Sanat Üzerine

Sanat ; tasarlanarak organize edilen, içerisinde bildirimler taşıyan, kişiye çeşitli düzeylerde göndermelerde bulunan ve ortaya bir ürünün ortaya çıktığı sosyal/kültürel bir yaratma-algılama-etkileme-etkilenme alanı özelliğindedir. Tasarlanmış bütün sosyal/kültürel ürünler içinde sanatsal ürünlerin bir kısmı, “estetik” adı altında toplanabilecek ve diğer tüm ürünlerden çok daha ağırlıklı olarak her parçasında varlığını sezdiren değişik bir tür özel içeriğe sahiptir. Bu boyuta sahip ürünlerin yaratılış temel gerekçesi, pratik maddi beklentinin ötesindedir. Büyük ölçüde gündelik olan bitenleri aşar, daha geniş erimli uğraşıdır ve diğer tüm kültürel ürünler ile arasındaki fark, onların tüketildiklerinde kendilerinden bir eksilme yerine çoğu kez artma, çoğalma ve yenilenme özelliğine sahip olmasıdır. Bir ürün türü var, tüketilme özelliği taşıyor, ne var ki her tüketilişinde kendisine yönelik olarak oluşmuş özel içerikli "yargıda” – ki bu yargı güzellikle ilgili değerlendirmedir - eksilme yerine bir “çoğalma” olabiliyor.
Bir sanat ürünü karşısında “güzel” yargısından “çirkin” yargısına dek uzanan bir güzellik değerlendirmesi yapılır. Her yeni bakışta “güzel” yargısı “daha güzel” yargısına, “çirkin” yargısı yine belki “güzel” yargısına dönüşebiliyor. Bu da bütün diğer insan ürünlerinde olmayan bir özelliği göstermektedir. Bu özellik, bir üründe bulunan kullanılabilirlik, işe yararlılık, bulunmazlık gibi yanları aşan estetik ile ilgili bir içeriğe karşılık gelmektedir. Estetik, bir “değer”dir. Sanat ürünleri, insandaki içsel (tinsel) değerlere bu “değer” aracılığı ile göndermelerde, çağrıştırmalarda, hareketleme ve etkilemelerde bulunan biçimsel bir yapılanma ile oluşmaktadır.
Sanatta da tüm kültürel ürünlerde olduğu gibi elbette doğadaki malzemeler kullanılarak bir ürüne erişilmektedir. Bu ürüne beğeni yönüyle bakıldığında bu beğeninin güzellik / çirkinlikle ilintili bir yargısı ortaya çıkar. İşte, sanat ürünleriyle ilgili bu tür özelliğe sahip yargılar, ürün her izlenişinde, dinlenişinde, okunuşunda, düşünüldüğünde değişebilmektedir. Bu hareketlenme ve hareketlendirmelerin neler olduğuna baktığımızda sanat ürünleriyle sanat ürünü olmayan ürünlerin ayrımına biraz daha ulaşmaktayız.

Özetle ;
• Bir sanat ürünü tasarlanarak üretilmiş olmasına karşın tüm tasarlanarak üretilmiş ürünlerde var olan kullanım ve araç olma özelliğini aşan, estetik adı altında ifade edebileceğimiz bir işlevle yüklü olup, bu işlev sanat ürününde asli işlevdir ve onun yaratılış temel gerekçesidir.
• Sanat ürünleri;
a. Sanatçı tarafından üretilen,
b. Tek bir bireyden en büyük insan topluluğuna kadar uzanan bir yelpaze içinde beğeni ile değerlendirilen,
c. Oluşturulan ürünün içinde bulunduğu alanın (sanat alanının) ön geçmişinden o ürünün üretildiği ana kadarki süreçte kanıksana gelmiş, bir toplumsal uzlaşma ile kabul edilmiş “kendi malzemesi” ile çalışılan,
d. Üretildiği andan sonraki süreçte kendisine yönelik olarak oluşmuş beğeni içerikli ilginin başka bir tür içeriğe, örneğin maddi ranta, (ideolojik misyon,eğitsellik vb. gibi) başka bir maddi bir beklentiye, bir malzeme olarak kullanılabilirliğe vb. dönüşmeyip asıl işlev olarak yalnızca “güzelliği” kapsayan beğeni içerikli kaldığı”,
e. Kendi alanında üretilmiş kendisinden önceki tüm ürünlerde ulaşılan en son teknik düzeyi üstünde taşıdığına dair ipuçlarına sahip ve sözü edilen teknik düzeyi aşma özelliği gösteren (ki bu, yetkinlik,özgünlük, biriciklik vb. olarak da tanımlanabilir),
f. Temel kaygısı malzemelerin “güzellik için organizasyonu” olan ve biçimselliğinde asıl bu yöne dair duyarlılık saptanabilen,
g. Yaratma için kaçınılmaz görebileceğimiz boyutta son derece “özgür” bir çalışma süreci sonucunda üretilmektedirler.
3. Yukarıda özetlenen sanatta var olanlar ile donanık tüm ürünlerin sanat ürünü olamayacağı da söylenebilir. Bunların bir kısmı tek başına estetik/ sanatsal niteliğe sahip, bir kısmı ise estetik/ sanatsal niteliği taşıyan ne var ki içinde asli olarak başka türden nitelikleri barındıran, sanat ürünü “olamayan” ya da zaten bunu arzulamayan ürünlerdir.( Bunlara sanat yapıtları vb. yerine sanatsal çalışmalar demek geçerli olabilir..)
4. Sanat ürünleri, üreticisinin (sanatçısının) ürününde var ettiği uygulamaları aşan bazı başka (diğer) anlamları yüklenirler. Bu, tüketicinin (ürünü algılamaya, yorumlamaya dinlenmeye yargılamaya vb yönelen bireyin) kendi bireysel bilinci içinde var olan değerler ile sanat ürününün içinde ortaya çıkan değerler arasındaki özel ilişki arasında oluşur. Sanat ürünlerinin sürekliliğini sağlayan içeriği bundan kaynaklanmaktadır. Çünkü bireysel bilinçliliğe bağlı değerler çeşitlilik taşımakta, her keresinde farklılaşabilmektedir.
5. Ne var ki, Yine de, tüketen için yukarıda aktarılan özelliklerin tamamını barındırdığı varsayılan her ürün, sanat yapıtı olarak kabul edilebilir. Ama bu, o bireye göredir...

Müzik alanında çalışılmış bir estetik/ sanatsal ürün, temel olarak ses ve hareketin organizasyonu sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ses ve hareket, bestecinin anlayışı doğrultusunda düzene sokularak bir anlama, bir ifadeye dönüşürler. Doğada tek başına ses ya da hareket doğanın bir malzemesi olmasından öte bir anlam taşımazken, müzik eserinde kurgulanmaları ve kontrollü bir biçimde şekillendirilmeleriyle doğal konumlarını yitirirler ve başka düzlemde yeniden şekillenirler. Bu yeniden şekillenişleri yoluyla bir özel dile, bir çağrıştırıcı malzemeye dönüşürler.
Bütün bunlar özetle şunu anlatır :
Sanat, kozmos karşısında kendi küçüklüğü ve etkisizliğini sezmiş ya da bunu akılla kavramış insanın, bu acze kendi iç kosmozunu yaratarak karşı durma edimidir.