İşçi alımı

+ Yeni Konu aç
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 15 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Turizm Terimleri Sözlüğü

Genel Kültür ve Sanat Katagorisinde ve Dünyada Gezilecek Yerler Turistik Mekanlar ve Oteller Forumunda Bulunan Turizm Terimleri Sözlüğü Konusunu Görüntülemektesiniz.->a la carte: 1.Bir restoranda geniş bir seçeneği kapsayan, her tabağın ayrı olarak fiyatlandırıldığı menü. Genellikle tabldottan daha pahalı olur. ...

  1. #1
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    icon37 Turizm Terimleri Sözlüğü

    s11
    s11
    a la carte: 1.Bir restoranda geniş bir seçeneği kapsayan, her tabağın ayrı olarak fiyatlandırıldığı menü. Genellikle tabldottan daha pahalı olur.
    2.Tur operatörleri tarafından üst sınıf tatilleri, imkan dahilindeyse müşterilerin bireysel zevklerini karşılayacak nitelikte olan tatilleri tanımlamak üzere kullanılan bir terim.

    a.m. : Ante meridiem. Geceyarısı saat 12 ile öğle vakti saat 12 arasındaki 12 saatlik zaman dilimi. Öğleden önce.

    a.s.a.p. : (as soon as possible) Olabildiğince erken.

    AA:Otomobil Kurumu.

    AAC :Havayolları Birlikleri Derneği.

    Abacus I) Abacus Cathay Pacific ve diğerlerinin sahip olduğu GDS (bkz. Küresel Dağıtım Sistemi).
    (II) abaküs Aslen Çin'de icad edilmiş olan ve teller veya yivler üzerinde gidip gelebilen hareketli boncuklardan oluşan ilkel hesap makinesi.

    abaft: kıç Bir geminin arka kısmı.

    ABC: 1.Başlangıçta tren tarifeleri yayımlayan, daha sonra da diğer taşımacılık alanlarını da kapsayan yayıncı. "ABC"den söz eden seyahat acenteleri genellikle, artık eskimiş olan ve OAG adıyla yayımlanan Hava ABC'sini kastederler
    2. Bkz. Önceden Yer Ayırtılmış Charter

    abeam: Gemi veya uçağın omurgasına dikey olarak.
    ABLJ ABLJ Kaldırma gücü ayarlanabilir cankurtaran yeleği

    aboard: Gemi, uçak, tren vs.'nin içine veya içinde.

    abode:ikamet yeri Kişinin normalde kaldığı evi.

    aboriginal aborijin: Bir bölgenin veya ülkenin asıl yerlisi. Özellikle Avustralya yerlileri için kullanılan bir ifade.

    ABPCO ABPCO:İngiliz Profesyonel Konferans Organizatörleri Birliği.

    abroad: dış ülke Yabancı ülke. Kişi her nerede yaşıyorsa, oranın dışındaki her yer.

    absolute pressure: mutlak basınç Herhangi bir derinlikte maruz kalınan toplam basınç (atmosfer basıncı dahil).

    ABTA ABTA: İngiliz Seyahat Acenteleri Birliği.

    ABTA Travel Agents Certificate: ABTA Seyahat Acentaları Sertifikası İngiltere'de, ABTA ve Seyahat Eğitim Şirketi (Travel Training Company) tarafından geliştirilmiş, sınava dayalı bir belge. Daha önceleri ABTA'nın Ulusal Eğitim Kurulu ve Londra Kent Loncaları tarafından yürütülen COTAC ve diğer sınava dayalı belgelerin yerini almıştır. ABTAC, NVQ (bkz. ulusal mesleki sınav) ile kullanılan diğer değerlendirme yöntemlerini sınava dayalı belgeleme sistemiyle ikmal etmek isteyen turizm sektörü baskısı sonucu kullanıma girmiştir.

    ABTAC:ABTA Seyahat Acenteleri Sertifikası

    ABTOF: Fransa'ya Seyahat Düzenleyen İngiliz Tur Operatörleri Birliği.

    ABTOP: ABTAC'ın tur operarörü eşdeğeri.

    ABTOT:Bağlı Seyahat Organizatörleri Tröstü Ltd.
    abyss uçurum Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı.

    AC:1. Klima anlamına gelen bir araç kiralama kısaltma ifadesi. Klima,sıcak bölgelerde iş yapan bir şirketin sunduğu bir seçenektir; araç camlarının kent içinde kapalı tutulabilmesi gibi yararı vardır ki özellikle dünyanın bazı bölgelerinde güvenlik açısından önemlidir.
    2. Alternatif Akım. Voltajda sıfır noktasından belirli bir zirve değere, sonra da ters istikamette zirve değere ulaşan ve bunu bir saniye içinde birçok defa yapan elektrik akımı. İngiltere'de bu değişim frekansı (sıklığı) saniyede 50 defadır. ABD'de ise 60'tır. seyahat edenlerin, cihazlarının farklı frekanslara uyumlu olması konusunda dikkatli olmaları gerekir.

    acclimatise: iklime uymak.Yeni veya farklı iklim şartlarına alışmak.

    acclivity: Yukarı yokuş.

    accomodation konaklama Seyahat bağlamında, bir yolcunun içinde "barınabileceği" herhangi bir şey. Dolayısıyla bir feribottaki "konaklama" bir kabin, kabindeki bir ranza yahut geriye yaslanabilir koltuk da olabilir. Ancak genellikle sözcük, otel veya benzeri biçimlerde sunulan uyku hizmetlerini ifade eder.

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Otel ve sunulan diğer konaklama imkanları ölçek, personel sayısı, dahil edilen özellikler vs. gibi birçok kritere göre sınıflandırılır veya derecelendirilir. Hiçbir cetvel bütünüyle tatmin edici değildir; bu nedenle farklı kuruluşların hatta farklı ülkelerin konaklama imkanlarını sözkonusu cetvellerle karşılaştırmak hiçbir zaman akıllıca olmaz. Derecelendirme sistemleri şunları içerir

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Yıldızlar, *'den *****'e (AA ve RAC, bkz. AA ve RAC)

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Taçlar, birden beş taça (ETB, bkz. ETB)

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Yüzdeler, %100'e kadar (Egon Ronay)

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Tür adı, üçüncü sınıftan de luxe'e kadar.

    accomodation grading scheme konaklama derecelendirme cetveli Örneğin *** bir oteli üç taçlı bir otelle kıyaslamak makul görünse de müşterilere böyle bir genellemede bulunmak akıllıca olmaz.

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları Otel ve diğer konaklama sunucuları için sınıflandırma cetvelleri işleten çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır. Başlıcaları:

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları * Devlet kuruluşları. Kimi devletler (İngiltere değil) resmi bir kayıt cetveli tutar. Sorumlu müdürlük resmi bir sınıflandırma benimseyecek ve bir işletmenin işleyişine belirli şartlar dayatabilecektir. devlet sınıflandırmasının mevcut olduğu yerlerde resmi makamlara kayıt genellikle zorunludur.

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları * Taşımacılıkla İlgili Kuruluşlar. En bilinen sınıflandırıcılar motorlu taşıt kuruluşlarıdır - İngiltere'de AA ve RAC (bkz. AA ve RAC). Ancak havayolları ve demiyolları da önerilen işletmelerin bir listesini çıkarabilir. buna tüm işletmeler dahil olmayacaktır ancak, AA ve RAC'nin İngiltere listesinde 4000'in üzerinde otel bulunmaktadır. Bu tür rehberlerde kayıtlı oteller, rehberi derleyen kuruluşun ulaşım yöntemini benimseyen gezginin ihtiyaçlarına cevap verecektir; yani AA ve RAC durumunda motorlu taşıt kullanıcıları.

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları * Tüketici Dernekleri. İngiltere'de "Which?" gibi tüketici dernekleri geniş bir yelpazede (devlet veya motorlu taşıt rehberlerindekilerden sayıca az olsa da) işletmeleri ayrıntılarıyla veren rehberler hazırlamaktadır. The Which? rehberinin 1000 kadar maddesi olup üylerinin ihtiyaçlarını gözetme eğilimindedir.

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları * Ticari Kuruluşlar. İşi sadece otel rehberi hazırlamak olan çeşitli kuruluşlar da var. bunların en kapsamlılarından biri İngiltere'de Reed Elsevier'in üç ayda bir yayınladığı "Otel ve Gezi Endeksi'dir. bu tür rehberler, varsa, "resmi" derecelendirme sistemini kullanabilir. ancak, sunulan imkanların ayrıntılarını vermekle yetinip fiyat aralığı belirtmeleri daha muhtemeldir.

    accomodation listing and grading organisations konaklama listeleme ve derecelendirme kuruluşları * Tatil Şirketleri. tur operatörlerinin çoğu müşterilerine düşündükleri konaklamanın niteliği hakkında bilgi vermeye çalışır; aslında ABTA yasası gereği, varsa, "resmi" sınıflandırmanın gösterilmesi zorunludur. ancak, çoğu kuruluş kendi tanım ve derecelendirmesini de ayrıca sunacaktır.

    accomodations konaklama Seyahat bağlamında, bir yolcunun içinde "barınabileceği" herhangi bir şey. Dolayısıyla bir feribottaki "konaklama" bir kabin, kabindeki bir ranza yahut geriye yaslanabilir koltuk da olabilir. Ancak genellikle sözcük, otel veya benzeri biçimlerde sunulan uyku hizmetlerini ifade eder.

    accredited agent akredite edilmiş acenta IATA, acente listesinde yer alan, hizmet için tüm şartları yerine getirmiş yolcu satış acentesi, anlamına gelen bir IATA terimi.

    ACE Koferanslar ve Etkinlikler Birliği

    acquirer edinici Tüccarlar adına kredi ve charge card (bkz. Charge card) muameleleri yapan kuruluş.

    acre Yaklaşık 4.405 metrekareye (0.405 hektar) tekabül eden eski bir ölçü birimi.

    ACTA Kanada Seyahat Acenteleri Birliği

    activity holiday etkinlik tatili Planlanmış veya organize edilmiş belli bir etkinliği içeren bir tatili ifade için kullanılan bir terim. Çeşitli türdeki etkinlik-hobi tutkunları için tur operatörleri tarafından düzenlenmiş birçok tatil bulunmaktadır.

    actual flying time gerçek uçuş zamanı Yerel saat farklarını hesaba katılmaksızın, bir uçak yolculuğunun gerçekte aldığı süre. Aynı anlamdaki 'geçen uçuş zamanı' anlamına gelen "EFT" ifadesinin yerini almaktadır.

    AD Acentenin indirimi. Havacılık biletlerinde, izin verilen indirim miktarını belirten ikincil kodlu harfler görülecektir. Ör: AD75 = %75.

    ad hoc Belirli (genellikle özel) bir amaca yönelik düzenlenmiş her şey. tipik olarak, bir ad hoc düzenlemesi, bir birey veya kuruluşun yeni karar verdiği bir durumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere kısa zamanda yapılır.

    ad hoc charter Önceden tahmin edilemeyen bir talebi karşılamak üzere mevcut programa eklenen uçuş.

    ada room ada odası Amerikan Engelliler Yasası'nın koştuğu şartlara uygun oda.

    Adam Adam 18.yy'da Adams kardeşlerce yaratılmış bir mimari, mobilya vs. tarzı.

    add-on Daha çok Kuzey Amerikada yaygın olan bir terim; bir tatil veya başka bir olayın temel giderlerine ilave olmak kaydıyla müşteri tarafından satın alınabilen her şeyi ifade eder. Örneğin, deniz seyahatlerinde kıyıya yapılan seferler. İngiltere'de 'optional extra' terimi daha yaygındır.

    add-on fare add-on tarifesi Giriş noktasına (ör. Havaalanı) kadar olan güzergahın üstüne, destinasyona yapılan yolculuğun ücretinin eklenmesi. Add-on tarifeleri genellikle destinasyona kadar olan yolu kapsaması bakımından, noktadan-noktaya tarifelerden (bkz. Noktadan noktaya uçuş tarifesi) ayrılır.

    adjustable buoyancy life jacket kaldırma gücü ayarlanabilir cankurtarma yelekleri Dalgıçlar tarafından sualtında giyilen, sualtındaki gerekliliklere uygun olarak kısmen şişirilip söndürülebilen, şişirilebilir yaka. Yüzeyde tamamen şişirildiğinde cankurtaran yeleği işlevi de görür.

    administrative office idari ofis Kendisi onaylanmış bir mahalde olmayan akredite edilmiş acentenin merkez ofisi anlamına gelen bir IATA terimi.

    adult yetişkin 1. Normal olarak seyahat hizmetlerine tam ücret ödemesi gereken kişi.

    advance booking charter önceden yer ayırtılmış charter (ABC) Önceden yer ayırtan müşteriler için eski bir charter uçuşu tipi. Yeni charter uygulamaları ABC'leri fiilen ortadan kaldırmıştır.

    AEA Avrupa Havayolları Birliği

    AEADAVA Asociacion Empresarial Agencias de Viajes Espanolas.

    AEC Fuar Organiztörleri Birliği.

    aeon Çok uzun süre

    aerodrome ayrodrom Havaalanı için kullanılan eski bir terim, halen küçük havaalanları, olasılıkla çim pisti olanlar için kullanılabilmektedir.

    aero-engine Uçak motoru

    aerofoil ayrofoil Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri.

    aeroplane uçak Havadan daha ağır, uçar makine

    aerostat ayrostat Özellikle iple bağlı, hava gemisi veya balon.

    aerotrain havai tren Raylar üzerinde hava yastığından destek alan tren.

    affinity card üye kartı Belirli bir grubun üye kimlik kartı.

    affinity charter üye charter'ı Ucuz seyahat etmek dışında bir amaçla bir araya gelmiş bir grubun uçak kiralaması. Bir zamanlar, özellikle Atlantik'ten karşıya geçmek amacıyla ucuz seyahat için böyle charter'lar yaygın olarak kullanılırdı. Ancak, hava yolculuğu ücretlerinin serbest bırakılması bu uygulamayı fiilen ortadan kaldırmıştır.

    affinity group üye grubu Ortak bir amaç veya çıkarla bağlanan bir grup insan. Kimi yöneticiler üye gruplarına özel fiyatlar önerir.

    aft Teknenin kıçına doğru. Kişi teknenin arkasına doğru gidiyorsa ona 'aft' gidiyor denir.

    AFTA Avustralya Seyahat Acenteleri Federasyonu.

    after Gemicilikte, kıça yakın.

    agency administrator acenta idarecisi IATA Genel Müdürü tarafından kendi yetkili temsilcisi veya ilgili görevin yetkilisi olarak tayin edilen görevli, anlamına gelen IATA terimi. İdareci acente işlerinden bütünüyle sorumludur.

    agency list acenta listesi Acente idarecisi tarafından tutulan ve akredite edilmiş acentelerin isim ve adreslerinin, onaylanmış mahallerinin ve idari görevlerinin listesi, anlamına gelen IATA terimi.

    agency services manager acenta hizmetleri müdürü Acente idarecisi tarafından belirli bir ülke veya bölgenin acente hizmetleri ofisini yönetmek ve akreditasyon programını yürütmek amacıyla atanan görevli, anlamına gelen IATA terimi. Acente hizmetleri müdüründen Plan Yönetimi'nin yerel temsilcisi olarak görev yapması da istenebilir.

    agent acenta 1. Bir başkası adına iş gören kişi veya kuruluş. Teknik olarak bir acenteye, sonuçtan bağımsız olarak muamele hizmetlerinden dolayı ödeme yapılmalıdır. Pratikteyse bu terim, seyahat acenteleri gibi, yaptıkları satış esas alınarak kendilerine ödeme yapılanları tanımlar.
    2. Vapur ortaklığı; banka veya sigorta şubesi.
    agent's coupon acenta kuponu Kendisini çıkaran acente tarafından bilet veya voucher'ın alıkonulan kuponu (koçanı).

    agio acyo Bir para biriminden diğerine geçişte alınan komisyon. Terim bugünlerde daha az kullanılmaktadır.

    agonic line agonik hat Kuzey ve güney manyetik kutuplarını bağlayan çizgi. Bu çizgi boyunca bir manyetik pusula hiç sapmaz.

    aground karaya oturma Bir geminin sığ suda zemine saplanması.

    Agulhas current Agulhas akıntısı Afrika'nın güneybatı kıyılarındaki çok güçlü kuzey-güney akıntısı.

    AH&MA Amerikan Otel ve Moteller Birliği.

    ahead ileri Denizcilikte, "tam yol ileri" ile aynı anlamda, kullanılır.

    AHTA Macar Seyahat Acenteleri Birliği

    aiguille Keskin bir kayalığın zirvesi, özellikle Alplerde.

    aileron kanatçık Eleron da denir. uçaklarda yanal dengeyi kurmakta kullanılan kanatların hareketli kısmı.

    air break havalı fren Basınçlı havayla işleyen fren, genellikle büyük taşıtlarda kullanılır.

    air break hava freni Uçağın hızını kesmeye yarayan hareketli kapak veya başka bir yüzey.

    air bridge uçak köprüsü Yükleme için uçağa yaslanan, taşınabilir yürüyüş yolu.

    air corridor hava koridoru Uçakların, özellikle yabancı ülke üzerinden uçarken sınırlandırıldığı güzergah.

    air hostess hava hostesi Bayan havayolu görevlisi.

    air miles uçuş mili Uçuş mesafesi ölçüsü olarak kullanılan deniz mili. Uçuş mesafelerinde belirtilen km ve deniz mili değerleri, uçağın irtifada takip ettiği rotanın yer üzerinki iz düşümünün ölçülen mesafesidir.

    air pocket hava boşluğu Uçakta ani irtifa düşüşlerine neden olabilen alçak basınç bölgesi.

    air sickness uçak tutması Uçuşta genellikle sinirlilik hali ve türbülans faktörlerinin birlikte yol açtığı mide bulantısı hissi.

    air taxi hava taksisi Güzergah dışı uçuşlar için tutulabilen küçük uçak. Çoğu hava taksisi nispeten küçük olup kısa mesafelerde uçuş yapar.

    air terminal hava terminali 1. Şehir içinde, yolcuların havaalanına gidip oradan geldikleri, bir nevi merkez işlevi gören bina.
    2. Havaalanında yolcu binası.

    air test hava testi Belirlenmiş hava saflık şartlarına uygun olup olmadığını kesinleştirmek üzere bir hava örnekleminin tahlili.

    air traffic control hava trafik kontrolü Uçuş esnasında uçağın güvenli seyrinden sorumlu sistem veya kuruluş.

    Air Travel Organiser's Licence Uçuş Seyahati Organizatörleri Belgesi Kısa adı ATOL. İngitere'de havayoluyla seyahat düzenleyen operatörlerin CAA'den bir ATOL almaları yasal bir zorunluluktur. Belgeye hak kazanmak için başvuru sahiplerinin CAA'yi, mali durumları konusunda tatmin etmeleri gereklidir.

    air-boat hava botu Kapalı bir fan veya pervane tarafından itilen, sığ sular ve bataklıklarda kullanılan tekne.

    Airbus Airbus Aslen, nispeten kısa mesafelerde çok sayıda yolcu taşımak üzere tasarlanmış uçak. Şimdiyse Airbus Endüstri Konsorsiyumu tarafından yapılmış olan çok çeşitli tipte uçakları tanımlamak üzere kullanılan bir sözcük.

    AIRC Uluslar arası Demiryolu Şirketleri Birliği.

    aircraft uçak Uçabilen türlü her makine. Genellikle havadan-ağır makineler kast edilir ancak, balon veya zeplin gibi havadan-hafif türler için de kullanılır.

    airfield iniş pisti Uçakların inip kalkabileceği, bazen çim kaplı, arazi parçası.

    airfoil Ayrofoil Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri.

    airframe Uçağın gövdesi

    airline havayolu 1. Düzenli bazda toplu hava taşımacılığı yapan taşıyıcı.
    2. Planlı hava hizmetleri veren, IATA üyesi olmayıp BSP'ye (bkz. Borçlandırma ve geri ödeme planı) kabul edilmiş olan taşıyıcılar için IATA'nın kullandığı terim.

    airline code havayolu kodu Tüm havayollarının, IATA tarafından verilmiş, biletlemede ve uçuşlarını isimlendirmede kullanılan iki harfli kodu. Bazıları rahat anlaşılır, British Airways için BA gibi; bazısı değil, Air Zimbabwe için UM gibi. İki harfli kodun yanısıra havayollarının, biletlerinin üstünde rakamlardan önce gelen üç haneli muhasebe kodu da vardır. BA için rakam 125, Zir Zimbabwe için 168'dir. iki harfli kombinasyonların çoğu tükendiği için artık üç harfli kodlar tedavüle çıkmaktadır.

    airliner büyük yolcu uçağı

    airmiss iki veya daha fazla uçağın birbirine, güvenlik kurallarının izin verdiğinden daha çok yaklaşması.

    airplane uçak

    airport havaalanı binalar, pistler, otoparklar vs gibi komplekslerin tamamının sivil havacılık amacıyla meydana getirdiği hizmetler bütünü.

    airport code havaalanı kodu havadan ulaşımı olan tüm kentlerin kendilerine özgü üçer harfli kodu vardır. Büyük kentlerde sözkonusu üç harf sıklıkla ilk üç harften oluşur, örneğin Londra için LON, Paris için de PAR gibi. Ancak YYZ (Toronto) ve SXB (Strasbourg) örneklerinde görüldüğü gibi durum her zaman böyle değildir. ana koda ilaveten neyin ne olduğunu açık etmek üzere ikincil kodlar da kullanılabilmektedir. örnek olarak Londra, İngiltere'nin (LON) Heathrow (LHR), Gatwick (LGW), Luton (LTN) ve London City (LCY) havaalanları bulunmaktadır.

    airscrew hava uskuru uçak pervanesi verilen eski isim.

    airship hava gemisi havadan hafif uçak. İlk uçuş hizmeti Alman havayolu şirketi DELAG tarafından, Birinci Dünya Savaşından önce Zeplin hava gemileri ile düzenlenmişti.

    airside göçmenlik ve diğer kontrol noktalarından sonra havaalanının ulaşılan kısmı.

    airspace hava sahası uçağın içinde uçabileceği mevcut gökyüzü, özellikle belirli bir ülkenin egemenlik sınırlarında kalan kısmı.

    airspeed hava hızı bir uçağın havaya nispetle hızı.

    airstrip hava meydanı uçakların inip kalkmasına uygun, ancak normalde havaalanlarının sunduğu hizmetlerin pek azının bulunduğu arazi parçası.

    AITO Bağımsız Tur Operatörleri Birliği.

    alehouse birahane, taverna.

    Algarve Portekiz'in güney kıyısı ve başlıca turistik konaklama bölgesi. Başlıca sehirler: Lagos, Albuferia, Faro ve Tavira.

    all hands gemi personelinin tümü.

    alleyway geminin yan kısımlarında bulunan geçit veya koridor.

    all-inclusive her şey dahil sadece seyahat ve konaklamadan fazlasını içeren tatil paketi. Bir her-şey-dahil paketi tipik olarak tüm yemekleri, içki ve içecekleri, eğlence ve spor hizmetlerini kapsar.

    allocation tahsis etme müşteriye, ileriye dönük satış amacıyla, işveren tarafından aracıya (tur operatörü gibi) önceden verilen yer veya konaklamaya denir. Tahsisat üzerine tutulan yer işveren tarafından, tahsis edilen yeri tutana bildirilmeden, direkt olarak satılmaz.

    aloft armada denizcilikte, gemi direğinin tepesi veya tepesine yakın.

    alongside yanaşık denizcilikte, iskele veya başka bir teknenin yanında.

    alp alp yüksek dağ. Özel isim olarak, yani 'Alpler,' İsviçre ve civarındaki sıradağlar.

    alpine alpin dağlara ait veya onlarla ilgili.

    alpine skiing alpin kayak "modern" iniş kayağı tekniğinin başlıca formu, 1905 yılında Mathias Zdarsky tarafından Lilienfeld köyünde icat edildi.

    altimeter altimetre uçağın hangi irtifada bulunduğunu gösteren alet.

    altitude irtifa bir yer veya nesnenin, normal olarak deniz seviyesinden ölçülen yüksekliği. Bir yerin yüksekliği doğrudan oranın hava basıncını etkiler, bunun da yapılacak her türlü etkinlik açısından önemli sonuçları olabilir.

    altitude sickness yüksek irtifa hastalığı yüksek irtifada hava basıncı yetersizliği nedeniyle baş gösteren hastalık.

    Amadeus Amadeus Air France ve diğer taşıyıcılar tarafından işletilen GDS (bkz. Küresel Dağıtım Sistemi).

    AMATUR Meksika Tur Operatörleri Birliği.

    AMAVE AMAVE Asociacion Mayoristas Agencias de Viajes Espanolas.

    ambient ambiyant yerel, yakın civar. Bu terim genellikle ısı ve basınçla ilgili konularda kullanılır.

    amenity satış dilinde, ilgi uyandırmak için sıkça başvurulan ve hoş, yararlı yönleri vurgulayan bir sözcük.

    American plan American plan tüm konaklama ve öğünleri dahil eden bir otel sınıflaması. Tam pansiyon olarak da bilinir.

    amidships geminin ortasında ABD'de amidship. bir tekne veya geminin boylamsal merkez kısmı.

    amphibian amfibi 1. Hem karada hem de suda işleyebilen taşıtlar.
    2. Hem karada, hem de denizde yaşayan canlı.

    amusement park Belirli bir ilgi alanına hitap etmek üzere geniş bir alana yayılmış çeşitli ayrı eğlence tesislerinden oluşan eğlence merkezi.

    anchor çapa gemiyi deniz yatağına demirlemekte kullanılan kütleli, tırnaklı metal ağırlık.

    anchor ball çapa topu demir attığını belirtmek üzere geminin pruvasına (bkz. Pruva) çekilen siyah bir küre.

    anchorage demirleme yeri gemilerin demirleyebileceği yer.
    ancient monument tarihi anıt genellikle devletin koruması altına alınan tarihi bir bina veya benzeri.

    ancillary services yan hizmetler seyahatte, vize ve döviz gibi ekstra hizmetlerin sunulması.

    Andean (I) And Medeniyeti M.Ö.100 ila M.S.1783 arasında eski Peru'da hüküm sürmüş Aztek medeniyeti.
    (II) And Güney Amerika'nın And dağları ve onunla ilgili olan.

    anemometer anemometre rüzgar hızını ölçen alet.

    Anglo Anglo 1. İngiliz veya Britanya kökenli herhangi bir şeyi belirtmek üzere kullanılan önek.
    2. (ABD) İngiliz veya Kuzey Avrupa kökenli kimse.

    Anglo-Saxon Anglo-Sakson 1. İngiliz soyundan gelme.

    annex ek bina otel veya benzeri bir yapı için, ilave hizmetler veren ayrı veya eklenmiş bina.

    anoxia beden dokularında, ölüm veya ağır hasara yol açabilen, ciddi oranda oksijen eksikliği.

    Antarctic Circle Antarktik Kutup Dairesi 66*33' Güney enlemi. Bu hattın güneyindeki her noktada güneşin doğmadığı ve güneşin batmadığı en az bir defa, 24 saatlik bir süre yaşanır.

    Antarctic circumpolar current Antarktik dolaykutupsal akıntısı yeryüzündeki en uzun okyanus akıntısı. Saatte yaklaşık yarım millik bir hızla tüm Antarktika kıtasını dolaşır. Akıntıyı süren, batıdan sürekli esen rüzgarlardır.

    anticyclone antisiklon bir yüksek basınç alanından dışa doğru dairesel esen ve genellikle güzel hava getiren rüzgar sistemi.

    antipasto ordövrün İtalyan eşdeğeri.

    antipod taban karşısı kişinin bulunduğu noktadan, daire çapıyla yeryüzünün tam karşı tarafı. Örneğin İngiltere'nin antipodu Avustralasya'dır.

    ANTOR İngiltere'nin Ulusal Turist Ofis Temsilcileri Birliği.

    ANVR Algemene Nederland Vereniging Reisburo.

    AOA Havaalanı İşleticileri Birliği
    apart hotel apart otel konaklamanın kendine servis yapılan daireler halinde gerçekleştirildiği otel. Müşteriler, dışarıdan yiyecek hammaddesi aldıkları takdirde dairede mevcut eşya ve araçlarla örneğin, yemeklerini yapıp yiyebilirler.

    apartment daire oda veya odalar toplamı. Tatil konaklamasında kendine servis esasına dayalı kiraya verilir.

    APAVTPortekiz Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği.

    APEXÖnceden Yolculuk Alım Tarifesi. Genelde 7-14 gün süre ile sınırlı, özel indirimli uçak bileti tarifesi, ucuz tarife

    Apollo United Airlines'ın sahibi olduğu GDS (bkz. Küresel Dağıtım Sistemi).

    appetiser iştah açıcı iştah açmak üzere ana yemekten önce alınan az miktardaki yiyecek veya içecek.

    appointment atama 1. olağan anlamından ayrı olarak, bir seyahat acentesinin, ürün veya hizmetlerini satmak üzere bir işveren tarafından atanması.
    2. Görevlendirmek, tayin etmek.

    approved location onaylanmış mahal IATA'nın acente listesinde yer alan merkez ofis, şubeler ve uydu yazıcı (printer) yerleri dahil, yolcu biletlerinin satıldığı mahal, anlamına gelen bir IATA terimi.

    apres ski kayak yapılan bir günün ardından (genellikle akşamları) gerçekleştirilen sosyal etkinlikler

    apron uçağın manevra yapabilmesi için kullanılan sertleştirilmiş düz yüzey. Rampa olarak da bilinir.

    APTG Profesyonel Turist Rehberleri Birliği.

    aqualung sualtı etkinlikleri için taşınabilir soluma cihazı.

    aquarium akvaryum 1. Ziyaretçilerin eğlencesi için balık ve diğer su canlılarının kapalı tutlduğu yer.
    2. Su hayvanları veya bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği, genellikle cam su kabı.

    aqueduct su kemeri su taşımak üzere tasarlanmış köprü.

    archipelago takımadalar Birçok adadan meydana gelen adalar grubu.

    Arctic Circle Kuzey Kutup Dairesi 66*33' Kuzey enlemi. Bu hattın kuzeyindeki her noktada güneşin doğmadığı ve güneşin batmadığı en az bir defa, 24 saatlik bir süre yaşanır.

    Arctic ocean Kuzey Buzdenizi Okyanus

    area bölge 1. Bir toprak parçası veya alanı.
    2. IATA'nın üç coğrafi bölgesinden birini tanımlamak üzere kullanılan bir IATA terimi.
    area 1 bölge 1 Kuzey, Orta ve Güney Amerika'yı kapsayan IATA bölgesi.
    2 bölge 2 Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'yı kapsayan IATA bölgesi.
    3 bölge 3 Uzakdoğu, Avustralya, Yeni Zelanda ve Pasifik adalarını kapsayan IATA bölgesi.

    arete sivri dağ sırası.

    ARMTA Bölgesel Çoklu Seyahat Acenteleri Birliği.

    arrival bridge geliş iskelesi

    arrondisement Fransız büyükşehirlerinin ayrıldığı idari bölgelerden her biri.

    ARTA Perakendeci Seyahat Acenteleri Birliği.

    artificial respiration suni teneffüs bilincini kaybetmiş bir kişinin kanına tekrar oksijen vererek canlandırma tekniği.

    Aryan Ari Hint-Avrupa dil ailesinden herhangi bir dili konuşan halk.

    ASATA Güney Afrika Seyahat Acenteleri Birliği.

    ascent çıkış Herhangi bir derinlikten suyun yüzeyine yükselme işlemi.
    1. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer.
    2. Beklenmedik şekilde yapılan sert konuşma.
    3. Sporda, verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama.

    ASEAN Güneydoğu Asya Milletleri Birliği. Brunei/Darüselam, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam'dan oluşan bölgesel bir kuruluş.

    ashore denizcilikte kıyıya, kıyıda, karaya veya karada anlamında.

    ASIRT Güvenli Uluslar arası Kara Seyahati Birliği.

    ASTA Amerikan Seyahat Acenteleri Derneği.

    astern Geminin gerisine doğru anlamına gelen denizcilik terimi. Bir gemi 'astern' gittiği zaman geriye gidiyor anlamına gelir.

    ASVA İskoç Ziyaretçi Atraksiyonları Birliği.

    asylum, political iltica, siyasi Bir devletin, diğer bir ülkeden gelen siyasi sığınmacılara koruma vermesi.

    ATA ATA 1. Hava Taşımacılığı Birliği. 2. Seyahat Acenteleri Birliği.

    ATB Otomatik Bilet ve Geçis kartı.

    ATC Hava trafik kontrolü. Uçuş esnasında uçağın güvenli seyrinden sorumlu sistem veya kuruluş.

    Athens Convention Atina Konvansiyonu yolculara veya yüklerine bir zarar gelmesi durumuna karşı gemicilik şirketlerinin sorumluluklarını sınırlandıran uluslar arası sözleşme.

    Athens of ...nın Atinası kültürel önemine atfen 19.yy'da Boston kenti "Amerika'nın Atinası" olarak isimlendirilmişti. Nashville, Tennessee "Güney'in Atinası" (üstelik tam ölçekli bir Partenon kopyası bile vardır), Lexington, Kentucky de "Batı'nın Atinası" olarak bilinir

    ATII Seyahat Sigorta Aracıları Birliği.

    ATOC Tren İşleten Şirketler Birliği.

    ATOL Uçuş Seyahati Organizatörleri Belgesi.

    atoll atol Mercan resiflerinin oluşturduğu halka biçimli ada.

    atrium Otel veya benzeri bir yapıda ortası açık merkezi alan. Ya açık hava ya da çatının saydam oluşundan ötürü genellikle doğal ışık alır.

    ATTC Seyahat Meslek Kulüpleri Birliği.

    attraction atraksiyon Turistik anlamda, bir turistin ziyaret edip görmek istediği yer. Atraksiyonlar doğal da olabilir (Cape Town'daki Masa Dağı gibi) insan yapısı da (Disneyland gibi).

    auberge auberge Fransız hanlarına verilen isim.
    AUC Hava Taşımacılığı Kullanıcıları Konseyi.

    auditor's coupon kontrol kuponu Muhasebe amaçlı kullanılan bilet veya voucher kuponu veya koçanı. Genellikle satış geliriyle birlikte işverene teslim edilir.

    Aurora Australis Aurora Borealis'in güney yarıküredeki aynı. 70* güneyin altında düzenli olarak görülebilir. Güney Işıkları olarak da bilinir.

    Aurora Borealis Güneş fırtınaları sonucu ortaya çıkan harika bir görsel olgu. 70* kuzeyin üstündeki enlemlerde her karanlık gecede görülebilir. Ekvatora yaklaştıkça görülme sıklığı düşer. Örneğin Londra'da yılda en fazla 7 gece beklenebilir. Kuzey Işıkları olarak da bilinir.

    autogiro otojir Döner kanatlı uçak. Helikoptere benzer ancak rotorları motor değil hava marifetiyle döner. Otojirler, döner kanatlı uçakların ilk başarılı örnekleridir

    automated ticket and boarding pass otomatik bilet ve geçiş kartı Hem bilet hem de gümrük geçiş belgesi içeren bir doküman. Kuponları check-in esnasında geçiş belgesiyle değiştirilen biletlerin yavaş yavaş yerini almaktadır.

    auto-pilot otomatik pilot Pilotun müdahalesi olmadan bir aracı, genellikle bir uçağı yöneten aygıt.

    autopista autopista İspanya'da otoyol.

    autoroute Fransa'da otoyol.

    autostrada İtalya'da otoyol.

    avalanche çığ Dağdan aşağı hızla ve kontrolsüz inen kar ve buz kütlesi. Kayakçılar ve dağda gezen diğerleri için ölüm ve yaralanma tehlikesi yüksektir.

    avalanche transceiver çığ transceiver'ı Pist dışında gezen kayakçıların kullandığı radyo vericisi. Çığ altında kalma durumunda kayakçının yerini tespite yarayan sinyaller gönderir.

    average ortalama Müddeinin (talepte bulunan sigortalı) yetersiz sigortalandığı iddiasında bulunması durumunda bir sigorta şirketinin ne kadar ödeme yapması gerektiğinin hesaplanmasıyla ilgili bir sigortacılık terimi. Eğer müddei bavulunu $2000'a sigorta ettirip hırsızlık nedeniyle bunun dörtte biri zarara uğradıysa ama $1000 talep ediyorsa, şirket onun %50 oranında yetersiz sigortalandığını hesap edecektir, çünkü bir bavulun dörtte biri onun değerinin dörtte birinden, yani $500, fazlası edemez. bu nedenle ödemelerini, müşterinin yetersiz sigortalanması oranında düşürebilirler, yani bu örnekte %50. böylece müşteri $1000'lık kaybına karşılık $500 alabilecektir. teknik olarak bunu uygulamak mümkün olmakla birlikte, çıkaracağı zorluklar ve olası kötü niyet nedeniyle bavul ve eşyalarla ilgili uğranılan kayıplarda sözkonusu ortalama yöntemi günümüzde pek uygulanmamaktadır

    avionics avionik Uçakların elektronik sistemleri
    awning sayvan Genellikle çadır bezinden yapılma, güneş ve yağmurdan geçici olarak korumaya yarayan örtü. Gemilerin açık güvertesinde kullanılır.

    AWTE Kadın Seyahat Yöneticileri Birliği
    Air consignment note Hava konşimentosu

    Airport of arrival Varış hava limanı

    all inclusive herşey dahil

    Aquapark Su parkı

    auberge,pension pansiyon pansiyon,konaklama yeri

    annex ek annex room: ek oda, ilave oda

    agency manager acenta yöneticisi

    agency director acenta müdürü

    advisor danışman

    alacarte fiks menü

    aviation terminology havacılık terimleri Havacılıkta kullanılan özel kısaltmalar, kodların tamamı

    allotment tahsis Havacılık - Havayolu şirketlerinin rezervasyon sırasında ilk etapta satılmamak üzere ayırdıkları koltuklar. Daha sonra; özel yolculara(diplomatik, engelli, vs), sorun çıktığında kullanılmak üzere saklanan kontenjan

    average price ortalama fiyat bir malın ortalama fiyatı

    auditorium toplantı salonu

    assignment görev alma tahsis işlemi, atama

    attendants katılımcılar çoğul-katılımcılar, tekil-attendant

    alliance ittifak anlaşma, birlik olma

    abstract ekstre hesap özeti

    archery okçuluk

    authorized dealer yetkili bayi

    audio işitsel işitme ile ilgili olan

    assembly,conference,convention kongre,toplantı

    accountant muhasebeci

    Against all risks a.a.r. Tüm risklere karşı

    Always afloat Daima yüzer durumda

    Airport of departure Kalkış hava limanı

    Airway bill Hava konşimentosu

    Always safely afloat Her zaman yüzer durumda

    Amounts Meblağ

    Approx. Yaklaşık Approximetaly. Aşağı yukarı, hemen hemen.


    ARR. varış saati Arrival

    avarage room rate oda fiyatı

    appearance görüntü görülebilen (nesne ya da kişi)

    all inclusive system herşey dahil sistemi

    a la carte alakart her yemeğin fiyatının belirtildiği listeye göre seçimi yapılması sistemi

    additional bed ilave yatak

    alotment yer tutma işlemi havayolu terimi: Havayolu şirketleri kontuar personelinin ve rezervasyon memurlarının uçuşlarda yer tutmasına verilen teknik isim

    allocation tahsis etme dağıtım, yerini tayin etme
    adjacent bitişik sınırdaş

    arrangement of bankruptcy konkordato iflasını isteme anlaşması, elinde olmayan nedenlerden ötürü, borçlarının tümünü ödeyemeyen iyi niyetli borçlular için kabul edilmiş; borç ödeme anlaşması. Borçlunun haciz ve iflas takibinden kurtulmasına imkan sağlar, ödeme planı çıkarılır.

    accept kabul kabul etmek, alım

    auditor denetçi kontrolör, hesap uzmanı, belletmen
    Konu Gümüş tarafından (17.Ağustos.2009 Saat 00:06 ) değiştirilmiştir.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  2. #2
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    CAA: (Civil Aviation Authority) İngiliz Sivil Havacılık Otoritesi.

    cab: İngilizce'de taksinin bir diğer adı.

    cabana: ABD ve Güney Amerika'da sahil kulübesine verilen isim.

    cabin: 1. Küçük kulübe veya sığınak. 2. Kamara. 3. Uçağın iç kısmı.

    cabin bag kabin çantası uçağın yolcu kabininde taşınmaya uygun küçük çanta.

    cabin class kabin sınıfı gemilerde, birinciyle turist sınıfı arasındaki sınıf için kullanılan eski terim.

    cabin crew kabin mürettebatı yolcuların rahatından sorumlu olan ve uçuşla ilgili sorumlulukları bulunmayan uçak personeli.

    cable gomene 600 fite eşit deniz ölçüsü.

    cable car teleferik bir kabloya tutturulmuş ve onun vasıtasıyla hareket eden büyük kabin. Nispeten hızlı oluşları ve kolay yapılıp çok dik alanlara çıkabilmelerinden ötürü dağlık bölgelerde yaygındır.

    cable railway asma demiryolu Döner kablo aracılığıyla trenin hareketi sağlanan bir demiryolu türü. Llandudno, Hong Kong ve San Fransisco'da örneklerine rastlanabilir.

    cabotage kabotaj 1. Aynı egemen devletin toprakları arasında hava yolculuğu. Bu aynı ülkede bulunan iki nokta (ör: Londra ile Manchester) arasında da olabilir, bir ülkeyle sömürgesi (ör: Londra ile Cebelitarık) arasında da olabilir. Kabotaj yolculuklarının ücret tarifeleri, normal uluslararası tarifelerle ilgili anlaşmalara tabi değildir.

    café kafe 1. Küçük, oldukça samimi ortamlı ve yiyecek servisi yapan kuruluş. 2. ABD'de bar veya gece kulübü

    cafeteria kafeterya kafenin tam adı, genellikle kısaltma hali kullanılır.

    caique kayık Boğaziçinde kullanılan motorsuz kayıklara yabancıların verdiği isim.

    cairn kurgan Taş yığını halinde anıt, mezar veya işaret.

    call center Telefon operatör görevlisinin doğrudan müşteriye cevap vererek hizmet sunduğu arama merkezi.

    Cajun Country 18.yy'da İngilizler tarafından Nova Scotia'dan sürülen Fransız asıllı bir topluluğun güney Louisiana'da yerleştiği bölgenin adı. Cajun sözcüğü "Arkadyalı" kelimesinin bozulmuş halidir.

    Caledonian Kaledon İskoçya'ya dair veya İskoçyalı. (Romalı adı, Kaledonya).

    calendar takvim 1. Geçen zamanı ölçmeye yarayan sistem. Tüm takvimler uzun süreleri yıllara böler, fakat bunun alt bölümleri değişir. Seyahat ve ticarette oniki ay ve 365 günlük Gregoryen takvimi kullanılır. Ancak, başka sistemler de vardır ki Çin, Musevi ve İslam takvimleri bunların başlıcaları arasındadır.

    California current Kaliforniya akıntısı ABD'nin batı kıyısının kuzeyinden güneyi açıklarına yönelen geniş, soğuk ve ağır okyanus akıntısı.

    calm sakin 1. Havaya ilişkin olarak, az rüzgarlı veya rüzgarsız anlamında. 2. Hareket etmeyen, durgun. 3. Sessiz.
    4. Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen.
    calm sakin Bir yerde oturan kimse.

    campground Campsite

    camping holiday kamping tatili tatilcilerin çadır, karavan vs. gibi geçici konaklama yerlerinde kaldıkları tatil.

    camping site (bkz. Campsite) kamping alanı Kamp alanı.

    campsite kamp alanı kampçıların çadır kurabilecekleri veya hazır çadır tutabilecekleri alan. ABD'deki alanların çoğu karavanları kabul eder ancak İngiltere'de durum her zaman böyle değil.

    Canadian Technology Triangle Kanada Teknoloji Üçgeni Kanada'nın Toronto kenti güneybatısında, yüksek teknoloji endüstrisinin yoğunlaştığı bölge.

    canal kanal 1. Yapay suyolu. Kanalların çoğu aslen malların ticareti için yapılmış olmakla birlikte bugün birçoğu dinlence gezileri için kullanılmaktadır.2. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İngilizler genellikle özel isim olarak kullanılır, ör: Dover Boğazı için 'the Channel' derler.

    cancel iptal etmek bir rezervasyonu ya da herhangi başka bir şeyi geri almak, silmek veya hükümsüz kılmak.

    cancellation and curtailment insurance iptal ve kısaltma sigortası seyahate çıkanların, iptal masrafı (düzenlemenin tamamen iptal edilmesi halinde tahakkuk eder) ve kısaltma masrafı (düzenlemenin kısa tutulması durumunda tahakkuk eder) karşı kendilerini güvenceye almaları önemlidir. Sözkonusu güvenceler ağırlıkla tıbbi koşulları kapsayan bir dizi durumu içerir. ancak, hiç güvence kapsamına alınmayan bir durum, müşterinin "seyahate isteksiz" olmasıdır. bir başka deyişle, müşteriler tatil yapma konusunda fikirlerini değiştiremezler ve sonradan bunu karşılayamayacaklarına karar veremezler.

    cancellation charge iptal masrafı rezervasyonunu iptal ettiren müşteriden alınan bedel. Bu tür bedellerin alınması daima zor olduğundan acentelerin, muhtemel masrafları karşılayacak belirli bir tutarı önceden almaları önem arz eder. İptal masrafları karmaşık ölçeklerde olabileceğinden, acente personelinin, ilgili işveren kendilerine yetki vermeden, ön ödemenin herhangi bir kısmını iade etmemesi de önemlidir.

    canoe kano genellikle kürekle hareket ettirilen küçük, dar kayık.

    cantina bar veya şarap dükkanı anlamına gelen ve özellikle Meksika'da yaygın İspanyolca bir ifade.

    Canuck Kanadalı, özellikle Fransız Kanadalı.

    canx. 'iptal edildi' anlamında yaygın bir kısaltma.

    canyon kanyon kenarları dik, derin vadi ya da koyak.

    cap tavan Komisyonla ilgili olarak, kazanılabilecek miktara getirilen üst sınır; bir şeyin değerlendirilmesinde kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat.
    1. Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey.2. Verili şartlarda bir uçağın uçabileceği azami yükseklik.3. Gemi teknesinin iç destek veya döşemeleri.

    capacity kapasite 1. Bir taşıtın azami yük taşıma kabiliyeti yahut otel veya başka bir konaklama tesisinin alabileceği azami müşteri adedi.2. İçe alma, sığdırma sınırı; kapsama gücü.3. Mecazi anlamda, kavrama yeteneği.

    cape burun 1. Bir su kütlesine, genellikle deniz veya okyanus, uzanan sivri kara parçası.2. Alınla üst dudak arasında bulunan koklama ve soluma organı.3. Bazı şeylerin sivri ön bölümü.

    Cape doctor Güney Afrika'da görülen kuvvetli güneydoğu rüzgarı.

    capital başkent bir ülke, eyalet veya bölgenin en önemli kenti. Farklı başkentleri birbirine karıştırmamaya dikkat edilmeli. Örneğin, Tazmanya'nın eyalet başkenti Hobart olmakla birlikte Avustralya'nın (bu nedenle Tazmanya'nın da) başkenti Canberra'dır. başkentlerin çoğu ülkelerinin hükumetlerine de ev sahipliği yapar ancak durum her zaman böyle olmaya da bilir. dahası, bazı ülkelerde hükumet işlevleri iki veya daha çok kente dağılmış olabilir. Örneğin, Hollanda hükumeti Lahey'de yerleşik olmakla birlikte asıl başkent Amsterdam'dır.

    Capsien Kapsiyen Kuzey Afrika ve Güney Avrupa'nın Paleolitik kültürüne ait olan veya onunla ilgili.

    capsize alabora olmak bir tekne veya gemiyle ilgili olarak, ters dönmek.

    capstan bocurgat ağır yükleri çekmek için manivelayla döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urgan veya halatı kendi üzerine saran çıkrık. Gemilerde genellikle rıhtım halatlarını çekmekte kullanılır.

    capsule hotel kapsül otel ancak bir kişinin sığabileceği, çekmece-vari kompartmanlar halinde uyacak yer. Japonya'da yaygın bir konaklama türü.

    captain kaptan bir gemi veya uçağın idaresinden sorumlu kişi.

    car (I) araba İngiltere'de tekerlekli, motorlu veya motorsuz kara taşıma aracı. (II) vagon Yük ve yolcu taşıyan demiryolu arabası.(III) Yolcu taşıyan herhangi bir aracın, ör: asansör, bölmesi.

    car ferry araba vapuru hem yolcu hem de kara taşıtı taşıyan gemi.

    car hire car rental'la aynı anlama gelen, fakat giderek kullanımdan düşen bir terim.

    car rental araba kiralama gidecekleri yerde kendilerinin veya başka bir sürücünün kullandığı bir araba kullanmak isteyen, fakat kendi arabasını sözkonusu yere götüremeyen veya götürmek istemeyen gezginler, orya vardıklarında bir araba kiralayabilirler. Araba kiralama hizmetleri artık seyahat endüstrisinin büyüyen başlıca yönlerindendir.

    caravan karavan aslen arkadan çekilen bir araç (römork) fakat bugünlerde sıklıkla, özel alanlarda yarı-kalıcı konaklama amacıyla kullanılmaktadır.

    caravan site karavan alanı karavanların park edilebildiği alan. Bu tür alanlar kısa süreli kalmaya da, birkaç ay ya da yıllık kalmaya (yarı-kalıcı) da olabilir. Kısa süreli kalınan alanlar, gezmekte olan karavan kullanıcılarının birkaç gecelik mola ihtiyaçlarına hizmet eder.

    caravanette karavanet motorlu karavan.

    cardboarding elle basılmış biletin kontrol kuponlarını taklit etme yöntemi. Sahteciliğe girdiğinden suç kapsamına girer.

    cargo kargo yolcunun kişisel eşyaları dışında, gemi ve uçakta taşınan mallar ve eşyalar. Taşıma,yük.

    carhop ABD'de arabaya servis yapan restoranlarda garsonlara halk arasında verilen isim.

    Caribbean Karayipler Batı Hint adalarını tarifte kullanılan genel turistik bir ifade.

    carnet 1. Gümrük vergisi ödemeden malların geçici ithaline izin veren resmi belgeyi ifade için kulanılan Fransız kökenli sözcük.

    Caroline islands Caroline adaları batı Pasifik Okyanusunda takımadalar. Adalar Mikronezya Federe Devletleri ve Palau'dan oluşur.

    Carolingian Şarlman ikinci Frank hanedanına ait.

    carousel karusel özellikle havaalanlarında, yolcuların bagajlarını dağıtan döner sistem.

    carriage Vagon

    carriage taşımacılık İki nokta arasında, bu amaçla özel olarak kurulmuş olan bir şirket tarafından yapılan taşıma işi.

    carriage way araba yolu yolun, özellikle taşıtlar için ayrılmış kısmı.

    carrier taşıyıcı 1. Taşıma işletmecileri için kullanılan jenerik isim. 2. Hamal. 3. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığa yol açan mikrobu taşıyan.

    carrier identification plate taşıyıcı kimlik mührü bilet kontrol makinelerine yerleştirilmiş ve taşıyıcının adını bilet veya başka bir dokümana yazan küçük mühür.

    carsickness araba tutması araba veya başka bir kara taşıtında yolculuk etmekten kaynaklanan mide bulantısı.

    cartel kartel mensuplarının iş yaptığı alanda gerek fiyatları gerek diğer boyutları kontrol etmeye çalışan grup veya örgütlenme. Karteller yaygın olarak, fiyatları yüksek seviyelere çekip müşterileri, olması gerektiğinden fazla ödemeye zorlarlar. Karteller artık birçok ülkede yasa dışı olmakla birlikte faaliyetlerini belirlemek ve önlemek bir hayli zordur.

    cartogram kartogram istatistiki bilgileri şekillerle veren harita.

    cartography kartografya haritacılık sanatı ve uygulaması.

    carving skis carving ski geleneksel kayakların çoğunun tasarımını etkileyen çağdaş gelişme. Carving ski'lerin ön ve arka kısımları daha geniştir, böylece dönüşlerde kolaylık sağlar.

    casbah (bkz. Kasbah)

    cascade küçük şelale

    cash basis peşin para esası bir acentenin ödemelerini yapamaması halinde işveren, kredi kolaylıklarını geri çekip acentenin ancak peşin ödeme karşılığında doküman çıkarmasına izin verebilir.

    casita özellikle Meksika'da, bugalov.

    caste system kast sistemi farklı bireysel saflık ve katışıklık düzeylerinin miras alındığına inanılan ve Hindu kültüründe uygulanan sistem. Katı bir kast sisteminde farklı düzey mensupları birbiriyle iletişim kurmazlar.

    cat's paw kedi patisi suyun yüzeyini ancak kıpırdatan çok hafif bir esinti

    catacomb katakomp özellikle Romalılarda, yer altı mezarlığı veya yeraltında kemiklerin toplandığı yer.

    catamaran katamaran iki paralel kütükten yapılmış sal veya çift tekneli kayık.

    cataract yüksekliği az olan, büyük çağlayan

    catchment area bkz. Havza (3. Madde)

    Caucasian Kafkas insanlığın beyaz veya açık tenli kesimine ait, onunla ilgili olan.

    causeway dolgu yol alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol.

    cave mağara geniş ölçekli yeraltı oyuğu.

    cave tubing (bkz. Black-water rafting)

    caveat emptor Latince'de "bırak alıcı baksın" anlamına gelen ifade. Bir başka deyişle, satın aldığı bir şeyden tatmin olup olmayacağı alıcının kendisi sorumludur.

    cavern in kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar.

    cay İngilizce'de, küçük ada (bazen Florida Keys'de olduğu gibi 'key' olarak da geçer)

    CDW (bkz. Collision damage waiver) CDW kaza hasarından feragat

    ceiling Tavan

    Celebes Malaya Takımadalarındaki adalardan biri.

    Celsius (bkz. Centigrade) Celsius bkz. Santigrat.

    Celt Kelt Britanya ve Galler'in Roma dönemi öncesi halkı ve onların soyundan gelen.

    centigrade santigrat Celsius olarak da bilinir. Suyun 0*'de donduğu, 100*'de de kaynadığı ısı ölçeği. Santigradı Fahrenheit birimine çevirmenin pratik yolu, Sanitgrat rakamını ikiyle çarpmak ve 30 eklemektir. yani, 25*Cx2=50+30=80*F.

    Central America Orta Amerika Belize, Costa Rica, El Salvador, Guatemala, Honduras, Nikaragua ve Panama'dan oluşan coğrafi bölge.

    Certificate in Business Travel (CBT) İş Seyahati Belgesi (CBT) İş Seyahati Acenteleri Loncası'nca verilen belge. İş seyahati alanında çalışan veya çalışmak isteyenler için, çeşitli aşamalar halinde düzenlenmiş, sınava dayalı bir belgedir.

    chain zincir 1. Aynı kişi veya kuruluşun sahibi olduğu mağaza, restoran, otel, vs. grubu.2. İngilizce'de 'chain', 66 fite (bir milin seksende biri) eşit uzunluk ölçüsü. İngiltere'de önceleri demiryolları zincirlerle ölçülürmüş, ifade de o uygulama kaynaklıdır.3. Birbirine geçmiş bir sıra halkadan oluşan bağ 4. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

    chair lift koltuklu teleferik teleferikle aynı, fakat bunda kabin değil de yolcu koltuğu var. Bu araçlar 1,2,3,4,6 veya 8 yolcu taşıyabilir.

    chalet şale çoğunlukla geniş saçaklı, küçük, ahşap ev veya bungalov. İsviçre ve Avusturya'da yaygın olup genellikle kış sporları müdavimleri için konaklama yeri olarak kullanılır.

    chambermaid kat hizmetlisi otellerde oda hizmetlisi.

    champagne powder şampanya tozu tipik olarak Kuzey Amerika'nın batısında görülen, toz gibi çok ince yağan kar. İsmin ticari hakkı Steamboat Resort tarafından satın alınmıştır.

    channel Kanal

    Channel Islands Fransa'nın kuzeybatı kıyıları açıklarında bir grup İngiliz adası: Alderney, Guernsey, Herm, Jersey, Sark ve Jethou. Krallığa ait olmakla birlikte Büyük Britanya'nın parçası değildirler.

    charabanc bazı çevrelerde hala kullanılan, otobüs anlamında bir sözcük.

    charge card kredi kartına benzer olmakla birlikte, onda olduğu gibi ileri tarihli ödeme vadesi otomatik değildir.

    chart deniz haritası denizcilikte ve havacılıkta kullanılan, çok ayrıntılı ve kesinliği yüksek harita.

    charter charter genellikte uçaklar için kullanılır, fakat bir kişi veya kuruluşun bir aracın münhasır kullanımı için para ödediği her türlü taşımacılık biçimine uygulanabilir. Bir ad hoc charter'ı güzergah dışı bir düzenlemedir; dizi charter'ı aynı noktalar arasında birden çok defa düzenlenen sefer; süreli charter ise aracın belli bir süreliğine tutulmasıdır. tutan/kiralayan şahsın aracı doldurabileceği varsayımından hareketle, standart tarifelerle kıyaslandığında aynı noktalar arasında kişi başına düşen maliyet çok daha az olacaktır.

    chasm yarık Toprakta veya kayalarda oluşmuş derin ve geniş çaktlaklar.1. Yarılarak açılmış yer, gedik, çatlak 2. İnce çizgi durumunda açılmış yara.

    chauffeur şoför 1. Maaşlı hususi araba sürücüsü.2. Karada kullanılan motorlu araçları kullanan kimse, sürücü.
    chauffeur drive şoförlü sürüş araba kiralamada, sürücülü kiralanan araç.

    check digit kontrol hanesi doküman numarasını takip eden ve o numarayla matematiksel ilişkisi olan rakam. Rakamın kesinliğini doğrulamak üzere kullanılır ve bu yönüyle de transkripsiyon hatalarını tespite yarar.

    check sum Check digit


    checked baggage kontrol edilmiş bagaj yolcunun destinasyonuna kaydedilmiş ve müstakil olarak nakledilen bagaj.

    check-in 1. Otel veya başka bir konaklama biçimine kayıt yapma işlemi. 2. Uçağa veya başka bir araca binmeden önce kalan formalitelerin tamamlanması süreci.

    check-in area check-in alanı

    check-in islands check-in adaları


    check-in time check-in zamanı kişinin uçak veya otele check-in yaptırmış olması gereken son saat.

    check-out misafirlerin otel vb. bir konaklama tesisinden ayrılırken yaptıkları hesap kapama işlemi.

    chef aşçıbaşı lokanta, restoran vb. işletmelerde, genellikle erkek, aşçı.

    cheque card çek kartı belirli bir tutara kadar bir çekin ödemesini garanti eden kart.

    chersonese yarımada anlamına gelen Yunanca bir ifade, özellikle Boğazların batısında kalan Trakya yarımadası için kullanılır.

    Chicago Convention Chicago Konvansiyonu Hava Hakları'nı tanımlayan 1944 tarihli konvansiyon.

    child çocuk 1. Seyahatte, tam tarifeye tabi olmayan yaşça küçük kişi. Çocuğun yetişkin addedildiği yaş, taşıyıcıya göre değişmekle birlikte havayolu firmalarının çoğunda 12'dir.2. Küçük yaştaki oğlan veya kız.3. Soy bakımından oğul veya kız, evlat.4. Bebeklik çağı ile ergenlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan. 5. Mecazi anlamda, yetişkinlere yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse.

    chill factor hissedilen sıcaklık rüzgar vb. nedenlerle ısının farklı algılanması. Konforun belirlenmesinde hissedilen sıcaklık, gerçek ısıdan daha önemli kabul edilmektedir.

    chine özellikle İngiltere'nin Wight ve Dorset adalarında, derin ve dar vadilere verilen isim.

    Chinook 1. Kayalık Dağları'nın doğusunda esen sıcak ve kuru rüzgar2. Kayalık Dağları'nın batısında esen sıcak ve nemli güney rüzgarı.

    chit İngilizce'de nota, memorandum veya benzeri dokümanlara halk arasında verilen isim.

    chondola kondola kabin veya koltuk taşıyabilen modern kayak teleferiklerine verilen isim.

    chopper İngilizce'de halk arasında helikoptere verilen isim.

    chronometer kronometre zamanı çok hassas dilimler halinde ölçen alet. Boylamları aşan kesinlikli seyir haritaları, kronometrenin İngiliz, John Harrison tarafından icadına kadar mümkün olamamıştır.

    Chunnel İngiltere'yle Fransa'yı birleştiren ve Dover Boğazı'nı geçen tünele İngiltere'de halk arasında verilen isim.

    chute 1. Avrupa'da pist dışı dar, kısa ve dik kayak parkuru.2. Uçaktan acil çıkışlar durumunda kullanılan şişer kaydırak.

    CIMTIG Pazarlama Seyahat Endüstrisi Grubu İmtiyazlı Kuruluşu.

    Cinque Ports İngiltere'nin güneydoğu kıyılarında tarihi imtiyazları olan bir grup liman. İsmin Latince quinque portus (beş liman)'tan kaynaklanmış olması muhtemeldir çünkü aslen ayrıcalıklı beş liman vardı.

    CIP (bkz. Commercially important person) CIP Ticari açıdan önemli kişi.

    circle trip ring seferi İki veya daha fazla ara nokta üzerinden başlangıç noktasına geri dönüşlü sefer. Her ara noktadan tarifeler farklıdır.

    circuitous dolaşık Dolaylı ve genellikle yolu epey uzatan sefer. Bu tip güzergahları çoğu taşıyıcı ya yasaklamakta ya da gözden düşürmektedi 1. Karışık.2. Dolaşarak giden (yol).

    circumference daire çevresi dairenin etrafını dolaşan çizgi. Ekvator da Dünyanın çevresini oluşturur.

    circumnavigate dünyanın etrafını gemiyle dolaşmak.

    circumpolar dolaykutupsal dünyanın kutuplarından biri etrafında veya yakınında.

    cirque buzyalağı bir vadinin başında veya dağın yukarı kısımlarında derin, kase biçimli çukurluk.

    cirrus sirüs yüksek irtifada bulunan beyaz tülümsü bulut tipi. Tüybulut da denir.

    CIS (bkz. Commonwealth of Independent States) BDT bkz. Birleşik Devletler Topluluğu

    CITA Bağımsız Seyahat Acenteleri Konfederasyonu.

    CITC Kanada Seyahat Danışmanları Kurumu.

    citizen vatandaş bir devlet ya da ulusa mensup kişi.

    city şehir 1. Büyük yerleşim yeri.2. İngiltere'de, katedrali olan büyük yerleşim yeri

    city terminal şehir terminali havayolu yolcularının havaalanı yerine, şehir içinde check-in yaptırabilecekleri nokta. Benzer şekilde, yolcuların yolculuk sonunda şehir terminaline getirilmeleri de sözkonusu olabilir.

    claim iddia 1. Bir sigorta poliçesinin şartları uyarınca ödeme talep etmek.2. İleri sürülerek savunulan düşünce, sav.

    claimant müddei iddiada bulunan kimse.

    clan klan ortak bir atası olan insan topluluğu, boy.

    class sınıf 1. Seyahatte, yolcuları verdikleri ücrete göre araç içinde ayıran bölümleme. Önceleri sadece birinci, ikinci, üçüncü olarak sınıflandırılırken pazarlama gereklilikleri farklı sınıflar için bir dizi özel isim verilmesine yol açmıştır. sözkonusu yeni terimler daha az hissi olsalar da kafa karıştırdıkları kesin. 2. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. 3. Ders okutulan yer, derlik. 4. Sosyolojide, toplum içinde aynı görevi yapan, aynı menfaati sağlayan ve aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu. 5. Biyolojide, takımlardan oluşan birlik (ör: memeliler, kuşlar, balıklar...) 6. Önemlerine, niteliklerine göre kişi, nesne veya kuruluşların yerleştirildiği kategorilerden her biri.

    clay pan Avustralya'da, toprakta, yağmurdan sonra içindeki suyu tutan çukurluklara verilen isim.

    clearance (I) kalkış izni kalkmak için bekleyen, örneğin uçağa, yoluna devam etmesi için verilen izin.clearance (II) geçiş izni gümrüklerden geçme müsaadesi.

    claring bank ciro bankası BSP uyarınca aşağıdakiler dahil, çeşitli işlevler görmesi amacıyla atanan banka veya başka bir kuruluş, anlamına gelen IATA terimi. Sözkonusu işlevlerden bazıları: satış transferlerinin alındısı; buradan elde edilen verilerin işlenmesi; acentelere fatura hesaplarının çıkarılması; acentelerden yapılan ödemelerin alındısı.

    clearway İngiltere'de araçların durmalarına izin verilmediği yol

    cleat mesnet takozu gemilerde direkler veya iskele tahtası üzerinde, ayakların basabileceği şekilde yapılmış çıkıntı. koç boynuzu halatların tutturulmasına yarayan iki kulaklı çengel.

    clerestory (ABD'de clearstory) tren vagonlarında, pencere ve vantilatörlü, yükseltilmiş çatı bölmesi. Bugünlerde artık pek kullanılmamaktadır.

    CLIA Uluslar arası Yolcu Gemiciliği Hatları Birliği.

    cliff yar bir kayalığın dik yüzü.

    climate iklim ısı, yağış, nemlilik vs. gibi faktörler açısından bir bölgenin genel özellikleri. Hava durumundan farklı olarak, iklimde görülen değişiklikler oldukça istikrarlı ve tahmin edilebilir niteliktedir.

    clime İngilizce'de bölge veya iklim anlamına gelen kısa ifade.
    clip kırpmak Demiryollarında, biletin yırtılması veya ucundan bir parça koparılması.

    clip kırpmak 1. Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak.2. Göz kapaklarını açıp kapamak.

    clip-joint kazıkçı İngilizce'de, müşterilerini aşırı fiyatlarla soyan gece kulübü vb. işletmelere verilen argo isim.Alışverişte aldatan, pahalı mal/hizmet satan kişi veya kuruluş.

    clipper Çok hızlı seyredebilen büyük tekne

    cloakroom vestiyer Palto, ceket gibi kıyafetlerin ve bagajın bırakılabileceği oda.İngilizce'de tuvalet anlamında kullanılan nazik ifade.

    cloud bulut 1. Atmosferde yüzen, gözle görülebilir, yoğunlaşmış su buharı. 2. Herhangi bir şeyden yoğun yığın (ör. Arı bulutu)

    club car ABD'de divan vb. konforlarla donatılmış vagon.

    club class Uçakların iş yolcularına ayrılan kısmı için en yaygın kullanılan isim. Konforu birinciyle ekonomi sınıfları arasındadır. (aynı zamanda, bkz. Sınıf)

    coach otobüs Çok sayıda yolcu taşıyan ve uzun yolculuklarla turlarda kullanılan motorlu, büyük kara taşıtı.1. ABD'de, ekonomi sınıfı 2. Tren vagonu

    coach class Ekonomi sınıfı için ABD'de kullanılan terim.

    coaming mezarna Suyun girmesini önlemek amaçlı kapı ve ambar ağızlarında bulunan küçük çıkıntı parçalar.

    coast kıyı 1. Denizle karanın yaptığı sınır.2. Kenar, uç.3. Mecazi anlamda, ıssız, tenha yer.

    coaster koster Limandan limana deniz kıyısınca giden gemi.

    coastguard sahil güvenlik Kıyıların ve yerel gemilerin emniyetinden, gözlenmesinden ve kaçakçılığın önlenmesinden sorumlu kuruluş.

    coastline kıyı çizgisi Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibariyle denizle karanın sınır yaptığı hat.

    cockpit kokpit 1. Uçakta kontrol işlevlerinin bulunduğu kısım.2. Yat veya motorlu teknelerin kontrol yerleri.

    code sharing kod paylaşımı Havayolu şirketlerinin, açıklanmış programlarında başka taşıyıcıların kodlarını kullanmaları. Dolayısıyla, bir uçuşu British Airways gerçekleştiriyor görünmekle beraber onun adına bir başka taşıyıcı tarafından gerçekleştirilebilir.

    coffee shop Otel veya benzeri bir işletmede küçük, samimi ortamlı restoran.

    cog railway dişli demiryolu Tekerleklerle raylar arasındaki sürtünmeden dolayı tutuşun yetersiz kaldığı dik yokuşlarda kullanılan özel bir demiryolu çeşidi. Burada ekstra dişli bir tekerlek, yine dişli raylara tutunarak hareketin devamını sağlar.

    collection charge (bkz. Delivery charge)

    collision damage waiver kaza hasarından feragat (CDW) Kiraya verilen araçlar sigortalanmakla brlikte çoğu kuruluş, kaza veya kayba neden olan kiracılardan ilave masraf alacaklardır ki bunun tutarı, sınırlı olmakla birlikte, epey yüklü olabilir. Bu rakamı ödemekten kurtulmak için kiracılar "önemsiz" bir rakam ödeyerek şirket bu tutarı tahsil hakkından feragat eder. Ancak, "CDW" terimi yerini giderek, daha genel kapsamı olan ve kayıp hasarından feragat anlamına gelen "LDW"ye (Loss Damage Waiver - Kayıp Hasarından Feragat) bırakmaktadır. LDW genellikle CDW'den daha geniş kapsamlı koşulları içerir.

    colonial kolonyal Bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan. Özellikle eski İngiliz sömürgeleri için kullanılır.

    colony koloni 1. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu.2. Sömürge, müstemleke. 3. Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk.

    colours bandıra Geminin hangi ülkeye ait olduğunu gösteren ulusal bayrak veya arma.

    commercially important person ticari açıdan önemli kişi VIP'ye benzer, fakat burada kişinin önemi statüsünden ziyade ticari faaliyetlerinden kaynaklanır.

    commies komi 1. İngilizce'de, lokantalarda garson yamağı.2. Otelde ayak işlerine bakan kimse.

    commission komisyon 1. İşverenin acenteye ödediği tutar. Komisyon oranları epey değişken olmakla birlikte yine de "resmi" oranlar vardır. (Uluslar arası havacılıkta, örneğin, %9 olması gerekir.) genelde çoğu hizmetler için %5 düşük, %15'se yüksek kabul edilir ancak, bu iki limitin dışında komisyon oranlarının bulunduğu ürünler de yok değil.2. Bir işte aracılık yapan kimseye bırakılan yüzdelik, simsariye.3. Alt kurul, encümen, komite.

    common carrier ortak taşıyıcı Belirli bir veya birkaç kategoride insan veya eşya taşımayı üstlenen taşıyıcı.

    common-rated ortak tarifeli Tarifesi aynı olan iki veya daha fazla sefere verilen isim.

    commonwealth bağımsız devlet veya topluluk, özellikle demokratik olan.

    Commonwealth of Independent States Birleşik Devletler Topluluğu Estonya, Litvanya ve Letonya hariç, eski Sovyetler Birliği ülkeleri.

    communicating cabins bağlantılı kabinler bağlantılı odaların yolcu gemisindeki eşdeğeri.

    communism komünizm Batı Avrupa'da 1848 yılında doğan ve halen birkaç ülkede yürürlükte olan siyaset felsefesi. Temel ilkesi özel mülk diye bir şeyin olamayacağını ifade eder.

    commuter Aslen, mevsimlik bilet alarak her gün aynı noktalar arasında yolculuk yapan kimse. Günümüzdeyse düzenli olarak evden işe, işten eve gidip gelen insanlar için kullanılmaktadır.

    commuter aircraft commuter uçağı genellikle 30'dan az koltuklu ve nispeten kısa rotalarda işleyen uçak

    comp Complimentary ticket

    companionway kamara iskelesi Gemilerde, kabine çıkan merdiven, fakat genellikle gemideki her türlü merdiven için kullanılmaktadır.

    compartment kompartıman 1. Vagonda, ayrılmış küçük kısım. İngiltere'nin demiryollarında artık kompartımanlar birinci sınıf (ve eşdeğeri) bilet sahiplerine tahsis edilmektedir.

    compass pusula Yön belirlemeye yarayan araç. Manyetik pusulalar manyetik kuzeyi, diğer pusulalarsa, giro pusulası gibi, gerçek kuzeyi gösterirler.

    compass pusula 1. Küçük bir kağıda yazılmış kısa mektup, tezkere. 2. Üzerinde alacak hesabı yazılmış kağıt.

    compatriot yurttaş Aynı ülkenin vatandaşı.

    compensate tazmin etmek Bir zararı veya kaybı sahibine iade etme.

    compensation tazminat Uğranılan zarar veya kaybı iade amacıyla yapılan nakdi veya ayni ödeme.

    complement yeter sayısı Bir gemiyi veya başka bir taşıtı doldurmak için gereken kişi sayısı

    complimentary ticket ücretsiz bilet Sağlanan veya sağlanacak bir hizmete teşekkür, yahut mümkünse bir kaybı tazmin etmek amacıyla verilen bedava bilet.

    complimentary upgrade ücretsiz upgrade Bir taşıyıcının ilave ücret talep etmeden bir yolcunun sınıfını yükseltmesi. Ünlü veya unvan sahibi insanların mümkün olan en ucuz sınıfa rezervasyon yaptırmaları yaygın bir uygulamadır; çünkü check-in yaptırdıklarında kendilerine ücretsiz upgrade verileceğinden emindirler. bunun bir çeşit şantaj olmasına rağmen, bir havayolu şirketinin, örneğin, ünlü bir oyuncu veya film yıldızını bu konuda reddetmesi düşünülemez.

    comprehensive kombine Tam veya her şey dahil. Genellikle sigorta kapsamları bağlamında kullanılır.

    compressor kompresör Dalış tüplerine havayı doldurmak için gerekli yüksek basıncı sağlayan pompa.

    computerised reservation system (CRS) bilgisayarlı rezervasyon sistemi (CRS) Acentelerin işverenlerle yer ayırtma işlemlerini yapmalarını mümkün kılan bir dizi sisteme verilen jenerik isim. Küresel Dağıtım Sistemi için kullanılan

    GDS (bkz. Küresel Dağıtım Sistemi) ifadesi artık CRS'in (bkz. Bilgisayarlı Rezervasyon Sistemi) yerini almaktadır.

    concierge Otellerde kişilere bilgi veren ve misafirlerin ihtiyaçlarını dinleyen kimse için kullanılan Fransızca kökenli sözcük.

    concourse hol (I) Büyük binalar, istasyonlar veya havaalanlarında insanların yollarına devam etmeden önce bir süre beklemelerine uygun açık alan.

    conditions of carriage taşıma şartları Tüm işverenlerin, yolcu ve bagajlarını taşımayı kabul ettikleri özel kayıt ve şartları vardır. Biletin satın alınması, yolcu bunun farkında olmasa bile onun bu kayıt ve şartları kabul ettiği anlamına gelir. Birçok taşıma şartı insanların normalde sahip oldukları hakları dışarıda bırakır.

    condominium kondominyum 1. (ABD) genellikle uzun vadeli veya birden fazla kişiye kiralanan apartman blokları.2. İki veya daha fazla yönetimin idaresinde olan bölge.

    conducted tour rehberli tur Önceden belirlenmiş ve sabit bir güzergahta rehber önderliğinde yapılan tur.

    confederation konfederasyon Devletlerin oluşturduğu birlik veya ittifak.

    conference konferans Özellikle yıllık bazda yapılan ve büyük ortamlarda gerçekleştirilen tartışma toplantılarına verilen jenerik isim.

    conference rooms konferans odaları İş vb. toplantılara tahsis edilmiş odalar.

    confidential tariff özel tarife Otel ve gezi şirketleri gibi işverenlerce açıklanan ve iş bağlantılarının kurulması aşamasında acentelere yararlandırılan tarifeler.

    configuration konfigürasyon Uçağın içinde yer alan koltuklar ve diğer parçaların konumlandırılma biçimi.

    confirmation konfirmasyon Belirli bir yer ayırtma işleminin varlığını ve ayrıntılarını kesinleştiren yazılı veya basılı belge. Seyahatle ilgili yer ayırtmaların çoğu artık yazılı olarak konfirme edilmemekle birlikte CAA (bkz. CAA) kurallarına göre tatil paketlerinin yazılı olması gerekmektedir.

    confluence kavşıt İki akarsuyun karşılaşıp birbirlerine karıştıkları nokta.

    conjunction tickets birleştirilmiş bilet 4 sektörü (bkz. Sektör) aşan bir hava yolculuğu tek biletle karşılanamaz. Böyle durumlarda iki veya daha fazla bilet bir arada çıkarılarak tüm güzergahın kapsanması sağlanır ve tüm belgeler tekmiş gibi muamele görür.

    connecting rooms bağlantılı odalar Aralarında özel bir kapı bulunan iki veya daha fazla otel odası, böylece odaları tutanlar ortak koridoru kullanmadan birbirlerinin odasına geçebilirler.

    connecting service bağlantılı sefer Varmakta olan bir seferi karşılayan uçuş veya başka bir sefer.

    consequential loss dolaylı kayıp Aslen başka bir kayıptan kaynaklanan kayıp, anlamına gelen sigortacılık terimi. Seyahat poliçelerinde doalylı kayıplar genellikle kapsam dışı bırakılır.

    conservation area koruma alanı Zarar veya istenmeyen değişimlere karşı korunan bölge. Safari parklar gibi birçok turistik alan aynı zamanda koruma alanıdır da.

    consolidation konsolidasyon 1. Charter seferleri. Eğer bir charter uçuşu veya tatilin yolcu sayısı yetersizse operatör, iki veya daha fazla sayıda deparı birleştirerek yolcu sayısını maksimize edebilir.2. Programlı seferler. "Resmi" uçuş tarifelerinin alenen indirimli satışını yasaklayan çeşitli düzenlemeler olmakla birlikte havayolu şirketleri sıklıkla, karlarını maksimize etmek için boş kalan koltukları, fazlasıyla indirimli fiyatlarla bir "konsolidatör"e (bkz. konsolidatör) satarlar. konsolidatör de kendi karını koyarak, ama yine de resmi tarifeden çok daha ucuza bu koltukları acenetelere veya yolculara satar. bu fiyatlara pratik olarak "konsolidasyon" yahut "konsol. tarife" denir.

    consolidator konsolidatör Özellikle programlı uçuş yapan taşıyıcıların indirimli uçak biletlerinin ticaretini yapan kişi veya kuruluş.

    consortium konsorsiyum Şirketlerin bir araya gelmesi.

    constellation takımyıldız Gökyüzündeki görünüşleri belli bir şeyin şekline benzetilen veya mitsel bir varlığı temsil ettiği düşünülen yıldız kümesi.

    consul konsolos Yabancı bir ülkede yerleşik, temsil ettiği ülkenin milli çıkarlarını gözeten devlet görevlisi. Başları yabancı bir ülkede derde giren gezginlere konsolosların bir hayli yardımı dokunabilir.

    consulate konsolosluk Konsolosun çalışma yeri.

    contents gauge basınç göstergesi Dalış tüpündeki hava basıncını gösteren gösterge.

    contents, table of içindekiler listesi Sayfa sırasına göre bir kitap veya broşürde yer alan konuları gösteren liste.

    continental breakfast continental kahvaltı Küçük ekmek, kahve, tost vs'den oluşan hafif kahvaltı.

    continental plan Konaklama ve continetal kahvaltıyı dahil eden otel sınıflaması.

    contour lines eşyükselti eğrileri Harita üzerinde eş yükseklikte bulunan noktaları birleştiren eğriler.

    contour map eşyükselti haritası Eşyükselti eğrileriyle yükseltileri ve çukurlukları gösteren harita.

    contraband kaçak mal ithal veya ihracı kanunen yasaklanmış olan mallar.

    contrail kontreyl İngilizce'de condensation trail (yoğunlaşma izi) ifadesinin kısaltması. Yüksek irtifada uçan uçakların arkalarında bıraktıkları beyaz izlere denir.

    contremarque Genellikle demiryollarında, bir grup biletine, yolcuların kimliklerini belirlemek üzere iliştirilen doküman, anlamında Fransızca kökenli sözcük. Böylece her yolcu için ayrı ayrı bilet çıkarmaya gerek kalmaz.

    contribution iştirak Her türlü yükümlülüğün ilgili tüm sigortacılar tarafından paylaşılması ilkesini ifade eden bir sigortacılık terimi.

    control tower kontrol kulesi Havaalanında, uçakların hareketlerinin içinden kontrol edildiği yapı.

    conurbation şehirleşmiş bölge Genellikle bir şehir ve kasaba ile kenar semtlerinin birleştiği, geniş yayılımlı alan.

    convenience Umumi tuvalet

    convention (I) adet Davranış, giyim, vs konularda ortak standartlar. (II) kongre Resmi bir toplantı veya konferan (III) konvansiyon Standartlar ve uygulamalarla ilgili varılan resmi anlaşma (ör: hava seyahatleri ile ilgili yapılan Varşova Konvansiyonu).

    convertible konvertibl 1. Yolcudan kargoya, yahut kargodan yolcuya, konfigürasyonu çabucak değiştirilebilen uçak.

    convertible üstü açılabilir araba Hareketli, yani açılıp kapanabilen tavanı olan araba

    Coordinated Universal Time UTC


    co-pilot kopilot uçağın ikinci pilotu

    coracle Galler ve İrlanda'da kullanılan, sepet işinden yapılıp üzeri su geçirmez malzemeyle kaplanan küçük tekne.

    coral mercan 1. Çeşitli deniz canlılarının kabukları. Çok uzun süreler içinde sözkonusu kabuklar mercan kayalıkları, adaları ve atolleri oluştururla2. Bu kabuklardan elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.3. İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen balık.

    Coral Coast Mercan Kıyısı Tunus'un kuzey kıyıları, başlıca şehri Bizerte.

    cordillera Dağ sırası, özellikle büyük kara parçaları üzerinde bir eksen oluşturanlar (And dağları gibi).

    cordon bleu Hazırlanma ve sunum bakımından olabilecek en yüksek standarda ulaşmış aşçılık.

    corduroy road Ağaç gövdelerinin bataklık vb. riskli zeminlere yanyana yatırılmasıyla oluşturulan yol.

    Corinthian Korint Güney Yunanistan'daki antik Korint kenti ve onunla ilgili olan.

    corkage Lokanta sahibinin, içeceğini kendisi getirmek isteyen müşteriden talep edebileceği tutar.

    corked mantardan bozulma Şarapla ilgili olarak, şişenin içindekinin mantarla teması neticesi tepkime vermesi ve bozulması. Böyle bir durumun, şişenin açılması esnasında mantardan düşebilecek küçük parçacıklarla hiçbir alakası yoktur.

    Corniche Fransız Riviera'sında, Nice'le Menton arasındaki göz alıcı yarlardan geçen birbirine paralel üç yol. Bunlardan "Grande Corniche" 1806 yılında Napoleon tarafından yaptırılmıştır.

    corniche korniş 1. Bir yarın açık yüzüne yapılmış yol.

    Coromandel Coast Coromandel Kıyısı Hindistan'ın güneydoğu kıyıları. Başlıca limanlar arasında Nellore, Madras, Pondicherry, Cuddalore ve Nagappattinam sayılabilir

    corona ayla Belirli hava şartlarında güneşin veya ayın etrafında beliren ışık çemberi. Aynı zamanda bakınız, hale.

    corporate rate şirket tarifesi Seyahat ürünlerinin belli başlı alıcılarına sunulan özel indirimli tarifeler. Sözkonusu tarifeler genellikle oteller veya araba kiralayan operatörler tarafından sunulmakla birlikte diğer işverenler de bu ilkeyi benimsemeye başlamıştır. Olasılıkla, şirket tarifelerinden en çok faydalananlar iş yolcularıdır.

    corridor koridor 1. Tren vagonlarında, kompartımanlara erişim sağlayan geçitler. Aynı zamanda bakınız korridorzuge. 2. Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit, geçenek.3. Geçmeye yarayan dar ve uzun aralık, dehliz.4. İki devlet arasındaki dar toprak parçası.

    cosmopolitan kozmopolit Dünyanın birçok yerine ait olan veya oraları bilen.

    Cossack Kazak İmparatorluk Rusyası'nın güneyindeki halklardan biri. Özellikle askeri becerileriyle tarihte ün salmışlardı. Türk soyundan halk için olduğu kadar o bölgede Slavlaşmış bir topluluk için de kullanılır bu terim.

    Costa Blanca "Beyaz Kıyı": İspanya'nın doğu kıyısında Denia'dan Torrevieja'ya kadar uzanan sayfiye bölgesi. Başlıca şehri Alicante, diğer turistik yerler arasında Calpe ve Benidorm sayılabilir.

    Costa Brava Vahşi Kıyı": Barcelona'nın kuzeyindeki Gerona ilinin kıyıları. Birçok turistik tesisle ünlü. Blanes'in güneyinde kalan kıyılara ise Costa del Maresme denir.

    Costa de Almeria Güney İspanya'da, Costa del Sol'un doğusu, başlıca kenti Almeria.

    Costa de la Luz "Işık Kıyısı": güney İspanya'nın Atlantik kıyıları. Başlıca kentler Huelva ve Cadiz. Yabancılardan fazla İspanyol turistlerin gözdesi. Başlıca turistik tesisler Sanlucar de Barrameda, Rota ve Chipiona'dadır.

    Costa de Lisboa Portekiz'de Lizbon civarındaki kıyılar. Costa del Sol olarak da bilinir. Başlıca tatil beldeleri, Cascais ve Estoril.

    Costa de Prata "Gümüş Kıyı": kuzeyde Oporto'dan güneyde Costa de Lisboa'ya kadar uzanan Portekiz sahil şeridi. Başlıca tatil beldeleri arasında Figuera da Foz ve Nazaré sayılabilir.

    Costa del Azahar "Portakal çiçeği Kıyısı": Akdeniz kıyısında, kuzeyde Costa Dorada ile güneyde Costa Blanca arasındaki İspanyol tatil bölgesi. Başlıca kenti Castellon de la Plana.

    Costa del Sol "Güneş Kıyısı": güney İspanya'nın Akdeniz kıyısında, batıda Tarifa'dan doğuda Cabo de Gata'ya kadar uzanan tatil yöresi. Turistik tesislerin yoğunlaştığı esas olarak Marbella'yla Motril arasında yoğunlaşmıştır. Başlıca şehir Malaga olup diğer tatil beldeleri arasında Marbella, Fuengirola, Torremolinos, Nerja, Almunécar, Salobrena ve Almeria sayılabilir.

    Costa Dorada "Altın Kıyı": Katalonya'da, Costa Brava'nın güneyinde kalan turistik sahil bölgesi. Başlıca şehirler, Barcelona ve Tarragona.
    "Altın Kıyı": Portekizde, lizbon'la Algarve arasında kalan kıyı bölgesi. Başlıca kentler, Sines ve Vial Nova de Milfontes. Costa de Ouro olarak da bilinir.

    Costa Verde "Yeşil Kıyı": Portekiz'de, Oporto'nun kuzeyinde turistik kıyı şeridi. İspanya'nın Asturias bölgesinin sahil kesimini de kapsar, başlıca şehir, Gijon.

    cot portatif karyola Genellikle çocuklar için, yatacak yer hazırlamada kolaylık sağlayan küçük yatak.

    COTAC Seyahat Acente Yeterliliği Belgesi. Artık eskidi. Bkz. ABTAC.

    c.o.d. masraflar alıcıya ait Cash on delivery; teslimde ödemeli.

    c.+f. malın bedeli ve taşıma ücreti Cost andfreight

    Charge Masraf, harç, ücret

    CIF mal bedeli olarak teslim mal bedeli+sigorta+nakliye

    c.i.f.Bu satımda satıcı, malın gemiyle taşınması gideriyle, sigorta ettirilmesinden doğan giderleri de üstlenmektedir. Bu satımda, malın ambalaj ve gemiye yükletilmesine dek yapılan yoklama (muayene) giderleri de satıcıya aittir. Yüklenen mallar geminin küpeştesini aşana dek yarar ve zarar satıcıya, ondan sonra alıcıya aittir.

    c.i.f landed malın bedeli,sigorta,navlun ve boşaltma masrafları Cost,insurance,freight,landed

    c.k.d. taşınmak için tümüyle sökülüp kurulabilir completely knocked down

    c/o vasıtasıyla Care of.

    Collecting free varış limanında malı gemiden almak için ödenen ücret

    Conditions of contract sözleşme koşulları

    Consignment Gönderilen mal,mal gönderme,sevkiyat

    Consolidator IATA'ya üye olan ve malları birleştirip toplu olarak sevk eden kuruluş

    Charterer pays des harçları kiralayan ödeme (c.o.s)

    CRF Mal bedeli ve navlun

    Current rates Cari fiyatları

    Costoms clearance Gümrükleme gümrükten çekme

    compilation derleme

    CEO Yinetim Kurulu Başkanı Chamber of the Board, Chief Executive Officer

    caravan karavan Tekerlekler üzerinde seyreden, içinde yaşamaya olanak sağlayan ekipmanların bulunduğu taşıt. Bazı karavanlar otomobil tarafından çekilirken, bazı modeller herhangi bir çekici araca gerek kalmaksızın yolculuk yapabilir.

    croquat çıtır çıtır Fransızca bir kelimedir. Çıtır çıtır ya da kıkırdaklı anlamında kullanılır. Genellikle bir pasta çeşidi olarak da bilinir.

    cost fiyat

    camellia kamelya

    CV Özgeçmiş circulaum vitae, özgeçmiş; genellikle iş başvurularında istenen, başvuran kişinin eğitim, iş deneyimleri gibi konuları detaylarıyla açıklayan yazı.

    complementary tamamlayıcı

    cocktail kokteyl Birçok alkollü içeceğin ve meyve sularının karıştırılmasıyla elde edilen içecek.

    correction düzeltme

    connection bağlantı 1- ilişki 2- bağ

    confirm onaylamak Havayolu terimi olarak, "onay"

    casino gazino,*********

    consulate konsolosluk

    crazy çılgın,deli

    certificate,document belge

    counterproductive ters etki

    cultural tourism kültürel turizm

    collaboration işbirliği

    cooperation işbirliği

    correspondence yazışma

    concept kavram ,anlayış ,görüş

    concept fikir basılı bir reklam ya da tüm bir kampanyadaki temel fikir

    confirmed onaylanmış onaylanmış, onaylı

    cook aşçı

    check in otele giriş yapmak

    chosen seçilmiş

    criterion ölçüt kriter

    creation yaratma eser

    CIF Bu satımda satıcı, malın gemiyle taşınması gideriyle, sigorta ettirilmesinden doğan giderleri de üstlenmektedir. Bu satımda, malın ambalaj ve gemiye yükletilmesine dek yapılan yoklama (muayene) giderleri de satıcıya aittir. Yüklenen mallar geminin küpeştesini aşana dek yarar ve zarar satıcıya, ondan sonra alıcıya aittir.

    check in havaalanında biletini vize ettirme,otelde oda tutma,eşyayı tutma

    comfortable rahat

    collection toplama, tahsilat, koleksiyon

    customer advisor müşteri danışmanı

    cob, stem, heart koçan

    complex kompleks, karmaşık

    cash point para çekme makinası

    crew eleman crew, personel

    cruise kruvaziyer gemi seyahati

    cruise tourism kruvaziyer turizmi gemi yoluyla yolcu taşınan turizm türü

    cultural tourism kültür turizmi tourism on cultural purpose = kültür amaçlı turizm

    cash kasa

    cashier kasiyer

    cleaning lady temizlikçi otel - temizlikçi

    counter kontuar Hava alanlarının bagaj kabul bölümü

    concierge odacı hotel concierge - otellerde görevli misafir kaşılayan kimse

    congress kongre conference, assembly

    catering yiyecek içecek tedariki yiyecek içecek sağlama, temin etme

    cut off son vermek Amerikan İngilizcesi. iptal etmek, son vermek, ilişiği kesmek

    communal toplumla ilgili halka ait

    cancellation iptal fesih

    client müvekkil istemci

    couple çift eş, karı koca, evli veya sevgili çift

    chair lift telesiyej

    cafe kafe,kafeterya

    convention room/hall toplantı odası/salonu

    cuisine chief mutfak şefi

    club room kulüp odası

    cash remittance para havalesi

    c.a tahminen circa

    c.a.d. Vesaik mükabili Cash against documents

    c.a.f. malın bedeli Coüt, assurance,fret,c.i.f. sigorta ve navlun

    Certificate of origin Menşei şahadatnamesi

    c.+i.malın bedeli ve sigorta Cost and insurance

    Chargeable weight ücrete tabi ağırlık

    cıf mal bedeli olarak teslim mal bedeli+sigorta+nakliye

    c.i.f.+c malın bedeli,sigorta,navlun ve giderleri dahil cost,insurance,freight and commision;

    city terminal service: şehir içi teminal servisi

    Claims şikayetler

    Commodity rates Nakliyede uygulanan ücret tablosu

    Consignee Kendine mal gönderilen

    Consignor Mal gönderme

    Consular invoice tasdikli fatura (C.I)

    CPT taşıma ücreti ödenmiş olarak teslim alma

    Conference terms düzenli hat gemi şirketlerinin aralarında yaptıkları anlaşmanın koşulları

    Customs broker Gümrük komisyoncusu

    custums deklaration Gümrük beyannamesi

    cabbage lahana

    cultural inheritance kültürel miras

    clipper hızlı yelkenli

    complex tesis

    conference center konferans merkezi

    cooperate işbirliğinde bulunmak, birlikte çalışmak

    city tours şehir turları

    check out otelden çıkış yapmak

    contemporary çağdaş günümüze ait, güncel

    courtesy patrol trafik devriyesi

    company rating işletme vergi matrahı

    compliment övgü kompliman

    cheese steak dönerli (bonfile) sandviç

    connection flight aktarmalı uçuş Havacılık terimi.

    codeshare uçuş paylaşımı Havayolu terimi. Birden fazla havayolu şirketinin aynı istikamette uçması sonucu, iki veya daha fazla şirketin yolcularını, uçak paylaşımı yaparak(ortak bir uçak kullanarak) aynı uçakla ulaştırması. Ör. Lufthansa ile THY'nin Hamburg seferine(aynı saatte) yolcu sayısı tutuyor ise, ortak, tek sefer yapmaları(iki uçak yerine bir uçak kullanılması)

    commission komisyon (finans) commission fee

    COTAM Seyahat Acente İşletmeciliği Belgesi. Artık eskidi. Bkz. ABTAC.

    Cote d'Argent Fransa'nın güneybatı kıyısında, Gironde halicinden İspanya sınırına kadar uzanan kıyı şeridi. Başlıca tatil yöreleri: Bayonne ve güneyde, Biarritz.

    Cote d'Azur Fransız Rivierası olarak da bilinen, Fransa'nın güneydoğu kıyıları. Başlıca şehirler arasında St.Tropez, St.Raphael, Cannes, Antibes, Nice ve Monte Carlo sayılabilir.
    COTTIC Turizm Danışma Merkezi Yeterliliği Belgesi. Artık eskidi.

    co-tidal line gel-git eğrisi Suların çekilip yükselmesi esnasında deniz seviyesinin çizdiği hattı harita üzerinde gösteren eğri.

    COTOP Tur Operatörlüğü Uygulaması Belgesi. Artık eskidi. Bkz ABTOP.

    COTOR Tur Operatörlüğü Temsilciliği Belgesi. Artık eskidi.

    couchette kuşet Avrupa demiryollarında da sunulan bir konaklama türü. Her standart sınıf kompartımanında 6 adet yatak bulunur. Cinsiyet ayrımı yoktur . Kuşetler İngiltere demiryolu seferlerinde kullanılmamaktadır.

    counterfoil makbuz koçanı Makbuz, bilet vb. bir dokümanın, onu çıkaran tarafından alıkonulan kısmı.

    counrty ülke

    coupe coupé Tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba.

    coupon kupon 1. Çok kısımlı bir biletin sayfalarından biri. Bu tür biletlerin en az dört kuponları olacaktır. Hizmetin karşılanması anında verilen değişim kuponları; yolcunun kendisine saklaması için verilen ve taşıma şartlarının ayrıntılarını içeren yolcu kuponları; acente kayıtları için acente kuponları ve muhasebe amaçlı kontrol kuponları.
    coupon kupon 2. Bir reklamın, daha ayrıntılı bilgi talep etmek, vs. için reklamcıya gönderilmek üzere tasarlanan kısmı, anlamında bir pazarlama terimi.
    coupon kupon 3. Piyango biçiminde düzenlenmiş, çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça.
    coupon kupon 4. Değerli kağıtların (tahvil, hisse senedi gibi) üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı sağlayan kesilmiş parça.
    coupon kupon 5. Yalnız bir giysilik dokunmuş, üstün nitelikte kumaş parçası.
    courier grup lideri Seyahat boyunca yolcu grubuna eşlik eden ve onlardan sorumlu olan eskort. Tur operatörünün tesislerdeki temsilcileri için kullanıldığı da olur

    courier flight kurye uçuşu Dokümanlar, numuneler vs. taşıyan kuryenin yaptığı yolculuk.

    course rota 1. Bir aracın gitmekte olduğu yön.2. Gidilen, izlenen yol.

    court cabin saray kabini Bir gemide doğal ışık alan pencereli kabini.

    cove koy Deniz veya başka bir su kütlesinin karaya yaptığı körfezden küçük girinti.

    cover charge giriş ücreti Bazı restoranlar veya gece kulüplerinin girişte aldığı fazladan para.


    CPT Yolcu Taşımacılığı Konfederasyonu.

    CRAC Kıta Demiryolu Acenteleri Konsorsiyumu.

    craft Herhangi bir gemi veya uçak anlamında kullanılan genel bir terim.

    credit card kredi kartı Müşteriyi tanıtlayan ve alım anında ödeme yapmaksızın mal veya hizmetleri satın alma imkanı tanıyan küçük, plastik kart. Sözkonusu mal veya hizmetlerin ödemesi, kredi kartı firmasınca belirli bir süre sonra yapılır. Kredi kartı firmalar gerekli durumlarda borcun belirli bir süre tehir edilmesine izin verirler ve bundan dolayı da daha sonra faiz alırlar.

    creek Küçük bir körfez veya liman.

    Creole 1. Batı Hint Adalarında yahut Orta veya Güney Amerika'da Avrupalı yerleşimcilerin soyundan gelenler.2. ABD'nin güney eyaletlerindeki Fransız yerleşimcilerin soyundan gelen beyazlar. 3. Hem Avrupalı hem de Siyahi kökenden gelen melez kimse.4. Avrupa ve Afrika dillerinin etkileşiminden meydana gelen bir dil.

    crew mürettebat Gemi, uçak veya benzeri bir araçta çalışanlar.

    cross trees gurceta Geminin küçük direğinin tepesinde, ana direği destekleyen bir çift yatay kereste.

    cross-border ticketing sınır-ötesi biletleme Yolcunun kendi ülkesinden başka bir ülkede başlayan bir uçak seferine bilet çıkarma uygulaması. Daha avantajlı tarifeler ve döviz kurlarından yararlanmak için bu yola başvurulduğundan taşıyıcılar tarafından tercih edilmiyor.

    crossroad kavşak 1. İngiltere'de, iki yolun kesişmesi.2. ABD'de, ana yola katılan veya onu kesen bir başka yol.

    crow's nest karga yuvası Geminin ana direğinin tepesine yakın gözetleme yeri.

    Crown Colony Kraliyet Sömürgesi İngiltere hükumetinin yönetimi altında bulunan İngiliz sömürgesi.

    CRS Bilgisayarlı rezervasyon sistemi.

    cruise deniz seyahati Taşıma amaçlı değil de sadece deniz seferinin zevkini tatmak için yapılan gemi yolculuğu. Bu tip yolcu gemileri aynı limandan kalkıp yine oraya dönerler.

    CTA Çin Turizm Derneği.

    CTC Otobüs Turizm Konseyi.

    CTO Karayipler Turizm Örgütü.

    CTT Seyahat ve Tuzim Konseyi.

    cultural attraction kültürel atraksiyon Sanat ve benzeri entelektüel uğraşlar açısından önemi vurgulanan atraksiyon.

    culture kültür

    currency para Bir ülkenin değişim aracı, nakit.

    custom declaration-tax refund office gümrük deklare-vergi iade ofisi

    customer profile müşteri profili İş şeyahati acenteleri vb. kurumların müşterileri hakkında toplayıp sakladıkları bilgiler. (Ör: seyahat sınıfı, pasaport bilgileri, kredi kartı bilgileri.)

    customer service müşteri hizmetleri Şirketlerin müşterilerine yardımcı olmak ve sorunlarına çözüm getirmek için verdikleri hizmet.

    customs gelenek Bir ülke veya toplumun ahlak, görgü ve davranış kalıpları.

    customs gümrük Ülkeye giren ve çıkan malların hareketini kontrol eden devlet birimi.

    customs duty gümrük resmi İthal edilen mallardan alınan vergi.

    cut-off date tarihi Yapılacak bir şeyin konfirme edilmesi veya tamamlanması gereken son tarih.

    cutter kotra Filika dışında gemilerin küçük tekne.

    cutting yarma Yüksek zemin içinden kara veya demiryolunun geçmesi için kazılan hat.

    cycle Teknik olarak, herhangi bir tekerlekli araç, ancak genellikle bisiklet gibi hafif taşıtlar için kullanılır.

    cycle route bisiklet yolu Bisikletle yolculuk yapanlara tahsis edilmiş yol.

    Cyrillic Kiril Özellikle Rusya ve Bulgaristan'da Ortodoks Kilisesine bağlı Slav halklarının kullandığı alfabe.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  3. #3
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    DAF Sınırda teslim

    DDP Gümrük resmi ödenmiş olarak teslim

    dead freight Pişmanlık navlusu

    Delivery service Teslimat servisi

    dressing room soyunma odası

    draft kura ile seçilen bir grup içinden (daha çok askerler için kullanılır) kura ile seçilen

    demand talep bir emir gibi yapılan istek

    deadline son mühlet son teslim tarihi

    dispatch göndermek

    double room iki kişilik oda

    division bölüm bölme, sınır

    door knob topuz ahşaptan yapılmış kapı topuzu

    dessert tatlı Genellikle ana yemek üzerine yenen, şekerle hazırlanan yiyecek.

    development gelişme

    drink içmek

    December Aralık Yılın onikinci ve son ayı

    duty free shop Uluslararası sulardan transit geçişte veya havaalanlarında, vergilendirilmemiş malların satıldığı dükkanlar.

    destination varış,hedef

    doorman kapıcı,müstahdem

    deep of the sea denizin derinliği

    deadline tarih koyma Wednesday is the deadline for handing in this essay.

    diction diksiyon

    diving tube dalış tüpü

    dispute itiraz etme, tartışma

    deposit box kiralık kasa

    deputy vekil

    decode şifre çözmek

    deluxe gösterişli şatafatlı, en yüksek standardın ifadesi

    drop off azalmak, uyuklamak

    dignity itibar rütbe, haysiyet

    double decker çift katlı otobüs

    departman ,department bir şirkette bir işten sorumlu bölüm, birim

    departure time kalkış saati havacılık terimi

    destination hedef ,varış,gidilecek yer

    duplicate çoğaltmak,eşit,suret,eş

    daily visitor günlük ziyaretçi

    Desert Namibia Namibya Çölü Namibia Desert

    domestic flights iç hatlar iç hat uçuşları

    disabled engelli

    double bed iki kişilik yatak

    double bedded room çift yataklı otel odası

    double bedroom iki yataklı oda

    destination istikamet

    discount iskonto rebate

    debate tartışma müzakere, açık oturum, münazara

    duration süre müddet

    daily günlük

    direct billing doğrudan faturalama

    deadline son teslim tarihi, son gün

    delayed gecikti gecikme söz konusu olan durumlarda kullanılır. Genellikle kara-hava-trenyolu taşımacılığında geç kalan seferi(tabelalarda) belirtmek için kullanılır.

    desk clerk resepsiyonist resepsiyon memuru

    doctor doktor Tr: tabip, İng: physician

    diesel-electric dizel-elektrikli Dizelle çalışan bir jeneratörce üretilen elektrik tarafından harekete geçirilen taşıt.

    diesel-hauled dizelli tren Trenin dizelle çalışan bir lokomotif tarafından çekildiğini ifade eden bir demiryolu terimi.

    diligence, dilijans Taşıma aracı olarak kullanılan atlı arabayı ifade eden tarihi terim.

    diner Gayrı resmi yol kenarı lokantası.

    diner yemekli vagon Trende, içinde restoranı olan vagon.

    dinghy dingi Genellikle gemilerin çektiği küçük sandal.

    dining car Diner

    dinner jacket İngiltere'de erkekler için resmi gece kıyafeti: ceket (genellikle siyah), pantolon, fırfırlı gömlek ve papyon kravattan (genellikle siyah ama başka herhangi bir renk de olabilir) oluşur. İfade sadece ceketi değil, aslında tüm kıyafeti betimlemektedir.

    direct current doğru akım (DC) Döngüsel olmayan elektrik akımı. Bataryalarla çalışan cihazlar DC'ye uyumludur. Halbuki temel cihazların çoğu AC'yle (bkz. AC) çalışır. Yolcuların hala DC kullanan ülkelerde dikkatli olmaları gerekir çünkü bu akım, AC'yle çalışan cihazlara zarar verir.

    direct service direkt sefer Yolcunun araç değiştirmesini gerektirmeyen uçuş veya başka bir sefer. Ancak, direkt seferlerin ille de non-stop olmaları gerekmez.

    directional fare. gidiş tarifesi Sadece tek yönde işleyen tarife. Artık uçuş mesafesiyle belirlenen çok az tarife kalmıştır, çoğunluğu "piyasa güçleri"nce belirlenmektedir. Bu güçler genellikle belirli şehirlerden kalkan seferlere, diğer şehirlerden kalkanlara kıyasla daha çok talep olduğu sonucuna varır. dolayısıyla, tek gidişli fiyatlamalar arz-talep dengesini kurmaya yardım edebilir.

    Director General Genel Müdür 1. IATA'nın Genel Müdürü veya onun yetkili temsilcisi anlamında IATA terimi. 2. Bir şirketin en üst düzey yöneticisi.

    discount tenzilat İlan edilmiş tarife veya fiyatlarda yapılan indirim.

    disembark inmek Bir uçak, gemi, tren veya başka bir ulaştırma aracından yere basmak.
    1. Yukarıdan aşağıya doğru gelmek. 2. Dağ, tepe gibi yüksek bir yerden gelmek. 3. Gitmek, varmak. 4. Yıkılmak. 5. Alçalıp eski durumuna dönmek. 6. Fiyatı veya değeri düşmek. 7. İnme gelmek. 8. Sayısı azalmak.

    disintermediation aracıları aradan kaldırma Seyahat bağlamında büyük hizmet sağlayıcılarının, perakendeci acenteleri aradan çıkartarak ve internet gibi yeni dağıtım sistemlerini kullanarak müşteriyle doğrudan iş yapması.

    displaced person yurtsuz kişi Kovuşturma, savaş vb. nedenlerle vatanını terk etmek zorunda bırakılmış kimse.

    displacement effect yer değiştirme etkisi Çalışanların asli işlerinden (tarım gibi) ayrılıp, otel işi gibi turizmle ilişkili işlere geçmeleri olgusuna turizmde verilen isim.

    distant signal erken uyarı Demiryollarında erken uyarı sinyali.

    distribution channel dağıtım kanalı Ürün veya hizmetlerin müşterilere ulaştırıldığı yol veya araç. Tur operatörleri, örneğin, dağıtım kanalları olarak seyahat acentelerini de kullanabilirler, internetten de satış yapabilirler. Bu örnekte iki dağıtım kanalı seçenekleri vardır.

    district İdari olarak ayrı olan bölge veya alan.mahalle Bir şehir veya kasabanın bir kısmı.

    ditch ark Uçağı denize indirmek.

    dock dok Gemilerin yolcu ve yükünün boşaltıdığı veya onarıldığı havuz.

    document belge 1. Bir anlaşma, düzenleme veya sahipliğin ayrıntılarını veren yazılı veya basılı bir malzeme. 2. Bir gerçeğe tanıklık eden fotoğraf, resim, film vb. vesika.

    dogwatch vardiya Gemide ikişer saatlik nöbetler.

    doldrums sakinler, Ekvator yakınlarında hava şartları tahmin edilemeyen bölge. Gemilerin yelkenli olduğu zamanlarda uzun süreli ve tümüyle rüzgarsız hava ihtimalinden dolayı sakinlerden çekinilirdi.

    Dolphin Coast Yunusbalığı.. Kıyısı Güney Afrika'da Durban kentinden kuzeyde Tugela nehrinin döküldüğü yere kadar olan sahil şeridi.

    domain ülke Bir hükümdar veya hükumetin yönetimi altındaki topraklar.

    dome car Observation car

    domestic iç 1. Kişinin kendi ülkesi dahilinde. İç turizm, kişinin yaşadığı ülke içinde cereyan eden turizm hareketidir; iç hatlar da aynı ülke içindeki uçuşlar anlamına gelir. 2. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer.

    domicile mesken Kişinin kendi evi veya ikametgahı.

    dory, dori Küçük, tabanı düz, kenarı yüksek balıkçı kayığı.

    douane Gümrükler için kullanılan Fransız kökenli isim.

    double İki kişilik oda için kullanılan kısaltma. kısaltılmış hali: dbl

    double booking fazladan rezervasyon Aynı konaklama veya sefere iki veya daha fazla rezervasyon yapılması. Bazen, başkalarının bir yeri doldurmamasını garantiye almak için müşterilerce kasten yapılır. Doluluk oranını garantiye almak için işletmelerce yapılanına ise genellikle fazladan yer satma denir. bkz. fazladan yer satma.

    double chair İki koltuklu teleferik.

    double İki çift kişilik yataklı oda.

    double room double oda Bir çift kişilik yataklı oda. Bazen gelişigüzel bir şekilde, iki kişiyi ağırlayabilen her tür oda, ör: iki tek kişilik yataklı, için kullanılsa da bu doğru değildir.

    double-decker çift katlı otobüs İki katlı otobüs. Özellikle İngiltere'de çok yaygındır.

    double-headed çift başlı İki lokomotif tarafından çekilen tren.

    down under İngilizlerin Avustralya ve Yeni Zelanda için kullandıkları halk deyimi.

    downgrade downgrade etmek Daha düşük sınıflı bir konaklama veya servise geçirmek.

    downriver akış-aşağı Bir akarsuyun ağzı yönünde veya orada.

    downtown Bir şehir veya kasabanın merkezi.

    downwind rüzgar yönlü Rüzgarın estiği yöne doğru.

    drag hava direnci Bir taşıta, hareketi esnasında havanın gösterdiği direnç. Özellikle uçaklar için çok önemlidir.

    drag lift Kayak teleferiklerinin en yaygın olanı. Sürekli hareket halindeki ana kabloya bağlı tali kabloların kayakçıları tuttuğu ve yukarı taşıdığı bir sistem. Yüzey veya kayak teleferiği de denir.

    draught geminin çektiği suyun derinliği. Yani, dibe temas etmeden hareket edebilmesi için gerekli asgari derinlik.

    dress code kıyafet zorunluluğu Üst kategorideki otel ve restoranlar belirli türden kıyafetlerin giyilmesini şart koşarlar. Bunlar tipik olarak erkekler için ceket ve kravat, kadınlar içinse elbise veya etekli giysilerdir. Gemi güvertesinde, özellikle İngiltere'den kalkan pahalı yolcu gemilerinde gece kıyafetleri hala yaygındır. erkekler için smokin genellikle yeterli oluyor.

    drift sürüklenme 1. Yan rüzgarlar ve akıntı sebebiyle belirlenmiş rotadan sapma. 2. Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelerle uğramak.

    drift diving sürüklenme dalışı Dalgıçların kendilerini akıntıya saldıkları dalış türü.

    drive-in Özellikle ABD'de, müşterilerin arabalarıyla girebilecekleri ve işlemlerini yürütebilecekleri banka vb. işletmeler.

    drive-on Vinç veya başka bir yöntemle değil de, araçların kendi sürücüleri tarafından bindirildiği feribot veya benzeri taşıt.

    drop off charge bırakma bedeli Sadece gidişi içeren durumlarla ilgili olarak araba kiralama şirketlerinin müşteriden aldıkları ücrete verilen isim.

    drophead Hareketli kumaş tavanı olan araba.

    droshky Üstü açık, dört tekerlekli Rus at arabası.

    DRV Deutscher Reiseburo Verband.

    dry dock kuru dok Gemiyi alacak kadar büyük ve suyu boşaltılabilir havuz. Özellikle gemi teknesinin normalde su altında kalan kısımlarıyla ilgili işlerin yapılmasına imkan sağlar.

    dry lease Uçak gibi bir taşıtın, tedarik veya mürettebat olmaksızın kiralanması. Aynı zamanda bkz. Wet lease.

    dry suit su geçirmez elbise Boyun ve ayakla kol bileklerinde bulunan kapanır kısımlar yardımıyla dalgıcı kuru tutan dalgıç kıyafeti.

    duchy düklük Bir dük veya düşesin arazisi.

    dude ranch Sonradan tatil merkezine dönüştürülmüş çiftlik.

    dumb terminal Kendi işlem yapma yeteneği olmayan, ana bilgisayara bağlı VDU (bkz Görsel teşhir birimi), yani monitör.

    dune kumul Kumdan oluşmuş yükselti veya tepe. Kumulların rüzgarla hareket ettiği ve oldukça büyük nesneleri içine alabildiği bilinmektedir.

    dune-buggy Beach-buggy

    duplex dubleks 1. İki katlı otel suiti. 2. Çift katlı.

    Dutch 1. Hollanda'yla ilgili veya ona ait.

    duty resim Belirli mallardan, özellikle de alkol ve tütün mamullerinden alınan vergi.

    duty-free duty-free Uluslararası sulardan transit geçişte veya havaalanlarında vergilendirilmeyen yerlerden alınan mallar

    duty-free allowance duty-free limiti Duty-free olarak alınan malların bir ülkeye vergi ödenmeden sokulabilecek miktarı.

    duty-free shop genellikle liman veya havaalanlarında, o ülkenin vergi ve resimlerinden muaf malların perakende satıldığı nokta.

    duty-free units duty-free üniteleri genellikle liman veya havaalanlarında, o ülkenin vergi ve resimlerinden muaf malların perakende satıldığı nokta.

    DVW Araca hasardan feragat. CDW'ye benzer (bkz. Kaza hasarından feragat).

    dyke set Taşkınları önlemek için genellikle akarsu kıyılarına çekilen uzun duvar. Bir kara veya demiryolunu çöküntü bir araziden geçirmesi için yapılan toprak veya taş yığın. Basınç eğimi nedeniyle etkinliklerini kaybettiklerinden, özellikle demiryolu raylarında set ve diğer toprak işlerinin kullanılması hayati önem taşır.

    Dangerous deck Tehlikeli malların istif edildiği güverte

    DDU Gümrük resmi ödenmeksizin teslim

    Delivering carrier Varış limanına ulaşan malların alıcıya ulaştıran taşımacı

    DES Gemide teslim

    DEQ Rıhtımda teslim

    d.i.c. Geminin yük alma kapasitesi

    Dispatch money Dispek ücreti Geminin yükleme veya boşaltmayı zamanından önce yapması durumunda ödenecek ek ücret

    d.i.o Yalnız yüklemede ödenen dispeç ücreti

    d/p Ödemenin yapılması karşılığında vesaikin yollanması

    draft taslak yazı yazmadan önce kabataslak hazırlanarak kaleme alınan yazı.

    degree rütbe

    death ölüm ölüm, son, yıkım

    duty görev

    DBL iki kişilik oda

    decision karar

    disinfection dezenfeksiyon Fransızca. Cansız yüzeylerdeki hastalık yapma özelliği olan bakteri, virüs, parazit gibi mikroorganizmaların kimyasal maddeler kullanılarak sayıca, türce azaltılması veya yok edilmesi işlemi.

    dbx Dubai Uçuş kodu - Dubai

    download yükleme internet ortamında bulunan bir veriye ulaşarak, kullandığımız bilgisayara yükleme işlemi

    d.w.t. Bir geminin su kesimine kadar taşıyabileceği yük.

    daily delegate rate daily delegate tarifesi Otellerin konferanslar, spor etkinlikleri vs. organize edenlere uyguladıkları tarife. Genellikle oda ve yiyecek-içecekleri dahil eder. 24 saatlik bir 'delegate' tarifesi gün içinde verilen hizmetlerin tamamını, artı gecelik konaklamayı kapsar.

    Dalmatia Dalmaçya Eski Yugoslayva'nın büyük bir kısmının Adriyatik denizine olan kıyısı. Kuzeyde Hırvatistan'ın Zadar kentinden güneyde Karadağ'a kadar uzanır. Genel olarak kıraç bir bölge olmakla birlikte bazı olağanüstü limanlara sahiptir. Belli başlı şehirler: Zadar, Split ve Dubrovnik.

    Danelaw 9. ve 10.yy'larda Danimarkalılarca yönetilen İngiltere'nin kuzey kesimi.

    Dark Continent, The Kara Kıta Afrika kıtası. Afrika'nın henüz büyük ölçüde keşfedilmediği dönemlerde Avrupalılarca kullanılan terim.

    data veri 1. Her türden enformasyon. Günüzmüzde daha çok bilgisayar ortamında saklanabilen bilgiler için kullanılıyor. 2. Bir araştırmanın, tartışmanın, muhakemenin temeli olan ana öge. 3. Bir sanat eserine veya edebi bir esere temel olan ana ilke. 4. Matematikte, bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.

    davit matafora Genellikle filikaları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan özel bir vinç.

    Davy Jones's locker Denizin dibi için kullanılan denizci argosu. Denizde boğulanların akıbetini tarif etmede kullanılır.

    day out Bir günde tamamlanan kısa gezi.

    day rate günlük tarife Bir gece veya kısa bir süreliğine kalmak isteyen misafire otelin uyguladığı tarife.

    day return tek günlük paso Bir günlüğüne geçerli olan, genellikle indirimli seyahat tarifesi.

    day trip Day Out

    daylight saving yaz saati uygulaması Saati standart zamanın bir saat ilerisine geçirerek akşamları gün ışığından bir saat daha faydalanmaya yönelik uygulama.

    daylight time Gün ışığından tasarruf etmeye uyarlanmış saat.

    DC -Direct current Doğru akım.

    DCA Deposit collection advice Depozito tahsil ihbarnamesi.

    de luxe Genellikle, en iyi konaklama veya hizmet türü için kullanılan ifade. Ait olduğu sınıflamaya dair bir bağlam içinde kullanılmadıkça resmi bir anlamı olmaz.

    dead calm Ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali.

    dead reckoning kaba kompas hesabı Başkaca gözlemlerin mümkün olmadığı durumlarda bir geminin konumunu pusulayla hesaplama yöntemi.

    dead-and-alive Sıkıcı bir yer veya destinasyon.

    deadheading boş araç Bir aracın yolcu veya yük olmaksızın yola çıkması.

    debark karaya çıkmak Gemiden inip karaya çıkmak.

    debit card debit kart Şekil ve ebat bakımından kredi kartıyla aynı fakat, kart sahibinin hesabından alışveriş tutarını doğrudan düşüren kart.

    deck güverte Bir geminin yatay bölümleri. Üst güverteler genellikle isimlendirilir: lido güvertesi, güneş güvertesi gibi. Alt güvertelerse genellikle numaralandırılır veya harf verilir. Ancak, bunun br standardı bulunmamaktadır.

    deck plan güverte planı Gemide bulunan kabinlerin ve umumi alanların konumunu gösteren plan.

    deckhand güverte tayfası Geminin güvertesinde görev yapan kimse.

    decompression dekompresyon 1. Uçakta, kabin basıncının aniden düşmesi 2. Dalgıçların su yüzüne çıkarken yaşadıkları basınç azalması ki bu süreç içinde azot gibi çözünmüş gazlar beden dokularından kaçabilir.

    decompression sickness dekompresyon hastalığı Dalgıcın bedeninde basıncın fazla hızlı düşmesi sonucu oluşan fiziksel durum. Basınçtaki hızlı düşüş azot gibi gazların çözünmesine ve dokularda kabarcıklar oluşturmasına neden olur.

    decompression tables dekompresyon tablosu Dekompresyon sürecinin güvenle gerçekleşmesi için dalgıcın çeşitli derinliklerde durup dinlenme aşamalarının gösterir liste.

    Deep South ABD'nin güneydoğu eyaletleri. Geleneksel güneyli kültür ve değerlerini yaşattığı kabul edilen bölge.

    deep-sea dip deniz Deniz veya başka su kütlelerinin daha derin kısımlarında gerçekleştirilen balıkçılık veya dalgıçlık gibi etkinlikleri tarif için kullanılan ifade.

    degree derece 1. * sembolüyle ifade edilen açı ölçüsü. Bir dairede 360 derece vardır ve tüm kerteriz ölçümleri, bunun bir parçası olan açı ölçümlerine dayanır. Her derece 60 dakikaya ( ' sembolü), her dakika da 60 saniyeye ( " sembolü) bölünür.
    2. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamank, aşama, rütbe, mertebe. 3. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilen, başlıca bölümlerden her biri. 4. Sıcaklıkölçer, termometre.5. Denli, kadar.

    delivery charge teslim ücreti "Bırakma" ücretinden (bkz. Bırakma bedeli) farklı anlama gelen bir araba kiralama terimi. Teslim ücreti, kiralanan aracı, kiracı tarafından talep edilen yere bırakma veya oradan alma karşılığı alınan ücrettir.

    delta delta Irmak ağızlarında bulunan ve kabaca üçgen biçimli toprak parçası. Irmakların taşıdığı alüvyonların buraya çökelmesi nedeniyle oluşur ve eğimsiz oluşu ırmağın, delta içinde birçok küçük kanal açmasıyla sonuçlanır.

    delta wing delta kanat Kanatları üçgen biçimli uçak.

    demand valve hava supapı Dalgıca hava sağlayan bir regülatör.

    demesne miri arazi Devlet veya hükümdara ait topraklar.

    demi-pension yarım pansiyon Oda, kahvaltı ve bir öğün daha içeren bir otel tarifesi.

    democracy demokrasi Halkın seçtiği temsilcilerce yönetilen ülke veya devlet.

    demographics demografi Belirli bir nüfusun özellikleriyle ilgili faktörler. Demografi nüfusun yaş, gelir, aile büyüklüğü, istihdam vb. yönlerini kapsar.

    demurrage kuntra istralya Yükünü belirlenmiş zamanda alamaması veya indirememesinden dolayı yük gemisi işleticisinin ödemekle yükümlü olduğu tutar.

    dengue dang Sivrisineklerin bulaştırdığı tropikal, viral bir hastalık.

    denied boarding compensation uçağa alınmama tazminatı Sırf havayolu şirketinin fazla yer ayırtmış olmasından dolayı, yolcunun, yer ayırttığı ve zamanında check-in yaptırdığı halde uçağa binmesine müsaade edilmemesi nedeniyle yasal olarak hakkı bulunduğu tazminat.

    denizen Bir yerin yerlisi veya orada yerleşik olan kimse.

    departure hareket 1. Ayrılma.2. Kalkış. (Bir seferin kalkışı gibi.)

    departure delay insurance kalkış gecikme sigortası Yer ayırtılmış bir taşıtın gecikmesini kapsayan sigorta. Sigorta ödemesini iki şekilde yapar. Birincisi, neden olunan olumsuzluklardan dolayı üzerinde anlaşılmış bir tutar ödenir. İkicisi de, seferin iptal edilmesi ve ilave bir sefer gerekiyorsa iptal ücreti; yolculuğu tamamlamak için konaklama gerekiyorsa konaklama masrafı gibi masraflar dahil, belirli kayıpları tazmin etmek amacıyla yapılan ödemeler.

    departure tax yurt dışına çıkış vergisi seyahat, ağır şekilde vergilendirilen bir hizmettir. Yolcuların çoğu da bilet ücretinin ne kadarının hükumetçe yutulduğunun farkında değildir. İki ana vergi çeşidi vardır. Biletin satın alınması esnasında alınan bilet vergisi ve, tahmin edileceği üzere, yurt dşına çıkış esnasında alında yurt dışına çıkış vergisi.

    dependency bağlı devlet Başka bir devletin idaresi altında olan devlet.

    deplane Uçaktan inmek.

    deportation sınırdışı etme Yabancı uyruklu birinin bir ülke veya devletten kanun gücüyle çıkarılması.

    deportee Sınırdışı edilen kimse.

    deposit depozito Yer tutmak veya iyi niyet göstergesi olarak yapılan kısmi ödeme.

    deposit collection advice depozito tahsil ihbarnamesi (DCA) Bir müşterinin depozitosunun alındığını konfirme eden ve seyahat acentelerince çıkarılan bir doküman. Acenteler toplanan depozitoların toplam değerleri üzerinden, üzerinde anlaşılmış belirli dönemlerle faturalanırlar. Elektronik ödeme sistemleri yaygınlaştıkça DCA'lar kullanımdan düşmektedir.

    depot depo Saklama ve koruma yeri.Terminal veya istasyon için kullanılan bir diğer isim.

    depression döngü Ilıman enlemlerde görülen alçak basınçlı hava döngüsü. Böylesi hava şartları genellikle yağışlı havalarla ilişkilidir.

    depressurization Decompression

    depth gauge derinlik göstergesi Basınç değişimlerini algılayan ve bunları, dalgıcın okuması için derinlik ölçüsüne çeviren alet.
    derail raydan çıkma Lokomotif veya trenin demiryolu hattından ayrılması.

    deregulation serbestleştirme 1. Taşımacılıkta devlet kontrollerinin tedricen kaldırılması için kullanılan terim. Çok çeşitli tarifelerin ve özel anlaşmaların ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur

    desert çöl Genellikle kumlu, su ve bitki örtüsünün azlığıyla tanımlanan kurak ve çorak arazi. Ölçülerine göre sırayla ilk on büyük çöl şunlardır:Sahra ,Avustralya ,Arap ,Gobi ,Kalahari ,Takla Makan,l Sonoran , Namibya ,Türkistan,Tar

    desolate metruk Terk edilmiş, ıssız veya ihmal edilmiş yer.

    destination destinasyon Amacından bağımsız olarak, bir yolculuğun varış noktası.

    detour detur Planlanmış veya niyetlenilmiş rotadan sapma.

    detrain Trenden inme.

    developing country gelişmekte olan ülke Gelişmeye çalışan fakir veya az gelişmiş ülke.

    dhow Umman Denizindeki latin yelkenli gemiler.

    dialect diyalekt Belirli bir bölge veya topluluğa has konuşma biçimi.

    diarchy diarki İki bağımsız otorite tarafından yönetilen bölge.

    diarise İngilizce'de "diary" sözcüğünden. Bir madde veya konuyu günlüğe kaydetme.

    dictatorship diktatörlük Bir diktatör tarafından yönetilen devlet.

    diesel enginedizel motoru Silindirlerdeki sıkıştırılmış havanın ısısının yakıtı ateşlediği, içten yanmalı motor.



    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  4. #4
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    French Fransızca

    free sale bedelsiz

    February Şubat Yılın ikinci ayı

    follow up sürdürmek araştırmak

    fleet filo

    FOB (Free on board) Trene veya gemiye ücretsiz teslim, anlamında ticari terim. Bu çeşit satımda malın gemiye yüklenmesi sırasında, küpeşteyi aşmasına dek yapılan taşıma, yükleme, ambalaj giderleri satıcıya aittir (TK 1138/1). Malda oluşacak yarar va zarar da, küpeiteyi aşıncaya dek satıcıya, ondan sonra alıcıya aittir.

    fast food hızlı yiyecek

    full board tam pansiyon

    fares yolculuk ücreti

    forecast tahmin,kestirmek

    fit uygun,elverişli,sağlam

    five beş

    football futbol

    free of charge ücretsiz

    French door camlı kapı

    F&B Yiyecek ve İçecek

    follow - up tepki

    franchise özel satış hakkı 1- imtiyaz/ayrıcalık hakkı 2- imalatçı tarafından bayi veya perakendeciye tanınan mallarını satma yetkisi 3- hükümetçe tanınan ayrıcalık veya bağışıklık

    FCO Yabancılar ve Milletler Topluluğu Ofisi

    french bed büyük yatak, çift kişilik yatak

    fishing balık tutma, balık avı, balıkçılık.

    front office ön büro

    feedback destek teknik terim. destek, araştırıp geri bildirme

    folding bed katlanan yatak portatif, taşınabilir yatak, ek yatak
    foreign,abroad,overseas yurtdışı,ülke dışı

    full pension tam pansiyon

    forecast tahmin etme, yürütme

    fish balık

    food allowance yemek yardımı yiyecek yardımı

    forensic term teknik terim technical term, terminology

    fare tarife tafiff, schedule

    folio folyo kağıt

    free zone serbest bölge free trade zone

    fitness istidat sağlık

    floor head kat şefi

    front office manager ön büro müdürü chief clerk, senior clerk

    fam trip tanıtım gezisi yolculuk yazarları ve acente personeline havayolları ve turizm şirketlerince yaptırılan yolculuk ya da gezi. Info gezisi olarak da geçer. Aslı: "familiarization trip tour" dur.

    familiarization period alışma devresi bir işe alışma dönemi

    f&b manager yiyecek içecek müdürü

    fuselage gövde uçak gövdesi

    fax faks

    front desk resepsiyon 1-otele gelen müşterilerin lobide kayıt işlemlerinin yapıldığı yer 2-büyük mağaza

    food and beverage yiyecek ve içecek

    fair share adil hisse haklı hisse

    foundation,facility tesis

    front-office merkez büro motel veya başka bir tesiste tüm konukların kayıtlarının tutulduğu, hizmetlerinin düzenlendiği bölüm

    for onward transmission daha ileri sevk edilmek üzere

    f.o.b.(Free on board) Trene veya gemiye ücretsiz teslim, anlamında ticari terim. Bu çeşit satımda malın gemiye yüklenmesi sırasında, küpeşteyi aşmasına dek yapılan taşıma, yükleme, ambalaj giderleri satıcıya aittir (TK 1138/1). Malda oluşacak yarar va zarar da, küpeiteyi aşıncaya dek satıcıya, ondan sonra alıcıya aittir.

    f.o.c. (Free of charge) Ücretsiz.

    face-mask dalış gözlüğü Su altı etkinliklerini kolaylaştıracak şekilde dalgıcın gözleri ve burnunu kapatan cam gözlüklü maske.

    Fahrenheit Suyun 32*'de donduğu ve 212*'de kaynadığı ısı ölçeği. Fahrenheit'ı santigrada çevirmenin pratik yolu, Fahrenheit derecesinden 30 çıkarmak ve kalanı ikiye bölmektir. Yani, 70*F-30=40. Bunu ikiye bölünce=20*C.

    fariway Gemilerin üstünde seyredebileceği kanal.

    fall Sonbahar, güz.

    familiarisation trip eğitim gezisi İngilizce'de halk arasında 'fam trip' olarak da bilinir. İşveren, turizm yönetimi veya operatör tarafından gezi personelini bir distinasyon veya sefere ve sunulan hizmetlere aşina kılmak için düzenlenen gezi.

    family cabin aile kamarası Genellikle iki yetişkin ve iki çocuktan oluştuğu varsayılan bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterlilikte donatılmış gemi kamarası.

    family fare aile tarifesi Birlikte seyahat eden ailelere teklif edilen özel tarife.

    family plan aile planı Aile gruplarına uygulanan özel tarife.

    family room aile odası Genellikle iki yetişkin ve iki çocuktan oluştuğu varsayılan bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterlilikte donatılmış otel odası.

    fan jet Giren havanın bir fan tarafından sıkıştırıldığı bir jet uçak motor tipi.

    fantail Gemi kıçında bulunan çıkıntılı kısım.

    Fantasia JAL ve Qantas dahil çeşitli havayolları tarafından kullanılan GDS (bkz. Küresel dağıtım sistemi).

    Far East Uzakdoğu Doğu ve Güneydoğu Asya için kullanılan yaygın coğrafi terim. Bu coğrafyaya dahil ülkeler: Brunei/Darüsselam, Kamboçya, Çin, Endoneyzya, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, singapur, Tayvan, Tayland, Vietnam. Bazen tanıma Moğolistan ve Rusya Federasyonu'nun doğu Sibirya bölgesinin de dahil edildiği olur.

    Far Eastern civilisation Uzakdoğu Medeniyeti M.S. 645'ten günümüze kadar Kore ve Japonya'da süregelen medeniyet.

    fare tarife 1. Toplu taşımacılık sunan bir araçta bir yerden başka bir yere gitmek için yolcunun ödemesi gereken tutar.2. Bu tutarı gösterir çizelge. 3. Bir restoranda sunulan yemek vb'nin kapsamı.

    fare basis tarife esası Belirli bir bilet için kullanılan tarife türü. Bunu belirten kod.

    fare construction point tarife konstrüksiyon noktası Biletli yolculuğun son bulduğu nokta. Yani, gezinin bundan sonra döneceği söylenebilen yer. Burası genellikle, ama her zaman değil, gezinin en uzak noktasıdır.

    fare construction unit tarife konstrüksiyon birimi Suni bir havayolu para birimi. Şimdilerde yeri, nötr bir konstrüksiyon birimince alınmaktadır.

    fast-food outlet fast food satış noktası Basit yiyecekleri istek üzerine, bekletmeden sunmaya odaklı lokanta kuruluşları için kullanılan eksik bir terim.

    fast-track Bir işin hızla yerine getirilmesine imkan tanıyan bir sistem için kullanılan eksisk bir ifade. Tipik olarak, özel havaalanı ve otel giriş ve çıkış kayıtlarının daha hızlı yürütülmesinde kullanılan sistemler için başvurulan bir terim.

    Fatherland anavatan Kişinin öz ülkesi.

    fathom kulaç Suda derinlik ölçüsü. Bir kulaç 6 ayak, yani 1.82 m.dir.

    fathometer kulaçölçer Bir tür derinlik göstergesi; eko iskandili.

    fauna Bir bölgenin özgün, kendine has hayvan yaşamı.

    favela Brezilya'da gecekondu veya varoş.

    FB bkz. Tam pansiyon

    FCU (bkz. Fare construction unit)

    FE Foreign exchange

    federal federal Üye devletlerin/eyaletlerin birlik oluşturduğu ancak iç işlerinde bağımsız kaldıkları bir hükumet şekli.

    fee-based pricing Management fee

    feeder service besleyici sefer Yolcuları tali bir noktadan merkezi bir noktaya taşıyan sefer.

    fell Özellikle İngiltere'nin kuzeyinde engebeli kırlık alanlar.

    felucca Akdeniz kıyılarına özgü, kürekli ve/veya latin yelkenli tekne.

    fen Alçak, bataklık veya su baskınına uğramış arazi.

    fender usturmaça Başka bir tekneye veya rıhtıma yanaştığında gemi veya teknenin hasar görmemesi için yanlardan sarkıtılan kauçuk vb. esnek malzeme.

    fender çamurluk Motorlu araçları çamur ve sudan korumaya yarayan kanat.

    ferry feribot Yolcuları ve mallar nispeten kısa mesafelerde düzenli bazda taşıyan tekne, gemi veya uçak.

    ferry mileage Bir taşıma aracının, programlı yolcu seferine konuşlanması için yolcusuz gitmek zorunda olduğu mesafe. Bundan kaçınmak üzere geliştirilen çözümlerin en iyi bilinenlerinden biri "W" örüntüsüdür.

    FHA Aile Tatili Birliği.

    FIAVET Federazione Italiano Agenti di Viaggo e Turismo.

    fictitious construction point Hypothetical construction point


    fiesta Çoğunlukla Latin ülkelerinde belirli aziz ve dini kişiliklerle bağlantılı resmi tatiller.

    fifth freedom beşinci özgürlük bkz. Hava özgürlükleri.

    flight distances uçuş mesafesi

    food courts yemek alanları

    f.a.c. Yükleme/boşaltma esnasında geminin tüm imkanları kullanılarak mümkün olduğunca işin hızlı yapılması

    Free on aircraft uçakta teslim f.a.s.

    free on board gemide teslim f.o.b.

    Force majeure zorlayıcı sebep Zorlayıcı neden. Major Force Mutlaka tepki verilmesi gerekten bir etki.

    free on truck kamyonda teslim f.o.t.

    Full terms (f.t.) Navlun piyasasında tüm komisyonların ve indirimlerin dahil olduğunu belirtir

    financing finansman para kaynağı

    fastfood çabuk hazırlanan yemekler

    food & beverage yeme içme F&B

    frequency sıklık ,frekans

    flow, stream akıntı

    free of charge ücrete tabi olmayan ücretsiz


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  5. #5
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    globalization globalleşme

    garlic sarmısak

    god bless you çok yaşa Hapşıran kişiye Türkçe'deki "çok yaşa" temennisinin benzeri olarak İngilizce'de "god bless you" "tanrı seni kutsasın" temennisinde bulunulur.

    General Manager Genel Müdür

    granted varsayarak varsayarsak anlamında kullanılır.

    grant vermek 1-vermek, 2-itiraf etmek, 3-burs.

    galley uçakta yada gemide yiyeceklerin hazırlandığı bölüm

    good morning günaydın

    go-show yedek liste yolcusu

    gourmet iyi yiyecek ve içecekten anlayan kişi

    get almak I got a letter this morning.

    govern yönetmek, idare etmek

    global distribution services küresel dağıtım hizmetleri

    goshow direkt uçan yolcu Havacılık terimi. Uçuşta rezervasyonu bulunmayan yolcunun alanda bulunarak uçuşa dahil olması veya uçuşta ok'li gözüken yolcunun gelmemesi halinde aynı istikamete gitmek üzere alanda bekleyerek yerini alan kişi.

    ground service yer hizmerleri havacılık terimi (hizmeti veren firmalar için: ground services olarak kullanılır)

    geographical coğrafi coğrafya ile ilgili

    geographical position coğrafi konum bir bölgenin coğrafi özelliklerinin bulunduğu yere göre tanımlanması

    game-fun tourism oyun-eğlence turizmi

    game facility oyun tesisi

    group price grup fiyatı

    garnish bir servis tabağındaki yemeğin etrafını süslemek

    Galileo 116 ülkede, 505 havayolu rezervasyonu, 233 otel zincirinin 47.000 tesisi, 19.000 noktada araç kiralama, 368 tur operatörü hizmetine ulaşmayı sağlayan veri bankası.

    guest house "Boarding house" (bkz. Boarding house) için kullanılan daha modern bir ifade.

    guide rehber 1. Turizmde gruplara kılavuzluk veya eşlik eden kişi. Farklı türden rehberlerin görevleri epey farklılık gösterebildiğinden - varsa - resmi tanımları ilgili maddelerde ayrıca belirtilecektir. Başka tanımlar için "tur" ve "turist" maddelerine bakınız

    Guinea Current Gine Akıntısı Ekvatoryal Karşı Akıntının, Orta Afrika'nın kuzeybatı kıyısı boyunca güneye doğru akan uzantısı.
    gulch (ABD) Dar ve derin akarsu yatağı.

    gulet gület Geleneksel tarzda ahşaptan yapılma, ortası geniş Türk yelkenlisi. Flotila (bkz. Flotila) tarzı tatiller için kullanılır.

    gulf İngilizce'de büyük körfezler için kullanılan ifade.

    Gulf Coast Körfez Kıyısı Kuzeyde Cedar Key ile güneyde Marco Adası arasında, Florida'nın batı kıyı şeridi. Miami'nin Altın Kıyısı'ndan bağımsız olarak gelişen bir tatil bölgesi.

    Gulf Stream Meksika Körfezi'nden Kuzey Atlantiğe uzanan sıcak su akıntısı. Gulf Stream'in sıcaklığının kuzeybatı Avrupa'nın iklimi üzerinde ılımanlaştırıcı etkisi olduğu söylenir.

    gunwale filika küpeştesi Gemi kenarlarının en üst kısmı.

    Gypsy Çingene Hint kökenli olup Hindu diline akraba bir dil konuşan ve Orta Avrupa ile dünyanın başka yerlerine de yayılmış olan göçer topluluk.

    gyrocompass jiroskoplu pusula Gemilerde ve uçaklarda kuzey yönünü gösteren pusula (jiroskop: gemilerin dengede kalmasını ve uçakların bir doğru boyunca yol almasını sağlayan aygıt).

    gyroplane Üstünde serbest dönen bir rotor aracılığıyla kaldırma gücünü bulan uçak. Aynı zamanda bkz. Otojir.

    gyrostabiliser jirostat Jiroskobun (bkz. Jioskoplu pusula) etkisinden yararlanarak gemi veya başka tekneleri dengeleyen aygıt.

    Gateway charges Hava limanında yükün artırılması için yapılan tüm masraflar

    General cargo rates Karışık yükle ilgili ücret tablosu

    Goods Emti, mal

    guest ledger book ziyaretçi defteri

    good appetite afiyet olsun

    go-show yedek liste yolcusu

    global manager küresel yönetici

    the Ganges Ganj Irmağı, Nehri (Hindistan'da)



    H
    herb ot, bitki

    housekeeper ev idarecisi, kahya

    hash haşhaş

    house to let kiralık ev

    Hungary Macaristan

    Hungarian Macar

    human resources manager insan kaynakları müdürü

    highlight ilgi çekici olay,vurgulamak

    handcart,handbarrow el arabası

    honouring ikram 1- treat 2- something offered

    hoist ağır yük asansörü; dolap 1-yukarı çekme 2-kaldırma

    headwaiter baş/şef garsob

    housekeeping toparlama, ev idaresi

    handover devir teslim

    hotel fee, hotel price otel ücreti

    humble mütevazı alçakgönüllü, mütevazı

    housekeeping ev idaresi kurum idaresi

    holiday camp, holiday village tatil köyü

    HIP Özgün Tanımlanmış Mekân

    hello merhaba,selam

    health tourism sağlık turizmi

    head cook aşçı başı

    headwaiter başgarson

    half pension yarım pansiyon demi pension, half board

    habitat Bitki veya hayvanların doğal veya olağan yerleşim alanları. Turizmdeki gelişmelere paralel olarak habitatların yok edilmesi veya değişmesi sık görülen bir olgudur.

    habitué Otel, tesis vb.'nin düzenli ziyaretçisi veya midavimi.

    hachures taramalar Gelişmiş haritalarda tepelerin vs. eğimlerinin dikliğini göstermek üzere kullanılan paralel çizgiler.
    hacienda İspanyolca konuşan ülkelerde konaklama imkanı olan arazi veya plantasyon.

    hackney carriage İngilizce'de taksi için eskiden kullanılan terim. Artık kullanımda olmamakla birlikte İngiltere'de lisanslı taksilerin resmi adı hala budur.

    ha-ha (İng.) İç kısmında duvar olan kuru ark; manzarayı bozmayan sınır veya çit niyetine kullanılır.

    hajj hac Müslümanların belli mevsimlerde Mekke'de Kabe'yi ziyaretleri.

    hajji hacı Mekke'de Kabe'yi ziyaret etmiş Müslüman.

    half board Demi-pension yarım pansiyon

    half round trip Bir destinasyona iki dönüş yolculuğu toplamının yarısını esas alan tarife konstrüksiyonu 8bkz. Tarife konstrüksiyon noıktası). Yolcunun belli bir tarihte gidip de dönüş tarihi belirsiz olduğunda bu tür konstrüksiyonlar yararlı olur.

    half pension Demi-pension

    hall porter (İng.) Mesajların vb. bilgilerin müşterilere iletilmesinden sorumlu otel personeli. Aynı zamanda bkz. Concierge.

    halocline haloklin Farklı tuz oranlarına sahip denizler arasındaki sınır.

    halt (İng.) Demiryolu hattında küçük istasyon.

    hamburger junction hamburger kavşağı İngiltere'de, trafik işaretli göbeklerin içinde ilave şerit bulunan bir kavşak türü.

    hamlet (İng.) Genellikle kilisesiz, küçük köy.

    hand baggage el bagajı Özellikle havayolculuklarında, yolcunun destinasyonuna kaydedilmeyen ve yolcunun yanında taşığı bagaj. Tüm taşıyıcıların, el bagajlarının koltuk altına veya rafa konulabilir küçüklükte olması şeklinde sıkı kuralları vardır.

    hand spear balık mızrağı Balık yakalamakta kullanılan ve patlayıcı içermeyen bir tür mızrak.

    handle tow kulplu halat Kayakçıların döner bir halattan tutunarak hareket ettikleri basit bir kayak teleferiği.

    handling agent hizmetler acentası Gelen ziyaretçilere seyahat acentası veya tur operatörü namına hizmetler sunan organizasyon. Bu tür hizmetlerin ücretleri özel tarifeye dahildir.
    handling fee hizmet bedeli Acenteye, başkası tarafından satılan ve artık üzerinden komisyon kazanılamayan bilet üzerinde işlem yaptığından dolayı ödenen ücret.


    hangar hangar Uçakların içine alındığı büyük yapı.

    Hanseatic League Hansa Birliği Ortaçağ Alman kentlerinin oluşturduğu siyasi ve ticari birlik

    hansom İngilizce'de iki tekerlekli at arabası. Turistik amaçlı at arabaları için bazı bölgelerde hala kullanılan bir terim.

    harbour liman Gemilerin güvenle demir atabileceği, yük alıp indirebileceği koy, körfez vb. doğal veya suni sığınak.

    hard currency sağlam para Aranan ve değişim değeri görece yüksek olan para birimleri için kullanılan ifade. Batılı ülkelerin paraları genel olarak sağlam kabul edilir.

    hard shoulder (İng.) Otoyol kenarlarındaki acil durak yerleri.

    hard-top Sert ama ayrılabilir tavanları araba için kullanılan İngilizce ifade.

    Harmattan Batı Afrika kıyılarında aralık-şubat aylarında esen kuru, tozlu kara rüzgarı.

    HATA Helen Seyahat ve Turizm Acenteleri Birliği

    hatch ambar ağzı Gemilerin güvertesinde, seyirdeyken genelde üstü örtülen ambar girişi.

    haute cuisine haute cuisine Genellikle pahalı ve zarif mekanlarda servis edilen, üstün nitelikli yemekler için kullanılan Fransızca ifade.

    haven melce Genellikle sığınak olarak kabul edilen liman.

    Hawaiian Sling Hawai Zıpkını Mızrağını sapan gibi kullanmaya imkan veren, kauçuklu ve tüp-benzeri aygıtlı dalgıç zıpkını.

    hawse Geminin ön tarafının yan kısımlarında loça deliklerinin (bkz. Loça deliği) bulunduğu yer.

    hawse hole loça deliği Gemi çapasının zincir yatağı. Palamar gözü de denir.

    hawser palamar. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo.

    HCA Tatil Merkezleri Birliği.

    head yüznumara Gemi tuvaletlerine verilen isim.

    head office location merkez ofis mahalli Akredite edilmiş acentenin (bkz. Akredite edilmiş acente) iş mahalli için kullanılan IATA terimi; burası aynı zamanda onaylanmış mahaldir.

    heading Yön veya kerteriz (bkz. Kerteriz).

    headland dağlık burun Dağların denize yaptığı çıkıntı.

    headline city listebaşı kenti Tarifelerde başta bulunan ana kent. Altında ve sonrasında diğer destinasyonlara seferler sıralanır.

    headwaters göze Su kaynağı.

    headway yol alma Bir geminin ilerleme hızı.

    health center sağlık merkezi

    health requirements sağlık koşulları Yolcuların olası hastalık ya da sağlık açısından tehlikeli durumların farkında olmalıdır. Bu tehlikelerin ayrıntıları AB Paket Tatili Kararnamesi uyarınca Avrupa'da çeşitli kuruluşları tarafından yayımlanır. Seyahat aceneteleri de müşterilerini bunlardan haberdar etmek zorundadır.

    heartland Bir bölgenin en merkezi ya da önemli kısmı.

    heat-stroke sıcak çarpması Yüksek ısıya fazla maruz kalmaktan kaynaklanan ateşli hastalık.

    heave kaldırma Seyirde bir geminin aşağı yukarı hareketi.

    heave to İngilizce'de, demir atmadan veya palamara bağlanmadan geminin suda hareketsiz durması.

    heavier-than-air havadan ağır Uçaklar için, aracın hacmen yerini aldığı havadan daha ağır olması. Böyle uçaklar ancak motor gücüyle havada kalabilir.

    Hebrew İbrani Eskiden Filistin'e yerleşmiş olan Sami halkına ait.

    hectare hektar 10.000 metrekareye eşit alan.

    HEDNA Otel Elektronik Dağıtım Ağı Birliği.

    heel yan yatmak Bir geminin denizdeyken iskele veya sancak tarafına doğru eğilmesi.

    helicopter helikopter Döner kanatlı uçak. Dikey olarak kalkıp inebildiklerinden uçuş pisti olmayan destinasyonlara yapılan uçuşlarda helikopter kullanılır. Hızları sınırlı olduğundan genel olarak kısa mesafeli yolculuklar için kullanılırlar.

    heliport helikopter alanı Helikopter için iniş alanı. Uzunlamasına pistlere ihtiyaç duymadıklarından helikopter alanları olağan havaalanlarından çok daha küçüktür.

    heli-skiing Kayakçıların helikopterle dağ zirvelerine götürüldüğü tatil şekli. Teleferikleri olmayan bölgeler için açık avantajı vardır.

    helium helyum Havadan hafif uçakların kaldırma gücünü artırabilmek bugünlerde kullanılan durağan ve hafif bir gaz.

    Hellenic Helen MÖ 1300'den MS 558'e kadar süren eski Yunan medeniyeti.

    helm dümen yekesi Gemilerin idare edildiği mekanizma. Aslen dümen bedeninden ibaretken sonra direkt bağlantılı bir dümen dolabından oluşmuştur. Şimdilerdeyse bilgisayarlı, küçük bir dümenden oluşmaktadır.

    hemisphere yarıküre Coğrafyada, dünya yüzeyinin yarısı; her biri diğerinden ekvatorla ayrılır.

    hepatitis hepatit Sarılığa neden karaciğer enfeksiyonu. Ölümcül olabilir. İki ana hepatit türü vardır ki ikisi de bulaşıcıdır: hepatit A ve hepatit B. A, ilgili mikrobun bulaştığı yiyecek ve içeceklerden; B'yse bu mikorbun bulaştığı kan ürünlerinden ve cinsel temastan geçer. Bilinen önlemlerden ayrı olarak yolculuk öncesi aşı olmak suretiyle kısa vadeli bağışıklık da kazanılabilir.

    heritage miras

    heritage attraction miras atraksiyonu Tarihsel miras boyutu ön plana çıkarılan atraksiyon.

    Hibernian İrlanda'yla ilgili veya irlanda'ya ait olan.

    Hibiscus Coast Amberçiçeği Kıyısı Güney Afrikan'nın Port Sheptone yakınlarındaki kıyı bölgesi; başlca tatil beldesi, Margate.

    hidden city ticketing saklı şehir biletlemesi Aktarma noktasından daha uzak bir noktaya daha ucuza bilet çıkarma uygulaması. Burada yolcunun aktarma noktasında yolculuğunun bittiği varsayılır. Bu uygulama biletleme kurallarına aykırıdır zira yolcu son noktaya gitmeye niyetliyse bilet fiyatının da aktarma noktasına kesilen biletten daha yüksek olması gerekir.
    high lattitudes yüksek enlemler Dünyanın kutuplara yakın bölgeleri.

    high road Anayol.

    high seas açık deniz Herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular.

    high season yüksek sezon Bir sektörün en faal olduğu zaman veya mevsim.

    high tide High water

    high water azami kabarma Denizin gel-git hareketlerinde kabarmasının vardığı en yüksek nokta.

    high water mark azami kabarma göstergesi Azami kabarma esnasında suyun ulaştığı düzeyi belirten gösterge.

    higher rate intermediate points yüksek fiyatlı ara noktalar Genelde havayolculukları için kullanılsa da her türlü ulaşım için de geçerli bir terim. Çok sektörlü bir yolculuk, son destinasyon yolu üzerinde bir noktaya uğruyorsa ve o ara noktadan bilet ücreti, ilk noktadan son destinasyona olan bilet fiyatından daha yüksekse, tüm yolculuğu kapsayan bilet fiyatının da ona göre yükseltilmesi gerekir.

    highway Ana cadde.

    highjacking uçak kaçırma Bir uçağın kontrolünü zorla ele alma.

    hill tepe Dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi.

    hill station dağ istasyonu Hindistan, Malezya ve Sri Lanka'da yazları devlet görevlilerine tahsis edilen yüksek rakımdaki siteler.

    Hindu Civilisation Hindu Medeniyeti Jumna-Ganj ırmağı civarında MS 775 yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden medeniyet.

    hinterland artbölge 1. Coğrafyada, bir kıyı veya akarsunun gerisindeki bölge. 2. Bir liman veya başka bir merkezin geçiş (ulaşım, ticaret vs.) sağladığı bölge.

    historical attraction tarihi atraksiyon Geçmişte önemli veya ünlü oluşundan dolayı ilgi çekici kabul edilen atraksiyon.

    hitchhike otostop Geçen araçların rızalarıyla yolcu alması suretiyle yapılan seyahat yöntemi. Kimi yerlerde yasalara aykırı ve tehlikeli.

    Hittite Hitit Türkiye'de MÖ 2000 yıllarında başlayıp MÖ 1200'lerde sona eren medeniyet.

    HMA Otel Pazarlama Birliği.

    HMS Büyük Britanya'da bir geminin önüne bu harfler konulduğunda Her veya His Majesty's Ship anlamına gelen ifade. İngiliz Deniz Kuvvetleri'ndeki gemiler.

    hold ambar Gemi veya uçaklarda bagaj ve kargonun saklandığı yer.

    hold baggage bagaj kasası Kısa gezilere çıkan yolcunun, o gezi için ihtiyaç duymadığı bagaj çoğunlukla bir kasaya konur. Böyle bir uygulama deniz seyahatlerinde görülür.

    holiday tatil Çalışmaya ara verilen süre. Modern zamanlarda giderek bu süre zarfında yapılan seyahatleri de kapsayan bir anlam edinmiştir.

    holiday camp tatil kampı İngiltere'de 1935 yılında çıkan Tatil Ücreti Yasası ile doğan olgu. Billy Butlin adından biri bundan yararlanarak "bir haftalık tatil ücretine bir haftalık tatil" sloganıyla satış fırsatı yakalamıştır. Günümüzde tatil kampları üstün nitelikli hizmetler sunmaktadır.

    holiday centre tatil merkezi bkz. Tatil kampı.

    holiday komplex tatil kompleksi bkz. Tatil kampı.

    holidaymaker tatilci Tatile çıkan kimse.

    home port ana liman Geminin geldiği liman.

    home town memleket Kişinin doğduğu, büyüdüğü yer. 1. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü.2. İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge. 3. Bir ülkede yaşayan bireylerin bütünü.

    home zone (İng.) Yerleşimin yoğun olduğu ve trafiğin zorlayıcı olmayan yöntemlerle engellenmeye çalışıldığı sokak veya bölge. Kıta Avrupası'nın bazı yerlerinde çeyrek asırdır uygulamada; İngiltere'de yeni yürürlüğe kondu.

    homecare Hane halkının evde olmadığı süre zarfında evde bir kaza olması halinde derhal evin onarımını üstüne alan bir acil hizmet sigortası.

    homeland yurt 1. Bir halkın üzerinde yaşadığı toprak parçası; vatan. 2. İnsanın doğup büyüdüğü, yaşadığı yer.1. Kalacak, barınacak yer. 3. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer.

    horizon ufuk Yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer.

    horizontal integration yatay bütünleşme Bir kurumun kendi çalışma alanıyla ilgili faaliyetlerini genişletmesi, ancak bunda sağlayıcıları ve dağıtımcılarının iş alanları dahil değildir. Örneğin, bir havayolunun bir otel zincirini satın alması.

    hors d'oeuvres Fransızca bir kelime (ordövr diye telaffuz edilir); yemekten önce alınan iştah açıcılar veya mezeler anlamına gelir.

    horse lattitudes Ross enlemleri Ekvatorun 30* kuzeyi ile 30* derece güneyinde bulunan iki sakinler (bkz. Sakinler) bölgesi için kullanılan coğrafi terim.

    hospitality konukseverlik 1. Turizmde, konaklama ve catering sektörlerindeki insan ve kurumları tanımlayan sözcük. Ticari anlamda da, dolaylı da olsa ticari kazanç umuduyla başkalarını eğlendirme işi. 2. Konuklara iyi davranma, onları hoş karşılama ve ağırlama durumu. Misafirperverlik de denir.

    hospitality suite konukkseverlik süiti Uyumaktan ziyade eğlence veya toplantılar için kullanılan otel odası.

    host location host mahalli Uydu bilet yazıcısının bağlı olduğu merkez veya şube ofisi için kullanılan IATA terimi.

    hostal Küçük otel veya pansiyon için kullanılan İspanyolca terim.

    hostel Aslen üniversite veya benzer kurumlarda düşük fiyata konaklama imkanı sağlayan kuruluşlar için kullanılan bir terimken şimdi farklı anlamlar kazanmıştır. Gençlik Hostelleri Birliği (Youth Hostels Association) ve bağlı birimleri tarafından dünya çapında sunulan konaklama hizmetleri tatilciler için son derece ucuza gelebilmektedir. Yataklar yurt düzeninde verilmekte ve ilgili mahalde kendin-yap-kendin-ye tarzı imkanlar da bulunabilmektedir.

    hostelry 1. (İng.) Pub.2. (ABD) Küçük han.

    hotel otel 1. Konaklama imkanı ve yemek sunan kurum.Otellerin pansiyonlara kıyasla daha nitelikli ve çeşitli hizmetler sunması beklenir.2. Avustralya ve Yeni Zelanda'da han.

    hotel representative otel temsilcisi Çeşitli otelleri temsil eden kuruluş. Onlar aracılığıyla seyahat acenteleri daha kolay bilgi edinip yer ayırtabilir.

    hotelier otelci Otel yöneticisi, işletmecisi veya sahibi.

    houseboat yüzen ev Ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne.

    house-flag Geminin hangi firmaya ait olduğunu belirten bayrak.

    hovercraft Yerle veya suyla temas halinde olmadan, esnek bir etekle hava yastığı üzerinde hareket eden araç; hava yastığı taşıtı (ACV) olarak da bilinir. Hovercraftlar uçan taşıtlar olarak kabul edilmekle birlikte, etek derinliğince belirlenen sınırlı bir yükseklikte (azami bir metre kadar) uçabilirler.

    hoverport hover limanı Hovercraftlar için olan liman.

    hovertrain hovertren Raylar üstünde giden hava yastığı taşıtı.

    hub and spoke göbek ve ispit Ulaşım hizmetlerinin olağan gelişim tarzını ifade eden terim. İsminden de anlaşılacağı üzere taşıyıcı, operasyonlarını belirli bir merkezden başlatır (göbek) ve "ispit"ler (bisiklet jantındaki teller) boyunca seferler düzenler. Farklı ispitler arasında seyahat etmek isteyen yolcular önce göbeğe gelip oradan taşıt değiştirmek durumundadır. Aynı zamanda bkz. Aktarma noktası.

    hull tekne Geminin gövde kısmı (İngilizce'sinde uçak gövdeleri için de kullanılır).

    hull tekne 1. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap.

    human geography insan coğrafyası İnsan eylemlerinin dünya yüzeyine yaptığı etkileri ve dünya yüzeyinin insan eylemlerine yaptığı etkiyi inceleyen coğrafya dalı.

    Humboldt Current Humboldt Akıntısı Şili ve Peru kıyıları boyunca kuzeye doğru giden akıntı.

    humidity nem Atmosferdeki rutubetin yoğunlaşması. Yüksek nem oranı sıkıntı yaratır çünkü ciltteki gözeneklerden buharlaşma azalır ve bu nedenle serinleme etkisi de azalır.

    Hun Hun Avrupa'yı 4. ve 5.yy.larda işgal eden savaşçı ve göçebe halkın üyesi. İngilizce'de menfi anlamda Almanları nitelemek için kullanılır.

    hurricane kasırga 64 knotu aşan çok şiddetli rüzgar ve fırtına. Kasırgalar genellikle tropik bölgelerde meydana gelir, zira oluşumları için yoğun derecede güneşe ihtiyaçları vardır.

    hydraulic test hidrolik testi Yüksek basınçlı gaz kabı olarak kullanılabilirliğini değerlendirmek üzere dalış tüplerine uygulanan basınç testi.

    hydrofoils hidrofoil 1. Özel olarak tasarlanmış bir teknenin gövdesine iliştirilmiş kanatlar. Tekne yeterli hıza ulaşınca gövdesi suyla temasını keser ve araç kanat desteğiyle gider.
    Handling Yükleme işlemleri

    housekeeping ev idaresi

    half pension yarım pansiyon

    health sağlık

    holiday tatil

    half pension, half board yarım pansiyon

    hand luggage el bagajı ,hand baggage, carry on luggage - baggage

    handicapped engelli engelli insanlar için kullanılan terim

    holiday resort tatil beldesi


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  6. #6
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    International Touring Alliance uluslararası turizm birliği AIT

    International hotel association uluslararası oteller birliği


    International travel association uluslararası turizm birliği

    IATA (International Air Transport Association, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği). Sadece havayolu şirketlerinin üye olabildiği, uluslararası bir ticaret kuruluşudur. Merkezi, Montreal, Quebec, Kanada'dadır. IATA, emniyetli, güvenli ve ekonomik hava ulaşımını sağlayabilmek amacıyla 1945 yılında Havana, Küba'da kurulmuştur. Kuruluşunda IATA'nın sadece 31 ülkeden 57 üyesi vardı. Şimdi ise dünya genelinde 140 ülkeden 270'in üzerinde üyeye sahiptir. Modern IATA, ilk uluslararası tarifeli uçuşun yapıldığı, 1919 yılında kurulan "Intenational Air Traffic Association"un devamıdır.

    IATAN Uluslararası Havayolları Seyahat Acente Ağı.

    Iberian İberyalı Andora, Cebelitarık, Portekiz ve İspanya'yı kapsayan yarımadayla ilgili veya ona ait olan.

    IBTA Uluslararası İş Seyahati Birliği.

    ICCA Uluslararası Kongre ve Konferans Birliği.

    IFTO Uluslararası Tur Operatörleri Federasyonu.

    IFTTA Uluslar arası Seyahat ve Turizm Müdafileri Forumu.

    IFTWO Uluslar arası Kadın Seyahat Organizasyonları Federasyonu.

    IIT Bağımsız Kapsamlı Tur. Standart paketlerle ihtiyacı karşılanamayan müşteri için yapılan "kişiye özel" düzenleme.

    ILAM Boş Vakit ve Keyif Yönetimi Enstitüsü.

    Inca Andean

    Indaba İndaba Toplantı anlamına gelen bir Zulu ifadesi. Güney Afrika'da yılda bir düzenlenen turizm pazarı için kullanılmaktadır.

    Indian Ocean Hint Okyanusu

    Indic Hint 1. İndus ve Ganj ırmakları çevresinde MÖ 3000 ile MS 500 arasında süren medeniyet 2. Söz konusu medeniyeti kuran insanların dili.

    Indochina Hindiçin Kamboçya, Laos, Malezya (yarımada olan kısmı), Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam'ı kapsayan coğrafi bölge.

    Inuit Kuzey Kanada, Alaska ve Grönland halkıyla ilgili veya onlara ait olan. Eski "Eskimo" teriminin yerini almaktadır.

    Inupiaq İnupiyak 1. İnuit halkıyla ilgili veya onlara ait olan

    IPA Uluslararası fonetik alfabesi. Bkz. Fonetik alfabesi.

    Iranic (Islamic) civilisation İran Medeniyeti Amu Derya-Sir Derya havzasında MS 1320 yıllarında başlayıp bugün hala süren medeniyet.

    Irminger Current İrminger Akıntısı Gulf Stream'in (bkz. Gulf Stream) en kuzeydeki kolu.

    Iron Curtain Demir Perde Farklı ideolojilere sahip ülkeler arasında iletişimi ve mal alışverişini engelleyen duruma verilen isim. En bariz olarak eski Sovyetler Birliği müttefiki ülkelerle Batılı ülkeler arasında görülmüştür. Bugün bu türden çok az engel kalmıştır.

    Islam İslam Müslümanların dini.

    Israeli İsrailli Modern İsrail devletine ait veya onunla ilgili olan.

    IT 1. Bkz. Kapsamlı tur. 2. Bkz. Bilgi teknolojisi

    ITAA İrlanda Seyahat Acenteleri Birliği.

    ITM Seyahat İşletmeciliği Kurumu.

    ITMA Teşvik Seyahati & Toplantıları Birliği Ltd.

    ITT Seyahat & Turizm Kurumu.

    ITX Bkz. Inclusive tour excursion fare.

    Ivory Coast Fildişi Kıyısı Eskiden fildişi tacirleriyle ünlü olan, Afrika'nın Atlantik kıyısındaki ülke.

    Ianai Suya veya bahçeye bakan balkonlu veya avlulu oda. Hawaii'de yaygın olan bir terim.

    In regular turn Muntazam sırayla


    Intenational commercial terms Incoterms Uluslar arası ticari terimler

    I.C.C. İngiliz sigortacılar Enstitüsü tarafından hazırlanmış olan kalıp hükümler

    IATA Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği

    Iuau Hawaiililerin açık havada gerçekleştirdikleri eğlenceli şenlik.



    J
    job iş meslek

    January Ocak Yılın ilk ayı

    June Haziran Yılın altıncı ayı

    July Temmuz Yılın yedinci ayı

    junior suit yatak odası ve oturma odasından oluşan geniş otel odası

    jack cıvadra sancağı Geminin, özellikle pruvadan (bkz. Pruva) sallandırılan sancağı.

    jackstaff Cıvadra sancağının (bkz. Cıvadra sancağı) takılı olduğu direk.

    jamboree cümbüş Eğlenti. İngilizce'de daha çok izcilerin uluslararası ölçekteki büyük toplantıları için kullanılmaktadır.Maden gövdeli, tambura benzer bir saz.

    Japan Current Japonya Akıntısı pasifik Okyanusu'nda, Atlas Okyanusu'ndaki Gulf Stream'e eşdeğer bir sıcak su akıntısı.

    JATA Japon Seyahat Acenteleri Birliği.

    jato bkz. Jet motorlu kalkış.

    jeepney Daha çok Filipinler'de görülen küçük otobüs. Çoğu ABD yapımı ciplerden türetilmiştir.

    jet aircraft jet uçağı Jet motorlu uçak. İlk jet uçağı 1950'lerde piyasaya sürülen De Haviland Comet idi, fakat dünya çapında uçak seyahatinin yaygınlaşmasına neden olan, Boeing 707 gibi jet motorlu büyük yolcu uçaklarının kullanılmaya başlanmasıydı ki böylece hem uçuş uzaklığı hem de havaalanları sayısı artmıştı.

    jet assisted take off jet motorlu kalkış Uçağın kalkışında ekstra itiş gücü vermesi için ilave edilen jet motoru. Bugünlerde nadiren kullanılmaktadır.

    jet engine jet motoru İtme gücü ve/veya pervanenin dönmesi için yakıtın sürekli yanmasına dayanan motor. Jet türbünlü motor 1930'larda icat edilmiştir ancak ilk jet uçağının uçmaya başlaması İkinci Dünya Savaşı sonrasına rastlar.

    jet lag Saat dilimlerini çok hızlı geçmekten kaynaklanan bedensel ritim bozukluğu.

    jet set jet sosyete Eğlence arayışıyla jet uçağıyla oradan oraya uçan zengin ve sosyal açıdan önemli kişilerden oluşan gruplar için - bazen aşağılama amacıyla - kullanılan terim.

    jet ski Bir veya iki kişiyi taşımak üzere tasarlanmış ve bir su motoruyla çalışan su aracı. Motosikletlerinkine benzer direksiyonları vardır.

    jet stream jet akımı Yüksek hıza sahip hava akımı. Pilotlar ekstra güç harcamadan, dolayısıyla da yakıt harcamandan hız arttırabilmek için sık sık jet akımlardan yararlanırlar.

    jetfoil Su motorlarıyla çalışan hidrofoilli tekne.

    jetsam Gemi veya teknelerden atılıp karaya vuran mallar ve çer çöp.

    jetty dalgakıran bkz. Dalgakıran

    jetty Bir yapının çkıntı yapan kısmı. Havaalanlarında uçakların park ettiği ve yük alıp indirdiği çıkıntılı kısımlara da denir.

    Jew Musevi Yahudilik inancına mensup kişi. İsrail devletinden gelen kişiler için kullanılmaz.

    jib flok yelkeni Geminin cıvadrasına (bkz. Cıvadra) çekilen üçgen yelken.

    jolly-boat Geminin her işe mahsus kıç filikası.

    journey gezi Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk. 1. Gezilip hava alınacak yer. 2. Gezinti yeri.3. Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş dalgalı çizgili kumaş.

    joystick Uçakların manevra kolu.

    Judaic Museviliğe ait veya onunla ilgili olan.

    jumbo jet jumbo jet Özellikle Boeing 747 gibi büyük ve geniş uçaklar için kullanılan ifade.

    jump jet Dikey kalkabilen jet uçağı.

    jump seat Uçağın dolu olduğu uçuşlarda mürettebat için bulundurulan, genellikle katlanılabilir fazladan koltuk.

    junction Bkz. Kavşak

    jungle cangıl Özellikle tropik böllgelerde, çok sık bitki örtüsü. Cengel de denir.

    jungle fever Şiddetli sıtma.

    junior suite junior süiti 1-Yatakla oturulacak kısımların bir paravanayla birbirinden ayrıldığı büyük otel odası. 2- yatak odası ve oturma odasından oluşan geniş otel odası

    junk Çin sularında kullanılan, tabanı düz yelkenli

    junk food İngilizce'de besin değeri düşük gıdalar için kullanılan terim. Fast food gıdalar için sıklıkla kullanılmaktadır.

    junket 1. (ABD) Devlet hesabına gezi. 2. Müşterilere teşekkür etmek ve yeni iş bağlantıları kurmak umuduyla işveren pahasına teklif edilen gezi için kullanılan argo ifade.

    junta cunta Bir ihtilal veya darbe ertesinde iktidarı ele geçiren siyasi veya askeri grup.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  7. #7
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    kabin cruiser içinde yaşanılabilecek şekilde tasarlanmış büyük motorlu kayık.

    kick back çalınmış eşya veya parayı sahibine geri vermek 1-indirim

    accomodation facility, accomodations for travelers and touristskonaklama tesisleri

    know how nasıl yapılacağını bilme

    kala-azar Tatarcık sineklerince bulaştırılan tropik bir parazit hastalığı.

    Karoo /Karroo da denir. Güney Afrika'da yarı çöl halindeki yüksek platolara verilen isim.

    kasbah, kesbah Kuzey Afrika kentlerinde Arap mahallelerine verilen isim.

    kayak Eskimo kanoları için eskiden kullanılan sözcük. Günümüz İngilizce'sinde her türlü benzeri araç için kullanılmaktadır.

    kayak Kar veya su üstünde kaymak için ayağa takılan araç ve bu araçlarla yapılan spor.

    keel gemi omurgası Geminin tabanı boyunca ilerleyen yatay yapı unsuru. Diğer tüm kısımların buraya dayandığı temeldir. Karina da denir.

    keelboat 1. Sabit omurgası olan yat. 2. (ABD) Irmaklarda çalışan büyük ve yassı gemi.

    keelson iç karina Geminin zemin kaburgasını omurgaya bağlayan kereste hattı.

    Kelvin Santigrad ısı ölçeği gibi derecelendirme skalası olan, ancak başlangıç noktası olarak mutlaf sıfırı alan (-273*C) ısı ölçeği. Buna göre suyun donduğu derece 273*K'dır.

    kerosene Uçak yakıtı.

    key card anahtar kartı Kredi kartına benzer, ancak bazı otellerde odaların kapısını açmaya yarayan küçük kart.

    Khamsin Hamsin Mısır'da mart, nisan ve mayıs aylarında görülen sıkıntılı ve sıcak güney veya güneydoğu rüzgarı.

    Khmer, Kmer 1. MS 100'den MS 1432'ye kadar süren kadim Kamboçya medeniyeti.2. Modern Kamboçya'nın yerlisi.

    kibbutz İsrail'de komünal yerleşim

    kilometre kilometre 1000 metreye ya da 0.62 mile eşit uzunluk birimi.

    king room kral dairesi Büyük ölçülerde yatağı olan otel odası.

    kingdom krallık Kral veya kraliçe tarafından yönetilen ülke.

    klong Tayland'da kanallara verilen isim.

    kloof Güney Afrika'da derin vadi.

    knap İngilizce'de bir tepenin en üst noktası.

    knock-for knock kısmi anlaşma Sigortacılıkta, kimin suçladığından bağımsız olarak her şirketin kendi poliçe sahibine ödeme yapmayı taahhüt ettiği anlaşma şekli.

    knoll tümsek Coğrafyada, küçük tepe. Çıkıntılı yer, şişkinlik, kabarıklık.

    knot Hız ölçüsü olarak kullanıldığında deniz anlamına gelir. 20 knot yaklaşık olarak saatte 23 millik bir hıza tekabül eder.

    Kona Coast Kona Kıyısı Hawaii adasının güneybatı kısmı. Altın Kıyı olarak da bilinir.

    korridorzuge "Koridor treni" anlamına gelen Avusturya kökenli bir sözcük. Ancak söczüğün kendisi taşıtın türüne işaret etmez. "Koridorzuge", başka bir ülke içindeki özel bir "koridor" güzergahta yolcu almadan ve indirmeden giden trene denir. Bu tür bir rotalama başka türlü kaçınılmaz olan dolaşık bir güzergahı gereksiz kılar. Örneğin, Avusturya'nın İnssbruck ile Salzburg kentleri arasında olduğu gibi.

    kosher kaşer Yahudi din kurallarına göre hazırlanmış yiyecek ve içecek.

    kremlin kremlin Rus kasabalarındaki kalelere verilen isim. Özel isim olarak kullanıldığında Rus hükumetinin Moskova'daki yeri kastedilir.

    Kurds Kürtler Günümüzün Türkiye, Irak ve İran sınırları içinde yaşayan, Ari kökenli halk.

    Kuroshio, Kuroşivo Japonya kıyılarından tropik kuzeye taşıyan sıcak su akıntısı. Atlantik'teki Gulf Stream akınıtısına hemen hemen eşdeğer.

    kyle İskoçya'da bir adayla başka bir ada veya anakara arasındaki dar boğaza verilen isim.

    kitchen mutfak

    kick back indirim Fiyat düşürme, Acentaya belli bir oranda geceleme yapması karşılığında verilen komisyon


    L


    live a healthy life sağlıklı yaşamak

    leek pırasa

    late geç

    lawn çimen

    laundry çamaşır çamaşırhane

    lunch öğle yemeği,hafifyemek

    leasing kiralama,finansal kiralama

    lounge,gallery,salon,hall salon

    long uzun

    left luggage office emanetçi
    lay over sonraya bırakmak, kaplamak

    lead time gecikme zamanı gecikme süresi, siparişlerin temin etme süresi, bir tüketiciyi satın almaya teşvik için gerekli zaman, teslimat , üretim süresi. teslimat süresi. örnek: estimated lead time, 25 minutes tahmini gecikme süresi 25 dakika

    leaflet broşür

    loin etin fileto kısmı

    local yerel

    last minute son dakika

    leisure boş vakit boş vakit, fırsat

    low cost düşük tarife low cost carrier veya airlines (düşük tarifeli havayolu şirketi)

    late check out geç terk etme Bazı otellerde bulunan, otelden ayrılış saatinde esneklik sağlayan durum. Geç terk edebilme imkanına sahip otellerde otel odası, 12:00 sonrasında da terk edilebilir, otel tarafından her hangi bir ek ücret talep edilmez.

    looking glass, disc, mirror ayna

    linen keten

    La Nina El Nino gibi, fakat onun tam tersi olan, küresel iklim değişiklikleri olgusu. La Nina'nın özelliği, orta ve doğu Pasifik Okyanusu'nun ekvatoryal bölgelerinde alışımadık derecede soğuk suların olmasıdır.

    Labrador Current Labrador Akıntısı Baffin Körfezi'nden (Kanada'da) güneye doğru buzdağlarını da taşıyan soğuk su akıntısı. Newfoundland adası (Kanada'nın Atlantik kıyılarında) civarında Gulf Stream'le karşılaştığı yerde bu iki akıntının birbirine karışmasıyla yılın 120 günü, Büyük Newfoundland Sığlığı sisler altında kalır.

    ladder merdiven 1. Havayolları biletleri üzerinde bulunan tarife konstrükson kutucuğunun biçimine verilen isim. Burada ücrete dair hesaplamalar dikey olarak gösterilir. 2. Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi.

    lagoon deniz kulağı Genellikle atollerde (bkz. Atol) olduğu gibi deniz içinde veya kıyısında kapanmış su kütlesi. Lagün de denir.

    lake göl 1. Etrafı tamamen karayla çevrili büyük su kütlesi. Dünyanın en büyük gölleri, büyüklük sıralarına göre şöyledir: Hazar Denizi ,Süperior Gölü,Victoria Nyanza Gölü,Ar'skoye More (Aral Gölü),Huron Gölü ,Michigan Gölü,Tanganyika Gölü,Büyük Ayı Gölü,Ozeri Bakal (Baykal) Gölü,Malawi Gölü

    land arrangements İngilizce'de yer düzenlemeleriyle (bkz. Yer düzenlemeleri) aynı anlamda kullanılan ifade.

    land breeze kara yeli Karadan denize doğru esen rüzgar.

    land bridge kara köprüsü İki kara kütlesini birleştiren kıstak biçimli kara parçası.

    land mass kara kütlesi Kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası.

    land yacht kara yatı Deniz kıyısı vb yerlerde yarışmak vs. için kullanılan tekerlekli ve yelkenli araç. Bazen kum yatı da denir.

    landau ,lando Üst kısmı açılır kapanır dört tekerlekli at arabası.

    landfall kara görümü Okyanus veya deniz aşan seyahatlerde karanın ilk müşahadesi.

    landing card iniş kartı Yabancı bir memlekete giden yolcular tarafından doldurulan ve onların göçmenlik işlemlerini kolaylaştırmak üzere hazırlanmış soru formu.

    landing gear iniş takımı Uçağın tekerlekleri.

    landing stage iskele platformu Bir tekneden yolcuların inebilecekleri, genellikle yüzer durumda olan platform.

    landing strip acil iniş pisti Uçakların acilen inmeleri gerektiği durumlara karşı havaalanlarından uzakta yapılan ve genellikle yüzeyi pürüzsüzleştirilmemiş olan iniş yeri.

    landlocked Kara ile kuşatılmış destinasyon.

    landlubber İngilizce'de gemiye ilk defa binmiş, denize ve denizciliğe yabancı kişiler için kullanılan alaycı ifade.

    landmark sınır taşı Uzaklardan kolaylıkla fark edilen topografik özellik, yüksek bina vb.

    landscape havali manzarası Belirli bir bölgenin sunduğu doğal görüntü, peyzaj.

    landside Bir havaalanının meşru ziayretçilere açık kısmı; gümrük ve diğer kontrollerden önce gelen arazi.

    landward Karaya doğru.

    lane İngilizce'de özellikle kırsal kesimlerdeki dar sokak veya patikalara verilen isim. Öneri
    langlauf langlauf Ülkeler arası kayak.

    Lapp Laplar Kuzey İskandinavya'da Moğol kökenli göçebe topluluk. Günümüzde Sami ismi tercih edilmektedir

    larboard İngilizce'de eskiden geminin iskele, yani sol tarafı için kullanılan ifade.

    Lassa fever Lassa sıtması Tropikal Afrika'ya özgü tehlikeli bir viral (virüs kaynaklı) hastalık.

    last seat availability son boş koltuk Uçaklarda güncellenmiş boş koltuk durumu hakkında bilgi veren ve kimi GSD'lerce (bkz. Küresel Dağıtım Sistemi) sunulan hizmet.

    lateen sail latin yelken Gemilerin ana direğiyle 45* açı yapan üç köşeli yelken. Arap dhow'larında (bkz. Dhow) kullanılır.

    Latin Latince Roma İmparatorluğu'nun dili.Latin dilinden türemiş dilleri kullanan halkları ve ülkeleri (ör: İspanya, Meksika vs.) veya onlara dair olan şeyleri tarif etmekte kullanılan sıfat.

    Latin America Lain Amerika Orta ve Güney Amerika'nın Portekizce ve İspanyolca'nın anadil olarak konuşulduğu kısımları, yani neredeyse tamamı.


    latitude enlem. Gemilerin (ve uçakların) seyrini kolaylaştırmak için Yer yuvarlağı yıllar önce muhayyel çizgilerle bölündü. Temel "enine" bölüm çizgisi Ekvatordur, ki yer kürenin en geniş olduğu noktada ona dik bir açıyla uzanır. Ekvator yaklaşık olarak 40.076 km uzunluğundadır ve 0 derecede (0*) konumlandığı söylenir. Diğer enlem çizgileri Ekvator'a paralel uzanır ve hem kuzeye hem de güneye doğru derecelendirilir. Hem kuzeyden hem de güneyden bu paraleller ilgili kutuplarda ve 90'ar derecede nihayetlenir. Paraleller (yani enlemler) birbirinden yaklaşık 100 km (63 mil) uzaklıktadır ve kutuplara yaklaştıkça uzunlukları azalır. Kutuplarda, doğal olarak, nokta halindedirler.

    launch Bazen yolcuları gemiden karaya taşımakta kullanılan motorlu bot.

    lavatory lavabo Ayak yolu, hela, tuvalet

    lay-by (İng.) Karayolları, kanallar veya demiryolları kenarlarında araçların durabileceği alan.

    layover duraklama Bir seyahatin bir ayağıyla diğer bir ayağı arasındaki bekleme veya dinlenme süresi

    LDW Kayıp hasarından feragat. (bkz. CDW)

    le surf le surf Snowboard (bkz. Snowboard) için kullanılan Fransızca ifade.

    league cemiyet Belirli bir amaçla bir araya gelen insanların, milletlerin vs. oluşturduğu grup.

    league fersah Yaklaşık beş kilometreye eşit bir uzaklık ölçüsü.

    lee boca Geminin rüzgar almayan yanı. Rüzgar altı da denir.

    Leeward Islands Rüzgaraltı Adaları Anguilla, Antigua ve Barbuda, Dominik, Guadaloupe, Monserrat, Saba, St. Eustatius, St Kitts ve Nevis, St Martin'den oluşan Karayip Adaları topluluğu.

    leeway 1. Geminin gitmesi gereken rotadan rüzgar altı istikametine düşmesi veya sürüklenmesi. 2. Rahatça kımıldanacak yer.

    left luggage (İng.) Emanete bırakılmış yolcu bagajı.

    leg 1. ayak. Bir uçuşun programlı iki ardışık durak noktası arasındaki yolculuğu için kullanılan resmi IATA terimi. 2. 30.5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem.

    legal advice and expenses insurance yasal tavsiye ve giderler sigortası Olası ölüm veya ciddi hastalık durumlarında bir kişi veya kuruma karşı yasal yollara başvuracak yolcuya sigorta şirketince teklif edilen giderleri karşılama taahhüdü. Böyle hallerde sigorta şiketi genellikle yasal vb. işlemlerle ilgili giderleri karşılar ve mahkemenin takdir edeceği tazminattan bu giderlerin geri ödenmesini bekler. Ancak, tazminat kararı çıkmayacak olursa da söz konusu giderler poliçe kapsamında kabul edilecektir.

    lei Pasifik adalarında geleneksel olarak ziyaretçilerin boynuna takılan Polinezya çelengi.

    leishmaniasis Tatarcık sineklerinin ısırmasından bulaşan parazit hastalıklarından biri.

    leisure dinlence Kişinin özgürce kullanabileceği boş vakti, tatil.

    leisure travel agent dinlence seyahat acentası İş yolcularında ziyade tatilcilerle iş yapan seyahat acentası.

    leisure traveller dinlence yolcusu İş veya zorunluluk dışında bir sebeple seyahat eden kimse.

    leprosy cüzzam Sinir uçlarını etkileyerek duyu kaybına, dolayısıyla da hissedilmeyen yaralanmalardan ötürü dış görünüşte bozulmalara yol açan, az da olsa bulaşıcı hastalık. Kolayca tedavi edilebilir olmasına rağmen az gelişmiş ülkelerde hala yaygındır.

    Lesser Antilles Küçük Antiller Rüzgaraltı, Virgin ve Rüzgarüstü adalarıyla Bonaire'nin doğusundaki küçük Venezüella adacıklar ziniciri, ayrıca Aruba, Barbados, Curaçao ile Trinidad ve Tobago'dan oluşan Karayip Adaları grubu.

    level crossing hemzemin geçit Demiryolunun karayoluyla kesişmesi. Yol hakkı genellikle demiryolu aracına aittir.

    levy İngilizce'de vergi veya geçiş ücreti anlamında sözcük.

    lido deck lido güvertesi Geminin havuz ve güneşlenme alanlarını kapsayan güvertesi.

    lien ihtiyati haciz. Borcu muhafaza etmek için başkasının mülkü üzerindeki hak. Seyahat bağlamında, hancı veya otelcinin, ödenmemiş masraflara karşılık konuğun eşyalarını tutma hakkını ifade eder.

    life jacket cankurtaran yeleği Takan kişiyi su yüzünde tutan şişme kuşam.

    lifeboat filika Acil durumlarda geminin yolcularını boşaltmakta kullanılan ve güvertede bulundurulan küçük sandal. Yolcuların tamamını taşıyacak kadar filika bulundurulması denizcilik kurallarındandır.

    lifeboat drill filika talimatnamesi Gemilerde bulundurulması zorunlu olan ve güverte güvenlik kurallarını açıklayan liste. Öneri

    lifebuoy cankurtaran simidi Genellikle halka şeklinde, kişi su yüzünde tutan şişme destek.

    lifeline Dalgıcı su yüzeyinde bir noktaya bağlayan hat.

    life-raft cankurtaran salı Alternatif veya ilave güvenlik tedbiri olarak gemi güvertesinde bulundurulan sal.


    life-support systems yaşam destek sistemleri Yüksek irtifa gibi ortamlarda yolcuların hayatta kalmasını sağlayan havalandırma, ısıtma, basınç ayarlama gibi sistemler.

    lift kaldırma Uçağın kanatlarınca üretilen ve uçmasını sağlayan güç. 2. (İng.) Asansör.

    lift pass teleferik pasosu Kullanıcılara belirli bir kayak bölgesi veya bölgelerindeki tüm teleferiklerden ücretsiz yararlanma hakkı sağlayan bilet. Öneri
    light railway hafif demiryolu Çoğunlukla dar hatlı (raylar arasında olağandan daha az mesafe olan) demiryolu. Hafif trafik şartlarına göre inşa edilir ve daha az zorlu standartlara uygundur.

    lighter Gemiler arasında veya gemiden kıyıya eşya taşımakta kullanılan tekne.

    lighter than air havadan hafif Uçaklarla ilgili olarak, hacmen kapladığı alanın havasının ağırlığından daha hafif olma, yani havada kalabilme niteliği. Böyle bir uçak, hiçbir motor gücüne ihtiyaç duymadan sürekli olarak havada kalabilir.

    lightning şimşek Bulutlar arasında veya bulutla yer arasında doğal olarak gelişen yüksek voltajlı elektrik boşalması. Çakım da denir.

    limited sınırlı 1. Konaklamayla ilgili olarak, az sayıda oda kaldığını belirten bir sözcük. 2. Özellikle denmiryollarında, yolcu sayısının koltuk sayısı (ve varsa diğer konaklama biçimleri) ile sınırlandırıldığı seferleri niteleyen ifade. Bu tip seferler genellikle önceden rezervasyon ister. ABD'de bu isim (yani "limited") her türlü uzun mesafeli lüks tren seferlerine de verilir.

    limo Limousine limuzin Aslen, sürücüyle yolcu bölümlerinin birbirinden tecrit edilmiş olduğu kapalı otomobil. Günümüzde her türden lüks araba için kullanılmaktadır.


    liner Aslen, ünlü gemicilik şirketlerinin gemileri için kullanılan sözcük. Söz konusu gemiler limanlar arasında programlı seferler yapardı. Bu tür seferler neredeye tarihe karışmış olmakla beraber sözcük büyük gemiler, özellikle de seyahat gemileri için hala kullanılmaktadır.

    link span Manş Denizi üzerindekiler gibi birçok liman gelgit hareketlerinden etkilenmektedir. Her saatte gemilerin kalkabilmesi için değişen su seviyelerine ayarlanabilen kompleks bir yükleme köprüsü sistemi kullanılır. Bu türden yükleme köprülerine bu isim verilir.

    lithosphere taşküre Yerkürenin kabuğu veya yüzeyine verilen bilimsel isim. Litosfer de denir.

    livery logo Belirli bir şirket, kurum vs'nin tanınması için kullandığı ayırt edici tasarım. Taşıyıcılar böylesi tasarımları filo araçları üzerinde kullanır.

    llano Güney Amerika'da ağaçsız düzlükler, bozkırlar için kullanılan ifade.

    load factor doluluk oranı Koltuk veya diğer konaklama türlerinin işgal edilme yüzdesi. %100 ise söz konusu konaklama türü (koltuk, yatak gibi) tamamen dolu, yani hiç boş koltuk, oda vs. yok demektir.

    lobby lobi 1. Tipik olarak otellerde bulunan resepsiyon alanı. 2. Bazı çıkar gruplarının temsilcilerinden oluşan topluluk.

    local yerel 1. Belirli bir yere veya bölgeye ait. 2. Mahalli, mevzii. 3. (İng.) Pub.

    local service mahalli sefer Bir yerel bölge içinde ve civarında işleyen ulaşım seferi.

    local time yerel saat Belirli bir destinasyon veya yere izafeten hesaplanan saat. Yerel saatler Greenwich saatine göre en fazla 12 saat farklılık gösterebilir. Tarifelerin çoğu yerel saati kullanır.

    locality mahal Yer, yöre, mevzi.

    location mevki Bir şeyin bulunduğu yer, mahal. 2. Makam.

    locator Bir rezervasyon işleminin tamamlanması üzerine bilgisayarın ona verdiği, ona has referans. Yer ayırtma işleminin ayrıntılarına bu referansla erişilir

    loch Göl veya deniz girintisi için İskoçların kullandığı sözcük.

    lock kapalı büğet Su akışını kontrol etmek üzere kapıları olan bir kanal veya nehirin ayrılmış kısmı. Böylece teknelerin değişik su seviyelerinde ilerleyebilmesi sağlanır.

    locomotif lokomotif Tren ve vagonları çekmek üzere tasarlanmış araç. Çoğunlukla demiryollarıyla bağlantılı olarak kullanılan bir sözcük olmakla birlikte, karayolu trenleri gibi karayolları lokomotifleri de bulunmaktadır. Bir "tren"e lokomotif demek aslında doğru değildir.

    lodge card lodge kart Bir acenteye (genellikle iş seyahati acentesi) emaneten verilen ve seyahat hizmetlerini ödeyen bir charge kart (bkz. Charge kart). Bu sistem sayesinde kart sahibi, acente nezdinde hesap açmaksızın harcama yapmasını sağlar.

    log seyir defteri Gemi ve uçakta olup bitenlerin, gidişatın kaydedildiği resmi kayıt.

    log cabin ahşap kulübe Kereste veya ağaç kütüklerinden yapılma kulübe veya benzeri mesken.

    Long ton (L/T) Büyük ton:1016.047 kg

    Landing.storage and delivery charges (L.S&D charges) Boşaltma,depolama ve teslimat harçları

    Livraison en cale Bu şart sözleşmeye konulduğunda,alıcı malları geminin ambarında teslim almak zorundadır ve her türlü boşaltma masrafı ve rizikosu kendisine aittir.

    Lines terms Düzenli hat koşulları

    Letter of credit Akreditif L/C

    Landing charges Boşaltma masrafları

    layer kat. kat kat kesmek

    luggage carrier bagaj taşıyıcısı

    lecture konferans ders, konuşma

    ladle kepçe

    ladleful kepçe dolusu

    local guide yerel rehber

    log book gemi jurnali gemilerdeki günlük hadiseleri kayıt altına almaya yarayan kayıt defteri.

    log-book seyir defteri log book olarak da yazılabilir.

    laundry bag çamaşır sepeti laundry basket olarak da kullanılır

    launch başlamak başlatmak, faaliyete geçirmek

    loan kredi

    loggia loca Bir yapının çıkıntı yapan açık bölmesi. Tiyatro, sinema vb. yapıların salonlarında da bulunur.

    long vacation (İng.) İngiltere üniversitelerinin yaz tatili.

    longboat Yelkenli geminin en büyük sandalı.

    long-haul Kıtalar arası yolculuklar için kullanılan İngilizce ifade.

    longitude boylam Yer yuvarlağını bölen bu halka halindeki çizgiler her iki kutuptan da geçer. Boylamlar, Londra'daki Greenwich'ten geçen "sıfır meridyeni"nden itibaren numaralanır ve doğu ile batıya doğru dereceler halinde ilerler. Her iki yönde de 180* gidildiğinde meridyenler (boylamlar) buluşur ve burası da tam olarak uluslararası gün değiştirme çizgisidir (bkz. uluslararası gün değiştirme çizgisi). boylamlar birbirlerine pararlel olmadığından aralarındaki mesafe değişir. Ekvator üzerinde yaklaşık 112 km (70 mil), kutuplardaysa 0'dır.

    loo ayak yolu Tuvalet.

    lost luggage kayıp bagaj

    lounge Başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış oturma alanı.

    Low Countries Çukureller Belçika, Lüksemburg ve Hollanda'yı kapsayan coğrafi bölge.

    low latitudes Ekvator üstünde veya yakınındaki bölgeler için kullanılan İngilizce ifade.

    low season sezon dışı Bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem.

    low tide,low water çekik deniz. Denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum. Öneri
    lower deck ikinci güverte Geminin hemen ambar üstünde yer alan, en aşağıdaki güvertesi.

    lubber line Pusula üzerinde işaretlenmiş ve geminin ileri yönünü gösteren çizgi.

    luggage İngilizce'de bagaj anlamında kullanılan bir başka sözcük (bkz. Bagaj).


    luggage custody kayıp bagaj

    lugger İki veya üç direkli ve aşırmalı yelken (bkz. Aşırmalı yelken) kullanan küçük gemi.

    lugsail aşırmalı yelken Dörtgen yelken

    Lutine Bell Lutine Çanı Londra'nın ünlü Lloyd's şirketinde (deniz sigortası işlerine bakan ve gemiciliğe dair haber yayımlayan şirket) bulunan ve eskiden batıkları haber veren, şimdiyse sigortacılara önemli duyurular için kullanılan çan. Çan, "Lutine" adlı gemi batığından çıkarılmıştı.

    luxurious lüks 1. İhtiyaç fazlası seçenekleri ve pahalı olan. 2. Gösterişli, şatafatlı.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  8. #8
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    marketing pazarlama

    meridian meridyen

    March Mart Yılın üçüncü ayı

    May Mayıs Yılın beşinci ayı

    management yönetim

    mortgage rehin ipotek

    mass kitle toplu, çoğunluk, toplanmak.

    mother-tongue anadil

    maintenance bakım

    manager, administrator,director yönetmen

    matter konu, iş, mesele

    mulatto biri zenci biri beyaz anne babadan doğan kimse

    meeting toplantı buluşma

    marketing pazarlama

    merchandise ürün mamul, mal

    maitre d'hotel şef garson Bir restoranın şef garsonu anlamına gelen Fransızca ifade. Dünya genelinde kullanılmakta olup genellikle "maître d" olarak kısaltılır

    media medya

    mass tourism kitle turizmi

    modify belirlemek

    membership üyelik

    mice M.I.C.E 1- Meetings (Toplantı) - Incentives (Teşvik Gezisi) - Congress (Kongre) - Exhibitions (Sergi) sözcüklerinin baş harflerinden oluşur ve tüm bu işleri bir arada yapan firmaları veya departmanları tanımlar 2- Fare ve sıçanın çoğulu

    miniature horse cart minyatür at arabası

    maritime insurance terms denizcilik sigortası terimleri

    mattress şilte döşek, yatak

    Mate's receipt (M/R) Yükün gemiye alındığı bildirilen ve ikinci kaptan tarafından veya onun adına imzalanan geçici olarak konşimento yerine geçen ordino/makbuz

    Main port Ana liman

    mineral water kaynak suyu içinde az miktarda sağlık verici mineraller bulunduran içme suyu çeşidi

    melon kavun

    mail order posta havalesi

    memory anı

    management certificate işletme sertifikası

    memorandum not muhtıra

    mainland kara parçası

    matelotage tekne kiralaması

    Mach number Mach sayısı Ses hızı cinsinden bir hız ölçüsü. Mach 1 ses hızına eşittir. Mach 2 ses hızının iki katıdır vb.

    Mae West Bir tür şişirilebilir can yeleği. Bu isimli aktrisin şişkin göğüslerine izafeten bu ad verilmiş.

    magic carpet sihirli halı Yürüyen merdiven şeklindeki basit bir kayak teleferiği. Çoğunlukla yeni başlayanlar ve çocuklara uygun pistlerde kullanılır.

    maglev İngilizce magnetic levitation (manyetik kaldırma) teriminin kısaltması. Manyetik itme yoluyla raylardan biraz yüksekte seyreden trene verilen isim.

    magnetic compass manyetik pusula Manyetik bir iğne aracılığıyla yön belirten pusula.

    magnetic north pole manyetik kuzey kutbu manyetik pusulanın iğnesince gösterilen yön.

    magnetic poles manyetik kutuplar Bkz. Kutuplar.

    Magyar Macar Günümüz Macaristan'ında çoğunlukta bulunan Ural-Altay halkı.

    main course ana yemek Bir öğünün başlıca yemeği.

    main deck ana güverte Ticari gemilerin baş kasarasıyla (bkz. baş kasarası) arka kısmı arasında bulunan üst güverte.

    main line ana hat Başlıca demiryolu hattı.

    main road Anayol.

    mainland anakara Bağlı adaları hariç olmak üzere kesintisiz büyük kara parçası.

    mainplane ana kanat Bir uçağın büyük kanatları.

    maître d'hotel Bir restoranın şef garsonu anlamına gelen Fransızca ifade. Dünya genelinde kullanılmakta olup genellikle "maître d" olarak kısaltılır.

    mal de mer Deniz tutması.

    Malabar Coast Malabar Kıyısı Güneybatı Hindistan'da Karnataka ile Kerala eyaletlerinin kıyısı. Başlıca limanlar: Cochin ve Trivandrum.

    malaria sıtma Gezginlerin en sık maruz kaldıkları hastalıklardan. Anofel (sıtma) sivrisineklerinin içinde barınan parazitler bu hastalığa neden olur. Tedavisi zordur, bu yüzden gezginlerin sivrisinek ısırığından kaçınarak ve anti-sıtma ilaçlar alarak korunmaları gerekir.

    Malay Archipelago Malay Takımadaları Asya'nın güneydoğu kıyısı açığında bulunan dünyanın en büyük adalar grubu. Başlıca adalar şunlardır: Borneo, Sulavesi (Selebes), Cava, Yeni Gine ve Sumatra. Takımadaların içinde bulunan ülkeler: Brunei/Darüsselam, Endonezya, Malezya (doğu), Papua Yeni Gine ve Filipinler.

    malecon Özellikle Meksika ve Küba'daki deniz kıyısı gezinti yerleri için kullanılan İspanyolca sözcük.

    management fees yönetim ücreti Kurumsal müşterilerin, işlerine bakması için iş seyahati acentesine ödedikleri tutar. Normal bir yönetim ücreti, gerçekleştirilen muamele adedinden bağımsız olarak belirli bir süre üzerinden anlaşılan tutar olacaktır. Muamele ücreti ise, hangi süre içinde gerçekleştirildiklerinden bağımsız olarak muamele başına ödenen tutardır. Bu iki sistemi kombine etmek de mümkün elbette. Yönetim ücretleri ticarette giderek olağan hale gelmektedir. Öneri

    management information system yönetim bilgi sistemi Seyahat bağlamında, iş seyahati acenetelerinin müşterilerine sağladıkları istatistiki ve diğer türden bilgiler.

    manana Çıkmaz ayın son çarşambası, anlamına gelen İspanyolca ifade.

    manifest manifesto Bir taşıtta taşınan kargo veya yolcuların resmi listesi. 2. Bildiri.

    manifold 1. Borular takımı. 2. Yüksek basınçlı iki dalgıç tüpünü birleştiren boru.

    manual issue el yazısı nüshası Bilgisayar çıktısından alınan değil de elle yazılan dokümanlar için kullanılan ifade.

    Manx Man Adası (Britanya Adası'nın batısında ada) ait veya onunla ilgili.

    map harita. Bir bölgenin çizimi veya benzeri şekilde sunumu. Tüm dünyayı kapsayanların yanı sıra birkaç metrekarelik alanları dahi gösterebilen çok çeşitli harita çeşitleri mevcuttur. Bir bölgenin arkeolojisinden zoolojisine kadar çeşitli ihtisas alanlarına yoğunlaşan her türden haritalar yapılmaktadır.

    MAP modified American plan


    map reference harita dizini Bir harita üzerinde belirli noktaları belirten sayı ve/veya harfler.

    march with, upon İngilizce'de ortak sınır olgusunu belirten coğrafi ifade.

    Mardi Gras (Mardi gra diye okunur) 1. Katoliklerin büyük perhizinden önceki Salı günü. 2. Anılan günle ilgili olarak yapılan kutlamalar.

    marina Küçük tekneler ve yatlar için tasarlanmış liman.

    marine denizel Deniz veya gemicilikle alakalı.

    mariner Gemici.

    mark-up Satış fiyatını elde etmek için net fiyata ilave edilen tutar. Brüt kâr.

    Marlin Coast Marlin Kıyısı Avustralya'nın Queensland eyaletinin kuzeyinde bulunan sahil bölgesi. Merkezi Cairns.

    maroon Bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak.

    marsh marş Çoğu zaman taşkına uğrayan düşük rakımlı topraklar.

    marsh marş 1. Askerlikte yürüyüşe geçmek için verilen komut. 2. Ritmi, yürüyen birinin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzikal parça. 3. Bir topluluğu simgelemek için düzenlenen müzik parçası. 4. Motorlu araçlarda motoru işletme düzeni.

    mask clearing gözlük temizleme Dalgıcın su altındayken, alın hizasından gözlüğünü sıkıca bastırıken burnundan nefes vermesi işlemi. Verilen nefes gözlüğün yukarısına çıkar ve gözlüğün altında birikmiş suyu dışarı çıkmaya zorlar.

    massif dağlık kütük Çok kesif yapılı dağ grubu.

    mast Gemi direği Gemilerin teknesine dikilen ve tüm güvertelerin içinden dik olarak yukarı çıkan yüksek direk. Yelkenli gemilerde bu direk, yelkenin ağırlığı ve salınımını kaldırabilmek üzere özellikle büyük olur. Motorlu gemilerdeyse bayrak ve telsiz anten dışında pek bir şey taşımazlar.

    masthead direk ucu Gemi direğinin en üst noktası.

    maximum permitted mileage müsaade edilen azami milaj (MPM) İlave fiyat veya ceza olmaksızın bir seferin IATA tarifeleri dahilinde kat edebileceği azami mil adedi. Genellikle MPM, bilet kesilen noktanın milajından %20 oranında daha fazla olur. Örneğin, Londra'dan New York'a biletlenen (ya da uçulan) milaj 3.458 olmakla birlikte MPM 4,149'dur. Bir yolcu istediği takdirde 4.149 mil uçabilir fakat halen Londra-New York bilet ücretini ödeyebilir.

    Mayan Maya Medeniyeti MÖ 2500 ile MS 1550 arasında Meksika ve Guatemala'da hüküm süren medeniyet. 45 asırdan uzun süren geçmişyle bu, tarihteki en uzun süreli medeniyettir.

    mayday Fransızca "M'aidez"den (bana yardım edin) türeme. Standart uluslar arası radyo imdat çağrısı.

    MCO fazla bagaj parası Miscellaneous Charges Order; Hava taşımacılığında yolcu bagajının izin verilen sınırlar üzerinde olması halinde fazla miktar için talep edilen ücret.

    MDR-TB MDR-TB İlaçlara Dirençli Tüberküloz (Multiple Drug Resistant Tuberculosis). Giderek yaygınlaşan son derece ciddi bir hastalık. Ölüm oranı %50.

    meadow çayır Çimen ve çiçek kaplı arazi.

    mean sea level orta deniz seviyesi Denizin kabarması ve çekilmesi seviyeleri ortasında kalan deniz seviyesi.

    meander menderes Bir akarsuyun kıvrımları olan kesimi.

    medical expenses insurance tedavi masrafları sigortası Kişisel kaza sigırtasıyla karıştırılmaması gerekir. Bir kaza her iki türden poliçenin kapsamına girebilmekle beraber temelde ikisinin kapsamı farklıdır. Tedavi masrafları poliçesi, sigortalının kaza veya hastalık sonucu tedavi giderlerini ve bağlı masraflarını karşılar. Tedavi masrafları terimi hastane konaklama giderleri, ilave yolculuk giderleri ve cenaze yahut cenazenin memlekete geri getirilmesi masrafları kadar tıbbi tedavi giderlerini de kapsayan oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir.

    medina, medine Kuzay Afrika şehirlerinin eski Arap mahallelerine verilen isim.

    Mediterranean Akdeniz 1. Güney Avrupa ile Önasya ve Kuzey Afrika arasında kalan, 2.890.000 km2 yüzölçümlü içdeniz.2. Akdeniz havzasını oluşturan coğrafyaya özgü nitelikler için kullanılan sıfat. Örneğin, Akdeniz iklimi. 3. Avrupa dillerinde Akdeniz adalarını ve kıyı ülkelerini tanımlamakta kullanılan genel turistik terim.

    meet and greet Yolcuların geldikleri havaalanı, liman veya terminalde karşılanması ve onlara yardımcı olunması hizmetlerini ifade eden terim.


    Megalopolis
    Megalopolis ABD'nin kuzeydoğusunda Boston'dan başlayıp New York, Philadelphia ve Baltimore üzerinden Washington DC'ye ulaşan yoğun nüfuslu kesintisiz kentsel bölge. Bölgeye Boston-Washington Koridoru ve Kuzeydoğu Koridoru da denir. Eski bir Yunan kentinden alınan isim ilk olarak 1960'larda kullanılmış olup bugünlerde benzeri kentsel alanlar için de kullanılmaktadır.

    Melanesia, Melanezya Ekvatorun güneyinde, Avustralya'nın da kuzeydoğusunda kalan güneybatı Pasifik adaları grubu için kullanılan kolektif isim. Bu adalar grubuna Fiji, Nauru, Yeni Kaledonya, Papua Yeni Gine (Yeni Gine anakarası hariç olmak üzere), Solomon Adaları ve Vanuatu dahildir.

    melt water erime suyu Özellikle buzulların erimesinden oluşan su.

    Member Üye IATA bünyesindeki havayolları şirketleri için kullanılan IATA terimi.

    menagerie, menajeri Sergi amaçlı vahşi hayvanlar koleksiyonu.

    menu menü.Bir restoranda mevcut yiyecek ve içeceklerin listesi.

    merchant navy ticari filo Bir ülkenin ticari gemilerden oluşan filosu

    merchantman ticaret gemisi Askeri veya tanker amaçlı kullanıma karşılık ticari (ya da yolcu taşıma ve karma kargo) amaçlı gemi.

    meridian meridyen Boylam çizgisi.

    mesa Yüksek ve yanları dik yarlarla çevrili plato. (İspanyolca "masa"dan.)

    mestizo Melez kökenden, özellikle Amerika Yerlileri (Kızılderililer) ile İspanyol veya Portekizli kökenden gelenler için kullanılan İspanyolca terim.

    meteograph meteograf Aynı anda çeşitli meteorolojik olguları kaydeden cihaz.

    meteorology Hava olaylarını inceleyen bilim dalı. Meteoroloji seyahat açısından çok önemlidir, zira hava şartları çoğu ulaşım biçimlerini kolaylıkla etkileyebilir.

    metro Dünyanın çeşitli yerlerinde yer altı raylı sistemlerini tarifte kullanılan sözcük. En popüler metro, Paris Metrosu olmakla birlikte sözcük büyük ihtimalle Londra'nın öncü yer altı sistemleri kuruluşu Metropolitan Railway adından türemiştir.

    Metroplex ABD'nin Teksas eyaletinde Dallas-Fort Worth arasındaki kentsel alan. Bu bölgedeki şehirler Orta-Kentler anlamına gelen Mid-Cities olarak bilinir ki bunların en büyüğü Arlington'dur.

    metropolis metropol Bir bölgenin en büyük kenti anlamına gelen Amerikan asıllı bir terim.

    Mexic Meksik MS 1075 civarında Meksika platosunda başlayıp 1821 yılında sona eren bir Aztek medeniyeti.

    mezzanine asma kat İki kat arasında kurulu ara kat. Genellikle alçak tavanlı olur.

    Micronesia Mikronezya Ekvatorun kuzeyinde ve Filipinlerin doğusunda yer alan batı Pasifik adalarının kolektif ismi. Guam, Kiribati (batı), Marshall Adaları, Mikronezya Federe Devleti, kuzey Mariana Adaları ve Palau'dan oluşur.

    Middle America İngilizce'de Meksika ve Orta Amerika için kullanılan ifade.

    Middle East Orta Doğu Araistan Yarımadası, Mısır, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Lübnan, ve Suriye'den meydana gelen alanı tarif için kullanılan genel bir coğrafi terim. Bugünlerde Kıbrıs, Türkiye ve Libya'yı da içerecek şekilde kullanılmaktadır.

    midnight sun gece yarısı güneşi Kuzey ve güneyin uç enlemlerinde yazları güneşin 24 saat görülebilme durumunu ifade eden terim.

    Midnight Sun Coast Gece Yarısı Güneşi Kıyısı Gavle'den Finlandiya sınırına kadar İsveç'in doğu kıyısı.

    midtown Şehir merkeziyle dış kesimleri arasında kalan bölge.

    migration göç İnsanların ve hayvanların toplu halde ve uzun mesafelerde yerdeğiştirmesi.

    mini-bar minibar Otellerde müşterilerin kullanımına tahsis edilmiş self-servis bar.


    minibus minibüs Genellikle 12 kişi veya daha az yolcu alan küçük otobüsler.

    minicab kaçak taksi Yasal izni veya belgesi olmayan taksi.

    minimum connecting time asgari aktarma süresi Bir yolcunun seferler arasında aktarma yapabilmesi için gereken asgari süre.

    minimum rated package asgari tarifeli paket Yönetmeliklere uymak adına "nominal" düzeyde konaklama sunan ve havayoluyla yapılan kapsamlı turlar (bkz. kapsamlı tur) için İngiltere'de kullanılan terim.

    minimum stay asgari kalma süresi Yolcunun geri dönüş biletini kullanmadan önce kalabileceği asgari süre. Söz konusu süreden önce dönecek olursa yolcudan ilave ücret alınır.

    Minoan Minos Medeniyeti MÖ 2000 ile MÖ 1400 arasında süren ve Girit ile Siklat adalarında yerleşik medeniyet.

    minute dakika . Bir saatin altmışta biri.

    mirage serap Göründüğü yerde olmayan nesne imgesi. Seraplar atmosferin farklı katmanları arasında ciddi yoğunluk farkları olduğu yerlerde ışığın kırınımı nedeniyle oluşur (bunun da nedeni ciddi ısı farklarıdır).

    MIS management information system

    miscellaneous charges order muhtelif giderler emri.(MCO) Neredeyse her türden seferler için kullanılabilen bir havayolu voucher'ı (bkz. voucher). Örneğin bir yolcu fazla bagaj masraflarını kapsayacak bir MCO isteyebilir. MCO'lar yavaş yavaş ortadan kalkmakta ve yerlerini MPD'ler (Çok Amaçlı Dokümanlar) almaktadır.

    mist sis Görüş mesafesini kısıtlayacak derecede yere yakın su buharı oluşumu.

    mistral Fransa'nın güneyinden ve Rhone ırmağı vadisinden Akdeniz'e doğru esen serin kuzey rüzgarı.

    mobile home mobil ev 1. Bir yere kalıcı olarak park edilen ve konut olarak kullanılan büyük karavan 2. (ABD) Dinlence taşıtı.

    mogul Kayak pistindeki tümsekler için kullanılan bir kayak terimi.

    momentarily 1. Çok kısa süren. 2. (ABD) Kısaca

    monarchy monarşi Başında tek bir hükümdar olan devlet veya ülke.

    Mongol Moğol MS 589'da başlayıp buıgün hala süren Uzak Doğu medeniyeti.

    monitor monitör Televizyona benzer, fakat veri gösteren ekran.

    mono-hull tek tekneli Tek tekneye sahip gemi, tekne, bot vs.

    monolingual tek dilli Yalnızca bir dil konuşan kimse.

    monoplane tek kanatlı Bir çift kanadı olan uçak. Modern uçakların geleneksel yapısı böyledir.

    monorail tek raylı Tek raydan oluşan demiryolu.

    monoski İki ayağın paralel vaziyette tutuşturulduğu tek ve düz kayak. Öneri
    monsoon muson Güney Asya'da yazları güneybatıdan, kışları da kuzeydoğudan esen rüzgar. Yazları yağış getiren bu rüzgardır.

    moor Geminin emniyetle karaya bağlanması.

    moor kır Yerleşim yerleri dışında açık ve işlenmemiş arazi 2. Beyazla az miktarda karışmasından oluşan renk.

    Moor Mağribi Berberi ve Arap melezi olan Müslüman halkların üyesi.

    mooring palamar yeri Gemilerin demir atabileceği yer.

    moraine buzultaş Buzulların yol açtığı kaya ve küçük taş kırıntılarının olduğu bölge.

    more distant point daha uzak nokta Kalkış noktasına göre dönüş noktasından daha uzak olan teorik havayolu tarife konstrüksiyon noktası (bkz. tarife konstrüksiyon noktası). Bu ilke artık kullanılmamaktadır.

    Moresque, Moresk Mağrip üslubu mimarisi için kullanılan terim.

    Morse code mors alfabesi Alfabenin çeşitli harflerini temsilen nokta ve tire kombinasyonlarını kullanan haberleşme sistemi. Modern haberleşme sistemlerindeki gelişmeler dolayısıyla artık kullanılmamaktadır. (Mucidi Amerikalı Samuel Morse.)


    motel
    Aslen, arabayla seyahat edenlerin bir gecelik kalabilecekleri, hizmetleri sınırlı otel. Günümüzde, ziyaretçileri diğer ulaşım araçlarıyla da gelebilen geleneksel oteller de bu ismi alabilmektedir.

    motion sickness hareket hastalığı Her türden taşıtın hareketinden kaynaklanan mide bulantısı.

    motor bike motor cycle

    motor boat motorbot Çoğunlukla içten yanmalı motor (bkz. içten yanmalı motor) kullanan bot veya kayık.

    motor coach Otobüs


    motor cycle
    motosiklet İki tekerlekli ve motorlu taşıt.

    motor scooter Hava şartlarından koruma da sağlayan küçük motosiklet.

    motor ship motorlu gemi Genellikle dizelli, içten yanmalı motoru (bkz. içten yanmalı motor) olan gemi. Bu tür gemilerin adı önüne genellikle MS harflari konur.

    motor yacht motorlu yat Motorla donatılmış olan yat.

    motorail Aslen, İngiliz Demiryolları şirketince işletilen taşıt taşıyıcı seferler için kullanılan müseccel marka. Şimdi genel olarak bu türden her türlü sefer için kullanılmaktadır.

    motorman makinist Tren, tramway vs.nin sürücüsü.

    motorway otoyol Her türden kara taşıtının hızlı yolculuğu için tasarlanmış kara yolu.

    motu Adacıklar için kullanılan bir Güney Pasifik terimi.

    mountain dağ Tepeden (bkz. tepe) daha yüksek yeryüzü yükseltisi. Geleneksel olarak bir dağın 1000 ayaktan (305 metre) daha yüksek olması gerekirdi. Dünyanın en yüksek on dağının hepsi de Himalayalar'dadır. Sırası şöyledir: Everest,angçenjunga,Lhotse
    ,Yalung Kang ,Kangçenjunga ,Lhotse Şah ,Dhaulagiri I ,Manusli. Avrupa'nın en yüksek dağı Mont Blanc'dır.


    mouth
    ağız 1. Mağaraların giriş yeri. 2. Akarsuların denize veya göle döküldüğü yer. 3. Yüzde, avurtlarla çene arasında ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. 4. Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölüm. 5. Kapların veya içi boş şeylerin açık yanı. 6. 7. Kesici aletlerin keskin yanı.

    mouthpiece ağızlık 1. Aqualung (bkz. aqualung) veya şnorkelin ağza giren ve kullanıcının içinden nefes alıp verdiği kısmı. 2. Bir ucuna sigara takılan, diğer ucundan nefes çekilen çubuk biçimli araç.3. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. 4. Hayvanın ısırmasına veya zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri gibi kafes.

    MPD Çok amaçlı doküman (bkz. MCO).

    MPM maximum permitted mileage

    MS Bir geminin ismi önüne koyulduğunda Motorlu Gemi anlamına gelir.

    MTAA Çoklu Seyahat Acenteleri Birliği.

    mudejar Romanesk (bkz. Romanesk) ve Gotik üslupların Arap mimari tarzıyla karışmasını ifade eden İspanyolca terim.

    mull İskoçça'da denize çıkıntı yapan kara burnu anlamına gelen sözcük.

    multi-hull çok tekneli Birden çok teknesi olan gemi, tekne vs.

    multi-lateral agreement çok taraflı anlaşma Üç veya daha çok taraf arasında yapılan anlaşma.

    multi-lingual çok dilli Birden çok dil kullanan veya birden çok dilde olan.

    multiple İngiltere'de bu terim genellikle 10 veya daha fazla şubesi olan seyahat acentesi grupları için kullanılmaktadır.

    multiple dives çoklu dalışlar Oldukça kısa bir süre içinde yapılan birden fazla dalış.

    multiple entry visa çoklu giriş vizesi Birden çok girişe müsaade eden vize.

    multiplier effect çarpan etkisi Turizm alanında bu terim turistlerin yaptıkları harcamalar yoluyla yerel ekonomiye, ilk harcama tutarından daha büyük ölçüde etkilemesini ifade eder. Örneğin, lokantada yenen bir yemek lokantacıya bir kâr bırakır; o da bu kârı başka yerel girişimlerde kullanacaktır. Dolayısıyla kendileri de harcama (tüketim) yaratacaklardır ki böylece ilk yapılan harcama birkaça katlanacaktır. Gıda ve yakıt gibi turizm altyapısını destekleyen temel mallardaki artışın etkisiyse daha da büyük olacaktır.


    multi-sector çok sektörlü Yolculuk bağlamında, birden çok münferit ayağı (bkz. ayak (I)) olan yolculuk.

    municipality
    belediye Kendi yerel yönetim teşkilatı olan şehir veya bölge.

    Muslim Müslüman İslam dininden olan kimse.


    MV
    Bir gemi veya teknenin ismi önüne koyulduğunda Motorlu Tekne anlamına gelir.

    MY Bir gemi veya teknenin ismi önüne koyulduğunda Motorlu Yat anlamına gelir.

    Mycenean Miken Eski Yunanistan'ın geç Tunç Çağı medeniyetine ait veya onunla ilgili olan.

    mystery tour gizemli tur (İng.) Bilinmeyen bir destinasyona otobüs yolculuğu.

    maritime denizcilik



    N
    navigator gemiyle seyahat etmek

    nord kuzey

    Netherlands Hollanda

    nude çıplak,nü

    no show reservasyonu kullanmama reservasyonu yaptırmış olduğu halde gelmeme

    November Kasım Yılın onbirinci ayı

    non refundable iade edilemez iadesi mümkün olmayan, geri ödenemeyen

    non-refundable iadesiz

    none hiçbiri hiç kimse

    night watchman gece bekçisi

    night auditor gece sorumlusu tam anlamı mevcut değil ancak otelcilikteki kullanımında, gece sorumlusu, belletmen şeklinde tercüme edilir.

    Not otherwise provided (n.o.p.) Başka bir şekilde temin edilmemektedir

    no hayır

    no show yolcu iptal Havacılık terimi. uçuşa gelmeyen yolcunun durumu "no show" olur.

    notification tebliğ bildirme,ihbarname, duyuru

    n.r.t. net registered tonnage

    n/a Mevcudu kalmamış veya uygulanamaz anlamına gelen İngilizce kısaltma.

    NACOA Yetkili Seyahat Acenteleri Ulusal Birliği.

    nadir En düşük nokta. İngilizce'de tipik olarak bir kişi veya kuruluşun kaderini tarif için kullanılır.

    NAITA Bağımsız Seyahat Acenteleri Ulusal Birliği.

    narks Azot narkozu (bkz. azot narkozu) için kullanılan argo ifade.

    narrow boat dar gemi Özellikle İngiltere'de kanallarda kullanılan bir çeşit gemi. Günümüzde ticari olarak da kullanılmakla birlike asıl turistik amaçlara hizmet etmektedir.

    narrow gauge dar hat Standart olan 1.5 metrelik genişten daha dar olan demiryolu hatları.

    narrow seas dar denizler Manş Denizi ve İrlanda Denizi için kullanılan terim.

    narrow-bodied dar gövdeli Uçakla ilgili olarak, tek merkezi koridorlu geleneksel tasarımlı uçak.

    nation ulus Ortak soy, tarih, dil vs.si olan halk.

    nation state ulus devlet Vatandaşlarının ortak dil, tarih vb. faktörlerce birbirlerine bağlı olduğu egemen devlet.

    national ulusal Bir ulusa ait veya ona özgü olan.

    national park milli park Devletçe kamunun kullanımı ve yararı için korunan ve doğal güzellik ve özelliklere sahip bölge.

    national vocational qualification (NVQ) ulusal mesleki sınav 1990'ların başında İngiltere'de seyahat endüstrisince uygulamaya başlanan, fakat sadece bu sektörle sınırlı olmayan yeterliliğe dayalı sınavlar dizisi

    nationality milliyet Bir ulusa ait olma durumu.

    natural attraction doğal atraksiyon İnsan tarafından yapılmamış veya geliştirilmemiş olan bir turistik atraksiyon.

    naturalise uyrukluğa almak Bir kişiyi bir ülkenin vatandaşlığına almak.

    nature reserve doğa rezervatı Hayvansal ve bitkisel varlığını korumak amacıyla doğal halinde bırakılan arazi parçası.

    nautre trail doğa parkuru Bir bölgenin doğal atraksiyonlarını göstermek üzere söz konusu bölgenin içinden geçen tabelalı yol.

    nautical Denizciler veya denizcilikle ilgili.

    nautical mile deniz mili Dünyanın etrafından dolaşan hayali çizginin bir dakikalık (bkz. dakika (2)) uzunluğu. Diğer bir deyişle 1852 metrelik uzunluk.

    navigable Gemilerin işlemesine müsait su yolu.


    navigation
    1. Bir aracın güzergahını harita üzerinde çizmek ve orada kalmasını sağlamak işi.

    NEA Ulusal Sergiciler Birliği.

    neap tide Kabarmayla çekilme arasındaki farkın en aza indiği ayın ilk ve üçüncü çeyreklerinde cereyan eden med cezir hareketi.

    Near East Yakın Doğu Arap Yarımadası, Kıbrıs, İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Türkiye'yi içerecek şekilde güneybatı Asya için kullanılan genel coğrafi terim. Bazen Mısır ve Sudan'ı da dahil eder.

    negative buoyancy negatif yüzdürme kuvveti Sudan daha ağır, dolayısıyla da batma durumu.

    neighbourhood semt Amerikan İngilizcesi'nde; Çevre, Civar 2. Mahalle

    net fare net tarife Acentenin kendi fiyat ilavesini koyduğu komisyonsuz tarife.

    net rate net fiyat Tatil organizatörlerinin, üstüne kendi paylarını ilave ettikleri toptan fiyat.

    net registered tonnage net kayıtlı tonaj Gemilerin kapasite ölçüsü. G.r.t.'de (bkz. brüt kayıtlı tonaj) olduğu gibi bu da geminin kapalı alanının ölçüsüdür, ancak bunda mürettebat odaları, makine dairesi vs. hariç tutulur. Bir başka deyişle, para ödeyen yolcuların konaklaması için kullanılabilen alanın ölçüsüdür.

    Netherlands Antilles Hollanda Antilleri Hollanda idaresi altındaki Batı Hint adaları (bkz. Batı Hint adları): Bonaire, Curaçao, Saba, St. Eustatius ve St. Maarten.

    neutral buoyancy nötr yüzdürme kuvveti Suyla aynı ağırlıkta, dolayısıyla da ne batar ne de yüzer durumda olma.

    neutral unit of construction nötr konstrüksiyon birimi (NUC) IATA havayolları tarifelerinde kullanılan suni bir "para birimi". Ülkeler arasındaki döviz kurlarının değişkenliği nedeniyle her yolculuğun ilgili kısımları ilgili ülkelerin yerel para birimleriyle hesaplanacak olsaydı havayollarının işlemesi mümkün olmazdı. NUC, IATA tarife konstrüksiyonu sisteminin bu sorunu aşmak için bir zamanlar kullandığı yöntemlerden biriydi.

    new tourist yeni turist Aşağıdaki gibi bir takım özelliklere sahip turistler için kullanılan yeni terim:
    Seyahat alışkanlıklarında daha büyük bağımsızlık.
    Daha çok deneyim.
    Daha büyük çevresel hassasiyet.
    Daha çok esneklik.
    Daha büyük sağlık bilinci.
    Daha büyük kalite bilinci.

    New World Yeni Dünya Avrupa tarafından görüldüğü şekliyle Kuzey ve Güney Amerika.

    nimbostratus nimbostratüs Alçak, yoğun, koyu gri renkli ve sıklıkla yağış bırakan bulut türü.

    NITB Kuzey İrlanda Turist Kurulu.

    no man's land no man's land Kimsenin aidiyetinde olmayan toprak. Bitişik egemen topraklar arasındaki sınır arazilerini tarif için kullanılır.

    no show İptal edilmeksizin konfirme edilmiş bir rezervasyonun kulanılmaması. Kısa uçuşlarda no-show'lar %20 gibi bir orana ulaşabilmektedir ki bu da tüm havayolu şirketlerinin neden fazla yer ayırttıklarını açıklar. Bu tür durumlar iptal ücretleri almakla azaltılabilir belki, fakat bunun için havayollarının ortak hareket edebilmeleri gerekir (mevcut uluslararası eğilimler göz önüne alındığında pek muhtemel görünmeyen bir durum).

    no frills Müşterilerin asgari ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmet veya ürün.

    no-go area (İng.) Yetkili olmayanların girmelerinin yasak olduğu alan.

    non-aligned tarafsız Devletlerle ilgili olarak, belirli bir ülke ya da devletin tarafını tutmayan.

    non-commissionable komisyonsuz Acentelerin komisyonların içermeyen ürün veya hizmet.

    non-op Operasyonel olmayan, işlemeyen.

    nonref Resmi olarak "sınırlı iade" anlamına gelen, fakat çoğunlukla (yanlış olarak) "iade edilmez" olarak anlaşılan bir havayolları kodu.

    non-resident Bir yerde kalmayan, bir yerde misafir olmayan. Otel gibi yerlerde bu durumda olan kişiler için - varsa - mevcut hizmetleri ve olanakları ifade eder.

    non-smoking sigara içilmeyen 1. Tren vb. araçlarda sigara içmenin yasak olduğu kısımlar. 2. Otel, restoran vb. tesislerde sigara içmenin yasak olduğu alanlar.

    non-stop Kalkış noktasından varış noktasına kadar durulmayan yolculuk. Tüm non-stop yolculuklar aktarmasız seferlerdir, fakat her aktarmasız sefer non-stop değildir.

    non-transferable transfer edilemez Başlangıçta belirli birine sağlanan bilet, voucher, rezervasyon ya da başka bir seyahat hizmetinin yalnızca onun tarafından kullanılabilme durumu.

    noon öğle Gün ortası, saat 12.00.

    normal fare normal tarife Geçerlilik veya kullanım konusunda hiçbir sınırlaması bulunmayan tarife.

    Norman 1. Normandy'nin (Fransa'nın bir bölgesi) yerlisi olan kimse. 2. Kökeni 10.yy.a dayanan ve İskandinavlarla Frenklerin (bkz. Frenk (I)) karışmasından meyadan gelen topluluk. Normanlar 1066'da Britanya'yı işgal ettiler. 3. Britanya'ya Normanların getirdiği Romanesk (bkz. Romanesk) mimari tarzı.

    North America Kuzey Amerika Bermuda, Kanada, Meksika, ABD ve Batı Hint adalarını (bkz. Batı Hint adaları) kapsayan bölge. Genellikle kıta olarak kabul edilir. Bu bağlamda Grönland da Kuzey Amerika'nın bir parçası addedilir.

    North Atlantic Drift Kuzey Atlantik Serbest Akıntısı Gulf Stream'in kuzey kolu. İzlanda, Norveç ve Spitzbergen kıyılarını ısıtır.

    North Pacific Current Kuzey Pasifik Akıntısı Kuzey Atlantik Serbest Akıntısı'nın Pasifik'teki eşdeğeri. Kuroşiyo'nun sıcak sularını Kuzey Amerika'nın kuzeybatı kıyılarına taşır.

    North Pole Kuzey Kutbu Dünyanın en kuzey noktası.

    northern hemisphere kuzey yarıküre Dünyanın, ekvatorun kuzeyinde kalan kısmı.

    northern lights aurora borealis

    nose burun Uçak veya başka bir taşıtın çıkıntı yapan ön kısmı.

    nose wheel burun tekerleği Uçakların inişte kullandıkları tekerleklerin önde olanı.

    nouvelle cuisine Sözlük anlamı itibariyle "yeni aşçılık" demek olan terim, yemeğin sunumuna özel ihtimam gösteren bir aşçılık tarzını ifade eder. Giderek gözden düşmektedir.

    NT Ulusal Tröst.

    NTO Ulusal Turist Ofisi. Bkz. Turist Ofisi.

    NUC Bkz. Nötr konstrüksiyon birimi.

    null and void gayrımuteber Geçerli olmayan, bağlayıcı olmayan.

    nullify battal etmek Hükümsüz kılmak.

    Nunavut Kanada'nın 1999 yılında ikiye bölünen Kuzeybatı Toprakları eyaletinin doğu (İnuit) kısmının yeni adı. Nunavut sözcüğü İnuit (bkz. İnuit) dilinde "Bizim Toprağımız" anlamına gelir. Kanada topraklarının %20'sine tekabül eden 1 milyon metrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir.

    nursery slope Kayak veya snowboard'un öğretildiği hafif eğimli kayak pisti.



    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  9. #9
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    on request istek üzerine

    oar kürek sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet.

    October Ekim Yılın onuncu ayı

    orphan öksüz yetim

    organization organizasyon

    overdose dozaşımı

    orient doğu şark

    overbooking çifte rezervasyon

    outsourcing dış kaynak kullanma Bir şirketin üretim sürecinde parçaları taşeronlara yaptırması

    out of order bozuk, düzensiz, arızalı

    obligation, homework, duty, task ödev

    off-shore açıkta, off shore

    overnight stay geceleme

    overstay gereğinden fazla kalmak

    on show gösterimde, gösterilmekte, sergilenmekte.

    orientation yönlendirme yöneltme, uyum sağlama

    outgoing çıkış Acentecilikte kullanılır, "çıkış hizmeti", yurtdışına müşteri, misafir, yolcu gönderimi

    order sipariş

    osmotic sızma
    osmotic pressure - su emme basıncı Ör: maddece zengin ortamda bulunan hücreler, madde-su oranını dengelemek için su alma ihtiyacı duyarlar. Su emme basıncı artar)

    obstruct tıkanmak menetmeye çalışmak

    ox-cart kağnı

    optat opsiyon kısaltma opsiyon tarihinin havacılık terimi olarak kısaltması

    optation opsiyon


    officer memur clerk

    obligatory zorunlu obligatory mecburi, manevi veya yasal olarak bağlayıcı, bir taahhüt içeren.

    room+breakfast,half board,half pension yarım pansiyon , oda kahvaltı

    open ticket açık bilet Havayollarındayönü belli, tarihi değiştirilebilen bilet türü. Her havayolunun kendine göre açık bilet tarifesi olabilir. (1 aylık, 3 aylık, 6 aylık açık bilet gibi)

    online booking çevirim içi rezervasyon İnternet üzerinden yapılan, seyahat amaçlı araçlara(hava, deniz, kara) ve ya konaklama amacıyla yer ayırtma işleminin genel adı.

    optimal en uygun

    Ordinary working hours normal çalışma saatleri o.w.h

    Open rates açık tarife

    Offload Boşaltılmış yük

    overlap üst üste binmek

    overnight gecelik geceleyin

    onsite yerinde

    oxygen tube oksijen tübü

    obstructed tıkanık tıkanmış, engellenmiş


    overbooking short'a düşmek Otelcilikte kullanılır. Otele kapasitesinden fazla misafir için rezervasyon yapmak. (Havacılıktaki overbooking)

    OAG official airline guide

    OAP old age pensioner

    oasis vaha Çölde genellikle bir su birikintisinin etrafında bulunan verimli arazi.

    observatin car gözlem vagonu Yolcuların etrafı seyretmelerine uygun, geniş pencereli vagon.

    occidental garp Batılı milletler ve onlara ait şeyleri ifade eden eski terim.

    occupancy Belirli bir hizmeti veya tesisi kullanan insan sayısı.

    occupancy rate Doluluk oranına benzer bir terim ancak burada konaklama geceleri ile ilişkili (yani, oteldeki yatak adedi kalınacak gece adediyle çarpılır).

    ocean okyanus Büyük deniz. Yeryüzünde yalnızca beş (kimilerine göre altı) okyanus var. alfabetik sıraya göre: Atlantik (bazen Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrılır), Arktik, Hint, Güney ve Pasifik.

    oceanarium oşinaryum Büyük deniz suyu akvaryumu.

    ocean-going Büyük denizleri aşmak üzere tasarlanmış gemi.

    Oceania Okyanusya Melanezya, Mikronesya ve Polinezya dahil olmak üzere orta ve güney Pasifik'teki adaları içeren bölge için kullanılan genel coğrafi terim. Bazen Avıstralya, Yeni Zelanda ve Malay Takımadaları'nı da dahil edecek şekilde kapsamı genişletilmektedir.

    oceanic Okyanusa ait, onunla ilgili veya ona yakın olan.

    oktopush oktopuş Yüzme havuzlarında oynanan bir tür su altı hokeyi.

    OECD OECD Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü. Mevcut üyeleri şunlardır: Avustralya, Avusturya, Belçika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, Fransa, Almanya, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, lüksemburg, Meksika, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere ve ABD.

    off season Sezon dışı (bkz. sezon dışı) için kullanılan bir başka terim.

    official airline guide resmi havayolları kılavuzu Uluslar arası uçuşları içeren bir Amerikan rehber kitapçığı.

    off-line carrier off-line taşıyıcı Yer ayırtmak için rezervasyon sistemi bulunanlar dışındaki taşıyıcılar.

    off-line point off-line noktası Belirli bir taşıyıcının sefer yapmadığı şehir.

    offload Yer ayırtmış bir yolcuyu almama ve/veya taşımayı reddetme. Başka sebepler de olabilmekle birlikte genellikle fazla yer ayırtma nedeniyle yapılır.

    off-peak Düşük talepli zamanlarda kullanılan.

    off-piste pist dışı Hazır edilmiş kayak pistleri dışında.

    off-season off-peak

    offshore Kıyıdan (deniz yönünde) açıkta bulunan.

    OK 1. Konfirme (bkz. konfirmasyon) edilmiş anlamında. Çoğu seyahat dokümanındaki resmi kısaltma. 2. Tamam anlamına gelen kısa ifade.

    olda age pensioner (İng.) Emeklilik çağına gelmiş kimse. Küçültücü anlamda kullanılabilen bir ifade olduğu için İngiltere'de yaşça büyük yurttaş demek tercih edilmektedir. Bölye kimseler çoğu seyahat biçimlerinde indirimden yararlanabilmektedir.

    Old World Eski Dünya Avrupa, Asya ve Afrika. Öneri
    omnibus bus

    on board Kişinin gemi vb. tekneye binmiş olması durumunu ifade eden terim.

    one-class tek sınıf Tüm yolcuların her türlü hizmetten faydalanıp halka açık alanlara serbestçe girebildikleri ulaşım aracı (genellikle gemi). Tek sınıf olmasına rağmen çeşitli kamaralarda sunulan konaklama imkanları konusunda ciddi farklılıklar olabilmektedir.

    one-way rental tek yönlü kiralama Başladığı noktadan farklı bir noktada sona eren araba kiralama işlemi. Çoğu durumda kiralayandan ayrıca bir "tek yönlü kiralama" ücreti alınır.

    one-way trip tek yönlü gezi Kalkış noktasından varış noktasına giden ve kayıtlı geri dönüş rezervasyonu olmayan yolculuk.

    on-line carrier on-line taşıyıcı Sistemi yer ayırtmada kullanılan taşıyıcı.

    onshore 1. Karada olmak. Normalde gemide olabilecek bir kişi veya şey için kullanılır, örneğin geminin kaptanı için. 2. Denizden karaya esen rüzgar için kullanılan ifade.

    open sea açık deniz Karadan uzaklara açılıp giden deniz.

    open skies açık semalar Her taşıyıcının gökyüzünü sınırsız kullanımını öngören düşünce veya politika. Yani tüm kısıtlamaların kaldırılması.

    open-date açık tarih Parası ödenmiş fakat herhangi bir şekilde rezerve edilmemiş olan bilet veya doküman.

    open-jaw açık çene Kalkış ve varış noktaları yahut da dinlenme noktaları farklı olan dönüş yolculuğu. Örneğin Londra/Montreal/Manchester veya Londra/Montreal - Vancouver/Londra.

    option opsiyon Genellikle tatil için geçici yer ayırtma. Burada müşteri kesin karara varana kadar herhangi bir ödeme yapmaz. Tur operatörlerinin çoğu, seyahat acentelerinin satış becerileri dolayısıyla buna ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle artık opsiyon sunmamaktadır.

    optionla extra opsiyonel ekstra Tatil veya başka herhangi bir organizayonun karşıladıklarına ilaveten müşteri tarafından satın alınan şeyler.

    Ordnance Survey maps Ordnance Survey haritaları (İng.) İngiltere'nin resmi haritacılık kuruluşu olan Ordnance Survey'ce üretilen son derece ayrıntılı haritalar dizisi.

    organiser organizatör 1. Düzenleyici 2. AB seyahat yönetmeliği uyarınca paket tatil organize eden herkes ("ara sıra" organize edenler hariç). Bunun ticari bir kuruluş olması gerekmez; salt gönüllülük esasına göre böyle bir paket düzenleyen kişiler de aynı yönetmeliğe tabidir. Örneğin, Münih'teki Oktoberfest'e bir haftasonu gezisi düzenleyen mahalli bir birahaneci muhtemel organizatör olarak görülecektir. Yönetmelikteki tek açık "ara sıra" ifadesi olmakla birlikte, tanımlanmadığı için buna dayanarak yasa önünde savunma hazırlamak pek akılcı olmayabilir.

    oriental şark Doğu medeniyeti ve ona ait olan.

    origin kalkış noktası Yolculuğun başlangıç noktası.

    origin köken 1. Soy, asıl 2. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer. 3. Bir malın üretildiği, yapıldığı, alındığı, getirildiği yer.

    Orthodox Christian Ortodoks Hıristiyan (asıl) Türkiye'de MS 680 civarında doğup bugün de süren medeniyet.

    Orthodox Christian Ortodoks Hıristiyan (Rus) MS 950 yıllarında Dnyeper havzasının kuzey kesimlerinde başlayıp bugün de süren medeniyet.

    ORV Avusturya Seyahat Acenteleri Birliği (Osterreich Reiseburo Verband).

    Ottoman Osmanlı Türkiye'de MS 1320'li yıllarda başlayıp 1919 yılına kadar süren medeniyet.

    out of date tarihi geçmiş Geçerliliği sona ermiş dokümanlar için kullanılan ifade.

    outboard dıştan takmalı motor Teknelerin gövdesine dıştan takılabilen motor.

    outbound Bir yolculuğun nihai varış noktasına giden kısmı.

    outcrop Toprağın yüzeyin dışarı fırlayan kaya tabakası.

    outfall Bir akarsu veya akıntının ağzı.

    outing gezinti Evden dışarı yapılan küçük gezi veya seyahat.

    outlying Uzak. Merkezden uzakta olan.

    outrigger avara demiri Gemi veya tekneye denge sağlamak üzere yanlardan çıkıntı yapan kiriş.

    outrigger avara demiri Avara demirlerine bağlanan bot.

    outside cabin dış kamara Gemilerde pencereli kamara. Unutulmamalı ki gemilerinde dış kısmında bulunup da penceresi olmayan karamalar bu sınıfa dahil edilmemektedir.

    overbooking fazladan yer satma Fiilen var olandan fazla konaklama yeri satma uygulaması.

    over-capacity fazla kapasite Müşterilerin ihtiyacından fazla koltuk, yatak ya da konaklama yeri olması durumu.

    overpass üst geçit Köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol (karayolu, demiryolu, yaya yolu vs.)

    overriding commission ek komisyon Resmi olarak işverenlerce genel satış acentelerine ödenen ekstra komisyon, ki onlar da böylece diğer acentelere tam komisyonlarını ödeyebilsinler. Günümüzde bu terim "standart" miktardan fazla ödenen her komisyonu ifade etmektedir.

    overseas denizaşırı Denizlerin ötesinde bulunan ülke vs. Öneri
    overselling overbooking

    Oyashio Doğu Grönland Akıntısı'nın (bkz. Doğu Grönland Akıntısı) Pasifikteki eşdeğeri. Bering Boğazı'ndan güneye doğru akar.



    P


    pool yüzme havuzu

    price fiyat

    Purchase Satınalma

    pipeline boru hattı

    proficiency ustalık yeterlik

    per person adam başına

    payment ödeme

    perfect harika

    property mal,mülk,mülkiyet ,emlak

    permafrost kutuplarda bulunan donmuş kara parçaları

    parity eşlik

    phoenicia fenike

    pick up kaldırmak 1-kaldırmak 2-toplamak 3-iyileşmek 4-ilerlemek, gelişmek

    price, cost bedel

    planning planlama

    pump,waterpump tulumba,pompa

    posting kayıt 1-bir açık hava reklamının yerine yerleştirilmesi 2-atama 3-postalama

    parasol plaj şemsiyesi

    plane düzlem

    potato patates

    palace palas saray

    public relations halkla ilişkiler

    purchasing rate satın alım oranı satın alma sürati, satın alma oranı

    price gap ücret farkı fiyat farkı anlamında kullanılır ise: price gap, price difference maaş farkı anlamında kullanılırsa: wage differential, pay gap

    tissue kâğıt mendil, peçete

    potboy bulaşıkçı lokantada bulaşıkçılık yapan kişi

    proposal teklif

    paid out ödenmiş hesaptaki borcun ödenerek silinmesi

    power socket,wall plug,jack,connector priz Öneri
    pleat pasta

    proceeding işlem, muamele

    par remittance (US) bir çekin parite üzerinden havalesi

    person kişilik kullanımı: for(kişi adedi)person. Örnek: for three person

    platter lift tabak asansörü Restaurantlarda, çok katlı binaların genellikle mutfağında kullanılan asansör. Mutfak terimi.

    p.o.d. Teslimde ödemeli

    Paid Ödendi pd

    plank döşemelik tahta

    plain paper boş kağıt

    passenger yolcu

    purpose amaç 1-niyet 2-karar

    payroll bordro 1-maaş çizelgesi / cetveli 2-nakit olarak ödeme yapılan çalışanlara ücretlerini ödemek için gerekli olan nakit tutarı

    public housing, mass housing lojman

    proofreading düzeltme

    permanence süreklilik

    pantry kiler

    p.m. Post meridiem. Gündüz saat 12 ile geceyarısı saat 12 arasındaki zaman dilimi.

    Pacific Pasifik bkz. okyanuslar.

    Pacific Rim Pasifik Kenarı Pasifik Okyanusu'nu çevreleyen ülkeler, özellikle doğu Asya ülkeleri.

    package holiday paket tatil AB yasalarına dar tanımı şöyledir: "Aşağıdakilerden en az ikisinin önceden düzenlenmiş kombinasyonunu kapsayacak şekilde satılması veya satışa sunulması halinde ve hizmetin 24 saatten uzun bir süreyi ya da bir gecelik konaklamayı kapsaması: (a) ulaşım; (b) konaklama; (c) ulaşım veya konaklamaya yardımcı olmayan fakat paketin önemli bir kısmını teşkil eden diğer turist hizmetleri." Başka bir deyişle, seyahatten başka şeyleri de içeren düzenlemeler paket tanımına girer.

    Package Travel, Package Holidays And Package Tours Paket Seyahat, Paket Tatiller ve Paket Turlar Yöne AET Konseyi Kararnamesi 90/314 kapsamında kabul edilen ve meslekte "AB Kararnamesi" olarak bilinen yönetmelikler, AB çapında tüketiciyi koruma çabalarının uyumlu hale getirilmesinin somutlaştırılmasıdır. Buna göre, hükümlerinin ihlali cezai suç kapsamına girebilir.

    Padania Padanya İtalya'nın Umbria ve Toskanya'dan kuzeyde kalan kısımlarına verilen isim. Kuzey İttifakı adlı parti bu kesimin AB içinde bağımsız bir ülke haline gelmesini savunuyor.

    paddle steamer yandan çarklı Yanları veya gövdesindeki çarklarla hareket eden tekne, gemi.

    page Otel vb. ortamlarda bir kimseyi çağırmak. Başlangıçta bu işlem çağrılan kişinin adını seslenen veya gösteren bir başkası tarafından yapılırdı; günümüzdeyse genellikle anons sistemiyle yapılmaktadır.

    pagoda Özellikle Uzak Doğu ülkelerinde yaygın, çok katlı kulelerden oluşan Hindu veya Budist mabetleri ya da kutsal yapıları.

    PAI Bireysel kaza sigortası. Kiralık taşıtta sürücü ve yolcuların yaralanması ve ölümüne yol açan kazaları kapsayan opsiyonel sigorta. Olağan seyahat sigorta poliçelerinde bu durum zaten kapsandığı için bunu satın almanın pek mantığı yok.

    painter palamar halatı Tekneleri bağlamaya yarayan kısa halat.

    palatial saray gibi Konaklamada çok lüks yerler için kullanılan ifade.

    pampas pampalar Güney Amerika'nın geniş ve ağaçsız bozkırları.

    Pampero Pampero Güney Amerika'da And Dağları'ndan Atlas Okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar. Öneri
    pandemic pandemik Neredeyse kontrolden çıkmak üzere ve çok yayılmış olan salgın hastalık.

    panhandle Bir devletin bir başka devletin topraklarının içine doğru girinti yapan toprak şeridi.

    panorama panorama Çevrenin kesintisiz manzarası.

    Papal States Papalık Devletleri Tarihsel olarak Papa'ya ait olmuş olan orta İtalya devletçikleri.

    paper 1. İngilizce'de, taşıyıcıların her birininin kendi ayrı basılmış biletlerinin olduğu devirlerde kullanılan bilet vb. dokümanlar için kullanılan yaygın terim. 2. Tiyatroda ücretsiz bilet dağıtmak.

    par of exchange parite kuru Bir para biriminin bir başka para birimi nezdindeki tanınmış değerini ifade eden resmi terim.

    parador parador İspanya'da devletin sahip olduğu otel. Çoğunlukla eski şato veya diğer tarihi binalardan dönüştürülüp yüksek konaklama standartları sunarlar. Olağan ticari konaklamanın pek mümkün olmadığı bölgelerde daha çok görülürler.

    paragliding Kişilerin sırtlarına iliştirilmiş paraşütvari bir sayvanla belli bir yükseklikten atladıkları havacılık sporu.

    parallel paralel 1. Yan yana ve birbirini kesmeden uzayıp giden, koşut. 2. Enlem (bkz. enlem) çizgisi.

    paramotoring Kişilerin motorlu pervaneyle hareket eden bir paragliding sayvanı kuşanarak uçtuğu havacılık sporu.

    parasailing Paraşütlü kişilerin su motorlarınca çekildiği havacılık sporu.

    parascending Temel paraşütçülük sporları için kullanılan genel ad. Bkz. parasailing, paragliding.

    paratyphoid paratifo Tifoya benzer, fakat farklı veya ilişkili ajanların (mikroplar) yol açtığı hastalık.

    parish 1. Kendi kilisesi ve cemaati olan bölge. 2. Kaymakamlığa benzer idari bölge.

    parkway 1. (ABD) Açık ve manzaralı anayol. 2. (İng.) Geniş park imkanları olan, genellikle yerleşimlerin dış kesimlerinde bulunan tren istasyonu.

    Pars Pars TWA ve Northwest Airlines tarafından kullanılan GDS (bkz. Küresel dağıtım sistemi).

    part charter kısmi charter Tur operatörlerinin, uçağın tamamını kiralamaktansa belli koltukları kiraladığı düzenleme.

    partner fare arkadaş tarifesi İndirimli fiyattan eşlik eden kişiye çıkarılan özel tarife.

    partner hotel ortak çalışılan otel

    party taraf 1. Grup anlamına gelecek şekilde kullanılan sözcük. 2. İstekleri, düşünceleri farklı olan kÖneri işi veya topluluklardan her biri.
    3. Ön, arka, sağ, sol vs. yanların her biri. 4. Yön, yan, doğrultu. 5. Yöre, yer. 6 Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. 7. Bir şeyin belli bir bölümü, kısmı.

    pass geçit 1. Dağ vb. içinden geçen dar yol. 2. Geçmeye yarayan yer.

    pass paso Bir hizmetten ücretsiz faydalanma veya bir tesise ücretsiz giriş sağlayan izin belgesi.

    passage Bazı hallerde seyahat anlamında kullanılan sözcük.

    passenger yolcu Sürücü veya mürettebattan başka herhangi bir taşıtta seyahat eden kimse. 1. Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. 2. Doğması beklenen çocuk. 3. İyileşmesi umutsuz hasta.

    passenger coupon yolcu kuponu Yolcuda kalan bilet veya voucher kupon veya kuponları. Yolcu kuponları genellikle taşıma koşullarının ayrıntılarını verir ve bazen de bagaj belgesi işlevi görür.

    passenger mile yolcu mili Bir mil taşınan bir yolcu. Yolcu adedi kat edilen mille çarpılınca söz konusu taşıyıcı için toplam yolcu/mil rakamı elde edilir.

    passenger name record yolcu isim kaydı (PNR) Rezervasyon bilgisayarında saklanan rezervasyon bilgileri için kullanılan havayolları meslek içi terimi.

    passenger space ratio yolcu yeri oranı (PSR)

    passenger transport authority yolcu ulaştırma otoritesi Toplu taşımacılık hizmetlerini kontrol etmek üzere kurulmuş kamu örgütü.

    Passover Fısıh Bayramı İsrailoğullarının Mısırlılardan kurtuluşunu kutlayan Musevi bahar bayramı.

    passport pasaport Taşıyıcısının kendisininkinden başka ülkelere seyahat etmesine imkan tanıyan kimlik belgesi.

    passport control pasaport kontrolü Liman, havalimanı veya sınırda yolcuların pasaportlarını ibraz etmek zorunda oldukları nokta.

    PATA Pasifik ve Asya Seyahat Acenteleri Birliği.

    path bkz. patika.

    path Bir taşıtın izlediği belirlenmiş rota.

    patio 1. Evlere bitişik parke taş kaplı alan. 2. İspanyol veya Latin Amerika evlerinin iç avlusu.

    patois Belli bir bölgenin, ülkenin resmi dilinden epey farklılık gösterebilen yerel ağzı.

    patriality Ebeveyn ya da onların ebeveyninin İngiltere'de doğmuşlukları nedeniyle orada yaşama hakkı.

    pavé Fransızca'da parke taşlı yol, cadde veya patika.
    pavement 1. (İng.) Kaldırım. 2. (ABD) Yolun taşıtlarca kullanılan kısmı ya da yüzeyi.

    pax Yolcular ya da konaklayanlar anlamına gelen yaygın kısaltma.

    payload ticari yük oranı Gelir kazandıran nitelikteki yükün toplam yüke oranı. Yolcu, kargo veya her ikisi birden olabilir.

    peak season Yüksek sezonun (bkz. yüksek sezon) İngilizce'de bir diğer adı.

    Ped Xing Yaya geçidi.

    pedalo deniz bisikleti Pedalla çalışan küçük, eğlencelik bot.

    pedicab Pedalla çalışan hafif fayton.

    pedometer pedometre Yürüyen kişi tarafından kuşanılan ve yürünen mesafeyi ölçen araç.

    pedway yaya yolu Kentsel alanlarda yayalar için yapılmış yol, rota.

    penalty fare cezalı tarife Geçerli bileti ya da yolculuk yaptığı sınıf ve/veya rotada seyahat etme yetkisi olmaksızın yolculuk yapan yolcudan, genellikle ilave bir tutarla alınan bilet ücreti.

    peninsula yarımada Üç yanı suyla çevrili ya da denize doğru çıkıntı yapan ve ana karayla nispeten dar bir bağlantısı olan kara parçası.

    pension pansiyon Küçük oteller için kullanılan Avrupa kökenli bir terim. Kimi derecelendirme sistemleri bir yerin otel olarak kategorize edilebilmesi için asgari koşullar şart koşar, bunların karşılanmadığı hallerdeyse ilgili yere pansiyon adı verilebilir.

    penthouse çatı katı Binaların tepesindeki daireler. En yüksekteki (ve genellikle de en iyi) odalarını ifade için sıklıkla otellerce kullanılan bir terim.

    peoples halk Topluluk, kabile, ırk, ulus vs.yi meydana getiren insanlar.

    perestroika Siyasal sistemin yeniden yapılanması anlamına gelen Rus ifadesi. Eski Sovyetler Birliği'nde bunun uygulanması birçok yeni devletin doğuşuyla sonuçlandı.

    perishability bozulabilirlik Bozulabilir olan her şey kullanılmadığı takdirde çabucak kullanılmaz hale gelir. Birçoklarınca taze meyve gibi mallara yakıştırılmakla birlikte seyahatte de önemli bir yeri vardır bu kavramın. Belirli bir uçuştaki boş koltuk, uçağın kapısı kapanır kapanmaz bozuluverir. Koltuğun kendisi orada olsa da söz konusu uçuşla ilgili olarak aynı koltuk bir daha asla satılamaz.

    permafrost Kuzey ve güneyin yüksek enlemlerinde görüldüğü gibi buzu çözülmeyen toprak-altı. Permafrost durumu inşaatçılar için sıkıntı yaratabilir zira bu tabaka üzerine kurulacak herhangi bir yapı, ısının iletimi yoluyla zeminin erimesine yol açabilir ve bu da binanın sağlamlığını etkileyebilir.

    permanent way Demiryolunun tamamlanmış ray hattı.

    Perpendicular Amudî Gotik mimarinin İngiltere'de 15. ve 16.yy.larda popüler olmuş bir türü. Büyük pencerelerdeki dikey yaparaksı süslerle ayrılır.

    personal accident insurance bireysel kaza sigortası (PAI)Kaza sonucu belirli yaralanmalar durumunda sigortalıya belirli bir tutarın ödenmesi anlamına gelen terim. Böyle bir poliçe tipik olarak ölüm, uzuvlardan birinin kaybı veya kalıcı sakatlık gibi yaralanmalarda ödeme yapar.

    personal liability insurance bireysel sorumluluk sigortası Sigortalının üçüncü bir tarafa karşı haksız bir fiil işlemesi halinde onun yasal sorumluluğunu kapsayan sigorta. Ödeme ancak sigortalının üçüncü tarafa karşı söz konusu fiili işlediğinin saptanmasıyla gerçekleşir. Yani, teorik olarak üçüncü tarafın yasal yollara başvurması ve kendi lehinde bir karar çıkartması gerekir.

    personal money insurance bireysel para sigortaı Taşınan veya güvenli bir şekilde saklanan paranın kaybına kapsayan sigorta. Para kaybı yaygın olduğu için sigorta şirketleri bunun poliçesine çok sıkı koşullar getirmektedir.

    personla possessions insurance kişisel eşya sigortası Hasar gören ya da çalınan kişisel eşyaların yerine yenisinin alınmasını (ya da mümkünse tamir edilmesini) karşılayan sigorta. Eşyaların bir yere giderken kaybolması durumunda bunlardan "aciliyet" gerektirenlerin (örneğin, giyim) alımını da kapsar.

    PEX Genellikle aynı gün içinde yer ayırtıp seyahat eden yolculara sunulan bir çeşit "excursion fare" (excursion fare).

    phaeton fayton Dört tekerlekli, atlı binek arabası.

    phaeton fayton (ABD) Bağ gezmek için kullanılan araba.

    Phoenician Fenikeli Güney Suriye ve Lübnan'da kurulu eski Fenike'nin Sami halkı.

    phonetic alphabet sesçil alfabe Seyahat sektöründe uluslar arası düzeyde resmi olarak kullanılan bir sesçil alfabe mevcuttur. Uluslar arası havayolları ve trafik kontrolü dilinin İngilizce olmasından dolayı söz konusu alfabe de aşağıdaki gibi İngilizce'dir: (Türkçe'de Rize'nin "R"si, Trabzon'un "T"si dendiği gibi)

    phonetic alphabet sesçil alfabe Alpha, Bravo, Charlie, Delta, Echo, Foxtrot, Golf, Hotel, India, Juliet, Kilo, Lima, Mike, November, Oscar, Papa, Quebec, Romeo, Sierra, Tango, Uniform, victor, Whisky, X-ray, Yankee, Zulu.

    physical feature fiziki özellik Arazinin (bina veya başka bir yapıya karşılık olarak) bir parçasını (dağ, göl gibi) oluşturan özellikler. Fiziki özelliklerin çoğu doğal oluşumlardır, ancak buradaki tanım gereği öyle olmak zorunda değiller. Seyahat sektöründe fiziki özelliklerin önemli olanları tatil seçimlerini etkileyen nitelikte olanlardır. Bu bakımdan Alp dağları kayakçılar için, Norfolk Düzlükleri (suni yollardan oluşturulmuş bir özellik) ise tekne ve balık hayranları için önemlidir.

    physical geography fiziki coğrafya Fiziksel özelliklerle ilgilenen coğrafya dalı.

    piazza piazza İtalya'da halka açık meydan.

    picnic piknik Açık havada yenilen yemek.

    picnic site piknik alanı Yolcuların durup piknik yapabilecekleri yer.

    pictogram piktogram Stilize imgeler aracılığıyla yaratılan anlamlı işaret veya simge. Üzeri çapraz çizgili sigara işaretinin sigara içmenin yasak olduğunu belirtmesi, bunun iyi bir örneğidir. Piktogramlar, çok sayıda yabancı yolcunun bulunduğu havaalanları gibi yerlerde olası zorlukları aşmanın iyi bir yöntemidir.

    pictograph piktograf 1. Bkz. piktogram. 2. Resim biçimli eski hiyeroglig yazısı.

    pidgin Ortak dilleri olmayan insanlar arasında iletişim için kullanılan ve genellikle çeşitli dillerden kelimeler içeren basitleştirilmiş diller.

    pidgin English pidgin İngilizcesi İngilizce'den bozma pidgin (bkz. pidgin).

    piece concept parça konsepti İzin verilen bagaj miktarında ağırlığın değil ebat ve sayının esas alındığı havayolu bagaj sistemi.

    pied-a-terre Ara sıra kullanım için tutulan ev, daire vs.

    piedmont dağ eteği Dağ kenarından düzlük araziye inen hafif eğimli kesim.

    pier iskele 1. Deniz taşıtlarının yanaştığı, direkler üstünde denize, göle vs. uzanan yapı. 2. Havaalanı terminal binasından uçak durağına doğru uzanan çıkıntı yapı.

    pier iskele 1. Kıyıya yanaşan taşıta uzatılan eğreti köprü. 2. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. 3. İç kesimde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıt uğrağı veya demiryolu durağı. 4. Yapıların dışında keresteden kat kat kurulan, çalışmak için üstüne çıkılan çatı. 5. Geminin sol yanı. 6. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı.

    pilgrim Kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse. Bkz. hac.

    pilgrimage Hacıların yaptığı yolculuk. Bkz. hacı.

    pillar valve Dalış tüpünün bir ucuna takılan bir cins subap.

    pilot pilot 1. Uçak kullananan kimse. 2. Deneme niteliğinde olan.
    pilot kılavuz kaptan Gemileri limanlara sokup çıkarmada yol gösterme yetkisine sahip kimse. Bu kimse, kaptanına söz konusu giriş çıkış işlemi hususunda lerde bulunmak üzere gemiye çıkar.

    pinnace Genellikle motorlu filikalara verilen isim.

    Pioneer Club Pioneer Club USTTA (bkz. USTTA) eğitim programına katılmış olan (ardından da ABD'yi ziyaret eden) İngiliz ihtisas seyahat seyahat acentelerinin kurduğu bir kuruluş.

    PIR property irregularity report

    pissoir pisuvar Su dökme yeri.

    piste Kayak pisti.

    piste basher piste groomer

    piste groomer Kayak pistlerini düzeltmek üzere tasarlanmış, son derece geniş paletli büyük traktör. "Piste basher" ya da "kar kedisi" olarak da bilinir.

    piston engine pistonlu motor Uçaklarla ilgili olarak kullanıldığında çoğu arabalarda da kullanılan içten yanmalı motoru ifade eden terim. Pistonlu motor kullanan uçaklar ya küçük, ya eski ya da ikisi birdendir.

    PIT Polska İzba Turystiycna.

    pitch 1. Uçaklarda bir koltuğun ön kenarıyla arkasındaki koltuğun ön kenarı arasındaki mesafe. 2. Geminin baş kıç vurması, yani öne ve arkaya yalpa yapması.

    pizza pie snowplough

    place name yer adı Bir köy, kasaba vs.ye verilen ad.

    plague veba 1. Çoğunlukla sıçanların yayılmasına neden olduğu bulaşıcı bir bakteryal hastalık.

    plain ova Az ağaçlıklı eğimsiz, düz arazi için kullanılan genel ad.

    plan management plan yönetimi Uygulanabildiği farklı bölgelerde Borçlandırma ve Geri Ödeme Planının (bkz. borçlandırma ve geri ödeme planı) yönetimi, işletmesi ve gelişiminden acente idarecisine (bkz. acente idarecisi) karşı sorumlu olan ilgili IATA departmanı için kullanılan IATA terimi. Bir Plan bölgesinin plan yönetiminin yerel temsilcisini de içerir ve söz konusu yerel temsilci aynı zamanda acente satış müdürü de olabilir.

    plane 1. Uçak. 2. Bir teknenin tam hızla ilerlerken gövdesinin ön kısmının su yüzeyiyle teması kesilecek ölçüde kalkması.

    plat du jour "Günün yemeği" anlamına gelen Fransızca catering terimi. Yani, aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek.

    plate levha 1. Bilet onaylama makinesinde kullanılan küçük kabartmalı metal plaka. Farklı levhalar taşıyıcı ve bileti basan acente hakkında ayrıntılar içerir. 2. Yer kabuğunu oluşturan büyük parçalardan her biri. Bkz. levha tektoniği. 3. Bir yere asılmak için yazılmış yazı. 4. Tabela.

    plate tectonics levha tektoniği Yeryüzünün sıvı özü üzerindeki yer kabuğu levhalarının hareketiyle ilişkili ve zaman zaman volkanik ve depremsel olgulara yol açan fiziksel durum.

    plateau yayla Yüksekte yer alan büyükçe ve düz toprak parçası.

    platform platform 1. Tren istasyonlarında yolcuların binmesine ve inmesine yarayan yükseltilmiş alan. Her ülkenin ve her istasyonun tren istasyonlarında platformlar bulunmayabilir, ki bu durum yolcuların yüklerini indirip bindirmelerini epey zorlaştırabilir.

    playa İspanyolca'da, sahil.

    plaza İspanyolca konuşan ülkelerde pazar yeri ya da meydan.

    Plimsoll line Plimsoll çizgisi (ya da işareti) Geminin gövdesi üzerinde teknenin güvenlikle yüklenebildiği bir dizi çizgi. Suyun tuzlu veya tatlı, mevsimin yaz veya kış vs. oluşuna göre çeşitli seviyeleri belirten çeşitli çizgiler vardır. (Samuel Plimsoll, 1824-1898)

    ply İki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak.

    ply for hire Özellikle taksi gibi taşıtların insanlara ad hoc (bkz. ad hoc) esasına dayalı hizmet sunması.

    PNR passenger name record

    point of sale display satış noktasında sergileme Bir ürün veya hizmetin promosyonunu yapan bir materyalin, söz konusu ürün veya hizmetin sunulduğu yerde kullanımını ifade eden bir pazarlama terimi. Seyahat sektöründen bir örnek: belirli bir destinasyonun promosyonunu yapan bir reklam panosu.

    point-to-point air fare noktadan-noktaya hava tarifesi Yalnızca belirlenmiş iki nokta arasında geçerli olan, yol üzerinde bir ara noktada konaklamaya ve başka tarifelerle birleştirilmeye imkan tanımayan tarife.

    polar kutupsal Kutuplarla (bkz. kutuplar) ilgili veya onlara ait olan.

    polder Denizden kazanılmış toprak. Hollanda gibi düşük rakımlı alanlara sahip ülkelerde yaygındır. Ek bilgi: Hollanda ve Belçika’da deniz seviyesinden aşağıda bulunan ve denizden setlerle ayrılarak kurutulmuş ekim toprağı

    pole star kutup yıldızı Küçük Ayı takım yıldızının bir üyesi olan, gerçek kuzey yönünde görünen ve dünyaya nispetle sabit duran yıldız.

    poles kutuplar Yerkürenin en kuzey ve en güney noktaları; Yerküre kutupları birleştiren çizgi ekseninde döner. Gerçek kuzey ve gerçek güney kutupları esas alır. Manyetik kuzey ve güneyse manyetik pusulaların gösterdiği yöndür ve gerçek kuzey ve gerçek güneyle pek örtüşmezler. Dahası, manyetik kutuplar yavaşça gerçek kutupların etrafında döner, bu nedenle gerçek yönü bulabilmek için manyetik pusulaların sürekli olarak ayarlanması gerekir.

    poliomyelitis Felce sebebiyet verebilen bulaşıcı bir virüs hastalığı.

    political geography siyasi coğrafya Bir bölgenin siyasi yönleriyle uğraşan coğrafya dalı.

    pollution kirlilik 2. Atık, gürültü gibi zararlı etkenler yoluyla çevrenin bozulması.

    polyglot 1. Çok dillilikle ilgili veya ona ait olan. 2. Birden çok dil bilen kimse.

    Polynesia Polinezya Orta ve güney Pasifik Okyanusu'ndaki adaların kolektif isimler. Adalar şunlardır: Amerikan Samoası, Cook Adaları, Paskalya Adası, Fransız Polinezyası, Hawaii, Kiribati (doğu), Yeni Zelanda, Niue, Pitcairn Adaları, Tokelau, Tonga, Tuvalu, Wallis ve Futuna ile Batı Samoa.

    Polynesian civilisation Polinezya medeniyeti Samoa ve Tonga adalarında MÖ 500'den MS 1775'e kadar süren medeniyet.

    pond Küçük su birikintisi, havuzcuk.

    pontoon tombaz 1. Üzerinde köprü kurulan yüzer duba. 2. Altı düz kayık.

    pool agreement müşterek anlaşma İki ya da daha fazla taşıyıcının belli bir rotada çalışmayı ve birbirlerinin biletlerini kabul etmeyi taahhüt ettiği düzenleme. Kazanılan gelir birleştirilir ve gerçekleştirilen seferler oranında taşıyıcılar arasında bölünür.

    poop pupa Geminin arkası, kıç.

    pooped Bir dalganın tekneyi aşması ve içini suyla doldurup batırması.

    population nüfus Bir ülkede, bölgede, evde yaşayanların toplam sayısı.

    port Liman

    port İskele

    port of call uğranılacak liman Bir geminin güzergahı üzerinde bulunan durak noktası.

    port surcharge liman ücreti Limanlarda ya da havaalanlarında araç kiralayan şirketlerden alınan bedel.

    port taxes liman vergileri Bir limandan ayrılan veya bir limana varan yolculardan alınan harç ve vergiler. İlke olarak havaalanlarında alınan vergilerle aynı.

    porter hamal Ücretle yük taşıyan kimse.

    porter (ABD) Yataklı vagonlarda hizmet eden görevli.

    porthole lomboz Gemi ve teknelerde dışa açılan yuvarlak cam.

    POS point of sale

    posada İspanya'da yol kenarındaki evlere ve lokantalara verilen isim.

    posh Günümüz İngilizce'sinde üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük. Gemilerin havalandırmalarının olmadığı günlerde İngiltere'den Hindistan ve Uzak Doğu'ya seyahat eden yolcuların, gemilerin en az güneş alan yanını tercih etmeleri uygulamasından kaynaklandığı düşünülüyor. Söz konusu seferlerde bu, gidişte iskele (sol), dönüşte de sancak (sağ) yanında seyahat anlamına gelirdi ki, gemiler böyle kamaralar için fazla ücret talep ederlerdi. Bu fazla ücreti karşılayabilen yolcular için Port Out, Starboard Home ("giderken iskele, dönerken sancak") ifadesinin baş harflerinden kısaltmayla POSH denirdi. Bu tanım oldukça yaygın olmakla birlikte bu konuda herhangi somut bir delil yoktur ve diğer olası kökenler arasında Fransızca "mükemmel şey" anlamında posh ile "cila(lı)" anlamına gelen polish(ed) sözcüğünün kısaltılmış hali olduğu öne sürülmektedir.

    positioning pozisyon alma Uçak veya geminin, getiri kazandığı noktaya gidişi. Bu işlem epey masraflı olduğu için bazı taşıyıcılar, özellikle de yolcu seyahat gemileri çok uygun konaklama fiyatları sunarak bu tür yolculukların masraflarını azaltmaya çalışırlar.

    positive buoyancy pozitif yüzdürme kuvveti Sudan hafif olma, bu nedenle de su üstünde yüzme hali.

    post-date Bir evrak üzerine tanzim tarihinden sonraki bir tarihi atmak. Çoğunlukla taşıyıcıya yapılan ödemeyi geciktirmek için başvurulur, bu nedenle resmi olarak uygun görülmez.

    pothole burgaç deliği Su veya çakılların açtığı derin çukur.

    pourboire Fransızca sözlük anlamıyla "bir içecek için" anlamına gelen ifade. Bahşiş.

    pousada Portekiz'de yerel üslupla inşa edilmiş ve devletin sahibi olduğu otel.

    powder snow Henüz yağmış kar.

    powder snow toz kar Kuru iklim şartlarında yağan kar, ör. Rocky Mountains, Doğu Anadolu.

    powerboat sürat teknesi Çoğunlukla yarışlar için kullanılan güçlü motorlu tekne.

    powwow Kuzey Amerikalı kızılderililer arasında yapılan toplantılara verilen isim.

    pp Seyahatte, kişi başına anlamına gelen kısaltma.

    prairie preri Kuzey Amerika'nın ağaçsız geniş otlaklarına verilen isim

    pre-boarding Özel ihtiyaçları olan yolcuların, yolcuların genelinden önce uçağa binmelerine izin verildiği düzenleme.

    pre-book Önceden yer ayırtma.

    precinct 1. Çevresi kapatılmış ya da açıkça tanımlanmış alan. Yayalara ayrılmış böyle alanlar motorlu araç trafiğine kapalıdır. 2. (ABD) Polis bölgesi.

    precipice Dik ve derin uçurum.

    precipitation yağış 1. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi. 2. Yağan yağmur veya kar miktarı.

    pre-existing condition önceden mevcut koşul Sigorta poliçesinin imza edilmesinden önce hastalık gibi bir koşulun var olmasıyla ilgili bir sigortacılık terimi. Şirketlerin çoğu böylesi koşullardan doğan talepleri karşılamaz.

    préfect Özellikle Fransa'da, bir idari birimin baş yöneticisi.

    préfecture Bir préfectin (bkz. préfect) idaresi altındaki bölge.

    preferred supplier imtiyazlı tedarikçi Seyahat acentesinin özel anlaşmalı olduğu işveren. Bu genellikle şu anlama gelir ki, ilave komisyon ya da benzeri yararlar karşılığında ekstra satış desteği verecektir.

    premier prömiyer 1. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. 2. Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili.

    premium prim 1. Sigorta sözleşmesi karşılığında verilen ücret. 2. Sosyal Sigortalar yasasına bağlı olan işçilerin ve bunları çalıştıran işverenlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna ödemek zorunda oldukları ücretin belli bir yüzdesiyle belirlenen paraya verilen isim. 3. Pay senetlerinin asıl fiyatıyla piyasa fiyatı arasındaki artış.

    premium traffic Bir sefer için daha yüksek ücret ödeyen iş yolcusu gibilere verilen isim.

    prepaid ticket advice peşin ödenmiş bilet ihbarı Yolcunun bilet parası ödediğinin başka bir noktaya bildirilmesi. Genellikle yolcunun bilet ücretini ödediğinden başka bir yerde dokümanlarını almak istediğinde başvurulan bir yöntem.

    pre-payment peşin ödeme Bir mal veya hizmet için önceden yapılan ödeme.

    president başkan 1. Bazı ülkelerde devlet ve hükümet başı. 2. Bir topluluğun, toplantı veya derneğin başında bulunan kimse.

    pressurised basınçlı hava Yüksek irtifada hava rahat nefes alınmayacak kadar incedir. Yolcuların rahatı ve sağlığını güvence altına almak için böyle yükseklilerde uçan uçaklar, dışardaki atmosferde olduğundan çok daha yüksek basınçlı havayla doldurulur.

    Prestel Prestel British Telecom'un görsel veri hizmeti. Bkz. görsel veri.

    prestige prestij 1. Normalden daha yüksek sınıf veya standart. 2. İtibar.

    prayer room mescit müslümanların ibadetlerini gerçekleştirebilecekleri küçük ibadethane.

    price grid fiyat tablosu Broşürler gibi seyahat dokümanlarında fiyatların gösterim biçimi. Tatilin ayrıntıları alt alta sıralanırken genellikle depar tarihleri de karşılarında yer alır. Tablodaki kesişim noktaları da o tarihteki ilgili tatilin fiyatını verir.

    price-fixing fiyat dondurma Tedarikçiler arasında fiyatları üzerinde anlaışlmış (ve genellikle yüksek) bir düzeyde tutmak için yapılan düzenleme. Günümüzde birçok ülkede yasaklanmıştır.

    price-ring (bkz. ) price-fixing

    prime meridian baş meridyen Greenwich'te 0*'den geçen boylam.

    principal işveren 1. Seyahat sektöründe herhangi türden bir hizmetin organize edilmesinden ya da sağlanmasından sorumlu birey veya organizasyonlara verilen isim. Söz konusu hizmet taşımacılık ve uçuş, deniz hattı, demiryolu hattı, araba kiralama şirketi ve otobüs işletmeciliği şeklinde olabilir. Otel, motel ve tatil merkezleri gibi konaklama hizmeti sunanlar da işverenlerdir. seyahat sigorta şirketleri daha az görünür olan işverenler arasındadır.

    principality prenslik Bir Prens tarafından yönetilen ülke (Monako gibi).

    priority boarding öcelikli biniş Bir kişinin diğer yolculardan önce uçak veya başka bir araca binebilemsi için yapılan düzenleme. Çoğunlukla yaşlı ve özürlü yolcular için söz konusudur.

    private 1. Özel konutta konaklama 2. Her şeyin dahil olduğu bir tatile çıkan bir gezmenin konaklamayı tüm süre boyunca kullanmamayı tercih etmesi ve arada özel düzenlemelere girişmesi.

    private facilities özel imkanlar Otel odasında banyo ve tuvalet imkanlarının sunulması.

    privy ABD'de dışarda bulunan tuvalet.

    pro rata Nispetle, oranla. Pro rata ödeme, ödemenin geri kalanına oranla yapılan ödeme olacaktır. (Ör., eğer fiyat haftalık $70 ve ilave günler pro rata ise, her ilave gün haftalık fiyatın yedide biri olarak, yani $10, hesaplanacaktır.)

    pro tem Pro tempore ifadesinin kısaltması, "şimdilik" anlamına gelir.

    projection projeksiyon 1. Dünya yuvarlak olduğundan onu düzlemsel bir haritada doğru şekilde göstermek mümkün değildir. Yer kürenin tek bir düzlemde nispeten hatasız gösterilme yollarına projeksiyon denir.

    promenade Deniz kıyısındaki gezinti yeri.

    promenade deck gezinti güvertesi Bir geminin, yolcuların gezinmesine yönelik tasarlanmış üst güvertesi.

    promontory dağlık burun Denize doğru uzanan dağlık kara parçası.

    promotional fare promosyonlu tarife Başka bir taşıyıcı veya ulaşım yöntemini tercih edebilecek müşterileri çekmek üzere tasarlanmış özel indirimli tarife.

    propeller pervane Uçak veya gemilerde itiş gücü sağlayan iki veya daha çok kanatlı alet, uskur. Kanatların dönmesi su veya havayı arkaya iter ve böylece itiş gücü sağlar.

    property irregularity report eşya karışıklık raporu (PIR) Yolcu eşyası - genellikle kaybolan bagajlar - ile ilgili sorunların ayrıntılarını kaydetmek üzere havayolu şirketlerinin kullandığı form.

    propjet Pervaneli jet motoruna sahip uçak.

    protectorate hamilik Daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet.

    province il Bir ülkenin başlıca idari bölümlerinden her biri, vilayet.

    provisional booking geçici yer ayırtma Acente veya yolcu tarafından henüz konfirme edilmemiş ve ilgili yerin karar verilene kadar boş tutulduğu yer ayırtma işlemi. Aynı zamanda bkz. opsiyon.


    provisioned charter tedarikli charter Yakıt ve erzakın dahil, mürettebatınsa hariç olduğu tekne, yat vb. kiralaması.

    prow Pruva

    PSA Deniz Yolcu Taşımacılığı Birliği Ltd.

    PSARA Deniz Yolcu Taşımacılığı Birliği Perakendeci Acenteler Planı.

    PSV public service vehicle

    PTA 1. Peşin ödenmiş bilet ihbarı. 2. Yolcu ulaştırma otoritesi.

    public holiday resmi tatil Devlet dairelerinin ve ticari işletmelerin de çoğunun kapalı olduğu gün.

    public house 1. İngiltere'de alkollü içeceklerin satış ve tüketimine tahsis edilmiş yapı. Neredeyse istinasız olarak "pub" şekline kısaltılır. 2. Genelev.

    public service vehicle toplu taşıma aracı Otobüs gibi kamunun ihtiyaçlarına yönelik işletilen araç.

    publican 1. (ing.) Pub (bkz. public house) işleten kimse. 2. (Avustralya) Otel işleten kimse.

    published fare afişe tarife Taşıyıcı tarifelerinde gösterilen fiyatlar.

    Pullman pulman Aslen, yatak dahil, normal standardın üstünde araçlarla hizmet veren bir Amerikan demiryolu şirketi. Günümüzde yatar koltuklu vagonlar için kullanılmaktadır.

    pulman berth pulman ranza Kullanılmadığında katlanıp kaldırılabilen ranza üst yatağı için bazen kullanılan isim.

    punt Sırıkla hateket ettirilen altı düz, dar sandal.

    purser Gemi veya uçaklarda yolcuların rahatı ve durumlarıyla ilgilenen kimse.

    put about Gemi veya teknenin başını çevirmesi.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

  10. #10
    Bakteri Gümüş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Ağustos.2008
    Mesajlar
    35.098

    Standart

    s11
    quota kontenjan


    quiet sessiz, sakin, durgun

    quad İngilizce'de quadricycle'ın (bkz. quadricycle) kısaltması. Aynı zamanda bkz. cycle.

    quad chair Dört koltuklu teleferik.

    quad room dörtlü oda Dört kişilik oda.

    quadricycle Motosiklet motoruyla çalışan dört tekerlekli küçük taşıt. İngilizce'de bu tür taşıtla tanımlamakta kullanılan "quad-bike" sözcüğü yanlıştır çünkü "bike" kısaltması iki tekerlekliliği ifade eder.

    quag bataklık.

    quarantine karantina Hastalığa maruz kalmış olması muhtemel insan ya da hayvanların, başkalarına aynı hastalığı bulaştırma ihtimaline karşı diğerlerinden tecrit edildiği süre. Bazı ülkelere (ör. İngiltere) sokulacak hayvanların o ülke içinde belirli bir süre karantinada kalmaları gerekir.

    quarter-deck subay güvertesi Geminin üst güvertesinde kıç bölgesinde bulunan ve genellikle komutanlara veya kıdemli mürettebata ayrılan kısım.

    quay rıhtım Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer.

    quayside Rıhtım yakınındaki arazi.

    queen room Geniş yataklı oda.

    Queen's highway Halka açık yol. "King" veya "Queen" adlandırması hükümdarın cinsiyetine göre değişir.

    queue kuyruk İnsanların bir şey beklemek üzere oluşturduğu sıra. 1. Bir kalemin acente bilgisayar terminalinde hazır hale getirilmesi. Örneğin, acente hemen konfirme edilemeyen (olasılıkla seferin dolu olmasından ötürü) bir rezervasyon talebinde bulunduysa söz konusu talep sıraya konur. Yer müsait hale gelirse işveren acenetenin bilgisayarına otomatik olarak erişim sağlayabilir ve ayrıntıları bildirebilir. 2. Düzenlemek, sıralamak.

    quick release Hızla çıkarmaya yarayan bir kemer türü. Hızla çıkarılabilmesinden dolayı özellikle dalgıçlarca tercih edilir.

    quicksand bataklık kumu Bir nesne veya kişinin içinde batabileceği ıslak ve gevşek kum.

    quin room beşli oda beş kişilik oda.

    quote Bir hizmetin potansiyel bir müşteri için hesaplanması ve ona bildirilmesi. Böylece söz konusu müşteri hizmeti kabul edip etmeyeceğine karar verir.


    Sen yaralı ben yaralı dertler bize tek sıralı
    Yaralarımız kabarır gün batarken akşamları

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. Osmanlılarda Bilgisayar Terimleri Sözlüğü
    Konu Sahibi bety11 Forum Bakteri Geyik
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 11.Nisan.2008, 23:39
  2. Sanat Terimleri Sözlüğü, Art Words, Sanat Terimleri Bilgileri
    Konu Sahibi pismegatron Forum Genel Kültür
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Mart.2008, 21:03
  3. Bilgisayar Terimleri Sözlüğü (LINUX)
    Konu Sahibi DoLuNaY_23 Forum Elektronik & Bilgisayar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Ocak.2008, 00:39
  4. Edebiyat Terimleri Sözlüğü
    Konu Sahibi StoryLine Forum Türk Dili ve Edebiyatı
    Cevap: 20
    Son Mesaj : 16.Ocak.2008, 16:53
  5. Cep Telefonu Terimleri Sözlüğü
    Konu Sahibi Kidman Forum Cep Telefonu Genel
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Ocak.2008, 09:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Pratik pasta tarifleri | promosyonbank.com