UZAKDOĞU’DA SOĞUK SAVAŞ

UZAKDOĞU’DA DENGELER

Soğuk savaşta Uzakdoğu’nun durumunu ele almadan önce Uzakdoğu’ da İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar oluşan ve değişen güç dengesine değinmek istiyorum. Ayrıca yine konuya geçmeden önce Soğuk savaşın tanımını yapmanın aradaki bağlantıyı ve Uzakdoğu’ya yansımasını anlamak açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

Soğuk Savaş döneminde Uzakdoğu’da güç ve çıkar mücadeleleri yaşandı ve ABD ve Rusya, hakimiyetin öneminin artmasıyla buraya odaklandılar.İşte bu araştırmada devletlerin arasındaki çıkarlara uygun olarak oluşan dengeleri ve ilişkileri en önemlisi çıkan savaşları nedenleri ve sonuçlarıyla göreceğiz.

1905 yılında Kore ve Mançurya çıkar çatışmaları yüzünden Rusya ve 1894 yılında Kore üzerinde doğan kriz sebebiyle Çin’le savaşıp onu ağır yenilgiye uğratan Japonya arasında savaş başladı.Rusya Uzakdoğu’da İngiltere’den sonra güç dengesinde öne çıkmıştı.Savaşın sonunda Japonya Rusya’yı yenilgiye uğratarak onun bu konumuna son verdi.1 Böylece güç dengesinin yeni hakimi Japonya oldu.Bu hakimiyet 2. Dünya Savaşı’nın sonunda ABD’nin Japonya’yı yenmesine kadar devam etti.ABD tarafından atılan atom bombasıyla dize gelen Japonya 14 Ağustos 1945’te kayıtsız şartsız teslimi kabul etti.

UZAKDOĞU’DA SOĞUK SAVAŞ

1945’te başlayan soğuk savaş döneminde ortaya iki kutuplu bir denge çıktı.Yani İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaştan galip çıkmış iki büyük devlet; Sovyetler Birliği ve Amerika’nın ve onların çevresinde kümelenmiş küçük devletler arasındaki anlaşmazlık ve çatışmanın doğrudan birbirlerine karşı silah kullanmadan sürdürüldüğü tarihsel bir dönem başladı.[2] Avrupa 1947’de ‘kapitalist’ ve ‘kominist’ olarak ikiye bölündü.ABD ve çevresindekiler ‘statükocu’,Sovyetler Birliği çevresindeki-
ler ‘statüko karşıtı’ içindeydiler.[3] Bu soğuk savaştan yalnız Avrupa değil Uzakdoğu’da etkilendi.İki blok arasındaki çatışmalar ve soğuk savaşın gelişmeleri Avrupa’dan


Uzakdoğu’ya yansıdı.Özellikle Sovyetler yayılma faaliyetlerini Uzakdoğu’ya yöneltti.Bunun birinci sebebi Uzakdoğu’daki kuvvetler dengesinin lehine olduğunu düşünmesiydi.Çünkü Japonya’nın yenilgisinden sonra boşluğu Kominist Çin doldurmuş ve böylece kominizm
Asya’da büyük bir ağırlığa sahip olmuştu.İkinci sebep ise yine Sovyetlerin batılıların Uzakdoğu’da NATO gibi herhangi bir ittifak sistemine sahip olmadıkları düşüncesiydi.[4]


KORE

1910’da Japonya tarafından ülkesine katılan Kore 1945’te Japonya’nın teslimiyetinden sonra ABD ve Sovyetler arasında yeniden başlayan güç çatışmasının deneme tahtası oldu.Sovyetler ile ABD Kore üzerinde anlaşamayarak Japon ordusu ;38. paralelin kuzeyinde Sovyetler Birliği tarafından ,güneyinde ise ABD tarafından silahsızlandırıldı.Böylece Kore bölünmüş oldu;tıpkı Avrupa’daki etki alanlarına bölünerek parçalanmış diğer ülkeler gibi...Bir yandan Amerikan –Sovyet müzakereleri ,öte yandan Birleşmiş Milletlerin çabaları bu iki Kore’nin birleşmesini sağlayamadı.[5]1948 yılında Kore’de biri güneyde Birleşmiş Milletler gözetiminde ,diğeri kuzeyde Sovyetler Birliği desteğinde olmak üzere iki ayrı hükümet (Güney Kore’de Amerika’nın düzenlediği seçimlerle ‘Güney Kore Cumhuriyeti,Kuzey Kore’de Sovyetlerin düzenlediği seçimlerle Kore Halk Cumhuriyeti ) kuruldu.

Daha sonra Kore’de durum iyice gerginleşmeye başladı.1948 ‘de Kuzey, 1949’da Güney Kore’de iki ordu kurulması bunalımı daha da ağırlaştırdı ve savaş ihtimalini arttırdı.Karşılıklı güven ortamının kaybolduğu karşılıklı istek ve suçlamaların arttırdığı bu dönemde ABD ve Güney Kore arasında ve Kominist Çin ile Kuzey arasında imzalanan dostluk ve karşılıklı savunma antlaşmaları aralarındaki desteği ve korumayı açıkça ortaya koymuş oldu.

Çin’de ise 1941 yılında Çin Kominist Partisi (ÇPK) önderi Maozedung birlikleriyle Çan Kay Şek birlikleri arasındaki çatışmalar iç savaşa dönüşmüş, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuştu.Çin Halk Cumhuriyeti ilan edilir edilmez 14 Şubat 1950’de Sovyetler Birliği ile bir ittifak antlaşması imzalandı ve bu yolla sosyalist blokta Sovyetler



Birliğinin en yakın müttefiki olduğunu beyan etti.[6] Çin 1949 ve 1955 yılları arasında Sovyetler Birliğine paralel bir siyaset izledi.Çin 1949 yılında kominist rejimin idaresi altına girince, Sovyetlerin Asya’daki kuvvet pozisyonları iyice güçlenmiş oldu.Yalnız Güney Kore’deki Amerika’nın varlığı ve Güney-Doğu Asya’daki (Hindiçini’de ki) Fransa’nın varlığı, Amerika’nın Fransa’yı desteklemesi Sovyet Rusya ve Kominist Çin’i rahatsız eden hususlardı.[7] Amerika’ya göre Asya’ya girebilmek için Kore stratejik bir öncelikti.[8] Sovyetlere göre ise Amerika’yı Asya kıtasından atmak zamanı gelmişti. Hem bu yapıldığı taktirde Amerika’nın Japonya’dan da atılması kolaylaşabilirdi.[9]

‘İşte bu düşüncelerin sonucu olarak, Kuzey Kore birlikleri 25 Haziran 1950’de 38. enlemden güneye doğru saldırıya geçtiler ve Güney Kore topraklarına girdiler.’[10]

Bu açık saldırganlık karşısında Amerika Birleşmiş Milletleri harekete geçti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi anlaşma gereği Güney Kore’nin yardıma gönderilmek üzere çeşitli milletlerin askerlerinden meydana gelen fakat çoğunluğu Amerikan askerlerinin oluşturduğu bir Birleşmiş Milletler Kuvveti kurdu. Bu kuvvetin Komutanlığına Amerikalı General Mac Arthur getirildi.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ise 25 Temmuz 1950 günü Güney Kore Cumhuriyeti’ne Birleşmiş Milletler topluluğu içinde yardım etmeye ve bu amaçla 4500 kişilik bir Türk savaş birliğini Kore’ye göndermeye karar verdi. Bu girişimlerin ardından Çin Halk Cumhuriyeti ise gönüllü kuvvetlerini Kuzey Kore’ye yardıma gönderdi; böylece savaş genişlemiş ve uzamış oldu.[11]

Çin’in de katılımıyla savaş bir BM-Çin savaşı durumuna geldi.Başlangıçta savaş Kuzey Kore ve ona katılan Kominist Çin ‘gönüllü’ kuvvetlerinin ilerlemesiyle sürdü,ancak bir süre sonra Birleşmiş Milletler ordusu ,bu saldırıyı önce durdurdu ve sonra da onları 38. enleme kadar geriletti.[12] ‘BM Başkomutanı olan General Mac Arthur savaşın durması için bir ara Mançurya’da atom bombası atılmasını önermiş ve bu yüzden görevinden alınmıştır.’[13]


10 Temmuz 1951’de Kuzey Kore’nin isteğiyle Birleşmiş Milletler Komutanlığı ile Kuzey Kore arasında mütakere görüşmelerine başlandı.Ancak görüşmeler yapılırken savaş da sürdü.

Sonunda ,mütakere Panmunjom’da 27 Temmuz 1953’de imzalandı.Buna göre ;38. enlem çizgisi sınır olacak, iki taraf arasında askersizleştirilmiş bir bölge ve bir askeri mütakere komisyonu kurulacaktı.

Kore Savaşı sonucunda;Kuzey Kore ,Çin ile Batı arasında tampon devlet haline geldi.Savaşın Çin Halk Cumhuriyeti açısından sonucu, daha bir süre silah ve mali yardım bakımından Sovyetler’e bağlı kalması oldu.[14]Sovyetler Birliğinin bu cesareti Avrupa ülkelerini endişelendirdi ve kıtalarında güçlerini arttırmaya ve aralarındaki bağları sıklaştırmaya itti;NATO içine Türkiye,Yunanistan ve Federal Almanya’yı alarak genişletildi, Kore gibi saldırıya açık durumda bulunan Yugoslavya’ya yardım başlatıldı.[15]

Şunu da belirtmek gerekir ki, Almanya’nın NATO’ya katılması üzerine Sovyet Rusya da kendi uydularını etrafında toplayarak Varşova Paktı denilen Varşova Güvenlik Paktı’nı kurdu.İçine Sovyet Rusya, Arnavutluk, Bulgaristan, Doğu Almanya, Polonya, Romanya ve Çekoslovakya’yı alan bu ittifak 20 yıl için imzalanmıştı.Sebebi ise Batı Almanya’nın NATO’ya girişinin ‘yeni bir savaş tehlikesini arttırdığı ve barışsever devletlerin milli güvenlikleri için bir tehdit teşkil ettiği’ gerekçesiydi.

Ayrıca Kore Savaşı, Amerika’ya bu bölgeye ait politikasını yeniden düzenleme ve Avrupa’da olduğu gibi dünyanın bu bölgesinde de kominizmin emperyalizmine karşı bir takım savunma tedbirleri alma zorunluluğu gösterdi.

Özellikle Kore Savaşı’nın önemli bir sonucu olan Çin-Sovyetler Birliği yakınlaşmasının artması, 1953 yılında Stalin’in ölümü sonrasında Sovyetler Birliği’nin bu ülkenin ekonomik kalkınma planlarının düzenlemesinde katkı sağlamaya başlaması, Amerika Birleşik Devletleri’nin doğrudan Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilişkin sınırlama ve çevreleme politikaları geliştirmesini gerektirmiştir[16]



Bu doğrultuda Amerika’nın Japonya’ya ihtiyacı vardı.Bu yüzden Amerika öncelikle Japonya ile İkinci Dünya Savaşı sırasında bozulan ilişkilerini düzeltmeye yöneldi ve 1951 yılında bu ülke ile barış antlaşmaları imzaladı.Aynı yıl bir de güvenlik antlaşması imzalayarak bu iş birliğini ittifak biçiminde güçlendirdi.

Amerika’nın amacı Çin’in çok yakınında ve çıkar coğrafyasında bir tür üs kurabilmek, buna karşılık Tayvan’ı Çin’in yayılmasından korumaktı.Bu sınırlandırma ve çevreleme politikaları Vietnam’da da uygulanmıştır.[17]

HİNDİÇİNİ VE VİETNAM


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransa Hindiçini’deki (Vietnam,Laos,Tayland ve Kamboçya) sömürge düzenini tekrar sürdürmek istedi fakat burada bağımsızlık ayaklanmaları ile karşılaştı.

Vietnam’ın kuzey bölgelerinde bu bağımsızlık hareketini yürüten Ho-Chi-minh, Japonya savaştan çekilir çekilmez Kuzey Vietnam’da Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etti.Fransa bunu kabul etmedi ve bundan sonra Fransa ile Ho-Chi-minh liderliğindeki Viet-minh arasında mücadele başladı.

Kore Savaşı başlayınca arka planda kalan bu savaş 1953 yazından itibaren tekrar şiddetlendi.Viet-minh tüm kuzeyi denetim altına alınca Fransa daha fazla mücadele edemeyeceğini anladı.[18]

1954 yılında imzalanan Cenevre Antlaşmaları ile Hindi-Çin’deki Fransız varlığının sona ermesinin ardından Vietnam iki askeri bölgeye bölündü.

17. paralelin kuzeyindeki kominist yönetim Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti tarafından desteklenirken, güney önce Fransızlar daha sonra da Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklendi.[19]






SEATO’NUN KURULUŞU


Vietnam Savaşı Amerika’yı Kore Savaşı’ndan sonra almaya başladığı savunma tedbirlerini daha da kuvvetlendirmeye sevketti.Bu savaş Güney-doğu Asya’nın stratejik önemini arttırmıştı.Amerika’nın bu bölgeyi korumak için attığı ilk adım, şimdi tam bağımsızlıklarını kazanmış bulunan Tayland, Kaos, Kamboçya ve Güney Vietnam’a askeri ve ekonomik yardımlarını arttırmak oldu.

İkinci adım SEATO veya Manilla Paktı denen Güney-doğu Asya Antlaşma Teşkilatı (South East Asia Treaty Organization)’nın kurulmasıdır.Bu kollektif savunma sistemi 8 Eylül 1954’de Amerika, İngiltere Fransa ile Uzakdoğu Ülkelerinden Yeni Zelanda, Avustralya, Filipinler, Tayland ile Pakistan’ın katılmasıyla kurulmuştur.Bu yolla Amerika politikasını uygulayarak Çin’in ve Sovyetler Birliği’nin Atlantik ve Pasifik’te çevrelenmesini sağladı.[20]

Fransa’nın çekilmesiyle Güney Vietnam, Amerika’nın kanadı altına sığındı ve bu da 1960’lardan itibaren Amerika’yı Vietnam’da yeni bir maceraya sürükledi.[21]

Ben sadece yaşanan mücadele ve dengelere; Kore ve Vietnam Savaşı’nın soğuk savaş dönemine değindim ancak Uzakdoğu’da yaşanan kaos,soğuk savaş dönemiyle sınırlı kalmadı.Cenevre Antlaşmalarından sonra Viet-minh’e göre, Amerika,Fransız emperyalizminin yolunu izlemeye, Amerika ise Cenevre düzenlemesini bir ‘kominist tuzağı’ olarak değerlendirmeye başladı.Yani bir sömürge savaşının sonu, koministlerle Amerikalılar arasında yeni bir savaşın başlangıcı oldu.[22] 1961’de Amerika’nın Vietnam’a askeri müdahalesiyle son savaş dönemine girildi.


1Deniz Ülke Arıboğan, Çin’in Gölgesinde Uzakdoğu Asya,Bağlam Yayınları 2001,s.43

2Oral sander,Siyasi Tarih 1918-1994,İmge Kitabevi Yayınları,9. Baskı 2001, s.224

3Oral Sander,a.g.e.,s.231

[4] Fahir Armaoğlu, 20.yy Siyasi Tarihi 1914-1980 İş Bankası Yayınları,1991,s.453

[5] Fahir Armaoğlu,a.g.e.,s.454

[6] Deniz Ülke Arıboğan,a.g.e.,s.322

[7] Fahir Armaoğlu,a.g.e.,s.453

[8] Deniz Ülke Arıboğan,a.g.e.,s.322

[9] Fahir Armaoğlu,a.g.e., s.455

[10] Oral Sander,a.g.e.,s.277

[11] http://www.mfa.gov.tr

[12] Rifat Uçarol,Siyasi Tarih, Filiz Yayınları, 3. Baskı 1985 s.509

[13]http://www.mfa.gov.tr

[14]Oral Sander, a.g.e. s.282

[15] a.g.e. s.282

[16] Deniz Ülke Arıboğan, a.g.e. s.322-323

[17] Deniz Ülke Arıboğan, a.g.e. s.323

[18] Oral Sander, a.g.e., s.286

[19] Fahir Armaoğlu, a.g.e., s.461-462

[20]Fahir Armaoğlu, a.g.e. s.460; Deniz Ülke Arıboğan, a.g.e., s.324

[21] Fahir Armaoğlu, a.g.e., s460

[22] Oral Sander, a.g.e., s.290