+ Yeni Konu aç
Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Adıyaman hakkında Bilgiler Adıyamanda Gezilecek Yerler

Genel Kültür ve Sanat Katagorisinde ve Dünyada Gezilecek Yerler Turistik Mekanlar ve Oteller Forumunda Bulunan Adıyaman hakkında Bilgiler Adıyamanda Gezilecek Yerler Konusunu Görüntülemektesiniz.->Adıyaman hakkında Bilgiler Adıyamanda Gezilecek Yerler Adıyaman 23 June, 2007 - 12:28 — werre Adıyaman Genel Bilgiler Adıyaman İli Türkiye'nin ...

  1. #1
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Standart Adıyaman hakkında Bilgiler Adıyamanda Gezilecek Yerler

    .
    s11
    Adıyaman hakkında Bilgiler Adıyamanda Gezilecek Yerler

    Adıyaman

    23 June, 2007 - 12:28 — werre Adıyaman Genel Bilgiler
    Adıyaman İli Türkiye'nin Güneydoğu anadolu Bölgesinin batı ucunda Orta Fırat bölümü içinde yer alır. Toroslar'ın güneydoğu uzantıları üstünde yer alan Adıyaman ilinin Kuzeyinde Malatya ili (Pütürge, Yeşilyurt ve Doğanşehir ilçesi), Batıda Kahramanmaraş ili (Merkez ile Pazarcık ilçesi), Güneybatıda Gaziantep (Araban ilçesi), Güneydoğuda Şanlıurfa ili (Siverek, Hilvan, Bozova ve Halfeti ilçeleri), Doğuda ise Diyarbakır ili (Çermik ile Çüngüş ilçesi) bulunmaktadır.

    Adıyaman Adının Kaynağı: ilk zamanlarda, Pirin Köyü'nün yerine kuruluydu ve Perre adını taşıyordu. Daha sonra Emeviler, buraya bir kale yaptırdı. Kent de Mansur'un Kalesi anlamına gelen ''Hısn Mansur'' adıyla anılmaya başlandı. Kent, 1. Selim zamanında alınınca Türkler, buraya Adıyaman demeye başladılar.

    Merkez ilçe dahil 9 ilçesi ile 406 köyü vardır. İlçeleri Merkez, Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincik ve Tut ilçeleridir. Adıyaman ili 370 25' ile 380 11' kuzey enlemi, 370 ve 390 doğu boylamı arasında yer alır. Adıyaman ilinin yüzölçümü 7 614 km2 , göller ile 7.871 km2 olup, rakımı 669 m dir.

    Yüzölçümü :
    7614 km2

    Nüfus :
    810.260

    Trafik Kodu :
    02
    İLÇELER :

    Adıyaman Merkez :

    Konum itibariyle de ilin merkezi bir yerinde yer almıştır. Kuzeyinde Çelikhan ilçesi ve Malatya ilinin Doğanşehir ilçesi, doğusunda Kahta ilçesi, güneydoğusunda Samsat ilçesi ve Atatürk Baraj gölü ile güneyinde Fırat nehri, Urfa ilinin Bozova ilçesi ve batısında da Besni İlçesi ile Tut İlçesi yer alır.
    Yüz ölçümü 1702 Km, yüksekliği ise 669 m.’dir.
    Adıyaman İli daha önceleri sadece kale ( Hısn-ı Mansur Kalesi ) etrafında iken bilhassa, il merkezi olduğu 1954 yılından itibaren süratle gelişmiştir.

    İlçe merkezinde doğu – batı istikametinde çizilerek çizilecek bir çizgi ilçeyi yaklaşık olarak ikiye böler. Bu çizginin kuzeyi dağlık, güneyi ise ovalıktır. Ova, güneydeki Fırat nehri ve Atatürk Barajı göl kıyısına kadar devam eder. Kentin birkaç kilometre kuzeyinden itibaren kuzeye doğru gittikçe yükselen dağlık alanlar başlar. Güneydoğu torosların bir bölümü olan bu dağlar doğu – batı istikametinde uzanır. Yüz ölçümünün üçte birinden fazlasını oluşturan kuzeyindeki dağlık alanlarda yayla iklimi hüküm sürer.

  2. #2
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman Haritası Adıyaman Fiziki Haritası

    .
    Adıyaman Haritası Adıyaman Fiziki Haritası


  3. #3
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman İlçeleri

    .
    Adıyaman İlçeleri

    Besni

    M.Ö.5000 yılına uzanan tarihi ile Güney Doğu Anadolu'nun eski yerleşim merkezlerinden birisi olarak dikkati çeken Besni, aynı zamanda da çok hareketli sanayi ve eski ticaret kenti oluşu ile tanınır. Bunda Halep Ticaret Yolu üzerinde oluşu kadar, savunmaya son derece elverişli yapısı ve muntazam bir kaleye sahip oluşunun büyük bir payı vardır. Sulak ve ormanlık arazi varlığı ile çekiciliğini her dönemde canlı tutmuştur. Bu yüzden "Cennete Eş" manasına gelen Bethesna, Bihicti, Bisni gibi isimlerle söylene gelmiştir. Malazgirt Zaferi ile Anadolu'ya giren Türkler Besni'ye üç koldan girerek burasını bir ‘Türk Yurdu' haline getirmişlerdir. Bunlar Saka-İskit Türklerinin Varsak, Türkmenlerin Avşar ve Çerkez oymakları olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılmıştır.
    Tarihinde bir çok saldırılara da hedef olan Besni özellikle Moğol ve Timur'un istilalarına karşı destanlaşan kahramanlıkları ile Yıldırım Beyazıt'tan takdirname alan ilk şehirdir. Osmanlı padişahlarından Yıldırım ve Yavuz Besni'ye uğramış, Baybars, Buldaç, Kamil, Süleyman adlı Türk komutanları da Besni'de ağırlanmıştır. Evliya Çelebi'nin "Hayran Kaldım" dediği yer Besni'dir.
    Osmanlı döneminde el sanatları bakımından zirveye çıkan Besni, Anadolu'nun her yerinden gelen tüccarların akınına uğradığı, kervanların konakladığı bir yer olarak da tarihe mal olmuştur.
    İstiklal Savaşı döneminde, milli bir ruhun savaş boyunca Besni'de de varlığına şahit olunur. İlk mebus Reşit Bey'in Sivas Kongresinde Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı olarak maddi ve manevi destek verdiği de bilinmektedir.
    Ayrıca Hüveydi aşireti reislerinden Hasan ve Yusuf Beylerin kurup organize ettiği Kuva-i Milliye teşkilatı Antep ve Maraş savunmalarında büyük rol oynamıştır. Antep'deki Fransız silah deposuna ilk baskını yaparak bir çok askeri de esir alan yine bu teşkilattır. Cumhuriyet döneminde "Fetva Emirliği" ne kadar çıkan bir çok alimin ve Divan Edebiyatına giren şiirlerin sahibi bir çok şairin yetiştiğini görmekteyiz.
    Besni'nin batı ve kuzeybatısında Gölbaşı, kuzeydoğu ve doğusunda Adıyaman Merkez İlçesi, güneyinde Şanlıurfa ile Gaziantep, güneybatısında da Kahramanmaraş bulunmaktadır. Besni'nin batısı Güneydoğu Torosların barı uçları ile çevrelenmiştir. Kuzeydoğu ve güneybatı doğrultusunda uzanan bu dağlar İlçenin batı kesimlerinde alçalarak plata özelliği gösterirler.
    Besni'nin ismi tarihte Behisni, Bihisni, Besne, Behesna, Behisti gibi sözcüklerle anılmıştır. Bazı kaynaklara göre de Farsça'da eşsiz veya cennet anlamına gelen Hesna sözcüğünden türediği de belirtilmiştir.
    Besni yöresi tarihte Akatların, Hurrilerin, Mitannilerin ve Asurluların akınlarına uğramıştır. Burada MÖ.1500'lerden sonra Perslerin, Helenlerin ve Romalıların eline geçmiştir. Halife Ömer zamanında Halid Bin Velid'in komutanlarından Rebiatu'l-Bahali yöreyi ele geçirmiştir. Bizans ve Abbasiler arasında el değiştiren Besni ve çevresi 1149'da Maraş senyörlüğünün egemenliğinde kalmıştır. Bu durum Selçuklu, Eyyubi ve Moğol istilalarına uğrayıncaya kadar sürmüştür. Sultan I.Beyazıt Besni ve çevresini 1395'te Osmanlı topraklarına katmıştır. Bundan sonra 1400'de Timur'un ordularının işgaline uğramış, daha sonra Dulkadiroğulları ile Memlûklar arasında el değiştirmiştir. Yavuz Sultan Selim Mısır seferi sırasında Besni yöresini Dulkadiroğulları'nın yönetimine bırakmıştır. 1521'den sonra, Dulkadiroğulları'nın Osmanlılara katılması ile Besni de Osmanlı Devletinin Malatya sancağına bağlı bir kaza olmuştur. Cumhuriyet döneminde Malatya'ya bağlı bir ilçe iken, Gaziantep'e (1926), tekrar Malatya'ya (1933), Adıyaaman'ın 1954'te il olması ile de ona bağlanmıştır.
    Besni Kalesi:
    İlçenin yaklaşık 2 km. güneyinde olan kale, üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili sivri bir tepenin üzerinde kurulmuştur.Kaleye yalnızca güneyden dik bir yamaçtan çıkılması mümkündür.Savunmaya çok elverişli olan Besni Kalesi, mancınıkları ve diğer yapı kalıntılarıyla hala dimdik ayaktadır.Kalenin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 13. y.y.da Memluklerin hakimiyeti zamanında (1923) Besni Kalesi sağlamlaştırılır.
    Kalenin ortasında bir kuyu bulunmaktadır.Batı kesiminde bir anıtı andıran karşı karşıya yapılmış iki büyük yapır vardır.Halk arasında Çifte Mancınık adı verilen bu iki mancınık arasında esirlerin asılarak düşmana gösterildiği ve gözdağı verildiği rivayet edilmektedir.
    İlçenin Tarihi ve Trustik Yerleri :
    * Eski Besni Ören Yeri
    * Kurşunlu Camii
    * Sofraz Anıtları
    * Kızılin Köprüsü:
    * Dikilitaş (Sesönk)
    * Dolmenler

    Çelikhan

    Çelikhan ilçesi'nin, doğusunda Sincik, batısında Malatya’nın Doğanşehir
    ilçesi, güneyinde Adıyaman merkezi, kuzeyinde Malatya ili Yeşilyurt ilçesi ile
    çevrilidir.
    Çelikhan İlçesi Adıyaman’a 56, Malatya’ya 95 km dir.
    Malatya-Adıyaman arasında bulunan Güneydoğu Torosların devamı olan yüksek
    dağların arasın da kurulmuş bir ilçedir. Rakımı , ilçe merkezi 1388 m dir.
    İlçenin yapısı dağlık ve engebelidir. İlçenin yüksek dağı Akdağ olup rakımı 2700
    m yüksekliktedir. En önemli akarsuları Bulam ve Abdulharap çayıdır. Abdulharap
    çayı üzerin de Çat barajı kurulmuştur.
    Çelikhan’ın ilk ismi Komişir olarak
    bilinir. Cumhuriyet Döneminden sonra bu isim Çelikhan olarak değiştirilmiştir.
    Çelikhan'ın yerleşik halkını Türk boylarından Hamkoda, Perta, Sisa ve Tilla
    oymakları oluşturmaktadır
    Çelikhan, Adıyaman yöresinde olduğu gibi Hitit,
    Asur, Pers, Makedonya, Seleukos, Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında
    kalmıştır. Hz. Ömer zamanında Arapların eline geçmiş ve Keysun’a bağlanmıştır.
    949 yılında tekrar Bizanslılar tarafından alındıysa da 1071 yılında Malazgirt
    Zaferi’nden sonra Çelikhan yöresi Malatya ve Adıyaman illeriyle beraber
    Selçukluların eline geçmiştir. 1391-1389 yıllarında Yıldırım Beyazıt
    komutasındaki Osmanlılar bu bölgeyi Memlük beylerinin elinden almış ancak bir
    kaç yıl sonra bölge Timur ordularının egemenliğine girmiştir. 1516 yılında
    yapılan Koçhisar Savaşı sonunda bölge Yavuz Sultan Selim tarafından
    Dulkadiroğulları'non Osmanlı'ya katılmasıyla Osmanlı topraklarına dahil
    olmuştur.
    Bugünkü Çelikhan bölgesi 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra
    yapılan adli, askeri ve mülki ıslahat sonunda merkezi Harput olan Mamurat-ül
    Aziz eyaletine bağlanmıştır. ( Bu tarihte Mamurat-ül Aziz eyaletine bağlı üç
    sancaktan birini Malatya teşkil etmekteydi.) 1864 yılında vilayetlerin kurulması
    hakkındaki nizamname ile büyük kadılıklar ilçe, küçük kadılıklar ise bucak
    müdürlüğü haline getirilince “Ortaköy” adında bir bucak müdürlüğü kurulmuştur.
    Bu tarihten sonra eski adı Arga olan Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı bir
    yerleşim birimi konumunu almıştır. 1927 yılına kadar Akçadağ’a bağlı olan
    Çelikhan, 1927-1931 yılları arasında Koçali Bucak Müdürlüğüne bağlanmıştır. 1931
    yılında ise Çelikhan adıyla bir bucak müdürlüğü kurulmuştur.
    Çelikhan
    1869 depreminde büyük yıkıma uğramış, Merkez Camii civarında çok sayıda ev
    yıkılmıştır. Diğer taraftan 1934 yılında halk arasında “Mıtık” adı verilen
    bulaşıcı, salgın bir hastalığın Çelikhan’da baş göstermesi ile çok sayıda insan
    ölmüş, çok sayıda aile de civar il ve ilçelere göç etmek zorunda kalmıştır.
    1954 tarihinde Malatya iline bağlı İlçe olarak kurulan Çelikhan daha
    sonra 14 Haziran 1954 tarih ve 6418 sayılı kanunla Besni, Gerger, Gölbaşı ve
    Kahta ilçeleriyle birlikte kurulan Adıyaman iline bağlanmıştır.
    İlçe halkı
    geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Ancak yörenin engebeli oluşundan
    ötürü tarıma elverişli alanları oldukça sınırlıdır. Bununla birlikte, tütün,
    hububat, meyvacılık ve sebze tarımı yapılmaktadır.
    Yörede turizm yönünden
    Çelikhan-Adıyaman karayolunun 5. km.de Beypınarı mesire yeri, ilçe merkezinde
    Zerban Suyu, Pınarbaşı Kasabası'nda Havşeri Pınarı ve Mestan, Recep Çayı, Jari
    Yaylası, Koyunpınarı yaylası ve Çat Barajı bulunmaktadır.

    Gerger

    İlçenin tarihi; İlin genel tarihine uygun bir karakter taşımakla birlikte
    coğrafi olarak dağlık bir alanda yer alması ve ulaşım zorlukları nedeniyle bazı
    farklılıklar gösterir.
    Bazı kaynaklara göre M.Ö.VI.Yüzyılın ilk yarısında
    yaşayan Selevkos Kralı Arsemes, Fırat üzerinde aşağı ARSEMİA adlı bir kent
    kurmuştur. Bu kent Gerger Kalesi olarak halen bulunmaktadır. Aşağı ARSEMİA
    KOMMAGENE krallı, zamanında kışlık kent olarak kullanılırdı.
    Bu bölge
    daha sonra Doğu ROMA (Bizans) İmparatorluğunun eline geçmiştir. Bu tarihlerde,
    halkın geneli Hristiyanlık dininin Gregoryan Mezhebine bağlı olup, Hicri 135
    yılında Abbesi halifelerinden Ebu Cafer-el Mansur’un Adıyaman, Kahta ve Samsatla
    birlikte burayı da fethettiğini görmekteyiz. Bölge bu tarihten sonra
    İslamlaşmaya başlamıştır. Daha sonra Gerger ve çevresi Abbasilerin
    zayıflamasıyla HAMDANİLER’in sonra tekrar Bizansın eline geçmiştir. Selçuklular
    zamanında Gümüştekin 1066 yılında Hısn-ı Mansur’u ele geçirmiş fakat iç
    karışıklıklardan dolayı geri çekilmiştir.
    Selçukluların bölgedeki
    hakimiyeti 1071 yılında Büyük Selçuklu İmparatoru ALPARSLAN’ın Bizans İmparatoru
    Romanos Diognes (Romen Diyojen)’i Malazgirt’te uğrattığı büyük yenilgiden sonra
    kesinleşmiştir.
    Bölge, Selçukların yıkılmasından sonra Artukoğullarının
    eline, onlardan sonra da I. Haçlı Seferi münasebetiyle Haçlıların eline
    geçmiştir. Zengiler, Artuklular,Frank Kontluğu,Eyyubiler ve daha sonra da
    Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Baba İshak isyanı nedeniyle Türkiye
    Selçuklularının zor duruma düşmesini fırsat bilen Moğolların saldırıya
    geçmesiyle bu bölge de Moğol istilasına maruz kalıp Moğolların eline
    geçer.
    Bu bölgenin daha sonra Memlukluların onlardan sonra da
    Timurluların eline geçtiğini görmekteyiz. Timurluların çekilmesinden sonra
    yörenin DULKADİROĞLULARI’nın eline geçtiğini ve uzun süre onların elinde
    olduğunu görüyoruz. 1515 Turnadağ savaşıyla yöre Osmanlıların eline
    geçmiştir.
    Adıyaman İli ve İlçelerinin sonraki tarihi süreç içerisinde
    durumu şöyledir; Adıyaman, 1849 yılında sancak haline getirilen Diyarbakır’a
    bağlanmıştır. 1859 yılında Malatya Sancak olunca Gerger, Malatya’ya
    bağlanmıştır.
    Cumhuriyet dönemine Malatya-Pütürge İlçesine bağlı köy
    olarak giren Gerger 1 Aralık 1954 yılında İl olan Adıyaman’a bağlanmıştır. İlçe
    merkezi 1954-1957 yılları arasında halen köy tüzel kişiliğine sahip Güngörmüş
    köyünde bulunuyorken. 25.06.1957 tarih ve 9642 sayılı Resmi Gazetede
    yayınlanarak 7022 Sayılı Kanunun uygulamasıyla 10 Şubat 1958 yılında İlçe
    merkezi Budaklı köyü ALDUŞ mezrasına (şimdiki Gerger İlçesi) nakil
    edilmiştir.
    Adıyaman’ın kuzeydoğusunda yer alan Gerger’ in yüzölçümü 702
    Km.dir. Kuzeyinde Malatya’ nın Pötürge ilçesi; doğusunda Diyarbakır’ ın Çüngüş
    ve Çermik ilçesi ve Şanlıurfa’ nın Siverek ilçesi; güneyinde Kahta; batısında
    Sincik İlçeleri ile sınırdır. İlçenin doğu ve güney sınırını Fırat Nehri
    üzerinde yapılan Atatürk Baraj Gölü çizmektedir.
    Deniz seviyesinden
    yüksekliği 770 M.dir. İlçe, tümüyle dağlık bir bölgede kurulmuştur.En yüksek
    noktası Kımıl Dağı 2250 M. Yüksekliğindedir. Kürdek, Hacı Bazı ve Kımıl önemli
    dağlarıdır. Çet, Kürdek, Ovacık, Kımıl Dağı ve Beyaz Çeşme yaylaları ilçe
    sınırlarındadır. Ayrıca Güngörmüş ve Gürgenli Köyleri’ nin arasında Kara Göl
    isminde bir göl bulunmaktadır.
    Gerger ilçesinde bulunan yaylalar Çet,
    Kürdek, Ovacık, Kımıl Dağı ve Beyaz Çeşme yaylalarıdır. İlçenin 5 km. uzağında
    Eskikent Köyü'nün kuzeyinde Murfan mağaraları da bulunmaktadır.
    Gerger
    ilçesi; il merkezine 105 km. uzaklıkta ve ulaşım karayolu ile yapılmaktadır.
    Karayolu ağı ise; Adıyaman, Kahta, Narince, Gerger ve Gölyurt’ a kadar
    gitmektedir. Yol asfalttır. Gölyurt karayolu’ nun 18 Km. ‘si
    stabilizelidir.
    İlçe sınırlarında bulunan önemli akarsular, başta Fırat
    nehri olmak üzere Demirtaş Çayı ile Çifthisar Çayıdır.
    İklimi; kışları
    soğuk, yazları sıcak ve kuraktır. Bu özellikleri ile Akdeniz iklimi ve kara
    iklimine sahiptir.

    Gerger Kalesi

    Gerger İlçesinin Oymaklı
    köyündeki kale, Roma döneminde inşa edilmiş, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde
    surlar, kale kapıları ve tonozlu yapı grupları eklenerek kullanılmıştır.
    Kalıntılarının büyük bölümü günümüzdede ayaktadır.
    Fırat Nehri’nin batı
    yakasında yer alan Gerger kalesi, M.Ö. 2. yüzyılda Kommageneliler’in atası olan
    Arsemes tarafından kurulmuştur. Kale, Kommagene Krallığı’nın doğu sınırını
    oluşturmakta olup Fırat nehri üzerindeki geçişlerin kontrol noktası
    durumundadır. Sarp kayalar üzerine, Aşağı Kale ve Yukarı Kale olmak üzere iki
    bölümde inşa edilen Gerger Kalesi, Kommageneliler’in ilk idare merkezi durumunda
    olup, aynı zamanda kutsal bir tapınak görevini de üstlenmiştir.
    Üç
    girişi bulunan Yukarı Kale'nin 1. kapısı yanında kayalardan oyulmuş merdivenler,
    koridorlar ve mezarlar bulunur. 3. kapı çevresinde Kral Samos ve torunu I.
    Antiochus tarafindan yazdırılan altı kitâbe bulunmaktadır. Kalenin üst
    kısımlarında yapı temelleri, burçlar; alt kısımlarında su sarnıçları ve evlere
    ait kalıntılar bulunmaktadır. Aşağı kalede Orta Çag'a ait İslam yapı temelleri
    olduğu bilinmekle birlikte, kalıntıları iyi durumda değildir. Yine kayalardan
    oyulmuş merdiven ve koridorlar, su sarnıçlarına ait kalıntılar bu bölümde de
    bulunmaktadır. Aşağı Kale'nin batı surlarına dışarıdan bakıldığında kayalara
    oyulmuş Kral Samos'a ait bir rölyef görülmektedir. Dört metre yüksekliğindeki
    rölyefte Kral Samos tören giysileri üzerinde silahlarla kuşanmış ve sağ elini
    ileri doğru uzatmış olarak ayakta tasvir edilmiştir.
    Gölbaşı

    Adıyaman’ a 63 Km uzaklıkta olan Gölbaşı İlçesi, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu
    Anadolu’yu, Doğu Anadolu’ya bağlayan Gaziantep-Malatya karayolu ile
    Adana-Malatya demiryolu yönünde yer almaktadır. Gölbaşı gölünün güneybatısına
    kurulmuş olan ilçenin, Doğusunda Malatya’nın Doğanşehir İlçesi ile Adıyaman’ın
    Tut İlçesi, batısında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit İlçeleri,
    kuzeyinde Kahramanmaraş’ın Nurhak İlçesi, güneyinde Adıyaman’ın Besni İlçesi yer
    almaktadır.
    Gölbaşı ilçe merkezinin yeri, önceleri boş bir arazi iken
    1934 yılında demir yolunun geçmesiyle bir yerleşim merkezi haline gelmeye
    başlamıştır. Civar İl ve İlçelerden başlayan göçler sonucu 1954 yılında Besni
    İlçesine bağlı bir köy olmuş, 1958 yılında da ilçe durumuna getirilmiştir.
    Gölbaşı, gösterdiği hızlı gelişme seyri ile Adıyaman’ın büyük ilçelerinden biri
    durumuna gelmiştir.
    Gölbaşı ilçesinin deniz seviyesinden yüksekliği
    866,8 m. yüzölçümü 784 km. karedir. En yüksek dağı 2500 m. yüksekliğindeki Akdağ
    olup, bunu Meydan ve Boruk dağları izlemektedir. Engebeli bir arazi yapısına
    sahip olan Gölbaşı ilçe sınırları içerisinden Göksu çayı geçmektedir. Ayrıca bir
    birleriyle bağlantılı Gölbaşı, Azaplı ve İnekli gölleri mevcuttur.
    Gölbaşı'nın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Geçici Köy
    koruculuğu, halı kursları, esnaflık ilçenin istihdam alanlarındandır. İlçedeki
    Kömür İşletmesi, tekstil atölyesi, küçük sanayi ve benzer işyerleri istihdam
    sahalarıdır. İlçede kurulu büyük fabrika, sanayi tesisi yada işletme
    bulunmamaktadır.
    İlçede sanayi kuruluşu olarak Kömür İşletmesi, Tekstil
    İşletmesi, Un Fabrikası, Yem Fabrikası, Poşet Fabrikası ve Tavuk Çiftliği gibi
    işletmeler bulunmaktadır
    Gölbaşında tarihi yapı olarak, Harmanlı Kasabası
    Göksu üzerindeki Paşa Köprüsü, Köristan (Yaylacık) Köyü'ne 16 km.uzaklıktaki
    Göksu üzerindeki Vicne Köprüsü ve Altınlı Köprüsü bulunmaktadır. Bunlardan
    Altınlı Köprünün yapım tarihi kesin olarak bilinmemelktedir. Bu köprü üç kemerli
    olup, taşları harç kullanılmadan sıkıştırma suretiyle yapılmıştır. Köprü
    ayaklarında sulara karşı korunmak amacıyla koni şeklinde mahmuzlar yapılmıştır.
    Ayrıca Nasırlı Köyü'nde, köyün ilk kuruluş yeri olan Mendede'de bir höyük
    (Mendede Höyüğü) bulunmaktadır. Kız Kapan'da su sarnıçları, basamaklarla çıkılan
    mağaralar bulunmaktadır. Çevrede çok sayıda cam, ok demirleri, çanak ve çömlek
    kalıntılarına rastlanmıştır. Köyün güneyinde 2 km. uzaklıkta ”Çardak” veya
    “Gölün Başı Mağarası” adı verilen yerdeki mağarada, öküz başı rölyefi
    bulunmaktadır. Buraya “Musa Gediği” mevkii de denilmektedir. Ayrıca, köyün
    kuzeyinde “Kırk Bayır” denilen yerdeki mağaralarda mezarlara rastlanmıştır.
    Gölbaşı, Belören'de tarihî kalıntılar bakımından zengin bir yerleşim
    merkezidir. Köyün 6 km. kadar batısında eski yerleşim yeri olan “ Heyik” mevkii
    bulunmaktadır. Buranın tarihi bir şehir olduğu , dükkan olması muhtemel
    kalıntılardan, yine buradaki mezar kalıntılarından anlaşılmaktadır.Taşlar doğal
    halindedir.Belören'in kuzeyinde 5 km. uzaklıktaki etrafı surlarla çevrili
    Keykubat Kalesi bulunmaktadır. Kale, Roma harcı ile yapılmıştır. Yine Belören'in
    Beldenin güneyine 5 km. uzaklıkta, “Kent” denilen yerde taş mimari parçalar ile
    mezar kalıntıları bulunmaktadır. Belören'in güneyinde, 2 km.uzaklıkta “Peri Önü”
    mevkiinde de bir höyük vardır. Buranın da eski bir yerleşim yeri olduğu
    bilinmektedir. Ayrıca Gölbaşı’nın kuzeyinde yer alan Çataltepe köyündeki
    “Köristan” veya “Kölisten”, denilen yerde dağın üzerindeki kalıntının ne olduğu
    kesinlik kazanamamıştır. Bu kalıntıların yel değirmeni veya bir kiliseye ait
    olduğu söylenmektedir.
    Çataltepe Köyü'nün güneybatısında Kara Mağara
    denilen doğal mağaranın üzerinde 1 m. çapında ve 2 metre derinliğinde tahıl
    saklama veya şarap kuyuları olduğu söylenen kalıntılarla karşılaşılmıştır.
    Ayrıca burada kilise ve ev kalıntıları bulunmaktadır. Bunlar da burasa bir
    yerleşim olduğunu açıkça göstermektedir. Bunun yanında Belören'in 4 km.
    uzaklığında 4 küçük mağaradan oluşan küçük kaya, 1,5 km. uzaklığında İllez Kani,
    Kaba Öğüt denilen ören yerleri ile Höyük mevkii ve Tilki Kalası bulunmaktadır.
    Burada çok sayıda mimari taşlara, keramiklere ve sarnıçlara rastlanmıştır. Beş
    Tepe Mevkiindeki bulunan mağarada, nişlere ve Roma harcına benzer harçla
    yapılmış kalıntılara rastlanmıştır. Bu bölgede yapılacak arkeolojik
    araştırmaların, karanlıkta kalmış bazı noktaları aydınlatacağı da
    açıktır.
    İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Paşa Köprüsü,
    Köristan (Yaylacık) Köyü'ne 16 km.uzaklıktaki Göksu üzerindeki Vicne Köprüsü ve
    Altınlı Köprüsü bulunmaktadır.
    Kâhta

    Kâhta, medeniyetlerin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakınlığı nedeniyle
    tarih süreci içerisinde sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir
    yerleşim merkezidir. M.Ö.VII. yüzyılda Asur, VI.yüzyılda Pers, IV.yüzyılda
    Makedon ve Seleukos egemenliğinin hüküm sürdüğü görülmektedir. M.Ö. I.yüzyılda
    bölgede hüküm süren Arsames, günümüze önemli tarihi eserler bırakmıştır.
    Kommagenelilerin atası olan Arsames, bugünkü Fırat Arsameia’sı olarak bilinen
    Gerger Kalesi ile Nymhois Arkameia’sının kurucusudur. M.Ö.109’da bağımsızlığına
    kavuşan, doğu ve batının kültür, sanat ve inançlarının sentezi olan Kommagene
    Medeniyeti M.S. 72’de Anadolu’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılarak
    Suriye Eyaletine bağlanan son krallık olmuştur.
    Kahta, Arap, Ermeni,
    Artuklular, Haçlı Seferlerini müteakiben Selçuklular, Babiller, Moğollar,
    Memlükler ve Dulkadiroğuları hakimiyetinde kaldıktan sonra 1516 yılında Yavuz
    Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine girerek önce Dulkadirli Emaretine,
    Kanuni zamanında ise sancak merkezi haline getirilen Samsat’a bağlanarak
    Zülkadiriye Eyaletine (Maraş) bağlanır.
    Kahta 1531 yılında Malatya’ya, 1349
    yılında ise Hısn-ı Mansur’a (Adıyaman) bağlanır. 1859 yılında Malatya sancak
    olunca Kâhta’da diğer kazalar gibi yeniden Malatya’ya bağlanır. Bu durum Osmanlı
    İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder.
    Kahta Cumhuriyet döneminde
    Malatya’ya bağlı bir ilçe olarak yapılandırılır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yer
    değiştirerek eski Kâhta’nın 26 k.m. güneyindeki şimdiki yerine taşınır. İlçemiz
    1954 yılında Adıyaman’ın il olması ile birlikte Adıyaman’a
    bağlanmıştır.
    İlçe Merkezinin yerleşim yeri ova üzerindedir. İlçenin
    kuzey bölgesi dağlık olup, bu bölgede köyler tarım arazisi dışına, yamaçlara
    kurulmuştur. Güney bölümündeki köyler ise ova içerisindedir.
    Kahta; 38-17
    doğu boylamı ile 37-45 kuzey enlemi üzerinde yer alır. Denizden yüksekliği 750
    metredir. Kuzeyde yüksekliği 2000 metreye ulaşan sıra dağlarla çevrili ilçe 1490
    km2’lik yüz ölçüme sahiptir. Adıyaman ilinin 33 km. doğusunda yer alır. İlçe
    yüzölçümünün -Kahta merkez dahil- yaklaşık üçte ikisi 1. derecede, kalan
    yaklaşık üçte biri ise 2. derecede deprem bölgesi içindedir.
    Kahta ilçesi,
    doğuda Gerger ilçesi, güney ve güneydoğuda Şanlıurfa ili, güneybatıda Samsat
    ilçesi, batıda Adıyaman, kuzeyde Sincik ilçesi ve Malatya ili ile çevrilidir. Şu
    anda ilçenin doğu ve güneydoğu kesimindeki sınırını Atatürk Baraj Gölü meydana
    getirmektedir.
    İlçenin kuzey kesimi dağlık alanlardan meydana gelirken,
    güney kesimi düzlük alanlardan meydana gelmektedir. Kuzeydeki en yüksek nokta
    Nemrut Dağıdır (2.206m.), dağlık alanlardan güneye doğru gidildikçe önce plato
    alanlarına sonra geniş ovalara geçilir. Kahta Antitoros Dağlarının güney
    eteklerinde başlayıp güneye doğru alçalan ve Harran ovasına doğru uzanan bir
    arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezi düz bir alanda
    kurulmuştur.
    Dağlar :
    * Nemrut Dağı
    Akarsular
    :
    İlçenin en önemli akarsuları Kahta Çayı ve Kalburcu Çayıdır.
    *
    Kahta Çayı
    * Kalburcu Çay
    Göl ve Göletler:
    *
    Kahta’da tabi göl yoktur.
    * 100. Yıl Göleti * Dut
    Göleti

    İlçe Adının Kaynağı

    Kahta adının nereden geldiği yolunda
    kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte, Orta Asya’da Ötüken ve
    Karakurum yakınında Kahta isimli bir kentin varlığı göz önüne alınırsa Kahta
    isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. “Kahta” isminin
    Persçede “Dağın Eteği” anlamına geldiği ve Komagenelilerden önce bölgede hakim
    olan Persler tarafından kullanıldığı , bu adın da eski yerleşim yerinin
    konumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Eski ilçe merkezi Eski Kahta’dır ve
    Nemrut Dağının eteklerinde yer almaktadır.
    İlçenin Tarihi ve Turstik
    Yerleri :

    Kahta İlçesi sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal
    zenginlikler nedeniyle önemli bir turizm merkezi konumundadır. Özellikle
    Kommagene Medeniyetinden kalan tarihi miras, kültür turizmi için dünyanın en
    önemli kaynaklarından birini teşkil etmektedir. İlçenin önemli tarihi, kültürel
    ve doğal zenginliklerini arkeolojik kültür varlıkları ve ören yerleri
    oluşturmaktadır. 2206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı tepesinde bulunan Kral
    Antiochos’un anıt mezarını ziyarete gelenler, güneşin gizemli doğuşunu ve
    batışını seyretmektedirler.
    * Nemrut Dağı (Antiochos’un Anıt
    Mezarı – Dev Heykeller),
    * Arsemia (Eski Kale),
    * Eski
    Kahta Kalesi (Yeni Kale),
    * Cendere Köprüsü (Roma Köprüsü),

    * Karakuş Tümülüsü (Kadınlar Anıt Mezarı)
    * Şeytan
    Köprüsü,
    * Kıran Köprüsü (Değirmenbaşı Köprüsü),
    * Han
    Yeri (Burmapınar),
    * Yassıkaya ören yeri
    İlçenin tarihi
    yerlerinin başlıcalarıdır.
    İklim ve Bitki Örtüsü :
    İlçemizin
    doğal bitki örtüsü step görünümündedir. Engebeli bir arazi yapısına sahip olup,
    dağlık kesimde fazla sık olmayan meşe ağaçları, akarsu boylarında ise söğüt ve
    kavak ağaçları mevcuttur.
    İlçemiz sınırları içerisinde bulunan Atatürk Baraj
    Gölü nedeniyle, iklim yapısı önemli ölçüde değişikliğe uğrayarak, karasal olan
    iklim, Akdeniz İklimi ile benzerlik göstermeye başlamıştır.
    İlçemizde son 10
    yılın meteorolojik verilerine göre en düşük sıcaklık – 9.4 0C (1997 yılı Şubat
    ay’ı) en yüksek sıcaklık 44.4 0C (2000 yılı Temmuz ay’ı) dir.
    İlçemize
    son 10 yılda yıllık olarak en yüksek yağış miktarı m2’ye toplam 1038.5 kg. ile
    1996 yılında, aylık en yüksek yağış miktarı 297.6 kg olarak 1996 yılı Mart
    ayında kaydedilmiştir.
    Son on yıllık sıcaklık ortalaması 17.2’ dir.

    Samsat

    Eski adı Samusata - Sumaysat olan Samsat yörede tarihi en eski olan yerleşim
    yerlerinden birisidir. Bazı kaynaklardan M.Ö 6000 yılında Orta Asya’dan gelen
    Türklerden Prohititler tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Fırat’ın batı ve
    doğu kesimleri arasında en elverişli geçit yerinde bulunduğundan Samsat tarih
    boyunca önem kazanmıştır.
    Sümerler zamanında Semizata adı verilen Samsat’
    ın demir çağında Hitit Krallığının merkezi olduğu sanılmaktadır. Bölge M.Ö. 708
    II. Sargon tarafından zapt edilerek Asur’ a bağlı bir eyalet durumuna gelir.

    M.Ö. 605 yılında Babiller’in eline geçer. Daha sonra sırasıyla Medlerin,
    Perslerin (M.Ö. 553), Mekadonya Krallığının (M.Ö. 333) ve Selevkos’ ların
    hakimiyeti altına girer.
    Samsat M.Ö. 69’da Kommagene Krallığının merkezi
    olur. Kommagene Kralları Antichos sanıyla anılır. 150 yıllık süre içinde 4 kral
    tahta geçti. Bunlardan Kral Antichos III’ nün Romalılara yenilgisi üzerine
    Kommagene Devletinin egemenliği sona erdi. M.S. 72 yılında bir Roma eyaleti
    haline getirilen Samsat bir ilim merkezi olur.
    Ünlü bilgin Lukianus bu
    dönemde Samsat’ta doğar.
    Bu arada birkaç kez Perslerle Romalılar
    arasında el değiştirir. M.S. 271’de tekrar Romalıların eline geçer. Bu dönemde
    nüfusu 50.000’i geçer.
    Daha sonra Bizans’ın ve sonrada Arapların eline
    geçer. Samsat’a Hz. Ömer zamanında Şimşat, Şümişat denir. 1085’te Melikşah
    1114’de Zenginler 1180’de Selahattin Eyyubi 1203’de Anadolu Selçuklularından
    Rüknettin süleyman II Samsat’a hakim olur. 1237’de Harzemşahlar tarafından yağma
    edilen Samsat 1240’da Moğol İmparatoru Hülagü Han tarafından sonrada
    Dulkadiroğulları tarafından istila edilir.
    1392’de Yıldırım Beyazıt
    tarafından Osmanlı devletine bağlanır. 1401’de Timur tarafından tahrip edilir.
    1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından tekrar Osmanlılara katılır. Osmanlı
    yönetiminde eski önemini kaybeder ve sancak merkezi olur.
    Gittikçe
    küçülen Samsat, Cumhuriyetin kurulmasıyla bucak merkezi olur, 1960’da ilçe
    merkezi haline getirilir ve Adıyaman iline bağlanır.
    Samsat ilçesi
    Atatürk Barajı Göl suları altında kalmasından dolayı 05.03.1988 tarihinde eski
    yerleşim yerinden tahliye edilmiş ve 21.04.1988 tarihli 3433 sayılı kanunla
    merkezi değiştirilerek bu günkü yerine taşınmış bulunmaktadır.
    Günümüzde
    yapılan arkeolojik araştırma ve kazılarla eski Samsat ve civarında eski
    dönemlere ait saraylar, su kemerleri, kaleler ve benzeri yapılar, kıymetli
    eşyalar bulunmuştur. Bu eserlerden bir kısmı Adıyaman müzesinde
    sergilenmektedir.
    İlçe Adıyaman ilinin güney-doğu kesiminde yer almakta
    olup, yüz ölçümü 338 km2 dir.
    Samsat’ın; Batısında Atatürk Baraj Gölü,
    Kuzeyinde Kahta İlçesi, Doğusunda Atatürk Baraj Gölü, Güneyinde Atatürk Baraj
    Gölü (karşı kıyıda Şanlıurfa ili Bozova ilçesi) bulunmaktadır.
    Yeni Samsat
    ilçesi Atatürk Baraj gölünün kıyısında üç tarafı baraj gölü ile çevrili bir
    yarım ada şeklini almıştır. Denizden yüksekliği 610 metredir. İl merkezine
    uzaklığı 47 km. dır.
    İlçe güneye doğru eğimlerle alçalan bir ova
    görünümündedir. Yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlıdır.
    Atatürk Baraj gölü nedeniyle nem oranı artmıştır.
    Sincik

    İlk çağlarda Sincik’in de içinde bulunduğu Adıyaman ve Kahta yöresinde bir
    çok devlet egemenliği kurulmuştur. Hititler, Hurriler ve Mitaniler M.Ö. 1600
    –1000 yıllarında bu yöreye hükmetmişlerdir. M.Ö. 69 M.S. 72 senelerinde bu
    yörede kurulan Kommagene Krallığından sonra Sincik ve çevresine Roma
    İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu daha sonra Selçuklu ve Osmanlı Devleti bu
    yöreye hakim olmuşlardır. 1954’e kadar Malatya İline bağlı bir nahiye olan
    Sincik; 1954 ten sonra Adıyaman’ın İl olması ile Kahta İlçesine bağlı bir köy
    iken 1990 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.
    Sincik İlçesi Adıyaman
    İlinin 70 Km kuzey doğusunda yer almaktadır. Kuzeyde Malatya, Kuzey Doğusunda
    Pütürge, Doğuda Gerger, Güneyinde Kahta, Güney Batısında Adıyaman ve Batıda
    Çelikhan ile çevrili olup, 1325 metre rakımlıdır. İlçe rakımı güneyden kuzeye
    doğru artmaktadır. Sincik dağlık ve dağınık araziye sahip olup, Güney Doğu Toros
    dağlarının güney kesimindeki dağ ve tepelerden oluşmaktadır. Sincik’ in en
    yüksek dağı kuzeydeki Türk Dağıdır Sincik’te bozkır iklimi özellikleri vardır.
    İlçede kışlar çok soğuk ve kar yağışlı yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer.
    Yazlar sıcak olmasına rağmen rakım yüksek olduğundan kısmen bir serinlik
    hakimdir. Sincik’ te Kıran Çayı, Aksu Çayı ve Yarpuzlu (Birimşe) Çayı
    bulunmaktadır.
    Tut

    Tut, Güneydoğu Torosların eteğinde kurulmuş çok eski bir yerleşim merkezidir.
    Güney ve Batı sınırı Göksu akarsuyu, doğu sınırı ise Şovak suyu ile
    çevrilidir.
    Tut ve çevresinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kaşlıca
    ve Sürmen yöresinde Tarihi eserlere rastlanmaktadır. Kurulan deresi yanında
    Ernişdere adında bir kale, bucağın batısında yer alan Sürmen’ de ev kalıntıları,
    yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişdere’de derenin sarp yerlerinde görülen
    su arkı ile Tut’ tan Kaşlıca’ ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin eskiden oldukça
    kalabalık bir yerleşim birimi olduğunu göstermektedir.
    İlçenin Çamlıca
    Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli
    yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına Uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu
    üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye benzer
    iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı
    bilinmektedir.
    Vijne Köprüsünün bir benzeri ise halen hizmet veren tarihi
    Şebker köprüsüdür. Bu köprü, İlçenin Tepecik Köyü ile Adıyaman’ın merkez Şerefli
    köyünü birbirine bağlayan yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran önemli bir tarihi
    yapıdır. Şebker köprüsü, Şebker çayının dar ve kayalık bir kısmına
    oturtulmuştur. Yapılışındaki bu teknik sayesinde köprü, bugüne kadar ayakta
    kalmayı başarmıştır.
    Bugünkü Tut İlçesi’nin 1560 senesine ait Kanuni
    Sultan Süleyman döneminin tahrir defterindeki kayıtlara göre önemli bir yerleşim
    birimi olduğu anlaşılıyor. Söz konusu tahrir defterindeki kayıtlarda, Tut
    yerleşim biriminin Şeyh Abdurrahman Erzincani vakfı olduğu belirtilmektedir.
    İlçedeki Tarihi ve Turistik Yerler :
    * Ulu Cami

    * Salah Cami
    * Musalla Cami
    * Kaşlıca Kalesi

    * Malkayısı,
    * Memekli Mağara
    * Geyik Mağarası

    * Tum Tumu Mağara
    * Şovak Köprüsü

  4. #4
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman Coğrafyası

    .
    Adıyaman Coğrafyası

    - Genel Durum
    Adıyaman ili Orta Fırat
    bölümü içinde yer alır. Eski coğrafyacı ve tarihçilere göre: Güneyde Arap
    Yarımadasından, Kuzeyde Toros Sıradağları'na doğru uzanan Arap çöllerinin sona
    erdiği yerde, Toros sıra dağlarının eteklerinde verimli topraklar yer
    almaktadır. Arap çöllerini kuzeyden bir ay gibi saran bu topraklara binlerce
    yıldan beri ‘Bereketli Hilal' adı verilmiştir. Ortadoğu ülkelerinin merkezinde
    yer alan ‘Bereketli Hilal' topraklarında Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarından
    gelen ana kara yolları birbirlerini kesmektedir. Tarih boyunca ‘Bereketli Hilal'
    Bölgesi ana ticaret yollarının kavşak noktalarında, büyük ticaret ve sanayi
    şehirleri doğmuş, büyümüş, yıkılmış ve yerlerine yenileri kurulmuştur.
    ‘Bereketli Hilal' bölgesinin bir parçası sayılan Orta Fırat Bölümünün illerinde
    olan Adıyaman şehri, ‘Bereketli Hilal' bölgesinin en üst sınırını
    oluşturmaktadır. Adıyaman ili uygun coğrafi özellikleri dolayısıyla tarihinin
    her döneminde insanların yaşamayı tercih ettikleri bir yerleşim bölgesi
    olmuştur.

    - Yeryüzü Şekilleri

    Adıyaman 'in Kuzey kesimi
    torosların uzantısı olan Malatya dağları ile çevrilidir. Çelikhan, Gerger ve Tut
    İlçelerinin arazilerinin çoğu dağlıktır.
    İlin belli başlı dağları; Akdağ,
    Dibek, Ulubaba, Gördük, Nemrut, Bozdağ ve Karadağdır. Güneye inildikçe ova
    nitelikli araziler başlar. Kahta, Samsat, Keysun ve Pınarbaşı ovaları ilin
    önemli ovalarıdır .

    Bitki Örtüsü

    Adıyaman ili Doğu ve Güneydoğu
    Anadolu Bölgeleri arasında köprü vazifesi gören bir şehirdir. Hatta kısmen
    Akdeniz Bölgesinin özelliklerini de taşır. Bu nedenle bitki örtüsü de bu üç
    bölgenin özelliklerini taşımaktadır. Yüksek rakımlı yerler genelde meşe ağaçları
    ile kaplanmış olmakla birlikte, su ve toprak erozyonu nedeni ile çıplak hale
    gelmiş araziler de mevcuttur. Yaz mevsiminin uzun ve kurak geçmesi dolayısıyla
    orman içi bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Tarım yapılmayan alanlar çayır,
    mera, yabani ağaçlar ve makilerle kaplıdır. Sazlık, bataklık alanlarda suyu
    seven bitki türlerine rastlanmaktadır.
    Rakım yükseldikçe ağaç türleri
    değişmekte kimi bölgelerde meşeliklere rastlamak mümkün olmaktadır.Doğan, şahin,
    baykuş, keklik gibi yabani kuş türleri yanında tavşan, tilki, çakal gibi yaban
    hayvanları da Adıyaman il sınırları içerisinde yaşama alanlarına
    sahiptirler.

    Akarsular :
    Fırat Nehri İlin en önemli akarsuyudur.
    Diğer akarsuları ise şunlardır; Sofraz Çayı, Ziyaret Çayı, Çakal Çayı, Kalburcu
    Çayı, Eğri Çayı, Besni Akdere Çayı, Şepker Çayı, Çat Deresi, Gürlevik Deresi ve
    Halya Deresi ile Gölbaşı, İnekli, Azaplı ve Abdulharap gölleri ilin diğer su
    kaynaklarıdır.

    Fırat Nehri: İlin en önemli akarsuyu-dur. Şanlıurfa
    ve Diyarbakır illeri ile sınırı oluşturur. İl içindeki uzunluğu 180 km. dir.
    Kâhta, Kalburcu ve Göksu Çayları nehrin başlıca kollandır.

    Kahta Çayı:
    Çelikhan yöresindeki Bulam, Abdülharap ve Recep sularını toplayıp Cendere
    Köprüsünden geçtikten sonra Eski Kahta ve Alut Arazisinde biriken dağ sularını
    da alarak Fırat Nehri'ne karışır (45.5 km).
    Göksu Çayı:
    Kahramanmaraş ili sınırlarından çıkar. Erkenek, Tut.ve Akdere civarından geçer.
    Sofraz suyunu da aldıktan sonra Gümüşkaya'nın batısında Fırat Nehrine karışır.
    İI sınırlan içindeki uzunluğu 90 km. 'dir.

    Sofraz Çayı:
    Besni
    ilçesi Toklu Köyü civarından çıkar. Hacıhalil Köyü yakınlarında Keysun Suyu'nu
    alarak Akdere civarında Göksu Çayı'na karışır. İl sınırları içindeki uzunluğu 51
    km.'dir.
    Ziyaret Çayı: Kaynağını Cebel ve Zey Köyleri sularından
    alarak ipekli Köyü civarında Atatürk Barajı Gölü'ne karışır.
    Adıyaman
    ilinin önemli sayılabicak diğer akarsuları ise şunlardır:
    Çakal Çayı (37.5
    km.) Kalburcu Çayı, Eğriçay (32 km.}, Besni Akdere Çayı (59 km.) Keysun Çayı (45
    km..), Birimşe Çayı (35 km.), Şepker Çayı, Çat Deresi, Gürlevik Deresi ve Halya
    Deresi (41 km.)
    - Göller - Göletler
    İlde dört doğal, bir de
    yapay olmak üzere beş adet göl vardır. Bunlar Gölbaşı, İnekli, Azaplı ve
    Abdulharap doğal gölleri ile Atatürk Barajı suni gölüdür.
    Gölbaşı Gölü: 2.19
    km2 yüzölçümünde olan bu göl, Gölbaşı ilçesi Belediye sınırları içerisinde yer
    almaktadır. Çevresinde turistik tesisler bulunan gölde balık üretimi de
    yapılmaktadır.
    İnekli Gölü: Yüzölçümü 1.09 km2 dir. Yağışların fazla olduğu
    dönemlerde Gölbaşı ve Azaplı Gölleri ile doğal olarak açılan kanallarla
    birbirine bağlanırlar.
    Azaplı Gölü: ilçenin batısında bulunan bu gölün
    yüzölçümü 2.72 km2 dir. Kışın sularının artması nedeniyle çoğu kez Gölbaşı Gölü
    ile birleşik bir görünüm arz eder.
    Abdülharap Gölü: Çelikhan ilçesinin 3 km.
    kuzeyinde yer alan gölün yüzölçümü 5 km2 dir. Yüzeyi yoğun olarak saz ve otlarla
    kaplanmış olan bu göl. Çat Barajı'nın tamamlanması halinde, baraj göl sahası
    içinde kalacaktır.
    Atatürk Barajı Gölü: Güney Doğu Anadolu
    Projesi'nin (GAP) uygulamaya konulmasıyla oluşan bir göl olup Adıyaman ve
    Şanlıurfa illeri arasında geniş bir alanı kaplar. Bölgenin sulama suyu ve balık
    üretiminin temini açısından son derece önemli bir göldür. Rezervuar sahası
    81.700 hektardır.

    Çamgazi Barajı Gölü:
    Adıyaman merkez ilçeye
    bağlı Atatürk Barajı yolu üzerindedir. Baraj gövdesi zonlu toprak dolgu tipinde
    yapılmakta olup sulama amaçlı inşa edilmektedir. Sulama alanı 6536
    hektardır.

    Çat Barajı Gölü:
    Güney Doğu Anadolu Projesi'nin (GAP)
    uygulamaya konulmasıyla oluşan göl olup Adıyaman-Çelikhan Abdulharap Gölü
    üzerindedir. Sulama amaçlı kullanılan baraj gölü 14.481 hektarlık alanı
    kaplar.

    Göletler:
    Adıyaman ili gölet inşası bakımından yeterli su
    potansiyeline sahiptir. Bu nedenle mevcut göletlerin yanısıra çoğunluğu GAP
    Projesi çerçevesinde olmak üzere bir çok gölet inşa halindedir. Bazı göletler de
    planlama aşamasındadır. Bunlara ait özet bilgiler aşağıdaki tabloda
    verilmiştir.

    - Dağlar
    Kuzey kesimi, Torosların uzantısı olan Malatya Dağları ile
    kaplıdır. Güneye inildikçe yükselti azalır ve tamamiyle ova nitelikli araziler
    başlar. Çelikhan, Tut ve Gerger ilçelerinin tamamına yakını dağlık bölge
    özelliğini taşır.

    Merkez, Besni ve Kahta ilçelerinin kuzey kesimleri
    dağlık, güney kesimleri ova şeklindedir. Samsat ilçesi ise ilin en düz
    arazilerine sahiptir.

  5. #5
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman MÜZELER VE ÖREN YERLERİ

    .
    Adıyaman MÜZELER VE ÖREN YERLERİ



    Nemrut Dağı Ören Yeri

    Nemrut Dağı ören yeri, İl Merkezine direkt 87 km.
    Arsameia Antik yolu üzerinden 77 km. Kahta ilçesine 43 km uzaklıktadır. Dünya
    harikası olan bu tümülüs, Doğu Toros sıradağları üzerinde 2206 metre
    yükseklikte, Fırat Nehri geçitlerine ve ovaya hakim bir tepe üzerindedir.
    Kommagene Kralı I. Antiochos için yapılan anıt mezar üzerinde kırma ve
    çakıl taşları yığılarak bir tümülüs oluşturulmuş ve tümülüsün etrafındaki
    teraslar üzerine ateş sunağı ve Greko-Pers üslubunda dev heykel ve kabartma
    steller yapılmıştır.
    Doğu Terası
    Yaklaşık 10 metre
    yüksekliğindeki tahtlar üzerinde sıralar halinde oturmuş dev tanrı heykelleri
    mevcuttur. Heykellerin yüzleri güneşe doğru bakmaktadır. Bu terasta sırasıyla
    Kommagene Krallığının gökyüzü
    hakimiyetini temsil eden koruyucu kartal, krallığın
    yeryüzü hakimiyetini temsil eden koruyucu aslan, Kommagene Kralı I. Antiochos,
    Kommagene (Tyche), Zeus, Apollon ve Herakles heykelleri yer alır.Tahtların
    arkasında 237 satırdan oluşan Kral Antiochos’un dini ve sosyal içerikli vasiyeti
    (Nomos) bulunmaktadır.Terasın kuzey ve güneyinde Kommagene Kraliyet ailesi
    bireylerinin kabartma stelleri bulunmaktadır. Yine bu terasta heykellerin önünde
    ateş sunağı (Altar) ve onun yanında oturur biçimde bir aslan heykeli
    bulunmaktadır. Nemrut’ta güneşin doğuşu bu terastan
    izlenmektedir.

    Batı Terası

    Doğu Teras’da olduğu gibi
    tahtlarında oturan dev tanrı heykelleri ile birlikte Kommagene Kralı I.
    Antiochos’un heykeli ve tanrılarla tokalaşma kabartmaları yer alır. Ayrıca
    burada astroloji ile ilgili bir aslan horoskop kabartması da bulunmaktadır.
    Aslan kabartması üzerinde yer alan ay ve yıldızlardan Milattan önce 7 Temmuz 62
    tarihi okunmaktadır. Bu tarih Kral I. Antiochos’un tahta çıkış tarihidir.
    Nemrut’ta güneşin batımı bu terastan izlenmektedir.
    Kuzey
    Terası

    Kuzey Terası, batı ve doğu teraslarını birbirine bağlayan 180 m.
    uzunluğunda bir tören yoludur. Terasta tamamlanmamış stel ve kaideler
    bulunmaktadır.
    Arsameia Örenyeri (Nymphaıos
    Arsameiası)

    Kommagene Krallığının yazlık yönetim merkezi olan ARSAMEİA ,
    İlimiz Kahta ilçesine bağlı Kocahisar köyü ile Damlacık köyü arasında, Kahta
    Çayı’nın (Nymphaios) doğusunda yer alır. Güneydeki tören yolu üzerinde bulunan
    çok sayıda kabartma heykel ve steller yanında Anadolu’nun bilinen en büyük
    Grekçe Kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin bulunduğu yerde 150 basamakla aşağı
    inen kutsal amaçla kullanılan dehliz ve üst kısımda ise saray kalıntıları
    bulunmaktadır.

    Nemrut Dağına Nasıl Gidilir ?

    Nemrut dağına
    çıkış için en uygun sezon Nisan- Ekim aylarıdır. Nemrut dağında günesin doğuşu
    ve batışı dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar görkemlidir. Güneşin doğuşu ve
    batışı, izleyenler üzerinde derin etkiler bırakmaktadır.
    Nemruta ulaşım
    Karadut köyüne kadar asfalt, daha sonraki kısım ise kilitli parke taşı kaplıdır.
    Yapılan geziler genellikle tur şeklindedir. Turlar özel araçlarla yapılabileceği
    gibi Adıyaman ve Kahta’dan kiralanacak vasıtalarla da
    yapılabilir.
    Alternatif Yollar
    Adıyaman-Nemrut Dağı
    (Arsameia’dan Antik yol ile) 77 km
    Adıyaman-Nemrut Dağı Direkt 86
    km
    Adıyaman Havaalanından Nemrut Dağına Direkt 66 km
    Adıyaman-Kahta 34
    km
    Adıyaman-Cendere Köprüsü 54 km
    Adıyaman-Yenikale 59
    km
    Adıyaman-Arsameia(Cendere Köprüsü Güzergahı) 61 km
    Turlar


    Nemrut Turları

    Nemrut turları Büyük Tur, Küçük Tur ve
    Normal Tur olmak üzere üç ayrı şekilde yapılmaktadır.
    Büyük Tur :
    Güneşin doğuşunu izlemek için Adıyaman’dan gece saat 02:00’da hareket
    edilir. Nemrut Dağı’nda güneşin doğuşu izlenerek, Arsameia, Yeni Kale, Cendere
    Köprüsü ve Karakuş Tümülüsü gezilerek dönülür. Bu tur yaklaşık 5-6 saat
    sürmektedir. Güneşin batışını izleyecek olan ziyaretçilerin, Adıyaman’dan saat
    14.oo’da Kahta’dan ise saat 14.30’da ayrılmaları tavsiye edilir.
    Küçük
    Tur :
    Yalnızca Nemrut Dağı’nı kapsayan turdur. Kommagene Uygarlığı’nın diğer
    kalıntıları görülmediği için yaklaşık 4-4.5 saat sürer.
    Normal Tur :
    Güneşin doğuşunu ve batışını içine almayan turlardır. Genellikle sabah
    çıkılmakla birlikte günün her saati uygundur.
    Arabaları tırmanışa uygun
    olanlar, kendi araçlarıyla da çıkabilirler.
    Adıyaman Müzesi


    1982 yılında modern binasına kavuşmuş ve
    bu tarihten sonra kendi binasında hizmet vermeye başlamıştır.

    Müze
    binası, konum olarak şehir merkezinin en güzel yerinde, geniş-bahçeli, bodrum
    kat üzerine yapılmış tek katlı bir binadır. Eserler iki büyük salon ve bu salonu
    birbirine bağlayan ara salon ile iç bahçede sergilenmektedir. Aşağı Fırat
    Bölgesinde yapılan ve yıllarca süren yerli ve yabancı kazılar sonucu teslim
    edilen, satın alma ve diğer yollardan müzeye gelen eserler ile müze, bölgenin en
    zengin müzesi haline gelmiştir.

    Müzede Paleolitik
    Döneme ait el baltaları, delici ve kesiciler; Kalkolitik Döneme ait pişmiş
    topraktan kaplar, Tunç Çağına ait süs eşyaları; Roma ve İslâm Dönemine ait
    seramik kaplar sergilenmektedir.Yine çeşitli dönemlere
    ait mühürler, kadın ve erkek takıları, insan ve hayvan figürinleri, mozaikler,
    altın, gümüş ve bronz sikkeler; yöreye ait etnografik eserler sergilenmektedir.


    Atatürk Caddesi
    Tel : (0416) 216 29 29
    Faks : (0416)
    216 98 98


    Pazartesi dışında her gün 08.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

    <!-- #EndEditable -->


    Arsameia Ören Yeri (Nymphaios Arsameia'sı):
    Kral I. Antiochos kitabelerinde söz edildiğine göre, Arsameia İ.Ö. 2. Yüzyılın
    başlarında Kommagene'lerin atası Arsemez tarafından Kahta çayının doğusunda Eski
    Kahta kalesinin karşısında kurulmuş Krallığın yazlık başkenti ve idare
    merkezidir.


    Güneydeki tören yolunda Mitras'ın kabartma steli, ayin platformu üzerinde
    Antiochos-Herakles tokalaşma steli ve bunun önünde Anadolu'nun bilinen en büyük
    Grekçe yazıtı, yazıtın bulunduğu yerden başlayan 158 m. derine inen bir tünel
    ile yazıtın batısında benzer bir kaya dehlizi bulunmaktadır. Tepe üzerindeki
    platformda Mithridathes Callinichos'un mezar tapınağı ve sarayı yer almaktadır.
    Arsameia ören yeri, Adıyaman'a 60 km. uzaklıktadır.

    Yeni Kale: Adıyaman'a 60 km. uzaklıkta
    Kocahisar köyü yakınındadır. Kommagene'ler tarafından inşa edilen Yeni Kale,
    karşısındaki Arsemeia ile birlikte kullanılmıştır. Romalılar ve ardından
    Memluklular tarafından restore edilen Kale en son 1970'lerde kısmen
    onarılmıştır. Kale içinde çarşı, cami, zindan, su yolları, güvercinlik
    kalıntıları ve kitabeler bulunmaktadır. Kale'den Nymphois'e inen su yolu bir
    tünelle Arsameia'ya başlanmıştır. 80 metreyi bulan bu yolla halen suya ulaşmak
    mümkündür.

    Derik Kalesi: Cendere Köprüsünden sonra
    Sincik yolu üzerindeki Datgeli köyünün yakınlarındaki 1400 m. rakımda bulunan
    tepenin üzerine kurulmuştur. M.S. 70'lerde Romalılar tarafından inşa edildiği ve
    300'lere kullanıldığı tahmin edilen, içerisinde büyük bir tapınak bulunan
    bölgenin kutsal alanı kabul edilen kalenin hemen yakınında Kommagene döneminde
    inşa edilen Temenos kalıntıları bulunmaktadır.

    Gerger Kalesi (Fırat Arsameia'sı): Adıyaman'ın Kahta İlçesine 85 km.
    uzaklıkta bulunan, tarihi Geç Hitit dönemine dayanan kale, Fırat nehrinin batı
    yakasında yer almaktadır. M.Ö. II. yüzyılda Kommageneliler'in atası olan Arsames
    tarafından kurulmuştur. Sarp kayalar üzerine, Aşağı ve Yukarı Kale olmak üzere
    iki bölümde inşa edilen Gerger Kalesi'nin batı surlarında Kral Samos'a ait bir
    kabartma bulunmaktadır. İslami dönemde de kullanılan kale içerisinde cami,
    dükkanlar ve su sarnıçları bulunmaktadır.

    Perre Antik Kenti: Adıyaman kent merkezine 5 km. uzaklıkta, Kuyucak
    köyü yolu üzerindeki Pirin köyündeki kalıntılar 200 civarındaki kaya mezarı ve
    yerleşim yerine sahiptir. Antik çağdan kalan bu nekropol ve çevresi
    Kommageneliler döneminde önemli bir yerleşim merkezi olmakla birlikte, asıl
    Romalılar döneminde gelişmiş bir kenttir. Girişleri kabartmalarla süslenmiş
    birbirine geçişli içerisinde lahitler yerleştirilmiş kayaların içine oyulmuş
    mezar odaları şeklinde kalıntılardır.

  6. #6
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman Nemrut Dağı

    .
    Nemrut Dağı
    NEMRUT
    Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m.
    yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci
    harikası Nemrut, Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce
    uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır.
    Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra,
    dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla
    da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gündoğumu ve gün batışını seyretmek
    için Nemrut Dağına gelmektedir.
    UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı,
    çevresindeki Kommagene Uygarlığı eserleri ile birlikte ülkenin önemli Milli
    Parklarından biridir. Nemrut Dağındaki dev heykeller ve tümülüs, Arsameia (Eski
    Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları
    içerisinde yer alıyor.
    Tarihçe
    İki bin yıldır güneşin doğuşunu ve batışını 2150
    m. yükseklikte izleyen dev heykellerin sırrının çözülmesi için Kommagene
    Uygarlığı'nın keşfine gitmek gerekir.
    Nemrut Dağı'nın Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye
    gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki ekip, Nemrut Dağı'nın
    tepesindeki tümülüs ve tümülüsün doğu ve batı yanlarında oluşturulmuş teraslar
    üzerindeki devasa heykeller ve çeşitli kabartmalardan oluşan eserler üzerinde
    çalışır. Uzun çalışmalar sonunda Grekçe yazılı kitabeyi çözen Punchstein, bu
    eserlerin Kommagene Uygarlığı'na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochos
    tarafından yaptırıldığını keşfeder. Antiochos'un ağzından yazılan kitabe, Nemrut
    Dağı'nın sırrını ve Antiochos'un yasalarını içermektedir.
    Kommagene Uygarlığının ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut Dağı'ndan
    başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzasında gerçekleştirilmiştir. Bölgede yapılan
    kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da
    Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmıştır.
    Kommagene Krallığı
    Yunanca "Genler Topluluğu" anlamına gelen Kommagene, ismiyle bağdaşırcasına,
    Grek ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü
    bir krallıktır. Toros Dağlarındaki çeşitli yolların birleştiği noktada bulunan
    antik Kommagene Krallığı, Suriye'nin Kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve
    doğuda Fırat Nehri'nin çevrelediği verimli topraklarda yer almıştır. Tarıma ve
    hayvancılığa elverişli ve ekonomik önemi yüksek sedir ağacı ormanlarını
    barındıran Kommagene topraklarının, ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak
    kullanıldığı civardaki mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılmaktadır.
    Antik dünyanın küçük ancak güçlü ülkesi Kommagene, baba tarafı Pers
    Krallarından "Krallar Kralı olarak anılan Darius'a ile, anne tarafı Makedonya
    Hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithradates Kallinikos
    tarafından, İ.Ö. 109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Farklı
    topluluklardan meydana gelen ve ayrı inanç ve kültürlere sahip Kommageneliler
    arasındaki birliği sağlamak konusunda büyük başarı sağlayan Mithradates
    Kallinikos, tanrılarla olan bağını kuvvetlendireceği ve böylece ulusunu barış
    içerisinde yaşatacağı inancıyla ülkesinin çeşitli yerlerinde tapınaklar
    yaptırmıştır.
    İklim
    Kahta ilçe sınırlarındaki Nemrut Dağında karasal iklim özellikleri
    görülmektedir. İlçe sınırlarındaki Atatürk Baraj gölü nedeniyle, iklim yapısı
    önemli bir ölçüde değişikliğe uğrayarak Akdeniz iklimi ile benzerlik göstermeye
    başlamıştır. Ancak yaz ortasında bile, Nemrut Dağında gün doğumu oldukça soğuk
    olur.

  7. #7
    it's my destiny StoryLine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Adana
    Mesajlar
    48.613
    Günlük Yazıları
    2

    Arrow Adıyaman Tarihçesi

    .
    Adıyaman Tarihçesi
    - Adıyaman İsmi :
    Adıyaman isminin menşeyi hakkında çeşitli rivayetler vardır.
    Birinci rivayete göre; Perre şehrinde cereyan ettiği belirtilen bir olaya bağlanmaktadır. FARRİN yada PERRE olarak bilinen şehirde PUT' a tapan bir babanın yedi oğlu, babalarında evde olmadığı bir gün bütün putları imha ederek ALLAH'ın (Hz. İsa'nın söylediği gibi) bir olduğunu kabul ve ilan ederler. Putperest baba durumu öğrenince yedi oğlunu da öldürür. Babaları tarafından öldürülen yedi kardeşin hatırasına Farrin (Perra=Pirin)' de bir manastır yaptırılır. Bu olaydan ötürü de şehre Yedi Yaman adı verilir. Yedi Yaman zamanla Adıyaman şekline dönüşür.
    İkinci rivayete göre; Adıyaman şehrinin ortasında yaptırılan Mansur'un kalesi olarak bilinen kale' ye halk, Hısn-ı Mansur ismini vermiştir. Hısn-ı Mansur isminin menşeyi hakkında iki ayrı rivayet mevcuttur. Kaynaklarda VII. yüzyılda buraya gelen Emevi komutanlarından Kays kabilesine mensup Mansur. Ca'vene'ye izafetle bu ismin verildiği rivayet edilmekte ise de başka bir rivayete göre bu ismin Abbasi Halifesi Ebu Cafer El-Mansur'un adından gelmektedir. Zamanla halk arasında telâffuz şeklinin de değişmesiyle "HÜSNÜ MANSUR" olarak bu şehrin ismi değiştirilmiş olmaktadır.
    Üçüncü rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi, şehrin çevresinin de meyve ağaçlarıyla kaplanmış olmasından dolayı güzel vadi anlamında olan "VADİ-İ LEMAN" (Güzel vadi) kelimesinin söylenişi zamanla değişmiş ve halk arasında "ADIYAMAN" şekline dönüşmüştür. Ancak, Hısn-ı Mansur yani Hüsnü Mansur ismi 1926' ya kadar resmi ad olarak kalmıştır. 1926 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararları ile şehrin ismi tekrar ADIYAMAN olarak değiştirilmiştir.
    - Adıyaman'ın Tarihçesi
    Adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.ö. 40.000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır.
    Yine Samsat-Şehremuz Tepe'deki tarihi bulgulardan M.ö. 7.OOO yılına kadar Paleolitik, M.O. 5.000 yıllarına kadar Neolitik, M.Ö. 3.OOO yıllarına kadar Kalkolitik ve M.O. 3.0OO-1.200 yıllan arasında da Tunç Çağı dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitannilar arasında el değiştirmiş ve Hitit Devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1.200) karanlık bir dönem başlamıştır. M.Ö. 1.2OO'den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750 yıllan arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu dönemde yöre, Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat'ta bulunan Asur etkili mühürler ve Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış kitabeler, Anadolu'daki tarihi silsilenin ilimizde de aynen devam ettiğini, göstermektedir. Bu dönemde Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm sürmüştür.
    M.Ü. 9OO-70O yılları arasında yöre Asur etkisinde kalmakla birlikte, Asurlular tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye Persler hakim olur ve yöre Satrap'lar (Valiler) eliyle yönetilir. M.O. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük iskender'in Anadolu'ya girmesiyle Pers'ler hakimiyetini kaybetmiş ve M.ü. 1. yüzyıla kadar yörede Makedonyalı Selev-kos Sülalesi hüküm sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı sıralarda, Kral Mithradetes l Kallinikos Kommagene Krallığının bağımsızlığını ilan etmiştir (M.O. 69).
    Başkenti Samosota (Samsat] olan Kommagene Krallığı, egemenliğini MS. 72'ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma imparatorluğunun eline geçmiş ve Adıyaman Roma imparatorluğunun Syria (Suriye) Eyaletine, 6. Lejyon olarak bağlanmıştır. Roma imparatorluğunun 395 yılında Batı ve Doğu Roma olarak ayrılmasıyla, Adıyaman Doğu Roma imparatorluğuna katılmıştır. 643 yılından itibaren bölgeye İslam akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti ancak 670 yılında Emevi'lerle kurulabilmiştir. 758 yılında ise, II, Abbasi komutanlarından Mansur Ibni Cavene'nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar Abbasi hakimiyetinde kalan H'de bu tarihte Hamdanüerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden Bizanslıların eline geçer.
    1114-1181 yıllan arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında Moğol saldırılan yaşanır. 1298'de yöre ve bölge Memlüklerin eline geçer. 1393 yılında Adıyaman bu kez de Timurlenk tarafından yağmalanır.
    Büyük bir istikrarsızlığın olduğu Orta çağ boyunca Adıyaman Bizans, Emevi, Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğullan arasında el değiştirmiş ve nihayet Yavuz Sultan Selim'in Iran seferi sırasında 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman, başlangıçta merkezi Samsat'ta bulunan bir Sancakla Maraş Beylerbeyliğine bağlıyken, Tanzimat'tan sonra bir kaza olarak Malatya'ya bağlanmıştır.
    Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski idari yapısı korunarak Malatya'ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı Kanunla Malatya'dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.
    - Adıyaman Kronolojisi
    M.Ö. 40000- M.Ö. 7000 Paleolitik
    M.Ö. 7000 - M.Ö. 5000 Neolitik
    M.Ö. 5000 - M.Ö. 3000 Kalkolitik
    M.Ö. 3000 - M.Ö. 1200 Hititler
    M.Ö. 1200 - M.Ö. 750 Asurlular
    M.Ö. 750 - M.Ö. 600 Frigler
    M.Ö. 600-M.Ö. 334 Persler
    M.Ö. 334-M.Ö. 69 Makedonlar
    M.Ö. 69-M.S. 72 Kommagene Krallığı
    72-395 Roma imparatorluğu
    395-670 Doğu Roma (Bizans)
    670-758 Emeviler
    758 - 926 Abbasiler
    926- 958 Hamdaniler
    958 -1114 Bizanslılar
    1114 -1204 Eyyubiler
    1204 -1298 Anadolu Selçuklular
    1298 -1516 Memluklular
    1516 -1923 Osmanlı imparatorluğu
    Adıyaman'ın Tarihsel Gelişimi
    Adıyaman ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları bu şehrin tarihinin paleolitik döneme kadar uzandığını göstermiştir.
    İnsanlık aleminin Toplayıcılık ve Avcılık Dönemi adını verdiğimiz kültür evresinin de izlerini taşıyan, büyük medeniyetlere beşiklik eden Adıyaman, 100 yıldan bu yana dünya arkeologlarını meşgul eden bir araştırma alanı haline gelmiştir.
    Yöredeki arkeolojik kazılarda bulunan Paleolitik (40.000) ve Neolitik dönemlere ait çakmak taşından yapılmış el baltaları, delici ve kazıcılar, obsidiyenden yapılmış ok uçları, pişmiş toprak parçaları; Kalkolitik döneme ait pişmiş topraklardan yapılmış kaplar ve objeler, Erken Tunç çağına ait madeni eserler; Demir çağına ve Helenistik döneme ait taş ve pişmiş topraktan eserler, Roma dönemine ait kandiller, çeşitli kaplar, heykeller ve taş eserler, Bizans dönemine ait küp ve diğer seramik çeşitleri; Abbasiler dönemine ait altın ziynet eşyaları, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait sırlı seramikler, vazolar, cam eserler; mühürler, yüzük ve bilezikler, insan ve hayvan figürleri gibi daha birçok arkeolojik eserler, Adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerini ortaya koymaktadır.
    Adıyaman ve çevresinin tarihi zenginliklerinin eskiden beri bilinmesi bölgenin son yüz yılarda birçok yerli ve yabancı bilim adamı, seyyah tarafından araştırılmasına neden olmuştur.
    - Eski Çağda Adıyaman
    Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi'dir. Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır.
    Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda İran, kuzeyde doğu Anadolu ve Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (ERZEN,Afif: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and Urartions-Ankara 1984 s.7).
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur.Adıyaman Bölgesindeki Eskiçağ Yerleşmeleri Paleolitik Yerleşmeler
    Paleolitik kültürü meydana getiren insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Bu insanlar için avcılık kültürel gelişimin ilk devrelerinde en önemli aşamalardan biriydi. Bölgede bulunan bol miktardaki av hayvanı insanların düşüncesine ve sosyal yaşantısına yön veren etkenlerden biri olmuştur. Adıyaman-Malatya karayolu üzerinde bulunan PALANLI KAYAALTI SIĞINAĞI işte böyle bir paleolitik dönem yerleşmesidir.Adıyaman Samsat Şehramuz Tepesi ve Çevresi Yerleşmeleri'nde yine paleolitik dönem kalıntıları bulunmaktadır. Bölgede ayrıca Kung Kıracı Tepesi, Ziyaret Tepesi ve Kemşak Tepesi gibi yerleşim yerleri de vardır.
    Adıyaman yöresinde Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Dönemini yansıtan yerleşme yerlerinin başında, bugün Atatürk Barajı gölü sahası içinde kalan Samsat (Samosata Höyüğü) gelmektedir. Ayrıca Kommegene Krallığı'nın başkentliğini yapmıştır. Keza Tille Höyük yörenin diğer önemli bir höyüğüdür.
    Adıyaman bölgesi Helenistik ve Roma Dönemi eserleriyle ün yapmış bir bölgemizdir. Bu kalıntıların en önemlisi Eski Kahta Köyünün yanındaki 2150 m yüksekliğinde Nemrut Dağı'nın üzerindedir. Toros Dağları ile Fırat Nehri arasındaki yöre, Helenistik ve Roma çağlarında Kommagene olarak adlandırılır.
    Kommagene M.Ö. I. yüz yıl başında Selevkoslar soyuna son veren iç savaşlar sırasında I. Mithradates Kallinikos tarafından bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Antikçağ' daki adı Nymphaios olan bugünkü Kahta Çayı üzerindeki Eski Kahta Köyünün yanında yer alan Arsameia kentinde, antik kentin kuruluşunu anlatan yazıtlara rastlanmıştır. Bu kentin 3 km güneybatısında Kahta Çayı'nın bir kolu olan Cendere Çayı'ndaki güzel köprü, sütunlar üzerindeki Latince bir yazıta göre Roma döneminde dört Kommagene kenti tarafından yaptırılmıştır.
    Antitorosların bir uzantısı olan Nemrut Dağı'nın 2150 m yükseklikteki zirvesinde bugün herkes tarafından bilinen ve Geç Helenistik Devirden kalma tapınaksal mezar anıtı, yeryüzünün en değerli kültür varlıklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu anıt ve çevresi 1987 yılında UNESCO nezrindeki "İnsanlığın Kültür Mirası" listesine alınmış 1988 yılında da Türk Hükümeti tarafından Milli Park ilan edilmiştir.
    Roma dönemi eserleri arasında kaya mezarları da bulunmaktadır. Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) Köyünün doğusundaki Fırat vadisinde yamaç boyunca kalker kayalara oyulmuş pek çok mezar bulunmuştur. Ancak bunlar Atatürk Barajı suları altında kalmıştır.
    Güneydoğu Anadolu Bölgesinde özellikle Adıyaman ve Gaziantep yöresinde kurulmuş olan ilk devlet Kommagene (M.Ö.69-M.S.72) Krallığıdır. Bölgede Selevkos hakimiyetini İran'daki Parth'ların (M.Ö.240-85) hakimiyeti takip eder. Parthlar sınırlarını Fırat boylarına kadar genişleterek Diyarbakır'ı ellerine geçirdiler. Ancak M.S.226 yıllarına kadar ellerinde tutabildiler (OKTAY Akşit,"Roma İmparatorluk Tarihi" İstanbul 1985).
    - Orta Çağda Adıyaman
    Adıyaman ve çevresi M.S.395 yılından itibaren Doğu Roma İmparatorluğu' nun (Bizans Devleti'nin) egemenliği altındayken İslam akımlarına maruz kalmıştır.
    Hz. Ömer'in halifeliği döneminde (634-644) Adıyaman ve çevresi Müslüman Arapların eline geçmiştir. Aba Ubeyde, Halid Bin Velid, Sait Bin Ebi Vakkas ve İyaz Bin Ganm gibi tanınmış islam komutanlarının katıldığı savaşlar sonucunda 638 yılında bu bölge İslam topraklarına katılmıştır.
    Adıyaman ve çevresi bir süre Müslümanlarla Bizanslar arasında sınır bölgesi ve çekişme konusu olur. 670 yılında Emevi komutanlarından Mansur Bin Cavena Adıyaman'ı ele geçirir. Bu komutanın Adıyaman şehrinin ilk yerleşim alanı içinde kalan bugünkü Adıyaman Kalesini yaptırdığı rivayet olunur.
    M.S. 758 yılında Abbasi halifesi Ebu Cafer Mansur tarafından Emevi egemenliğine son verilir. Böylece Adıyaman ve çevresine Abbasiler hakim olurlar.
    M.S. 1066 yılında Selçuklu komutanlarından Gümüştekin, Adıyaman şehrini (Hısn-ı Mansur-u) ve çevresini ele geçirir; ancak iç karşılıktan dolayı geri çekilir. 1071 Malazgirt Muharebesi'ni izleyen 1082 yılında Hıns-ı Mansur (Adıyaman şehri), tekrar ele geçirilir ve Abbasi hakimiyeti sona erer. Selçukluların egemenliği altında kalan Adıyaman ve çevresi Haçlı Savaşları'nın etkisi altında kalarak geçici olarak el değiştirir. Adıyaman ve çevresi1114-1204 tarihleri arasında Eyyubilerin kontrolü altına da girmiştir. Anadolu Selçukluların 1298 yılında Moğolların istilasına uğrar; iç karışıklık yaşanır. Bu durum 1339 tarihine kadar devam eder. 1339 tarihinde Adıyaman ve çevresi, Dulkadıroğulları Beyliği'nin kurulmasından bir süre sonra Dulkadıroğulları' nın egemenliğine girer. 1398' de Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt yöreyi ele geçirirse de Doğu Anadolu'ya egemen olan Timur tehlikesi nedeniyle geri çekilir. Sonuçta Adıyaman ve çevresi tekrar Dulkadıroğulları'nın eline geçer.
    - Yeni Çağda Adıyaman
    1515 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun hükümdarı Yavuz Sultan Selim, İran seferi dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği'nin egemenliğine son vererek, Adıyaman ve çevresini topraklarına katar. Böylece Adıyaman'da Osmanlı İmparatorluğu dönemi başlamış olur.
    Adıyaman ve çevresi Osmanlı yönetimine girdikten sonra, sınır boyu olmaktan çıkar. Bunun sonucu olarak savaş, baskın ve istila korkusundan kurtulur, huzura ve sükuna kavuşur. Osmanlı yönetiminin Türk aşiretlerini belli yörelerde oturmaya mecbur eden iskan (yerleşme) politikasından dolayı, Anadolu'nun diğer yerlerinde olduğu gibi bu yörede de zaman zaman isyanlar meydana gelir; ancak bu isyanlar bastırılır.
    - Adıyaman'ın İdari Tarihi
    Dulkadiroğullarından Osmanlı İmparatorluğu'na geçen Adıyaman şehri, önce Kahraman Maraş (Zülkadriye) Eyaleti sınırları içinde yer alır. İlk yıllarda (1519-1530) Samsat sancağına bağlanır. 1531' den sonra da Elbistan sancağına bağlanır. 1841 yılında Adıyaman şehrinin ilçe merkezi olduğunu görüyoruz. Şehrin, vali adına görev yapan bir memur yani kaymakam tarafından yönetilmeye başladığını görüyoruz. Ancak tarihi belgelerde "Kaymakam"sözcüğüne rastlanmamıştır. 1849 yılında sancak haline getirilerek Diyarbakır'a bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Besni, Kahta ve Siverek ilçelerinin de Adıyaman sancağına bağlandığını görüyoruz. 1859 yılında bu defa Malatya sancak olunca, Adıyaman tekrar ilçe haline dönüştürülür. Bu durum, Adıyaman'ın resmen il merkezi olduğu 01.12.1954 tarihine kadar devam eder.
    Söz konusu yasayla Adıyaman il olmuştur. 22.06.1954 tarih ve 6414 sayılı yasa ile Kahta, Besni, Gerger ve Çelikhan ilçeleri ile birlikte 16 bucak da Adıyaman'a bağlanmıştır. Daha sonra 7035 sayılı kanunla 01.04.1958 tarihinde Gölbaşı, 01.04.1960 tarihinde Samsat, 09.05,1990 tarihinde 09.05.1990 tarihinde 1664 sayılı yasayla Tut ve 1991 yılında ise Sincik ilçe merkezine dönüştürülmüştür. Bugün Adıyaman'a bağlı 8 ilçe merkezi bulunmaktadır.

  8. #8
    aŞksın^sen^F♥BS♥ Śiуαн_iηCi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Eylül.2008
    Nereden
    umuRsamazLığımın zirveSinden:)
    Mesajlar
    19.400

    Standart

    .
    sayın admin kocaeli ve civarı hakkındada bilgi istiyoruz ayrım yapmayınız adana adıyama diye nerde bu gebze çayırova darıca nerdeee varmı bunlar gibi güzide mekanlar
    єηєяβąнζє'Li olmanın Gururu
    Bizlere Yeter





    ¨Toprak sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?..






  9. #9
    nihani
    Misafir

    Standart

    .
    kral memleket vesselam hemşerilerimiz de iyi bilir bunu,gezmeye gelenler de

Benzer Konular

  1. Slovenya, Slovenya hakkında bilgiler, Tarihi ve turistik yerler
    Konu Sahibi pismegatron Forum Dünyada Gezilecek Yerler Turistik Mekanlar ve Oteller
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 13.Eylül.2011, 08:11
  2. Adanada Gezilecek Yerler Adanada Neler Yapılır
    Konu Sahibi StoryLine Forum Dünyada Gezilecek Yerler Turistik Mekanlar ve Oteller
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Mayıs.2010, 15:32
  3. Kuşadasında Gezilecek Yerler
    Konu Sahibi StoryLine Forum Dünyada Gezilecek Yerler Turistik Mekanlar ve Oteller
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Ocak.2009, 02:47
  4. ilginç bilgiler 3(çinliler yemekleri neden çabuk yerler)
    Konu Sahibi Lคภєtlเ ђคtยภ!!! Forum Off Topic
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Ağustos.2008, 14:01
  5. Balıklar Hakkında Bilgiler, Balıklarla ilgili ilginç bilgiler
    Konu Sahibi pismegatron Forum Hayvanlar Alemi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Mayıs.2008, 19:57

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •