İşçi alımı

+ Yeni Konu aç
Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Mikrop Nedir? Bakteri Nedir? Mikrop ve Bakteriler Hakkında Bilinmesi Gereken Herşey

Ödev ve Tezler Katagorisinde ve Biyoloji Forumunda Bulunan Mikrop Nedir? Bakteri Nedir? Mikrop ve Bakteriler Hakkında Bilinmesi Gereken Herşey Konusunu Görüntülemektesiniz.->Mikrop nedir ? Birçok insan bakteri olarak da bilinen mikroorganizma (mikrop)'lara aşinadır. Mikropları yeryüzünde toprak,su,kaya,bitki,hayvan ve hatta insanlarda bulunurlar. Ölümden ...

  1. #1
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Mikrop Nedir? Bakteri Nedir? Mikrop ve Bakteriler Hakkında Bilinmesi Gereken Herşey

    s11
    s11
    Mikrop nedir ?
    Birçok insan bakteri olarak da bilinen mikroorganizma (mikrop)'lara aşinadır. Mikropları yeryüzünde toprak,su,kaya,bitki,hayvan ve hatta insanlarda bulunurlar. Ölümden sonra bütünyaşayan organizmalar ana elementleri olan su, karbon, nitrojen, fosfat ve iz elementlerine ayrışırlar.


    Bu prosese bioremidasyon adı verilir. Altı milyon organik molekulun geri dönüşümü ortalama bir milyon adet bakteri gerektirir.

    Mikroplar gibi basit formdaki canlıları tarif etmek zordur. O kadar küçüktürlerki onları görebilmek için çok güçlü mikroskoplara ihtiyaç vardır. Mikropların çürüme, fermantasyon ve hastalıkların kimyasal etmeni olduğunu öğrenmek ancak mikroskopların gelişimi ile mümkün oldu.

    Mikroplar dünyadaki ilkel tek hücreli organizmalardır. Genelde üç ana formda bulunurlar, bunlar; round (coccus), rod (bacillus) ve spiral (spirillum)'dur.

    Neden atık arıtımı için bakteriler uygundur ?

    Bakteriler doğanın geri dönüşümcüleridir. İnanılmaz sayıda bileşiği indirgeme özelliğine sahiptirler. Doğada tüm organik maddelerin geri çevrimi bakteriler tarafından gerçekleştirilir.

    Bakteriler atığı tam olarak nasıl indirgerler ?

    Bakteriler büyüme ve üremelerinde kullanılmak üzere kompleks bileşikleri öncelikle enzim salgılayarak hücre içerisine alabilecekleri boyutlara kırarlar.

    Bazı bakteriler BOI' ye yol açan askıda katı maddelerde bulunan karbonhidrat ve proteinleri,bazılarıda bir çok organizmanın yapamadığı sülfür,amonyak ve hidrokarbon gibi bileşikleri kullanırlar.Suya eklendiklerinde suda yüzen yada tabana çöken katı partiküllere tutunurlar ve partikülleri decompose edecek enzimler salgılarlar.(Secrete)

    Amonyak ve sülfür gibi belli çözünmüş bileşikler doğrudan hücre içerisine absorbe edilir.
    Tür kombinasyonları spesifik kirleticilerde;genelde tek başına uygulanan zincirlerden çok daha güçlü ve tam bir indirgeme sağlar,çünkü bu türün yan ürünleri genelde diğer türlerin besini olarak hizmet verir.
    Bu sebeple,ancak bu tür hazır doğru ve dengeli bakteri zincirleri kirleticilerin karbondioksit su ve sülfat gibi toksik olmayan son ürünlere tamamen indirgenmesinde bu sinerjik etkiyi yakalayabilir.
    Görevler tamamlandığında bakterilere ne olur?

    Bakteriler iyi beslendiklerinde türlerine bağlı olarak her 15-20 dakikada iki kat gibi inanılmaz hızlı bir oranda çoğalırlar.

    Bakteriler sistemdeki kirleticiler bu nüfusu besleyebildikleri sürece çoğalırlar.kirlilik seviyesi düştükçe,ölür ve çok daha az ürerler.Bu sayede nüfus doğal olarak kendini kirlilik seviyesine göre dengeler.Görevlerinin tamamlanmasıyla beraber bakteriler iç solunuma geçerek birbirilerini tüketir. Bazıları uykuya (dormany) geçer ve kirlilik seviyesi artarsa tekrar aktive olur.
    Bakteriler genetik olarak mı elde edilmektedir ?

    Hayır. Tüm bio-system ürünleri tabiatta mevcut bakterilerden oluşmaktadır. Yalnızca bakteriler kuvvetlendirilerek uygun ortamlar için sınıflandırılmaktadır.
    Atıkların deşarjında BOI ve KOI neden kontrol altına alınmalıdır?

    BOI Biyolojik Oksijen İhtiyacı mikroorganizmaların su yada atık sudaki indirgenebilir organik maddelerin aerobik koşullar altında stabilize etmek için kullandıkları oksijen miktarıdır.Bu indirgemede organik madde bakterinin besin ve enerji kaynağıdır.BOI testi genellikle 5 günlük 20 C her anlık inkibasyon süresi gibi kontrol edilebilir koşullardaki oksijen tüketimini ölçer.Suyun içeriğindeki organik madde yani kirlilik ne kadar fazla ise,bu tüketimde o oranda yüksek sonuç verecektir.

    Ekolojik dengenin korunması için,patajonik bakteri ve yüksek BOİ li aşırı besin içeren deşarjlar kontrol altına alınmalıdır.Büyük miktarlı ve sindirilmemiş besinlerin toprağa aşırı yüklenmesi nitrojen çevriminin dengesini bozar,yüksek BOİ seviyeleri bazı bitkileri öldürür,bazı(indigenous)hayvan,kuş yada böcek türlerinin açlıktan ölümüne yol açacak farklı bitkilerin gelişimine neden olur.Bu tür atıklar yer altı su tabakasının yakınlarındaki ırmak ve gölleri kirletebilir.Bu besin fazlası su ortamlarında toplu ölümlere yol açabilecek normal balık kabuklu vb. su canlıları tarafından sindirilmeyecek farklı fitoplanktonların üremesine destek verir. Yüksek BOİ ortamda mevcut oksijeni tüketeceğinden diğer canlılar için suda yeterli oksijen kalmamasına neden olur.Üreyen koku,ortamın istenmeyen böcek ve canlılara cazibesini artırır.

    Yüksek KOİ de yukarıdaki etkilerin yanısıra,içerebileceği toksik kimyasallarla daha yüksek hayat formlarını bile zehirleyebilir. Doğal mikroorganizmaları toksik olarak etkileyerek besin zincirinin kırılmasına neden olabilir.

    Dolayısıyla, yüksek nüfus yoğunluğu yada sanayileşme ile atıkların belli zararsız deşarj standartları öngörülerek kontrol altına alınmaları kesinlikle gereklidir.
    Atıksu arıtma tesislerinde bu tür bakteri kültürlerinin kullanım ve üretimi, çevreye sıçrama ve kontrolsüz üreme gibi riskler taşır mı?

    Tabii ki hayır. Atıksuların biyolojik arıtımı, bu tür kültürlerin üretim ve arıtılmak istenen organik maddelerin "biyo kütle - biomas" olarak adlandırılan bu bakterilere besin kaynağı olarak kullandırılarak atıksudan ayrılması esasına dayanır. Bu tür ürünler, doğal yada benzer tesislerden aşılanarak tesislerde üretilen biomas' ın; amaca yönelik daha yüksek performansta bakterilerin hazır olarak sisteme verilmesi ile daha yüksek kalitede bir biomas üretmek için kullanılırlar. Tamamı uluslar arası bakteri sınıflandırma literatüründe yer alan Grup I - Patojenik Olmayan (Group I - Nonpathogenic Microorganisms) kültürlerinden nutrient ve katalizör katkıları ile üretilir. Ürünlerin ülkemize ithalinde ilgili mevzuat gereği taahhüt edilen konsantrasyona sahip olup olmadığı ve patojen mikroorganizma üretimine yol açıp açmadığına dair resmi analiz sonuçları tekrarlanarak teyit edilir.


    BAKTERİLER GENEL ÖZELLİKLERİ

    Monera alemini oluşturan prokaryot canlıların en yaygın ve en çok bilinen grubu bakterilerdir. O kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Deneysel olarak ilk defa 17. yüzyılda bakterileri gözleyebilen ve onların şekillerini açıklayan Antoni Van Lövenhuk olmuştur. Bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır. Hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler. Büyüklükleri normal ökaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır. HÜCRE YAPISI Prokaryot olduklarından zarla çevrili çekirdek, mitokondri, kloroplast, endoplazmik retikulum, golgi gibi organelleri yoktur. Ribozom bütün bakterilerin temel organelidir. DNA, RNA, canlı hücre zarı ve sitoplazma yine bütün bakterilerin temel yapısını oluşturur. Bunlara ek olarak bütün bakterilerde hücre, cansız bir çeperle (murein) sarılıdır. Çeperin yapısı, bitki hücrelerinin çeperinden farklıdır. Selüloz ihtiva etmez. Bazı bakterilerde hücre çeperinin dışında kapsül bulunur. Kapsül bakterinin dirençliliğini ve hastalık yapabilme (patojen olma) özelliğini artırır. GENEL BİR BAKTERİ ŞEKLİ Bazı bakteriler kamçılarıyla aktif hareket edebilirken, bazıları kamçıları olmadığı için ancak bulundukları ortamla beraber pasif hareket edebilirler. buna göre bakteriler, kamçısız, tek kamçılı, bir demet kamçılı, iki demet kamçılı ve çok kamçılı olarak gruplandırılır. Bazı bakteriler mezozom denilen zar kıvrımları bulundurur. Burada oksijenli solunum enzimleri (ETS enzimleri) vardır. Oksijenli solunum yapan, ancak mezozomu bulunmayan bakterilerde ise solunum zinciri enzimleri hücre zarına tutunmuş olarak bulunur. bakterilerde genel yapının % 90ı sudur. suda çözünmüş maddeler hücre zarından giriş-çıkış yaparlar. DNAlar sitoplazmaya serbest olarak dağılmıştır. Bakteriler ökaryot hücrelere göre daha çok ve daha küçük ribozom içerirler. bu sayede protein sentezleri çok hızlıdır. Bakteriler çeşitli özellikleri bakımından gruplandırılırlar. Bu özelliklerin başlıcaları ; şekilleri, kamçı durumları, beslenmeleri ve boyanmaları olarak sayılabilir. ŞEKİLLERİ ve BOYANMALARI Bakteriler ışık mikroskobunda bakıldığında başlıca şu şekillerde görülürler. a. Çubuk şeklinde olanlar (Bacillus):Tek tek veya birbirlerine yapışmışlardır. Tifo, tüberküloz ve şarbon hastalığı bakterileri bu şekildedir. b. Yuvarlak olanlar (Coccus): Genellikle kamçısızdırlar. Zatürre ve bel soğukluğu bakterileri bunlara örnektir. c. Spiral olanlar (Spirullum): Kıvrımlı bakterilerdir. Frengi bakterileri ve dişlerde yerleşen Spiroketler bunlara örnektir. d. Virgül şeklinde olanlar (Vibrio): Virgül biçiminde tek kıvrımlıdırlar. Kolera bakterisi gibi. Bakterilerin boyanmaları: Danimarkalı Bakteriyolog Gram tarafından geliştirilen boyalarla boyana...

  2. #2
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Mikrop Nedir? Bakteri Nedir? Elektrik Üreten Bakteriler,Yararlı Bakteriler

    s11
    Elektrik Üreten Bakteriler ;

    Dünyamızda yaşayan canlılardan boyut olarak en küçük ama sayıca en çok olan bakteriler, yapılarındaki basitliğe rağmen yaptıkları işler açısından mükemmellik ve ilginçlikleri ile dikkatimizi çekiyorlar. Diğer hücrelerden farklı olarak, organeli olmayan, sadece dış zar ve zar içerisinde yüzen bir dizi molekülden ibaret bu minik yaratıklar en umulmadık yerlerde, en umulmadık besinleri kullanarak “hayat”ın dünya üzerinde ne kadar yaygın ve muhteşem olduğunu bizlere gösteriyorlar.

    İlginç bakterilere bir örnek de Geobacter ailesine ait bakterilerdir. Bu bakterilerin özelliği ‘demir oksit’ solumaları. Yani biz karbonhidratları karbondioksit ve suya parçalarken, oksijenden yararlanıyoruz, Geobacter’ler ise bu işlem için oksijen yerine demir oksit kullanıyorlar.
    Elektron transfer kabiliyetleri ile ilgi çeken Geobakter’ler, ilk olarak 1987’de Washington yakınlarındaki bir nehirden alınan örneklerin incelenmesi sonucu bulunmuştur. Geobakter’lerin önemli bir özelliği ise petrolü besin olarak kullanıp, zararsız karbondioksite dönüştürebilmeleri. Bu ilginç bakteriler sadece petrol kirliliğini yok etmekte değil yeraltı sularındaki radyoaktif metallerin temizlenmesinde de kullanılabiliyorlar.

    Massachusetts Üniversitesi’nden Derek Lovey ve öğrencileri yeraltı sularındaki uranyum kalıntılarının temizlenmesinde kullanılabilecek bakterileri ararken, kaza eseri başka bir amaçla kullanılabilecek bir bakteri keşfettiler. Lovey ve öğrencilerinin yaptıkları çalışmada bakteri örnekleri demir içeren ortamda bırakılarak, hangilerinin yaşayıp çoğalabildikleri tesbit edilmeye çalışılmıştır.

    Bu deneyler sırasında Kevin Finneran Rhodoferax ferrireducens adı verilen bir bakterinin, diğerlerinden farklı olduğunu gözlemlemiş ve bakteriyi yakından tanımak amacıyla Dr. Chaudhuri deneyler yapmıştır. Bu deneyler sounucunda R. ferrireducens bakterisinin Geobacter’ler gibi elektron transferi yapabildikleri bulunmuştur. Bu bakteriler bulundukları ortama iletken bir elektrod konulduğunda, bu elektrod üzerine tutunarak çoğalmaktadırlar.

    Sonra bakteriler sıvı içindeki glikozu (veya diğer karbonhidratları, şekerleri) karbondioksite parçalarken açığa çıkan elektronları, üzerinde bulundukları elektroda verirler ve böylece elektrik akımını başlatmış olurlar. Diğer bir deyimle bu bakteriler ile biyo-piller yapılabilmektedir. Bu çalışmayı benzer biyo-pillerden ayıran en önemli özelliklerden biri verimin %80’in üzerinde olmasıdır. Daha önce ancak %10 verimle çalışan bakteriler bulunabilmiştir.

    R. ferrireducens biyo-pilleri ile bir kâse şeker kullanılarak, 60 wattlık bir ampül 17 saat boyunca yakılabilmektedir. R. ferrireducens biyo-pillerinin başka bir avantajı da, diğer biyo-pillerin aksine, zehirli kimyasallara gereksinim duyulmayışı ve bakterinin glikoz haricinde diğer şekerleri de tüketebilmesidir. Bakterilerin glikoz haricindeki diğer organik maddeleri tüketebilmesi, besin olarak atık su veya şeker üretiminde ortaya çıkan yan ürünlerin kullanılabilme ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu şekilde üretilen pillerin çevre dostu olup, çevre temizliğine katkıda bulunması ümit edilmektedir.

    R. ferrireducens bakterileri ile denizler de dev pillere dönüşebilir. Amerika Deniz Araştırmaları Ofisi’nden elektrokimyacı Leonard Tender bütün bir okyanusu kocaman bir pil olarak düşündüğünü söylüyor. Okyanus tabanına yerleştirilecek olan elektrodların üzerinde kümelenen R. ferrireducens bakterileri okyanus tabanına düşen organik maddeleri besin olarak kullanıp elektrik üretebilir. Özellikle okyanus dibindeki deprem alıcıları veya deniz canlılarını araştırmak için yerleştirilen alıcılarda R. ferrireducens biyo-pillerinin kullanılabilmesi üzerine çaışılıyor.

    R. ferrireducens biyo-pilleri ile ilgili çalışmalar henüz çok yeni. Bu pillerde verim diğer biyo-pillere oranla çok yüksek olsa da şu anda çok yavaş çalışmaktadırlar. Elektrod olarak kullanabilecek daha iyi iletken malzemeler bulunması, yüzey alanını genişletip bakteri sayısını artırmak ya da genetik mühendisliği metodları ile bakterileri değiştirerek pillerin daha kullanılabilir hale gelmesi üzerine çalışmalar devam etmektedir. Yakın gelecekte elektrikle çalışan aletlerimizin bir kısmı mikrop gücüyle çalışır hale gelebilir. Yani bir zamanların beygir gücünden sonra gelecek yüzyıl da mikrop gücünden yararlanacak gibi.

    Milyonlarca bakteri içinden isteneni bulmak hakikaten zor bir iş. Yine pek çok defa olduğu gibi görünüşte tesadüf, ama gerçekte tevafuk eseri bir tanesi daha biz insanların dikkatine sunuldu. Endüstriyel atıkların temizlenmesi, ilaçtan deterjanlara, plastik üretimine kadar sayamadığımız çok farklı yerlerde yararlandığımız bakteriler umuyoruz ki yakında ucuz ve temiz enerji üretiminde de bizlere yardımcı olacaklardır.

    Özellikle fosil yakıtların azaldığı, alternatif enerji arayışlarına yöneldiğimiz bu yüzyılda böyle bir buluşun yapılması çok önemli. Her zaman olduğu gibi yine en verimli, en ucuz ve çevre dostu çözümleri yine tabiatın içinden buluyor, gözümüzle göremediğimiz minik kimyacılardan ders almaya ve onların daha keşfedilmememiş nice sırlarını aramaya devam ediyoruz.


    YARARLI BAKTERILER

    Bakteri ismini duydugunuzda akliniza nasil bir canli türü geliyor? Elbette birçogumuzun aklina bu isim duyuldugunda mikroplar, hastaliklar ve uzak durulmasi gerekilen küçük yaratiklar gelmektedir. Ancak bunun yaninda yine birçogumuz hergün mutfagimizi, banyomuzu sterilize etmek için ugrasirken yok ettigimiz milyonlarca bakteri türünün hayatimizdaki olmazsa olmaz dedirtecek faydali özelliklerinden de bihaberiz. Aslinda iste bu monera aleminin küçük canlilari olan bakteriler olmasaydi, ne dünya simdiki oldugu gibi olabilirdi ne de insanlar simdi göründükleri gibi olurdu. Dünyamizin bu mikroskopik canlilari sadece insandaki bazi zararli canlilari öldürmekle kalmaz, dünyamizin üzerine kuruldugu kimyasal döngülerde de önemli yerler edinirler.
    Bakterilerin en önemli faydasi olarak dünyamizda biriken artik maddelerin ana biyolojik monomerlerine ayristirilmasi olarak gösterebiliriz. Eger çürükçül bakteriler olmasaydi ölü insan bedenleri ve canliligini yitirmis bitki parçaciklari öldükleri bedende kalacaklardi ve bunlarin ana organik maddelere dönüsümü olmayacakti. Böylece karbon döngüsünün önemli bir parçasi yerine getirilmemis olacakti. Bu çürükçül bakteriler yaptiklari bu parçalama islemiyle ayni zamanda topraklari da beslerler ve verimli hale getirirler.
    Bazi bakterilerin çürütücü göreviyle dogaya katkilarda bulunmasinin yaninda kimi bakterilerde asi veya antibiyotik olarak tip sektöründe insanlara daha saglikli bir hayat sunmak için kullanilirlar. Bilindigi üzere öldürülmüs veya zayiflatismis bakteriler insan vücuduna enjekte edildiginde, vücut bu bakterilere karsi antikor üretmeye baslar ve bu zayiflatilmis veya ölü olan bakterilere karsi bir üstünlük saglar. Bu olaya tip alaninda bagisiklik denmektedir. Vücut güçsüz bakterilere karsi benzetme yerindeyse bir antreman yapmis olur ve güçlü, saglam bakterilerle karsilastiginda nasil davranmasi gerektigini ögrenmis olur. Bildiginiz gibi günümüzde de tetanoz olsun verem olsun bir çok hastaligi önlemek için çok çesitli bakteriler kullanilir ve bir önlem olarak sayilirlar. Yine benzer sekilde bazi bakteriler de yine tip sektöründe antibiyotik yapiminda kullanilirlar. Streptomycin adi verilen bir bakteri türü Bacitracin,Polymyxin, ve Erythromycin adi verilen antibiyotikler üretmektedir ve bu antibiyotikler hastalik önleyici olarak çok zaman insanlar tarafindan kullanilmaktadir.
    Bakteriler kimi zamanda besin yapiminda sikça kullanilmaktadir. Birçok bakteri türü fermantasyon adi verilen süreç sonucunda kimyasal degisikliklere sebep olmaktadir. Örnegin peynir ve yogurt bu tür kimyasal degisikliklerin sonucu ortaya çikmis yararli besinlerdendir. Ayrica yine Clostridium bacterium adi verilen bir bakteri türünün fermantasyonu süreci sonunda ortaya çikan bütül alkol ve asetone kimya sektöründe çok kullanilan degerli kimyasal maddelerdendir. Yine benzer sekilde insan kaninin plazmasinda bulunan Dextran adli yararli bir madde de yine Leuoconostoc adli bir bakteri tarafindan yapilmaktadir. Saymakla tükenmeyecek faydalari olan bakterilerin son bir yararindan da bahsetmek gerekirse, bazi bakteri türleri bazi hayvanlarin bagirsaklarinda özellikle selülöz sindiriminde kullanilmaktadir ve bu selülözün karbonhidratlarin temel tasi olan glikoza indirgenmesini saglar ve böylece hücreler için gerekli olan enerji de bulunmus olur.
    Aslinda hep kafamizda zararli yaratiklar olarak yer edinmis olan bakterilerin faydalari sayilacak gibi degildir ama bu kadari bile insanlari sasirtmaya yetmektedir. Bizim zararli olarak nitelendirdigimiz bu monera aleminin nerdeyse 1 mikrondan küçük bu savasçilari, bizim onlari zararli ve yok edilmesi gerekilen küçük yaratiklar olarak nitelendirmelerimize aldiris etmeden hep bizim yararimiza çalismaktadirlar ve ileride de bizim emrimizde çalisacaklardir; her ne kadar biz onlarin faydalarin farkinda olmasak da...

  3. #3
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    Thumbs up Fungus Nedir? Protozoa Nedir? Bakteri Nedir? Virüs Nedir? Mikrop Nedir?

    s11


    Mikrop Nedir?
    Yeryüzünde yaşayan en küçük canlılar olan mikroplar milyarlarca yıldır var. Ama insanlar onların varlığını ancak 1683 yılında öğrendi. Mercek yapmayı hobi olarak benimseyen Hollandalı tüccar Antony van Leeuwenhoek bu merceklerle çalışırken çok küçük canlıların varolduğunu keşfetti. Mikropların hastalıklara yolaçtığı ise, 2 yüzyıl sonra, 19'uncu yüzyılın sonlarında anlaşıldı. Mikrop başlığı altında birkaç tür biraraya gelmektedir.



    Virüs

    En küçük mikroptur. Tam olarak hücre bile değildir. Sadece genlerden ibarettir.



    Bakteri

    Kendi yaptığı kimyasal süreçlerle veya üzerinde yaşadığı canlılardan beslenir. Ölü dokular da bakteriler için besin kaynağı oluşturur. 3 buçuk milyar yıldır dünya da yaşayan bakteri, virüsden çok daha büyüktür. Eğer bir virüsün insan büyüklüğünde olsaydı, bir bakterinin Amerika'nın New York'taki Hürriyet Heykeli büyüklüğünde olması gerekirdi.



    Protozoa

    Yaklaşık 2 milyar yıldır yeryüzünde bulunan bir grup parazite verilen isim. Protozoa, bakteriye benzer ama ondan bin misli daha büyüktür.



    Fungus

    Bunlar her türlü maddeyi temel unsurlarına ayırarak, hayvanların ve bitkilerin yararlandığı besleyici maddeleri ve mineralleri oluştururlar. Bilinen yaklaşık 100 bin türü vardır. Değişik mantar çeşitleri ve mayalar bu gruba girer.

    Bu Bakteriye Dikkat!!

    Bu dünyayı paylaştığımız hatta ev sahipliği yaptığımız canlı gruplarından biri de bakteriler.Yanlış duymadını!!Bakterilere ev sahipliği de yapıyoruz.Örneğin,derimizin bir santimetre karesinde yaklaşık 100.000 bakteri var.Elbette bakteriler yanlızca derimizde yaşamıyor.Bedenimizin farklı bölümlerinde yaşayan farklı bakteri türleri var.Bunlardan biri de ince bağırsaklarımızdaki Escherichia coli(eşerişiya koli okunur)adı verilen bakteriler.Kısaca E.coli denilen bu bakteriler aslındabağırsaklarımızda besinlerin parçalanmasına ve sindirilmesine yardımcı oluyorlar.Ancak gelin görn ki bu bakteriler bedenimizin başka bir bölümüne yerleşirse yada bağırsakalrımızda gereğinden fazla çoğalırsa hastalanabiliyoruz.



    Izgara köfteyi kim sevmez ki??Şöyle dışı güzelce kızarmış.Ancak siz siz olun içi yeterince pişmemiş pembe renkli görünen köftelerden uzak durun.Elbette yanlızca köftelerden değil,iyi pişmemiş diğer tüm et çeşitlerinden uzak durun.Çünkü E.coli bakterilerini iyi pişmemiş etler,iyi yıkanmamıi meyve ve sebzeler ya da pastörizze edilmemiş meyve sularından,sütten alabiliriz.Hatta kanalizasyon sularının karıştığı sulardan içersek ya da böyle sularda yüzerken su yutarsak hastalanabiliriz.E.coli bize bulaştığındaysa yüksek ateş,karın ağrısı,ishal,kusma vb. belirtiler ortaya çıkıyor.Çoğu zaman kendi kendimizi iyileştirebiliyoruz;ancak bedenimizin bu hastalıkla baş edemediği durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekebiliyor.Ama yukarıdaki belirtilerin sorumlusu her zaman bu bakteri olmayabilir.E.coli'den zarar görmemek bizim elimizde!!Dikkat edilecek şeyler basit:Az pişmiş yada pişmemiş etlerden uzak durmak,yüzeken su yutmamak,mutfak tezgahını her zaman temiz tutmak,üzerinde çiğ et bırakmamak ve hepsinden önemlisi tuvaletten çıktıktan sonra yada yemeklerden önce ellerimizi yıkamak!!

    Bu yazıyı Bilim Çocuk Dergisi'nden aldım!!Teşekkürler Bilim Çocuk!!

  4. #4
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Arkeabakteriler, Öbakteriler, Bakteri İsimlendirilmesi,Bakterilerin Sınıflandırılması

    s11
    Bakteriler, tek hücreli prokaryotik mikroorganizmalardır. Büyüklükleri 0.1 - 10 µm arasında değişir. 3500 milyon yıldan daha uzun bir süredir dünyada var oldukları bilinmektedir. Hava, toprak, su ile canlı dokularında yaşarlar ve biyolojik olarak hayatın devam etmesi için çok önemlidirler. Siyono bakteriler (cyanobacteria) fotosentez yapabilirler ve dünyada bilinen ilk yaşam formunu oluşturmuşlardır1. Bazı bakteri türleri hastalıklara neden olabilirler.
    Bakteri kelimesi Yunanca bakteria 'çubuk, kamış' kökünden gelir. Bunun nedeni bulunan ilk bakteri türlerinin çubuk şeklinde olmalarıdır.2
    Her gün yeni bir bakteri türü keşfedilirken, bilinen bakterilerin sınıflandırılması gittikçe zorlaşmaktadır. Bakterilerin taksonomik tasnifi konusu fazlasıyla ihtilaflıdır. Yine de Woese tarafından 1977'de yapılan ve 16S rRNA dizilimini temel alan sistematiğe göre, bakterilerden oluşan prokaryotlar iki ana gruba ayrılır: Arkeabakteri (archaebacteria) ve öbakteri
    (eubacteria).
    1990'da gelen yeni yapılanma ise tüm canlıları üç gruba ayırmıştır: Arkeabakteriler (arkealar), bakteriler ve ökaryotlar
    (eucaryote). Bu sınıflandırmaya göre bakteriler ve arkeabakteriler haricindeki tüm canlı organizmalar ökaryottur. Çoğu biyolog ikiye bölünüşü kabul ederken, birçok moleküler biyolog üçe bölünüşü uygun görür.

    Konu başlıkları

    1- Arkeabakteriler
    2- Öbakteriler

    3-Bakterilerin İsimlendirilmesi
    3-1 Şekillerine Göre

    3-2 Boyanmalarına Göre
    3-3 Beslenmelerine Göre

    3-4 Solunumlarına Göre

    4- Referanslar

    Arkeabakteriler

    1970'lerin sonunda keşfedilen arkeabakteriler birçok biyoloğu fazlasıyla şaşırtmıştı, zira bu bakteriler çok ekstrem ortamlarda yaşayabilmekteydiler. Örnek olarak; Metanojenik arkeabakteri (methanogenic archaebacteria), anaerobik ortamlarda yaşar ve metabolizmasının sonucu olarak metan üretir. Büyük baş hayvanların karınlarında yaşayabilir, zaten bu tür hayvanların ürettiği bağırsak gazlarından da sorumlu olan bu bakteri türüdür. Ekstrem derecede Halofilik arkeabakteriler (Halophilic archaebacteria) ise tuz seviyesi çok yüksek ortamlarda yaşayabilir. Halo Yunanca
    'tuz' anlamına gelmektedir. Termoasidofilik arkeabakteriler ise yüksek sıcaklıklara sahip asit gölcüklerinde yaşayabilir ki bu tür ortamlarda sıcaklık 100°C'un üzerinde, pH ise 2 seviyesinde olabilir.
    Arkeabakterilerin, ekstrem ortamlara tolere edebildikleri için, hem öbakterilerin (eubacteria) hem de ökaryotların atası oldukları öne sürülmüştür.

    Öbakteriler

    Yunanca "eu", iyi - doğru ve "bakterion", yaniçubuk kelimelerinden türetilmiştir. Dünyada çok ekstrem ortamlar hariç düşünebileceğimiz her yerde mevcutturlar.

    Bakterilerin isimlendirilmesi

    Bakterilerin bilimsel isimleri iki kelimeden oluşur. İlk kelime cinsini gösterir. İkinci kelime ise, türünü gösterir. Bakteriler, şekilleri, kamçı durumları, beslenmeleri ve boyanmaları gibi çeşitli özelliklerine göre gruplandırılırlar.

    Şekillerine göre

    Çubuk şeklinde olanlar (Bacillus)
    Çubuk biçimdeki bakteriler silindirik veya buna yakın bir görünüme sahip olduklarından boyları enlerinden daha uzundur. Ancak, bu formları cins ve türlere göre değişebileceği gibi, aynı tür mikroorganizma kültürünün çeşitli üreme fazlarında da farklılıklar meydana gelebilir. Örn, E. coli 'nin logaritmik üreme döneminde, genellikle, morfolojik yönden bir örneklik fazla görülmesine karşın, üremenin durma veya mikroorganizmaların ölme döneminde flamentöz formlara ve/veya değişik bireysel şekillere (involusyon formları) rastlamak mümkündür. Besi yerinin bileşiminin ve diğer çevresel koşulların da bakterilerin morfolojilleri üzerine etkileri vardır.

    Yuvarlak olanlar (Coccus)
    Bunlar, çomak veya spiral formda olanlara oranla, morfolojik olarak, cins veya tür içinde daha fazla homojenite gösterirler. Çapları, ortalama, 0.8-1.0 mikrometre (µm) arasında değişmesine karşın, daha küçük (0.4-0.8 mm) veya daha büyük (1.2-2.0 µm) olanları da bulunmaktadır. Genel bir kaide olmamakla beraber, hastalık oluşturan türlerin çapları 0.8-1.5 µm. arasında yer almaktadır. Koklar, her ne kadar, yuvarlak biçimlerde olmalarına karşın bazı türlerde morfolojik değişikliklere rastlanılmaktadır.
    Coccus bakterileri kendi aralarında gruplara ayrılırlar:

    • Monokok Bakteriler (Coccus): Grup halinde olmayan coccus bakterilerini içerir.
    • Diplokok Bakteriler (Diplococci): İki coccus bakterisinin oluşturduğu grupları içerir. Örnek olarak bel soğukluğu hastalığına neden olan Neisseria gonorrhoeae türünü verebiliriz.
    • Stafilakok Bakteriler (Staphylococci): Coccus bakterilerinin üzüm salkımı şeklinde dizilmeleri sonucu oluşan grupları içerir. Bu bakteriler parmakta dolama, göz kapağı iltihaplanması gibi hastalıklara sebebiyet verirler.
    • Streptekok Bakteriler (Streptococci): Tıpkı bir zincir şeklinde dizilen coccus bakteri gruplarını içerir.

    Spiral olanlar (Spirullum)
    Uzun bir eksen etrafında helezoni tarzda sarılmış bir vücuda sahip, bükülebilir (fleksible) ve uzun eksen etrafında dönerek hareket edebilirler. Uzunluk, sarmal sayısı ve sarmal yüksekliği türler arasında farklar gösterir. Örnek olarak frengi hastalığına neden olan Treponema pallidum türünü verebiliriz.
    Virgül şeklinde olanlar (Vibrio)
    Flagella(kamçı) ları ile birlikte virgül şeklini anımsatırlar.

    Boyanmalarına göre

    Gram boyası ile boyandığında mavi-mor renk veren bakterilere gram (+), kırmızı-turuncu renk veren bakterilere ise gram (-) bakteriler denir. Farklı renklerin ortaya çıkması, hücre çeperinin özelliklerinden kaynaklanır. Gram (+) bakteriler kalın, peptidoglikandan oluşmuş tek katmanlı bir çepere sahipken, gram (-) bakterilerde iki ince katmanlı (İlk tabaka karbonhidrat ve proteinlerden, ikinci tabaka ise yine peptidoglikandan oluşmak üzere) hücre çeperi bulunmaktadır.

    Beslenmelerine göre

    Bazı bakteriler ototrof olup, fotosentez veya kemosentez yaparlar. Örnek olarak siyanobakterileri verebiliriz. Çoğunluğu ise heterotrof olup, saprofit veya parazit yaşarlar.
    • Heterotrof Bakteriler
    1. Saprofit Bakteriler: Bakterilerin çoğunluğunu oluşturur. Besinlerini bulundukları ortamlardan hazır sıvılar olarak alırlar. Nemli, ıslak ve çürükler üzerinde yaşarlar. En çok amino asit , glikoz ve vitamin gibi besinleri ortamdan alırlar. Bu tür bakteriler dış ortama salgıladıkları enzimlerle bitki ve hayvan ölülerini daha basit organik maddelere parçalayarak onların çürümesini sağlarlar. Böylece hem toprağın humusunu artırırlar, hem de kendilerine besin sağlarlar. çürütme sonucu çeşitli kokular meydana gelir. Bu yüzden bu olaya kokuşma denir. Bazı saprofit bakteriler, sütün yoğurt ve peynir olarak mayalanmasını sağlarlar. Saprofitler, dünyada madde devrinin tamamlanmasında önemli rol oynadıklarından hayat için mutlaka gereklidir.
    2. Parazit Bakteriler: Besinlerini cansız ortamdan değil de üzerinde yaşadıkları canlılardan temin ederler. Çünkü sindirim enzimleri yoktur. Bunların bazıları konak canlıya fazla zarar vermeden yaşayabilirler. Sadece onun besinlerine ortak olurlar. Kalın bağırsağımızdaki Escherichia coli bunun en iyi örneğidir. Bazı parazit bakteriler ise konak canlının ölümüne bile sebep olabilen hastalıklara yol açarlar. Bunlara patojen Bakteriler denir. Patojenler ya toksin çıkararak ya da konak canlının enzim ve besinlerini kullanarak zarar verirler. toksinler ya dışarı atılır (Ekzotoksin), ya da Bakterinin içinde kalır (Endotoksin). İçinde kalan toksinler bakteriler ölünce zararlı hale geçerler. Ekzotoksinler kadar zararlı değillerdir. Canlıların patojen bakterilere ve toksinlerine karşı oluşturdukları savunmaya ''Bağışıklık" denir. Parazit bakterilerinin üremeleri oldukça hızlıdır.
    • Ototrof Bakteriler
    1. Fotosentetik Bakteriler (Fotoototroflar): Sitoplazmalarında serbest klorofil taşırlar. Fotosentezlerinde elektron kaynağı olarak H2O yerine H2S ve H2 kullanırlar. Fotosentez yaparlar fakat açığa oksijen çıkmaz.
    2. Kemosentetik Bakteriler (Kemoototroflar): En önemlileri Nitrifikasyon Bakterileri, Denitrifikasyon Bakterileri (Güherçile Bozanlar) olmak üzere Demir Bakterileri, Kükürt Bakterileri gibi grupları içerir. Bu bakteriler de madde döngüsünde -özellikle Azot (=Nitrifikasyon) döngüsünde çok önemlidirler. Amonyak, nitrit, nitrat, demir, kükürt gibi inorganik maddeleri oksitleyerek zararsız hale getirirler. Oluşan maddeler ise bitkilerce genellikle Azotlu Tuz (Güherçile) (KNO3 , NaNO3 vb.) olarak kullanılır. Bu oksitleme sonucunda açığa kimyasal enerji çıkar. (Substrat Düzeyinde Fosforilasyon) Bu enerjiyle de CO2 indirgemesi yaparak -yıkarak metabolik reaksiyonlarda enerji eldesi için kullanacakları- besinlerini sentezlerler. Bu besinleri sentezleyebilmek için Işık ve klorofil gerekli değildir. Oksijen kullanılır. Kemosentetik bakteriler en çok azotlu, kükürtlü, demirli maddeleri oksitlerler. Kemosentez sonucu:
      • Bazı zararlı maddeler ortadan kaldırılmış,
      • Bitkilerin alabileceği tuzlar oluşturulmuş,
      • Kimyasal enerji kazanılmış
      • Organik besin sentezlenmiş olmaktadır.
    Solunumlarına göre
    1. Anaerob Bakteriler: Bakteriler organik besinleri parçalayarak enerjilerini elde ederken genellikle oksijen kullanmazlar. Bunlar havasız yerlerde de yaşayarak çoğalırlar. ( Konservelerde olduğu gibi) Bunlardan bazıları oksijenin olduğu yerde hiç gelişemezler. Örnek: Clastrodium tetani (Tetanos bakterisi)
    2. Aerob Bakteriler: Bazı bakteri grupları (Escherichia coli, Zatürree ve Yoğurt Bakterisi gibi) ancak oksijenli ortamda yaşayabilir. Bunlarda mitokondri olmadığı için solunum hücre zarının iç kısmındaki kıvrımlarda (Mezozom) gerçekleştirilir. Örnek: Azot Bakterileri.
    3. Geçici Aerob veya Geçici Anaerob Olanlar: Asıl solunumları oksijensiz olduğu halde kısa süre için aerob olanlara "Geçici Aerob" denir. Normal solunum şekli aerob olanlar ise havasız kalınca fermantasyona başvururlar.
    BAKTERILERIN SINIFLANDIRILMASI





    Not: Tam bir sonuç olmasada
    Bir insan vücudunda yaklaşık 5 trilyon bakteri bulunur.
    Bunların toplam ağırlığı 1,5 kg kadardır.



  5. #5
    Mavimega pismegatron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üyelik tarihi
    Temmuz.2007
    Nereden
    Torosların Ortasından
    Mesajlar
    15.439

    eek Aerobik bakteriler genellikle bizim için zararsız, anaerobikler zararlıdır.

    s11
    ENTEROBACTERİACEAE


    A))):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::Esherichia:::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
    .::......Escherichia genusu içinde 6 tür oldugu kabul edilmektedir. hafif hareketli,
    bazen hareketsiz,şekerleri asit ve gaz yaparak parcalayan, laktozu vemannitolu
    :::::::::ayrıştıran bakteriler olup indol oluştururlar. metil kırmızıs testi olumlu.
    voges proskauer olumsuz, sitartlı ve KCN'li besiyerlerinde üremezler.
    çogu üreyi parcalayamaz ve fenilalanini deamine etmezler. H2S oluştturmazlar.
    glukonatları olsitlemez ve lizin dekarboksilaz, glutamik asit dekarboksilaz yaparlar.
    jelatini eritemezler G+C''nin DNA'deki oranı % 48-52 mol'dur



    1...................................1).:Esherichia coli
    2..........................................2):: E.hermannii
    3................................................3 :: E. vulneris
    4................................................. ..4:: E. fergussonii
    :..5.............................................. .....5:: E. adercarboxylata
    6................................................. .........6:: E. blattae


    B))):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::..Shigella::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::..:... .::::::..:
    Shigella dysenteriae
    S. flexneri
    S. boydii
    S. sonnei


    C)))::::::::::::::::::::::::Salmonella:::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::
    S. paratyphi
    S. tyhimurium
    S. schottmuelleri
    S. hirschfeldii
    S. cholerasuis
    S.newport
    S.istanbul
    S.typhi
    S.ontario
    S.marseille
    S.anatum
    S.ibadan


    D))):::::::::::::::::::::Salmonella arizeonae::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::
    :...
    E):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::Citrobacter::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::
    Citrobacter freundii
    Citrobacter diversus
    Citrobacter amalonaticus


    F))))):::::::::::.:....::::::::::::::::::::::::: :::::::::Klebsilla:::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::
    ...K.pneummoniae ssp. pneumoniae
    K. pneummoniae ssp. ozaenae
    K.pneummoniae ssp. rhinoscleromatis


    G))):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::..Enterobacter::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::
    E. cloaca
    E. sakazakii
    E.agglomerans
    E.aerogenes
    E.gergoviae


    Ğ)))::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: Hafnia:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::
    Hafnia alevi



    İ.))::::::::::::::::::::::::::::::Serratia :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::
    Serratia marcescens



    I..))::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::Edwardsiella::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
    E.hoshinae
    E.ictaluri
    E.histolytica




    I))):::::::::::::::::::::...Proteus..::::::::::::: :::::::::::::
    P.myxofaciens
    P.vulgaris
    P.mirabilis




    K)))):::::::::::::::::.:::::::::::::::::::::::...P rovidencia.......:::::::::::::::::::::::::::::
    P.stuartii
    P.rettgeri
    P.alcalifaciens
    P.rustigianii




    L))))):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::....Morganella.........::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
    M.morganii





    N)):::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.::::: ::::::::::::::::.....:::...Yersinia....::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::...:::::::::::::::: :::::::::::
    Y.pestis
    Y.pseudotuberculosis
    Y.enterocolitica




    M:))::::::::::::::::::::::::::::....Obesuımbac terium.........:::::::::::::::::::::::::::
    O.proteus


    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::..Xenorhabdus.. .::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    X.nematophilus
    X.luminescens



    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::....Ra hanella...:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :
    R.aguatilis


    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::...Cedec ea....:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::
    C.davisae
    C.lapagei

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::....Tatu mella.....:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::
    .Ttyseos


    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::.....Budricia. ..:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :....Buttiauxella....::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::...Ewingella....:: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::..K oserella...::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::...Leminorell a...::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.::... .Pragia....::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::

    :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :...Yokenella...:::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::




    biyolog::................SERDAR ÖZDEMİR.................,,,,,,,,,.
    RECEP TEPE



    Not: Aerobik bakteriler genellikle bizim için zararsız, anaerobikler zararlıdır. Sütün emülsyon stabilitesini bozan bakteriler anaerobiktir.

+ Yeni Konu aç

Benzer Konular

  1. Cevap: 42
    Son Mesaj : 14.Ekim.2011, 11:00
  2. Cevap: 2
    Son Mesaj : 30.Ocak.2009, 12:59
  3. Otomobil Nedir? Otomobil Hakkında Herşey
    Konu Sahibi pismegatron Forum Otomobil Dünyası
    Cevap: 9
    Son Mesaj : 17.Şubat.2008, 22:53
  4. Mikrop kapmaya son!
    Konu Sahibi ραραтуα Forum Bilimsel ve Teknoloji Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Kasım.2007, 10:01
  5. Mikrop kapmaya son!
    Konu Sahibi Seabell Forum Bilimsel ve Teknoloji Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Ekim.2007, 16:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Pratik pasta tarifleri | promosyonbank.com