+ Yeni Konu aç
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Uyak ve Ölçü

Ödev ve Tezler Katagorisinde ve Türk Dili ve Edebiyatı Forumunda Bulunan Uyak ve Ölçü Konusunu Görüntülemektesiniz.->KAFİYE (UYAK): Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir. Yanıp tutuşmadan aylarca ...

  1. #1
    Bakteri MαζдŦŷǻŁĨ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ekim.2007
    Nereden
    !.[KöpRü Altı].!
    Mesajlar
    5.634

    Standart Uyak ve Ölçü

    .
    s11
    KAFİYE (UYAK): Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir.

    Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü,
    Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş mü?


    1) YARIM KAFİYE: Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

    Örnek-1
    Ben çektiğim kimler çeker
    Gözlerim kanlı yaş döker
    Bulanık bulanık akar
    Dağlarım seliyim şimdi


    Örnek-2
    İstedim kendimi bu göle atam
    Elimi uzatıp yavruyu tutam


    Örnek-3
    Üstümüzden gelen boran kış gibi
    Şahin pençesinde yavru kuş gibi
    Seher sabahında rüya düş gibi
    Çağıta bağırta aldı dert beni

    2) TAM KAFİYE: İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
    Örnek-1
    Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum,
    Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum,
    Hulyamı tutan bir büyü var onda diyordum

    Örnek-2
    Sen miydin o afet ki dedim, bezm-i ezelde
    Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde,
    Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,
    Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.

    Örnek-3
    On atlıya karar verdim yaşını
    Yenice sevdaya salmış başını
    El yanında yakar gider kaşını
    Tenhalarda gülüşünü sevdiğim.

    3) ZENGİN KAFİYE: Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.
    Örnek-1
    Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
    Soğuk bir mart sabahı.. Buz tutuyor her soluk

    Örnek-2
    Baygın bir ihtizaz ile bi-huş akar dere,
    Sahillerinde çocuklar uzanmış çemenlere…

    Örnek-3
    Miskin Yunus biçareyim
    Baştan ayağa yareyim
    Dost ilinden avareyim
    Gel gör beni aşk neyledi

    4) CİNASLI KAFİYE: Anlamları ayrı, fakat yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.
    Örnek-1
    Niçin kondun a bülbül
    Kapımdaki asmaya
    Ben yarimden vazgeçmem
    Götürseler asmaya


    Örnek-2
    Bilmem ki yaz mı gelmiş
    Niçin açmış gül erken
    Aklımı kayıp ettim
    Nazlı yarim gülerken


    Örnek-3
    Kendin çöz kendin tara Bağ bana
    Değmesin el başına Bahçe sana bağ bana
    Ben yarime kavuştum Değme zincir kar etmez
    Darısı el başına Zülfün teli bağ bana

    REDİF:Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine “redif” denir.
    Örnek-1
    Bizim elde bahar olur, yaz olur.
    Göller dolu ördek olur, kaz olur.
    Sevgi arasında yüz bin naz olur.
    Suçumu bağışla, ben sana kurban.


    Örnek-2
    Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar,
    Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
    Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
    Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.



    Uyak (Kafiye) Örgüsü

    İlk olarak dizelerin son seslerine bakılarak bir dörtlüğün kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzenlerinin, mısraların son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır.
    1- Düz Kafiye: Birinci mısra ile ikinci mısraın; üçüncü mısra ile dördüncü mısraın birbiriyle kafiyeli olmasıdır aaaa, aabb, aaab. Mesnevi tarzı kafiye de denilir.
    a- İftardan önce gittim Atik-Vâlde semtine,
    a- Kaç defa geçtiğim bu sokaklar, bugün yine
    b- Sessizdiler. Fakat Ramazan maneviyyeti
    b- Bir tatlı intizara çevirmiş sükûneti

    a- Gökyüzünde tüten olsam
    a- Yeryüzünde biten olsam
    b- Al benekli keten olsam
    b- Yar boynuna sarsa beni


    2- Çapraz Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile üçüncü mısraın, ikinci mısra ile de dördüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abab şeklinde gösterilir.
    a- Hayran olarak bakarsınız da
    b- Hûlyanızı fetheder bu hâli
    a- Beş yüz sene sonra karşınızda
    b- İstanbul Fethi’nin hayâli
    a- Bir hayalet gibi dünya güzeli
    b- Girdiğinden beri rüyâlarına,
    a- Hepsi meshûr, o muamma güzeli
    b- Gittiler görmeye Kaf dağlarına
    3- Sarma (l) Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile dördüncü mısraın ve ikinci mısra ile de üçüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abba şeklinde gösterilir.
    a- İhtiyar elini bağrına soktu,
    b- Dedi ki, “İstanbul Muhasarası
    b- Başlarken aldığım gaza yarası
    a- İçinden çektiğim bu oktu!”

    b- Bir sonbahar akşamı… sahillerdeyim a Gamlı bir heykel gibi kayalarla ben
    b- Dağınık saçlarımdan pervasız esen
    a- Rüzgârların elinde bir kırık neyim



    Ölçü (Vezin)

    Hece Ölçüsü

    1. Şiirde mısralar arası hece sayısı eşitliğine dayanır.
    2. Türkçe kelimelerde hemen hemen bütün heceler eş değerde söylenir. Hecelerde kalınlık, incelik, uzunluk, kısalık farkı gözetilmez. Bu bakımdan hece ölçüsü Türk dilinin yapısına da en uygun ölçüdür.
    3. Milli ölçümüzdür.
    4. Hece ölçüsüne parmak hesabı da denilir.
    5. Hece ölçüsü, Türk edebiyatının başlangıcından bu yana kullanılmıştır. İslamiyetten sonra Divan edebiyatında aruz ölçüsü kullanılırken, Halk edebiyatında hece ölçüsü kullanılmaya devam etmiştir. .
    6. Hece ölçüsünün “hece sayısı” ve“duraklar” olmak üzere iki temel özelliği vardır.

    a. Hece Sayısı: Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirin bütün mısralarında eşit sayıda bulunur. Hece sayısı aynı zamanda o şiirin kalıbı demektir.

    Bu va tan top ra ğın ka ra bağ rın da
    Sı ra dağ lar gi bi du ran la rın dır
    Bir ta rih bo yun ca o nun uğ run da
    Ken di ni ta ri he ve ren le rin dir

    Bu dörtlükteki bütün dizeler 11 heceden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu şiir Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılmıştır.
    Bu da ğı a şam de dim
    A şam do la şam de dim
    Bir ha yır sız yâr i çin
    Her ke se pa şam de dim
    Bu dörtlük 7’li hece kalıbıyla yazılmıştır.

    Baş ka sa nat bil me yiz, kar şı mız da du rur ken
    Söy len me miş bir ma sal gi bi A na do lu’muz
    Bu şiir Hece Ölçüsünün 14’lü kalıbıyla yazılmıştır.

    b. Durak: Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde, ahengi artırmak amacıyla mısralar belli yerlerinden ayrılır. Bu ayrım yerlerine durak (durgunlanma) denir.
    1. Durak, ahenk sağlayan bir çeşit ses kesimidir.
    2. Sözün gidişi zorlanmadan şiir okuyucusuna bir nefes payı bırakılmıştır.
    3. Duraklarda kelimelerden ortalarından bölünemez. İyi bir durakta kelime mutlaka bitmiştir.
    Not: Bir şiirde, bütün dizelerin durakları aynı olabileceği gibi, belli dizelerde farklı duraklar da kullanılabilir. Bir şiirin her dizesinde farklı duraklar kullanılmışsa, o şiir duraksız kabul edilir.
    4. Hece ölçüsünde ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı duraklar kullanılmıştır.
    Kalıplar:
    1. Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirde, bir mısradaki hece sayısı o şiirin kalıbıdır.

    2. Hece ölçüsünde “ikili” den “yirmili” ye kadar kalıp vardır.
    3. Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplar yedili, sekizli, onbirli, ondörtlü kalıplardır.
    Yedili kalıp:
    Giderim-/yolum yaya 3+4=7’li hece ölçüsü
    Cemâlin-/benzer aya
    Eridim-/hayal oldum
    Günleri-/saya saya

    Sekizli kalıp:
    Gel dilberim-/kan eyleme 4+4=8’li hece ölçüsü
    Seni kandan-/ sakınırım
    Doğan aydan / esen yelden
    Seni gülden / sakınırım
    Âşık Ömer

    Hece ölçüsünün on birli kalıbı:
    İptida Bağdad’a / sefer olanda 6+5=11’li hece ölçüsü
    Atladı hendeği / geçti Genç Osman
    Vuruldu sancaktar / kaptı sancağı
    İletti, bedene / dikti Genç Osman
    Kayıkçı Kul Mustafa

    Başka sanat bilmeyiz / karşımızda dururken
    Söylenmemiş bir masal / gibi Anadolu’muz 7+7=14’lü hece ölçüsü.
    Arkadaş, biz bu yolda/ türküler tuttururken
    Sana uğurlar olsun / ayrılıyor yolumuz
    Faruk Nafiz Çamlıbel

