Ödev ve Tezler Katagorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan arkadaşalr acil yardımınıza ihtiyacım var lütfen yrdım edin Konusunu Görüntülemektesiniz.->askeri müzik hakkında bilgi ye ihtiyacım var nerden geldiği kökeni falan çok acil lütfen ......
| |||||||
| Kayıt ol | Kimler Online | Yeni Mesajlar | Yardım | Üye Listesi | Konularım | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #4 (permalink) | ||||
| Bakteri
| bunu mutlaka görmüşündür arastırma yaparke ama belki gözünden kaçmış olabilir . Türk Tarihinde Askeri Müzik Türk milletinin medeniyet ve kültür sahasındaki yüksek kudret ve kabiliyeti, dünyaca bilinen ve teslim edilen bir hakikat olmuştur. Çok eski devirlerden beri, güzel san’atlara karşı olan istidat ve ilgileri, her şeyden önce musikiye verdikleri kıymet, yerli ve yabancı tarih sahifelerinde göze çarpmaktadır. Türkler arasında musikiye gösterilen bu derin ilgi, aile içinden savaş meydanlarına kadar yayılmıştır. Mehterin, Türk hakanlarının, Osmanlı sultanlarının, serdar ve vezirlerin, hatta dış memleketlerde görevli sefirlerin, ordugahlarında, saraylarında, kale ve kulelerinde, elçilik konaklarında günün belirli saatlerinde nevbet vurmaları, repertuarlarında mevcut beste ve kompozisyonları çalmaları, yani nevbet vurulmaları en önde gelen görenek ve geleneklerden olmuştur. Osmanlılar, fethettiği ülkelere bu geleneklerini de götürmüşlerdir. Bugün yalnız doğu ülkeleri değil, avrupalılar da askeri musikilerini mehtere borçludurlar. Bu geleneklerin son işaretlerine, Cengizler, Timurlar, Harzemler, ve Selçuklulardan sonra Osmanlı Devletinin arşivlerinde rastlamaktayız. Türklerde musiki milattan çok öncelere dayanmaktadır. Bu musikinin, günümüzden 2500 yıl öncesine kadar uzandığı tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Daha öncesi ise, efsanevi rivayetlerden ibarettir. Osmanlı Ordu Müzikasının, (mehterhane) ve (tabılhane) sözleriyle anılması, bu ocakların başlangıcının arap ve fars kültüründen geldiği intibaını verebilir. Ayrıca, zurna, nefir, tabıl, zil gibi saz isimlerinin de türkçe olmayışı bu görüşü kuvvetlendirebilir. Ancak, bunun sebebini türklerin islamiyeti kabul edişlerinin ilk zamanlarındaki tercümecilikte ve aslına ulaşmak için gösterilen gayretlerde aramak gereklidir. Orhun Yazıtları (VIII. miladi yüzyıl), Kaşgarlı Mahmud’un arapça açıklamalı türkçe lugatları, Divanı (XI. yüzyıl), Farabi, Harzemi gibi Türkistanlı bilginlerin musiki eserleri, tabılhanelerin türk kağanlarının saraylarında bulunduğunu ve "tuğ" ismiyle anıldığını ortaya koymaktadır. Bu kelimeyi çince sananlar olmuştur. Nitekim "tuğra" kelimesini de farsça zannedenler olmuş, lakin Kaşgarlı Mahmud’un lugatındaki açıklama gerçeği ortaya çıkarmıştır. Tuğ topluluklarının çaldıkları bazı sazların o zamanki adları ile bugünkü karşılıklarını şu şekilde vermek mümkündür: Yırağ: Surnay, zamanla bizde; Zurna Burgay: Bur veya buğ. Boru, arapça; Nefir Küvrük: Kus, zamanla bizde; Kös Tümrük: Tabıl, dühül, zamanla bizde; Davul Çeng: Zil, gong, çanğ Bunlardan has türkçe olanların, asya ve kıpçak çerçevesinde epeyce uzun ömürlü oldukları bilinmektedir. Evliya Çelebi, kırımlıların atlar üzerindeki "küvrük" yani, "kös" çalıcılarını yerinde gördüğünü Seyahatnamesinde yazmaktadır. Burguy, "boru" ise bizde hala vardır. Balkan dillerinde zurnanın küçüğüne "cura" ismi verilmiştir. Aslında "yurağ"dan kalma bir kelime olmalıdır. | ||||
| | |
| | #5 (permalink) | ||||
| Bakteri
| MEHTER İÇİN ÖNSÖZ Askeri bandoların atasıdır. Mehterhaneler, Osmanlı Devleti’nin kurulduğu 1289 yılından Yeniçeri Ocağı’nın lağvedildiği 1826 yılına kadar Osmanlı coğrafyasının her köşesinde teşkilatlandırılmıştır. Revaçta olduğu ve ordunun ayrılmaz bir unsuru olarak kabul edildiği dönemlerde, padişah fermanları ile kollanıp gözetilen mehterin icra ettiği yüzlerce marş, türkü, ilahi, sanat müziğinden maalesef günümüze çok az eser kalmıştır. Mehteran bünyesinde bulunan sazların her biri, savaş aletlerinden, unsurlarından birini temsil eder. Bu anlamda, kös; şahî topu, davullar; top seslerini, ziller; kılıç şakırtılarını, nakkareler; koşan atların nal seslerini, zurnalar; kişneyen atları, Cevgan; yiğit askerlerin nidalarını taşımaktadır. Mehteran nevbet vururken ‘tüyleri diken diken’ olan insanımız, Yemen Türküsü, Kırımdan Gelirim, Estergon Kal’ası, Plevne Marşı, Bağdat’ın Kapısını Genç Osman Açtı, Kıbrıs Marşı, Cezayir Marşı, Sivastopol Marşı gibi eserleri dinlerken parçalanmış Osmanlı’yı ve öz varlığından koparılmış vatan topraklarını hüzünle yâd etmektedir. 1950 yılı sonrasında ülkemizde kurulan mehterhanelerin çoğu maalesef olması gereken kaliteden çok uzak, temsil gücü zayıf durumdadır. Müziğin bir mesaj olarak kullanılmasında ve insanımızın tarih şuuru ve dinamizm kazanmasında, binlerce yıllık kültürümüzün yeniden ihyasında etkin rolü olacağını düşünüyoruz. | ||||
| | |
| | #6 (permalink) |
| Bakteri | hayır ya hani varya türklerde mehter marşı ruslarda kızlordu gibi savaşlarda askerlere gaz vermek amacıuyla çalınan müzik bu müziğin nereden geldiği ne zamn ortaya çıktığı gbi lütfen acil lazım internette yalnızca türklerde mehter marşından bahsediyo ben daha genell olarak askeri müziğin nasıl ortaya çıktığını öğrenmek istiyorum |
| | |
| | #7 (permalink) | ||||
| Bakteri
| Osmanlılarda Mehterin Tarihi [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...], Osmanlı'ya Anadolu Selçuklu'lardan geçmiştir. XVI. Yüzyıldan itibaren teşrifata ve kanunlara bağlanmıştır. Bilecik, Söğüt-Domaniç bölgesi "uç beyi" olan, Oğuz boyu Kayı aşireti başkanı, Ertuğrul Gazi'nin oğlu Kara Osman Bey, Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Gıyaseddin Mes'ud tarafından "Mensur-i Padişahî" (mülkiyet farmanı) ile bu bölgenin, sahibi kılınmıştır. Bizans tekfuru ile yaptığı savaşlarda zaferler kazanan Osman Bey, bu başarıları ile beyliğinin sınırlarını büyütmüştür. İnegöl'e taarruz ederek kaleyi almış, elde ettiği savaş ganimetlerinden bir kısmını Selçuklu hükümdarına göndermek suretiyle bağlılığını göstermiştir.Osman Bey'in bu tavrından çok memnun olan II. Gıyaseddin Mes’ud, adamlarından Kara Balaban çavuş aracılığıyla 1289 da Osman Bey'e bir ferman daha göndererek Osman Bey'i kutlamış ve "Emirlik payesi" taltifi, istikal nişanesi, egemenlik sembolü sayılan tuğ, alem, tabl (davul), nakkare, cevgen gibi musiki aletleri, ayrıca bir kılıç, gümüş eğer takımı, at hediye etmiştir. Bunlarla beraber ak renkte sancak ve gönderdiği çalgı aletlerini çalabilen çalıcılar göndermiştir. Eskişehir'de, bir ikindi vakti Osman Bey’in huzurunda ilk nevbet vurulmuş, Osman Bey de mehteri ayakta dinleyerek Selçuklu hükümdarına saygısını ifade etmiştir. Bu harekete II. Mehmed’e (Fatih) kadar büyük padişahlar uymuşlardır. Bu olayı doğrulayan Hadîdi tarihinde: "Henüz var padişahlarda bir adet Ayak üzere durur çalınsa nevbet" kaydına rastlanmıştır. Bu adet hakkında Fatih Sultan Mehmed: " İkiyüzyıl evvel ölmüş bir hükümdar adına ayağa kalkılmaz, bu şekil saygı Büyük Osmanlı Devleti'nin şanına, yüceliğine uygun düşmez." demiş ve nevbet vurulduğu zaman mehteri oturduğu yerden dinlemek suretiyle bu adeti kaldırtmıştır. Padişah mehterhanesi, hükümdar savaşta iken otağ-ı hümayun önünde, sulh vaktinde saray içinde, kale ve kulelerden her ikindi vakti nevbet vururlardı. Ayrıca padişahların tahta çıkışlarında, kılıç kuşanma törenlerinde, savaş meydanlarından zafer haberleri geldiğinde de nevbet vurulurdu. Anadolu Selçuklu Devletinde adı "Tabılhane-i Hakanî" iken, Osmanlılara geçen ordu mızıkasına, "Tabl-ı âl-i Osmanî" adı verilmiştir. Kuruluşu ve protokolü kanunlara bağlanmış, musiki prensipleri de belirlenerek ordu mızıkası haline getirilmiştir. Selçuklular zamanında ki tabılhanelerle, Osmanlılar zamanındaki mehterhaneler, bu devletlerin egemenlik, hükümranlık sembolü olarak kabul edilmiştir. Osmanlılar tarihinde de devletin hakimiyetine giren küçük beyliklere, padişahlarca mehterhane kurdurulmuştur. Mehterhane-i Hakanî, padişahların tahta çıkışlarında kılıç kuşanma törenlerinde, savaşlardan zafer haberleri geldiğinde, şehzadelerin sünnet merasimlerinde nevbet vururlardı. Mehterhaneler yalnız padişahlar ve yeniçeri ocaklarıyla sınırlandırılmış değildi. Ayrıca, serdarların, vezirlerin, hatta dış ülkelerde görevli elçilerin, yurt içinde de her şehir ve kasabaların, köylerin kendi bünyelerine uygun mehterhaneleri bulunduğu bilinmektedir. Serhad boylarında gördüğü bir mehterhaneyi seyehatnamesinde anlatan Evliya Çelebi: "Budin sarayında, bu saray yakınında bulunan bir kulede 9 katlı mehterhane sabahlar kadar nevbet vurur, ora sakinlerini ve askerleri eğlendirirdi ." der. (Seyahatname cilt IV, sahife 237) XVII. yüzyılda ,A. Galland, Edirne’de gördüğü bir mehterhaneyi şöyle anlatır.:"5-6 nefir, 3 kös, 8 davul ve nekkare ve o kadar zillerden toplu bir grubun çaldığı cenk marşları herkesi hayran etmekteydi." | ||||
| | |
![]() |
| Thread Tags |
| mehter nekkare calinmasi tabılhane |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Lütfen Yardımmmmmmm!!!!!!Acil | ! P r 3 n S !™ | Oyun Download | 0 | 05-09-2009 23:08 |
| arkadaslar cok acil lütfen | kral6161 | Driver ve Sürücüler | 2 | 18-08-2009 18:17 |
| lütfen yardım edin | rest_çektim_anılara | Sağlık | 4 | 22-02-2009 22:42 |
| acil n96 oyunları lazım lütfen yardım edin!!!!!!!! | DoLuNaY_23 | Cep Telefonu Programları | 0 | 05-10-2008 22:57 |
| acil bir işe ihtiyacım var .... | azbirazyokum | Bakterice Muhabbet | 7 | 08-02-2008 16:42 |