerin derlenmesi;
    5 - Sonuç.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Elbette hayatta hiç kimse kusursuz ve hatasız bir çalışma sonunda başarıya ulaşmış değildir. Bir insan ne kadar tedbirli, çalışkan ve akıllı olursa olsun, umulmadık nedenlerle hata yapabilir. Hatalar mutlaka kötü niyetten doğmaz. Bazı insanlar hata yapmayı bir zaaf ve yetersizlik olarak kabul ederler; bu yüzden de hamle yapmaktan kaçınırlar.
    Oysa, başarmaya kesin olarak karar veren bir kimsenin mücadeleci, azimli ve girişken olması gerekir. Ayrıca, "hatasız insan olmaz" sözü de, bize insan karakterinin ve çalışmasının bir noktada aksayabileceğini anlatır. önemli olan; bu hataları düzeltmek ve ikinci bir defa yapmamaktır.
    Kendi yetenek ve gücünü yetersiz bularak hata yapmaktan korkan bir insanın ruhu, mücadele ışığından yoksundur. Böyle bir korkuya kapılmak, başarı yollarına set çekmek demektir."

  10. #10
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    K0NU: "HERKES DÜŞÜNCEME KATILIRSA YANILMIŞ OLMAKTAN KORKARIM."
    Oscar Wilde

    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Gerçeklerin fikir çatışmalarından doğduğu bilinen bir şeydir. İyi eğitim görmemiş veya gördüğü eğitimi hazmedememiş bazı kişiler vardır. Bunlar, her düşündüklerini tek doğru olarak kabul eder; çevrelerindekileri de kendileri gibi düşünmeğe zorlarlar. Bunun çok yanlış bir tutum olduğu apaçıktır.
    Olgun insan, kendinin olduğu kadar başkalarının da düşünce ve fikirlerine saygı duyar; onlara önem verir. Düşüncenin niteliği, sonsuza kadar genişlemesidir. Biz bir fikir yaratır veya bir yargıya varırken bazı durumları hesaba katmayabilir, ihmal edilmemesi gereken noktaları unutabiliriz. Bunlar, başkalarının düşünceleri ve uyarmalarıyla aklımıza gelebilir. Yalnız el elden değil; kafa da kafadan üstündür.
    Başkalarını kendimiz gibi düşünmeye zorlarsak, çevremizdeki dalkavuk sayısını artırdığımız gibi, yanılmış ve aldanmış olmak kaderinden de kendimizi kurtaramayız. Çeşitli sebeplerle bir şey hakkında düşüncelerimiz sakat veya yanlış olabilir. Karşı bir düşünceyle karşılaştığımız zaman hemen alabora olmamıza gerek yoktur. İnsanın hatasını kalabalık bir ortam içinde de olsa kabul edebilmesi olgunluktur. Asıl hata, kibir ve büyüklük yüzünden körü körüne yanlış düşüncede ısrar etmektir."

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. örnek kompozisyon soruları
    Konu Sahibi Seabell Forum Türk Dili ve Edebiyatı
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 21.Şubat.2011, 19:43
  2. Cevap: 5
    Son Mesaj : 20.Aralık.2010, 11:49
  3. kompozisyon
    Konu Sahibi neslihan07 Forum Ödev ve Tezler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 14.Aralık.2009, 19:55
  4. Bir Kompozisyon Misali Yaşıyoruz Hayatı
    Konu Sahibi StoryLine Forum İnsan ve Hayata Dair
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Şubat.2008, 18:20
  5. Bankacilik, Yönetim Ve Performans Ilgili örnek Sorular
    Konu Sahibi StoryLine Forum Ekonomi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Ocak.2008, 12:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •