1921 ve 1924 ANAYASALARI


20 Ocak 1921 Anayasası (Teşkilatı Esasiye Kanunu)

Cephelerde savaşlar sürerken T.B.M.M.'nde yeni bir anayasa hazırlanmaktaydı. 23 Nisan 1920'de ulus egemenliğine dayanan yeni bir devletin temelleri atılmıştı. Fakat bu yeni devletin bir anayasası henüz yoktu. 18 Eylül 1920'de Meclis'e yeni Anayasa tasarısı ve bunun gerekçesi olmak üzere bir halkçılık programı sunuldu. Yeni Türk Devleti düşüncesi artık açıkça ortaya konuyordu. Türk Ulusu'nu emperyalizm ve kapitalizmin boyunduruğundan kurtarmak için yapılan İstiklal Savaşı'nın yeni anayasası Kanun-u Esasi adını almıyor, "Teşkilat-ı Esasiye" başlığını taşıyordu. 18 Kasım'da tasarı üzerinde görüşmeler başladı. Mecliste iki akım doğdu. Tutucu hocaların da dahil bulunduğu kanat B.M.M. Hükümeti'nin "Geçici Bir Hükümet" olmasını ve "Amacın elde edilişine kadar" yani "Hilafet ve Saltanat'ın ve vatanın istiklali ve ulusun kurtuluşuna kadar." çalışması hükmünün konmasını istiyorlardı. Egemenliğin kayıtsız ve şartsız ulusa geçmesini ve ulusun emellerine ve iradesine göre fiilen kurulmuş bulunan yeni Devletin , hukuki esaslarının da bu gerçek durumda saptanmasını savunan M. Kemal'in radikal, devrimci kanadı ise, bu düşüncelerini uygulamaya çalışmanın parçalanma ve iç çatışmalara yol açacağını düşünerek görüşlerini açıkça belirtmediler. Meclis içindeki Hilafetçi ve Saltanatçılar, tasarıya bu düşüncelerini yerleştirmek isteyince M. Kemal Paşa, "Türk Ulusu'nun ve onun tek temsilcisi bulunan Büyük Meclisi'nin, vatan ve ulusun bağımsızlığını, hayatının temini için çalışırken, Hilafet ve Saltanatla, Halife ve Sultanla bu kadar çok meşgul olması sakıncalıdır. Şimdilik bunlardan bahsetmemek büyük çıkarlar gereğidir. Eğer amaç bugünkü Halife ve Padişah'a olan bağlılığı bir daha söyleyip belirtmekse bu kişi haindir. Düşmanların, yurt ve ulusa kötülük yapmakta kullandıkları maşadır..." sözleriyle , tutucu kanadın isteklerine karşı çıkıp, amacını "Bugün koyacağımız yasa ve ilkeleri varlığımızı ve bağımsızlığımızı kurtaracak olan Millet Meclisi'ni ve Ulusal Hükümet'i güçlendirecek anlam ve yetkiyi kapsamalı ve dile getirmelidir." sözleriyle belirtti. Tartışmalar 20 Ocak 1921'e kadar sürdü ve aynı gün "Teşkilat-ı Esasiye Kanunu" kabul edildi. "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusundur.", ilkesine dayanan bu anayasa, yeni devletin egemenlik kaynağını da ortaya koydu. "Yürütme gücü ve yasama yetkisi ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan B.M.M.'nde belirir ve toplanır." hükmü ile egemenliğin kaynağının ulus olduğu da kesinlikle belirtildi. Bu anayasa savaş ortamının olağanüstü tehlikeleri içinde kabul edilmiş olduğu için, yasama, yürütme, yetkilerinin T.B.M.M.'nde toplanması ölüm-kalım Savaşının başarıya ulaşmasında çok yararlı oldu. Hatta olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemeleri'ni Meclis içinden kurarken, "Ulusal egemenliğin tekliği" ilkesine dayanmış, yargı yetkisinin de T.B.M.M.'ne ait olduğu benimsenmişti.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun Temel Maddeleri

1- Egemenlik kayıtsız ve şartsız ulusundur. Yönetim usulü halkın kendi geleceğini kendisinin belirlemesi esasına dayanır.
2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde belirir ve toplanır.
3- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi'nce yönetilir ve Hükümet'i "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti" adını alır.
4- Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilen, üyelerden kurulur.
5- Büyük Millet Meclisi'nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıldır, bunlar yeniden seçilebilirler. Eski meclisin görevi yeni meclis toplanıncaya kadar sürer. Yeni bir seçim yapılmayacağı anlaşılırsa, toplantı dönemi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinin her biri, kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp bütün ulusun vekilidir.
6- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Kasım başında, çağrısız toplanır.
7- Din buyruklarının (Ahkam-ı Şer'iyenin) yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi'nindir. Yasalar ve tüzükler düzenlenirken, halkın işine en uygun ve zamanın gereklerine en elverişli din ve hukuk hükümleriyle töreler ve önceki işlemler temel olarak alınır. Bakanlar Kurulu'nun görev ve sorumluluğu özel yasayla belirtilir.
8- Büyük Millet Meclisi, çeşitli Bakanlıkları özel yasasına göre seçtiği Bakanlar aracılığıyla yönetir. Meclis yürütme işleri için Bakanlara yönerge verir ve gerektiğinde bunları değiştirir.
9- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilen Başkan bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanı'dır. Bu kimlikle Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu Kararları'nı onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu Üyeleri, içlerinden birini kendilerine başkan seçerler. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı Bakanlar Kurulu'nun da doğal başkanıdır.
10- Kanun-u Esasi'nin, işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlüktedir.



20 NİSAN 1924 Anayasası
20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu) olağanüstü devrin, olağanüstü şartları içinde çıkarılmış dinamik bir dönemin anayasası idi. Daha sonra, şartlar değişmiş, Cumhuriyet ilan olunmuş, Türk devrimi aksiyon evresinden yeniden düzenleme, reformlar evresine yönelmişti. Yeni Türkiye'nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı vardı. TBMM'nde çalışmalar ve müzakereler sonunda, 20 Nisan 1924'te 105 maddeden oluşan yeni Anayasa kabul edildi.
20 Nisan 1924'te kabul edilen yeni devletin ikinci Anayasası, Milli Mücadelenin kazanılmasından ve Cumhuriyetin ilanından sonra, demokrasi ilkesine değer veren bir anayasa olarak düzenlendi.
1924 Anayasası, dayandığı ilkeler bakımından, 1789 Fransız İhtilali'nden itibaren gelişen ferdiyetçi ve hürriyetçi hukuki ve siyasi ideolojiyi temsil etmekte ve aynı zamanda siyasi fikir akımlarının tarihi gelişmesinden de faydalanmaktadır. Bu Anayasa hazırlanırken, 1921 tarihli Anayasanın dayandığı temel esaslardan esinlenilmiştir. Milli egemenlik, tek meclis ve kuvvetler birliği ve meclisin üstünlüğü prensipleri, 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu'ndan alınmış ve geliştirilmiştir.
1924 Anayasası, egemenliğin yalnızca millete ait olduğu ve ancak TBMM tarafından kullanılacağı esasına uygun olarak hazırlanmıştır. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması, ona bir diğer ilahi veya beşeri otorite ve makamın ortak olamayacağını kabul etmek demektir. Bu ilkeyle egemenliğin milli niteliği 1924 Anayasasında daha belirli bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kayıtsız ve şartsız millet egemenliği düşüncesinden hareket eden Anayasanın siyasal sistemi, böylece devlet içinde Büyük Millet Meclisi tarafından temsil olunan; tek kuvvet, tek meclis ilkesine dayanmaktadır. 1924 Anayasası meclis hükümeti ile parlamenter hükümet sistemi arasında bir köprü görevi görmüştür. 1924 Anayasası, 1921 Anayasasından daha yumuşak bir kuvvetler ayrımına yer vermiştir. Milli egemenlik ve meclisin üstünlüğü sistemini geliştirmiş, Anayasa alanını daha geniş ve yaygın bir şekilde düzenlemiş, kamu özgürlüklerine geniş yer vermiştir.