    Duraksız şiir: (Hece ölçüsünün on birli kalıbı):
    Bir düşünsen, yarıyı geçti ömrüm 11
    Gençlik böyledir işte, gelir gider; 11
    Ve kırılır sonra kolun kanadın; 11
    Koşarsın pencereden pencereye 11

    Cahit Sıtkı Tarancı
    Yukarıdaki dörtlüğü oluşturan bütün dizelerdeki hece sayısı 11’dir. Fakat bütün dizelerde duraklar aynı yerde değildir. Kelimeler ortadan bölünemeyeceğine göre bu dörtlüğü duraksız kâbul etmek zorundayız. Bu durumda yukarıdaki şiir hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla ve duraksız olarak yazılmıştır diyebiliriz.
    Aruz Ölçüsü
    Aruz, Arapça bir kelimedir ve “Çadırın ortasına dikilen direk” anlamına gelir. Bir edebiyat terimi olarak “hecelerin uzunluk ve kısalıkları temeline dayanan nazım ölçüsü” demektir.

    1. Aruz ölçüsü ilk olarak Arap edebiyatında kullanılmıştır. Daha sonra İran Edebiyatı’na geçen bu ölçü, XI yüzyıldan itibaren Türk şairlerince de uygulanmaya başlanmıştır.

    2. Rahat kullanılabilmesi için bol miktarda uzun heceye ihtiyacı olan bu ölçü, aslında Türkçe’nin kelime yapısına uygun değildir. Bu yüzden Aruzu ilk defa kullanan Karahanlılar Türkçe’nin kelimelerini bozarak kısa heceleri uzun okuma yoluna gitmişlerdir. Zamanla bu da yeterli olmamış; şairler, Arapça ve Farsça kelimeleri sık sık kullanmaya başlamışlardır. Bu durum, Türk dilinin kelime hazinesinin giderek yabancı kelimelerle dolmasına yol açmış, böylece şairlerin güzel kullanışlarından mahrum kalan Türkçe, anlam ve kavram bakımından yoksullaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Diğer yandan Türkçe, aldığı bu yabancı kelime ve kavramları Türkçeleştirdiği zaman güçlü bir dil olmuştur. Aruzla birlikte, halk arasında yaşamaya devam eden milli şiir ölçümüz hece, bu yoksullaşmayı bir ölçüde durdurmuş ve Türkçe kendi geleneği içinde varlığını sürdürmüştür.

    3.1908’den sonra şairler arasında başlayan aruz hece tartışması, hecenin zaferi ile sonuçlanmış; ancak Divan Edebiyatı nazım ölçüsü olan aruzun da artık bir Türk şiir ölçüsü olduğu kabul edilmiştir.


    4. Aruz ölçüsü daha çok Divan Edebiyatında kullanılır.

    5. Aruzla yazılan ilk Türk eseri Yusuf Has Hacib’in yazdığı Kutadgu Bilig’dir.

    6. Aruz XI. asırdan beri heceyle beraber kullandığımız ölçüdür. Bu ölçü zamanla Türkçe’ye en iyi şekilde uygulanmış. Mehmet Âkif, Yahya Kemâl, Faruk Nafiz gibi şairlerimizin elinde ustalıkla kullanılmıştır.

    Not: Aruz ölçüsünün temeli, hecelerin uzun ve kısa olmaları özelliğine dayanır. Ölçünün doğru bulunması için önce mısradaki hecelerin değerinin tespit edilmesi gerekir. Aruz vezninde heceler iki şekilde değerlendirilir.Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri

    Açık / kısa heceler ( . ) ( v ) | Kapalı / uzun heceler ( - )

    1.Açık / kısa heceler :

    1. Ünlülerle biten hecelerdir.
    2. Bu heceler aruz incelemesinde ( . ) ve ( v ) işaretleriyle gösterilir.
    3. Açık - kısa hecelerin ses değerleri “yarım” kabul edilir.


    2. Kapalı / uzun heceler: Tam ses değeri taşıyan hecelerdir.

    1. Ünsüzlerle ve dilimize Arapça ve Farsça’dan geçmiş uzun ünlüler (â, î, û )’le biten hecelerdir.
    2. Bu heceler aruz incelemesinde (-) işaretiyle gösterilir.
    3. Kapalı- uzun hecelerin ses değeri “tam”dır.

    Not 1: Arapça ve gelme Farsça’dan gelme uzun ünlülerle kurulan ( âb, ûl…) gibi iki sesli hecelerle; ( rûy, rûy, cûy…) gibi üç sesliler yerine göre, aruzda bir buçuk hece değerinde tutulur ve (- . ) işaretiyle gösterilir. Yine bu dillerden gelen iki ünsüz bitişik düzende olan (aşk, ahd…) gibi heceler de, yerine göre bir buçuk hece değerinde kabul edilir.

    Not 2: dize sonundaki bütün heceler uzun – kapalı ( - ) hece kabul edilir. Yani dize sonundaki ses ister uzun ister kısa olsun, mutlaka uzundur.

    1- Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak üzere üçe ayrılır.

    2- Başlıca tef‘ileler şunlardır: Fa‘ (-), Fe ul (. -),Fa‘ lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- . -), Fe û lün (. - -), Mef û lü (- - .), Fe i lâ tün (. . - -), Fâ i lâ tün (- . - -), Fâ i lâ tü (- . - .), Me fâ i lün (. - . -), Me fâ î lün (. - - -), Me fâ î lü (. - - .), Müf te i lün (- . . -), Müs tef i lün (- - . -), Mü te fâ i lün (. . - . -)… Burada tef‘ilelerle parantez içindeki hecelerinin değerlerinin aynı olduğuna dikkat ediniz.

    3- Aruz vezninde tef‘ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef‘ilelerde durgu yapılmaz.

    4- Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.

    5- Farsça tamlama eki olan “-i” ile “ve” anlamındaki “ü, vü” bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.

    6- Medli heceler hafif bir “i, ı” sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşk[i]den şeklinde söylenmelidir.

    7- Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef‘ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef‘ile ise Fa‘lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef‘ile parantez içinde hemen altında gösterilir.

    8- Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl Marşı’nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır.

    9- Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazan eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.

    Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece

    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece

    10- Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir.

    11- Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin’in “Elhân-ı Şita” adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.

    12- Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz.

    13- Bu kitaptaki Divan edebiyatına ait şiirlerin imale ve zihaf kusuru olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir.

    14- Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır:

    a) Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat ederek yazmalıyız.

    b) Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tesbit edilir.

    c) Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz.

    d) Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür.

    e) Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef‘ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef‘ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa’, Fe i lün, Fâ i lün gibi tef‘ileler sonda bulunur.

    f) Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat etmelidir.

    ARUZ KALIPLARIYLA İLGİLİ UYGULAMALAR
    1.
    Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün


    Saçma ey gö/z eşk[i]den gön / lümdeki od / lare su

    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

    Kim bu denlü / tutuşan od / lare kılmaz / çâre su

    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

    Fuzûlî

    2. Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

    Dinle neyden / kim hikâyet / etmede

    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

    Ayrılıklar / dan şikâyet / etmede

    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ Nahifî

    3. Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün

    (Fâilâtün) (Fa’lün)


    Hani ol gül / gülerek gel / diği demler / şimdi

    . . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _

    Ağlarım hâ / tıra geldik / çe gülüştük / lerimiz

    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _

    Mâhir

    4. Feilâtün / Feilâtün / Feilün

    (Fâilâtün) (Fa’lün)

    Ne Süleymân / ne Selîm’in / kuluyuz

    . . _ _ / . . _ _ / . . _

    Hazret-i Rab / b-i rahîmin / kuluyuz

    _ . _ _ / . . _ _ / . . _
    Esrar Dede


    5. Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

    Anı hoş tut / garîbindir / efendi iş / te biz gittik

    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

    Gönül derler / ser-i kûyun / da bir dîvâ / nemiz kaldı

    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

    Hayâlî

    6. Mefâîlün / Mefâîlün / Feûlün

    Geçer firkat / zamânı böy / le kalmaz

    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _

    Sağ olsun sev / diğim Mevlâ / kerimdir

    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _

    Nâilî

    7. Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün

    Cihânda â / şık-ı mehcû / r[ı) sanma râ / hat olur

    . _ . _ / . . _ _ / . _ _ _ / _ . _

    Neler çeker / bu gönül söy / lesem şikâ / yet olur

    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ . _

    Şeyhülislâm Yahya

    8. Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

    Ağlatma / yacaktın yo / la baktırma / yacaktın


    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _

    Ol va’de / -i tekrâr[ı] / -be-tekrârı / unutma

    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _

    Esrar Dede

    9. Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün

    Gül hasre / tinle yolla / ra tutsun ku / lağını

    _ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _

    Nergis gi / bi kıyâme / te dek çeksi / n intizar
    Gözden ırak dilden uzak
    Ben seni sevmişim eyvah


  2. #2
    Bakteri

    Üyelik tarihi
    Kasım.2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    .
    çok teşekkürler

+ Yeni Konu aç

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •