Oyuncukta kurallarım yoktur




Küçük Kadınlar’ın Elif'i Ekin Türkmen Hafta Sonu'na konuştu.

EKİN TÜRKMEN FOTOĞRAFLARI
Röportaj: Yüksel Şengül
‘Ekmek Teknesi’nde Songül, ‘Acı Hayat’ta Özlem, ‘Menekşe ve Halil’de Zeynep, ‘Keloğlan Kara Prens’e Karşı’ filminde Külkedisi... Şimdi ise ‘Küçük Kadınlar’da Elif olarak izliyoruz... Elif’i senden dinleyelim kısaca...
Anne ve babasının ölümünden sonra birden büyümek zorunda kalan, çocuksu bir yanı olan bir abla. Daha önce tüm sorumluluklar anne ve babadayken mutlu bir çocukluk geçirmiş, ancak anne ve babanın ölümünden sonra hayatla yüzleşmek zorunda kalan bir kız. Elif’in temelleri sağlam, ona çok güveniyorum. Elif, asla faka basmaz. Dört kardeşi var ve onlara bakmak zorunda. Bir anda anne ve baba rolüne bürünüyor. Zor ama o üstesinden geliyor.
Gerçek hayatta böyle bir olay yaşasan,

Elif kadar fedakar olabilir misin?
Elbette fedakarlık yaparım, anne-baba rolüne bürünürüm; güçlüyümdür, kolay kolay pes etmem. Her zorluğun üstesinden gelebilirim. Sağlıklı olduktan sonra her şey halledilebilir. Ama ben biraz asiyim. Elif, çok sakin yaklaşıyor meselelere ama ben daha agresifim. Hakkım olanı sonuna kadar savunurum. Bu tür savaşçı tarafım vardır. İnsanlar ne olursa olsun mücadeleden kaçmamalı.

Ekin Türkmen, ilk kez ‘Ekmek Teknesi’ dizisinde geçti kamera önüne. İzmir’den İstanbul’a uzanan bir yol var. Modacı Ertan Kayıtken’in “Bir ışığın var” demesi, model olmak için İstanbul’a gelişin ve Osman Sınav’la tanışman... Oyunculuğun tesadüfen başladı diyebilir miyiz?
‘Ekmek Teknesi’ne başladığımda 18 yaşındaydım. Ondan önce modellik yapıyordum. Modacı Ertan Bey’le de o arada tanıştım. O benim İstanbul’a gitmem gerektiğini söylerdi hep. Daha sonra Best Model yarışmasına girdim. Şenay Akay ve Mehmet Akif Alakurt’un kazandığı seneydi. Beni o ara Osman Sınav’la tanıştırdılar. Osman Bey de “Ekin’in oynamasını istiyorum, çünkü onda oyunculuk mayası var” dedi. Beni keşfeden o oldu.

İzmirli kızlar daha mı güzel ve yetenekli oluyorlar, yoksa o bölgenin şansı mı var, nedir bu?

(Gülüyor) Özgüveni yüksek kızlardır İzmirli kızlar. Mutlular, aydın insanlar. O sıcaklık, hava farklı. Bu nedenle İstanbul’a geldiklerinde pırıl pırıl görünüyorlar. İzmir’e gittiğinizde birden içiniz açılır. Farklıdır İzmir.

Best Model’a katıldın. Aynı dönemden Kıvanç Tatlıtuğ ile sonra Kenan İmirzalıoğlu ile tanıştın. Ama çok kısa süre sonra ‘Ekmek Teknesi’ dizisiyle kamera önüne geçtin. Bu bir şans mıydı, yoksa daha sonra gelse daha mı iyi olurdu?
Zamanlaması çok iyiydi elbette. Çünkü benim aklımda oyunculuk yoktu. Belki daha erken bile olmalıydı. Sonra öyle bir kadroyla başlamam iyi oldu.

Modellik defteri kapandı mı?
Evet, modellik artık yok.
Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdin, mezun oldun. Oyunculukta eğitimin önemine inanlardan mısın?
Kesinlikle eğitimin önemine inanıyorum. Yalnız oyunculukta değil, her işte eğitim almak şart. Bazı yetenekler elbette doğuştandır. Ama onları eğitimle geliştirmek gerekir. Keşke fırsatını bulabilsem, oyunculuk konusunda
yurt dışında da eğitim alabilsem...

Bir ara Amerika’ya gidip oyunculukla ilgili dersler almayı hedeflediğini söylüyordun...
Tam gitmeye karar vermiştim ki, ‘Küçük Kadınlar’ başladı. Çok istiyorum, eğitim çok önemli ve herkes eğitim almalı.
Bugüne kadar seni en çok etkileyen rol hangisi oldu?
Ben komedi oynamayı çok seviyorum. ‘Kısmetim Otel’ adlı bir dizi vardı, altı bölüm sonra reyting nedeniyle yayından kalkmıştı. Oradaki rolümü çok sevmiştim.

‘Menekşe ile Halil’de sevenleri ayırdığın için senden nefret eden oldu mu?
Avukat Zeynep’in de haklı yanı vardı, çünkü o da aşıktı. Bu nedenle büyük tepkiler, olumsuz yaklaşımlar olmadı. Ben hangi rolü oynarsam oynayayım, yakıştırıyorlar, beğeniyorlar. Eleştirelere de saygı duyarım.

Peki, Ekin Türkmen’in hayatında şu anda aşk var mı? Yoksa dizideki Elif gibi hayat mücadelesinden aşka meşke ayıracak zamanın yok mu?
Bu yoğun tempoda ne yazık ki aşkı yaşayacak zamanım yok. Eve gidip uyuyorum, sete gidip çalışıyorum. Bu kısır döngü içinde aşkın beni bulması da zor.

Oyunculuk bir aşksa sana göre, bu hep dizilerde mi sürecek, yoksa arada bir tiyatro olacak mı?
Tiyatro var aslında. Geçen sezon oynadık, bu sezon belli değil. ‘Dalga’ adlı bir oyunumuz bu. Geçen yıl birçok ödül aldık. ‘Afife Jale’den ödül geldi. Benimle ilgili de olumlu eleştiriler geldi. Tiyatro çok başka bir heyecan. ‘Dalga’ perde açarsa, sevinerek gider oynarım. Ama yeni bir oyuncu için zamanım yok.

Arkadaşınla birlikte kurduğunuz ‘Fol ve Yumurta’ adlı şirketten konuşalım mı?
Bu bir fikir müessesesi öncelikle. Obje tasarımları yapıyoruz. Aynı zamanda hayatı kolaylaştıracak pratik fikirler geliştiriyoruz. Çok yeni bir markayız. Tasarımlarımızı yaptıktan sonra kendimizi anlatmak daha kolay olacak. Çevreye duyarlı çalışmalar yapmak istiyoruz. Aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinin üzerinde duruyoruz. Ben özellikle hayvanlarla ilgili şeyler yapmak niyetindeyim. Sizin aracılığınızla sponsorlar aradığımı da buradan duyurmak istiyorum. Şu andaki projem; kütüphanesi olmayan okullara kütüphaneler yaptırmak. Gaziosmanpaşa’daki Taya Kadın İlköğretim Okulu’ndan başlıyoruz. İlk kütüphanemiz oraya olacak. Bunu biz yapacağız. Sonrasında Türkiye çapında yapmak arzusundayız. İş adamlarımız bu konularda sponsor olursa çok sevinirim.

Ekonomik kriz ‘Küçük Kadınlar’ı ve seni etkiledi mi?
Aslında bizi etkilemedi diyebilirim. Çünkü biz küçük bir kadroyuz. Ayrıca düşük bütçeli bir proje bizimkisi.

Ekin Türkmen’in oyuncu olarak kuralları var mı? Çok iyi bir yönetmenle ve senaryoyla sınırların ne olur? Çıtayı nereye yükseltirsin?
Bir yanda öpüşmemekte sevişmemekte direnen oyuncular var, diğer yanda oyuncu gibi rolüne hazırlananlar. Bu çok zor bir konu. Bana göre hiçbir gerçek oyuncunun kuralları yoktur. Ama bazı projelerde oyuncu gerçekten olmak istemiyor. Çünkü oradaki öpüşme ve sevişme sahnesi sadece ve sadece reklam amacıyla çekiliyor. Böyle bir projede olmak istemem, kabul etmem. Ama sevişme ve öpüşme, o senaryoda olmazsa olmaz sahnelerdense, severek sevişirim, öpüşürüm.