İşçi alımı

+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 36 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Yarasa (Chiroptera) Resimleri ve Yarasalar Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Herşey

Genel Kültür ve Sanat Katagorisinde ve Hayvanlar Alemi Forumunda Bulunan Yarasa (Chiroptera) Resimleri ve Yarasalar Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Herşey Konusunu Görüntülemektesiniz.->Yarasalar Memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımındaki türlere verilen genel ad. Gecekuşu da denir. Bedeninin ön üyelerindeki parmak kemiklerinin uzaması ...

  1. #1
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Yarasa (Chiroptera) Resimleri ve Yarasalar Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Herşey

    s11
    s11
    Yarasalar


    Memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımındaki türlere verilen genel ad. Gecekuşu da denir. Bedeninin ön üyelerindeki parmak kemiklerinin uzaması ve aralarında gerili bir derinin bulunması sonucu uçma yeteneği kazanmışlardır. Uçma sırasında yarasaların kanatları, kuşlarda olduğu gibi yukarıdan aşağıya ve sonra geriye doğru çırpılmaz; yalnızca bir dönme hareketi yaparlar. Yarasaların bir bölümü meyve, bir bölümü de böcek yer. Çok az sayıda tür de sıcakkanlı hayvanların kanını emerek beslenir.

    Yarasalar geceleri beslenir; gündüzleri ağaçların kovuklarında, mağaralarda ya da terkedilmiş binaların içinde dinlenirler. Çıkardıkları ses dalgalarının çevrelerindeki cisimlere çarpıp, geri dönmesini algılayarak yönlerini bulurlar. Koku ve tat alma duyuları da gelişmiştir. Yaşam süreleri 23 yıl kadardır. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu dünyanın birçok bölgesine yayılmışlardır.
    Konu pismegatron tarafından (18.Mayıs.2008 Saat 13:30 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Yarasalar neden kan emer?

    s11
    Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.
    Dünyada 900 değişik yarasa cinsi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların Çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydalan dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde 300 böcek yiyebilir. Muz, avakodo gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.
    Şimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland'da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.
    Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi ile bu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.
    Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanlan ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.
    Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.









  3. #3
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Yarasalarin Radari

    s11
    Yarasalar çok ilginç varlıklardır. Onları ilginç kılan özelliklerinin başında ise, olağanüstü yön bulma yetenekleri gelir.
    Yarasaların bu yeteneği, bilim adamları tarafından yürütülen bir dizi deneyle ortaya çıkarıldı. Bu canlıların yapısındaki olağanüstü tasarımı görmek için, bu deneyleri biraz inceleyelim:
    Bu deneylerin ilkinde, yarasa tamamen karanlık bir odaya bırakıldı. Aynı odanın bir ucuna ise yarasanın besini olan bir sinek yerleştirildi. Bu andan itibaren odada olup bitenler ise gece görüş kabiliyeti olan kameralarla takip edildi. Sinek havada daha ilk kanat çırpışlarını yaparken odanın bir ucundan hızla harekete geçen yarasa doğrudan sineğin yanına gelerek onu avladı. Bu deney ile yarasaların karanlıkta bile işleyen çok keskin bir algılama kabiliyeti olduğu sonucuna varıldı. Ama yarasanın bu algılaması, işitme duyusundan mı, yoksa sahip olduğu bir gece görüş sisteminden mi kaynaklanıyordu?
    İşte bunun için ikinci bir deney yapıldı. Aynı odada bir köşeye bir grup tırtıl yere bırakıldı ve üzerleri bir gazete sayfası ile örtüldü. Serbest kalan yarasa, hiç zaman kaybetmeden, yerdeki gazete sayfasını kaldırarak tırtılları yedi. Bu, yarasanın yön bulma yeteneğinin görme duyusuyla ilgili olmadığını gösteriyordu.
    Bilim adamları yarasalarla ilgili deneylerine devam ettiler: Yeni deney uzun bir koridorda gerçekleştirildi. Bir uca yarasa, diğer uca ise yem olarak bir grup kelebek yerleştirilecekti. Ancak bundan önce koridoru diklemesine kesen, birbirine paralel duvarlar yapıldı. Daha sonra da bu duvarların her birine, ancak bir yarasanın geçebileceği kadar genişlikte birer delik açıldı. Ama delikler her duvarın farklı bir noktasındaydı. Yani yarasanın bu duvarları aşması için adeta "slalom" yarışı yapan kayakçılar gibi sürekli manevra yapması gerekecekti.
    Zifiri karanlık olan koridorun başındaki yarasanın serbest bırakılmasıyla birlikte bilim adamları gözlemlerine başladı. Yarasa ilk duvara yaklaştığında doğrudan deliğe doğru hareket ederek buradan kolaylıkla geçti. Bundan sonraki her duvarda aynı şey gözlemlendi: Yarasa duvara çarpmak bir yana, duvar yüzeyindeki deliği aramaya bile gerek duymadı. Son duvarı da rahatlıkla geçen yarasa burada yakaladığı kelebeklerle karnını doyurdu.
    Bu durum karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen bilim adamları, yarasanın algılamasındaki hassasiyeti anlamak için son bir deney daha yapmaya karar verdiler. Bu kez amaç yarasanın algı sınırlarını daha kesin belirlemekti. Yine uzun bir tünel hazırlandı ve tünel boyunca 0.6 mm kalınlığındaki çelik teller tavandan yere inecek şekilde dağınık bir tarzda gerildi. Yarasa, deneyi yapanları bir kez daha şaşırtarak, gerili tellerden hiçbirine takılmadan, tek seferde aralarından geçerek yolculuğunu başarıyla tamamladı. Yarasanın bu uçuşu, 0.6 mm kalınlığındaki telleri bile uzaktan algılayabildiğini gösteriyordu.30 Daha sonra yapılan diğer araştırmalar, yarasaların bu inanılmaz algılama yeteneklerinin, sahip oldukları bir sonar sistemine bağlı olduğunu gösterdi. Yarasalar, etraflarındaki cisimleri algılamak için, yüksek titreşimli ses dalgaları yayıyorlardı. İnsanlar tarafından duyulamayan bu dalgaların yankıları yarasa tarafından algılanıyor ve böylece hayvan içinde bulunduğu ortamın bir tür "harita"sını çıkarıyordu. Yani yarasanın havada uçan küçücük bir sineği algılaması, çıkardığı seslerin sineğe çarpıp geri dönmesiyle oluşan yankıya dayanıyordu. Bu sistemin ne anlama geldiğini biraz düşünelim. Yarasanın sonarla yön bulması, yaydığı seslerin kendisine geri dönme süreleri arasındaki farkı hesaplaması sayesinde mümkün olmaktadır. Örneğin karanlık ve boş bir odanın zeminindeki tırtılı avlayan yarasa deneyini hatırlayalım. Yarasanın tırtılı algılaması şöyle olmaktadır: Yarasa tiz sesli çığlıklar atmakta ve kendisine gelen yankılara göre odanın şeklini tespit etmektedir. Yarasanın çığlığı oda zeminine çarpıp geri dönmekte, yarasa da bu gidip-gelme süresine göre zeminin uzaklığını anlamaktadır. Tırtıl ise, odanın zemini üzerinde 0.5 ya da 1 cm. kadar yükseklik oluşturur. Yani tırtıl yarasaya zeminin genelinden 0.5 ya da 1 cm. kadar daha yakındır. Ayrıca tırtıl çok yavaş olsa da hareket etmekte, bu da kendine çarpıp yansıyan dalgaların frekansını değiştirmektedir. Yarasa, bu ufak farkları bile algılayarak yerde bir tırtıl olduğunu anlayabilir. Yarasa bu işi saniyede 20 bin frekans yayıp, bunların hepsinin yankılarını analiz ederek yapar. Dahası bu işi yaparken hareket halindedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde, akıllara durgunluk verecek birer mucize oldukları anlaşılır.
    Yarasanın sonarının daha da olağanüstü bir yönü vardır. Yarasanın işitme sistemi yalnızca kendi sesini duyacak biçimde yaratılmıştır. Hayvanın algılayabildiği frekans aralığı çok dardır yani ancak belli frekanstaki sesleri algılayabilir. Ancak işte bu noktada çok önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır. Doppler etkisi denen fizik kuralına göre, hareket halindeki bir cisme çarpan sesin frekansı değişir. Bu yüzden, yarasa kendisinden uzaklaşmakta olan bir sineğe doğru ses dalgalarını yaydığında, dönen ses dalgaları yarasanın duyamayacağı bir aralığa düşecektir. Bu nedenle yarasanın hareketli cisimleri algılamada büyük zorluklar yaşaması gerekir.
    Ama böyle olmaz. Yarasa her türlü cismi kusursuzca algılamaya devam eder. Çünkü yarasa, Doppler etkisini bilirmişcesine, hareketli cisimlere doğru yolladığı ses dalgalarını değiştirir. Örneğin kendisinden uzaklaşan sineğe en yüksek frekanslı ses dalgasını yollar ki, ses geri döndüğünde duyamayacağı kadar düşük bir frekansa inmesin.
    Peki bu ayarlama nasıl gerçekleşir?
    Yarasanın beyninde, sonar sistemini denetleyen iki farklı tipte nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır; bunlardan biri yansıyan ultrasonu algılar, diğeri bazı kaslara komut vererek yarasanın çığlığını oluşturur. Bu iki nöron beyinde eş güdümlü çalışır; öyle ki yankının frekansı değişince, birinci nöron bunu algılar ve ikinci nöronu baskılayarak veya uyararak, çığlığın frekansının yankının frekansına uymasını sağlar. Sonuçta yarasanın çığlığı ortamın durumuna göre frekans değiştirir ve en verimli şekilde kullanılır.
    Tüm bu sistemin evrim teorisinin "tesadüf" açıklamasına indirdiği darbeyi görmemek ise mümkün değildir. Yarasadaki sonar sistem son derece kompleks bir yapıdır ve asla rastgele mutasyonlarla açıklanamaz. Sistemin çalışabilmesi için, tüm ayrıntılarıyla kusursuz olarak var olması zorunludur. Yarasa hem yüksek frekanslarda ses yayacak yapıya, hem bu sesleri algılayıp analiz edecek organlara, hem de hareket değişikliklerine göre frekans ayarlaması yapan sisteme sahip olmalıdır ki, sahip olduğu sonar işe yarasın. Elbette ki tüm bunlar rastlantılarla açıklanamaz ve yarasanın kusursuz bir biçimde Allah tarafından yaratıldığını gösterir.
    Bilimsel araştırmalar, yarasalardaki yaratılış mucizelerinin yeni örneklerini ortaya çıkarmaktadır. Ortaya çıkan her yeni mucizede de bilim dünyası bu olağanüstü sistemlerin nasıl çalıştığını çözmeye uğraşmaktadır. Örneğin geçtiğimiz yıllarda yarasalarla ilgili olarak yapılan yeni bir araştırma ortaya çok ilginç sonuçlar çıkardı:33 Mağarada yaşayan bir yarasa grubunu incelemek isteyen bilim adamları, grup üyelerinin bazılarına vericiler yerleştirdi. Gece olunca yarasalar dışarı çıkarak, gün doğana kadar dolaşıp besin ihtiyaçlarını giderlerdi. Bilim adamları ellerindeki alıcılarla saatler boyu süren bu yolculuğu izlediler. Yarasaların, zaman zaman, yaptıkları bu yolculuk nedeniyle mağaradan 50-70 km. kadar uzaklaştıkları tespit edildi. Ancak bilim adamlarını asıl şaşırtan şey, güneşin doğmasına yakın başlayan dönüş yolculuğu oldu. Yarasalar, dönüş yolculuklarını, bulundukları yerden doğrudan doğruya yuvaya uçuş yaparak gerçekleştirdi. Peki yarasalar mağaraya göre hangi yönde ve ne kadar uzakta olduklarını nasıl biliyorlardı?
    Böyle bir uçuşta yön tayininin nasıl yapıldığına dair detaylı bilgiler henüz elde edilemedi. Bilim adamları, bu uçuşu yapan yarasaların işitme duyusunun böyle bir yolculukta çok fazla işlevi olamayacağını düşünüyorlar. Aynı bilim adamları, yarasaların kör olduklarını da hatırlatarak, kendilerini şaşırtacak kadar üstün olan yeni bir sistemle her an karşılaşabileceklerini belirtiyorlar. Kısacası bilim, yarasa adını verdiğimiz canlılarda yeni yaratılış mucizeleri bulmaya devam ediyor.

  4. #4
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Standart

    s11

  5. #5
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Polen Yiyen Yarasalar

    s11
    Her canlı yaşadığı ortamın koşullarına ve sahip olduğu bedensel özelliklere göre farklı beslenme şekillerine sahiptir. Çünkü Allah her canlının rızkını benzersiz bir şekilde yaratandır. Doğadaki sayısız canlıdan sadece bir tanesi olan yarasaların bir türü çiçeklerden aldığı nektar ile beslenir. Fakat yarasalar gece yaşayan canlılardır. Bu nedenle gündüz açan çiçekler yarasaların işine yaramaz. Oysa yarasalar için özel çiçekler yaratılmıştır. Yarasalar tarafından döllenen çiçeklerin en önemli özelliği gece açan çiçekler olmalarıdır. Beyaz, yeşilimsi ve mor renklere sahip olan bu gece çiçekleri öyle güçlü bir kokuya sahiptirler ki gece uçan kör yarasalar onları kolaylıkla bulabilirler. Bu çiçekler ayrıca çok bol miktarda nektar da üretirler. Bu, yarasaların çiçekleri bulmalarını daha da kolaylaştırır. Gece çiçekleri de görüldüğü gibi genelde ağacın gövdesinde büyüyen balkabağı çiçeği gibi veya yapraklarını sarkıtan çiçeklerdir. Bu özellikleri onları yarasaların kolayca ulaşabileceği çiçekler haline getirir.



    Robert R. Halpern, Green Planet Rescue, s.26

  6. #6
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Yarasa (Chiroptera) Resimleri ve Yarasalar Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Herşey

    s11
    Öksüz bebek yarasalar koruma altında


    Anneleri ölen minik yarasalara İngiltere’de bir hayvan barınağı sahip çıktı. Bebek yarasalar biberonla besleniyor, üşümemeleri için de kundaklanıyor!



    LONDRA - İngiltere’de bir hayvan barınağı, anneleri bir salgın hastalıkta ölen 6 bebek yarasaya sahip çıktı.


    Barınak görevlileri, minik yarasalara annelerini aratmamak için ellerinden geleni yapıyor.

    Üşümemeleri için battaniyeye sarılan, beslenmek için de küçük biberonlarla vitamin alan yarasalar, güçlerini kazandıkları zaman uçabilecek.

    YARASALAR HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ
    Meyve yiyen yarasalar, 450 kadar ticari maddeyi ve 80 kadar ilacı insanoğlunun hizmetine sunmaktadır. Yağmur ormanları için yarasalar, yaşamsal önem taşır. Yarasalar, bu bölgedeki ağaçların polen ve tohumlarını taşıyarak yaklaşık yüzde 95’inin çoğalmasını sağlar.
    Dünyadaki 1000’i aşkın yarasa türünden sadece 3’ü vampir yarasadır ve bunlar Latin Amerika’da yaşar. Vampir yarasalar insanlara saldırmazlar. Kümes hayvanlarını tercih ederler.
    Avrupa’nın ve Türkiye’nin en küçük yarasası olan cüce yarasa sadece 5 gram ağırlığındadır.
    Dünya üzerinde yaklaşık 4500 memeli türü bulunmaktadır ve bunların 1000’den fazlasını yarasalar oluşturur.
    Amerikan iç savaşında barut yapmak için kullanılan malzemelerden biri de yarasa dışkısıydı.


    (Kaynak: wikipedia)


    Konu pismegatron tarafından (18.Mayıs.2008 Saat 13:34 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kan Emici Yarasalar

    s11

  8. #8
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Standart

    s11
    Konu pismegatron tarafından (16.Kasım.2007 Saat 13:26 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Standart

    s11
    Konu pismegatron tarafından (16.Kasım.2007 Saat 13:26 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Hayret verici bir dünyada kücük bir kus

    s11

    Gecenin zifiri karanliginda gökyüzüne baktigimiz zaman, karanligin perdesini yirtarak ucan ve hayret verici bir cesaretle avlari pesinde kosan kuslari görmekteyiz. Bu kus (yarasa) öyle acayip bir kustur ki, fakat hepsinden acayibi karanligin kalbinde görmeden ucmasidir. Gecenin karanliginda hicbir seye carpmadan ucmasi cok ilginctir. Bu kus hakkinda ne kadar arastirma yapilirsa o kadar yeni seyler kesfolunmaktadir. Bu kus öyle süratli ve cesaretli ucmaktadirki, sanki ögle vakti önünde hicbir engeli olmayan güvercinin ucusu, o’nun yaninda bir kosucunun bastonla yürüyen insanla ölcülmesidir. Eger bu yarasa kusunu inisli cikisli karanlik bir tünele koyarsak, hicbir yere carpmadan ve dokunmadan oradan cikar. Bu kusun vücudu öyle harika özelliklerle donatilmistir ki ayni bir radarin özellikleridir. Radarin özelliklerini bu kücük kusun vücuduyla karsilastiralim.
    Fizikte, ses dalgalarinin cok cesitli frekanslarda oldugu bilinmektedir. Insanin kulagi ise mevcut olan bu seslerden kendi kulak yapisina uygun olan cok az bir kisminin titresimlerini algilayarak duymaktadir. Bu ses dalgalari kuvvetli bir istasyon yoluyla ortaya cikmakta ve her tarafa yayilmaktadir. Fakat nasil bir topu duvara attigimizda geri sicrama yaparsa, fezaya yayilan bu ses dalgalarida engele carptiginda belirli bir zaman sonra geri yansima yapar. Bu ses dalgasi bizimle engel arasindaki mesafeye dakik bir sekilde ölcme yapar.
    Cogunlukla gemi ve ucaklar radar vesilesiyle kendi yönlerini tesbit ederler ve her istedikleri yöne giderler, yine düsman ucak ve gemilerinin yerini kesfetmek icin radardan faydalanirlar.
    Bilim adamlari diyorlarki bu kücük yarasa kusunun vücudunda, radarin benzeri bir istasyon vardir.
    Eger kusu bir odada ucursak, o esnada cikarmis oldugu sesler bizim isittigimiz seslere dönüsüm yaparak isitmemizi saglayacaktir. Ve birde odanin icerisinde kulagimiza gelen ses dalgalari harekete gecerek her saniyede 30 ile 60 defa bu kustan cevreye yayilacaktir. Fakat burada bir soru akla geliyor, bu ses dalgasi yarasa kusunun hangi uzvundan gelmektedir. Yani onun alici istasyonu hangisidir. Verici istasyonu hangisidir?
    Bilim adamlari bu soruya söyle cevap veriyorlar. Bu ses dalgasi, yarasa kusunun bogazindaki kirisik et yiginindan, meydana gelmekte ve burun deliklerinden disariya cikmaktadir. Büyük kulaklarida ses dalgalarinin alici görevini yapmaktadir. Buna göre yarasa geceleri ucmasini, kulaklarina borcludur.
    Bir Rus bilim adami ”Jurin” deneyleriyle sunu isbat etmistir. Yarasa kusunun kulaklari alindiginda, kus engellere carpmadan ucamamaktadir. Fakat kusun gözlerini alsalar o’nun bu marifetli ucma hareketine hicbir engel teskil etmez yani yarasa kulaklari ile görüyor, gözü ile degil! Bu hikmeti ilahi nedir? (Dikkat ediniz.)
    Düsününüz ki bu hayret verici organi, cüssesiz ve degersiz hayvana kim verdi. Ve bunu kullanma sekli o’na nasil ögretildi. Gecenin türlü tehlikelerinden korunarak onun ilerlemesi nasil saglaniyor ve dogrusu bunu tehlikelerden kim koruyor?
    Acaba mümkünmüdür ki akli ve suuru olmayan bir tabiat böyle bir olayi gerceklestirebilsin?
    Büyük bilginler cok masraflar yapsalarda böyle bir santrali kolayca o kusun vücuduna yerlestirebilirlermi?

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. Cevap: 48
    Son Mesaj : 26.Nisan.2008, 09:17
  2. Göz Hastalıkları Ve göz Hakkında Herşey
    Konu Sahibi ĐIRЄZZΛ Forum Sağlık
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Ekim.2007, 12:45
  3. Hayvan Bakımı hakkında Herşey
    Konu Sahibi Seabell Forum Hayvanlar Alemi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 29.Ağustos.2007, 19:18
  4. Osmalı Hakkında Herşey
    Konu Sahibi ๑H@NDSOME๑ Forum Tarih
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 13.Ağustos.2007, 00:42
  5. Göz Hastalıkları Ve göz Hakkında Herşey
    Konu Sahibi bakteri seni Forum Sağlık
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 04.Ağustos.2007, 23:58

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Pratik pasta tarifleri | promosyonbank.com