Biyoteknolojik bir üretim ortamında yabancı organizmalar hem substratı hem
ürünü tükettiğinden ve bunların faaliyetleri sonucu istenmeyen yan ürünler oluştuğundan,
genelde yalnız görevli mikroorganizmanın bulunması istenir. Özellikle
melas, soya vb. teknik hammaddeler çok sayıda mikroorganizma içerdiğinden
sterilizasyonları şarttır. Fermentasyon ortamına verilecek havanın da steril olması
idealdir.
Fermentasyon ortamı fermentör içinde hazırlanacaksa, ortamın bileşimindeki
maddeler az miktarda suda çözündükten sonra ilave edilmelidir. Fermentasyon
ortamı buhar ile sterilize edilecekse kondanse olacak suyun miktarı da gözönüne
alınarak doldurulmalıdır. Islak ortamlarda elektrikli cihazlar çalıştırılırken dikkat
edilmelidir.
Fermentör ile birlikte kullanılacak pH metre, oksijen metre gibi cihazların ıslak
alanlardan uzak tutulmasına özen gösterilmelidir. Fermentörün bağlı olduğu şehir
şebekesinin ana girişinin ve kablolarının düzenli olmasına özen gösterilmelidir.
Düşük voltaj kullanılmalı ve düzenli bakım yapılmalıdır.
Fermentörler içeride basınç birikimini önlemek için havalandırılmalıdır. Havalandırma
esnasında mikroorganizma içeren aerosollerin etrafa yayılması önlenmelidir.
Bu amaçla, patojen olmayan mikroorganizmalarla yapılan çalışmalarda
hava deliğine mantar veya emici olmayan sağlam bir pamuk tıkaç takılması yeterlidir.
Daha riskli çalışmalarda uygun bir mikrobiyolojik filtre kartuşu kullanılmalıdır.
Fermentasyon ortamına mikroorganizmalar aşılanırken ve örnekleme yapılırken
steril çalışmaya dikkat edilmelidir. Aşılama esnasında kontamine olan bir mikroorganizmanın
üremesini sınırlayabilmek için aşı miktarı oldukça fazla örneğin ortamın
%20'si kadar olmalıdır.
Tüm işlemler sırasında taşma ve dökülmeler mümkün olduğunca önlenmeli ve
dökülenler uygun dezenfektanlarla dikkatle temizlenmelidir. Giysilere dökülenler,
yüzey-aktif dezenfektanlarla temizlenmelidir.
Fermentasyon işleminden sonra atılacak mikroorganizma kültürleri ve atıkları
kapları ile birlikte önce otoklavda sterilize edilmeli ve daha sonra lavaboya akıtıldıktan
sonra bol su ile yıkanmalıdır. Fermentörlerin boşaltılması sırasında dökülmelere
hazırlıklı olunmalı, küçük miktarlarla çalışılmalıdır.
Laboratuvarımızda fermentör yoksa ne yapabiliriz?
Günümüzde pek çok fen laboratuvarında fermentör bulunmamaktadır. Böyle durumlarda
küçük ölçekli deneyler çalkalamalı etüv kullanılarak erlenmayerler içinde
de gerçekleştirilebilir. Bu işlemler sırasında uyulması gereken kurallar fermentör
kullanımı için geçerli kuralların aynısıdır.
B İ Y O T E K N O L O J İ 535
?
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
3. Antibiyotikler
Antibiyotikler allerjik reaksiyonlara neden olurlar. Antibiyotik üreten mikroorganizmaların
kullanımından kaçınılmalıdır. Antibiyotiklere dirençli türler yaygınlaştığı
için, antibiyotik ile işleme tutulmuş mikroorganizma dikkatli bir şekilde
yok edilmelidir.
4. Bitki Büyüme Maddeleri
Bitki büyümesi ile ilgili incelemeler, bitki doku kültürü çalışmaları ve biyotransformasyonlarda
yaygın olarak kullanılan bitki büyüme maddeleri toksik ve kanserojenik
özelliği sahip oldukları için çok düşük konsantrasyonda kullanılmalı ve
kullanırken gerekli önlemler alınmalıdır.
5. Enzimler
Enzimler biyoaktif maddeler olup, tehlikesi kullanılan miktar ve enzim çeşidine
bağlıdır. Enzimler deri ve göz için zararlıdırlar. Dökülmeleri ve aerosol oluşturmalarına
karşı gerekli önlemler alınmalıdır.
6. Hayvan Doku Kültürleri
Bakteri, mantarlar ve virüsler tarafından ciddi enfeksiyon tehlikesi nedeniyle, güvenilir
bir kaynaktan temin edilmedikçe okullarda hayvan doku kültürleri üzerinde
deneysel çalışmalar tavsiye edilmez. Steril çalışmaya özen gösterilmelidir.
7. Gen Mühendisliği
Kaynağı iyi bilinen mikroorganizmalar kullanılarak uv ile basit mutasyonlar oluşturulabilir.
Doku tahribatına yol açtığı için uv ışığına maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.
Radyoaktif maddelerin okullarda kullanımı önerilmez.
Özet
Biyoteknolojik uygulamalar yeni ürünlerin eldesi için canlı organizmaları kullanmaktadır.
Biyoteknolojik uygulamalarda antibiyotiklere direnç, kanser oluşumu, öldürücü ve çok
bulaşıcı salgın hastalıklar gibi riskler bulunduğu için kullanılacak organizmanın patojen
olmaması, kanser yapıcı genleri içermemesi gerekmektedir. Okul laboratuvarlarında basit
ve güvenli biyoteknolojik uygulamalara örnek olarak patojen olmayan mikroorganizmalar-
B İ 536 Y O T E K N O L O J İ
A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ
la fermentasyon deneyleri yapılabilir. Bu amaçla tüm teknik donanıma sahip bir fermentör
veya cam kaplar (erlenmayer) kullanılabilir. Deneyde kullanılmadan önce mikroorganizmanın
patojenisite, konukçu aralığı, enfeksiyon dozu, bulaşma yolu gibi özellikleri bilinmeli
ve tanınmış kültür kolleksiyonlarından elde edilmelidir. Sadece canlı organizmalar değil
enzim, antibiyotik, bitki büyüme maddeleri gibi tehlikeli maddelerle çalışılırken kullanım
kurallarına uyulmalı, antibiyotik kullanımını gerektiren çalışmalardan kaçınılmalı ve antibiyotik
ile işleme tabi tutulmuş mikroorganizma dikkatli bir şekilde yok edilmelidir.



LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile Cevapla

Hayvan biyoteknolojisinin gelişimiyle birlikte, hayvanların genetik yapısı değiştirilerek daha yararlı özelliklere sahip hayvan ve hayvan ürünleri elde edilmeye başlandı. Fare, tavşan, kuzu, kuş, balık, keçi, sığır ve tavuk biyoteknolojide kullanılan hayvanlara örnek olarak gösterilebilirler. Bu teknoloji özellikle antikor üretiminde önemli bir yere sahiptir. Antikorlar, vücuda giren yabancı maddelerin tanınıp yokedilmesini sağlayan koruyucu proteinlerdir. İnsan bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi için kullanılan bu antikorlar, insan geni nakledilen hayvanlar tarafından da üretilebilirler. Bu şekilde başka bir canlının genini taşıyan hayvanlara transgenik hayvanlar denir. Antikorların dışında birçok protein yine insan sağlığı için hayvanlarda üretilmektedir. Örneğin insanda kan pıhtılaşması için gerekli olan protein geni ineklere verilerek, ineklerin bu proteini sütünde üretmesi sağlanabilmektedir. Hayvanların bioteknolojik olarak rol aldığı başka bir alan da konu hakkında yapılan araştırmalardır. Araştırmalar sırasında deneyleri gerçekleştirmek için hayvanlar kullanılmaktadır. Belirli bir genin bozulması yoluyla o genin işlevinin ne olduğunun bulunmasına yarayan “knock-out” hayvan deneyleri bunların iyi bir örneğidir. Genlerin işlevleri insanlarda ve hayvanlarda benzerlik gösterdiğinden, bu deneyler bilim adamlarının insanların genetik yapısı hakkında daha fazla bilgi edinmesine olanak sağlar. Yeni üretilen ilaçların hayvanlar üzerinde denenmesi de yine hayvanların insan sağlığının geliştirilmesinde kullanılmasının bir örneğidir. Bilim adamları 1997 yılında, hücre çekirdeğinin aktarımı yoluyla yeni bir canlı üretimini, klonlama işlemini gerçekleştirmişlerdir. Klonlamanın, organ naklinde ortaya çıkacak gelişmeler gibi bazı pozitif sonuçları olmuştur. Fakat insan klonlanması olasılığı gibi, bu alanda daha ileriki yıllarda görülebilecek bazı gelişmeler insanların kafasında soru işaretleri yaratmıştır. (2) 


