Dubrovnik, Adriyatik Denizi kıyısında, Hırvatistan’ın güney ucunda. Tarihi dokusunu koruyan şehir Akdeniz’in en ünlü turistik merkezlerinden. "Adriyatik’in İncisi" olarak anılıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde. Marco Polo’nun doğduğu Korcula Adası ise en az Dubrovnik kadar sevimli. Yunanların Siyah Korfu adını verdikleri yemyeşil ada, tarihi yapıları kadar plajlarıyla da tanınıyor.

DUBROVNİK


Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi kıyısında yer alan güney bölgesine Dalmaçya ismi veriliyor. Dalmaçya’nın en büyük ve bilinen kenti Dubrovnik. Nüfusu yaklaşık 50 bin. Sakin, çiçekler içinde, berrak suya sahip, bu küçük kent, ortaçağdan kalma tarihi eserleriyle ünlü. Osmanlı döneminde Ragusa olarak anılıyordu. Hırvatistan’ın 1991’de Yugoslavya’dan ayrılışı sırasında çıkan iç savaşta, Sırp saldırıları nedeniyle şehirdeki tarihi eserler önemli ölçüde zarar gördü. UNESCO’nun başlattığı restorasyon çalışmalarıyla 2005’te şehir büyük ölçüde restore edilerek eski görünümünü kazandı.

Dubrovnik, Balkanlar’da olmasına rağmen daha çok İtalyan atmosferine sahip. Akdeniz’deki tüm ticaret limanları gibi 7’nci yüzyıldan itibaren Araplardan Bizanslılara, Venediklilerden Osmanlılara kadar bir çok gücün egemenliği altına girmiş. Öyle ki, Napolyon bile 1806’da şehri kuşatmış.

STRADUN CADDESİ BULUŞMA NOKTASI

Şehir küçük olduğu için yorulmadan, yürüyerek gezebilirsiniz. Kentin ziyaretçilere sunduğu en güzel köşeler "Stari Grad" isimli tarihi bölümünde. Mermer döşenmiş meydanları, dik kaldırım taşlı sokakları, uzun evleri, manastırları, sarayları, kiliseleri, çeşmeleri, müzelerinde aynı renk kesilmiş taşlar göreceksiniz. Dubrovnik şehir duvarları 13’üncü ile 16ıncı yüzyıllar arasında inşa edildi. Bugün hálá bozulmadan duruyor. Tartışma götürse de, kimilerine göre 25 metre yükseklikle 16 kulesi bulunan bu surlar dünyanın en iyi inşa edilmiş şehir duvarlarından. Dubrovnik turlarınızdan birinde, rotanızı duvarı takip ederek çizin.

Ploce Kapısı’ndan girip, yüksek duvarlarla çevrili dar yoldan şehrin içine ilerlerken tarihte bir yolculuk yapacaksınız. Şehrin bir ucundan diğer ucuna giden Stradun Caddesi kenttekilerin de buluşma noktası. Yaz aylarında hayat sokaklarda akıyor. Akdeniz’in neşeli havasını soluyacaksınız, son derece rahat bir ortam var. Stradun’u kesen sokaklara girin her birinde ilginç mekánlar keşfedeceksiniz. Şehre yüksekten baktığınızda çatıları ve denizin geniş maviliğini görmek sizi de çok mutlu edecek.

AÇIK HAVA MÜZESİ

Dubrovnik bir açıkhava müzesi gibi. Büyük kubbesiyle şehrin sembolü olan Dubrovnik Katedrali, Aslan Yürekli Richard’ın bir seferi sonrasında Dubrovnik açıklarında deniz kazası geçirip kurtulmasının ardından şehre bağışladığı altınlarla yapılmış. Şehrin tüm önemli yapıları gibi, katedralin mimarı da bir İtalyan. 16’ncı yüzyılda inşa edilmiş Sponza Pallace’ı da görün. Şehir arşivlerinden çıkarılmış Latince, İtalyanca, Hırvatça ve Osmanlıca anlaşma metinleri burada sergileniyor.

Dubrovnik yazın turist akınına uğruyor. Ağustosta, dört haftalık Dubrovnik Yaz Festivali var. Yardımsever Dubrovnikliler’le sohbet etmek ayrı bir keyif.

YEREL LEZZETLERİ TADIN

Hırvat içkisi "Rakija," adı bizim rakımıza benzese de tamamen farklı bir içki. Üretiminde anason kullanılmıyor. Dubrovnik’te deniz ürünleri çok tüketiliyor. Restoranlarda Boşnak yemeklerine rastlanıyor. Sebzeli balık çorbası, hamur işlerinden "burek" (börek), köfteye benzeyen "çevapi" tatmanız gereken lezzetler. Doğru restoranı bulmak için turistik sokaklara sapmak yerine, esnafa danışın. Gunduliceva Meydanı’nda her gün kurulan küçük bir pazar var. Boşnakların ünlü tütsülenmiş kuru eti Suhomeso’yu da mutlaka tadın. Kafelerde meşhur Hırvat birasının en güzellerini bulabilirsiniz.

KORCULA



Marko Polo’nun doğduğu ada, adını yeşilinden almış

Dalmaçya’da irili ufaklı onlarca ada var. Korcula, 279 kilometrekare yüzölçümüyle Adriyatik’in en büyük adalarından. Haritadan bakıldığında, anakaraya paralel uzanan kılıca benziyor. Nüfusu 20 bine yakın. Akdenizin maki bitki örtüsü ve çam ormanlarıyla kaplı. Yemyeşil adada Vela Luka ve Blato kasabaları ile Lumbardo ve Racisce gibi birçok köy bulunuyor. Ana karadan adaya geçmek çok kolay. Adriyatik feribot hattında çalışan gemiler Split, Zadar, Rijeka gibi Korcula’yı da Dubrovnik’e bağlıyor. Yazın adadan Adriyatik’teki İtalyan limanlarına da direkt seferler düzenleniyor.

SİYAH KORFU

Korcula, Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısındaki en popüler seyahat merkezlerinden. Birçok Hırvat adası gibi, Korkula’ya da tarihte önce Yunanlar yerleşmiş ve isimlendirmiş. Yoğun ağaç dokusunun oluşturduğu koyu yeşil görünümünden dolayı Korkyra Melania (Siyah Korfu) adını uygun görmüşler. Nefes kesen doğal güzelliğe sahip adanın, sayısız küçük ve gizli plajı var. Çevresinde, yerleşim bulunmayan birçok adacık bulunuyor. Merkezindeki kasaba, adayla aynı ismi taşıyor. Korcula, ortaçağ surları ve yuvarlak savunma kuleleriyle tipik bir Dalmaçya kenti.

MARCO POLO’NUN DOĞUM YERİ

Ada tam bir tarihi yapı cenneti. Merkezdeki Korcula’nın tarihi bölümünde 15 ve 16’ncı yüzyıllardan günümüze kadar korunmuş beyaz taş evler, parke taşı döşeli sokaklarla çevrilmiş. Şehri saran surların hemen ardında, Adriyatik’in parlak mavi suları uzanıyor. Adanın sokakları daracık, inişli çıkışlı. Korcula Adası bazılarına göre Dubrovnik’ten çok daha etkileyici. Halkı cana yakın. Yazın kavurucu sıcakları adanın sadece merkezini etkiliyor, kıyıları serin.

ŞEHİR MÜZESİ

Ünlü Venedikli tüccar, seyyah ve yazar Marco Polo’nun (1254 - 1324) Korcula’da doğduğu söyleniyor. Hatta doğduğu sanılan ev özenle korunuyor. Festivalleri, müzeleri, resim galerileriyle bir kültür adası Korcula. Korcula Şehir Müzesi, 16’ncı yüzyılda yapılan Gabriellis Sarayı’nda. Üç katlı müze, Korcula kültürü ve tarihini koruyan bir hazine gibi. Geniş bir amfora ve ikona koleksiyonuna sahip. İkinci kat mobilya, tekstil, cam eşyalar üzerine odaklanmış. Müzedeki başka bir sergide, duvar parçaları üzerinde eski freskleri görebilirsiniz.

Eskiden tüm Akdenizde yapılan, dünyaca ünlü kılıç dansı Moreksa, şu anda sadece Korcula’da yapılıyor. Korcula geleneksel el sanatları, gemi inşası, taş işciliği ve müziğiyle de önemli.
Hürriyet