+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 55 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Kızılderili Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler, Kızılderili Adamlar,Kadınlar

Genel Kültür ve Sanat Katagorisinde ve Fotoğraf ve Resim Galerisi Forumunda Bulunan Kızılderili Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler, Kızılderili Adamlar,Kadınlar Konusunu Görüntülemektesiniz.->Bu konuda kızılderililer hakkında bilgiler ve kızılderili resimleri, fotoğrafları bulunmaktadır. Kızılderililerin vahşi değilde nasıl asil bir toplum olduğunu anlayacaksınız. Sizinde ...

  1. #1
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler, Kızılderili Adamlar,Kadınlar

    .
    s11
    Bu konuda kızılderililer hakkında bilgiler ve kızılderili resimleri, fotoğrafları bulunmaktadır. Kızılderililerin vahşi değilde nasıl asil bir toplum olduğunu anlayacaksınız. Sizinde kızılderililerle ilgili doğru bildiğiniz bilgiler varsa, kızılderili resimleriniz varsa bu konuda bizlerle paylaşabilirsiniz.

    AMERİKA KITASI VE KIZILDERİLİLER


    Kızılderili resimleri, indianer


    İndians, Kızılderililer hakkında herşey



    Kızılderili (indians) Resimleri,




    Kızılderili Kadınlar

    Kızılderililer


    Kızılderili Şefler



    Kızılderililer Hakkında Bilgiler


    Yaşlı Kızılderili Reis

    Kızılderili Erkekler


    Amerika ve Kızılderililer


    Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçb ...


    Kızılderililer Amerika kıtasının ilk yerlileri. Amerika ile ilgili bilgi başlıkları.

    Asya’dan Dünyanın en büyük kıtası. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.

    Bering Boğazını geçerek çeşitli zamanlarda Amerika’ya ulaştılar. Göçler 10.000 yıl önce, belki 25.000 yıl önce başlamış ve birbirini takib eden zamanlarda gerçekleşmiştir. Göç eden gruplar lisan, kültür ve fiziki bakımdan birbirinden farklıydı.

    Kuzey Amerika’nın kuzeyinde o zaman bulunan dev buzullarda deniz suyunun depo edilmesi sonucu, deniz seviyesi düşüktü. Bunun sonucu Bering Boğazı, Asya’yı Amerika’ya bağlayan bir köprü şeklinde bulunmaktaydı. Şimdi bile Bering Boğazı 75 km genişliğindedir ve Asya ile Kuzey Amerika arasında iki ada bulunmaktadır. Kuzey Amerika’da bulunan buzulsuz bir yolla Orta ve Güney Amerika’ya inilebilmekteydi. Başka bir yol da Amerika’nın güneyindeki Pasifik kıyılarına gelen deniz yoluydu. Ancak burası o zamanların deniz vasıtaları için oldukça tehlikeliydi. Bu göçlerden binlerce yıl sonra, Avrupalılar Amerika’yı keşfetti. Hemen hemen her yerde yaşayan yerli kavimler bulunmaktaydı. Ancak sayıları azdı. Avrupalıların kıtaya ayak bastığı sırada Kuzey Amerika’nın tamamında nüfûsun 4,2 milyon, Güney Amerika’nın ise 10 milyon dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupalıların Amerika’yı keşfinden sonra Kızılderili nüfusu hızla azalmıştır. Buna Kızılderililerin kullandığı tabiat kaynaklarının Avrupalıların eline geçmesi, Avrupalıların kıtaya getirdikleri bulaşıcı hastalıkların Kızılderilileri telef etmesi ve yapılan katliamlar sebeb oldu.

    Aslen Asyalı olan Kızılderililer, düz siyah saça, koyu kahverengi göze sahiptirler. Derileri, genellikle orta kahverengi olup, sarımsı kahverengi ile kırmızımsı kahverengi arasında değişir; tamamen kırmızı değildir. Ancak, bazan vücutlarının bir kısmını kırmızıya boyarlar. Kafa ve burun yapıları gibi diğer vücut karakteristikleri de çok farklılık gösterir.

    Kızılderili lisanları birbirinden oldukça farklıdır. Hiçbirisinin Avrupa, Asya veya Afrika’da kullanılan lisanlarla bağlantısı yoktur. Bazı diller, diğer yaygın kullanılanlardan türemiştir. Dilleri gibi kültürleri de birbirinden çok farklıdır. Çiftlik genel olarak yerlilerin ana ekonomik kaynakları idi. Bunun yanında avcı ve balıkçı olanları da vardı. Siyasi organizasyonlarında şehir devletleri yanında, kabile konfederasyonları da mevcuttu. Dini hayatları Aztek ve Mayalarda olduğu gibi müesseseleşmiş ve karmaşık seremonilere sahipti. Ancak bazı topluluklarda bu çok ilkel olup, hastaları iyi etmek, doğum ve cenaze merasimlerinden ibaretti.

    Yaklaşık 20 tane bitki, Amerika’nın keşfiyle Avrupa’ya geçti. Mısır, tütün, patates, kakao ve yerfıstığı bunlar arasındadır. Kızılderililerden ileri olanlar ahşap işlemeyi, çanak-çömlek yapmayı, dokumayı ve taş işlemeyi bilmekteydiler. Astronomi ve metalurji Avrupa’da olduğu kadar ileri değildi. Ancak bazı konularda dikkate değer ilerlemeler yaptılar. Köpek ve hindi dışında evcil hayvanları bilmezlerdi. Tekerlek Orta Amerika’da oyuncak şeklinde bulunduğu halde henüz kullanılmamıştı. Bakır, altın ve gümüşün kullanıldığı ve bunların kullanılışı ile ilgili tekniğin oldukça ilerlediği bilinmemekteydi.

    Kızılderililer Avrupalılarla karşılaştıklarında teknolojik bakımdan yaklaşık 3000 yıl gerideydiler. Bu gerilik sayılarının az oluşuna dışarıyla irtibatlarının bulunmamasına ve yeni bir kıtaya yerleşmek için harcadıkları zamana bağlanabilir. Kızılderililer, Avrupalı işgalcilerin katliamlarından asırlarca kurtulamadılar. ABD’nin resmi organlarınca katledildiler. En çok kelle getiren Kızılderili avcılarına mükafatlar verildi. Kızılderili kellelerinin teşhir edildiği bir müze kuruldu. Ülkenin en verimli topraklarından sürülen Kızılderililer, ancak 1924’te vatandaşlık hakkına kavuşabildilerse de bugüne kadar horlanmaktan kurtulamadılar.

    Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir.

    Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.


    Amerika yerlileri tek bir ırktan mı oluşmuştur?

    Bu soru çok defa tartışılmıştır. Yüz yıl kadar önce İsveçli Retzius burada üç ırk ayırt ediyordu. Başkaları bunu sekize kadar çıkarmışlardır. Fakat uzmanların çoğu , özellikle yerlileri bizzat yerinde incelemiş olan Amerikalı bilginler bunların aynı bir ırk içinde sınıflanmasını haklı gösteren bir aile havzasının mevcut olduğu fikrindedirler. Bazılarının dediği gibi “bir yerliyi yakından gören kimse bütün yerlileri görmüş demektir” sözüyle yetinmeyip onlarda mevcut ortak çizgilerin tümünün tanınması yoluna gitmek gerekmektedir.

    Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir ; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.

    Kafa deformasyonu adetinin çok yaygın olması nedeniyle baş şeklini takdir etmek çok defa güçtür. Gerçek dolikosefal nadirdir. Yüz geniştir . Daima çıkık olan elmacıklar, köşeli ve kuvvetli bir çene ile yüzün ifadesi az anlamlıdır. Burun iyi gelişmiştir, gerçek Mongollardaki basıklık burada yoktur ;fakat Avrupalıların burunlarından daha etkilidir. Gözler koyu renk ve hafifçe eğridir. Çok kez, ve özellikle çocuklarda hafif bir mongol pilisi vardır. Bunlara mahsus bir karakter de kesici dişlerin arka yüzünün yukarı kısmının kürek şeklinde oyuk olmasıdır.

    Bütün bu çizgilere fizyolojik soydan olan diğerleri de katılmaktadır. İlkin 0 kan grubunun fazla oluşu. Bunun yalnız saf kan yerlilerde böyle olduğu iddia edilmemiştir. Olaylar bu hipotezi teyit etmemiştir. Fakat % 80-90 oranında mevcut olduğu da nadir değildir. Yeni dünya’nın kuzeyinde olduğu kadar orta ve güneyinde de böyledir. Diğer bir genel karakter nabızların yavaşlığıdır. Buna mentalitedeki garip bir benzerliği de ilave etmek lazımdır. Amerika’nın bir ucundan öteki ucuna kadar bütün yerliler soğukturlar, suskundurlar. Bu yönden diğer birçok ırklarla , hatta Eskimolarla, açık bir çelişki halindedirler.


    Kızılderililerde Nüfus ve bölgesel dağılım

    “Kuzey- Pasifik Yerlileri:Alaska’da ve Kaya dağlarını Pasifik’ten ayıran yayla ve dağlar bölgesinde otururlar. Avrupalıların buralara girmesi ile az çok değişmiş olan birçok kabileleri içerir. Bu kabilelerden en tanınmışı APACHE’lerdir.”


    Kuzey- Atlantik Yerlileri: Kızılderililerin en büyük kısmını teşkil eder. Savaşçı kabilelerden oluşmuşlardır, ava ve balık avcılığına düşkündürler;Kaya dağlarının doğusunda Atlatik’e kadar uzanan ormanlar ve çayırlar alanında otururlar . Fransız ve İngilizlerin 18. yüzyılda giriştikleri saldırılar bunların bugün bulundukları sığınak bölgelerine sürülmeleriyle sonuçlanmıştır. Mohican , Delaware, Huron, Iroquois, Sioux, Cheyenne, v. s. ler bugün çok azalmışlardır. Kanada’da hala takriben 100.000 yerli bulunmaktadır, Birleşik Amerikada 1930 da 30.000 kadar Sioux vardı, Delaware’ler 2.000 kişiye inmişlerdi, Mohican’lar 1890 da aşağı yukarı 121 kişi idiler, bugün pratik olarak sönmüşlerdir” Günümüzde ise yerli nüfusun neredeyse yokolmakta olduğunu görebiliriz.

    Amerika Yerli Kabilelerinin Popülasyonu ve Oranları

    A.B.D deki 30 büyük kabilenin nüfusu ve kabile nüfuslarının toplam yerli nüfusuna göre oranı (1990 nüfus sayımı raporlarına göre)

    (U.S. Department of Commerce)

    Amerika Yerlileri Nüfusu
    1,878,285 = 100.0 %




    86 küçük kabileye ait toplam1000 kişi civarında yerli nüfusu yukarıda yer almamıştır.

    Kaynak: (U.S. Department of Commerce)

    “Güney-Pasifik Yerlileri: Bu bölgede birçok kavim bulunur. Bunların arasında Colomb’dan önceki Amerika’nın büyük medeniyetlerini geliştirmiş olan Aztek veya Nahau’lar, Güney Meksika’da çok ileri bir topluluk yaratmışlardır. Yukatan ‘da Maya’lar henüz daha çözülmemiş hiyerofik bir yazıya sahiptiler . Cordillere’lerde Aymar’lar ve Quichua’lar İnka imparatorluğunun temeli olmuşlardır. And’ların güneyinde bulunan Arokan ‘lar aynı ırka mensupturlar”.

    Güney-Atlantik Yerlileri: Esas itibariyle büyük Brezilya ormanını işgal ederler. Boyları ortalamanın altındadır. Bu yerliler birçok kabileleri meydana getirirler. Bunların çoğu Avrupalıların etkisinden tamamiyle uzak kalmışlardır ;bazıları bugün bile az bilinmektedirler. En yalıtılmış olanlarından biri Ekvator’un Amazon yamacındaki kelle avcıları yani Jivaro’lardır”.Jivarolar beyaz yağmacıların katliamlarından Amazon’un derinliklerine kaçarak kurtulmuşlar ve bölgelerine kimsenin girmesine izin vermemişler ,bunu deneyenlere de çok acımasızca davranmışlardır. Kelle avcıları denmesinin sebebi budur. Bu küçük kabileler beyazlarla melezleşmemişlerdir, fakat eski esirlerin soylarından olan Boni zencileriyle bazı melezleşmeler olmuştur.

    “Amerika’nın keşfi sırasında Antil’lerde Karaipler oturuyorlardı. Bunlar Avrupalılarla ilk temasa giren yerliler olmuşlardır. Karaipler kıtalarındaki kendi cinsleri tarafından tamamiyle yahut hemen hemen tamamiyle yok edilmişlerdir”. İnsan Irkları Prof. Henri-V. Vallois

    AMERİKA YERLİ KABİLELERİNDEN BAZILARININ İSİMLERİ

    Abenaki, Absarokee, Algonquain, Alabama, Anasazi, Anishinabe, Asbinboine, ,Apache, Arikara, Arapaho, Athapaskan, Blackfeet, Caddo, Cherokee, Cheyenne, Chinook, Chippewa, Choctaw, Comanche, Costanoan, Cree, Creek, Crow, Delaware, Flathead, Gros, Hopi, Hawaiin, Hidatsa, Ioway Nation, Iroquois, Karuk, Kaw, Kiowa, Miccosukee, Micmac, Miwok, Mohawk, Navajo, Nipmuc, Nez Perce, Nisga, Omaha, Ohlone (Costanoan), Ojibwa, Ojibway, Oneida, Oto, Papago, Pawnee, Penobscott, Powhatan, Ponca, Potawatomi, Paiute,Quapaw, Sarasi, Seminole, Sioux, Shoshone, Taino (Timucua), Tonkawa, Tsimshian, Ute,Ventre, Wabanaki, Winnebago, Wyandot,Yahi, Zuni .

    AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NE ZAMAN GEÇTİ ?

    Göçün tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda çeşitli bilimsel araştırmaların ışığında birçok görüş ileri sürülmektedir. Biz bunların en yaygın ve bilimsel anlamda kabul görmüş olanlarına değineceğiz.

    “İlk göçün buzul devrinin sonunda zamanımızdan 15 veya 20 bin yıl önce Bering boğazının geçmeye elverişli olduğu bir devirde gerçekleştiği zannediliyor. Amerika’ya ulaşan Asyalılar ilkel guruplardı .Bu ilk ulaşan guruplar sonraki guruplara göre daha az değişime uğramışlardır yani ırksal özellikleri sonraki guruplara göre daha az farklılaşmıştır. Amerika kıtasına daha sonra ulaşan Asyalı guruplarsa daha fazla değişime uğramışlardır. Bu durum Amerika yerlilerinin neden Mongoloid ırklarının ancak bazı karakterlerine çok az bir derecede sahip olduğunu açıklar. Amerika’nın keşfi sırasında Amerika yerlilerinin birçok kavimlerinin yüksek medeniyet derecesine karşın bunların eski dünyada yayılmış olan birçok icadı neden bilmediklerini de izah eder. Örneğin tekerleği bilmiyorlardı, demiri kullanmayı bilmiyorlardı. Amerikaya göç kuşkusuz birçok dalgalar halinde olmuştur. Bunlar Kaya ve And Dağları’nın batı yamaçlarındaki ova ve ormanlara yayılmışlardır . Bu guruplar en eski Paleolitik Amerikan İndianları’nı meydana getiren dalgadır. Bugün ise hemen hemen kaybolmuşlardır . Güney Pasifik Alt ırkını veren kol Amerika’ya daha sonra gelmiştir. Çeşitli nedenler , özellikle Sibiryalılarla olan büyük benzerlikleri muhtemelen Eskimolardan sonra Amerika’ya geldiklerini düşündürmektedir. Bunlar Alaska ve Kanada’nın kuzey-batısında toplanmışlardır. Ancak Avrupalıların geldikleri sırada güneye doğru inmeye başlamışlardır”


    (Başvuru kaynağı S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim. AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NE ZAMAN GEÇTİ ?)

    “ Buzul devrinde suların büyük bir kısmı buz halinde kutuplara ve karalara yığıldığından denizin su düzeyi düşmüştü. (bugünkü seviyesinden 185m kadar düştüğü fosil kanıtlara bakılarak bilinmektedir) Dolayısıyla Sibirya ve Alaska en az birtakım ada dizisiyle birbirine bağlanmıştı. Yine jeolojik kanıtlar buzul devrinde Alaska ve Sibirya’nın buzullarla kaplı olmadığını göstermektedir. Çok büyük olasılıkla geçiş son buzul devrinde olmuştur.

    İlk insan sitesi ise Kuzey Amerika’da Kolorado ve Arizona’da bulunmuştur (tahminen 8800-9300 yıl önce) Irklar Pleistosen’in sonunda veya biraz daha geç olarak oluşmuş, daha sonra göç olaylarıyla birbirine karışmış ve melezlenmeler meydana gelmiştir.” S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim

    Kızılderili Tarihi

    Herşey 1492'de Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfiyle başladı. Tanrı adına diye çıkılan yol, ne acı ki bir ulusun yok edilmesine kadar gidiyordu. Evet Kızılderililer, Kolomb'un günlüğünde söylediklerinin tersine kovboy filmlerinde, insan öldüren, kafa derisi yüzen çocukluğumuzun "vahşi" Kızılderiler'i. Tarih bir kurmacadır belkide bu kurmacanın en somut örneği de Kızılderilerin başına gelenlerdir. Bu kadar kadersiz bir ulusa dünya tarihinde pek rastlanmasa gerek. Hem toprakları ellerinden zorla alınsın, hem yaşama biçimleri ve inançları zorla değiştirilsin ve bütün bunlara başkaldırmaya çalıştığında da "vahşi" denilerek yokedilsin.

    Güneşe, aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen, dünyayı onlarla birlikte algılayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa bir avuç toprak uğruna bir ulusu dahi yoketmeyi göze alan Beyaz Adam mı?

    Onlar doğanın vahşi olduğunu ilk kez beyaz adamdan duydular ve ondan sonra onlar da "vahşi"liğin içinde kaldılar. Önce yüzlerine dostça gülen, ardından bir takım belgeler imzalatıp toprakların bir bölümüne yerleşen ve daha sonra onları topraklarından kovalayan beyaz adamlardan birşey anlamadılar. "Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".

    Dağların, dağlardaki vadilerin insanlarıydı onlar ama çöllere hapsedildiler. Topraklarını bırakıp beyaz adamın belirlediği çorak topraklarda yaşamaya zorlandılar. Ve beyaz adamın acımasızlığına, vahşiliğine daha fazla karşı koyamadılar ve boyun eğdiler. Ve son Kızılderili lideri Gerenimo da teslim olduğunda yüzlerce Kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş binlerce yıllık birikim, bilgelik yok edilmişti.

    Şimdi onlardan geriye kalanlar kendilerine ayrılan çorak topraklarda kendi kültürlerini koruyarak yaşamaya çalışıyorlar ancak beyaz adamın hala gözü doymuş değil. Zorbalığını ve vahşiliğini asimilasyon politikasıyla devam ettiriyor. Çağdaşlaştırma kisvesi altında bir ulusun kültürü tamamiyle yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı globalleşme, küreselleşme adı altında dünyanın diğer ülkelerine yapılmaya çalışıldığı gibi.

    Ne tezattır ki beyaz adam ürettiği ürünlere yokettiği insanların isimlerini vermekten de geri kalmıyor. Tıpkı arabasına Cherokee, ayakkabısına Nike, Helikopterine Apache ismini verdiği gibi. İnsanın Kızılderililer'e saygılarını ya da özürlerini ifade etmek için böyle birşey yaptıklarını düşünesi geliyor ama.

    "Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir."



    Kolomb'un günlüğünden

    " Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. ... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmüyorlar. Hiç silahları yok... Son derece sade, dürüst eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar öldürmüyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar..."
    (Kolomb'un günlügünden)


    Apaçiler, Karaayaklar, Cheyenne, Cherokeeler, Navajolar - Sioux - Lakota - Little Bighorn Savaşı

    Amerikan Kızılderilileri Ulusal Kongresi National Congress of American Indians: Home Federal düzeyde tanınmış kabile ne anlama gelir? Federal yönetim ile Kızılderili kabileleri arasında nasıl bir ilişki var? Kızılderililer vergi öder mi? Kızılderililer için sağlık hizmeti ve eğitim kaynaklarını kim sağlar? Federal politikanın uygulanışını denetleyen Amerikan Kızılderilileri Ulusal Kongresi'nin bu sitesinde bu tür soruların yanıtlarını ve Kızılderililerin ülke genelindeki sorunlarına ilişkin güncel bilgileri bulabilirsiniz.

    Carlisle Kızılderili Sanayi Okulu
    home.epix.net/~landis/index.html
    Rezervasyon bölgeleri dışındaki ilk yatılı okulda 1879'dan 1918'e kadar okuyan ve Kızılderilileri “medenileştirme” hedefinin kendi yerli dillerini konuşan ve kültürlerinin diğer yönlerini korumaya çalışan öğrencileri cezalandırmaya dayandığı bir ortamda yetişen yaklaşık 10.000 Kızılderili çocuğun yaşadıkları hakkında bilgi edinebileceğiniz bir kaynak.

    Indian Country Today
    Indian Country Today - The Nations' Leading Native American Indian News Source
    Kızılderililerin ülke çapında yayın yapan haftalık gazetesinden haberleri bu siteden okuyabilirsiniz.

    Kızılderili Arazi Tasarruf Vakfı
    Indian Land Tenure Foundation Official Site
    Arazi tahsisi ve teftiş heyeti gibi konulara ilişkin yayınlar ve sık sorulan sorular aracılığıyla, Kızılderili toprak mülkiyetinin karmaşık tarihinde dolaşabileceğiniz bir site.

    Amerika Kızılderililerinin Gelişimi Üzerine Harvard Projesi
    Harvard Project on American Indian Economic Development
    Bu adreste Kızılderili özyönetimi ile uluslaşma süreci, ekonomik gelişim, oyunlar, sağlık hizmeti ve eğitim konuları üzerine onlarca yayına ulaşabilirsiniz.

    Iroquois Konfederasyonu'ndan Etkilenme Tezi

    Iroquois Confederacy and the Influence Thesis
    Acaba Kurucu Atalar ABD'nin anayasasını hazırlarken Iroquois yönetim yapısından yararlanmışlar mıydı? Brian Cook bu adreste ABD yönetim tarzının gelişiminde Iroquois Konfederasyonu'nun ne ölçüde etkili olduğu tartışmasını değerlendiriyor.

    Amerika Kızılderilileri Ulusal Müzesi
    National Museum of the American Indian

    Müzedeki sergileri inceleyebileceğiniz ve müzenin 21 Eylül'deki görkemli açılışıyla çakışan özel toplantılar hakkında bilgi edinebileceğiniz bir site .

    Amerika Kızılderilileri Politika Merkezi
    American Indian Policy Center
    Bu sitede ABD yönetimi ile Kızılderili kabileleri arasındaki benzersiz ilişki üzerine daha çok şey öğrenebilirsiniz: Tarih, mevcut durum ve geleceğe dönük yönelimler.

    Yabani Pirinç—Manoomin
    Wild Rice
    Yabani pirinç hasadının evrelerini ve Ojibwa kültüründe oynadığı kilit rolü öğrenebileceğiniz bir adres.
    Konu pismegatron tarafından (19.Mart.2008 Saat 09:22 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili (İndians) Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler

    .
    Bizon Resmi

    Bizonlar

    Kızılderili atasözleri
    • Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
    • Allah' ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
    • Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. (Ute Kabilesi)
    • Aşkı tanıdığında, Yaratıcı'yı da tanırsın. (Fox Kabilesi)
    • Avlayacaksan en zayıf geyiği avla, çünkü sağlam olanlar yeni neslin devamını sağlayacaktır.
    • Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.
    • Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak (Sauk Kabilesi)
    • Bir düşman çok, yüz dost azdır. (Hopi Kabilesi)
    • Bir kere "Al şunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir. (Kabilesi bilinmiyor)
    • Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.
    • Bütün Kızılderililer her yerde durmadan dans etmelidir. Önümüzdeki ilkyaz Yüce Ruh gelecek. Bütün av hayvanlarını geri getirecek. Avdan geçilmeyecek bu topraklarda. Bütün ölü Kızılderililer geri gelecek ve yeniden yaşayacaklar. (Wovoka)
    • Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye baslamış olacaktır. (Mohawk Kabilesi)
    • Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
    • Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım. (Apache Kabilesi)
    • Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
    • Eğer sorsanız: 'Sessizlik nedir?' Cevap veririz: O Büyük Ruh' un sesidir. Yine sorsanız: 'Sessizliğin meyveleri nelerdir?' Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı.'
    • Fakir olmak, ******** olmaktan daha küçük bir meseledir.
    • Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
    • Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.
    • Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal (Lumbee Kabilesi)
    • Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.
    • Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.
    • Herbirimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.
    • İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar.
    • İlkbaharda usul usul yürü; toprak ona hamiledir...
    • İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.
    • İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.
    • Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır. (Cherokee Kabilesi)
    • Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! (Cheyenne Kabilesi)
    • Nimette külfette 'Büyük Ruh' un elindedir. Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır.
    • Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. (Hopi Kabilesi)
    • Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez.
    • Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz.
    • Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.
    • Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. (Siyu Kabilesi)
    • Şeytan hakkında konuşmayın.Gençlerin kalbinde merak uyandırır. (Siyu Kabilesi)
    • Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcı'dan ödünç aldınız. (Mohawk Kabilesi)
    • Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh'un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki 'gerçek barış' dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.
    • Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de..
    • Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.
    • Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
    • Yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. Yine de çok kimse onu ister.
    • Yeryüzüne iyi muamele et! O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.
    Konu pismegatron tarafından (19.Mart.2008 Saat 09:23 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili (İndians) Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler

    .
    Kızılderililer


    Kızılderili Adam
    Konu pismegatron tarafından (19.Mart.2008 Saat 09:24 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili (İndians) Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler

    .
    Kızılderili Reis


    KUTSAL RUH VE ONUN ZIYARETCISI


    Yasli bir adam donan nehrin kenarindaki küçük kulübesinde yalnizbasina

    oturuyordu. Kis yaklasmaktaydi ve yakacak neredeyse bitmisti. Çok yasli
    ve terkedilmis görünüyordu. Saçörgüleri yasindan ötürü bembeyazdi ve bütün
    eklemleri titriyordu. Günler yalnizlik içinde geçiyordu. Ilk düsen
    karlari önüsira süpüren firtinadan baska hiçbirsey duymuyordu.

    Bir gün tam ates sönmek üzereyken yakisikli genç bir adam geldi ve
    kulübeye girdi. Yanaklari gençlik atesiyle kipkirmiziydi; gözleri hayat dolu
    parliyordu; ve dudaklarinda bir gülümseme vardi. Hafif ve hizli adimlarla
    yürüyordu. Alninda savasçi banti yerine taze çayirlardan bir taç vardi ve elinde bir demet
    çiçek tasiyordu.

    Ah oglum, ? dedi adam, ?seni gördügüme sevindim. Içeri gel. Gel de
    bana basindan geçen maceralari ve görmeye gittigin o degisik ülkeleri anlat.
    Geceyi beraber geçirelim. Ben de sana kendi yigitliklerimi ve
    kahramanliklarimi ve anlatabilecegim daha pek çok seyi anlatirim. Sen de aynisini yap ve
    birbirimizi eglendirelim.?

    Daha sonra çuvalindan incelikle islenmis eski bir pipo çikartti ve
    içini bazi kurutulmus yapraklarla hafifletilmis tütünle doldurup misafirine ikram
    etti. Bu isle mesgul olurken konusmaya basladilar.

    Nefes veririm,? dedi yasli adam, ? ve irmaklar kimildamaz. Su tas gibi
    kati ve sert olur.?

    Nefes alirim,? dedi genç adam, ?ve bütün ovalarda çiçekler boy verir.?

    Eklemlerimi titretirim,? diye karsilik verdi yasli adam, ? ve ülkeyi
    kar kaplar. Yapraklar istegim üzerine agaçlardan dökülür ve nefesim onlari uzaklara
    sürükler. Kuslar su üstünden havalanip uzak diyarlara uçar. Hayvanlar
    kendilerini bir bakisimdan sakinir ve üzerinde yürüdügüm su yer
    çakmaktasi kadar sertlesir.?

    Saçlarimi savururum,? diye yanitladi genç adam, ?ve yumusak yagmurun
    ilik damlalari yeryüzüne düser. Bitkiler neseyle gülümseyen çocuklarin
    parlayan gözleri gibi baslarini yerden kaldirirlar. Sesim kuslari yeniden
    çagirir. Nefesimin sicakligi nehirleri çözer. Yürüdügüm her agaçligi müzik
    kaplar ve doga tümüyle gelisimi kutlar.?

    Nihayet günes dogmaya basladi. Etrafa tatli bir sicaklik yayildi. Yasli
    adamin dili sustu. Narbülbülü ve mavi kus kulübenin üstünde sarki söylemeye
    basladi Irmak kapinin ardinda söylenmeye basladi ve büyüyen bitkilerin ve
    çiçeklerin kokusu esen dag rüzgariyla beraber yavasça geldi.

    Gün isigi genç adama, kendisini agirlayan kisinin kimligini açikça
    sergiledi. Ona baktiginda buz kadar soguk yasli Kis Ruhu Peboan ?in çehresini
    gördü. Adamin gözlerinden irmaklar akmaya basladi . Günes yükseldikçe gövdesi gitgide
    ufaldi ve sonunda tamamen eriyip gitti. Kulübenin söminesinde genç ziyaretçi
    Baharin Ruhu Seegwun? un alnina Kuzey in ilk hatirasi olarak taç yaptigi çevresi
    pembe küçük beyaz mis-kooded çiçeginden baska hiçbir sey kalmadi.
    Konu pismegatron tarafından (19.Mart.2008 Saat 09:25 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili (İndians) Resimleri, Kızılderililer Hakkında Bilgiler

    .
    KIZILDERİLİ'LERİN DOĞAYA BAKIŞI



    Yeryüzünde Kızılderili toplumu kadar doğa ile içiçe geçmiş ve onu bir kült olarak benimseyen başkaca bir topluluk yoktur. Yaşamı algılamadan, kendilerini ifade biçimlerine kadar her yerde katıksız bir doğa vardır. İşte çeşitli kaynaklarda karşılaştığım; onların doğa ile olan bütünselliklerine bir kaç örnek:

    ***


    Kutsal Toprak Ana, ağaçlar ve tüm doğa düşünceleriniz ve yaptıklarınızın şahididir. Winnebago sözü



    Biz sessizliği severiz; farelerin küçük oyunlarına aldırmayız; ağaçlar rüzgarda hışırdarken, biz korkmayız. Reis Geronimo



    Ne zaman yeni bir mevsim başlasa, kalbimi Yaratıcı'ya doğru yükseltip bize cömertçe bu yiyecekleri verdiği için ona teşekkür ederim. Yakima Reisi Weninock



    Yaşam nedir? Geceleyin bir ateş böceğinin saçtığı ışıktır. Kışın buffalonun soluğudur. Otların arasında koşan ve günbatımında kaybolan bir gölgeciktir. Reis Karaayak



    Dünya güneşin yardımıyla yaratıldı ve olduğu gibi kalmalı... Toprak yaratılıdığında üzerinde sınır çizgileri yoktu, onu bölmek insanlara düşmez... Toprağın aklıyla benimki birdir. Toprakla bizim bedenimizin ritmi aynıdır. Mato-Kuwapi



    İşte kardeşlerim bahar geldi; güneş toprağı kucakladı, bu sevginin meyvalarını yakında göreceğiz. Bütün tohumlar uyandı; bütün hayvanlar da öyle. Bizim varlığımız da bu gizemli güç yoluyla oluşmuştur, bu yüzden biz bu topraklarda yaşama hakkını, kendimize olduğu gibi bütün komşularımıza, hatta hayvan komşularımıza bile veririz. Reis Tatanka Yotanka-Oturan Boğa



    Günlük av sırasında, Kızılderili avcı ne zaman dikkat çekecek kadar güzel ya da görkemli bir manzarayla karşılaşsa - dağın üzerinde, gökkuşağının parlak kemeri ile birlikte duran siyah bir fırtına bulutu, yeşil bir vadinin ortasındaki beyaz şelale, kıpkırmızı günbatımıyla boyanmış olan uçsuz bucaksız ova - ibadet etmek üzere bir an için dururdu. Yedi günün bir tanesini kutsal gün olarak ayırmaya gerek duymazdı çünkü onun için bütün günler, Tanrı'nın günleriydi. Ohiyesa



    Oklahama ovasında, Wichita bölgesinin kuzey ve batısında, tek başına yükselen bir tepe vardır. Benim halkım olan Kiowalar için, bu eski bir sınır işaretidir ve halkım ona "Yağmurlu Dağ" adını vermiştir. Dünyadaki en sert hava koşulları oradadır. Kış, kar fırtınaları getirir; baharda, kasırga gibi sıcak rüzgarlar eser ve yazın ova, maden dövülen bir örs kadar sıcaktır. Sert ve kahverengi otlar ayağınızın altında çatırdar. Irmaklarla derelerin kenarlarında, ceviz ve söğütlerden oluşan yeşil kemerler vardır. Yaz aylarında adeta buharlaşan bitkiler, sanki kıvrılarak yanıyormuş gibi görünür. Büyük yeşil ve sarı çekirgeler, aynı patlayan mısırlar gibi, insanı sokmak için uzun otların her yerinde dolaşır ve kaplumbağalar, sahip oldukları bol zaman içinde hiçbir yere gitmeyerek, kırmızı toprağın üzerinde sürünür. Bu toprağa bakınca görülen şey, yalnızlıktır. Ovadaki her şey tek başınadır; nesneler, insanın gözünde bir karmaşaya yol açmaz, yalnızca tek bir tepe, tek bir ağaç ya da tek bir insan vardır. sabahın erken saatlerinde, güneşi arkaya alarak manzaraya bakmak, boyut kavramını kaybetmektir. Hayal gücünüz canlanır ve burasının Yaratılış'ın başladığı yer olduğunu düşünürsünüz. Scott Momaday



    Kardeşim, halkımın efsanelerinden birinde, halkının küçük bir bölümünü yöneten bir reisin büyük bir ırmağı geçmesi ve çadırının kazığını yere çakarken, "A-la-ba-ma" diye bağırması anlatılır. Bizim dilimizde bunun anlamı, "işte burada kalabiliriz!" dir. Ancak reis geleceği göremedi. Beyaz adam geldi, reis ve halkı orada kalamadılar. oradan sürüldüler ve karanlık bir bataklıkta, çamurun içine itilip öldürüldüler. Onun söylediği sözler, beyaz adamın eyaletlerinden birine ismini verdi. Şimdi, yıldızların altında bize gülümseyen, Kızılderilinin ayağını basıp da "A-la-ba-ma" diyebileceği hiçbir yer yok. Belki Wakanda bize böyle bir yer verecektir. Ancak, öyle görünüyor ki, bu yer O'nun tarafında olacak. Khe-tha-a-hi - Kartal Kanadı


    Kızılderililer
    Konu pismegatron tarafından (19.Mart.2008 Saat 10:11 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderililer

    .

  7. #7
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Standart

    .

  8. #8
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Kızılderili Kadın

    .

  9. #9
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Reis Seattle’nin Mektubu

    .


    Doğadaki her şey, tıpkı insan beynini oluşturan, milyarlarca nöron ve onları birbirlerine bağlayan sinapslar gibi ilişkidedirler. Bu nedenle dünyamızı devasa bir beyin olarak görebiliriz. Sonuçta, doğaya yaptığımız her olumsuzluk ya da olumluluk, tüm insanları etkileyecektir ve etkilemektedir.
    Sanayileşmenin gelişmesi oranında, kırsal kesimin kentlere göçü, bilinçsiz yapılaşma, eğitimsizlik, sosyal olduğu kadar çevre sorunlarının da oluşumuna etken oldu. Bu olumsuzlukları somut olarak yaşamaya başlayınca, işin yaşamsal önemini anladı. Yakın zamana kadar yüzüp balık tuttuğu denizin, fosseptik çukuruna döndüğünü, havanın nefes alınamayacak kadar toz ve dumana büründüğünü, ağaçtan yoksun yerlerin uğradığı erezyonu ve bunun sonucu oluşan sel felaketlerini gören insan, geleceğinin hiç de iyi olmayacağını kavradı.
    1854’ de Kızılderili şef Seattle tarafından halkının topraklarını satması istenmesi üzerine verdiği Cevap

    Bu mektup "DUWARMISH" Kızılderililerinin reisi SEATTLE tarafından "Washington'daki büyük başkan'a 1853–1857 yılları arasındaki Amerikan Başkanı Franklin Pierce'e ithafen yazılmış.
    Orijinal Metin
    http://www.barefootsworld.net/seattle.html,





    REİS SEATTLE’NİN MEKTUBU
    Washington Kentindeki Büyük Başkan bize silahlarla gelip, topraklarımızı satın almak istediğini bildiriyor. Büyük başkan bize aynı zamanda dostluk ve iyi niyet dolu sözler de gönderiyor. Bu dostça bir davranıştır. Zira biz onun bu dostluğa ihtiyacı olmadığını çok iyi biliriz.


    Biz onun isteğini düşüneceğiz. Eğer biz satmaya razı olmazsak belki de o zaman beyaz adam tüfeği ile gelecek ve bizim topraklarımızı zorla alacaktır. Gökyüzü nasıl satılır? Ya da satın alınır? Ya toprakların sıcaklığı? Bunu tasarlamak bize yabancıdır. İnsan, havanın tazeliğine, suyun şakırtısına sahip olmazsa onu nasıl satabilir? Siz onu bizden nasıl satın alabilirsiniz? Biz kararımızı vereceğiz. Seattle Reis ne söylerse Washington'daki Başkan bunun doğruluğuna emin olmalıdır. Tıpkı beyaz kardeşimizin mevsimlerin tekrar geleceğine emin olduğu gibi. Benim sözlerim yıldızlara benzer. Onlar hiçbir zaman sönmez.
    Bu dünyanın her bir parçası ulusum için kutsaldır. Parıldayan her çam yaprağı, her kumsallık kıyı, karanlık ormanlardaki sis, dağlardaki her geçit, vızıldayan her böcek… Ulusumun düşünce ve yaşantılarında kutsaldır. Ağaçların içinde yükselen özsuyu Kızılderili adamın anılarını da taşır. Beyazların ölüleri, yıldızların altında gezmek için uzaklara giderlerken doğdukları toprakları unuturlar. Fakat bizim ölülerimiz bu büyülü dünyayı hiçbir zaman unutmazlar. Çünkü bu dünya Kızılderililerin annesidir. Biz bu toprakların bir parçasıyız. O güzel kokulu çiçekler bizim kız kardeşlerimiz, Geyik, at ve büyük kartal da bizim erkek kardeşlerimizdir. Yüksek kayalıklar, yeşil çayırlar, tayların ve insanların vücutlarının ılıklığı aynı bir aileye aittir. Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı istediği zaman işte bütün bunları bizden istemektedir. O bizden çok şey istemektedir.
    Büyük başkan bize bir yer vereceğini ve bizim orada rahatça yaşayacağımızı söylüyor. Böylece o bizim babamız olacak biz onun çocukları. Böyle bir şey hiç olabilir mi?
    Eskiden Tanrı bizim ulusumuzu severdi. Fakat Kızılderili çocuklarını terk etti. O, beyaz adama işlerinde yardım etsin diye makineler yolluyor. Beyaz adam için büyük köyler yapacak. O, geçen her günle birlikte sizin ulusunuzu daha güçlü yapacak. Beklenmeyen bir yağmurdan sonra ırmaklar nasıl taşarsa siz de öyle taşacak ve bu toprakları dolduracaksınız. Benim ulusum gel-git'in çekilen dalgalarına benzer. Fakat onlar bir daha geri dönmezler. Hayır. Biz başka başka ırklardanız. Çocuklarımız beraber oynamazlar. İhtiyarlarımızın anlattığı öyküler başka başkadır. Tanrının lütfu sizin üzerinizedir. Bizler yetim kaldık.
    Biz topraklarımızı satmamız için yaptığınız teklifi bir kere daha düşüneceğiz. Bu hiç kolay olmayacak. Çünkü bu topraklar bize kutsaldır. Suların çıkardığı sesler atalarımızın öykülerini anlatır. Derelerin ve ırmakların parıltıları sudan kaynaklanmaz. Onlar atalarımızın parıltılarıdır. Bilmiyorum. Bizim davranışlarımız sizinkilerden farklıdır. Biz size bu toprakları sattığımız zaman biliniz ki onlar kutsaldır. Sizin çocuklarınız da onların kutsal olduklarını öğrenmelidirler.
    Suların çıkardığı sesler bizim atalarımızın sesleridir. Irmaklar bizim kardeşimizdir. Onlar bizim susuzluğumuzu giderirler. Kayıklarımızı taşır ve balıkları ile bizim çocuklarımızı doyururlar. Topraklarımızı sattığımız zaman bunu hatırınızda tutmalısınız. Irmaklar sizin de kardeşlerinizdir. Ve siz şimdiden başlayarak ırmaklara karşı iyiliğinizi esirgememelisiniz. Öteki kardeşlerinize de. Kızılderili adam, onun topraklarına giren beyaz adam karşısında her yerde geriledi. Sabahın sisinin, dağların ötesinden doğan Güneşin önünden kaçtığı gibi.
    Bu topraklarda babalarımızın külleri bulunmaktadır. Bu topraklar bize kutsaldır. Ama beyaz adamın bizim ne düşündüğümüzü anlamadığını da biliriz. Toprağın her bir parçası onun için aynıdır. O sanki gece gelir ve topraktan istediği şeyi alır ve gider. Toprak onun kardeşi değil düşmanıdır. Onu elde ettikten sonra daha ilerilere gider ve onu terk eder. Babalarının mezarlarını geride bırakır ve bir daha onlarla ilgilenmez. Babalarının mezarları ve çocuklarının doğum hakkı çabucak unutulur. O annesi olan toprağı ve kardeşi olan gökyüzünü talan edilecek şeyler veya birkaç koyuna veya birkaç inciye satılacak şeyler olarak görür. Onun açlığı dünyayı saracak ve geriye çölden başka bir şey kalmayacak.
    Ben bilmiyorum. Bizim düşüncelerimiz farklıdır. Sizin şehirlerinizin görüntüsü Kızılderili adamın gözlerini ağrıtır. Belki de bu, onun bir vahşi olmasından ve bu gibi şeyleri anlayamamasından ileri gelir.Beyazların şehirlerinde sessizlik denen şey yoktur. Orada yaprakların seslerini veya böceklerin vızıltılarını duyamazsınız. Bütün bunlar benim bir vahşi olmamdan ve bunları anlayamamamdan kaynaklanır. Gürültü ve patırtı bizim kulaklarımızı tırmalar. Kuşların ötüşü veya geceleyin kurbağaların bağırışı olmadıktan sonra dünyada ne vardır? Indian, bir gölün üzerinden eserek gelen rüzgârın sesini ve taze kokusunu sever. Öğleyin yağan yağmurun taze çam yapraklarından süzüp getirdiği reçine kokusundan hoşlanır.
    Kızılderili adam için hava kıymetlidir. Çünkü her şey aynı solunumdan pay alır. Hayvan, ağaç ve insan. Hepsinin teneffüs ettiği hava aynıdır. Beyaz adam soluduğu havanın farkında değilmiş gibi.Tıpkı ölmüş bir insanın kötü kokuları duymadığı gibi.
    Fakat biz size topraklarımızı satarsak biliniz ki hava bizim için kıymetlidir.
    Topraklarımızı satmak üzerine bir daha düşüneceğiz. Eğer buna karar verirsek bunun bir koşulu olacaktır: Beyaz adam topraklarımızdaki hayvanlara kardeşleri gibi muamele etmelidir.
    Ben bir vahşiyim ve başka türlüsünü anlayamam. Ben şimdiye kadar beyaz adam tarafından öldürülüp bırakılmış binlerce ve binlerce manda (bizon) gördüm. Ben bir vahşiyim ve demir atın (lokomotif) sırf onun yoluna çıkmasın diye öldürülen mandadan daha kıymetli olduğunu anlayamam.Hayvanları olmadıktan sonra insanların ne önemi vardır? Eğer bütün hayvanlar onları bıraksalardı insanlar ruhlarının yalnızlığından ölmezler miydi? Hayvanların başına gelenler çok geçmeden insanların da başına gelecektir. Hayatta her şey birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Sizler çocuklarınıza toprağa kıymet vermelerini öğretmelisiniz.Sizler de çocuklarınıza bizim çocuklarımıza öğrettiğimiz şeyleri öğretiniz. Toprak bizim annemizdir. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. Toprağa tükürürseniz kendi yüzünüze tükürmüş olursunuz. Zira biz biliyoruz ki toprak insana değil, insan toprağa aittir. Her şey bir aileyi birbirine bağlayan kan gibi birbirine bağlıdır. Toprağın başına gelenler, onun oğullarının da başına gelir. İnsan hayatın dokusunu yaratmamıştır. O dokunun bir parçasıdır. Hayır gündüzle gece bir arada yaşayamazlar.
    Beyaz adamın topraklarımızı satın alması isteğini düşüneceğiz. Fakat benim ulusum soruyor:
    Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzünün maviliği, toprakların sıcaklığı, koşan impalanın hızı nasıl satılabilir? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Siz bunları nasıl alabilirsiniz? Kızıl derili adam bir kağıt parçasını imzaladığı ve onu beyaz adama verdiği için siz bu topraklara istediğiniz her şeyi yapabilir misiniz? Havanın serinliğine ve suyun parıltısına sahip değilsek onları size nasıl satabiliriz? Sonuncusu da öldürüldükten sonra mandaları nasıl satın alabilirsiniz? Biz teklifinizi düşüneceğiz. Biz satmaya razı olmadığımız takdirde beyaz adamın tüfeği ile gelip topraklarımızı alacağını bilmekteyiz. Biz vahşi insanlarız. Beyaz adam ise geçici olarak iktidardadır. O bütün dünyanın kendisine ait olduğunu ve kendisinin bir Tanrı olduğunu sanmaktadır.Biz sizin başka topraklara göç etmemiz teklifinizi düşüneceğiz. Orada sükun içinde kalan sayılı günlerimizi geçireceğiz. Günlerimizin kalan kısmını nerede geçireceğimiz önemli değildir. Çocuklarımız babalarının gururlarının kırıldığını ve yenildiklerini gördüler.Savaşçılarımız utandırıldılar. Yenilgiden sonra günlerini miskince geçirdiler. Vücutlarını tatlı yemeklerle ve içkilerle zehirlediler. Günlerimizin geriye kalanını nerede geçireceğimizin bir önemi yoktur. Zaten geriye pek fazla zaman kalmamıştır. Birkaç kış geçtikten sonra geriye kendi uluslarının mezarlarında matem tutacak kimse de kalmayacak. O ulus ki bir vakitler gücü idi ve geleceğe umutla bakıyordu. Oysa şimdi ormanlarda başıboş dolaşmaktan başka yapacak bir şeyleri kalmadı.
    Fakat ben ulusumun çöküşüne neden ağlayayım. Uluslar insanlardan oluşur. Başka şeyden değil. İnsanlar ise denizdeki dalgalar gibidir. Gelip geçerler. Onlara yol gösteren ve onlarla bir dost gibi konuşan bir Tanrıya sahip olan beyaz adam bile, herkes için belirlenmiş olan alın yazısından kaçamayacaktır. Belki de biz hepimiz kardeşiz. Yalnız biz, beyaz adamın da bir gün keşfedeceği bir şeyi şimdiden biliyoruz. Bizim Tanrımız da aynı Tanrıdır. Sizler bizim topraklarımıza sahip olacağınızı düşündüğünüz gibi ona da sahip olmayı düşünüyorsunuz. Fakat buna muktedir olamayacaksınız. O insanların Tanrısıdır. Kızılderililerin de beyazların da. O yüzden bu topraklar değerlidir. O toprakları yaralamak onun Tanrısını hor görmektir.Beyazlar da bir gün bu dünyadan göç edeceklerdir. Belki de bütün diğer ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam ederseniz bir gün kendi çöplerinizin içinde boğulacaksınız. Fakat batışınız sırasında etrafa çok parlak bir ışık salacaksınız. Bu sizi buraya getiren ve Kızılderili adama hakim olmanızı söyleyen Tanrının kudretinden gelecektir. Sizin bu kaderiniz bizim için bir muammadır.Bütün mandalar öldürüldükten sonra, yaban atları evcilleştirildikten, ormanların en gizli köşeleri bile insanların ağır kokuları ile kirletildikten, sevimli tepeler konuşan tellerle doldurulduktan sonra… Çalılıklar nerede? Kayboldular! Kartallar nerede? Gittiler! Hızla koşan taya, hızla koşan ava "allahaısmarladık" demek ne demektir? Bir yaşamın sonu sırf daha fazla şeye sahip olmaktan mı geçer? Tanrı sizin hayvanlara ve Kızılderililere hâkim olmanızı istedi. Fakat bunun sebebi bizim için muammadır. Biz beyaz adamı anlayamıyoruz. Belki beyaz adamın ne rüra gördüğünü veya uzun kış gecelerinde çocuklarına ne masal anlattığını bilseydik belki o zaman onu anlayabilirdik. Fakat biz yaban insanlarıyız ve beyaz adamın düşleri bize saklıdır. Bu yüzden biz kendi yolumuzdan gideceğiz. Biz her şeyden önce her insanın istediği gibi yaşama hakkını tanır ve sayarız.Bizi birbirimize bağlayan şeyler pek azdır. Biz sizin teklifinizi düşüneceğiz. Eğer ona evet dersek bu sırf bize vaat ettiğiniz toprakları güvenceye almak içindir. Belki de orada geriye kalan kısa günlerimizi alıştığımız biçimde geçiririz.
    Size bu toprakları sattığımız zaman siz de onları bizim sevdiğimiz gibi seviniz. Onlarla ilgileniniz. Onları bu gün bulduğunuz gibi koruyunuz. Bütün kuvvetinizle, kalbinizle, ruhunuzla onları çocuklarınız için koruyunuz. Tanrının sizi sevdiği gibi siz de onları seviniz.
    Çünkü biz bir şey biliyoruz:
    Tanrımız aynı Tanrıdır. Bu dünya kutsaldır. Beyaz adam bile ortak kaderimizden kaçamaz. Biz hepimiz kardeşiz. Bunu zaman gösterecek.Son Kızılderili de bu dünyadan gittiği ve onun hatırası yalnız bir bulutun sonsuz çayırlar üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman, babalarımızın ruhu bu kıyılarda ve bu ormanlarda yaşamaya devam edecektir. Çünkü onlar bu toprakları seviyorlardı.Yeni doğan bir bebeğin tıpkı annesinin kalp atışlarını sevdiği gibi…
    Duwarmish Kızılderililerinin Reisi

    Reis Seattle

  10. #10
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Standart

    .

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. Manyak Adam Resimleri, Çılgın Adamlar, Deli Adamlar, Üşütük Adamlar
    Konu Sahibi pismegatron Forum İlginç Resimler
    Cevap: 120
    Son Mesaj : 27.Temmuz.2012, 23:22
  2. Kızılderili Sözleri
    Konu Sahibi Ŧคภtครtเợ Forum Off Topic
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Mayıs.2008, 10:37
  3. Kızılderili Resimleri ile Kızılderili Kitabesinden
    Konu Sahibi Mustafa Forum İnsan ve Hayata Dair
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Aralık.2007, 10:08
  4. ON Kızılderili Yasası
    Konu Sahibi İmPoSsİbLe LOVE Forum İnsan ve Hayata Dair
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Kasım.2007, 13:17
  5. Kız Kulesi'ndeki Kızılderili
    Konu Sahibi ραραтуα Forum Kitap tanıtımları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Eylül.2007, 12:19

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •