ibadetin önemi - ibadetin tanımı - dini hükümler

İBADET: Allah'a iman etmenin, beraberinde getirdiği şey hayatın tümünü O'na has kılmak ve O'nun istediği gibi yaşamaktır.

İBADET: Varlığın kendisinden üstün ve yüksek kabul ettiği bir merciye boyun eğmesi, onun emirlerine uyup, şartsız ve
isteyerek itaat etmesi.

Allah’u Teala şöyle buyurur:
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat- 56)

Şehit Seyyid Kutub:
"Hayat İman ve Cihad dan İbarettir."

  • İslâm'da ibadet, kısa tanımı ile üç şekilde yapılır:
  • a) Beden ile yapılan ibadetler: Namaz ve oruç gibi ibadetler bu çeşit bir ibadettir.

    b) Mal ile yapılan ibadetler: İslâm'ın beş şartından biri olan zekât bu çeşit bir ibadettir.

    c) Hem beden hem de mal ile yapılan ibadetler: Hac böyle bir ibadettir.

İslâmın, insanların dünya ve ahiret mutluluğu için koymuş olduğu hükümler:
1- İ'tikâdî hükümler: Bir şeye gönül ve kalp ile bağlanıp, onun varlığına veya yokluğuna kalbi ile karar vermek.
2- Amelî hükümler: İnsanların işlerini ilgilendiren hükümler, emirler, yasaklardır.
Bu işler ya Allah'a, ya biribirlerine, ya da Allah'ın kullarına karşıdır. Dinin bu kısmına "şerîat" denir.
3- Ahlâkî hükümler: Kalp ve his ile alakalı insan duyularına hitab eden, ahlâkın güzelleşmesine, vicdanın terbiyesine ait hükümlerdir.

Kur'an-ı Kerim de ibadet:
Allah’u Teala şöyle buyurur:
"Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur! "(Nahl-36)

"Ey Adem oğulları, şeytana ibadet etmeyin diye size emir vermedim mi? Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır."(Yasin-60)

"(Allah, meleklerine emreder ) ''Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın''. (Allah'tan başka) Onlara cehennemin yolunu gösterin''. Saffat (22,23)

"Allah'ı bırakıp da kendisine kıyamete kadar cevap veremeyecek kişiye tapmakta olan kimseden daha sapık da kimdir? Halbuki bunlar, onların duasından habersizdirler."(Ahkaf- 5)
"Rabbiniz şöyle buyurdu:'Bana dua edin, size icabet edeyim. Çünkü bana ibadetten büyüklük taslayanlar hor ve hakir cehenneme gireceklerdir."(Mü'min- 60)

"De ki: 'Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki her şeyi işiten, her şeyi bilen Allah'ın kendisidir."(Maide- 76)

"...Artık kim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir kimseyi ortak tutmasın"(Kehf- 110)
Hadisi şeriflerde ibadet:
Resuli Ekrem (sav): Cehennem sehvet perdesiyle örtülmüstür. (Oraya) sehvetler (irtikâbiy)le (girilir). Cennet de nefsin hoslanmadığı ibâdetlerle korunmuştur, (buraya da ibâdet meşakkatleriyle girilir).


(Bir gün) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir Adam geldi. Ve:
- Yâ Resûla'llâh, beni bir ibâdete delâlet buyursaniz ki, ben onu isleyince Cennet'e girebileyim, demisti. Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:
- Allâh'a ibâdet edersin, ve Allâh'a hiç bir seyi serik kilmazsin, farz olan namazi kılar, farz olan zekâtı verir ve Ramazan orucunu tutarsın! buyurdu. Adam:
- Hayâtım yed-i kudretinde olan Allâh'a yemîn ederim ki ben, sizden işittigim bu ibâdetler üzerine hiç bir ibâdet ziyâde etmem, deyip de müteâkiben dönüp gidince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem:
- Kim ki, ehl-i Cennet'ten birini görüp mesrûr olmak isterse, şu temiz sîmâya baksın! buyurdu.

İbadet, yapanın niyet ve maksadına göre üç dereceye ayrılır.

  • Allah'a, sevabını umarak ve azabından korkarak ibadet etmek. Yani Cennet ümidi veya Cehennem korkusu ile ibadet etmek.
  • Allah'a ibadetle şereflenmek veya onun emirlerine uymak ve kabul etmiş olmak için ibadet etmek.
  • Allah'a, ibadet ve tâzime lâyık olduğu için ibadet etmek. Bu ibadetin en yüksek derecesidir
    Bu dereceye hadiste "ihsan" derecesi denir. "İhsan; Allah'a sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir" (Müslim)

EN ÖNEMLİ İBADET: NAMAZ
Allah’u teala: “Onlardan sonra bir topluluk yerlerine geldi onlar namazları zai ettiler ve şehvetlerine uydular. Yakında da ğay (kuyusu) ile karşılaşacaklar.” (Meryem: 19/59)
Resuli Ekrem (sav):
“Şayet bir kaya parçası cehennemin kenarına atılacak olsa yetmiş (bin yıllık yoldan) sonra ancak “ğay”a ve “Esame”ye ulaşır.”
diye buyurdu. Denildiki: Ğayy ve Esame nedir? denildi şöyle buyurdular:
“Cehennemin en altında bulunan iki tane kuyudur. Bunlarda cehennem ehlinin irinleri akıp durmaktadır.”

Allah’u teala:
"Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir. Ancak (hesab defteri) sağ yanından verilenler başka. Onlar Cennet içindedir. Günahkârlara, "sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye uzaktan uzağa sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namazı kılmıyorduk..." (Müddesir/38-43)
Hadisi şeriflerde namaz:
Resuli Ekrem (sav): "Benim havzım İyle ve Aden arasından daha uzundur. Nefsim elinde bulunana andolsun ki, O'nun kapları yıldızların sayısından çoktur. Sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Nefsim elinde bulunana andolsun ki, ben, bir kimsenin kendi havuzundan başkasının develerin kovması gibi insanları ondan kovacağım."
Ashab, "yâ Rasulullah, sen o gün bizi tanıyabilecek misin?" diye sordular.
Rasulullah şu cevabı verdi:
"Evet, sizin o gün hiçbir ümmette bulunmayan bir simanız olur. Yanıma abdest eseriyle -azalarınız- aklanmış olarak gelirsiniz." (Müslim)
Resuli Ekrem (sav): “Cennetin anahtarı namazdır.”

Resuli Ekrem (sav):
"Herhangi bir kişi, mükemmel bir abdest alıp da namaz kılarsa, o namazla gelecek namaz arasında işlediği bütün günahları bağışlanır."

Resuli Ekrem (sav):
"Herhangi bir müslüman, farz namaz vakti geldiğinde, o namazın abdestini mükemmel alır, namazında korku ile karışık bir saygı tavrı takınır ve rükûunu da tam yaparsa bilsin ki, bu namaz onun, büyük günahlarından başka, daha önce işlediği bütün günahlarına karşılık olur. Bütün yılı da böyle olur." "Rabbim şöyle dedi:
"Ey Muhammed! O, gündüz ve gecede beş vakit namazdır. Her bir namazın karşılığı on namaz sevabıdır. işte bu, böylece elli vakit namaz eder."

Resuli Ekrem (sav):
"Allah, kullarına beş vakit namazı farz kılmıştır. Küçümsemeden, her kim bu namazları tam kılarsa, Allah onu kıyamet gününde cennete koyacağına dâir kesin söz vermiş olur.
Kim de onları hafife alarak eksik yapıp gelirse, Allah katında ona verilmiş bir söz olmaz. Dilerse onu azaplandırır, dilerse affeder."

Resuli Ekrem (sav):
Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve AIIah Teâlâ hazretleri şöyle der: Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim.

Namaz kılmayanlara Uyarılar:
Resuli Ekrem (sav): “Namazı olmayanın İslamda nasibi yoktur, abdesti olmayanın da namazı yoktur”

Resuli Ekrem (sav):
"Küfür ile îman arasında namazın terki vardır."

Resuli Ekrem (sav):
“Dininizde ilk kaybedeceğiniz şey emanet olacaktır. Son olarak da kaybedeceğiniz namaz olacaktır. Namaz kılanlar arasında da ahlaksızlardan bazı zümreler bulunacaktır.”)

Resuli Ekrem (sav):
“Allah’a bir şeyi ortak koşmayın. Kasten de namazı terketmeyin. Her kim namazı kasten bilerek terkederse (İslam) milletinden çıkar.”

Resuli Ekrem (sav):
“Muhakkak ki İslamın düğümleri teker teker çözülecektir. Herbir düğüm çözüldükçe insanlar da öbürüne teşebbüs edeceklerdir. Bu düğümün başı hüküm ile sonu ise namaz ile (ilgili) olacaktır.”

Resuli Ekrem (sav): “Kıyamet gününde kulun ilk olarak hesaba çekileceği ameli farz namazlar olacaktır. şayet bunları tamamlamış ise (tamamdır), aksi takdirde ona: “Bakın nafileleri var mıdır?” denilir. şayet onun nafileleri (kıldığı) olmuşsa, nafileleri ile farz tamamlanır. Sonra da diğer farz ameller de böylece yapılır.”

Resuli Ekrem (sav):
“Her kim namazı muhafaza ederse onun için (bu) bir nur ve burhan olur. Kıyamette de bir kurtuluş olur. Kimde bunu muhafaza etmezse bu ona ne bir nur ne bir burhan ve ne de bir kurtuluş olur. Kıyamet gününde Karun Firavun, Haman ve Ubey b. Halef ile beraber olur.”

Allah’u teala:
"Onlara "namaz kılın" denildiği zaman itaat edip namaz kılmazlar. (Namaz kılmayarak Kur'an ayetlerini) yalanlayanların o gün vay haline! Artık Kur'an'ın ayetlerinden sonra neye inanacaklar?" (Mürselat 48-50)

Resuli Ekrem (sav):
“Sabır ve namazla yardım isteyin. Çünkü bu sadece huşulu olanlar için büyük bir konudur. Onlar ki Rabbleriyle kavuşmayı zann ederler (arzularlar). Onlar hiç şüphesiz O’na (c.c.) dönücüdürler.” (Bakara 2/45, 46)

Muaz bin Cebel radıyallahü anh şöyle rivayet ediyor:
Peygamber aleyhisselâm ile bir seferde beraber bulunuyordum. Birgün sabahleyin onun yanında idim ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki:
— Ey Allah'ın Resulü, bana, cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver.
Allah'ın
Peygamberi buyurdular ki:

  • Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah'ın kolaylaştırdığı kimseye o, kolaydır.
  • Þöyle ki: Allah'a ibadette bulunur, ona hiç bir þeyi ortak koþmazsýn,
  • namazý devamlý olarak kýlar, haccýný da eda edersin.
  • Ve ilâve ederek: Sana hayır kapılarını göstereyim mi?
  • Oruç, günahlardan koruyucu bir ibadettir.
  • Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahların ateş azabını söndürür.
  • Kiþinin, gecenin tenha vaktinde kýldýðý namaz, salih kullarýn alâmetidir.

Sonra Resulûllah aleyhisselâm: «Çok ibâdet etmekten, (o kimselerin) vücudları yataklardan uzak kalır; korkarak ve ümid ederek Rablerine yalvarırlar, verdiğimiz rızıklardan başkalarına verirler, yaptıklarına karşılık olarak, onlar için gizlenen müjdeyi bilen olmaz.» (Secde Sûresi) mealindeki Âyet-i Kerîmeyi okudu.

Ve bundan sonra:
— Sana işin başını, temel direğini ve zirvesini söyleyeyim mi? buyurdular.
— Söyle ey Allah'ın Resulü, dedim. Buyurdular ki:
— İşin başı islâm, temel direği namaz, zirvesi de cihad'dır. Bundan sonra buyurdular ki:
— Bunların hepsini koruyan şeylerin ne olduğunu haber vereyim mi?
— Haber ver, Ey Allah'ın Resulü, dedim. Bunun üzerine eli ile dilini işaret ederek:
— Bunu, yani dilini koru, buyurdular. Bunun üzerine:
— Konuştuklarımızla mesul tutulur muyuz, ey Allah'ın Resulü? diye sordum.
— Allah, Allah, ey Muaz! Dillerinin ettiğinden başka bir şey insanları cehenneme atar mı? Yani çoğu defa insanı felâkete götüren dili dilinin yaptıklarıdır, buyurdu. (Tirmizî)