ANKARA (A.A) - Türkiye'de artık başta diz, omuz ve ayak bileği eklemlerinde meydana gelen kıkırdak harabiyetinde, kişinin kendisinden alınarak dışarda çoğaltılan, daha sonra hasarlı bölgeye nakil sayesinde orijinale en yakın kıkırdak elde edilebildiği bildirildi.

Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve Diz Cerrahisi Ankara Şube Başkanı Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reha Tandoğan, diz, omuz ve ayak bileğinde görülen kıkırdak harabiyetinin, daha çok spor yaralanmaları, trafik kazaları, darbeler, çocuklarda kemik beslenmesinin bozulmasına bağlı kıkırdak ayrılmaları gibi durumlarda oluştuğuna işaretle, "Eklem yüzeylerini kaplayan kıkırdak zarar gördüğünde, ilerleyen kıkırdak harabiyetine bağlı olarak yıllar içinde eklem iş göremez hale gelmektedir" dedi.

Erişkinlerde eklem kıkırdağının kendini yenilemediğini, dolayısıyla yaralanan kıkırdağı vücudun iyileştirmediğini, bu nedenle kıkırdağın korunmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Tandoğan kıkırdak tedavilerinde bugüne kadar çeşitli yöntemlerin denendiğini, ancak hiçbirinin orijinal eklem kıkırdağına yakın bir sonuç vermediğini anlatarak, şöyle dedi: "Daha önce uyguladığımız kıkırdak yenileme yöntemleri, oluşturulan kıkırdak, orijinal kıkırdak mimarisine sahip olmadığı için yıllar içinde tekrar
bozulup işlev göremez hale gelmekteydi. Üstelik büyük kıkırdak hasarlarında başarısı oldukça sınırlıydı. Bunun üzerine 1987'de İsveç'te başlayan çalışmalar sonunda kıkırdak nakli (Otolog Kondrosit İmplantasyonu) üzerine çalışmalar yapıldı ve 1994'te yurt dışında ilk kez insanlarda uygulaması rapor edildi. O zamandan bugüne kadar dünyada çeşitli merkezlerde 15 binin üzerinde hastaya uygulandı. Ülkemizde de son bir iki yıldır belirli merkezlerde başarı ile uygulanmaktadır. Yeni kıkırdak nakli yönteminde ilk olarak hastadan kapalı ameliyat yöntemiyle (artroskopi), hasarlı olmayan eklem dokusundaki kıkırdaktan küçük bir biyopsi alınıyor. Alınan biyopsinin içindeki kıkırdak hücreleri, laboratuvar ortamında çoğaltılıyor. Ardından 3 ile 6 hafta sonra açık ameliyat tekniğiyle ikinci bir operasyon yapılarak, hasarlı bölgeye üretilen kıkırdak hücreleri naklediliyor. Böylece hastaya ait olan hücreler, o bölgede yeni bir kıkırdak dokusu oluşturuyor."

Tandoğan, tekniğin iki aşamalı olması ve ikinci aşamada açık ameliyat gerektirmesi nedeniyle diğer yöntemlere göre hem hasta hem de hekim açısından daha zor olduğunu belirterek, "Operasyon sonrasında çok ciddi bir rehabilitasyon programı gerekiyor. Ameliyattan hemen sonra, kısa bir süre eklemin hareketleri sınırlandırılıyor. Sonrasında yavaş yavaş hareketlere başlatılıyor, yaklaşık 6-8 hafta kadar ayağının üstüne basılmasına izin verilmiyor" diye konuştu.

Yöntemle, normale en yakın kıkırdak elde edildiği için başarı oranının çok yüksek olduğunu ifade eden Tandoğan, "Yurt dışında kıkırdak nakli yapılan ilk hastaların 15-20 yıllık takibi var ve yüzde 75-85 başarı oranına sahip. Bizim olgularımızın 2 yıllık izlemi de çok umut verici" dedi. Yöntemin maliyetiyle ilgili sadece hücre üretim masraflarının, uygulanan tekniğe göre değişmekle birlikte 4 bin-7 bin 500 avro tuttuğunu belirten Tandoğan, yöntemin Türkiye'de çok yeni olmasına rağmen belirli koşullar sağlandığı takdirde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme kapsamında olduğunu ve bu konudaki çalışmaların devam ettiğini bildirdi.