+ Yeni Konu aç
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Klasik Dönem (18 yy İkinci Yarısı)

Bakteri Müzik Katagorisinde ve Müzik Hakkında Forumunda Bulunan Klasik Dönem (18 yy İkinci Yarısı) Konusunu Görüntülemektesiniz.->KLASİK DÖNEM (18. Yüzyılın İkinci Yarısı) Müzik tarihinde genel olarak, Onsekizinci yüzyılın ikinci yarısından, J. S. Bach’ın ölüm tarihi 1750’den ...

  1. #1
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart Klasik Dönem (18 yy İkinci Yarısı)

    .
    s11
    KLASİK DÖNEM
    (18. Yüzyılın İkinci Yarısı)

    Müzik tarihinde genel olarak, Onsekizinci yüzyılın ikinci yarısından, J. S. Bach’ın ölüm tarihi 1750’den başlayarak Ludvig van Beethoven’in ölüm tarihi 1827’ye kadar geçen dönem, klasik çağ olarak tanımlanır. Klasik Çağ, operada Gluck’un devrimi, Haydn, Mozart ve genç Beethoven’in müziğe kattıkları yeni solukla tanınır. Orkestra ailesinin kurulduğu, senfonik yapıtların filizlendiği, piyanonun sesini duyurmaya başladığı, müzik yapısında dengenin, biçimin iyice sağlamlaştığı; sanatın yalın bir anlatımla geniş halk kitlelerine seslendiği bir çağdır. Belki müzikte klasik dönem yerine klasik stil’den söz etmek daha doğru olacaktır. Çünkü günümüze dek hiç güncelliğini yitirmeyen bu biçimi her dönemde işleyen besteciler olmuştur.
    Rousseau’nun, kendi sevimli ve kolay anlaşılır besteleriyle desteklediği hafif, yalın, arık bir müzik görüşü hem klasik çağın, hem de romantizmin kapısını açmış sayılır. Ancak, Rousseau’nun bayrağı altında birleşenlerin, onun görüşlerini yapıtlarıyla savunanların, müziği doğaya yöneltmek uğruna, bu sanata gereksiz bir yalınlık, bayağılık getirdiklerini sanmak yersiz olur. Rousseau’nun görüşleri, Gluck’dan başlayarak, bir birleşimin, bir uzlaşmanın dürtüsü olmuştur. Klasik: Eski Yunan ve Roma sanatındaki klasikleşmiş geleneği yeniden yaratmaya çalışmak, klasik değerleri örnek alıp, aynı kusursuzlukta, yüzyıllar boyu değerini koruyan, güncelliğini yitirmeyen yapıtlar ortaya koymak anlamına gelmektedir. Onsekizinci yüzyılın ortasında sanatçılar tıpkı Rönesans’da olduğu gibi yine eski Yunan klasikçilerine eğilmiş, onların değerlerini kendilerine ölçüt almışlardır. Eski çağların klasik kültürü kusursuz olarak tanımlandığından, herhangi birşeyin “klasikleşmiş” olduğunu söylemek onun kendi benzerleri arasında bir örnek oluşturacak kadar mükemmel olduğunu anlatır. Müzik tarihçileri, Barok dönemi izleyip Romantik dönemi doğuran çağı “Klasik” olarak tanımlar. Bu dönem tüm bestecilerin, bir müzik parçasının nasıl inşa edileceğini araştırdıkları dönemdir. Çerçeve nasıl kurulmalı, yapı nasıl sağlam olmalı, tonlar arasındaki uyum, yapıtın bölümleri arasındaki denge nasıl korunmalı gibi konular bu dönemde büyük ustalar tarafından incelenmiştir.
    Haydn ile Mozart’ın simgesi oldukları klasik çağ sanatının, bir önceki “Barok” çağın sanatına oranla çok daha yalın, çok daha kolay olduğu görüşü yanıltıcıdır. Klasik çağ sanatını “Barok”un bir yandan süslemelere olan düşkünlükte kazandığı zenginliğe, öte yandan Rönesans’ın çokses ustalarının geleneğini sürdüren bestecilerce su üstünde tutulan karmaşıklığına oranla daha ileri yapan şey nedir düşüncesine şöyle yanıt verilebilir. “Müzik dilinin başlıca üç öğesi, armoni, melodi ve bunların türlü birleşimleri, ve de ritmi”, “Barok” çağ sonrası klasik çağda, hiç de sanıldığı gibi bir dil gerilemesine uğramamış tersine, beklenen ilermeyi göstermiştir.
    18’inci yüzyılın ortalarında Güney Almanya’da Mannheim Okulu olarak bilinen ve zamanın ünlü besteci ve yorumcularının biraraya geldiği topluluk, dönemin müziğine damgasını vurur ve senfoni biçimini yeni çağa sunacak bir orkestra geleneğini ortaya çıkarır. Bu bağlamda, Mannheim Okulu’nun müzik tarihindeki yeri çok önemlidir. 18. Yüzyıl müziğini kavramak için o dönemin sosyal yapılanmasını kısaca özetlemekte büyük yarar vardır. Bu dönemde kilisenin yapaylığına karşı bir ayaklanma başlar. Dinde doğallık önem kazanır, metafizik düşünce yerini sağduyuya bırakır. Bireysel özgürlük yavaş yavaş otoritenin yerini alır. Tüm örgütler, bilim, sanat, din ve tüm kurumlar bireye hizmet eder. İnsan yaşamı sanatlarla donanmalıdır. Sıradan insana seslenebilen kültür etkinlikleri düzenlenmelidir. Böylece eskiden salt soylulara ait olan sanat ve kültür dünyasında artık halk da yerini almaya başlar.
    Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasası’nın ilanı, çağın sonundaki Fransız Devrimi, bu çağın önemli toplumsal olaylarıdır. Bilimsel buluşlar, endüstri devrimi ve doğallığa övgü, orta sınıfın doğması, sanatı da yeni bir çağa yöneltecektir.
    Bu çağ, aynı zamanda insanın birey olarak değerlendiği, insancıl düşüncelerin öne çıktığı bir dönemdir. Uluslararası kardeşlik önem kazanmıştır. Seçkin insanlar yerine genel halk kitleleri önemlidir. İlk kez soyluların saraylarından başka geniş konser salonlarında verilen halk konserleri yapılır. Nota yazısı hemen herkesin anlayabileceği kolaylıkta nitelik kazanmıştır. Müziğin görevi doğayı olduğu gibi ve zarif bir anlatımla yansıtmak; gerçeğin güzel seslerini duyurmaktır. 18. Yüzyıl sonundaki kuramcılara göre müzik, uyumlu seslerle duyguları kamçılayan ve herhangi bir kalıbı örnek almaksızın, kendi doğal akışı içinde güzel olan bir sanat dalıdır. Hiçbir zaman aşırı süsleme, ya da şaşırtmaca yoluyla değil, duygularına doğrudan seslenerek dinleyiciyi coşturmalıdır.
    18. Yüzyıl ortasında ve sonundaki ideal müzik, uluslararası bir dil sergilemeli ve eğlendirdiği kadar soylu da olmalıdır. Derin duyguları zarifçe dış vurmalıdır. Teknik karmaşayı yenmiş doğal konuma ulaşmış ve yalın olmalıdır. Bu yapılanma, klasik dönemin en büyük ustaları olan Christoph Willibald Gluck (1714-1787), Franz Joseph Haydn (1732-1809) ve Wolfgang Amadeus Mozart’I hazırlamıştır.

    Klasik dönemde yaratılan en önemli biçim senfoni olup, bu dönemde gelişme gösteren en önemli çalgı biçimi ise sonat’tır. Zaten senfonik yapı sonat formu üzerine kurularak gelişir. Solo konçertolarda, yeni ortaya çıkan piyano gündeme gelir ve piyano için konçertolar yazılmaya başlanır. Senfoni kadar önemli bir biçim de dört çalgı için yazılan yaylı çalgılar kuvartetidir. Opera ise Gluck ve Mozart’ın yapıtlarıyla yeni bir boyut kazanmıştır.

  2. #2
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart

    .
    Wolfgang Amadeus Mozart
    (1756-1791)

    Tüm zamanlarda üstünlüğü tartışılmayan, eşsiz bir besteci düşünecek olursanız, bu W. A. Mozart’dan başkası olamaz. Müzik tarihinin hep dahi çocuğu olarak anılan Mozart kadar adından çok söz ettirmiş, üstüne pek çok yazı yazılmış, film ve tiyatro konusu haline dönüşmüş bir başka besteci yoktur. Yapıtlarındaki pırıltılı huzur, ayrıntıya özen ve dikkat çok güçlüdür. 35 yıllık kısa ve trajik yaşamına sığdırdığı 600’den fazla yapıtla insanlığa kocaman bir hazine sunmuştur.
    Bu Avusturyalı besteci Salzburg’da doğmuş, Viyana’da ölmüştür. Besteci ve kemancı Leopold Mozart’ın oğludur. Altı yaşında keman ve piyano çalan Mozart, daha o yaşta küçük egzersiz parçaları besteliyordu. 1762 yılında babası ve ablası Naneri ile birlikte uzun bir konser seyahatine çıkarlar. Münih ve Viyana’da ilgi gören küçük sanatçı ve ablası seyahatlerini Paris ve Londra’ya kadar uzattılar. Mozart Paris’te belli başlı ilk eserlerini; dört keman ve piyano sonatını yazdı. Küçük besteci daha sonra, ailesi ile birlikte 1768’de Viyana’ya döndü. Aynı yıl İmparator İkinci Joseph için ilk operası “La Finta Semplice”yi yazdı. Bundan sonra “Bastien ve Bastienne” adlı küçük operasını yazan sanatçı, yine Viyana’da birkaçdua korosunu idare etti. 1769’da Salzburg’da kilise orkestra şefi oldu. Aynı yıl babasıyla İtalya’ya gitti ve Roma’da papa tarafından altın madalya ile onurlandırıldı. Burada İtalyan müzikçi Padre Martini’nin de kısa bir zaman için öğrencisi oldu.1770’te ülkesine dönen genç besteci “İl Segno di Scipione” ve Milano için “Lucia Silla” operalarını besteledi. 1777 yılına kadar Salzburg’da kalan Mozart aynı yıl Mannheim ve Paris’e gitti; fakat hiçbir başarı kazanamadı. Paris’te annesinin ölümü üzerine tekrar ülkesine döndü. 1779’da saray organisti tayin edilen Mozart 1780 – 1781’de ilk operası “İdomeneo”yu verdi. 1781’de Salzburg’u bırakarak Viyana’ya geldi ve orada yerleşti. Aynı yıl yazılan “Saraydan Kız Kaçırma” operası başarı kazandı. 1782’de Constanze Weber ile evlendi. 1782 – 1785 yılları arasında yazdığı eserleri şunlardır: Haydn’a ithaf edilen altı tane yaylı kuarteti, birçok piyano konçertosu ve çeşitli konser aryaları. 1786’da “Figaronun Düğünü” operası büyük başarı kazandı. Ertesi yıl Prag için “Don Juan” operasını yazdı. 1788’de birbiri arkasından son üç senfonisini; mi bemol majör, sol minör ve do majör “Jupiter”i verdi. İmparatorun emri üzerine “Cosi Fan Tutte” adlı komik operayı yazdı. 1791’de son ciddi operası “Titus”u ve Schickaneder’in teksti üzerine “Sihirli Flüt” operasını yazdı. Aynı yılın Temmuz’unda başladığı “Requiem”ini bitiremedi.
    Mozart’ın ilk eserlerinden itibaren melodi ve armoni zenginliği göze çarpar. Bu sıralarda Schobert, Emmanuel Bach, Christian Bach ve Abel genç bestecinin üzerinde etkili olmuşlardır. Opera eserleri ise İtalyan “opera buffa” ve Fransız “opera comique”lerinin izlerini taşır. Ciddi operalarında “İdomeneo” ve “Titus”ta olduğu gibi yaratıcılığı kendini gösterir. Ömrünün sonlarına doğru yazdığı “Don Juan” ve hele “Sihirli Flüt” operaları Alman romantik operasının örnekleridirler. Senfonilerinde Haydn ve Christian Bach’ın, diğer çalgısal eserlerinde Avusturya halk dans ve melodilerinin etkileri gözükür. Mozart kısa hayatına rağmen pek çok eser yazmıştır. Eserleri kısaca şunlardır.

    Operaları: “Apollo et Hyacinthus” (1767), “Bastien ve Bastienne” (1768), “La Finta Semplice” (1768), “Mitridate” (1770), “Ascanio in Alba” (1771), “İl Signo di Scipione” (1772), “Lucia Silla” (1772), “La Finta Giardiniera” (1775), “İl re Pastore” (1775), “Zaide” (1780), “İdomeneo” (1781), “Saraydan Kız Kaçırma” (1782), “Loca de Cairo” ve “La Sposo Delluso” (1783), “Tiyatro Müdürü” (1786), “Figaronun Düğünü” (1786), “Don Juan” (1787), “Cosi Fan Tutte” (1790), “Sihirli Flüt” (1791), “Titus” (1791).

    Bunlardan başka ses için kırk yedi düet, terset ve kuartet, altı oratoryo ve kantat, kilise müziği için pek çok eseri vardır. Bunlar arasında on beş orkestra duası, “Requiem” motetler, hymnler ve on beş orkestra ve org sonatı başta gelir. Mozart bunlardan başka otuz sekiz “lied”, iki terset ve yirmi iki kanon bırakmıştır.

    Orkestra eserleri: Kırk sekiz senfoni - ki en meşhurları Re majör (1786), mi bemol majör, sol minör ve do majör “Jupiter” (1788)’dir- ; otuz üç divermenti ve serenad, yirmi dokuz orkestra parçası, kırk bir dans.

    Konçertoları: Yedi tane keman için, bir tane iki keman ve bir tane de keman ve viyola için “sinfonia konsertante”, birer tane fagot, obua, klarnet için ve bir tane flüt ve arpa için, üç tane flüt, beş tane korno için. Yirmi beş tane piyano için konçerto, birer tane de iki ve üç piyano için konçerto.

    Piyano eserleri: yirmi iki sonat ve fantazi, on beş varyasyon, yirmi beş parça piyano konçertoları için kadans, dört el için sonat, varyasyon ve füg.

    Oda müziği eserleri: Kırk beş piyano ve keman için sonat ve varyasyon, sekiz tane piyanolu trio, iki tane piyanolu kuartet, üç tane yaylı sazlar triosu, yirmi sekiz tane yaylı kuarteti; iki flütle, 1 obuayla, yedi yaylı kentet ve klarnet kenteti.

    Mozart’ın bütün eserleri Dr. Ludwig Köchel tarafından kronolojik olarak sıralanmış ve numaralandırılmıştır.

    Klasik dönemde kuşkusuz Türk adını müzikte en çok duyuran besteci Mozart’tır. Sonat, konçerto, opera ve balelerinde Türk vurma çalgılarını ya da renklerini kullanmıştır. 1775’de yazdığı “Türk Marşı” ile 1782’de yazdığı “Saraydan Kız Kaçırma” operası bunların içinde en ünlüleridir.

  3. #3
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart

    .
    Klasik dönemi sonlandırıp Romantik Döneme bağlayan büyük deha ise Ludvig Van Beethoven’dir (1770-1827). 18. Yüzyılın 19. yüzyıla kavuştuğu günlerin müzikte en önemli ismi Beethoven için, klasik dönemin hazinesini Romantik dönemin kaynaklarına aktaran bir köprüdür diyebiliriz. Bir dönemi kapatıp diğerini açan Beethoven’in üretimleri, birilerini memnun etmek veya gösteriş için değil iç dünyasının gereksinimi olduğu için yazılmıştır diyebiliriz. Genç yaşta başlayan sağırlığı (1798) giderek ağırlaşmış ve 1820’de işitme duyusunu iyice yitirmiştir. İyi eğitimi ve üstün yeteneği, sağırlığın besteleme sürecini kesmesine izin vermez.

  4. #4
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart

    .
    Ludwig Van Beethoven ve Eserleri

    Beethoven’i klasik bestecilerden ayıran en önemli özelliği; özellikle ilk gençlik yıllarında karşısına çıkan döneminin demokratik cumhuriyet arayışı akımından büyük ölçüde etkilenmiş olmasıdır. Bu, hayata politik bir sorgulama ve duyarlılık içersinden bakan bestecinin elinde müzik, artık tek başına bir soylular eğlencesi olmaktan çıkmış, toplumun tüm katlarının ortak duygu ve düşünce birikimini temsil etmeye yönelmiştir.
    Eserleri şunlardır: Senfoniler / Konçertolar / 11 Uvertür bale müziği / Danslar / Marşlar / Öteki orkestra eserleri / Oda müziği eserleri / Yalnız nefesli çalgılar için/yalnız yaylı çalgılar için / Çeşitlemeler / Bagatelleler, öteki piyano eserleri / Dörtel piyano için / Org için / Mandolin / Arp / Mekanik müzik çalgıları / Mes ve oratoryolar / opera, piyano ve nefesli çalgılar için oda müziği / yaylı çalgılarla, piyano / piyano ve keman sonatları / Piyano ve viyolonsel için / piyano eserleri.
    Fransız ihtilalinden yaklaşık yirmi yıl sonra yeni bir romantik çağ başlamıştır.
    Bu ihtilalde 19 yaşında bir delikanlı olan Beethoven, 1824 - 7 Mayıs’ta son halk konserini verir. Bu tarihlerde 9. Senfoni’nin ilk sunumu ile uğraşıyordu. Senfoninin yazılması sırasında sağırlığının son çizgisindedir; saatleri saymaya başlamıştır ama senfoniyi bitirebilmiştir. Artık bir başkası ona arkasına dönmesini söyleyene kadar, seyirciyi duyamaz durumdadır.
    Beethoven, müziği özgürleştirip, edebiyatın kölesi olmaktan kurtarandır. Müziği özel bir sınıfın olmaktan çıkarıp, geniş halk kitlesinin dinlemesi kaygısını hep taşımıştır.
    Onu patronlar karşısında ilk bağımsız ve yaratıcı sanatçı olarak görenlerle karşılaşırız.
    Beethoven’in ölümünden bir yüzyıldan fazla zaman sonra bile müzikte merkezi önem taşımasının bir çok nedeni sayılabilir.
    Müziğinde hızlı değişimler, canlı karşıtlıklar, hem aynı yapının içindeki karşıtlıklar hem de iki ayrı çalışmanın içindeki karşıtlıklar yer alıyordu. Bu da doğal olarak Beethoven’in mizacına uygun biçimde müziğini duyguların ifadesinde daha inanılır bir araç yapıyordu.
    O’nun müziğe getirdiği kişilik, duygu özgürlüğü ve yoğunluğu, Napolyon savaşları ve Fransız Devrimi’nin onda yarattığı ruhsal genişleyişin önemli bir sonucudur.
    Kendine verilen parlak, şirin formları sadeleştirerek, abartılarını atarak kendi alçak gönüllü ve cömert ruhuyla doldurmuş, onları dışa olduğu kadar içe de seslenir yapmıştır. Müziği bu açıdan çok yalın bir anlatıma sahiptir.
    Hemen hemen dokunduğu her formu, her müziksel uygulamayı geliştirmiştir. Örneğin sonat formunu değiştirip cümle yapılarını daha da güçlü bir hale getirmiştir.

    Müzik sanatına yaptığı gerçek katkıların en güçlüsü ve orijinalleri şu başlıklar altında toplanabilir:

    1) İlki anıtsal uygulamalarının özgünlüğünü taşıyanlar : (quartetler ; 4 ve 11, “Eroica”, 5. ve Koral Senfonileri, Pathetique Sonat, Apposionata C minör op.111 sonatları).

    2) Gürültülü, espirili, dolu-dizgin mizaç ve tutkusal etkiyi içeren veya şeytani zekasını çağrıştıranlar : (6, 7, 13 ve14. Quartetler; yaylılar için quartet, Eroica, Pastoral, 7. ve Koral senfoniler, Fa Majör Keman Sonatı )
    Scherzo adı, menuet biçimini ilk uygulayan ve onu bu isimle çağıran Haydn tarafından keşfedilmiştir. Ama Beethoven, kendine verilen bu formu; genişletmiş, derinleştirmiş, yükseltmiş ve genellikle fiziksel kimliğini oturtarak inşa etmiş; entelektüel ve duygusal yönü ile kendi orijinal eserlerinde kullanmıştır.

    3) Mistik yüceltmenin nazik ve ağır örnekleri : (8,11,12,13,14,15. Quartetler, Pathetique, Flammer Klavier Sonatlar, E majör op.109, C minör op.111, İmparator Konçertosu, The Benedictus of the Missa, The Archoluke Trio op.97).

    Beethoven yapısal olarak orijinaldi ve müziği diğerlerinden yapı sağlamlığı bakımından ayrılıyordu.

    Beethoven’in orijinalitesinin güçlü bir gerekçesi, onun dramatik ve edebi gücüydü. Bunun en iyi görüldüğü eserleri; librettoları, Egment, Cariolanus, Leanora gibi üvertürleridir. Şaşırtıcılığı, eserlerine sindirme gücü dikkat çeker. Önceden ne yapacağı belli olmadığı için, müziğinin nasıl devam ettiğini diğer bestecilere göre daha geç anlarız; melodiler, armoniler hep sürpriz gelişim göstermekte ve dinleyende hayranlık uyandıracak kadar espri taşımaktadır. Bizi çekmesinin bir başka nedeni de, ona katıldığımız ve uyumlulaştığımız ezgilerin aniden saklı bir hazineye dönüşmesidir.

    Ne klasik ne de romantik olmayan bir tarzı üretmiş, ikisinden de faydalanarak süzgecinden geçirmiş ve “Beethovenizm” diyebileceğimiz yüksek bir uygulama yaratmıştır: Bunun, romantizme denk düşen müziği yapılandırma biçiminde tanımlanması yanlış olmaz...
    İnançlı, cesur, güç içeren beste yapılarında müzik en mükemmele ulaşana dek akmaktadır.
    Beethoven gibi bir insan, günlük değil, bütün zamanların insanıdır. Bir ulusun değil, bütün insanlığındır. Chevalier de Boufflers’ın, Voltaire için söyledikleri onu da iyi anlatır: “Bu adam kendi ülkesinin sınırları içinde kalmak için çok büyük, o doğadan bütün yeryüzüne bir hediyedir.”
    Beethoven’in eserleri; 9 senfoni, 7 konçerto, yaklaşık 12 uvertür, 17 yaylı dörtlüsü (quarteti), 12 piyano üçlüsü (trio), 1 oda müziği, 32 piyano sonatı, 15 keman sonatı, çok sayıda piyano çalışması (pek çok türde), birkaç koral beste, 1 opera (Fidelio), birçok büyük küçük besteden oluşur.
    Sayısal açıdan diğer bestecilerle karşılaştırıldığında Beethoven çok az eser vermiştir. Beethoven’in çalışmaları, diğerlerine göre hem daha uzun, hem de daha zor şartlarda bestelenmiştir. Çalışmaları standartlara uymaz ve kendi özelliklerini taşır. Kendisini eleştiren biri olmuş, halk için müzik yapmak istemiş, eserlerini yazmış, yeniden yazmış, kendisi yayınlanmasını istemedikçe yayınlanmamıştır.
    Bütün eserlerini dinlerken o eserin Beethoven’a ait olduğunu anlarız. İçindeki fırtınalar ve dünyaya bakış açısı müziğini de üç ayrı dönemde üç farklı özellikle etkilemiştir.

    I. Dönem 1792 (Viyana’ya gittiği zaman) ve 1802 (sağırlığını hissettiği zaman) : Bu dönemde Haydn ve Mozart’ın etkileri görülür. Yine de kendi kişiliğinin izleri vardır.

    II.dönem 1802’den 1815-16’ya kadar (yaratıcı aktivitelerinin yengesi tarafından kesildiği zamana kadar) sürer. En çok sevilen eserleri bu döneme aittir. Güç ve dramatik güzellikle şekillendirilmiş besteleri vardır. Bunlar içinde 3. ve 8. Senfonileri, İmparator Konçertosu, birçok oda müziği ve Fidelio operası sayılabilir.

    III.dönem 1818’den ölüm yılı olan 1827’ye kadar dünyadan elini çekip, kendi içindekini tetkik ettiği dönemdir. 8. Senfoni, Missa Solemnis, 5 piyano sonatı ve son 6 yaylı dörtlüsü bu dönemin başlıca eserlerindendir.

    Belki de Beethoven’ın müziğinin en göze çarpan özelliği, eserlerinde ne kadar kendi kişilik özelliğinin bulunduğudur. Her eseri gerek içerik, melodik malzeme, ritmik uygulama, gerekse diğer niteliklere göre diğerlerinden farklıdır.
    O’na kadar ya da O’ndan sonra hiçbir besteci herhalde her eserinde ayrı bir özellik kullanmayı bu kadar iyi başaramamıştır. Bir Beethoven yok, birkaç tane vardır. Sonuçta tipik Beethoven eseri diye bir şey yoktur, ama özel sanat eserleri vardır.
    Çeşitlemeyi (bir melodinin değiştirilerek kullanılması) Mozart ya da Haydn gibi Beethoven da kullanmıştır. Ama Beethoven çok daha sık kullanmış ve göze çarpan eserler oluşturmuştur.

    Bu çeşitleme formu, genellikle orkestral eserlerde ve oda müziğiyle, piyano eserlerinde görülür. Beethoven 4. Senfoni, yaylılar için dörtlülerinde, piyano üçlülerinde ve sıkça piyano sonatlarında görülmüştür.
    Beethoven’la birlikte klasik dönemden romantik döneme geçişe tanık oluyoruz. Ondan sonraki müziksel stiller, müzik tarihçileri tarafından “yeniyi amaçlayan, meraklı ve maceracı” ve “özgürlüğü yücelten, hareketi, duyguları ve bitmez bir şekilde imkansızı yakalamaya çalışan” ve “kişisel yaratmayı amaçlayan” olarak tanımlanmıştır. 18. Yüzyılın müziksel anlayışını 19. yüzyılınkine çevirmeyi başarmıştır. Onun müziği ideal eğilimleri içerir; çağdaşlardan Goethe, Herder, Coleridge de bu özelliği içerirler. İnsan pratiğini ve duygularını ifade eden eserleri vardır. “Pathetique” sonatı, Pastoral Senfoni (duyguların aktarımı) ve 9. (Koral) Senfoni gibi (ki bu eser insanların kardeşliğine adanmış son bölümüyle, Schiller’in “Neşeye Övgü” şiiriyle birlikte yapılandırılmıştır). Bu yönüyle klasik senfoni ya da sonatı aşmıştır.

  5. #5
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart

    .
    Eserleri içinde en önemli ve göze çarpanlar senfonilerdir.

    İlk senfonisini (1. Senfoni) Viyana’ya yerleştikten 5 yıl sonra yazmıştır. Op.21 “Do Majör” senfonisidir. İlk kez 1800’de Viyana’da yorumlamıştır. Haydn, Mozart etkisiyle, kendi kişilik özelliklerinin de katılmış olduğu bir eserdir. Basların kullanılışındaki değişiklik, nefesli çalgılarda kreşendo uygulamalarındaki denge göze çarpar.3.bölümde klasik menuettoyu gözardı ederek, hızlı ve canlı bir karakterle mizah ve neşe katışı devrimciliğinin belirtisidir. İlerki devrimlerin de habercisidir.

    I. Bölüm Haydn’ı andıran ağır bir şekilde girer. İlk çabuk tema, yapıtın esas tonu ile verilir. Türlü akor ve ritim kalıplarını kendi uygulamalarıyla geliştirerek verir. Bölüm berrak bir etki biçiminde algılanmaktadır.

    II. Bölüm (Larghetto), sessiz, yumuşak karakteriyle sonat biçimindedir.

    III. Bölüm (Allegro molto) biri sert, diğeri zarif iki temanın çekişmesiyle sürüp gider.

    2. Senfoni Beethoven'in hayatının en karanlık ve sıradışı zorluklarla örgülenmiş bir döneminin ifadesidir. Her ne kadar müzik hayatı ve bestecilik çalışmaları iyi bir çizgide ilerliyor olsa da 2. Senfoni'nin yazıldığı dönem boyunca sağlığı giderek bozulmuş, içinde bulunduğu yaşam koşulları daha da ağırlaşarak besteciyi büyük sıkıntılarla yüz yüze getirmiştir.

    İlk kez 1803 yılında Viyana'da Beethoven'in yönetiminde icra edilen 2. Senfoni, içerik ve anlatım bakımından Beethoven'in büyük zorluklarla geçen hayatına ilişkin neredeyse hiçbir ipucu içermez. Hatta yüksek bir ruhun, kahramanlık ve mutluluğun en yoğun işlendiği senfonisi olduğunu söylemek bile mümkün görünmektedir. Haydn ve Mozart senfonilerinden farklı olarak çok geniş bir anlayışla yazılan bu senfoni, gerek teknik gerekse anlatım bakımından yepyeni oluşumların habercisi sayılabilir. İkinci Senfoni ile Beethoven, alışılagelmiş üç bölümlü form kalıbını aşar ve klasik dönem anlayışının yapısal zorunluluklarından sıyrılarak yeni bir dönemin habercisi haline gelir.

    I. Bölüm (Adagio molto - Allegro con brio)
    II. Bölüm (Larghetto)
    III: Bölüm (Scherzo & Trio : Allegro)
    IV. Bölüm (Allegro molto)

    3. Senfoni (Mi bemol majör-Eroica): Müzik dışı bir konunun anlatılması, o çağa damgasını vurmuş olan Napoleon’u konu alan bir denemedir. Başlangıçta en içten bağlandığı özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin savunucusu Napoleon’un cumhuriyeti ilan edeceğini beklerken imparatorluğunu ilan etmesiyle besteci çok büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Senfoninin başına koyduğu ithaf yazısını değiştirir. İlk yorumu 1805’te Viyana’da olmuştur. Bu, devrimci ve yenilikçi eser, kendisinin de en sevdiği eserlerindendir.
    Haydn ve Mozart’ın son zamanlarında gerçekleştirdikleri klasik senfoni örneğini temel alan Beethoven, “Eroica” ile 19. yüzyılın büyük senfonilerine hazırlık oluşturan ilk adımı atmış oluyordu. Çalgılama, armoni, yapı ve o zamana göre olağanüstü uzunlukta olması gibi özellikleri ile bu eser sanatçıya 5, 7 ve 9. Senfonilere ulaştıracak olan yenilikler getirmekte, alışılagelmiş biçim ve sınırlar dışına taşmakla senfoni alanında bir dönüm noktası sayılabilir.

    I. Bölüm (Allegro con brio) orkestranın 2 “fortissimo” akorundan sonra viyolonsellerin sunduğu ana tema ile girer; gerilim, neşe, acı dolu karakterlerle belirerek bölüm kapanır. İkinci tema müzik örgüleriyle devam eder. 3. tema girer. Bölüm bu temanın umulmadık tekrarıyla bitişe ulaşır.

    II. Bölüm (Marcia funebro Adagio assai), müzikte eşine zor rastlanan mükemmel bir “ölüm marşı”dır. İki tema ile işlenmiştir.

    III. Bölüm (Scherzo-Allegro vivace brio) tipik bir “scherzo”dur.

    IV. Bölüm (Finale, Allegro molto), sonat biçiminde, çeşitleme dizisiyle sürer; başlıca iki temadan kuruludur. Senfoni bir tür zafer şenliğiyle tamamlanır.

    4. Senfoni (Op.60 No:4 “Si Bemol Majör”); Acılı, fırtınalı yaşamında mutlu bir çağın ürünüdür. İlk yorumu 1807, Viyana’da yapılmıştır.

    I. Bölüm (Adagio-Allegro vivace), esrarlı, romantik bir havayla girer. Sonra çabuk bölüm izler. Çabuk olduğu kadar neşeli, mutluluk doludur. Eserin ana karakteri olan neşe burada girer; akıcı etkidedir.

    II. Bölüm (Adagio) zerafeti yansıtır gibidir ; işçilik endişesi kaybolmuş, lirizm etkisi ağırlık kazanmıştır.

    III. Bölüm (Allegro vivace), bir menuetto ya da scherzodur.

    IV. Bölüm (Allegro ma non troppo), olağanüstü bir coşkunluğun sözcüklere sığmaz bir ustalıkla anlatılışıdır. Bach’ı çağrıştıran bir giriş, Mozart ve Haydn türü hareketler zinciri; eski ustalara bir övgü, haklarını teslim etme gibidir.

    5. Senfoni (Op.67 “Do Minör”) : Bütün tek sayılı senfonileri gibi gerilimli, bunalımlı, büyük anlamlıdır. Bu senfoninin çalışmaları 1800’de başlamış, 1804’te tekrar gözden geçirilmiş, 1807’de tamamlanmış ve 1808’de besteci tarafından Viyana’da ilk kez yorumlanmıştır. Beethoven, yapıtın ilk dört notasının “Kader kapıyı böyle çalar” şeklinde tanımlamıştır.

    I. Bölüm (Allegro con brio), dört notalık ünlü motifle başlar ve eser bu 4 notalık temele oturur. Bölümde ikinci2. bir tema olmasınakarşın kader motifi diye adlandırılmış olan bu motif baskındır.

    II. Bölüm (Andante con molto), viyola ve viyolonsellerin sunduğu bir tema ile girer, aynı tema tahta nefeslilere, kemanlara devrolur ve marşa ulaşır.

    III. Bölüm (Allegro) bir “scherzo”dur. Kader motifinin ritmik gölgeleri dolaşır.

    IV. Bölüm (Allegro)’e çalgıların akıcı gidişiyle bağlanılır. Ana tema parlak ve neşeli bir zafer marşına yansır. Bölüm küçük yan temalarla sürer ve üçüncü bölümümn gölgeleri ezilir. Presto ve coşkun bir bitiş izler.

    6. Senfoni (Op.68 “Pastorale”) : Bestecinin kendi tanımlamasına göre kır ve doğanın insana verdiği erişilmez zevkin, kırda uyanan duyguların anlatımı arzulanmıştır. Bütün çift sayılı senfonileri gibi rahat, gerilimsiz ve neşelidir. Kentten kaçarak kır yaşantısına yöneldiği dönemlerin eseridir. İlk kez, 1808’de Viyana’da yorumlanmıştır.

    I. Bölüm (Allegro ma non troppo), Başlıca üç tema ile işlenmiştir. İlk tema en önemli, en etkilisidir; gerilimsiz ve rahattır.

    II. Bölüm (Andante molto mosso), bir diğer rahat dokulu bölümdür.

    III. Bölüm (Allegro-Köylülerin neşeli toplantısı), bando eşliğinde dans etkisi hakimdir, ancak sonrasında gerilimli bir hava oluşur.

    IV. Bölüm (Allegro-fırtına, yağmur), gerilim giderek yükselmiştir ; timpani, piccolo, flüt ve trombonlar bu havayı yaratır.

    V. Bölüm (Allegretto-Fırtınadan sonra duyulan mutluluk ve şükran duyguları), gerilim ve sertlikten sonra tekrar huzur etkisi oluşur. Tatlı bir kırsal şarkı birinci ve ikinci bölümün tekrarıyla devam eder ve senfoni askeri etkiye sahip bir huzur içinde son bulur.

    7. Ssenfoni (Op.92 “La Majör”) : Wagner bu eseri “Tanrısal bir dans şiiri” olarak tanımlar. İlk yorumu 1813 yılında, Viyana’dadır ve eser dört bölümden oluşur.

    I. Bölüm (Poco sostenuto-vivace) geniş, yaygın, romantik görüntülü bir girişi vardır. Mizahi bir geçişle bölümün ana teması oluşur. Neşeli dans ezgisi, klasik dışı bir şekilde dinamik, güçlü vuruş ve gerilimlerle çarpıcı bir sona ulaşır.

    II. Bölüm (Allegretto), keman, viyola ve viyolonsellerle giren ana temasıyla değişmez ritim kalıpları ve klarnetin sürekli sesiyle, gerçek anlamda romantik olarak tanımlanabilecek bir etkiyi barındırır. Besteciye özgü güçlü çeşitlemelerle yürür ve biter.

    III. Bölüm (Presto), bir neşe coşkusundadır. Üçlü bölümündeki huzurlu etki, ilginç bulunabilecek bir rahatlamadır.

    IV. Bölüm (Allegro con brio), mistik ses bileşimleri, erkeksi kabarışlarla sürüklenir ve yapıt bu etki ile donanık tamamlanır.

    8. Senfoni (Op.93 “Fa Majör”) için Beethoven “benim küçük senfonim” demiştir. Bu eser en kısa sürede yazılan eseridir. İlk yorumu 1814’te Viyana’da yapılmıştır. Küçüktür fakat güçlü donanıma sahiptir.

  6. #6
    ღ♥ღ íňãţçı мéĺéķ ღ♥ღ ραραтуα - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2007
    Nereden
    Ege..
    Mesajlar
    6.197

    Standart

    .
    I. Bölüm (Allegro vivace e con brio), çabuk tempoda canlı, neşeli, iyimser bir temayla başlar. Bölüm dans çizgileriyle örülmüştür.

    II. Bölüm (Allegretto scherzando) bir iyimserlik tablosudur.

    III. Bölüm menuetto’dur. Üçlü bölümle sanki Rokoko kültürünün periyodik eğlenceleri seslendirilmiştir.

    IV. Bölüm (Allegro vivace), tüm yapıta yayılmış neşeli aktarımın son coşkulu kesitidir. Birinci ana tema; dinamik, yeni, değişkendir. İkinci ana tema; zarif ve kibar aktarımlıdır.

    9. Senfoni (Koral Senfoni), özellikle koral bölümüyle bestecinin diğer senfonilerinden bir adım önde ve en gelişkin eseridir. Son bölümde Schiller’in “Neşeye Övgü” şiirini kullanmış olması da eserin ayrı bir özgünlüğüdür.
    Yapıtın ilk yorumunu Umlauff yapmış, soprano Henriotta Sontaf solist olarak, alto Caroline Unger, tenor Anton Hoitzinger ve bas Saipelt katılmışlardır. Senfoni ilk üçü yalnız orkestra, sonuncusu orkestra, koro ve solist şarkıcılar için olmak üzere dört bölümden kurulmuştur.

    I. Bölüm (Allegro ma non troppo, un paco maestoso), gizemli bir girişle başlar. Daha sonra gelecek karmaşıklığı hazırlayan sesler, güçlü creschendo ile ana temaya ulaşır. Yan temalar, bölümü içinde duru olarak algılanırlar. Bir sertlik etkisi ile bölüm son bulur.

    II. Bölüm (Molto vivace),tam “scherzo”dur (scherzo’ya özgü etki Beethoven’da çok yoğun kullanılır). Sürekli bir neşe ve hareket içeren iki temayla sürer ; son, neşeli etki ile gelir.

    III. Bölüm (Adagio molto cantabile), rahat etkide ve bir şarkıyı andıran ana temayla girer; duygulu ve zarif ikinci tema bölüme katılır. Çeşitlemeler, trompet ve kornolar ile keskin biçimde kesilir, rahatlık sona erer.

    9. Senfoni’nin son bölümüne insan sesi, sonraki seslendirilişinde eklenmiştir. Bu bölüm “neşe” olarak tanımlanan bölümüdür ve neşenin müziksel anlatımını yakalamak ister gibidir.

    Beethoven bu eserde Schiller’in ‘Neşeye Övgü’ şiirini kullanırken, bunu nasıl başlatacağı konusunu çok düşünmüştür. Şiirin girişini bariton tarafından aktarılan “Dostlar, olmaz bu seslerle, bırakın bizi neşeyle ve daha güzel seslerle seslenelim!” diyerek yapmıştır. Sonra koro, solistler ve koro; ardından bandomsu etki ve yine koro ile sürer ve biter.

    Dördüncü bölümün yapısı ilk üç bölümün ana taşlarıyla örülü üç geçişle başlar. Üç hareket, neşe temasının girişleriyle kesilir. Neşeyi hazırlayan bir coşkudan sonra yukarıda belittiğimiz gibi, söz baritonun, sonra şiirindir.

    9. Senfoni Beethoven’ın tamamen içine döndüğü, filozof olduğu dönemin ( ki bu, bestecinin üçüncü dönemi olarak tanımlanır) başlangıcında bestelemiştir. Tam sağırlığa karşın, mükemmel uygulamalar kullanılmıştır. Büyük koro ve solistler güçlü biçimde kullanılmıştır. Schiller’in tanrısal vurgulu ve evrensel kardeşliği öneren “Neşeye Övgü” şiiri ustaca kullanılmıştır. Besteci, bu eserle kendi ahlaki felsefesini yansıtır.
    Beethoven’in en mükemmel sunusu 9. Senfoni’nin finalinde görülür ; her tondan ses, uyumlu bir şekilde aynı anda duyulmaktadır. Melodik temalar, sık sık kısa motiflerle yer değiştirir. Geliştirme tekniğinin bütün şekilde kullanılması doğrultusunda, yeni melodiler üretilmiş ve bu, yeni motifler ortaya çıkarmış, organik olarak her biri yetkince bağlanmıştır.
    Orkestra da sayıca büyümüştür. Beethoven opera orkestrasında kullanılmış çalgıları da almıştır. Klasik senfoni, ikişer flüt, obua, klarnet, fagot, korno, trampet ve timpani, 30 yaylı çalgılar içerir. Beethoven senfonilerinde ise bu sayı büyümüş romantik orkestra şekline dönüşmüştür.Örneğin; Eroica 3 korno, 9. Senfoni 4 korno bulundurur.
    Tahta üflemeliler de bağımsızdır. Mozart’ın eserlerinde 1 flüt, obua veya klarnet bağımsız melodik çizgideyken, Beethoven ile bu bağımsızlık istisna olmaktan çıkıp kural halini almıştır. 9. Senfoni’nin scherzo’sunda timpani bile tematik içeriği (melodik etkiyi) sunmakta kullanılmıştır. Sonuç ise orkestral seste büyük bir gelişme, diğer alanlarda olduğu gibi Beethoven’ın geleceğin müziksel tarzını oluşturması doğmuştur.
    Beethoven’a göre müzik, tınlayan bir felsefedir. Müzik için ise Beethoven bir felsefe olmuştur.

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. İstanbul'un yarısı yıkılıp yeniden yapılacak
    Konu Sahibi Seabell Forum Yurt İçi Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Eylül.2007, 16:04
  2. Klasik Otolar
    Konu Sahibi Seabell Forum Otomobil Dünyası
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Eylül.2007, 12:11
  3. simidin iki yarısı
    Konu Sahibi lost_baby Forum İnsan ve Hayata Dair
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Ağustos.2007, 11:46
  4. Klasik Tablolar
    Konu Sahibi pismegatron Forum Fotoğraf ve Resim Galerisi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Ağustos.2007, 21:20
  5. yüReğimiN diğeR yaRısı..geLeceKsin değiL mi ?
    Konu Sahibi titReşim Forum Aşk & Sevgi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Ağustos.2007, 20:14

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •