Neo-Klasik Ekonomi


İngiltere'de Alfred Marshall, Fransa'da Léon Walras ve Avusturya'da Carl Menger etrafında oluşan okulları içine alan bir genel düşünce çerçevesidir. Neo-klasik ekonominin en önemli özelliği piyasa olaylarıyla ilgili geniş kategorileri kişisel düşüncelere indirgemesi, ekonomi biliminin alternatifler arasında sübjektif seçim yapmanın, kişinin temel aksiyonuna bağlı bulunduğunu iddia etmesidir.

Neo-klasik ekonomi, değer teorisi konusunda 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan marjinal devrim ile başlamıştır. Neo-klasik ekonomi tek bir düşünce okulu değildir, yukarıda adı geçen üç tanınmış ekonomistin etrafında oluşan alt-okulların karışımıdır. Bu alt-okulların ortak yanları, piyasa süreçlerini koordine eden özellikleri piyasada kişilerin planları ve sübjektif değerleriyle açıklamaya verdikleri ağırlıktır. Kişiler piyasada teknolojik bilgi, sosyal alışkanlıklar ve uygulamalarla kaynakları n kıtlığı gibi zorlayıcı faktörlerin etkisi altında değerlendirme yapmaktadır.

İngiltere'de Marshall'ın 1885'te Cambridge Üniversitesi politik ekonomi kürsüsüne atanması Cambridge Okulu'nun başlangıcını oluşturmaktadır. Bu Neo-klasik ekonomi varyantı klasik ekonominin geçmişteki katkılarına, özellikle David Ricardo ve John Stuart Mill'in katkılarına süreklilik getirmiştir.

Marshall 1890'lı yıllarda yayınlanan Principles of Economics adlı kitabında, malları n normal fiyatlarını belirleyen kuvvetlerin sanayiler içinde yaşam kavgası veren firmalar çerçevesi içinde arz ve talep vasıtasıyla açıklanabileceğini ispat etmiştir. Marshall'ın taraftarları A.C. Pigou, D.H. Robertson, Ralph Hawtrey ve bir dereceye kadar John Maynard Keynes'ten oluşmaktadır.

1930'lu yıllarda Keynes eski üstadının aleyhine dönmüş ve sübjektif değerlendirmelerin koordinasyonu bozan süreçlere, işgücü işsizliğine ve sermayenin eksik kullanılmasına yol açabileceğini vurgulamıştır. Fransa'da Walras 1874'te yayınladığı Elements of Pure Economics adlı kitabı ile genel denge okuluna kurmuştur.

Vilfredo Pareto'nun 1896-1897 yıllarında yayınladığı Cours d'Economie Politique kitabıyla bu okul İsviçre'nin Lausanne şehrinde gelişmiştir. Diğer taraftan Walras'ın bazı öğretileri A.L. Bowley'in Mathematical Groundwork of Economics (1924) kitabı aracılığıyla İngiltere'ye geçmiştir.

Marshall gibi, Walras ve okulu piyasa fiyat belirlenmesinin arz ve talebiyle meşgul olmuştur; fakat Walras Marshall'dan ileri giderek bütün piyasaların eş-anlı olarak dengede olabileceği matematik şartları incelemiştir. Avusturya'da Carl Menger 1871'de yayınladığı Principles of Economics kitabıyla Avusturya Okulu'nu kurmuştur.

Viyana Üniversitesi profesörlerinden Friedrich von Wieser, Eugen von Böhm-Bawerk ve daha sonra Ludwig von Misse ve Friedrich A. von Hayek onun öğretilerini genişletmişlerdir. Marjinalist ekonominin temel konusu kişinin bir malın veya hizmetin değerini tahmin ederken o birimden vazgeçmesi halinde tatmin edilmemiş en düşük değerdeki kullanıma bağlıdır.

Jevons, Marshall ve Walras kişinin mülkiyetinde bulunan arz miktarıyla hissedilen sübjektif tatminin şiddeti arasındaki ilişkiyi kabul etmişlerdir. Fakat her tercihin vazgeçilen bir fırsat ile ilgili olduğu fikrini geliştiren Avusturya Okulu ve daha sonra 1930'lu yıllarda London School of Economics'teki ekonomistler olmuştur. Bundan hareketle Neo-Klasik Okul her harcama yönünde, harcanan marjinal doların sağladığı tatminin eşit olması halinin bulunması için sürekli karşılaştırma ve ikameler yolu ile piyasada rasyonelliği tanımlamıştır. Fiyatta bir yükselme sonunda ikame mekanizması harekete geçmekte, pahalı malın yerine daha ucuz alternatifler ikame olmaktadır.

Marshall'ın tanımını yaptığı ikame prensibine göre fiyat yükseldikçe kişisel talep asla artmamaktadır. Bu prensibe bir numaralı talep kanunu denmiştir. İkinci talep kanunu, piyasanın uyum sağlamak için gerektirdiği zaman ne kadar uzunsa, ikame etkisinin o kadar büyük olduğunu ifade etmektedir. İkame kavramı sosyal bilimlerin en radikal fikirlerinden biridir ve ulusal ihtiyaçların sabit olduğunu iddia edenleri eleştirmek için kullanılmıştır. Arz kısmında üreticiler, piyasada yaşamlarını devam ettirmek için bir arz miktarını en ucuz üretme yolunda, kaynaklar arasında ikamelerde bulunmaktadırlar.

Marshall'ın geliştirmiş olduğu firmalar ve endüstriler modelinde, beklenmedik talep kaynaklarına bağlı olarak üretimi tedrici şekilde ayarlama mecburiyeti çerçevesinde, firmalar kısa dönemde kapasitelerini daha yoğun bir şekilde kullanacak ve uzun dönemde kapasitelerini değişreceklerdir. Zaman geçtikçe firmalar hem büyüklük, hem de organizasyon bakımından daha esnek hareket edebilmekte, arz ve talep arasındaki denge daha esaslı bir şekilde oluşmaktadır.

Ekonomik organizasyonla ilgili yeni şekillerin öğrenilmesinin ve keşfedilmesinin ölçek ekonomilerine yol açtığı öne sürülmüştür. Birinci arz kanununa göre fiyat ne kadar büyük olursa, arz miktarı ndaki artış da o kadar büyük olmaktadır. İkinci arz kanununa göre belirli bir fiyat artışına tekabül eden arz miktarı artışı, piyasanın uyum sağlaması için geçen zaman ne kadar uzunsa o kadar fazla olacaktır.

Neo-Klasik ekonomide başka kaynaklarla bir arada kullanılan bir kaynağın değerini tespit ederken marjinal prodüktivitelerine bakılmaktadır. Bir kaynağın marjinal prodüktivitesini bulmak, diğer faktörleri sabit tutmak ve söz konusu faktörün miktarını değiştirmek suretiyle üretimde meydana gelen değişmeleri tespit etmek gerekir. Faktörün bir birimini azaltmak suretiyle üretim ne kadar artarsa, faktörün marjinal ürünü o kadar büyük olacaktır.

1898'de Phillip Wicksteed, pozitif veya negatif ölçek ekonomileri mevcut olmadığı takdirde, her faktöre marjinal ürünü kadar bir pay verildiğinde bütün faktörlerin ortak ürüne tamamen dağıtılmış olacağını göstermiştir. 1920'li yıllarda Neo-Klasiklerden Paul ve Douglas, 1960'lı yıllarda Robert Solow Amerika'da kişi başına gelirin büyümesine emek, sermaye ve inovasyonun katkıkatkı larını ölçebilmek için faktör fiyatları teorisini kullanmışlardır.

Douglas, 1934 yılında yayınladığı Theory of Wages kitabında işçilerin milli gelirden aldığı nispi payın zaman içinde değişmiş olduğunu tespit ederek, kapitalizmin gelişmesiyle işçi sınıfının daha az bir pay alacağı yolundaki Marksist iddiayı büyük çapta çürütmüştür.

Neo-Klasik ekonomi politikası analizinin büyük bir kısmını ekonomik etkinlikle ilgili özel bir kavrama bağlamaktadır. A politikasının belirli bir amaç için B politikasından daha az kaynak gerektirdiği gösterilirse, bu takdirde A politikası B politikasına tercih edilmekte ve daha etkin olduğu ifade edilmektedir. Piyasa fiyatlarının değer indeksleri olduğunu varsaymakla, Neo-Klasik ekonomistler programların maliyet ve faydalarını değerlendirmektedir. Maliyetlerine göre daha fazla fayda sağlayan politikalar ekonomik bakımından daha etkilidir.

İsrail Kirzner, Murray Rothbard ve Ludwing Lachmann gibi modern Avusturya Okulu temsilcileri, fırsat maliyetinin ölçme teşebbüslerine karşı çıkmakta, piyasa fiyatlarının denge fiyatları olduğu varsayımının yanlış olduğunu iddia etmekte, böylece maliyet-fayda analizinin metodolojik temelini reddetmektedirler.

Özet olarak denebilir ki, Neo-Klasik Okul çeşitli kavramlar çerçevesinde piyasanın işlemesini arz ve talep kuvvetleriyle açıklamaktadır. Ekonomik etkinlik kavramıyla Neo-Klasik ekonomi, hükümet politikalarından bazılarının israf sayılabileceğini, daha ucuz alternatifler göstermek suretiyle ispat etmeye çalışmaktadır.