+ Yeni Konu aç
Sayfa 3 Toplam 6 Sayfadan BirinciBirinci 12345 ... SonuncuSonuncu
Toplam 54 adet sonuctan sayfa basi 21 ile 30 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Kompozisyon Örnekleri..Atasözleriyle ilgili Kompozisyonlar..Performans odevleri

Ödev ve Tezler Katagorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Kompozisyon Örnekleri..Atasözleriyle ilgili Kompozisyonlar..Performans odevleri Konusunu Görüntülemektesiniz.->KONU: "DEVLET, ADAMA AYAĞI İLE GELMEZ." Ana fikir: Saadeti elde etmek için onu aramak ve elde etmek için çaba harcamak ...

  1. #21
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    s11
    KONU: "DEVLET, ADAMA AYAĞI İLE GELMEZ."
    Ana fikir: Saadeti elde etmek için onu aramak ve elde etmek için çaba harcamak gerekir.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Ne kötü bir huyumuz vardır; elimizi şakağımıza dayayıp başımızı havaya kaldırarak mutlulukların hep gökten bir zembille inmesini bekleriz. Ağzımızda hep tekdüze ve alışılagelmiş yakarışlar: "Ah bir piyango çıksa da zengin olsam!", "Ah, bir arabam olsa!", "Ah, bir evim olsa!", "Ne olur sanki, müdürlük görevini bana verseler!", veya "Nerde o sınavı kazanacak şans bende?" v.s. Tabi, zamanımız çaba harcamaktan çok hayal kurmak ve yakarışla geçtiğinden, özel yaşayışımızda pek az bir ilerleme kaydeder veya olduğumuz yerde duraklarız. Sonra, talihsizliklere ve kadere bir yüklenmedir başlar. Hani, Allah da çalışmayan, gerekli mücadeleyi yapmayan kulu kayırmaz. İnsan, bir mevki, bir mutluluk hayal ediyorsa, oturmaktan veya olur olmaz, akılsızca bir mücadeleye girişmeden önce, plânlı bir şekilde düşünmeli. Acaba kavuşmak istediği şey nasıl bir mücadeleyi gerektiriyor? Amaca ulaşmak için izlenecek yolu belirledikten sonra, ne kadar yorucu olursa olsun, hedefi bulmak ve erişmek mümkündür. "Azmin elinden bir şey kurtulmaz" sözü, bunu özlü bir şekilde ifade eder. Düşün, çalış, yıkılma, sonunda er geç isteğine ulaşırsın. Yeter ki, iste... Ama bütün gücünü harcama pahasına da olsa istemesini ve azmetmesini bil."

  2. #22
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "DİLSİZ DE OLSA KÂMİL BELLİ OLUR."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı, olgun insanların dış görünüşlerinden belli olduğunu yansıtabilmektir. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Kâmil insanların kişilik ve özellikleri;
    2 - Kâmil insanların çevredeki etkileri;
    3 - Sonuç.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Kültürlü, iyi eğitilmiş, olgun ve faziletli insanların kendilerine özgü bir havaları vardır. Görünüşlerinde sanki yaşadıkları yılların ve tecrübelerinin izlerini taşırlar. Akıllı, onurlu, saygıdeğer, ciddi ve anlayışlı davranışlarıyla toplumdaki yerlerini sessiz sedasız buluverirler. Varlıklarında, ruhen eğitilmiş olmanın davranışlara, bakışlara kazandırdığı bir incelik ve başkalık vardır. Böyle insanları nerede olsa ayırabilmek mümkündür. Gereksiz ve kaba davranışlardan, asabilikten, dengesizlikten, heyecanlardan uzaktırlar. Ruhi asaletleri onlara ağırbaşlı bir görünüm kazandırır. Konuşmaları ve davranışlarıyla kişiliklerini kabul ettirirler.
    Demek oluyor ki, kâmil insan olma yolunda gösterdiğimiz çabalar, sonunda bizi.üstün kişilikli, saygıdeğer bir varlık haline getirir. Bu da en büyük kazançtır."

  3. #23
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "DOSTUN ATTIĞI TAŞ, BAŞ YARMAZ."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; dostlarımızın, bizim iyiliğimizi isteyen ve bunun için çalışan yakınlarımız olduklarıdır. Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Dostluğun anlamı ve insan hayatındaki önemi;
    2 - Dostlarımızın bizim iyiliğimiz yolunda gösterdikleri çabalar;
    3 - Dostlarımıza karşı inancımız;
    4 - Sonuç.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Dost, kötü günlerimizde teselli ve şefkatine sığındığımız, mutluluklarımızı paylaştığımız, ruhumuzun bütün sırlarını rahatlıkla açıklayabildiğimiz insandır. O, en fazla ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez, kutsal bir varlıktır. Başımız darda kaldığı zaman koştuğumuz ilk yer onun kapısıdır. O, bizi tamamlayan parçamız, devamımız demektir; onu kendimizden ayıramayız. Dostumuz bizi en az kendimiz kadar kayırır. Vefakar ve fedakardır.
    Gönlümüzde ve düşüncelerimizde büyük bir yer kaplayan dostumuz, daima bizim iyiliğimizi ister. Başarılarımızı alkışlar, kötü bir davranışta bulunduğumuz zaman bizi uyarır, doğru olanı gösterir. İyiliklerimizi över, kusurlarımızı gidermeye çalışır. Ona olan inancımız sonsuzdur. Bu yüzden yüzümüze vurduğu gerçekler ne kadar acı olsa, bizi incitmez. Hatalarımızı onarmaya, yanlışlarımızı düzeltmeye yöneltir. Onun ışık tutan, teselli eden varlığı; bizi mükemmelliğe eriştirmek için tenkit eden kılavuzluğu sayesinde kötülükleri yenmeye çalışırız. Ona karşı duyduğumuz saygı, derin ve samimi inanç bizi moral çöküntüsünden kurtarır. Dolayısıyla, onun gösterdiği yol bizi başarısızlığa değil, başarıya, mutsuzluğa değil, mutluluğa götürür.
    İyi niyeti, sevgiyi ve inancı hissetmek bizi güçlü kılar. Temenni edelim ki, bunun kaynağı olan dostlarımız eksik olmasın:"

  4. #24
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "DUVARI NEM, İNSANI GAM YIKAR."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; gereksiz üzüntülerin, tasaların insanı bir gün mahvedeceğini yansıtmak olmalıdır. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
    1 - Duvar ve nem, zarar ilişkisi yönünden incelenir;
    2 - Gamın ne olduğu açıklanır;
    3 - İnsan ve gam, zarar ilişkisi yönünden incelenir.
    4 - Mutlu olmak için umutlu olmanın gerekliliği üzerinde durulur.
    5 - Fikir ve görüşler derlenerek sonuca varılır.

    öRNEK ÇALIŞMA:
    Kolay kolay yıkılmaz etkisi bırakan kalın, güçlü duvarlar vardır; devamlı rutubet ve nem sinsi sinsi içine işledi mi artık o duvar yıkılmaya ve çökmeye mahkumdur. Gam denilen gereksiz tasa ve üzüntüyü de, sinsi sinsi insan vücudunu mahvetme niteliğiyle neme benzetebiliriz. Gerçekten, karamsarlıkların tümü demek olan gam, insan ruhuna bir kere yerleşti mi, yavaş yavaş kök salmaya ve bedeni hâkimiyeti altına almaya başlar. Devamlı üzüntü ve ruhî mutsuzluk insan sağlığını mahveder; onarılmaz moral çöküntüleri yaratır. Böyle bir ruh, birçok bedensel hastalığın temelini oluşturur. Bu durumda insan yaşama gücünü kaybeder, hayattan yavaş yavaş uzaklaşır. Ve sonunda, sinsi sinsi, içten içten yıpranan, çürüyen bir vücut halinde hayatiyetini kaybeder.
    Bu dünyada her şey geçicidir. Bütün karamsarlıklar yersizdir. Kara günlerin ve sıkıntıların sonu aydınlıktır. Olaylar karşısında hiçbir zaman ümitsizliğe, karamsarlığa, bunalıma düşmemeli; ruhumuzu bir karamsarlık ve üzüntü çölü haline getirmemeliyiz. Ümidini kaybetmeyen insanlar mutluluğa hak kazanırlar."

  5. #25
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "DÜŞMAN KARINCA OLSA, KENDİNİ MERDANE TUT.
    Ana fikir: Düşman ne kadar zayıf olursa olsun küçümsenmemelidir.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Ne kadar güçlü ve mükemmel bir insan olursak olalım, tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamak gerekir. Çünkü, yakınımızda veya uzağımızda bizi çekemeyenler, kuyumuzu kazmak isteyenler olacaktır. İyilerin ardında uğursuz bir gölge g.b. sinsi kötülerin var oluşu, dünyanın olağan hallerinden ve insanlığın kaderindendir. Çabalarımız, ideallerimiz ve düşüncelerimizle bunu değiştiremeyiz.
    Hayatta başarılı insan olabilmek için her tür şanssızlığı, aksiliği hesaplamalı, her şeyi akıl terazimizde ölçüp tartmalı, çevreye karşı daima uyanık durmalıyız. Ne kadar iyi olursa olsun hiç kimse, "benim düşmanım yoktur" diye övünemez. Sinsi emellerin, kara niyetlerin barınağı çok zaman kesinlikle saptanamaz. Ayrıca, kendi seviye ve kuvvetimizin aşağısında olan düşmanlarımızı küçümsememek gerekir. Düşmanın ve iftiranın büyüğü küçüğü olmaz; insanı olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda güç durumda bırakabilir. O halde, başarı ve mutluluk yolunda sağlam ve azimli adımlarla ilerlerken, gözlerimizi ideallerin ışığı kamaştırmamalı; ilerlediğimiz yola ve yoldakilere dikkat etmek, başkalarının bizi ezmelerine hiçbir şekilde fırsat vermemek başlıca prensibimiz olmalıdır. Kuşkulandığımız ufak bir hareket, söz veya kişi karşısında düşünmeli, tedbirli olmanın yollarını aramalıyız."

  6. #26
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "EDEBİ, EDEPSİZDEN öĞREN."
    Ana fikir: Edepsizin hareketleri, bu tür davranışların çirkinliğini ve yakışıksızlığını gözler önüne sererek edepli davranmanın yollarını kendiliğinden öğretir.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Bütün eğitim çabalarının, toplum ve ahlak yasalarının gayesi nedir? İnsanı faziletli, dürüst, terbiyeli bir kişi olarak topluma kazandırmak, doğruya, güzele yöneltmek... Aldığı eğitimi sindirmiş bir insan, neyin iyi, neyin kötü olduğunu kolaylıkla ayırt edebilir. Terbiye görmemiş, ahlaken eğitilmemiş kişiler kendi çaplarında birer zavallı oldukları gibi, toplum için de birer yüz karasıdırlar. Onlar, sadece kendi duygularının ve içgüdülerinin kanunlarına uyarlar. İşlerine gelmeyen durumlarda kimseye aldırış etmeden türlü edepsizlikler yaparlar. Hatta zaman zaman gülünç bir üstünlük kompleksine kapılan bu basit ve zavallı kişiler,kendilerini oldukları gibi görmeyi bir türlü beceremezler. Ne derece iğrenç ve çirkin hallere düştüklerini bir kavrayabilseler!
    Toplumun örf, adet ve geleneklerine ters düşen, ahlak kavramlarıyla bağdaşmayan, insanî duyguları yaralayan bu tür davranışlar, bütün his ve vicdan sahibi insanlar tarafından kınanır ve kabul edilemez bulunur. Kendi şahsî çıkarları uğruna başkalarına haksızlık eden, bu amaçla her türlü yalan ve hileye başvuranların korkunç gayretleri karşısında aklı başında hangi insan "edepsizlik ve haksızlık etmenin aşağılaştırıcı bir durum" olduğunu düşünüp de buna tepki göstermez! Toplum içinde şirretlik ve saygısızlık eden insanların hali hangimizde küçümseme duygusu uyandırmaz? Hangimizi toplum kurallarına uyma yolunda dolaylı olarak uyarmaz? Erdemli insan, bayağı insanların çirkin davranışlarından kendine bir ibret ve tecrübe payı çıkaran kimsedir."

  7. #27
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "EL AĞZINA BAKAN, KARISINI TEZ BOŞAR."
    Ana fikir: Başkalarının sözüyle hareket edenin yuvası yıkılır, işi bozulur.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Safiyet, bönlüğe kaçmamak şartıyla erdemli insana yaraşır; ayrı bir hava ve manevi bir güzellik katar. Ama bu safiyet bönlüğe varınca, birçok belanın, başa gelen gülünç durumların sebebi olur. Böyleleri çevrelerinde "aptal" olarak nitelendirilir. Her şeye, her söze çabuk kanmaları ve bu yüzden yanlış davranışlarda bulunmaları yüzünden daima bir alay ve eğlence konusu olurlar. Hele muziplerin ve kötü niyetlilerin oyunları yüzünden türlü hayal kırıklıklarına uğrarlar.
    Bu dünyada, iyi niyetli ve saf insanların yanında, kötü fikirli, kıskanç insanlar da vardır. Böyleleri, faydalı işler yapmazlar. Bu insanlar kendi işlerine bakmaz, çevrelerini incelerler. Ama iyi gözle mi? Hayır, sadece huzur bozucu bir şey bulmak, dedikodu ve iftira yapmak için. Onları böyle davranışlara iten dürtünün gerçek sebebi kesin olarak saptanamaz. Kötü insanlar için kötülük etmek bir zevktir. Böyleleri bazen öyle sinsi ve ustalıkla hareket ederler ki, bunlara yalnız yukarıda bahsettiğimiz bönler değil, akıllı geçinen insanlar bile kapılır.
    Yaşamak ve çevreyle bağdaşmak kolay bir iş değildir. Bugün kurduğumuz düzende kendi yakınlarımız arasında kimseye zarar vermeden mutlu olabiliriz; birtakım başarılar elde ederek övünebiliriz. Ama her zaman için üzerimizde kem bakışlar vardır; farkında olmayız. Bir gün, bu kem bakışların sahibi dost kılığına girip, sırf mutluluğumuzu ve basanlarımızı kıskandığı için bizi fark ettirmeden zehirleyebilir; içimize şüphe canavarını sokabilir. Hani, bazen zehri altın kupada sunarlarmış. O da öyle, gözümüzü kamaştırıp ruhumuzun derinliklerine inerek zehrini salabilir. Bu durumda telaşa kapılmak, bizi büyük felaket ve kayıplara sürükler. Yapmamız gereken şey, çevremizdekilerle dostluk kurarken çok dikkatli olmamız, hiçbir şeyi mantık süzgecinden geçirmeden kabul etmememizdir.
    Bizi her türlü hainliğe karşı koruyacak en büyük silah, mantık ve düşüncedir. Aksi halde yersiz şüpheye kapılıp çevrelerine ve kendilerine zarar verenler, fesat yapanlar kadar suçludurlar."

  8. #28
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "ELDEN GELEN ÖĞÜN OLMAZ."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; insanın başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmesinin en büyük mutluluk olduğudur. Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz.
    1 - Yaşamak için gereken çaba;
    2 - Başkalarına muhtaç olmanın zararları;
    3 - İnsanın kendi ihtiyaçlarını sağlayabilmesinin faydaları;
    4 - örnekler;
    5 - Sonuç.
    öRNEK ÇALIŞMA:
    "Hayat mücadelesine girişen herkes mutluluk, rahat ve güven içinde olmak istiyorsa tüm gücüyle çalışmalı; ekmeğini taştan çıkarmasını bilmelidir. Başkalarının sırtından geçinmeye kalkışmak, onlardan yardım beklemek insana düzenli ve normal bir hayatın mutluluğunu sağlamaz. "Her koyun kendi bacağından asılır" derler. Dolayısıyla herkes yaşamak için kendi çapında bir çaba göstermelidir.
    Geçimde başkalarından yararlanmak insanı sıkıntılardan kurtarmaz. Bu durumda, insanın istediği şeylere istediği anda kavuşması mümkün olmaz. Başkaları hiçbir zaman bizi kendimiz kadar düşünemez, ihtiyaçlarımızı gereği kadar bilmezler.
    Akıllı ve gururlu bir insan için hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamak, kendi kendinin efendisi olmak, istediği şeylere, istediği anda kendi iradesiyle erişebilmek, başarıların en şereflisi ve en güzelidir."

  9. #29
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "EL YUMRUĞUNU YEMEYEN KENDİ YUMRUĞUNU BOZDOĞAN ARMUDU SANIR."
    Ana fikir: Başkasından dayak yemeyen, kendi attığı dayağın acısını takdir edemez.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Hayat bir mücadeledir. Bu mücadelede pısırık ve güçsüz olanlar yenilmeye mahkumdur. Hak verilmez, alınır derler. Huzurun yaratılmasında, adaletin gerçekleşmesinde insanların şahsî çabalarının ne derece rol oynadığı bu sözde kuvvetli bir şekilde belirtilir. Hayat denilen bu mücadele alanında garip bir üstünlük ve kuvvetlilik kompleksi içinde olan zorbaların sayısı azımsanamaz. Bunlar, gerçek "hak" kavramından ve insanî duygulardan yoksundur. Hak etmek, onlar için istemek; elde etmek doğal bir sonuçtur. Bunlar, karşılarındakiTM düşünmezler. Kendi kaba kuvvetlerine, kapris ve ihtiraslarına güvenirler. Kendilerini bu dünyanın hâkimi sanırlar; astıkları astık, kestikleri kestik olsun isterler. Karşılarına zayıflar çıktıkça, onlar bu çirkin davranış ve emellerinde daha bir direnirler; daha bir zalim ve acımasız olurlar. Bu durum hep böyle devam edecek sanırlar. Üstelik bu olumsuz davranışlarıyla övünür ve gururlanırlar. Bir gün, karşılarına kendilerinden daha kuvvetli olan birisi çıkar, hadlerini bildirir. O zaman neye uğradıklarını şaşırarak kaçacak delik, öpecek el ararlar. Zorbalığın ve haksızlığın ne kadar fena bir şey olduğunu anlar, belki de pişman olurlar ama ne fayda! İş işten geçmiş olur."

  10. #30
    Şirine Seabell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    37.019

    Standart

    .
    KONU: "EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAZ."
    Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
    Açıklamamızın amacı; tahminlerimizin, kendi kendimize yaptığımız planların bazen gerçeklerle uyuşmaması, bu yüzden çok defa umduklarımızla karşılaşamamamızdır. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
    1 - Gerçekleri tanımayan insanın hayata karşı tutumu;
    2 - Umutlar ve tahminlerle gerçeklerin çatışması;
    3 - Konuyla ilgili örnekler;
    4 - Sonuç.
    ÖRNEK ÇALIŞMA:
    "Hayatta ne derece tecrübe kazanmış olursak olalım, genellikle hepimizde gerçeklerin soğuk katılığını yumuşatma eğilimi vardır. Bu herhalde, insanların, her şeyin kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesini beklemesi eğiliminden kaynaklanıyor olsa gerektir. Bu sebeple, kendi köşemizde,- kendi kendimize yapacağımız hesaplarda ve yorumlarda her zaman için yanılabiliriz. Kendi dünyamızda türlü şekillerle hayal ettiğimiz gerçekler hiç ummadığımız bir çetinlikle karşımıza çıkabilir; bizi yenilgiye, hayal kırıklığına uğratabilir.
    Hayatta birçok insanın içine düştüğü bunalımlar hep bu, "evdeki pazarın çarşıya uymaması" yüzündendir. Ne kadar olgun ve akıllı olursak olalım, hayatın karşımıza çıkaracağı sürprizlerin hepsini kavrayamayız.
    Bu yüzden çeşitli kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmalı, plân ve düşüncelerimizde katı sınırlar yerine esnek bir ihtimal payı bırakmalıyız."

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. örnek kompozisyon soruları
    Konu Sahibi Seabell Forum Türk Dili ve Edebiyatı
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 21.Şubat.2011, 20:43
  2. Cevap: 5
    Son Mesaj : 20.Aralık.2010, 12:49
  3. kompozisyon
    Konu Sahibi neslihan07 Forum Ödev ve Tezler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 14.Aralık.2009, 20:55
  4. Bir Kompozisyon Misali Yaşıyoruz Hayatı
    Konu Sahibi StoryLine Forum İnsan ve Hayata Dair
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Şubat.2008, 19:20
  5. Bankacilik, Yönetim Ve Performans Ilgili örnek Sorular
    Konu Sahibi StoryLine Forum Ekonomi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Ocak.2008, 13:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •