Kolesterolle savaşta sathı müdafaa yapın


Yüksek kolesterol sorununuz mu var? Milyarlarca dolarlık pazar sizi ‘hemen ilaç almaya’ yönelik hattı müdafaaya zorlasa da, genel olarak ‘yaşam biçiminizi değiştirecek’ sathı müdafaa ile kolesterol değerlerinizi düşürebileceğinizi gösteren yüzlerce araştırma var. Bu nedenle, önce, sadece kolesterole değil, daha birçok sağlık sorununu çözebilecek sağlıklı beslenmeyi, düzenli egzersizi, stresten uzak bir hayatı deneyin.


“KOLESTEROL ilaçlarını kullanalım mı, kullanmayalım mı?” tartışması yeniden alevlendi. Bilim adamları ve doktorlar bu konuda iki gruba ayrılmış durumda. Bir grup “LDL kolesterolün 160 mg/dl’yi geçtiğini gördüğüm anda ilaca başlarım arkadaş!” derken, diğer grup “Bu ilaçlar etkili ama yan etkileri ve zararlı olma potansiyelleri faydalarından çok. Bu nedenle çok özel durumlar dışında kullanılmamaları gerekiyor” diyor. Hatta bazıları “Bu ilaçlara elimi sürmem, doğal yöntemlerle bu işi çözmeye çalışırım, çünkü bu ilaçların yan etkileri zannedildiğinden çok daha fazla” diye düşünüyor. Kısacası ortalık toz duman.

Müthiş ilaç ekonomisi

Kolesterol yüksekliği sorununun yaygın bir sağlık problemi olduğu da, problemin çözümünde kullanılan ilaçların inanılmaz bir ekonomi oluşturduğu da tartışılmaz. Tam rakamı bilmiyorum ama dünya ölçeğinde sadece statin grubu ilaçların yıllık satış rakamlarının 30 milyar dolardan az olmadığı düşüncesindeyim. Bu kadar büyük bir pazarın ilaç üreticilerini heyecanlandırmaması ve sonuçta pazarı yönlendirmekle ilgili bazı çabaların olmaması mümkün değil. Son yıllarda birbiri ardına yeni statin moleküllerinin üretilmesinin nedeni de pazarın büyüklüğü.

Ben, ilaç firmaları “daha iyisini, etkilisini, güçlüsünü, yan etkisi daha az olanını bulalım” diye yeni moleküller geliştirmeye çalışıyor kanısında değilim.

Liberal ekonominin kuralları burada da hükmünü sürdürüyor. Firmalar bir yandan pastadan pay almaya çalışırken, diğer yandan da pastayı büyütme gayretlerini sürdürüyorlar. Benim kanaatim o ki, son yıllarda düzenlenen kalp damar hastalıklarıyla ilgili kongrelerin, kardiyoloji toplantılarının, seminer ve konferansların sponsorları da ilaç üreticileridir. Çünkü bu toplantıların en önemli konularından biri de mutlaka kolesterol problemi oluyor. Problemin çözümü ile ilgili çalışmaların sonuçları, kolesterol ilaçlarının etkileri, yan etkileri, birbirlerine üstünlükleri, avantaj veya dezavantajlarıyla ilgili araştırma sonuçlarının tartışılması kongrelerin yarısını işgal ediyor!

Hemen başlamak yerine...

Bu toplantıların çoğunda, yaşam tarzı değişiklikleri”nin, özellikle “beslenme, egzersiz ve benzeri adımların kolesterol seviyelerini ne yönde etkilediğine ilişkin dişe dokunur bir toplantı, konferans ya da tartışma yapılmıyor.

Kapsamlı hayat tarzı değişikliğinin kolesterol ile mücadelede ne gibi etkileri olduğuna dair toplumsal araştırmaları ise mikroskopla aramanız lazım. Çünkü bu değişikliklerin olumlu-olumsuz etkilerini araştıran çalışmaların ya da yapılacak toplantıların ekonomik giderlerini karşılayacak herhangi bir sponsoru mumla arasanız bulamazsınız.

SÖZÜN ÖZÜ

ANLATMAK istediğimiz şey şudur, kolesterol yüksekliği olan herkesin hemen bir ilaca başlaması şart değildir. Hangi hastalara ilaca hemen başlanacağı konusunda henüz üzerinde fikir birliğine varılmış net kriterler de mevcut değildir. Ayrıca koroner kalp hastalıklarından, yalnızca kolesterol seviyesi kontrol altına alınarak korunulamayacağı da unutulmamalıdır. Kan şekeri yüksekliği olan birinde kan şekeri düşürülmeden, sigara kullanan birinde sigara bırakılmadan, HDL kolesterolü çok düşük, göbekli birinde kilo sorunu, HDL kolesterol azlığı, insülin direnci problemi çözülmeden problemi yalnızca LDL kolesterolü azaltarak çözemezsiniz.

BİR ÖNERİ

Kimler ilaç almalı

CİDDİ düzeyde kalp sorunu olan veya yüksek risk gurubunda yer alan kişilerde kolesterol ilacı kullanmak söz konusu olduğunda gereksiz yere direnç göstermenin de anlamı yoktur. Aşağıdaki hallerde, bir taraftan yaşam tarzı değişiklikleri uygulamaya konulurken, kolesterol ilaçlarını da kullanmaya başlamak gerekiyor:

* LDL kolesterolü yüksek bulunan ve stend uygulanmış veya kalp krizi geçirmiş ve/veya baypas operasyonu yapılmış,

* Ffelç veya geçici istemik atak geçirmiş,

* Koroner anjiyografide damarlarında %70’in üzerinde darlık saptanmış,

* Boyunda karotis damarlarında %80’in üzerinde darlık belirlenmiş,

* Koroner anjiyografide damar darlığı %70’in altında olmasına rağmen kalp kasında problemler saptanan ya da kanında Hs-CRP değeri yüksek bulunanlar.

Bu yazdıklarıma bazı meslektaşlarım katılmayabilir ama ben prensip olarak kolesterol sorunu olan birini takip ederken yukarıda özetlemeye çalıştığım bu prensiplerden hareket ediyorum.

KESİP SAKLAYIN

Kolesterol diyeti (*)

KALP damar hastalığı teşhisi almamış, hafif kolesterol yüksekliği olan hastalara önerilen kolesterol diyeti:

*
Et ür ünlerİ: Haftada üç öğün balık, iki öğün kırmızı et, bir öğün tavuk eti yiyebilirsiniz.

*
Şarküteri ürünleri: Yağlı olanlar yasak, yağsız olanları tercih edin. Yumurta serbest.

* Yağ: Tereyağı ve tüm katı yağlar ile margarinleri çok az tüketelim, daha çok zeytinyağını ve mısır özü yağını tercih edelim.

* Hububat: Rafine ürünlerden uzak durmaya çalışalım; kepekli ve kabuklu olanları tercih edelim. Rafine edilmiş buğday, kabuğu alınmış pirinç haftada bir öğünden fazla yenmeyecek. Yulaf ezmesi, çavdar ezmesi, tam tahıl buğday, bulgur, kabuklu pirinçten yapılmış pilavlar kilo almamak kaydıyla bolca yenilebilir.

* Şeker: Her türlü beyaz şeker ve şekerli ürünlere dikkat edilecek. Çaya ve kahveye şeker konulmayacak. Haftada bir tatlı yenilebilir.

*
Tuz: Günlük toplam tuz alımınız 1,5 çay kaşığını geçmemelidir.

* Sebzeler: Yağda kızartmamak kaydıyla her türlü sebze yenilebilir. Patates, yer elması, brokoli, lahana, ıspanak, fasulye, mısır, marul ve burada sayamayacağım, aklınıza gelen her türlü sebzeyi yiyebilirsiniz.

* Baklagİller: Fasulye, nohut, bezelye, barbunya, mercimek ve tüm baklagiller serbest.

* Meyve: Her türlü meyve serbest. Günlük meyve alımınızı tek kerede değil, üçe bölerek yemeye dikkat ediniz.

* İçecekler: Su, tansiyon hastası değilseniz madensuyu, meyve suyu (bir bardağı geçmeden), çay ve kahve serbest. Alkol aşırıya kaçılmadığı sürece serbest.

* Pekmez: İki tatlı kaşığı serbest.

*
Meyve suyu: Meyvenin kendisini yemeyi tercih edelim. Suyunu günde bir bardaktan fazla içmeyelim. O da mutlaka taze sıkılmış olsun.

* Tatlı/Bal: Günde bir tatlı kaşığını aşmamak kaydıyla serbest. İrmik, bal, pekmez tatlıları haftada iki günü aşmamak kaydıyla yenilebilir.

* Salata sosları: Yağ ve kreması az olanları tercih edelim. Az miktarda zeytinyağı, sirke, elma sirkesi, balsamik sirke, nar ekşisi, limon, kırmızıbiber ve karabiber, hardal, yağsız soslar, örneğin soya sütü.

* Kuruyemiş: Ceviz, fındık, yer fıstığı, Antep fıstığı, badem, leblebi, beyaz leblebi, tuzsuz ve yağsız patlamış mısır, kestane, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir aşırıya kaçmamak ve kilo almamak şartıyla serbest.

(*) Dr. Murat Kınıkoğlu/Kalbinize Sahip Çıkın/Doğan Kitap

Doktora şöyle deyin

Bugüne kadar yapılan yüzlerce araştırma bazı kişilerin kolesterol düzeylerini kontrol altına almak için sadece alışkanlıklarını değiştirmelerinin yeterli olabileceğini gösteriyor.

Ayrıca yeme içme alışkanlıklarının değiştirilmesi, egzersizin bir yaşam tarzı haline getirilmesi gibi değişimler yalnızca kolesterolü düşürmeye yardımcı olmuyor. Daha pek çok olumlu katkılar yapıyor.

Önce kilo versem

İşte bu nedenle sağlıksız yeme alışkanlıkları olan biriyseniz, hareketsiz, tembel bir hayat sürüyorsanız, stres kontrolünüz bozuksa, çok özel bazı durumlar dışında LDL kolesterolünüz 150-160, hatta 170-180 mg/dl çıktı diye size hemen bir ilaç reçete eden doktorunuza;

“Bunu kullanmam şart mı? Önce fazla kilolarımı versem, doğru beslenme alışkanlıkları edinmem konusunda destek verseniz daha iyi olmaz mı? Aktivitemi arttırayım. Şöyle haftada 3-5 gün 30-45 dakika yürüyeyim, alkol kullanımımı kısıtlayım, sağlıksız yeme alışkanlıklarımdan vazgeçeyim iki-üç ay sonra sonucu bir kez daha değerlendirelim, ilaç kullanmayı o zaman tartışalım” demenizde hiçbir sakınca yok.