+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Biyografisi (1208-1284) ve 800. Doğum Yıldönümü Kutlaması

Biyografiler Katagorisinde ve k-l-m-n Forumunda Bulunan Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Biyografisi (1208-1284) ve 800. Doğum Yıldönümü Kutlaması Konusunu Görüntülemektesiniz.->Nasrettin Hoca (1208-1284) Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. ...

  1. #1
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Biyografisi (1208-1284) ve 800. Doğum Yıldönümü Kutlaması

    .
    s11
    Nasrettin Hoca (1208-1284)

    Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.



    Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.



    Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.
    Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir. Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.
    Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

  2. #2
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up 2008' de Nasreddin Hoca´nın 800. doğum yıldönümü kutlanacak.

    .
    2008' de Nasreddin Hoca´nın 800. doğum yıldönümü kutlanacak.
    Nasreddin Hoca ve Turizm Derneği Başkanı Taner Serin, türbesi Konya'nın Akşehir ilçesinde bulunan Nasreddin Hoca'nın, büyük bilgin ve düşünürler yetiştiren 13. yüzyılın, Türk-İslam dünyasına hediye ettiği Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi kültürel değerlerden biri olduğunu belirtti.

    UNESCO'nun Mevlana Yılı ilan ettiği 2007'de Mevlana'nın, mesajları, hayatı ve eserlerinin tüm dünyaya yoğun şekilde tanıtıldığını anımsatan Serin,

    ''Mevlana'dan bir yıl sonra, 1208 yılında dünyaya gelen Nasreddin Hoca'nın 800. doğum yıl dönümünü 2008 yılında kutlamaya hazırlanıyoruz. Benzer tanıtım çalışmalarının Nasreddin Hoca için de yapılmasını arzu ediyoruz'' dedi.

    Bu tanıtım çalışmalarının, Akşehir ve Türkiye'nin tanıtımı şeklinde yapılmasını düşündüklerini belirten Serin, Nasreddin Hoca'nın tanıtımının Akşehir'in yerli ve yabancı turizm potansiyelini artıracağını ifade etti.




    NASRETTİN HOCA, ACIYI BAL ŞEKLİNDE SUNARDI

    Aynı dönemde Konya'da yaşayan Mevlana ile Nasreddin Hoca ile ilgili bilinen kesine en yakın ortak bilginin, ikisinin de, halen mezarı Akşehir'de bulunan dönemin din alimi Seyit Mahmut Hayrani'den ders almış olmaları olduğunu anlatan Serin, şunları kaydetti:

    ''Mevlana kadar bilinmese de Nasreddin Hoca, dünya çapında pek çok bilim adamının üzerinde araştırma yaptığı, eser yayınladığı çok büyük bir değer.

    Ülkemizde en az bir Nasreddin Hoca fıkrası bilmeyen yok gibidir. Her yıl ilçemizde düzenlenen uluslararası şenlikle andığımız Nasredin Hoca, her şeyden önce çok iyi bir gözlemci. Çevresinde olan biteni çok iyi analiz edip, yanlışları belirleyip, çok ince bir mizahi üslupla insanlarla, toplumla hatta kendisiyle alay ediyor, yanlışı halkın yüzüne vurup bunlardan ders çıkarılmasını amaçlıyor.




    Büyük halk filozofu NASREDDİN HOCA

    Hoca, Türklerin kalbinde yedi asırdan fazladır yaşıyor ve birkaç asırdan beri yabancı milletlerin ruhuna da girmesini bildi. O, nev`inde muhabbet iklimine hâkim tek insandır. Eşsizdir, bir dahası ne gelmiş, ne de gelecektir. Ciddi veya şen her mecliste hâzır ve nâzırdır; daima da öyle olacaktır, çünkü onun esprisi halkın esprisidir.

    Eski taş basmalarında okuduğum efsanemsi bir fıkra vardır; bu fıkraya göre Nasreddin Hoca henüz pek genç ve talebe iken, arkadaşları hocalarının kuzusunu kesip yemişler ve Nasreddin Hoca da bu işe gülmesiyle iştirak etmiş. Hocaları işin farkına varınca tahkikata girişmiş; falan kesti, falan yüzdü demişler. Nasreddin`i sormuş; o da bu işe yalnız güldü, cevabını vermişler. Bunun üzerine hocaları beddua edip; kesen kesilsin, yüzen yüzülsün, demiş ve Nasreddin için de dünya durdukça ona da gülsünler, demiş. Gûya dedikleri olmuş. Bu, bir halk efsanesidir. Fakat şu var ki, hocalarının son bedduası yerini bulmamıştır; çünkü, Nasreddin Hoca hiçbir vakit gülünç bir şahsiyet olmamış; bilâkis o, filozof kavrayışı ile dünya işlerine ve topyekûn dünyaya gülmüştür.




    Nasrettin Hoca Türbesi, Allah Rahmet Eylesin, Amin
    Konu pismegatron tarafından (31.Mart.2008 Saat 19:54 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca Fıkralarından derlemeler

    .


    İKİ REKAT NAMAZ
    Fakir çobanin sürüsüne hastalık girmiş, koyunlar, kuzular telef oluyor, koşmuş, Nasreddin Hocaya. Hocaefendi,

    -"Her koyun öldükten sonra iki rekat namaz kıl!" demiş. Çoban namaza başlamiş ama, nafile, koyunlar, kuzular teker teker gidiyor. Elde son bir kuzu kalınca, çoban namazı kesmiş, kara kara düşünüyor, kuzu da oynaşırken yoğurt bakracını devirmesin mi?

    -"Bana bak!" demiş:

    -"Şimdi iki rekat da sana kılar, gönderirim ha! Otur oturduğun yerde!"



    HOCANIN BURCU
    Hocaya bir gün sormuşlar : Hocam burcunuz nedir?
    Hoca: Teke demiş.
    Ahali: Teke diye bir burç yoktur ki demiş.
    Hoca: 60 yıl önce doğduğumda burcum oğlaktı 60 yıl sonra büyüdü teke oldu
    demiş.




    EŞEK
    Bir keresinde, Hoca Akşehir'de ki mahkemeye kadı tayin edilir. Bir gün bir adam koşarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
    -Farzedelim iki inek mera da dövüştü ve biri öldü, Hoca Efendi. Öldürenin sahibi sorumlu tutulacak mıdır?
    Adamın hilekar gözlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
    -Yerine göre, der, hüküm vermeden.
    -Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini öldürdü!.
    -Bu halde, genel olarak bilindiği gibi inekler hayvandır. Hayvanlara sebep bağlanmadığından dolayı, kesinlikle sorumsuzlardır. Bu yüzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
    -Özür dilerim, Hoca Efendi, dilim sürçtü. Benim inek seninkini öldürdü demek istemiştim!
    Bu haber üzerine, Hoca'nin kanı beynine sıçrar. Sakalını çeker, kalkar ve yeniden oturur.
    -Bu ilk düşündüğümden daha karmaşık bir durum, der. Memurluğunun tüm ağirbaşlılığıyla katibine döner ve ekler "Yanında ki rafta duran kara kaplı kitabı ver bakayım!"



    Nasrettin Hoca`nın meşhur fıkralarından biraz daha
    -----------------------------
    Bir gün Hoca Nasreddin merhum vaaz için camide kürsüye çıkıp cemaate:
    - Ey müminler, ben size ne diyeceğim biliyor musunuz? dedi.
    Cemaat hep bir ağızdan cevap verdi:
    - Hayır hocam.
    - Eh, siz bilmeyince ben ne söyleyeyim.
    Hoca papuçlarını giyip çıktı gitti.
    Ertesi gün gene kürsüye çıkıp cemaate sordu:
    - Ey cemaat, ben size ne diyeceğim biliyor musunuz?
    Hazır bulunanlar şöyle cevap verdiler:
    - Biliyoruz hocam.
    Hoca:
    - Mademki biliyorsunuz ben niye tekrar edeyim?
    Papuçlarını yakalayınca camiyi terk etti.
    Başka bir gün gene kürsüye oturan Hoca, halka aynı suali tekrar etti. Cemaat, evvelce aralarında verdikleri karar üzerine şöyle cevap verdiler:
    - Kimimiz biliyoruz, kimimiz bilmiyoruz.
    Merhum da onlara şu tavsiyede bulundu:
    - Öyleyse; bilenleriniz bilmeyenlerinize öğretsinler.
    Ve gene papuçlarını yakalayıp camiden çıktı.

    ***

    Bir gün Nasrettin Hoca`nın bahçesine bir öküz girip biraz tahribat yapmış, bunu gören Hoca öküzü dövmek için üzerine koşmuşsa da hayvan kaçtığından yetişememiş.
    Gel zaman git zaman, bir gün bakmış ki, bu öküz bir arabaya koşulmuş gidiyor; hemen bir sopa yakalayıp yetişerek öküze birkaç tane yapıştırmış. Bunu gören araba sahibi işe müdahale etmiş ve sormuş:
    - Ne oluyorsun yahu, benim öküzümden ne istiyorsun?
    Hoca, herifi şöyle terslemiş:
    - Sen halt etme cahil adam, o kabahitini bilir.

    ***

    Nasrettin Hoca bir gün mezarlıktan geçerken bir köpeğin bir mezara terslediğini görmüş ve eline bir değnek alıp dövmeye kalkmış. Fakat bakmış ki, köpek zorlu, üzerine atılıyor. Bir kenara çekilmiş ve izzetü ikram ile ona yol göstererek:
    - Geç yiğidim geç, demiş.

    ***

    Nasrettin Hoca bir gün komşusundan bir kazan alır, işini gördükten sonra içine bir tencere koyup götürür. Komşusu sorar:
    - Hocam, bu kazanın içindeki ne?
    - Yavrusu, kazan doğurdu da...
    Herif, peki deyip tencereyi kabullenir. Gel zaman git zaman, bir gün Hoca gene kazanı ister ve alır, fakat iade etmez. Komşu birkaç gün sonra gelip de kazanı isteyince:
    - Sen sağ ol kardeşim, der. Kazan merhum oldu.
    - Yahu kazan dediğin ölür mü hiç?
    - A birader, kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne inanmaz mısın?

    ***

    Bir gün komşusu Hoca`dan çamaşır ipini ister.
    Hoca içeri girip çıkarak:
    - Azizim, der, ipe un sermişler.
    - A Hoca, hiç ipe un serilir mi?
    - Canım, vermeye gönlüm olmayınca serilir, der.

    ***

    Nasrettin Hoca`nın buzağısı bir gün sağa sola koşmaya ve Hoca da arkasından tutmak için koştukça kaçmaya başlamış. Hoca pek kızmış ve eline bir sopa alıp ahırdaki öküzünü dövmüş. Kendisine öküzü niye dövdüğünü, suçunun ne olduğunu sormuşlar:
    - Siz anlamazsınız, suç hep onundur. Çünkü o öğretmezse dünkü buzağı bu halleri ne bilir? demiş.

    ***

    Nasrettin Hoca bir gün karısına kızarak kilerdeki küpün arkasına gidip yatar. Kızı bir şey almaya gelip de babasını orada görünce sorar:
    - Babacığım, burada neylersin?
    Hoca üzgün üzgün cevap verir:
    - Ananın elinden artık şu gurbet ellerde olsam gerek kızım, der.

    ***

    Hoca bir gün hafiften rahatsızlanır. Komşu kadınlar ziyaretine gidip hatır sorarlar ve takılırlar:
    - Hoca efendi geçmiş olsun, inşallah geçer. Fakat, olur ya vefat edersen mateminde ne diye söyleyip ağlayalım.
    Hoca cevap verir:
    - Kadınların sohbetine hiç doyamazdı deyip ağlayın, der.

    ***

    Hoca Nasrettin'i bir ziyafete çağırmışlar, o da her günkü eski elbisesiyle gitmiş, pek itibar göstermemişler. Kızmış, hemen evine gidip yeni kürkünü giyerek gelmiş, bu sefer pek ikram göstermişler. Bir aralık Hoca, kürkünün ucunu yemek sahanına yaklaştırıp:
    - Buyur kürküm! deyince sormuşlar:
    - Hoca ne yapıyorsun?
    Cevap vermiş:
    - Ne yapacağım? Görüyorum ki ikram bana değil, kürkedir. Bari yemeği de o yesin, demiş.

    ***

    Bir gün, bir tanıdığı gelip Hoca`dan bir iş için eşeğini ister. Hoca:
    - Dur, bir defa kendisine sorayım. diye içeri girip biraz durduktan sonra çıkar ve şu cevabı verir:
    - Dostum, eşek razı değil. Diyor ki, beni ellere verme. Hem beni döverler, hem de senin avradına söverler.

    ***

    Nasrettin Hoca bir gün eşeğini kaybetmiş, ararmış. Rastgeldiği bir adam görüp görmediğini sormuş, herif gûya latife olsun diye:
    - Gördüm, demiş. Filân yerde kadı olmuş.
    Hoca şöyle bir düşünmüş:
    - Gerçek söylersin, demiş. Çünkü, ben bizim çömeze ders verirken kulaklarını dikip dikkatle dinlerdi, demiş.

    ***

    Bir gün komşusu gelip Hoca`dan eşeğini ister. Hoca:
    - Evde yoktur. der. Fakat tesadüfen eşek de içeriden anırır. Bunun üzerine herif darılır ve:
    - Aşkolsun, der, eşek içeride de bana vermiyorsun. deyince Hoca şu cevabı verir:
    - Allah Allah, yoktur dedik a. Ak sakalımla benim sözüme inanmıyorsun da eşeğin sözüne inanıyorsun yahu.

    ***

    Nasrettin Hoca bir gün karısına, ölmüş adam neresinden bellidir? diye sormuş, karısı da ölünün eli ayağı soğur demiş. Hoca bir kış günü ormanda odun keserken eli ayağı üşüyünce; ben öldüm, deyip bir kenara uzanmış. Biraz sonra kurtlar gelip ileride ağaca bağlı eşeğini yemeye başlamışlar. Hoca`nın çenesi durur mu? Bu hale bakmış, bakmış da:
    - Yiyin bakalım, yiyin! Buldunuz ya sahibi ölmüş eşeği, demiş.

    ***

    Hoca eşeğini satacakmış. Güzelce bir tımar edip yola düzülmüş. Fakat yolda kuyruğuna çamur bulaşmış. Hoca da kuyruğunu kesip heybeye atmış. Pazarda eşeğe bir talip çıkmış ama, kuyruksuz olduğunu görünce:
    - Neye yarar, kuyruğu yok. demiş ve fakat Hoca hemen cevap vermiş:
    - Sen hele alıcı ol. Yoksa kuyruk yabanda değil, demiş.

    ***

    Nasrettin Hoca bir yerde kadı bulunuyor. İki adam gelip, biri, ötekinin kulağını ısırdığından şikâyet eder, öteki ise bilâkis müştekinin kendi kendinin kulağını ısırdığını söyler. Bunun üzerine, Hoca hüküm vermek için biraz sonra gelmelerini rica eder. Gelişte ne görsünler! Hoca`nın başı, gözü sarılı. Bunlara davalarını tekrar ettirir ve tam maznunun kendi kendini ısırdı diye müdafaasına gelince:
    - Behey Müslüman! İnsan kendi kendinin kulağını ısıramaz. Hattâ böyle bir şeye teşebbüs etse düşüp başı bile yarılır. diye bağırır.

    ***

    Hoca bir gece yatarken sokakta bir kavga olduğunu işitip karısına mumu yakmasını söyler. O ise rahat rahat uyumasını tavsiye ederse de dinlemez. Hava soğuk olduğundan yorganı sırtına alarak sokağa fırlar. O kargaşalıkta birisi yorganı çektiği gibi kaçar ve artık zaten tavsamış olan kavga da mayna olur. Hoca titreye titreye eve dönünce karısı sorar:
    - Neymiş Hoca? Kavga neyin üzerine imiş?
    Hoca kötü kötü cevap verir:
    - Nolsa gerek karıcığım! Kavga bizim yorganın üstüne imiş. Onun başını yedi ve tamam oldu, der.




    Bir gün karısı Hoca`nın kaftanını yıkayıp kurusun diye gererek bahçeye asmış. Hoca gece gelmiş ve bu kaftan Hoca`ya kollarını açmış bir adam vaziyetinde gözükmüş olacak ki, okunu alarak atmış ve elbiseyi delmiş. Bundan sonra kapıları da muhkemce kapatarak yatmış. Bir de sabah olmuş ve bahçeye çıkmış ki ne görsün? Gece adam zanniyle deldiği şey kendi kaftanıdır. Hemen feryada başlamış ve:
    - Allah`a bin şükür ki demiş, içinde ben yoktum. Yoksa çoktan ölürdüm.

    ***

    Bir gün mollaları arkada, Nasrettin Hoca da eşeği ile önde bir yere gidiyorlarmış. Hoca arkasını mollalara çevirerek eşeğe ters binmiş. Mollaları sormuşlar:
    - Canım Hocam, neden eşeğe ters binersin?
    Hoca şu cevabı vermiş:
    - Siz önde yürüseniz Hocanız arkada kalırdı. Halbuki ben eşeğe düz binip önde gitsem siz arkama düşeceksiniz. İyisi mi böyle hem önde giderim, hem de siz gerime düşmezsiniz, demiş.

    ***

    Bir gün Hoca`nın oğluna bir patlıcan gösterip:
    - Bu nedir? diye sormuşlar, o da:
    - Gözü açılmadık sığırcık yavrusudur. demiş.
    Bunu, gülerek Hoca`ya anlatmışlar, o da:
    - Bak bu bizim oğlanın kendi irfanıdır, yoksa vallahi ben öğretmedim, demiş.

  4. #4
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca Hakkında Söylenenler

    .
    İlhan Başgöz
    "...En az 500 yıldan beri onun fıkralarını dinleyerek, beslenerek büyümüşüz. Bu etki çocuk çoluk, genç ihtiyar hepimize işlemiş. Böylece Nasreddin Hoca'yı Türk halkı yarattığı kadar, Türk halkını da Nasreddin Hoca yaratmıştır..."

    Adnan Binyazar
    "...Nasreddin Hoca, her kesim halkın; köylünün kentlinin, varsilin yoksulun celiskilerini, dusuncelerini, elestirilerini dile getirir. Fikralarda yerellik, sinifsallik ozelligi onemli bir ayrilik yaratmakla birlikte, Nasreddin Hoca'da bu gorulmez. Basta komsu ulkeler olmak uzere, butun dunyada taninmasinin, yayginlasmasinin nedenini, onun bu evrensel yonunde aramak gerekir..."

    Toramirzo Cabbarov
    "...Nasreddin Hoca Turk milletinin yukunu yeniledecek, her bir evde beklenecek, misafirdir. Onun kartviziti kahkahadir. O Dogu ve Bati memleketlerinde faal olan vatandastir. Ulke sinirlarindan esegine binip gecer. Onun pasaportunu sinir erleri yoklamiyorlar. Cunku o dunyanin buyuk insanidir. O yildan yila genclesiyor. Omuzundaki gomlegi eskisiyor, ama gulusu daima yenilesiyor.."

    Ahmet Caferoğlu
    "...Bu aziz halk evladının sarıgında şehir, yani yerlesik, küçük eşeğinde ise göçebe Türk yaşayısının bağdaştırılmak istendiğini sezmekteyim. Bu yolla Hoca'miz kece medeniyeti ile balcik medeniyetini kendi şahsında kaynaştırmış bir şövalyedir."
    Ziya Gökalp
    "...Nasreddin Hoca, Turk nekregüllüğünün en yüksek simasıdır."
    [Nekre: hoşa giden, gülünç, ince bir alay içeren söz]

    Abdulbaki Golpinarli
    "...Halk Hoca'dir...Hoca, halkin muhayyilesinde; halk, icap edince oz nefsine bile onun nuktesiyle catiyor, onun diliyle sozler sarfediyor. Bedri Rahmi Eyuboglu'nun dedigi gibi yakin zamanda bir gun Hoca, otobuse, dolmusa da binecek, taksiye de binmek isteyecek mutlaka."

    Rostislav Holthoer
    "...Hoca'nin dunyanin baska yorelerindeki fikralarda ve masallarda yasamasi pek muhtemeldir. Ortadogunun pek cok ulkesi Hoca'yi kendi mali yapmak istiyor. Ama turbesi Turkiye'de Aksehir'de bulunuyor. Ne var ki, kisiligi ve unu bu kentle sinirli degildir. Kendisi kozmopolit olup zamanlarin otesinde bulunmaktadir."

    Fuat Köprülü
    "...O, bizim en asli mahsullerimizden biridir."
    [Fuat Koprulu, Nasreddin Hoca'nin tarihi kisiligiyle ilgili arastirmalara ilk onculuk eden kisidir. A. Kabacali, 1991]

    Şükrü Kurgan
    "...Anadolu Turk mizahi, yorgun bir zihnin dusuncelerini bosaltan, dilimizin guclu bir deyimi ile "lala-pasa eglendiren" basibos bir mizah degildir. Nasreddin Hoca mizahi, Turk halkinin sorunlari ile beraber yuruyen, toplum egitimine yonelmis, yapici bir mizahtir. Turk halki, yuzyillar boyunca dertlerini bu mizahla avutmus, sevinebildigi mutlu gunlerde de, bu mizahin sevinci ile yasamistir...Bu 'Nasreddin Hoca sevinci ile yasamak', hafif olmak, isleri sakaya almak demek degildir, sadece guler yuzu ciddilige engel saymamak, yani Turk halki gibi 'guler yuzle ciddi olmak' demektir..."

    Anna Masala
    "...Nasreddin'in vucudu turbesinde istirahat etmekteyse de ruhu hicbir zaman olmemistir. Hatta gercek mucize sudur: Butun dunya ondan bahsetmekte, edebiyatcilar ondan bahsetmekte, toplumlar ondan bahsetmekte, halk onu kendi gizli koruyucusu olarak tanimakta ve hikayeleri ruzgar gibi yayilip, ekmek gibi kabarmaktadir. Gelecek nesillerin bu ekmekle uzun zaman beslenecekleri suphesizdir..."

    Aziz Nesin
    "...Dogumundan once de, olumunden sonra da yasamis insan Nasreddin Hoca'dir. Olumunden sonra yasamis baska tarihsel ve toplumsal kisiler vardir, ama olumunden once de yasamis olan dunyadaki tek insan Nasreddin Hoca'dir..."
    "..Nazim Hikmet, Hoca'yi gulen degil, aglayan insan sembolu olarak gostermistir. Nasreddin Hoca fikralarinin ozunde gozyasi vardir. Turk halki bu fikralara, aglamanin yerine, gulmustur. Cunku Nasreddin Hoca yalniz alay etmekle yetinmemis, ezilen halkin da kaltabanligi, o curumus toplumdaki korkakligi, ikiyuzlulugu, yureksizligi, sahteciligiyle de alay etmistir. Aslinda Nasreddin Hoca derken, Turk halkinin kendisini anlamaktayiz. Boylece Turk halki, kendi kendisiyle alay edebilme olgunlugunu gostermistir.
    Goethe, 'Kendikendisiyle alay edemeyen, olgun insan olamaz' der. Turk halki, yuzyillar boyunca yarattigi Nasreddin Hoca'nin toplumsal kisiliginde, biyandan ezenlerle alay ederken, biyandan da kendikendisiyle alay ederek, cokuntu nedeninde kendisinin de sorumlu oldugunu, payi bulundugunu gostermistir..."
    Cahit Tanyol
    "...bu fikralarda bireysel tek bir iz dahi bulmak mumkun degildir. Hoca'da belli bir aptal kisi degil, belli bir aptalligimiz ve bonlugumuz hicvedilir."

    Fikret Türkmen
    "...Karşımıza, Türkistan'dan Macaristan'a Sibirya'dan Kuzey Afrika'ya kadar Türklerin ayak bastigi her yerde Nasreddin Hoca çıkmaktadır..."

  5. #5
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hocadan Öğütler

    .

    BU KEDİYSE ET NEREDE?
    Nasreddin Hocanın canı bir gün yahni ister. Kasaba gidip iki kilo et alır, eve gönderir.
    Hocanın karısı, yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Misafire ikram edecek başka şeyi olmadığından yahniyi pişirip, komşularına ikram eder.
    Akşam olup da evine yorgun argın dönen Hoca, yahninin özlemiyle sofraya kurulur.
    Biraz sonra karısı Hocanın önüne bir tabak bulgur aşı koyar. Hoca kızar:
    --Hatun, hani bizim yahni? Karısı misafire ikram ettiğini söylemeye cesaret edemez.
    --Hiç sorma efendi! Senin gönderdiğin eti kedi yedi, der. Hoca sofradan kalkar. Kediyi tartar.
    Kedinin zayıflıktan bir deri bir kemik ve açlıktan bitkin halde olduğunu görür.
    Bir karısına bir kediye bakar.
    --Hatun, gerçekten eti bu bizim kedi mi yedi? diye sorar. Karısı:
    --Evet Efendi! Bu utanmaz kedi yedi, der.
    Hoca, koşarak el terazisini getirir. Terazinin bir gözüne kediye, öbür gözüne kilogramları koyar.
    kedi tam iki kilo gelir. Hoca karısına bakarak:
    --Bak hatun! Şu gördüğün bizim kedi tam iki kilo geldi. Aldığım et de iki kiloydu. Bu tarttığım
    kedi ise, et nerede? yok bu tarttığım et ise, kedi nerede?! diye sorar.




    Nasrettin Hocadan Öğütler
    Nasreddin Hoca, gerçekçi ve her zaman lafın doğrusuna taliptir. Kendisi karşı tarafı rencide
    etmemek için saf görünür. Fakat nükteleriyle aldatma ve yalanlara kanmadığını ispatlar.
    Hoca'nın hoşgörüsüne diyecek yoktur. Son derece affedici ve hoşgörülü bir insandır. Ama hiç
    bir zaman aptal yerine de konmak istemez. Yani herşeyin farkındadır. Hanımının sözlerine
    kanmadığını kendi esprili uslubuyla göstermiştir.
    Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
    İşe yalan karıştırmak, işin ve insanın değerini düşürür.
    Yalanın faydası geçici, doğrununki ise süreklidir.
    PARA, CİMRİ VE NASREDDİN HOCA
    Bir gün, cimrinin ve boşboğazın biri Nasreddin Hoca'ya:
    -- Hoca Efendi, parayı sende mi seviyorsun?.. diye Hoca'ya tepeden inme bir soru sorar.
    Hoca, bu tip adamları yakinen tanır. Ele talkın verip kendileri salkım yutan cinstendir bunlar.
    Hoca hemen cevabı yapıştırır:
    -- Para, insanı cimri ve vicdansız adamlara muhtaç olmaktan kurtarır. Onun için sevsem de ayıp
    sayılmaz.
    ÖĞÜTLER
    Nasreddin Hoca, münasebetsiz soru soranlara layık olduğu şekilde cevap verir.
    Verdiği cevaplarla onları iyiliğe sevkeder, kötülükten sakındırır ve doğruyu gösterir.
    Fazla tatlı olma, yutulursun; fazla acı olma, atılırsın. Hoca, bu hikâyede münasebetsiz
    insana tatlı sert uslubunu kullanmıştır.
    Başkasına muhtaç olmamak için çalışmak da ibadettir.
    Cimrinin yüzüne bakmak, insanın kalbini katılaştırır. Cimrilerle karşılaşmak
    müminler için belâdır.
    Eldeki para, hürriyetin aletidir. Peşinde koşulan para ise, kölelik aletidir.
    Para, efendi değil, vasıtadır. Başkalarına nuhtaç olmamak ve mutaç olanlara da yardım
    için gereklidir.
    Para iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir.

    SEN DE HAKLISIN HANIM
    Nasreddin Hoca'nın kadılık (hakimlik) ettiği günlerde adamın biri yanına gelir. Adam,
    komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır. Hoca, adamı güzelce dinledikten sonra:
    -- Haklısın! diyerek gönderir.
    Biraz sonra adamın şikayetçi olduğu komşusu çıkagelir. O da az önce gelen komşusundan
    şikayetçidir. Derdini anlatır, hakkının verilmesini ister.
    Hoca onu da güzelce dinler. Sonra: - Haklısın! diyerek onu da yollar.
    O sırada Hoca'nın yanına gelmiş bulunan ve konuşulanlara kulak misafiri olan karısı, bu işe şaşar.
    Hocaya:
    -- İlahi Hoca Efendi! Sen ne biçim kadısın? Birbirinden şikayetçi olan iki adamın ikisi birden hiç
    haklı olur mu? diye sorar.
    Karısının bu sözleri üzerine Hoca, bir süre düşündükten sonra ona şöyle der:
    -- Hatun, sen de haklısın.
    ÖĞÜTLER
    Nasreddin Hoca, çok yönlü bir insandır. O, herkesin farklı kabiliyetlerde yaratıldığını ve ona göre
    tavır geliştirmek gerektiğini bilir. Bütün nükteleri zamana ve mekâna da uygundur.
    Hoca, burada haksızlık etmemek için çok dikkatli davranmıştır. Hem de hakların verilmesinde ne
    derece dikkatli olunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
    Kimin delili kuvvetli ise, kim meselesini daha güzel ortaya koyarsa, hakim onun lehine
    hükmedebilir. Bu konuda sevgili Peygamberimizin de bir uyarısı vardır. Güzel bir dil ve delille
    hakkı lehine çevirmeye çalışan kimseye "Ben dinlediğime göre hüküm veririm. Etkili
    konuşmasıyla beni yanıltan kimseye, ateşten bir parça verilmiş olur" diye ikazda bulunmuştur.
    Hâkimler, lehine hüküm verseler de sen gerçek hükmü vicdanından iste.
    Hâkimlerin iki bölüğü cehennemdedir, bir bölüğü cennete. Gerçeği bilen ve ona
    göre hükmeden cennettedir. Gerçeği bildiği halde aksine karar verenle,
    bilgisiz hüküm veren cehennemdedir.
    Karısının, yerinde soru sormasını beğenen Hoca, "Sen de haklısın hanım"
    karısını da gönüller.
    Her zaman herkesi memnun edemeyiz ama herkesi memnun edecek biçimde
    konuşabiliriz.
    TAZI
    Ava meraklı çok cimri bir subaşı Nasreddin Hoca'ya:
    -- Hoca Efendi, bana tavşan kulaklı, geyik bacaklı karınca belli, şöyle sicim gibi zayıf bir tazı
    buluver, der.
    Bir süre sonra Hoca, bir sokak köpeğinin boynuna ip takıp subaşıya götürür. Subaşı:
    -- Aman Hoca Efendi, ben senden incecik bir tazı istemiştim. Sen ise bana koca bir sokak
    köpeği getirmişsin deyince, Hoca lafı gediğine koyar:
    -- Merak etmeyin efendim. Sizin yanınızda bu köpek bir aya varmaz, tazıya döner!
    ÖĞÜTLER
    Nasreddin Hoca, uyarılarını yaparken her yerde her şeyi söylemez. Fırsatı geldiğinde nazik bir
    şekilde araya girer ve taşı gediğine koyar.
    Doğru söylemeli fakat her doğruyu her yerde söylememelidir. Hoca'nın yaptığı uyarı,
    bir nükte ile yapıldığından hem kırıcı olmaktan uzaktır hem de geç unutulur.
    Allah katında doğru sözden daha sevgili bir sadaka yoktur.
    Ne söylediğin önemli değildir, nasıl söylediğin önemlidir. Hoca, insanlara iyi niyetle ve
    espriyle doğruyu söyler. O yüzden sözleri batıcı ve inciti olmaz.
    Cimrilik, Allah katında sevilmeyen huylardandır.
    Cimri insan, dünyada fakirler gibi yaşar, ahirette zenginler gibi soruya çekilir.
    KURDUN KUYRUĞU KOPARSA
    Nasreddin Hoca arada bir arkadaşlarıyla beraber ava da çıkardı. Kurtlardan iyice bıkan Akşehir
    halkı, hayvanlarını yiyen kurtları avlamak için gruplara ayrılırlar.
    Hoca ve bir arkadaşı bir kurt ini görürler. Arkadaşı kurt yavrusunu yakalamak için ine girer.
    Hoca ise dışarıda kalır. O sırada ana kurt çıkagelir. İne girerken Hoca, kurdun kuyruğunu sıkıca
    yakalar ve hayvanın ine girmesini önlemeye çalışır. Kurt Hoca'dan kurtulmak için çırpınırken inin
    içi toz duman içinde kalır. Arkadaşı inin içinden Hoca'ya seslenir:
    -- Hocam, bu toz duman da nedir?
    Hoca dışarıdan cevap verir:
    --Dua et de kurdun kuyruğu kopmasın. Eğer koparsa toz dumanı o zaman görürsün!..



    NASRETTİN HOCA ÖĞÜTLER
    Her ormanı boş sanma, belki de kuytularında bir kaplan uyuyordur.
    Tehlikeyi hafife almak, kişiyi zor duruma düşürür.

    Bu hikâyede avcılar, kurt yavrularını yalnız görünce, tedbirsizce hemen ine girdiler.
    Nasreddin Hoca, bu hikâyede tehlikeyi hafife almanın ve tedbirsizliğin kişiyi ne kadar zora
    düşürdüğünü "kurdun kuyruğu koparsa tozu dumanı görürsün!" sözüyle kısaca anlatmıştır.
    EŞEK EVDE YOK!
    Komşusu bir gün Nasreddin Hoca'ya gelip eşeğini ödünç ister. Aynı adam birkaç defa eşeğini
    almış sakatlayıp, dövülmüş olarak geri getirmiştir. Hoca'nın canı yandığı için komşusuna:
    -- Kusura bakma komşu, eşek burada yok! der.
    Komşusu geri döneceğinde, ahırdaki eşek yeri göğü inleterek anırmaya başlar.



    Komşusu Hoca'ya:
    -- Hocami hani eşek burada yoktu?
    Hoca:
    -- Aşkolsun komşu, bu yaşımda ak sakalımla benim sözüme inanmıyorsun da, eşeğin sözüne mi inanıyorsun!...
    ÖĞÜTLER
    Nasreddin Hoca, Bu hikâyede sözünde durmayan, emâneti hor kullanan insanlara gereken
    dersi vermiştir.
    Aldığımız emanetleri yıpratmadan, vaktinde geri vermesini bilmeliyiz. Aksi halde
    lazım olunca, istediğimiz verilmeyebilir.
    Aldığını vermeyen, aradığında bulamaz. Aldığını veren ise, aradığını bulur. İnsan
    aldığı borcu ödemezse, tekrar ihtiyaç duyduğunda kimse ona birşey vermez.
    DAĞIN ARDI
    Nasreddin Hoca bir gün eşeğini kaybeder. Türkü söyleyerek hayvanını aramaya başlar.
    Hoca'yı görenler sorarlar:
    -- Hayrola Hoca, ne yapıyorsun?
    -- Eşeğimi kaybettim, onu arıyorum, der.
    -- Türkü söyleyerek kayıp eşek mi aranır? diye şaşkınlıkla sorarlar. Hoca gayet sakin,
    ilerdeki dağı göstererek:
    -- Umudum şu dağın ardında. Şayet orada da bulamazsam o zaman görün siz bendeki feryadı!



    NASRETTİN HOCA VE ÖĞÜTLERİ
    Nasreddin Hoca, hayata ümitle bakar. Elinden geleni yapmakla birlikte sıkıntılar karşısında kendini bırakıvermez. Allah'tan ümit kesilmeyeceğini, her zorluktan sonra bir kolaylığın geleceğini bilir.
    Dünya ümit dünyasıdır.
    İnsanı yaşatan ümittir. Geleceğini ne göstereceği bilinmez.
    Hayata ümitle bakmak, insana canlılık ve yaşama sevinci verir.
    Ümidini kaybetmiş olanın, başka kaybedecek şeyi yoktur.
    Mağlubiyete uğrayınca ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar.

  6. #6
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Biyografisi (1208-1284) ve 800. Doğum Yıldönümü Kutlaması

    .
    Nasrettin Hoca Fıkraları

    Hoca ormana gitmiş.Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye.Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca'ya seslenmiş:- Be adam! İnsan oturduğu dalı keser mi ? Şimdi düşeceksin.Hoca adama aldırmamış; işine devam etmiş.Az sonra dal kırılmış.Hoca, cumburlop düşmüş.Düştüğü yerden perişan seslenmiş:
    -Düşeceğimi bildin ne zaman öleceğimi de söyle bari.


    Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş.Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış.Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
    -Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
    Hoca hemen :
    -Boğazıma ateş düştüğü zaman, demiş.


    Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.Gece yarısı arkadaşı sormuş :
    -Hocam, uyudunuz mu?
    -Buyurun birşey mi var?
    -Biraz borç para isteyeyim demiştim.
    Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp :
    -Ben uyuyorum! demiş.
    :msn_thinking:

    Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş.Yoldan geçen arkadaşı hocaya:
    -Hocam kediyi yıkama ölür.
    demiş.Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış.Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş.Kedi ölmüştü. adam:
    -Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? demiş.Hoca:
    -Ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü demiş.
    :msn_thinking:

    BİR GÜN NASREDDİN HOCA BAHÇEDE NAMAZ KILIYOMUŞ BİR ÇOÇUKDA AĞAÇA ÇIKMIŞ NASREDDİN HOCA DUA EDİYOMUŞ ALLAHIM GÜNAHLARIMI AFFET DEMİŞ ÇOÇUKTA ETMEM DEMİŞ TEKRAR DEMİŞ ALLAHIM SEN GÜNAHLARIMI AFFET DEMİŞ ETMEM DEMİŞ NASREDDİN HOCA ETMEZSEN ETME ZATEN ABDESTİM YOKTU DEMİŞ. :msn_surprised:

    Nasrettin Hoca bir gün eşeğine binmiş kasabaya gidiyormuş. Yolda bir köylüye rastlamış. Selamlaşıp tanışmışlar. Köylü onun hiç sevmediği Nasrettin Hoca olduğunu anlayınca, kasaba o yanda değil bu yanda deyip, Hoca’yı bataklığa yönlendirmiş. Hoca olayı hemen anlamış. Köylü Akşehir’e gidiyorum deyince, Akşehir bu tarafta deyip, köylünün kurtlar vadisine gitmesini sağlamış.

    nasrettin hoca bir gun esegini alip sehire iner... sehirde dolasirken esegini kaybeder... arar arar bir turlu bulamaz en sonunda pes edip bir otele gider oda kiralar..... odanin kapisini acar ve yatagin duzgunn kirisiksiz oldugunu gorur ve bozmaya kiyamaz yatagin altina uzanir,,, tam o sirada yeni evli cift gerdek gecesi icin bir oda ister... ordada acemi bir calişan olur ve derki,,, \'\'gelin bos oda varsa oraya girin der..... tam nasrettin hocani odasinin kapisini acarlar ve bakarlar oda boş (çünkü nasrettin hoca yatagin altinda yatiyo)... tam cift hazirlanir ve yataga girerler ki adam karisina sevgilim gozlerinde butun sehiri goruyorum der,, ve bunu duyan nasrettin hoca kafasini uzatıp benimde eşegi görüyormusun der





  7. #7
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Nasrettin Hoca Fıkraları, Nasrettin Hoca Hikayeleri

    .
    Nasrettin Hocaya sormuşlar;

    Hocam, ramazan bizden memnun gitti mi?

    Hoca cevap vermiş; memnun gitmese her sene on gün önceden gelir miydi?

  8. #8
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca'nın fıkraları

    .
    Adam Olmak
    Bir gün Hoca ın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:
    - "Hocam, adam olmanın yolu nedir?"
    Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak
    - "Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli" demiş

  9. #9
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Biyografisi (1208-1284) ve 800. Doğum Yıldönümü Kutlaması

    .
    Nasrettin hoca resimleri

  10. #10
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Nasrettin Hoca'nın Hayatı, Resimleri Biyografisi (1208-1284)

    .
    nasrettin hoca karikatürleri

+ Yeni Konu aç

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •