1. SES KARTI NEDİR?

Ses kartı, bilgisayarda müzik dosyalarını çalmak, oyunları sesli ve kalitede oynamak için kullanılır. Ses kartı genel üretim itibari ile Base: 220 Irq 5 Dma 1’i kullanırlar. Oyunlar ya da vb. bir program ses dosyasını işlemek dışarıya herhangi bir şekilde çıkış yapmak için bu ses kartları kullanılır. Ses kartları artık günümüzde onboard yani ana kart üzerinde de gelmektedir. Böyle ana kartlara başka bir ses kartı takabilmek için ana kartın biosundan yada üzerindeki bir jumperdan eskisini iptal etmek gerekir. Aksi halde çakışma kaçınılmazdır.

Temel olarak, bilgisayarın sesleri kaydedip çalmasını sağlayan bir genişleme kartıdır. Ses kartı bu işlemleri sayısal olarak gerçekleştirir. Yani kayıt yaparken sesi bir dizi sayıya dönüştürür ve çalarken de sayıları tekrar ses haline getirir. Sesin sayılara dönüştürülmesi ses üzerinde çeşitli işlemler yapma imkanı sağlar. Örneğin sesi grafik olarak ekranda görebilir, parçalarını kesip yapıştırabilir, üzerine yankı gibi efektler verebiliriz.



Şekil-1: Ses kartı bağlantı noktaları
Ses kartlarının, sayılara dönüştürme işini ne kadar iyi yaptığı "16-bit 44.1 KHz Stereo" gibi ifadelerle belirtilir. Ses kartları kayıtları CD kalitesinde yapmaktadır. Ses kartlarının başka bir işlevi, müzik üretmektir. Bunu MIDI denilen, müziğin notalar halinde işlenmesini sağlayan bir sistem yardımıyla yaparlar. Notaları müziğe dönüştürme görevi ses kartına aittir. Bazı ses kartları bunu FM denilen bir yöntemle yapar ve düşük kaliteli müzik üretir. "Wave Table" denilen yöntemi kullanan ses kartları ise daha gerçekçi sonuçlar verir. Wave Table önceden kaydedilmiş enstrüman kayıtlarını genellikle ses kartının üzerindeki silinmez bir bellek alanında saklar.

Ses kartının belli bir anda en fazla kaç tane müzik notasını çalabileceği, polifoni denilen bir sayı ile belirtilir Bu sayı 32 veya daha fazla ise, ses kartı bir orkestra kadar çok sesli müzik üretebilir. Ama müzikle profesyonel olarak ilgileniyorsanız, ses kartlarının üzerinde bulunan MIDI portuna MIDI klavyenizi bağlayabilirsiniz.
Şekilde ses kartı üzerindeki bağlantı noktaları görülmektedir. Bunları kısaca şöyle açıklayabiliriz :
Line Out : Bu bağlantı noktası ses kartından yükseltilmeden ses çıkışı alabilmemiz için bulunmaktadır. Buraya yükselticili (amfili) hoparlörlerimizi yada müzik setimizi bağlayabiliriz. Müzik setine bağlandığı taktirde müzik setinin yükselticisi kullanılan setteki hoparlörlerden ses elde edilmiş olur. Aynı zamanda ses bir çıkış olarak bulunmaz. Jumper ayarı ile Spc çıkışı Line Out çıkışına dönüştürülür.
Spc : Buraya hoparlör bağlanır.
Line : Buraya radyo kartımızı, tv kartımızı yada müzik setimizi bağlayabiliriz. Dolayısıyla sesi işlememiz mümkün olmaktadır.
Mic : Buraya mikrofon bağlanır.
Game : Buraya oyun çubuğu bağlanır.
Bunların dışında ses kartı üzerinde cd ve midi bağlantı noktaları mevcuttur. Kaydı yani bilgisayardan çıkan seslerin kaydını yapabiliriz. Bazı ses kartlarında ayrı bir çıkış olarak bulunmaz.

1.1 Ses Kartlarının İşlevi

Bilgisayarlar bilindiği üzere sayısal aletlerdir. Fakat ses ise analogtur. Bilgisayara taktığımız ses kartı sayısal olarak tutulan ses bilgilerini analog ses sinyallerine ve aynı zamanda da analog ses sinyallerini sayısala çevirebilmektedir. Hoparlörden almış olduğumuz ses, dijital sinyalin anolog hale dönüştürülmüş şeklidir. Mikrofondan bilgisayarınıza kaydettiğiniz sesler de anolog sinyallerin bilgisayara dijital olarak aktarılmasıdır. Peki nedir bu dijital ve analog terimleri. Dijital sinyaller 0 ve 1 kodlarından oluşmaktadır. Anolog işaretler ise genliği sürekli değişen sinyallerdir. İşte bu aradaki çevirme işlemlerini yapan karta Ses Kartı adını veriyoruz.

İlk bilgisayarlar bir ses sinyalini işleyecek güce sahip değillerdi. Hatta bilgisayar kullanıcıları 1980'lerin sonunda ilk ses kartlarının ortaya çıkmasına kadar basit bip seslerinden başka bir şey duyamadılar. 8 bitlik Sound Blaster ile başlayan seri, bilgisayar üzerinde ilk kez 'Digital Sound' kavramını tanımamızı sağladı. AdLib sayesinde, bilgisayarlar FM sentezi ile müzik konusunda biraz yol almıştı, ama Sound Blaster'in dijital sound kanalı ile artık bilgisayarlarda dijitize edilmiş konuşmalar ve efektler de duyulabiliyordu. Creative firmasının Sound Blaster ile başlayan başarı öyküsü, 8 bitlik stereo Sound Blaster Pro ile devam etti. Ardından gelen Sound Blaster 16 ses kartları ile Creative firması, ses kartında standartları belirleyen firma olduğunu herkese kabul ettirdi.


1.2 Ses Kartı Veriyolu

Günümüzde ses kartı olmayan bir PC düşünülemez. Ses kartları önceleri ISA veriyolunu kullanıyorlardı. Ama modern bir PC için ideal veriyolu PCI. Bu yüzden artık bütün ses kartları PCI olarak piyasadalar. Ve gerçekten de çok profesyonel bir şekilde müzik yapmayacaksanız ve bol bol ses kaydı yapmayacaksanız, alacağınız ve işinizi fazlasıyla görecek bir karta en fazla 25$ verirsiniz. Rahat rahat kullanırsınız.


1.3 PCI Veri Yolu : Yüksek Veri Transfer Hacmi

PCI ses kartlarında eski ISA’lara oranla bir fark var. Mesela örnekleme için CPU’nun ISA veriyolu için performansının %25’ini ayırması gerekiyordu ve bu da seste bozulmasına yol açabiliyor. PCI yüksek hacimli veriyolu transferi için yapıldığından bu tip problemler yapmıyor.




1.4 Yazılım Windows Sürücülerine Erişiyor

ISA veriyolunun ikinci büyük sorunu ise sistem kaynaklarının her seferinde baştan dağıtılması. Gerçi ses kartlarının büyük çoğunluğu tak-çalıştır prensibine göre çalışır. Ancak ISA ses kartlarının her zaman sorunsuz çalıştıklarını söylemek zor. Günümüzde bütün oyunlar Windows ve DirectX altında çalışıyor. Yani yazılım doğrudan Windows sürücülerine erişiyor. Yani günümüzde kullanılan ses kartları eski yazılımları desteklemek zorunda değil, zaten buna gerek de yok...

Ucuz isimsiz modeller için güncel sürücüler bulmak mümkün. Mesela fiyat listelerinde isimsiz olarak adı geçen ve 3D ses kartı diye geçen kartlarını, şu anda kullanılan Sound Blaster sürücülerini kullanarak çalıştırabilirsiniz. Bu durumda olması gereken uyumu, isimsiz kartın Sound Blaster uyumluluğuyla halledebilirsiniz.

Ses kartları günümüzde PCI metodu ile çalışırlar. Ama hala eski bazı bilgisayarlar ISA kullanmaya devam ediyor. Ses kartları iki farklı metotla çalışırlar. Birincisi: Kart elektronik tınılar üretir. Buna frekans modülasyonu da denir. Bu tınılar çesitli dalga jeneratörlerinin, modülatörlerinin ve filtrelerin programlanması ile oluşuyor. Bu çalışma prensibi müzik Synthesizer’larının çalışma prensibi ile ayni.

İkincisi ise; bir kaset çaların çalışması gibidir. Ses bir stüdyoda dijitalize edilip PC’ye kaydediliyor. Bu olayın adı örnekleme (sampling) ses kartının görevi sayısallaştırılmış sesleri tekrar duyabilecek hale çevirmek. Creative’nin ses kartlarında bu iki iş aynı anda yapılabiliyor artık. Böylece oyunlar önceden ayarlanmış müzikleri çalarken kendi seslerini de çıkarabiliyorlar. Bir yanda oyun oynarken, bir yandan müzik dinlemek gibi...

İnsan kulağının sesleri anlayabilmesi için dijital sinyallerin öncelikle analog dalgalara çevrilmesi gerekiyor. Bu görevi yerine getiren bir dijital/analog çeviricisinin yani sıra, kartın üzerinde ses kayıtları sırasında kullanılan bir de analog/dijital çevirici bulunuyor.




1.5 Örnekleme : Hi-Fi Kalitesinde Dinleme

Örnekleme kelimesi kısa ses parçalarının dijitalleşmesi için kullanılan bir kelime. Daha uzun parçalar için “harddisk kaydı” (harddisk Recording) terimi kullanılıyor. Kalitede karar verici özellik kartın kaydı hangi çözünürlük ile yaptığı. Eski, kartlar sesi örneklerken 8 bit kullanıyorlardı ve bu da 256 farklı durum anlamına geliyordu.

Bu kaliteli bir ses kaydı için çok az bir değer. Modern kartlar artık 64 bit derinlikten aşağısını kullanmıyorlar. Tabii hala 32 ve 16 bitlik kartlar piyasada mevcut. 16 bitlik kartta derinlik başına 4 byte tekabül eder. Oluşan 65535 kademe arasındaki sıçramalar duyulmayacak kadar zararsız oluyor. Hi-Fi kalitesinde tını böylece elde edilmiş oluyor.

Bir bu kadar önemli olan da örnekleme sıklığı, yani frekans. Orijinal ses ne kadar sık öneriliyorsa, o kadar yüksek kalite elde edilir. 8 khz’de bir örnekleme frekansı elde edilmiş olur. 44 khz ise CD kalitesidir. Stereo kayıtlarda veri hacmi iki katına çıkıyor. Böylece bir dakikalık sıkıştırılmamış ses kaydı 10 mb’yi buluyor. (Bu kayıt mp3 veya yeni mp3pro ile sıkıştırılırsa 1 mb’nin altına düşme şansı var.)

Bazı oyunların ayarlarına girerek birçok sesi aynı anda seçmek mümkün. Örneğin bir araba yarışında aynı anda beşten fazla arabanın motor sesini duyabilirsiniz. İşlemci bu sesleri karıştırarak aynı anda çalabiliyor. Bu işlemi yapan işlemci olduğu için bu işlem için yüksek hızda işlemciler gerekiyor. Ama günümüzde bu sorun da çözülmüş durumda. İşlemciler yeterince hızlı. Ne kadar çok paranız varsa hızının o kadar fazla olacaktır.


1.6 İletişim İçin En Az Üç Bağlantı Noktası Gerekiyor

Ses kartı multimedya çağının en önemli parçası. Bu yüzden üreticiler ürünlerini genişleme yuvaları olarak görüyorlar. Her ses kartının PC ile haberleşmesi için üç tane iletişim portuna ihtiyacı vardır. Giriş-Çıkış adresi, kesme (IRQ) ve bir DMA kanalı. Giriş-Çıkış adresi ile PC ses kartına komut gönderiyor. Kesme ile de ses kartı PC’nin dikkatini kendi üzerine çekiyor.

ISA kartlarının işlemciyi meşgul etmeden doğrudan ana belleğe ulaşması da DMA (Direct Memory Acsess : Doğrudan Bellek Erişimi) olarak adlandırılıyor. Toplam sekiz adet DMA kanalı var ve ses kartları bir veya iki tanesini kullanıyorlar. İdeal durumda, yani ses kartı, PC ve Windows birbirleriyle iyi anlaştıklarında, kullanıcı hiçbir şeyin farkına varmıyor...


2. SES KARTI ÇEŞİTLERİ

Bir çok ses kartı vardır. Böyle bir ortamda doğru,kaliteli ve standartları belirleyen bir ses kartı seçmek akıllarda az da olsa karışıklığa sebep olabilir.


2.1 3 Boyutlu Ses Kartları

Ses kartından Sound Blaster 16 uyumlu olmasının ve kaynak çakışması sorunları oluşturmamasının dışında bir şey beklemediği dönemler. Herkes şen şakrak üç beş ses alıyor hoparlöründen ve gayet memnun fakat,bir Voodoo fenomeni patlak veriyor. Grafik dünyasında,ardından da 3 boyut olayı çok hızlı bir şekilde dört bir yana yayılıyor. İşte bu aşamada ses yapımcıları da boş durmuyorlar,esen 3D rüzgarını da arkalarına alarak çalışmalara başlıyorlar. Bilgisayar dünyasında hiçbir konuda uzlaşım pazarlama stratejileri gereği asla söz konusu olmayacağından herkes kafasına göre farklı farklı teknoloji kullanıyor ve ortaya da bir sürü 3D ses teknolojisi çıkıyor.


2.2 Wave Table

Eskiden tüm sistemlerde ve ucuz PC satıcıları hala kullandıkları eski ses kayıtlarında, sayısal verilerini işletmeye yarayan bir FM synthesiser vardır. 1970’lerin teknolojisi olan FM (Frequency Modulation) sonraları Yamaha tarafından geliştirilmiş ve ortaya FM OPL3 Synthesiser yongası çıkmıştı, çok uzun yıllar özellikle oyun dünyasının bir numaralı ses elemanı olan OPL3 o dönemde akustik ve elektronik enstrüman seslerinin maksimum alınabilmesi için en yaygın yoldu. Tabii bu hoşnutluk önemli oranda beklentilerin kısıtlı olmasından kaynaklanıyordu. Zaman içerisinde özellikle oyunların gelişmesi ile yerini Wavetable Synthesis’e bıraktı. Wavetable, FM’in tersine ses oluşturmak için modülatörler kullanmıyor bunu yerine enstrümanların gerçek seslerinin kaydedilmiş örneklerini kullanıyor. ISA veri yolunu kullanan ses kartları bu örnekleri(samples) kendi ROM’larında saklarken PCI yuvasını kullananlar sistem RAM’nın belli kısmını bu saklama işlemi için istiyor. Bu örneklerin boyutları ne kadar büyük olursa elde edilecek ses de o kadar kaliteli olacaktır. Wavetable’ı daha etkin kullanmak için bellek artırımına gereksinim vardır. ISA kartların önemli dezavantajlarından biri de işte bu bellek sorunudur. Hatta daha çok ses saklanabilmesini sağlayan Wavetable daughterboard (ek wavetable kartı) bağlantılarının hemen her 16 bit kart üzerinde bulunmasının sebebi de budur.


2.3 Neden PCI ?

ISA’nın yerine PCI kullanılmasının önemli sebeplerinden biri olarak PCI ses kartlarının Wavetable için sistem belleğinin kullanması olduğunu söylemiştik. Aslında bakılacak olursa çok daha önemli bir neden daha var, o da bant genişliğidir. ISA veri yolu teorik olarak maksimum 8 Mbps, (Mbps: Mega Byte Per Second – Saniyede 8 Mb) veri aktarılabilirken bu rakam PCI’da 132 Mbps’a yükseliyor. Doğal olarak ISA’nın 16 kanal sınırı da ortadan kalkmış oluyor. Bugün 32 hatta 64 kanal kullanılabilen uygulamaları göz önüne alındığında PCI veri yolunu kullanan ses kartlarının farklılığı da ortaya çıkmış oluyor. Haliyle veri hızı bu kadar yüksek olunca da 3 boyutlu ses ya da çoklu kaynaklardan gelen ses verilerini işlemek gibi gelişmiş özellikler de rahatlıkla kullanılabiliyor. 44.1 kHz (CD kalitesi) bir sample çalmak için ana işlemcinin %20 gücünü işgal eden ISA nerde, neredeyse hiç kullanılmayan yeni nesil PCI ses kartları nerede? Yakın geçmişte daha hızlı oyun oynayabilmek için sesleri kapatmak zorunda kaldığımız günleri düşündükçe insanlığın gerçekten ne kadar ilken bir dönem geçirdiğini düşünmemek elde değil doğrusu.


2.4 DSP

Kartın ses üreticisi aslında DSP (Digital Signal Processor), yani sayısal sinyal işlemcisidir. DSP ne yapar? DSP, gerekli notları wavetable belleğin değişik bölgelerinden değişik hızlarda okuyarak müziğin yada sesin ortaya çıkmasını sağlar. Bu DSP’nin işleme gücüne göre aynı anda çıkabileceği maksimum ses sayısı da kartın Polyphony’si olarak tanımlar. Ses kartlarının sonunda 32, 64 hatta 128 gibi eklentiler görüyoruz ya işte o sayı aslında o kartın polyphony’sidir. Örneğin SoundBlaster PCI 64 ses kartları, sanılanın ve yaygın düşüncenin aksine 64 bit veri işlemez. 64 sesi aynı anda verebilme kapasitesinde bir kart olduğu ifade edilmek için sonunda 64 ibaresi eklenmiştir.


2.5 MIDI

Her ne kadar PC’de MIDI dosyalar dinlemek artık iyiden iyiye popülaritesini kaybetse de MIDI (Musical Instrument Digital Interface) her ses kartının vazgeçilmez bir öğesi, enstrümanların kendi aralarında anlaşabilmelerini sağlayan bir standarttır. Bugün hemen her ses kartının joystick bağlantısından MIDI aygıtları bağlanabilmektedir. MIDI konusuna ilişkin bilinmesi gereken bir şey daha vardır. General MIDI kavramıdır. MIDI ilk olarak ortaya çıktığında müzisyenler ellerinde hangi MIDI enstrüman varsa olunla bir takım aranjmanlar yapıyordu. Ancak iş başka synthesiserda dinlemeye gelince aynı sesler alınamıyordu. Çünkü her synth yapımcısı enstrümanlara kafasına göre program numarası veriyordu, böylece orijinal piyano olarak kaydedilen bir ses, bir başka synth’de söz gelişi klarnet olarak duyuluyordu. İşin uzmanları bir standarda bağlayıp bir enstrüman haritası çıkardılar, adını da General MIDI koydular. Ses kartının kalitesindeki önemli etkenlerden biri de işte bu General MIDI enstrümanlarını orijinaline ne kadar yakın çalabildiğidir.


2.6 Dijital Ses

Konuyu bir örnekle açıklayalım ki akılda kalıcı olsun. CD-ROM’unuzda müzik CD’leri çalabilmek için bildiğiniz gibi sürücünün arkasındaki analog line çıkışından ses kartının üzerindeki line girişine bir bağlantı yapılır. İşte bu bağlantı analog olduğundan dolayı dış dünya etkilerine, PC’nin güç kaynağı etkilerine açıktır. Bu sebepten (anten gibi davranan bağlantı yüzünden) sinyal kaybı ya da aceyip seslerin çıkması olasıdır. Dijital (sayısal) bağlantı kullandığımız takdirde ise dış etkilerden etkilenmezsiniz, çünkü veriler sayısal ortamda akıp gitmektedir. Günümüzde özellikle temiz kayıt isteyenlerin kullandığı dijital bağlantının en önemli öğesi S/PDIF çıkış/girişidir.


2.6.1 S / PDIF

Speed-deef olarak telaffuz edilen SPDIF’in açılımı Sony/Philips Digital Interface’dir. Philips ve Sony tarafından geliştirilen bu arabirim ile CD player, DAT gibi kaynaklardan sayısal veri aktarımı, kayıpsız yapılabilir. Bu kayıpsız veri aktarımı sayesinde de özellikle DVD gibi dijital ses barındıran medyalardan daha iyi sonuç alınabilir.

2.6.2 TAD

Kimi ses kartlarının üzerinde bulunabilen TAD girişi Telephone Answering Device açılımına sahip telefon cevaplama aygıtıdır. Yani telefon çaldığı an hemen cevap verilir. Ve siz hoparlörden duyduğunun sese mikrofondan cevap verirsiniz. Ancak bu işlem için telefonun ses kartına bağlandığını düşünmeyin. Telefon hattı bilgisayarlarda sadece modemlere bağlanabilir ki telefon çaldığında modem üzerinden ses kartına analog bir ses akışı olur ve konuşmanızı gerçekleştirir. Voice özellikle dahili modemlerin çoğunda bu bağlantıyı gerçekleştirebilirsiniz.


2.6.3 AUX

Yine ses kartlarında bulunan bir giriştir. Aslında passthrough demek daha doğru, çünkü kendisi üzerinden MPEG,TV ya da radyo kartlarının sesi iletilebiliyor. Mesela; bir radyo kartınız var, radyo kartınızı açtığınızda radyo kartı çalışacak ve ses çıkışından ses vermeye başlayacaktır. Ancak, vereceği ses çok kısıktır. Ses, radyo kartının çıkışından çift yönlü analog bir ses kablosuyla, ses kartının AUX girişine bağlanarak elde edilir. Ses kartına gelen sesler direk olarak çıkışa yönlendirilir. Peki ses doğrudan geldiği gibi çıkışa verilecekse bu karmaşanın manası nedir? Radyo kartlarına ilişkin ses ayarları vindows ortamındaki ses denetiminden yapılır. Bu ayarlar ise doğrudan ses kartına etki edeceğinden radyodan gelen sese de etki etmiş olacaktır. Sonuç bir ses kontrolü dışardan bağlantılarla ses kartına verilmiştir.




2.7 3 Boyutlu Sesle İlgili Teknolojiler

Bilindiği gibi insanoğlunun iki adet kulağı vardır. Bu kulaklar sayesinde etrafımızı çevreleyen 3 boyutlu ortam içerisinde sesin ne yönden geldiğini anlayabiliyoruz. Öyleki, gerçek dünyada sadece iki kulakla 3 boyutlu duyabiliyoruz, 2 ya da daha çok adet hoparlör ile ya da bir kulaklık ile de aynı etkiyi almamız mümkün olabilir. 3D sesi ortaya koyabilmenin üç farklı yöntemi vardır.

1. Stereo Expansion : 3D özelliği olmayan bir müzik parçasına 3D etkisi verebilen özel bazı teknikler ile gerçekleştirilir. Müzik dinlerken kimi müzik setlerinde ya da hoparlörlerde, bir düğmeye basıldığında veya yazılım ile ayarlandığında daha değişik bir etki alınır. Anlaşıldığı üzere burada kaynağın 3D ses barındırmasına gerek yoktur.

2. Virtual Surround : Sanal çevreleme anlamına gelir. Bu teknikte de 3D sonradan eklenmiştir.

3. Positional 3D Audio : 3D ses alabilmenin üçüncü ve bizi ses kartları açısından ele alındığında en çok ilgilendiren taraf Positional 3D Audio olarak ortaya konabilir. Burada birden fazla ses üç boyutlu ortamda birbirinden farklı yerlerde konumlandırılmaya çalışılır. Böylece 3D etkisi oluşur. Örneğin bir filmde görünürde bir uçak olmamasına karşın önce arkanızdan yaklaştığını duyabilmeniz, giderek sesin yaklaşması ve derken üzerinizden geçip giderken sesin kaynağını konumlandırabilmeniz hep bu sayede olur. Aklınız karışmasın örneğin sinemalarda gördüğümüz Doby Digital ses sistemleri de aslında birer Positional 3D Audio’dur. Sadece hoparlör sayısı çok daha fazla olduğundan dolayı çok fazla sayıdaki ayrı ses, ayrı ayrı pozisyonlandırılabilir. Üstelik bu işlemler özel bir kodlama ile gerçekleştirildiğinden veri kaybı da söz konusu değildir.




2.8 Ses Kartlarında Kullanılan API’Ler

Konunun başında da belirtiğim gibi her kart firması kafasına göre bir 3D teknolojisi kullanıyor. Dolayısıyla bu teknolojilerin en sık kullanıldığı mekan olan oyunlarda hangi teknolojiyi destekleyeceğini şaşırmış durumdalar. Bu durum tıpkı grafik dünyasındaki OpenGL, Direct3D ve Glide arasında yaşayan API çekişmesine benziyor. Burada API tanımını anlaşılır şekilde yapalım.
3D ses API’sı aslında sadece 3D sesi size iletmek isteyen programcının kullandığı ve sesin 3 boyutlu uzayda hangi konumdan ve hangi şiddette geleceğini ses kartına söylemesine yarayan komutlar topluluğudur.
Şimdi kısaca bu teknolojilerin (ya da API’lerin) hepsine biraz göz atalım. Unutmadan bir ses kartının birden fazla API kullanabileceğini ve bir oyununda birden fazla API için yazılmış olabileceğini hatırlatalım.

1. DirectSound 3D : Microsoft’un geliştirdiği Direct Sound 3D, aslında DirectX’in bir parçasıdır. Bu sebepten DirectX destekli her yeni PCI ses kartı tarafından rahatlıkla kullanılabiliyor, bu yakınlık sayesinde de en sık karşımıza çıkan 3D ses API’sıdır. Oyun programcılarının da kolayına geldiği için çok kullanılıyor. Ancak çok fazla tercih edildiği söylenemez, nedenine gelince programcıya sunduğu imkanlar bugünün oyunlarında kısıtlıdır. Bu kısıtlı ortamdan sıyrılmak isteyen ilk firma Aureal oldu ve DirectX3 ile çalışmalarına başlayarak A3D’yi ortaya koydu.

2. A3D : Modern ses kartlarında en sık rastlayacağınız 3D API’si olan A3D, ana işlemciye fazla yüklenmemesi ile dikkat çekiyor. Donanımdan 3D ses hızlandırılması olayının atası olarak sayılabilir. A3D, aslında Direct Sound3D komutlarını kendi algoritmaları ile kullanıyor ve biraz karışıktır. Asıl tereddüte düşebileceğimiz nokta ise bu A3D’yi kullanan kartların çeşitleri. Bunlardan birincisi emülatörler, oyundan gelen A3D bilgilerini alarak sahte bir A3D.dll dosyası ile DirectSound3D altında işliyorlar, yani bir anlamda oyunu kandırıyorlar. Creative’in Sound Blaster Live ses kartı bunun güzel bir örneğidir. A3D kullanan ikinci tür kartlar DSP tabanlı ürünlerdir. Bunlardan programlanabilir bir DSP işlemcisi var, bu generic işlemci üzerine A3D’nin algoritmaları işleniyor böylece A3D donanım hızlandırıcılı bir ses kartınız oluyor. Bu tip kartların 3D ses başarısı tamamen sözünü ettiğimiz DSP’nin kapasitesi ile doğru orantılı. Son olarak A3D kategorisinde karşımıza Vortex 1 ve Vortex 2 yongaları çıkıyor. Vortex 1, 8 adet de 2D ses işleyebiliyor, en gelişmiş A3D kullanıcısı Vortex 2’de ise imkanlar ve kaliteçok daha geniş. Diamond MX-300 bu yongayı kullanmaktadır.

3. EAX : EAX’ın açılımı Environmetal Audio Extensions. Creative tarafından geliştirilen bu API’ye geçmeden önce reverb kavramına biraz deyimemiz gerekli. Duyduğumuz sesler iki bileşenden meydana geliyor; orijinal kaynaktan yola çıkan ses ve bu sesin kulağımıza ulaşıncaya dek çevreden aldığı etkiler. Örneğin duvarlar, etrafımızdaki insanlar ya da diğer objeler seste bir deformasyona yol açar. İçinde bulunduğumuz oda ya da ortamın şekli, içerdiği materyallerin büyüklüğü ve çeşidinin oluşturduğu etki reverb olarak tanımlanır. İşte Creative’de bu yüzden API’sine çevresel ses anlamına gelen Environmetal Audio adını koymuş. Creative’nin yapmak istediği şudur: programcıya içinde hazır çevresel efektler bulunan bir reverb motoru sunuyor ve “al bunu oyuncunun 3D ortamı hissetmesi için hangisi uygun geliyorsa kullan” diyor. EAX’da aslında bir DirectSound3D uzantısı, yani o da tıpkı A3D gibi DS3D komutlarını kullanıyor ama kendi algoritmalarıyla.

4. Q3D : Qsound firmasının bir ürünü olan Q3D henüz pek yaygın olarak kullanılmıyor. Amacı diğerlerinde olduğu gibi sadece 2 hoparlör aracılığı ile 3D ses ortamı oluşturmaktır. Programcı firmanın iddiasına göre aslında kulaklık üzerinde çalışmak üzere geliştirilmiş olan Head Related Transfer Functions (HRTF), 2 hoparlör üzerinde doğru çalışmıyor ve kayıplara yol açıyor. Bu yüzden Q3D bu tekniğin yanı sıra çapraz konuşma (cross talk) adı verdiği bir tekniği de kaynaştırmış. Tıpkı diğer API’lerde olduğu gibi Q3D’nin de 2.0’ı tamamlanmış. Sanıyorum ileride daha fazla etkisini hissettirecektir. Unutmadan belirtelim Q3D, DVD kullanımı için Qsurround adını verdiği yeni bir teknoloji de kullanıyor. Buna göre AC-3 ( ya da herkesin bildiği adıyla Dolby Digital 5,1 ) kodlarını çözebilen bir yazılım kullanıldığında Q3D kartlar ile film seyredilebiliyor. Aslında bunu hemen her API yapabiliyor, örneğin Vortex2 yongasına sahip Diamond MX300‘de A3D API’sını kullanarak bu sinyalleri çözebiliyor.

5. Sensaura : Yamaha’nın bu teknolojiyi kullanmaya başlaması ile adını duyuran Sensaura, temelde diğer API ‘ler ile büyük farklılıklar taşımıyor. HRTF olayına yeni bir boyut kazandıracak olan ve bir metreden yakın mesafelerde iyi sonuçlar vermek üzere tasarlanan MacroFX ile, yakınlaşan objelerin dinleyiciye yaklaştıkça farklı sesler de verebilmesini sağlayan ZoomFX (trenin yaklaştıkça duyulabilecek seslerinin de –örneğin tekerlek yada ray sesi– aktarabilmesi) özellikleri Sensaura’nın öne çıkan yeni teknolojileridir.

Sonuç olarak 3D ses özellikli her ses kartı kullandığı API ne olursa olsun (ister Q3D ister A3D ya da EAX ) kendiliğinden DirectSound3D uyumlu hale gelir. Bir örnekle açıklayacak olursak DS3D programlanan oyun çalıştırıldığında sistemde ses için bir 3D donanımını arayacak ve bulduğunu kullanacaktır, bu sebepten herhangi bir 3D ses kartında temel 3D konumlandırmalarını gerçekleştirecektir. Sonuç olarak 3D ses kartlarının verdikleri sesin 3D kalitesinde tüm bu saydığımız API’lerin DS3D’yi nasıl kullandıkları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır.




2.9 Ses Kartının Kalitesini Belirleyen Kriterler

A) Ses kalitesi : Ses kalitesi kişiden kişiye değişen bir kavramdır. Yine de her kart DVD ve müzik CD’si ile denenmelidir. DVD seçiminiz süper vurdulu kırdılı ve ses efekti bol bir film olmalı. Bununla beraber çıkışını aldığınız sistemin de çok temiz ses vermesi gerekir. SPDIF çıkışı varsa denemeler yapılabilir. DVD ile yapacağınız testlerle; DVD sayısal veri ile işlendiği için kartın hızını ve sistem üzerini etkisi bulunabilir. Kartın hışırtıya yol açıp açmadığını ise veri olmadan da ses veren müzik CD’leri ile anlayabilirsiniz.
B) DAC : Sayısal / Analog çevirim kabiliyetini görmek için MP3 parçalar dinleyerek ve dijital ortamdan analog’a dönüştürmede sorun olup olmadığını gözlemlenebilir.

C) MIDI : Sunduğu imkanlar yeni yeni gelişmeye başladı. Kaliteli kartlarda söz konusu MIDI bağlantı noktası Joystick portundan değil de kendine özel bir porttan yapılır. Ayrıca aldığınız kartta Wavetable’ın sunduğu kaliteyi de aramak gerekir.

D) 3D Audio : Kullanacağınız yazılım doğrultusunda kart alınabilir. 3D bir kart aldım ama hiçbir etkisi olmadı denirse; önce ses sisteminize ve hoparlörlerinize bakmak gerekir. Bazı kartlar 4+1 bazıları da 5+1 hoparlör seti gerektirebilirler.

E) Software Bundle : Ürünler ile gelen yazılımların adet ve kullanılabilirliğine bakmak gerekir. Mesela; bir müzik seti programı olabilir veya DVD filminden gelen sayısal verileri çözmede kullanılan yazılımların kalitesi her şeyi etkileyebilir.

F) CPU Kullanımı : İşlemciyi olabildiğince az kullanan bir ses kartı seçmeniz daha iyi olacaktır. Aksi halde işlemci veri işlerken görüntü veya seslerde takılmalar oluşabilir.

Bu anlatılanlarla beraber söz konusu değerlendirmeyi yaparken bakmanız gereken kriterler kartın kitapçığında bulunmaktadır.




2.10 SB Live!’de Çakışmaları Önlemek

SB Live!’in pek beğenilen bir ses kartı serisi olduğu biliniyor. LiveWare 3.0 sürücüleri ile daha iyi oldu. Ayrıca bu sürücülerle çok önemli bir çakışma sorununu da düzeltmek mümkün. Konunun detayını bilmeyenler için hala uğraştırıcı bir sorun olmaktadır. Sisteminizde bir aygıt düzgün çalışmıyor, hatta hiç görünmüyor olabilir. Abit BE6-II anakart kullanırken LiveWare 3.0 sürücülerini yükleyince geliyor; UDMA/66 disk ve primary master DVD sürücü kullanırken LiveWare 3.0’ı yüklendiğinde DVD sürücü görünmeyebilir. Sistemi DOS’tan açınca görünüyor, o zaman çalışıyor demektir. Başka anakartlarda da LiveWare 3.0 yüklenince Suspend To RAM (STR) özelliği çalışmamaya başlayacaktır. Sorun, bu ses kartı serisi ile gelen SB 16 Emulation sürücülerinin DMA ve IRQ kanallarını paylaşamamasından kaynaklanıyor. Aygıt Yöneticisi’nde SB 16 Emulation ayarlarına girip bu sürücü ile LPT (Yazıcı) portunun aynı IRQ’yu paylaşmasını sağlanabiliyor ancak bazen bu seçenek işaretlense bile devreye girmeyebiliyor.

Çözüm İçin

Önce Denetim Masası Sistem bölümünde portları kontrol etmek ve LPT1 yazıcı portuna çift tıklayıp kaynaklar (Resources) bölmesinden hangi IRQ’yu kullandığını öğrenmek gerekir. Sonra Denetim Masasından sistemdeki Creative Miscallaneus Devices altında Creative SB 16 Emulation üzerine çift tıklayıp, Resources (Kaynaklar) bölmesine girip “Use automatic settings” (otomatik ayarları kullan) kutusundaki işareti kaldırılmalıdır. Hemen altındaki listeden “Basic configuration 0001” i (Temel konfigürasyon 0001) seçilmelidir. Bu şekilde kaynak ayarlarını değiştiremediğiniz başka bazı aygıtların ayarını da değiştirmek mümkündür. Burada sadece DMA (Direct Memory Access – Doğrudan Bellek Erişimi) varsa üzerine çift tıklayıp çakışmayan başka bir kanala getirilebilir. Örneğin 7 iken 5 yapılabilir, farklı şeyler deneyip en uygun sonuç bulunabilir. IRQ (kesme istemi) ayarı varsa bunun üzerine çift tıklayıp LPT1 portu ile aynı IRQ’ya getirip sonra Creative SB 16 Emulation’ın Settings (Ayarlar) bölmesine girip “Allow LPT Interrupt Sharing” kutusunu işaretlemek gerekir. Bu aşamalara Windows “uygun değil” diye itiraz ederse dinlemeyip karşınıza çıkan diyalog pencerelerinde Yes (Evet) tuşlarına tıklanmalıdır. Biraz sorunla karşılaşsanız da biraz bu ayarları kurcalayarak çözüme ulaşabilirsiniz.

Uğraşmak istemiyorsanız, DOS oyunlarını çoktan terk etmişseniz SB 16 Emulation’u toptan kaldırmak gibi bir seçeneğiniz de olabilir. Bunun için Aygıt yöneticisinde Creative SB 16 Emulation’un üzerine çift tıklayıp genel (General) bölmesinde “Disable in this hardware profile” (Bu donanım profilinden kaldır) seçeneğini işaretlemek gerekir. Tabii bu durumda DOS oyunlarında ses olmayacaktır.


3. SES KARTININ KULLANIM ALANLARI

Stereo ses kartlarının üzerinden çok zaman geçti. Artık sol ve sağ kanal çıkışlarının yanında arka sol ve arka sağ kanalları için ses çıkışı veren ses kartları var. Bu 4 kanal ses çıkışını A3D ya da EAX gibi API’ ler üzerinden destekleyen ses kartları, böylece oyunlarda daha gerçekçi ses efektleri sağlayabiliyorlar. Bu şekilde uygun bir hoparlör setiyle örneğin çevrenizde dönen bir helikopterin sesini gerçekçi olarak hissedebilir ve daha keyifli bir oyun deneyimi yaşayabilirsiniz. Tabii bu Surround efekti, aslında doğal bir etkiyi simüle etmek içindir. Daha karmaşık efektler için ses kartının donanımsal ve yazılımsal olarak çok daha gelişmiş bir yapıyı desteklemesi şart. Eskiden yarı profesyonel müzisyenlerin ev stüdyosunda kullandıkları ses kartlarıyla oyun tutkunlarının kullandığı ses kartları arasında büyük bir uçurum vardı. Oysa günümüz ses kartlarında gerçek zamanlı efektler ya da SPDIF giriş/çıkış gibi özellikler neredeyse standart hale geldi.


3.1 Nedir Bu Gerçek Zamanlı Efektler ?

Diyelim sesinizi mikrofonla kayıt etmek istiyorsunuz fakat bu kayıtta bir derinlik (reverb) efekti olsun istiyorsunuz. Bunun için önce sesinizi kaydeder sonra bu kaydedilmiş sese efekt uygularsınız. Fakat yeni ses kartlarının bazılarında bu işlemi gerçekleştirmek için sesinizi önceden kaydedip sonra bu kayda efekt uygulamak gibi bir zorunluluğunuz yok. Zira daha kayda başlamadan mikrofonla anında, sesinizi efekt verilmiş olarak duyabilirsiniz. Bu şekilde efektler üzerinde istediğiniz gibi oynayabilir ve çok daha iyi sonuçlar alabilirsiniz. Creative’in programlanabilir dijital ses işlemcisi konusunda rakiplerinden birkaç adım önde olduğunu kolayca söylenebiliriz. Zira EMU10K1 işlemcisi 1000MIPS (Million Istructions Per Second) gücünde ki bu da yaklaşık Pentium 90 işlemcisinin kapasitesine eşit. Gerçek zamanlı efektlerde sesinizi inceltebilir, kalınlaştırabilirsiniz. Eğer herhangi bir enstrüman çalıyorsanız bu efektlerle yepyeni tınılar elde etmeniz işten bile değil. Elektro gitarınızın tınısını zenginleştirmek için Flanger, Chorus gibi pedallara para ödemenize gerek yok. Hatta gelişmiş reverb özelliklerine ve kombinasyonlarına ek olarak pitch shifter gibi zor efektleri üst üste bile kullanabilirsiniz. Yani distortion efekti verdiğiniz gitarınıza pich shifter ve reverb de ekleyebilirsiniz. Hatta hangi efekti hangi efektin üzerine bindirebileceğinizi kolayca ayarlamanız bile mümkün.


3.2 Gerçek Zamanlı Efektler Ve Oyunlar

Gerçek zamanlı efektlerin tek kullanım alanı müzik çalışmaları değil. Oyunlar da bu efektleri yoğun bir şekilde kullanıyor. Örneğin denizaltında geçen bir oyun oynuyorsunuz. Eğer oyun çok yeni çıkmış bir oyun değilse yapmanız gereken ses kartınızın preset oyun efektlerinde bu oyuna ait bir efekt kümesi tanımlanıp tanımlanmadığına bakmak. Eğer oyununuz burada mevcutsa ses kartınızın desteklediği API’ yi destekliyor ve ses kartınızın efekt programında bu oyun için tanımlanmış ayarlar var demektir. Bu durumda sonar sesini ya da torpidonun ateşlendikten sonra suda çıkardığı sesi tüm gerçekçiliğiyle duyabilirsiniz. Yani gerçek zamanlı efektler yardımıyla oyunlarda oyunun geçtiği çevrenin fiziksel olarak modellenmesi sadece görsel olarak değil işitsel olarak da gerçekleştirilebiliyor. Bunun için ses kartı üreticileri ürettikleri ses kartları için en son oyunları destekleyen yeni arabirim güncellemeleri yazarak Web sitelerinde ücretsiz olarak dağıtıyorlar. Bu kervana Creative’ den sonra Maxi Sound ISIS ile Guillemot da katıldı.


3.3 Ses Kartlarının Dijital Olanakları

Yeni ses kartlarında SPDIF arabiriminin desteklenmesi neredeyse standart oldu demiştik. Gerçektende yakın zamana kadar dijital giriş çıkış olanakları için pahalı ek I/O kartları gerekirken artık uygun fiyatlı ses kartlarında bile dijital giriş/çıkış olanakları optik ya da RCA arabirimiyle destekleniyor. Bu dijital ses olanakları eskiden sadece DAT ya da benzeri pahalı dijital ses cihazlarıyla kullanılıyordu. Oysa artık müzik setlerindeki CD okuyucularda, amplifikatörlerde ya da MiniDisc kaydedicilerde bile bu arabirimlerle veri aktarımı yapmak olası. Böylece herhangi bir Analog/Dijital, Dijital/Analog çevrimi yapmadan sesin farklı ortamlara iletilmesi mümkün oluyor. Kuşkusuz bu ses kalitesini koruyan önemli bir gelişme yakında portatif CD çalıcı cihazlar kayıt da yapabilecek duruma gelince büyük ihtimalle dijital ses girişine sahip olacaklar. Bu durumda ses konusunda bilgisayarlar ile günlük hayatta kullandığımız cihazlar arasında mükemmel bir uyum olacak. Tıpkı mevcut ses kartları ve MD kaydedici cihazlar gibi.

MD kaydedicilerin şimdilik tek dezavantajı ses kartları için müziğin tüm çalma süresini gerektirmesi. Yani 5 dakikalık bir şarkının bilgisayarınızdan MD kaydedicinize aktarabilmeniz için 5 dakikaya ihtiyacınız var. Oysa USB arabirimini kullanan Mp3 çalıcı cihazlar için bu süre sadece birkaç saniye. Öte yandan Computex2000’de gördüğümüz audio CD ve video CD uyumlu olan hatta Mp3 dosyalarını çalabilen CD çalıcı cihazlar dikkate alınırsa, Mp3 çalıcı cihazların bir süre sonra pabucunun dama atılacağı düşünülebilir.




3.4 DVD’ler Ve Ses Kartlarında Dijital Ses

DVD filmler ya da konserlerde kullanılan yaygın ses formatı Dolby Digital’dir. Dolby Digital, genel olarak 2 ön, 2 arka, 1 merkez ve 1 bas sesler olmak üzere toplam 6 kanal ses bilgisi taşır. Bu 6 kanal ses bilgisi AC-3 adlı özel bir sıkıştırma algoritmasıyla sıkıştırılır. Bu sıkıştırılmış ses bilgisinin çözülüp tekrar 6 kanala ayrıştırılması ve güçlendirilerek hoparlörlere dağıtılması sonucunda sinemadaymışçasına film izleyebilir, çepeçevre sesin keyfini sürebilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan dijital çıkışlı bir ses kartı ve Dolby Digital destekli bir masaüstü hoparlör sistemi. AC-3 sıkıştırmasını çözecek olan bu masaüstü hoparlör sistemleri arasında PC’ler için tasarlanan en popüler ürün Creative’in DTT2500 adlı sistemi.

Alanında ilk olan tasarımlardan olan DTT2500’ü kısa süre sonra diğer şirketlerin ürünleri izledi. Şu anda bu masaüstü hoparlör sistemlerini 300 doların altında edinmek mümkün. İşin ses kartı cephesi ise çok daha ucuz. 30 dolar civarında bir fiyata dijital çıkışlı bir ses kartı edinmek mümkün.



Creative Sound Blaster Extigy

Creative ilk harici ses kartını üretti. Sound Blaster Audigy ve harici Live Drive 'ın bir birleşimi olarak design edilmiş ve bilgisayarınızın içini hiç açmadan, tamamen kasanın dışında montajı yapılıyor, bu sayede kullanıcılara büyük kolaylıklar sağlıyor. Bilgisayara USB portundan bağlanıyor. Normalde Sound Blaster Audigy'de ve Live Drive 'da görmeye alıştığımız bütün özellikler tek bir parçada birleştirilmiş.

Şekil-3.5 : Harici ses kartı