Bakterim.Net

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları

Genel Kültür ve Sanat Katagorisinde ve Siyaset Forumunda Bulunan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları Konusunu Görüntülemektesiniz.->Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları [Kemalist Parti] 1.HÜKÜMET MUSTAFA İSMET PAŞA (İNÖNÜ) Göreve Gelme : 1 Kasım 1923 Görevi Bırakma : 6 ...


Geri git   Bakterim.Net > Genel Kültür ve Sanat > Siyaset

Kayıt ol Kimler Online Yeni Mesajlar Yardım Üye Listesi Konularım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Tags: ,

Yeni Konu aç  Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 19-11-2007, 11:25   #1 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Arrow Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları [Kemalist Parti]
1.HÜKÜMET

MUSTAFA İSMET PAŞA (İNÖNÜ)

Göreve Gelme :1 Kasım 1923
Görevi Bırakma : 6 Mart 1924
Hükümetin Ana Partisi : Halk Fırkası


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Mustafa İsmet İnönü (d. 24 Eylül 1884, İzmir - ö. 25 Aralık 1973, Ankara),asker ve siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında önemli bir rol oynamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini almasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok defalar başbakanlık görevini üstlenmiştir.


Öğrenim ve İlk Görevleri

1884 yılında İzmir'de doğdu. Ailesi aslen Kürt tür ve Bitlis'li olmakla birlikte bir süre Malatya'da ikamet ettiği için Malatya'lı olarak da bilinir. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamladı. Bir yıl Sivas'ta Mülkiye İdadisi'nde okuduktan sonra, 1897 yılında İstanbul'daki Mühendishane İdadisi'ne gitti. 1901'de Mühendishane-i Berri-i Hümayun'a (topçu okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903'te topçu teğmeni olarak bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun 8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı.

1908'de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev aldı.

1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk'le birlikte çalıştı ve yıllardır süren dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî Mücadele sırasında Atatürk'ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı.

23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu.

bin başı İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı görevine getirildi. Kuruluş aşamasındaki düzenli ordu ile Çerkes Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu.

İnönü zaferleri, Ulusal Ordu'ya güven duyulmasını sağladı, Ulusal Kurtuluş Hareketini yürütenlere moral ve güç verdi.

Birinci İnönü Savaşı sonunda tuğgeneral rütbesine yükseldi.

Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan Barış Konferansı'na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.

Görüşmeler sırasında Ulusumuzun çıkarlarını titizlikle savunan ve koruyan İsmet İnönü, 24 Temmuz 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.

Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükûmette Başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği'ni üstlendi. 1934'te Soyadı Yasası çıktığında Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, Başbakanlık görevini 1925-1937 yılları arasında da sürdürdü.

İnönü, Atatürk devrimlerinin gerçekleştirilmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşıydı.

Atatürk'ün ölümünden sonra 1938 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Cumhurbaşkanlığı'nın yanı sıra CHP Genel Başkanlığı'na da getirildi. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi savaş felâketinin dışında tutmayı başardı. Savaştan sonra çok partili siyasî rejime geçilmesinde en büyük destek olduğu söylenmekle birlikte, kurulan Milli Kalkınma Partisi için büyük karalama kampanyaları başlattı[kaynak belirtilmeli].

Sadece siyasi rakip olduğu için Milli Kalkınma Partisinin kurucusu olan Nuri Demirağ'ın gök okulu ve uçak fabrikasının kapanmasına sebep oldu[kaynak belirtilmeli].

1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye bırakırken, İsmet İnönü de Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı ve 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak siyasî yaşamını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.

1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasî yaşamını sürdürdü. 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek, 25 Aralık 1973'de ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeliği görevinde bulundu.

1916 yılında Mevhibe Hanım'la evlenen İsmet İnönü'nün bir tane evlatlık olmuştur.


Balkan Savaşları

26 Nisan 1912'de binbaşılığa yükseltildi ve Yemen Mürettep Kuvvetleri kurmay başkanı oldu. Balkan Savaşı çıkınca (1912) İstanbul'a döndü (1913), Çatalca'daki sağ cenah komutanlığı emrine verildi. 1914'te harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay başkanlığı) atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.

Birinci Dünya Savaşı

29 Kasım 1914'te kaymakam (yarbay), 14 Aralık 1915'te miralay (albay) oldu ve Çanakkale'deki İkinci Ordu (Osmanlı)'nun kurmay başkanlığına atandı.

I. Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde görevlendirildi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da (Atatürk) bu ordunun XVI Kolordu (Osmanlı) komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916'nın yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. Ocak 1917'de İkinci Ordu (Osmanlı) komutan vekili Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle , IV Kolordu (Osmanlı) komutanlığına atandı; stratejik birliklere komutanlık dönemi de bu göreviyle başladı. Mayıs 1917'de Suriye Cephesi'nde 20. Kolordu komutanlığında görev almış, 19 Haziran'da da , III Kolordu (Osmanlı) komutanlığıda görev almış[kaynak belirtilmeli]. Bir süre sonra İstanbul'a geri çağrıldı ve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında görev aldı. Daha sonra bu orduda kolordu komutanlığına getirildi ve Yedinci Ordu (Osmanlı)'nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile gene yakın ilişki içinde oldu.


Kurtuluş Savaşı

Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından az önce rahatsızlanarak İstanbul'a dönen İsmet Bey, 24 Ekim 1918'de Harbiye Nezareti'nde müsteşarlığa atandı. 29 Aralık'ta Paris Barış Konferansı'na (1919) hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir oldu; 4 Ağustos 1919'da yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye müdürlüğüne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.

İsmet Bey, ilk kez 8 Ocak 1920'de, yalnızca bazı danışmalarda bulunmak için Ankara'ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal'le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Paşa'nın (Çakmak) çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul'a gitti. 9 Nisan 1920'de Mustafa Kemal'in çağrısı üzerine Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bütün resmî bağlarını kopardı.

23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde erkân-ı harbiye-i umumiye vekili (o dönemde genelkurmay başkanı) oldu. Bu görevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden hem rütbe, hem kıdemce çok ileride komutanlar da vardı. İsmet Bey, 6 Haziran'da İstanbul'da divanı-harp tarafından gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.

10 Kasım 1920'de milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığı'na atandı; 4 Mayıs 1921'de de Garp Cephesi komutanı oldu. Çerkez Ethem ayaklanması'nın ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu. 1921-1922 yıllarında Sakarya Savaşı, Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı'nda etkin rol oynadı.

Siyasal Yaşamı

Milli Mücadele'nin sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3 Ekim-11 Ekim 1922) Türk tarafını temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922'de hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevr Antlaşması ve Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.

İkinci dönem (1923-27) TBMM'de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey'in (Okyar) kurduğu İcra Vekilleri Heyeti'ne gene hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos'ta Lozan Antlaşması'nın TBMM'de kabulü, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi oldu.

29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal'le yakın siyasal işbirliği içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim); aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genel başkan vekilliğini üstlendi. Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti. Muhalefet partisi olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TPCF) karşısında istediği yetkileri elde edemediği için 8 Kasım 1924'te başvekillikten istifa etti; 21 Kasım 1924'te yeni hükümeti Fethi Bey kurdu. Doğudaki Şeyh Said İsyanı üzerine 3 Mart 1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı. Bu tarihten sonra, yeni devletin ve tek parti yönetiminin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal kişilik olarak belirdi.

1934'te Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, 1924'ten 1937'ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü. Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu. Siyasal muhalefetin etkisizleştirilmesinde, Kemalist reformların ilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik ilkesinin kabulünde ve uygulanmasında çok önemli rolü oldu.

İnönü Eylül 1937'de Atatürk'le aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden ve onun isteğiyle başvekillikten ayrıldı. CHP'nin genel başkan vekilliğinden de alındı. Görüş ayrılıkları büyük ölçüde İnönü'nün devletçilik uygulamalarından doğmuştu. Atatürk devletçilik uygulamalarının İnönü'nün düşündüğü biçimde genişletilmesinden yana değildi ve aynı görüşü paylaşan iktisat vekili Celal Bayar'ı İnönü'ye karşı siyasal bir seçenek olarak görüyordu. İnönü ikinci kez başvekillikten ayrılınca yerine Celal Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatya milletvekili olarak görev yaptı.


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Cumhurbaşkanlığı ve Çok Partili Dönem

İsmet İnönü Atatürk'ün ölümü üzerine 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanlığına seçildi. Etkin siyasal yaşamdan çekildikten bir yıl sonra cumhurbaşkanı seçilebilmesi, büyük ölçüde Cumhuriyet'le özdeşleşmiş olmasıyla ilgiliydi. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP genel başkanlığına da getirildiğinden yönetim üzerinde geniş otorite sahibi oldu. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.

Cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-1945) döneminde İnönü ülkeyi savaştan uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise, dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Yine bu dönemde Hasan Ali Yücel'in öncülüğündeki Köy Enstitüleri kuruldu ve geliştirildi.

II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. İsmet İnönü çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisi olan Nuri Demirağ başkanlığında kurulan Milli Kalkınma Partisini engelleme girişiminde bulundu. Parti başkanının mallarını kamulaştırdı. Yine Nuri Demirağ'ın binbir emekle kurduğu dünyadaki sayılı olan uçak fabrikalarından olan NUD uçak fabrikasının kapısına kilit vurdu. Basında "kuzu partisi" olarak bu partiyi lanse ettirdi. 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisinden sonra 1946'da kurulan Demokrat Parti ile çetin bir seçim yarışına girdi. İsmet İnönü'nün çok partili rejimdeki ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisine olan tutumu çok partili rejimi ne kadar destekleyip desteklemedigi konusunda şüphe uyandırmaktadır.

14 Mayıs 1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye (DP) bırakırken, İsmet İnönü de cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olarak siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefet döneminde partisinin başında kaldı ve iktidarın zamanla sertleşen siyasal baskılarına karşın, CHP'nin yeniden güçlenmesine katkıda bulundu.

DP, 27 Mayıs 1960 hareketiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15 Ekim 1961 genel seçimlerinden CHP birinci parti olarak çıkınca, İnönü yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP, CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerine başkanlık etti. Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi.

27 Mayıs hareketinin doğurduğu sorunlarla da uğraşarak 22 Şubat 1962 ayaklanması ve 20 Mayıs 1963 ayaklanması girişimlerinin önlenmesi çabalarında cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e Cevdet Sunay ile birlikte yardimci oldu. 1964 Kıbrıs olayları sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'nin adaya müdahalesini engellemesi üzerine dış politikada çok yönlü arayışlara girdi.

Dönemin Cumhurbaşkanı ve milli birleştirici lideri olan Cemal Gürsel'in Türkiye Cumhuriyeti'ne katkıları olarak tarihe gecen ilk Devlet Araştırma Kütüphanesi ve hükümete yol göstericilik görevini yasayla verdiği Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun kurulmasi, planlı ekonomiye geçiş, Devlet Planlama Teşkilatı'nin kuruluşu, 5 yillik kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ankara Antlaşması ve takip eden sene Ortak Pazar üyeliği, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması, Milli İstihbarat Teşkilatı yasasi ve düzenlemesi, Milli Güvenlik Kurulu'nun başlangıç ve geliştirilmesi, Türk ordusunun modernizasyonu, İran, Pakistan ile birlikte bölgesel kalkınma organizasyonunun kurulmasi, Avrupa ve Orta Asya memleketlerini bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağı kurulmasi, Devlet İstatistik Enstitüsü ile Turizm Bakanlığının kurulması, Güneydoğu Anadolu'nun kalkınma ve geliştirilmesi planlari, Basın Yayın Yüksek Okulunun ilk kuruluşu da bu döneme ve Başbakan İsmet İnönü'nun Gürsel'e destek verici idaresine rastlar.
İsmet İnönü Lahti, Anıtkabir
İsmet İnönü Lahti, Anıtkabir

İnönü hükümeti 6 Şubat 1965'te yerini Suat Hayri Ürgüplü hükümetine bıraktı. 10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin seçimi kaybetmesi üzerine, parti içi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü'nün desteklediği "ortanın solu" politikası parti tarafından benimsendi.


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Mart 1971'deki müdahalesinden sonra, CHP'nin tutumu konusunda parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteri Bülent Ecevit'le anlaşmazlığa düştü. Ecevit'e göre, müdahalenin amacı, CHP içinde egemen olan "ortanın solu" politikasına son vermek ve partinin iktidar olmasını önlemekti. İnönü ise, müdahaleye açıkça karşı çıkılmasını onaylamıyordu. Yeni kurulacak hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda beliren anlaşmazlık sonucunda Ecevit istifa etti. Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs 1972'de toplanan V. Olağanüstü Kurultay'da, politikasının partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit'in yanında yer alınca da 8 Mayıs 1972'de CHP genel başkanlığından ayrıldı. Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972'de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972'de de milletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu üzerine tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu'nda görev aldı.

25 Aralık 1973'te ölen İnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi. Anılarının bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa'nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü'nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır.


Not: Ayrıca Mustafa İsmet İNÖNÜ 2.,4.,5.,6.,7.,8.,26.,27. ve 28.Hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Alt 19-11-2007, 11:26   #2 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

3.HÜKÜMET

ALİ FETHİ OKYAR

Göreve Gelme : 22 Kasım 1924
Görevi Bırakma : 3 Mart 1925
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Fırkası




Ali Fethi Okyar (29 Nisan 1880, Pirlepe - 7 Mayıs 1943, İstanbul), Türk asker ve siyaset adamı. Cumhuriyet'i kuran öncü kadro içinde yer almış, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış, Atatürk'ün talimatıyla kurulan muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı yönetmiştir. Yaşamı boyunca Atatürk'ün en yakın kişisel arkadaşlarından biri olmuştur.

Gençlik Yılları

1881'de bugün Makedonya'da bulunan Arnavut kasabası Pirlepe'de doğdu. 1898'de Harbiye Mektebi'ne girdi ve 1900'de Piyade Teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1904'te Kurmay Yüzbaşı olarak Selanik'te bulunan 3'üncü Ordu emrine verildi. Burada İttihat ve Terakki Cemiyetine katılarak, 1908 Devrimi'ni hazırlayan kadro içinde yer aldı. 1908'de Binbaşılığa yükseltilerek Selanik Jandarma Subay Okulu Komutanlığına getirildi.

12 Ocak 1909'da Paris Askeri Ataşesi oldu. 3 Temmuz 1911'de Arnavutluk Harekâtında İşkodra Müretteb Kuvvetler Kurmay heyetine atandı. 6 Ekim 1911'de Enver Bey ve Mustafa Kemal ile birlikte Trablusgarp'a gelerek savunma kuvvetlerinde görev aldı.

Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın II. Dönemi için 13 Nisan 1912'de yapılan seçimde Manastır Milletvekili oldu. Meclisin kapatılmasından sonra orduya dönerek 17 Kasım 1912'de Çanakkale Boğazı Müretteb Kuvvetler Kurmay Başkanlığına atandı. 13 Ekim 1913'te Sofya Elçisi oldu. Aynı dönemde askeri ataşe olarak Sofya'da bulunan Mustafa Kemal'le dostluğu burada pekişti. Meclis-i Mebusan'ın III. Döneminin son yılında 8 Aralık 1917'de İstanbul Milletvekili seçilerek elçilik görevinden ayrıldı.

İttahat ve Terakki'nin düşmesinden sonra 14 Ekim 1918'de kurulan Ahmet İzzet Paşa hükümetinde Dahiliye Nazırı oldu. 8 Kasım'da eski rejim ileri gelenlerinden Talat, Enver, Cemal ve Sait Halim Paşaların yurt dışına kaçışına İçişleri Bakanı olarak engel olamamakla suçlanması, Ahmet İzzet Paşa kabinesinin istifasına neden oldu. 1 Kasım - 21 Aralık 1918 tarihleri arasında Mustafa Kemal ile birlikte Minber gazetesini çıkardı. İttihatçı gizli örgüte mensup olduğu iddiasıyla 10 Mart 1919'da tutuklandı, 2 Haziran 1919'da Malta'ya sürgüne gönderildi. Malta sürgünlüğü 30 Mayıs 1921'de serbest bırakılmasıyla sona erdi.


Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi

15 Ağustos 1921'de İstanbul Milletvekil olarak TBMM 1. Dönem'e katıldı. 10 Ekim 1921 - 4 Ekim 1922 arasında Dahiliye Vekilliği yaptı. TBMM 2. Dönem'de yeniden İstanbul Milletvekili seçildi. 14 Ağustos 1923'den Cumhuriyet'in ilanına kadar İcra Vekilleri Heyeti Reisliği ve Dahiliye Vekilliği yaptı. Fethi Bey kabinesinin istifasına yol açan siyasi olaylar, 29 Ekim 1923'te bir anayasa değişikliği ile Cumhuriyet'in ilanına neden oldu.

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, 1 Kasım 1923'te TBMM Başkanı seçildi. 1 Kasım 1924'te yine Başkan seçildi. Ancak aynı ay içinde eski İttihatçılardan bir grup milletvekilinin Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla muhalif bir parti kurmaları üzerine 22 Kasım 1924'te İsmet Paşa yerine Başbakanlığa getirildi. Bu atamada, sertlik yanlısı olarak tanınan İsmet Paşa'ya karşılık Fethi Bey'in ılımlı ve uzlaşmacı kimliği rol oynadı. Ancak üç ay sonra Doğu'da Şeyh Said İsyanı'nın patlak vermesi üzerine uzlaşma politikası iflas etti. 2 Mart 1925'te hükümet istifa etti, İsmet Paşa yeniden başbakan oldu. Aynı gün ilan edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ile ülke çapında muhalefete karşı sert tedbirler alındı. Terakkiperver Fırka kapatıldı. Fethi Bey Paris Büyükelçiliğine atanarak Türkiye'den uzaklaştırıldı.

9 Ağustos 1930'da Atatürk'ün talimatıyla büyükelçilikten istifa ederek Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu ve partinin genel başkanı oldu. Gümüşhane Milletvekili olarak tekrar Meclise girmesi sağlandı. Muvazaa amacıyla kurulan partinin, İzmir Mitingi'nden sonra gerçek bir muhalefet hareketine dönüşmeye başlaması üzerine, yine Atatürk'ün talimatıyla 17 Kasım 1930'da partisini feshetti. Tekrar yurt dışına gitti.

31 Mart 1934'te Londra Büyükelçiliğine atandı. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkiye ile İngiltere arasında gerçekleşen diplomatik ve askeri yakınlaşmada önemli bir rol oynadı; Montreux Antlaşması'nın mimarları arasında bulundu. Atatürk'ün ölümünden kısa bir süre sonra, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün eski hasımlarıyla barışma politikası uyarınca 4 Ocak 1939'da Bolu Milletvekilliğine atandı; büyükelçilik görevinden ayrılarak yurda döndü. Aynı yıl seçilen 8. Meclis'e de Bolu Milletvekili olarak girdi. 2. Refik Saydam Kabinesinde Adalet Bakanı oldu ve bu görevini 12 Mart 1941'e kadar sürdürdü.

7 Mayıs 1943'te İstanbul'da vefat etti.

Kişiliği

Fethi Okyar diplomatik yetenekleri ve ılımlı, akılcı kişiliğiyle her dönemde saygı topladı. İngiliz siyasi sistemine yakın, liberal ve pragmatik bir görüşü savundu. İngilizler tarafından Malta'ya sürüldükten sonra bile İngiltere'ye olan yakınlığını kaybetmedi.

İttihat ve Terakki içinde önemli görevler üstlendiği halde parti üst yönetiminin yolsuzluk ve cinnetlerinden uzak durdu; bu sayede İttihat ve Terakki'nin çöküşünden sonra da saygınlığını koruyabildi. Yakın arkadaşı Rauf Bey'in aksine, siyasi kariyeri boyunca Mustafa Kemal'e ters düşmemeyi başardı. Uzun süre İsmet İnönü'nün başlıca rakibi olarak görüldüğü halde 1928'den sonra onunla barıştı ve yeniden üst siyasi mevkilere getirildi.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:26   #3 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

9.HÜKÜMET

CELAL BAYAR

Göreve Gelme : 25 Ekim 1937
Görevi Bırakma : 11 Kasım 1938
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Partisi


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Mahmut Celal Bayar (d. 16 Mayıs 1883, Gemlik - ö. 22 Ağustos 1986, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti eski milletvekili, bakan, başbakanı ve üçüncü cumhurbaşkanı.

1883 yılında Bursa'nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğmuştur. Ailesi, şimdi Bulgaristan'a ait olan Plevne şehrinden göç etmişlerdir. Celal Bayar'ın babası, ilmiye sınıfına mensup bir fıkıh bilgini olan Abdullah Fehmi Efendi'dir. 93 Harbi'nden sonra muhacir olarak geldiği Bursa'nın Umurbey köyündeki rüştiyede müdürlük ve bir ara Gemlik'te müftülük yapmıştır.

Celâl Bayar, ilk ve orta öğreniminden sonra memuriyet hayatına atıldı. Adliye, reji ve bankacılık sahasında memuriyet görevlerinde bulundu. Gemlik Mahkeme ve Reji Kalemleri'nde memur olarak çalışma hayatına başlamıştır. Ardından Bursa'ya giderek Ziraat Bankası'nda görev almış ve bu sırada Harir Darüttalimi ve Collège français de l'Assomption isimli okullara devam etmiştir. Bursa'daki çalışmalarını Deutsche Orientbank'ta sürdürmüştür. Daha sonra İttihad-ı Milli bankasında çalışmıştır. Bu sırada İnegöllü Refet Bey'in kızı Reşide ile evlenmiştir.

1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. Bu cemiyetin Bursa Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı. 1918 yılında Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti'ne girmiştir.

1913 Yılı sonunda İzmir'e gelen Celâl Bayar İttihat Terakki Cemiyeti'ne katmak için spor yapan Altay'lı gençleri davet etti ve 1914 yılının 16 Ocak tarihinde Altay fiilen kuruldu. Celâl Bayar Şark İdadisinde faaliyet gösteren Altay'ın kuruluşu için para yardımında bulundu.

[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Saruhan Sancağı milletvekili olarak katıldı. Türk Millî Mücadelesinin başlaması ile birlikte Anadolu'ya geçerek bu harekete fiilen Galip Hoca olarak katıldı.

Bu mücadelenin kazanılması sırasında Batı Anadolu'da faaliyet gösterdi. Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Saruhan (Manisa) Milletvekili olarak görev aldı. 1921'de İktisat Vekili oldu.

Lozan Barış Konferansı'na müşavir göreviyle katıldı. 1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi'ne İzmir Milletvekili olarak girdi.

1924 yılında Türkiye İş Bankası'nın kurulmasında önemli rol oynadı. İktisat Vekilliği görevinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda mücadele adamı, politikacı ve iktisatçı olarak temayüz etti. 1932-1937 tarihleri arasında İktisat Vekilliği, 1937-1939 yılları arasında Başvekillik yaptı. 1943 yılına kadar İzmir Milletvekili olarak siyasî hayatını sürdürdü.

Çok partili siyasî hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti'yi kurdu ve başkanlığına getirildi. Partisinin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildi. On yıl boyunca sürdürdüğü bu görevden 27 Mayıs darbesi ile 1960 yılında ayrıldı.

[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkum edildi. (15 Eylül 1961) Yaşı nedeniyle idam cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada'dan Kayseri bölge cezaevine nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı. 7 Temmuz 1966'da da dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından, Anayasa'nın 97. maddesinde yazılı sebeplere dayanılarak affedildi.

22 Ağustos 1986 tarihinde, 103 yaşında İstanbul'da vefat etti ve memleketi olan Bursa-Umurbey'de toprağa verildi.

Doğduğu ev, Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Kazım Taşkent'in katkılarıyla restore edilmiştir.

Not : Ayrıca Mahmud Celal BAYAR 13.Hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:26   #4 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

11.HÜKÜMET

REFİK İBRAHİM SAYDAM

Göreve Gelme : 25 Ocak 1939
Görevi Bırakma : 3 Nisan 1939
Hükümetin Ana Partisi : CUMHURİYET HALK PARTİSİ


brahim Refik Saydam, (d. 1881, İstanbul – ö. 8 Temmuz 1942, İstanbul). Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. başbakanıdır.

Askeri Tıbbiyeyi Doktor Yüzbaşı olarak bitiren Refik Bey, Almanya'da Berlin askeri tıp akademisinde Brandenburg, Danzig, Spandou ve Scharite'te eğitim gördü.

Balkan Savaşı'nda Antalya'da ve Çatalca cephesinde Kolera hastalığını önleyici çalışmalar yaptı. 1914'te atandığı sahra genel sağlık müfettiş muavinliği sırasında bakteriyoloji enstitüsünü örgütleyerek tifo, dizanteri, veba ve kolera aşılarının, tetanos ve dizanteri serumlarının burada üretilmesini ve I. Dünya Savaşı boyunca ordu ihtiyacının karşılanmasını sağladı. Salgın hastalıklarla mücadelesini Hasankale'de cephe hizmetinde sürdürdü.

Tifüse karşı hazırladığı aşı tıp literatürüne geçti ve I. Dünya Savaşı'nda Alman ordusunda ve Kurtuluş Savaşı'nda kullanıldı. 1919'da 9. Kolordu sağlık müfettişi muavinliği görevi ile Mustafa Kemal'in yanında Samsun'a çıkan Refik Bey Erzurum'da Mustafa Kemal'in karargâhı dağıtıldıktan sonra Erzurum askeri hastanesi bulaşıcı hastalıklar servisi şefliğine atandı. Fakat bu görevi kabul etmeyerek ordudan ayrıldı. Erzurum ve Sivas kongrelerinin çalışmalarına katıldı.

1920'de TBMM'ye Beyazıt milletvekili ve Milli Savunma Vekaletine bağlı Sıhhiye Dairesi Başkanı olarak girdi. İkinci dönemden başlayarak üyeliğini İstanbul milletvekili olarak sürdürdü. Aynı yıl Sağlık ve Sosyal Yardım (Sıhhat ve İçtimai Muavenet) bakanı seçildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sağlık bakanı olan Refik Bey 14 yıl sürecek olan bu görevinde sağlık hizmetlerinin temellerini attı. 1924'de Ankara'da ve daha sonra Erzurum, Diyarbakır, Sivas ve diğer birçok ilde memleket hastaneleri, doğum ve çocuk bakımevleri açtı. Ayrıca bu konuda eleman yetiştirilmesine önem vererek sağlık kursları, tıp öğrenci yurtları 1928'de Hıfzısıhha Enstitüsünü ve Mektebini, İstanbul ve Ankara'da verem savaş dispanserlerini kurdu.

1931- 1938 yıllarında zaman zaman Eğitim ve Maliye Bakanlıklarına vekaleten bakan Refik Saydam, Atatürk'ün ölümünden sonra içişleri bakanlığı, CHP genel sekreterliği ve 15 yıl Kızılay başkanlığı yaptı.

1939-1942 yılları arasında başbakan iken, sağlık konusuna ayrıca önem verem Refik Saydam "Devlet idaresi A'dan Z'ye bozuktur, düzeltmek ister" diyerek devlet yönetiminde köklü bir reform taraftarı olduğunu dile getirmişti. 8 Temmuz 1942'de İstanbul'un besin sorununun düzenlenmesi için yaptığı inceleme gezisinde hayatını kaybetti.

Not: Ayrıca REFİK İBRAHİM SAYDAM 12.Hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:26   #5 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

13.HÜKÜMET

MEHMET ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU

Göreve Gelme : 9 Temmuz 1942
Görevi Bırakma : 9 Mart 1943
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Partisi



[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Mehmet Şükrü Saracoğlu, (d. 1887, Ödemiş-İzmir – ö. 27 Aralık 1953, İstanbul). Eski milletvekili ve başbakan.

İlk ve orta okulu Ödemiş’te okuduktan sonra İzmir idadisi’ne girdi. Son derece zeki, çalıskan bir öğrenciydi. İzmir idadisini birincilikle bitirerek, Mekteb-i Mülkiye’ye geçti. 1909 yılında Mekteb-i Mülkiye’ yi bitirerek İzmir Valiliği Maiyet Memurluğu’na atandı. İzmir Sultanisi’nde matematik-öğretmenliği yapan Saracoğlu, 1911 yılında İttihat ve Terakki Ticaret Mekteb-i Müdürlüğü görevine getirildi.

1914 yılının Ocak ayında bir devlet bursu kazanan Saracoğlu, Belçika’ya öğrenime gitti. Kısa bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı patlayınca hemen İzmir’e döndü. 1915 Mayıs’ında tekrar Cenevre Siyasi İlimler Akademisi’nde okumak için İsviçre’ye giderek burada dört yıl kaldı ve bu fakülteyi çok iyi bir dereceyle bitirdi. Mondros Mütarekesi’nden sonra Cenevre’de Türk Talebe Cemiyeti’ni kurarak bu cemiyet adına Fransızca bir derginin yayınlanmasını üstlendi. Türk Talebe Cemiyeti’nin başkanı olarak Avrupa kamuoyunda Mondros şartlarının olumsuzluğuna tepki yaratmak için uğraşlar vererek Osmanlı Devleti’nin haklarını savundu.

O günlerde İzmir işgal edilince Türkiye’ye gideceğini öğrendiği bir İtalyan gemisine kaçak binip yurda döndü. Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne katıldı. Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan Kuva-i Milliye hareketlerinin örgütlenmesinde çalıştı. Osmanlı Meclisi Mebusanı’na İzmir milletvekili olarak seçildiyse de, Saracoğlu bu göreve katılmadı.

Saracoğlu, 1923’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne İzmir Mebusu olarak girdi.

Fethi Okyar kabinesinde Maarif Vekili, İnönü’nün 3 ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili, ve 12’nci Refik Saydam hükümetinde Hariciye Vekili olan Mehmet Şükrü Saracoğlu, 1942 yılında Refik Saydam’ın ölümü üzerine İnönü tarafından 9 Temmuz 1942 günü başkanlığa atanarak hükumeti kurmakla görevlendirildi.

[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Fethi Okyar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Saracoğlu, 1926’da Yunanlılarla kurulan Mübadele Komisyonu’na başkanlık etti. Başbakanlığına kadar kurulan bütün hükümetlerde görev aldı. Bu hükümetlerde Maliye, Adliye ve Hariciye vekilliklerinde bulundu. Saracoğlu’nun 1932 yılında Paris’te Osmanlı borçlarının ödeme koşullarının saptanması görüşlerini Türkiye adına yürütürken görüyoruz. 1933’de bir antlaşma ile bu konuyu başarıyla ve batılı gözlemcilerin hayranlığı içinde bitirirken izliyoruz. Saracoğlu’nun devlet adamlığı vitrinini süsleyen en değerli ve liyakatinin zirvesine vardığı bu anlaşma ile genç Türkiye Cumhuriyeti’nin maliyesi soluk aldı.

Genç Cumhuriyet’in devlet organlarının kurumlaşmasında da emeği geçen Saracoğlu, bakanlıkları sırasında avukatlık, hakimlik İcra İflas Kanunlarını hazırlamış ve çıkartmış iş esasına dayalı cezaevlerinin oluşmasını ve ilk örnek olarak İmralı’nın kuruluşunu sağlamıştır. Barem ve Emeklilik kanunları da Saracoğlu’nun zamanında oluşturulmuştur.

Refik Saydam’ın ölümü sonrasında Başbakan olan Saracoğlu, bu döneminde de Cumhuriyet döneminin bütünsellik taşıyan seçim yasasını iki dereceli olarak hazırladı ve çıkarttı. Saracoğlu istifa ederek Başbakanlığı Recep Peker’e devrettikten sonra 1 Kasım 1948 ve 22 Mayıs 1950 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yaptı.

1950 seçimlerinde parlamentoya giremeyen Saracoğlu siyaseti bıraktı.

Şükrü Saracoğlu ayrıca 16 yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını yapmıştır. 22 Temmuz 1998 yılında alınan kararla Fenerbahçe Stadı'nın adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu olarak değiştirilmiştir.

Not : Mehmet Şükrü SARAÇOĞLU ayrıca 14.hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:27   #6 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

15.HÜKÜMET

Mehmet Recep Peker

Göreve Gelme : 7 Ağustos 1946
Görevi Bırakma : 10 Eylül 1947
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Partisi



Mehmet Recep Peker (5 Şubat 1889, İstanbul - 1 Nisan 1950, İstanbul), Türk asker ve siyaset adamı. 1931-36 döneminde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri sıfatıyla, Atatürk ve İnönü'nün yanında rejimin "üçüncü adamı" olarak sivrildi. Faşist İtalya ve Nazi Almanya'sına yakın bir politikayı savundu. 1936'da iktidardan uzaklaştırıldı.

7 Ağustos 1946 - 10 Eylül 1947 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığında bulundu.

Hayatı

Orta öğrenimini Kocamustafapaşa Askeri Rüştiyesi ve İdadisi'nde yaptıktan sonra 1907 yılında Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. 1911-1912 yıllarında Yemen'de Trablusgarp ve 1912-1913 yıllarında da Balkan savaşlarında çarpıştı.

I. Dünya Savaşı'nda Rumeli ve Kafkas Cephelerinde görev aldı. 1919'da Erkânı Harbiye mektebini bitirdi. Kurtuluş Savaşına katılmak üzere Şubat 1920'de Anadolu'ya geçti. Binbaşı rütbesi ile 20. Kolordu'da görevlendirildi. 23 Nisan 1920'de açılan TBMM'nin Genel Sekreterliğine getirildi. 1923'te Kütahya Mebusu seçilerek iki dönem TBMM'ye girdi. Bir süre Hakimiyeti Milliye gazetesinin baş yazarlığını yaptı.

1924 - 1925 yıllarında Dahiliye Vekili oldu. Ayrıca Mübadele, İmar ve İskân Bakanlığına vekalet etti. 3. ve 4. İsmet Paşa hükümetlerinde 1925-1927 yılları arasında Müdafaa-yi Milliye Vekilliği ve 1928-1930 yıllarında Nafia Vekilliği yaptı. İtalya'da Mussolini ve Almanya'da Hitler rejimlerine yakın bir politikayı savundu. 1931'de Cumhuriyet Halk Fırkası Kâtib-i Umumiliğine atandı. 1933'te reorganize edilen İstanbul Üniversitesi'nde Atatürk tarafından İnkılap Tarihi dersleri vermekle görevlendirildi. 1931-36 yılları arasında Atatürk ve Başvekil İsmet İnönü ile birlikte Tek Parti rejiminin "güçlü adamı" olarak görüldü. 1936'de Atatürk'le arasındaki bir fikir ayrılığı nedeniyle Partideki Katib-i Umumilik görevinden azledildi.

1936'da imzalanan Montreux Antlaşması sonucunda dünya politikasında Türkiye'nin İngiltere'ye meyletmesi, Peker'in azlinin asıl nedeni olarak gösterilir.

Ağustos 1946'da çok partili dönemin ilk hükümetini kurdu. Recep Peker'in Halk Evleri'nin yayın organı Ülkü Dergisi'nde çıkan İnkılâp Tarihi ders notları, 1935'de İnkılâp Tarihi Dersleri adı ile kitap olarak yayınlandı.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:27   #7 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

16.HÜKÜMET

HASAN HÜSNÜ SAKA

Göreve Gelme : 10 Eylül 1947
Görevi Bırakma : 10 Haziran 1948
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Partisi


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Hasan Hüsnü Saka, (d. 1886, Trabzon – ö. 29 Temmuz 1960, İstanbul). Eski milletvekili, başbakan.

İlk ve orta öğrenimini Trabzon İbtidai Mektebi ve Rüştiyesinde tamamladıktan sonra İstanbul-Mercan İdadisinden mezun oldu. Mülkiye Mektebini 1908'de bitirdi. Divan-ı Muhasebatta (Sayıştay) devlet hizmetine girdi.1909'da öğrenim için Fransa'ya gönderildi. Kasım 1912'de Paris Siyasal Bilgiler Okulu Diplomasî Şubesinden mezun olarak yurda döndü, eski görevinde çalışmaya başladı. Nisan 1915'te Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü Temettü Vergisi Temyiz Komisyonu 1'inci Mümeyyizliğine atandı. Ekim 1916'da Eskişehir Bölge İktisat Müdürü oldu. 4 Eylül 1918'de Mülkiye Mektebi İktisat Öğretmenliğini üstlendi. İstanbul Mebusan Meclisinin son döneminde Milletvekili seçilerek dağılmasına kadar görev yaptı.

28 Ocak 1921'de TBMM'nin I. Döneminde Trabzon Milletvekili seçilerek Meclise girdi. 19 Mayıs 1921'de Maliye Vekili oldu, 22 Nisan 1922'de istifa suretiyle görevden ayrıldı. 11 Mayıs 1922'de İktisat Vekilliğine seçildi.

II. Dönem seçimlerinde tekrar Trabzon'dan Milletvekili seçildi.. 24 Eylül'de İktisat Vekilliğine atandı. 30 Ekim 1923'te kurulan ilk Cumhuriyet Kabinesinde İktisat Vekilliğini korudu. 6 Mart 1924'te II. İsmet Paşa Kabinesinde Ticaret Vekilliğine getirildi. 3 mart 1925'te III. İsmet Paşa kabinesinde Maliye Vekilliğine atandı. 13 Temmuz 1926'da görevinden istifa suretiyle çekildi. 1 Kasım 1926'da TBMM Başkan Vekilliğine seçildi. Bu görevini III. ve IV. Dönemlerde de korudu.

V. Dönemde yeniden Trabzon Milletvekili seçilerek 1 Mart 1935'te yeniden Başkan Vekili oldu. 1 Kasım 1935'te Başkan Vekilliğinden ayrıldı. 24 Ekim 1936'da İstanbul'dan Ankara'ya nakledilen Siyasal Bilgiler Okulu Umumî İktisat Profesörlüğünü üstlendi.

VI, VII, ve VIII. Dönemlerde de Trabzon'dan Milletvekili seçilerek 13 Eylül 1944'te II. SARAÇOĞLU kabinesinde Dışişleri Bakanlığına getirildi. Recep PEKER Kabinesinde de aynı görevi korudu. 9 Eylül 1947'de Kabinenin istifasıyla görevi son buldu.

10 Eylül 1947'de Başbakanlığa atandı. 10 Haziran 1948'de II. Kabinesini kurdu, 9 Ocak 1949'da Başbakanlıktan çekildi. Mecliste CHP Grup Başkanı olarak yasama görevini sürdürdü. IX. Dönemde son olarak Trabzon'dan milletvekili seçildi, 1954 seçimleriyle politikadan çekildi.

29 Temmuz 1960'ta İstanbul'da vefat etti, Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.

Not : Hasan Hüsnü SAKA ayrıca 13.hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:27   #8 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

18.HÜKÜMET

ŞEMSETTİN GÜNALTAY

Göreve Gelme : 16 Ocak 1949
Görevi Bırakma : 22 Mayıs 1950
Hükümetin Ana Partisi : Cumhuriyet Halk Partisi



Şemsettin Günaltay, (d. 1883, Kemaliye – ö. 19 Ekim 1961, İstanbul). Türkiye Cumhuriyeti'nin 18. başbakanıdır.

Şemsettin Günaltay, Lozan Üniversitesi Doğa Bilimleri bölümünden mezun oldu. Yurda dönünce çeşitli liselerde müdürlük yaptı ve bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’in etkisiyle Türk tarihini araştırmaya başladı. 1914’te Darülfünun’daki ıslahat çalışmaları sırasında Edebiyat Fakültesi Türk tarihi ve İslam kavimleri tarihi profesörü, daha sonra da İlahiyat Fakültesi dekanı oldu. 1915’te Ertuğrul Sancağı’ndan Bilecik mebusu seçilerek Meclis-i Mebusan’a girdi ve Meclis dağılana kadar bu görevde kaldı.

Bir süre İstanbul Belediye Meclisi’nde üyelik ve başkan vekilliği de yapan Günaltay, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde görev aldı. 1923 - 1950 yılları arasında Sivas, 1950 - 1954 yılları arsında Erzurum milletvekilliği yapan Şemsettin Günaltay, 1949’da Hasan Saka’nın istifası üzerine başbakanlığa getirilmiş ve Demokrat Parti iktidarına kadar bu görevini sürdürmüştü. CHP İstanbul il başkanlığı ve Kurucu Meclis üyeliği de yapan Günaltay, 1961’de İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan öldü. 1941’den ölene dek Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığını yapan Günaltay’ın eserleri arasında, Zulmetten Nura, Hurafattan Hakikata, İslam Dini Tarihi, Maziden Atiye sayılabilir.

Eski başbakan ve tarihçi Şemsettin Günaltay 19 Ekim 1961’de Ortaköy Şifa Yurdu’nda prostat kanserinden öldü. Cenazesi İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bir törenden sonra vasiyeti üzerine Ankara Asri Mezarlığı’nda kızının yanında toprağa verildi.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:27   #9 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

19.HÜKÜMET

ADNAN MENDERES

Göreve Gelme : 22 Mayıs 1950
Görevi Bırakma : 9 Mart 1951
Hükümetin Ana Partisi : Demokrat Parti


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Adnan Menderes (tam adı: Ali Adnan Ertekin Menderes, 1899–1961), 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığı görevinde bulunmuştur.

1899'da, Aydınlı varsıl(zengin) bir çiftçinin oğlu olarak doğdu. Büyük babası Hacı Ali Paşa Kırım Tatarları'ndan olup Eskişehir çevresinden Tire taraflarına göç etmiştir. İbrahim Ethem Bey'le, Tevfika Hanım'ın oğludur. Kızkardeşi Melike küçük yaşta ölmüştür. İzmir'in ünlü ailelerinden, Yemişçibaşı Fatma Berin Hanım'la evlenmiş, ondan Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu olmuştur. İlkokuldan sonra, Kızılçullu Amerikan Koleji'nden mezun oldu. "1.Dünya Savaşı'nda yedeksubay eğitimi gördü. Fakat hastalandığı için cepheye gidemedi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1935 yılında mezun oldu. Kurtuluş Savaşı'nda savaştı İstiklal Madalyası aldı.

Aydın'da, 1930'da, kısa süreli "Serbest Cumhuriyet Fırkası"nın bir kolunu organize etti. Bu partinin kapatılmasından sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katıldı.(1931) 1945 yılında parti içi muhalefetten dolayı ihraç edildi.

Demokrat Parti Dönemi

Demokrat Parti'yi kurdu. 1946 seçimlerinde Celal Bayar'dan sonra partideki ikinci önemli adam durumuna geldi.

14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra DP iktidara geldi, ve Adnan Menderes başbakan oldu. İlk çok partili seçim olan 21 Temmuz 1946 tarihindeki seçimlerin aksine, Menderes hükümeti "açık oy gizli tasnif" yöntemi ile değil, "gizli oy açık tasnif" ile seçilmiştir. 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler oldu.

Son Menderes hükümeti(23. hükümet) Kıbrıs konusunda imzaladıkları ortaklık anlaşmasına garantörlük maddesini yerleştirerek Türk ordusunun 1974 yılında iki aşamada gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın hukuki zeminini hazırlamış , önemli ve yaşamsal bir uluslararası başarıya imza atmıştır. Türkiye, 1959 yılında hazırlanan ve 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla uluslararası geçerlilik kazanan Garanti Anlaşması’ndan doğan haklarını kullanarak sözkonusu müdahaleyi gerçekleştirmiştir.Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye garantörlük sıfatını veren ve Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıyan Garanti Anlaşması’nın(Londra Anlaşması,1959) 2. maddesi şöyledir: “Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu anlaşmanın birinci maddesinde gösterilen yükümlülüklerini göz önüne alarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve aynı zamanda Anayasa’nın temel maddeleriyle kurulan düzenini tanırlar ve garanti ederler”

Menderes, geleneksel aile yaşam tarzına daha hoşgörülüydü ve laiklik konusuna Atatürk ve CHP'den daha "olumsuz" bakıyordu. İsmet İnönü döneminden o güne kadar Türkçe okunması zorunlu olan ezanın istenilen dilde okunabilmesini serbest bıraktı, ancak bundan sonra ezan hep Arapça okundu. Türkiye'de İslami kuralların önünü açtı ama yine de batıya hoşgörüyle yaklaşıyordu. Menderes, daha liberal ve dışa bağlı bir iktisat görüşüne sahipti; yani daha fazla özel girişime izin verdi. Ekonomik girişimleri toplumun yoksul kesimini kısa dönemlik mutlu etti, ama ülkede aşırı (dış alıma) ithalata sebep oldu. Menderes, en çok eleştiriyi, dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Atatürk zamanında ulusal servet namına kurulan uçak motoru, traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde uygulanan yanlış siyaset yüzünden kapatılmıştır.


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

27 Mayıs Dönemi

Menderes, toplumun entellektüel kesimi ve (Atatürk devrimlerinin tehlikede olduğunu düşünmekte olan) askeri kesim arasında ününü giderek yitirmeye başladı. Bu gelişmeler politik yaşamının sonunu hazırlayan etmenler oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel kendi kişisel yurtsever perspektiflerini bir gece önce sohbet ettiği Milli Savunma Bakanı’na ve dolayısıyla hükümete sunduğu için erken emekliye sevkedilerek zorunlu izne gönderildi. Bu mektubunda, Adnan Menderes’e olan saygı ve desteğini açık bir şekilde ‘Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kanim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir’ görüşleriyle ifade eden Cemal Gürsel, Silahli Kuvvetlerin tüm kademelerine iletilen ve ordunun kesinlikle siyasetten uzak kalmasini öneren ikinci bir veda mektubuna karşın, 27 Mayıs 1960 gününde gerçekleştirilen, Gürsel ile ilgisi olmayan ve kendisinin ne tasarlayıp ne de katıldığı, albay ve daha alt rütbelilerin yürüttüğü askeri müdahalenin daveti üzerine kurdugu Milli Birlik Komitesi'nin Başkanlik görevini üstlendi ve devrim öncüsü (lideri) olarak tanıtılarak kabul edildi. Adnan Menderes 27 Mayıs 1960 günü Kütahya'da gözaltına alındı. Demokrat Parti üyeleri çeşitli suçlardan, askeri harekatın idarecilerinin isteği üzerine, Yassıada'da yargılandılar. Menderes'e yöneltilen suçlar arasında Üniversite yönetimine ve öğrencilerine fazla baskıcı politika uygulaması gibi konular vardı. Ayrıca Menderes'in özel yaşamı ile ilgili de suçlamalar bunlar arasında bulundu. Ayhan Aydan, Menderes'ten hamile kaldıktan sonra doğumda ölen bebek ve Menderes'in ulusun parasını özel yaşamı için kullanıp Ayhan Aydan'a ev alması hakkında da dava açıldı. Adnan Menderes hakkında açılan tüm davalardan sadece "bebek davası" denilen davadan beraat etti. Ayhan Aydan'a ev alması ile ilgili davada "devletin yüksek menfaatlerine ve istihbarat işlerine sarfedilmek üzere emrine tahsis edilen paraların bir kısmıyla opera sanatçısı Aydan Ayhan'a ev aldığı" iddiasıyla açılan davada suçlu bulundu

Bütün davalar sonuçta Anayasa'yı ihlal suçundan(146/1) Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idama mahkum edildiler. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu tutsaklığa(hapse) çevrildi. Devlet başkanı Cemal Gürsel ve İsmet İnönü’nun, diğer dunya liderleri ile birlikte Menderes ve diger kabine uyelerinin idam cezalarinin affi dilekleri, albaylar ve alt düzeyli subaylardan kurulu komite tarafindan reddedildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de İmralı Adası'nda sabaha karşı 2:31'de idam edildi. 7 Kasım 1964’de, Celal Bayar’ın hapis cezası Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in affı ile kaldırıldı. Adnan Menderes'in mezarı ölümünden 29 sene sonra İmralı'dan alınarak İstanbul'daki bir anıtmezara taşındı (17 Eylül 1990).

Ölümünden sonra, Aydın'da bir üniversiteye (Adnan Menderes Üniversitesi) ve İzmir'de uluslararası bir hava limanına (Adnan Menderes Hava Limanı) onun adı verilmiştir.


[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Not : Ayrıca Adnan MENDERES 20.,21.,22. ve 23.hükümetin başbakanlığını yapmıştır.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 19-11-2007, 11:28   #10 (permalink)
yaşananlar hep hayal
 
Nerden: Adana
Mesajlar: 38.581
Rep Puanı: 15391411
Rep Derecesi
StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.StoryLine Çok ünlü.
Standart

24.HÜKÜMET

CEMAL GÜRSEL

Göreve Gelme : 27 Mayıs 1960
Görevi Bırakma : 27 Ekim 1961
Hükümetin Ana Partisi : Sivil olmayan hükümet



Hayatı
Gürsel, Erzurum'un Türk yerlisi asker kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1895 yılında doğdu.

Gürsel, 1927 yılında Melahat Hanım ile evlendi ve bu evlilikten Muzaffer adını verdikleri bir çocuğu oldu. 1966 yılında başlayan rahatsızlığının sürmesi, yurt dışında (ABD) tedaviye rağmen ağırlaşarak komaya dönmesi ve görevini engellemesi üzerine, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevi 28 Mart 1966'da TBMM tarafından sona erdirildi. 14 Eylül 1966 günü vefat etti. Geriye hiç bir vasiyet ve kendisi ile ilgili dilek bırakmadı. Anıtkabir devrim şehitleri bölümünde toprağa verildi ve sonradan devlet mezarlığına nakledildi.


Eğitimi

İlk öğrenime Ordu ilinden sonra Erzincan'da devam eden Gürsel, orta eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Kuleli Askerî Lisesi'ne askeri öğrenci olarak girdi. Kuleli'de son sınıf öğrencisiyken Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine 16 Ekim 1914'de askeri eğitimine ara verdi ve 4. Kolordu Komutanlığı'nda subay olarak göreve başladı.

1 Eylül 1922'de yüzbaşılığa yükselen Gürsel, bir yıl Harp Okulu'nda eğitim aldı. 1 Ekim 1926'da Harp Akademisi'ne başladı ve 1 Eylül 1929'da kurmay subay olarak Akademi'den mezun oldu.

Askerlik dönemi

Gürsel, birlik komutanlıkları ve karargah görevlerinde 45 yıl süren askerlik hizmetinde bulundu.

Kıta ve karargah görevleri

Gürsel, aktif askerlik görevine Çanakkale Savaşı'na katılarak başladı. 45 yıl süren askerlik kariyerinde, Kara Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı çeşitli birliklerde komutanlık ve karargah görevlerinde hizmet verdi.

Katıldığı savaşlar

Gürsel, Çanakkale, Filistin, Suriye ve Kurtuluş savaşlarında yer aldı.

1914 ve 1917 yılları arası topçu teğmen olarak Çanakkale'de 1. Topçu Alayı'nın 1. Bataryası'nda savaştı. Çanakkale Savaşı sonrası, 1 Eylül 1917'de 41. Tümen Obüs Bataryası Komutanlığı'na atanarak Filistin Cephesine gönderildi. Filistin ve Suriye cephesindeki bütün savaşlarda 41. Alay'ın 5. Bağımsız Batarya Komutanı olarak görev aldı. İngilizlere Gazze cephesinde 19 Eylül 1919'da esir düşerek Mısır'da iki yıl esir kaldı. 6 Ekim 1920'de serbest kalınca İstanbul'a dönüp, Erzurum Kongresi'ni izleyen günlerde Anadolu'ya geçerek, Kurtuluş Savaşı'nın batı cephesindeki bütün savaşlara katıldı.

Aldığı ödüller

1. Tümen'de üstün başarı ile verdiği hizmetleri için kıdem zammı ile taltif edildi. Büyük Taarruz'da fiilen görev başında muharebede bulunarak Harb Madalyası ve İstiklal Madalyası ile taltif edildi.

27 Mayıs 1960 İhtilâli

27 Mayıs 1960 İhtilâli öncesinde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Gürsel; 2 Mayıs 1960'da ziyareti sırasında sohbet ettiği Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e ve dolayısıyla hükümete kişisel görüşlerini belirterek Başbakan Adnan Menderes'in cumhurbaşkanı olmasını destekleyen tarihi bir mektubu 3 Mayıs 1960'da yazdı. Gürsel erken emekliye sevkedildi ve 3 Mayıs 1960'da zorunlu izinle İzmir'e gitti.

Silahlı Kuvvetlerin tüm kademelerine iletilen ve ordunun mutlaka siyasetten uzak kalmasını tavsiye eden bir veda mektubu göndererek İzmir'e yerleşmişti. Kara Kuvvetleri Komutanlığından ayrıldığını bildirdiği veda mektubunda Gürsel'in ifadeleri: "Ordunun ve taşıdığınız üniformanın şerefini daima yüksek tutunuz. Şu sırada memlekette esen hırslı politika havasının zararlı tesirlerinden kendinizi korumasını biliniz. Ne pahasına olursa olsun politikadan katieyyen uzak kalınız. Bu, sizlerin şerefi, ordunun kudreti ve memleketin kaderi için ehemmiyeti haizdir." idi.

27 Mayıs 1960'da albay ve daha alt kademedeki subaylarca gerçekleştirilen ihtilal sonrasında Milli Birlik Komitesi'nin (MBK) daveti üzerine MBK'nın başkanlık görevini üstlendi ve ihtilal lideri olarak kabul edildi. Kendisiyle yapilan 16 Temmuz 1960 tarihli bir gazete (Cumhuriyet) görüşmesinde, ‘Şebeke zaten hazırdı. Ben şahsen ordunun siyasete katılmasını istemiyor ve genç arkadaşlarımın (ihtilal) teşebbüslerine engel oluyordum. İşler öyle bir seviyeye geldi ki, ordunun siyasete karışmasına karşı olmama rağmen, onları görevlerinde serbest bıraktım. şimdi bütün hedefim, adalet ve ahlak prensiplerine dayalı bir idareyi yeniden kurmaktir.’ açıklamasında bulundu.

Cemal Gürsel, 27 Mayıs ögleden sonra, hukuk öğretim üyeleri Ordinaryüs Profesör Sıddık Sami Onar, Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Prof. Ragıp Sarıca, Prof. Naci Şensoy, Prof. Hüseyin Nail Kubalı, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Doç. Dr. İsmet Giritli, Prof. İlhan Arsel, Prof. Bahri Savcı, Prof. Muammer Aksoy ve hocalarına yardım eden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi asistanı (YÖK Başkanı ve uzmanlık alanı Anayasa hukuku olan) Prof. Erdoğan Teziç'i kabul etti. Ord. Prof. Sıddık Sami Onar, heyet adına: "Bugün içinde bulunduğunuz durumu adi ve siyasi bir hükümet darbesi saymak doğru değildir." ifadesinde bulundu. Heyet, Gürsel tarafından yeni bir Türkiye’nin en özgürlükçü anayasasının (1961) taslağını hazırlamakla resmen görevlendirildi.

Cemal Gürsel, daha önce iptal edilmiş olan Türk ve İskoç milli futbol maçının Ankara'da 8 Haziran 1960’da yeniden tertip edilmesini sağladıkdan sonra (Türkiye 4, İskoçya 2), ihtilalin yarattığı üzüntülü ortamda milli moralin ve kaynaşmanın artması için "Cemal Gürsel Kupası" isimli, 3 Temmuz’da finali İstanbul’da oynanan Türk futbol turnuvasini organize edip izledi (Fenerbahçe 1, Galatasaray 0).

Tutuklu gazeteci ve öğrencilerin serbest bırakılmasını, yasaklı kapatılmış gazetelerin yeniden açılmasını sağladı. Emekliye ayrilan General Ragip Gumuspala'ya Demokrat partilileri toplayan Adalet Partisi'ni kurma gorevini verdi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde, yeni askeri darbelerin önlenmesinde liderlik etti. Devlet Baskani Cemal Gursel ve İsmet İnonu’nun, diger dunya liderleri ile birlikte Menderes ve diger kabine uyelerinin idam cezalarinin affi dilekleri, Milli Birlik Komitesi tarafindan reddedildi. Bir Milli Birlik Komitesi uyesi yayinlanan hatıralarında Menderes'in infazınin durdurulması için devlet başkanı Cemal Gürsel’in emri karşısında Yassıada başsavcısı Egesel’in, “Aman acele edelim, kurtaracaklar!” dedigi ve her ihtimale karşı hücumbotuna bir darağacı kurdurtduğunu, gazetecilerle yaptığı bir konuşmada da “Menderes’i kurtarmada Gürsel’in ne gibi bir müdahalesi olabilir?” diyerek devlet başkanının bu konuda yetkisiz olduğunu ima ettigini belirtir. Cemal Gürsel komite üyesi bir kurmay albay tarafından yapılan suikast girişiminden yaralı olarak kurtuldu. Bu olaydan sonra, kendini silahla vuran albaya hukuki ceza istemedi ve onunla diğer 13 MBK üyesi yurt dışına görevli olarak gönderildiler.

Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerine aday olmaları için yüksek düzeyli tıp ve muhendislik dalındaki Ankara'da ki akademisyenlere teklif götürdü ve destek verme önerisinde bulundu. Cumhurbaşkanlığı için kendi adaylığı ya da başkalarının adaylıklarına karşı hiçbir lobi ve girişimde açık ya da dolaylı şahsi rol almadı.

Halk oyuna sunulan ve kabul edilen yeni Anayasa gereğince, 10 Ekim 1961'de yapılan genel seçimlerden sonra oluşturulan yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konulan adaylığı çoğunluğun desteğini alarak 21 Ekim 1961'de Türkiye'nin dördüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Dönemindeki Gelişme ve Yenileşmeler


Meclis'te çoğunluğa sahip iktidar partisinin her istediğini kontrolsüz yapabilme zihniyetini politikadan uzaklaştırmak için, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere demokrasinin "emniyet supabı" olarak görülen Anayasa Mahkemesini, Cemal Gürsel, 25 Nisan 1962 tarihinde Ankara'da ilk defa yürürlüğe soktu.

ABD ile SSCB arasındaki Küba Füze Krizinde, batı tarafında Turkiye'nin komünizme karşı koruyuculuk görevini yürüttü.

İngiltere kraliçesi II. Elizabeth ve ABD başkan yardımcısı Lyndon B. Johnson'u konuk etti. İngiltere askeri uçaklarının Türk hava sahasını Kuveyt'i tehdit eden Irak'a karşı kullanması için izin çıkardı. Avrupalı liderlerle olan yakın diplomatik ilişkileri sayesinde, Avrupa Birliği 1963 Ankara Anlaşmasını ve bir yıl sonrada Assosiye Üyelik konumuna Türkiyenin ulaşmasını sağladı.

O günkü şartlarda, Istanbul ve Ankara radyolarının dinlenemedigi Doğu Anadolu'da daha sonra bütün Doğu Anadolu'ya hitap edecek olan ilk radyo istasyonunun merkezi konumlu Erzurum'da kurulmasını sağladi ve açış konuşmasında "Aziz Doğulu vatandaşlar; Sizleri yabancı radyoları dinlemekten kurtarmak için Erzurum’da bir radyo istasyonu tesis ettik. Ve bugün neşriyata başlıyoruz. Yabancı radyolardan çok defa fesat, fitne hatta zehir gelir. Erzurum radyosu sizleri bu kötülüklerden koruyacak, kendi temiz sözlerimizle milli meselelerimizi öğrenecek, güzel seslerimizle şarkılarımızı dinleyeceğiz. Erzurum radyosu, doğu illeri ve yurdumuz için mutlu olsun. Bu vesileyle, tüm doğulu vatandaşlarıma sevgi ve saygı hislerimi ifade ederim.” ifadelerini kullandı. Daha sonra Turkiye Radyo ve Televizyon devlet kurumu'nu baskent Ankara'da organize ederek, televizyon hizmetlerinin yurda ilk kez getirilmesini sagladi.

Cemal Gursel Türkiye tarihinde ilk kez planlı ekonomiye geçiş, Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet İstatistik Enistütüsü kuruluşu, 5 yıllık kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ortak Pazar üyeliği, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması, Kıbrıs'a garantör ülkeler tarafından müdahalesi, Cumhuriyet öncesi Erzurum ve Doğu Anadolu'da işgalcilerle işbirlikçi, isyancı azınlıklarca katledilen 250.000 sivil Türk halkının anıtsal temsili konusunda ulusal ve tarihsel önderlik niteliğinde çalışmalar yaptı. Milli İstihbarat Teşkilatı Kuruluşu yasası ve düzenlemesi, Milli Güvenlik Kurulu'nun başlangıç ve geliştirilmesi, Türk ordusunun modernizasyonu, İran, Pakistan ile birlikte bölgesel kalkınma organizasyonunun kurulmasi, Avrupa ve Orta Asya memleketlerini bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağı kurulması, Turizm bakanlığının kurulması, Güneydoğu Anadolu'nun kalkınma ve geliştirilmesi planları, Basın Yayın Yüksek okulunun ilk kuruluşu da yine kendisinin Türkiye Cumhuriyetine olan katkılarıdır. Cumhurbaskani onayina sunulan yasa tekliflerini bir kez daha Meclis’te gorusulmek uzere geri gonderme uygulamasini 1963’de baslatti. Toplumda gorme kaybi ve korlugun onlenmesi icin hayir yardimi amacini guden uluslararasi Lion’s kulubu’nun Turkiye'de hizmete girmesi (1963), Turkiye Radyo ve Televizyon (TRT) kurumu’nun baslangici (1964), ilk milli nufus kontrol planlama calismalari (1965), ulkede ilk bilgisayar kullanimi, demir celik uretimi gelismesi (AET demir celik birligi dogrultusunda), petrol boru hatti insasi idaresi altinda gerceklesti.

Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Genelkurmay Başkanı Gen. Rüştü Erdelhun'a verilen hapis cezalarına af getirdi.

İlk Devlet Araştırma Kütüphanesi ve hükümete yol göstericilik görevini yasayla verdiği Turkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumunu kurdu.

Ordunun binek otomobil ihtiyacını karşılamak amacı da güden, ilk yerli ve seri üretimi hedefliyen Devrim (otomobil) projesini başlattı.

Cemal Gürsel devlet baskanligi ve cumhurbaskanligi gorevlerini ve ilgili masraflarini devletden maas almadan, emekli asker maasiyla karsiladi (kaynak: Cumhurbaskanligi bordro kayitlari).

Hakkında

Genelde, mütevazı ve gösterişsiz bir idareci sıfatıyla ün kazandı ve en büyük önemi, iyi eğitilmiş bir Türk gençliği ile çok ve dürüst çalışan bir halk önceliğine vermeye çalıştı.

"General Gürsel, modern Türkiye’nin Ata’sı olan Mustafa Kemal Atatürk’e benzer bir şekilde, ikinci Türkiye Cumhuriyeti’nin babası olarak tarif edilebilir. Derin bir bölünme zamanında Gürsel, kendisini milli bütünlüğün bir sembolü olarak gören Türk Milleti’nin saygı ve sevgisini kazanıp devam ettirdi. Vefat ettiğinde, ulusun güven duyulan babası kimliğine sahipti." (Vefatı üzerine tüm Türk gazetelerinde yayınlananan baş sağlığı mesajıdır.) Prof. Bernard Lewis, 15 Eylül 1966

Ölümünden sonra o dönemin Yargıtay Başkanı İmran Öktem'in 1967-1968 Adli Yıl Açılış Konuşmasınde Onun hakkındaki düşünceleri şu şekildeydi: Zeki, şefkatli, sağ duyusu kuvvetli, kararların*da isabetli, olduğu gibi görünmesini, gösterişten uzak kalmasını seven, sa*delik içinde büyük olan, büyüklüğünü belli etmek için bir ceht ve gayret gös*termek lüzumu duymayan, Atatürk Devrimleri'ne bağlı, devrimleri korumayı amaç edinmiş, gericiliğin amansız düşmanı, milletine daha çok ve dürüst çalışmayı daima tavsiye eden Cemal Gürsel, büyük mümtaz vasıflariyle ve büyük devrim ve Devlet adamı olarak Türk Tarihi'nde müstesna bir yer almıştır. Olağanüstü devrim idaresinin Anayasa kuruluşlarına arızasız olarak intikalinde ve demokrasinin yerleşmesinde Cemal Gürsel'in büyük etkisi olmuştur. Bunu sağlamak için geceli gündüzlü çalışmış, sağlığını ve hayatını yitirmiştir. Devrimci Türk Milleti sana minnettardır.

Erzurum 2011 Üniversitelerarası Kış Oyunları açılış ve kapanış törenlerinin Cemal Gürsel Stadyumu’nda yapılması planlanmaktadır.

Ismi, cesitli okullar, caddeler ve silahli kuvvetler karargah binalarina verilmistir.
StoryLine isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla

Powered by vBulletin Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
porno sikiş