Ben, Robot!

Bilim-kurgu, uzaylılar hakkında anlatılan hikâyeler dışında geleceğe yön veriyor. Bugünün birçok teknolojik olgusu, ilhamını geçmişin bilim-kurgu eserlerinden aldı. Dünya’nın Marslıların saldırısına uğramayacağı kesinleşti.

4 Mart 2008 Salı

Menderes Özel Ancak bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov’un yazının girişinde yer alan 1942 tarihli ünlü robot yasasından ilham alan Güney Koreliler robot-insan birlikteliğini düzenlemek için kendi yasalarını yazdılar bile. Japonya’da artık birçok kurumda, işyerinde programlanmış görevini yerine getiren bir robota rastlamak mümkün. Henüz yapay zekâları, kendi başlarına kararlar almalarına yetecek düzeyde olmasa bile, kısa bir zaman diliminde aldıkları yol bir robot devrimine işaret ediyor. Korkuyor, seviniyorJapon Meiji Üniversitesi’nden Junichi Takeno, robotların insanlarla birlikte yaşayabilmesi için, karmaşık görevleri yerine getirebilmeleri, işlerini yaparken duygularını ifade edebilmeleri, anlayabilmeleri ve hissedebilmeleri gerektiğini söylüyor. Meiji’nin öğrencileri de plastik robot yüzlerine “öfke, korku, üzüntü, mutluluk, şaşkınlık ve iğrenme” gibi duyguları aşılamaya çalışıyor. Savaş kelimesini duyduğunda korku, aşk kelimesini duyduğunda mutluluk duygusu yansıyor robotun yüzünden.
Robotlara duygu aşılama çabaları süredursun, Japonya daha şimdiden robotlarla insanların birbirleriyle sosyal olarak etkileşime geçtiği bir ülke konumuna geldi. Bazı fabrikalarda robotlar görevlere başladığı ilk gün, törenle karşılanıyor, onlara Şinto ayinleri düzenleniyor. Resepsiyonda görev yapan, ofis koridorlarını süpüren, yaşlılara yemek yediren, lobilerde konukları karşılayan robotlar artık Japonya panoramasının bir unsuru. Aslında Japonya’da robot devrimi bir zorunluluk. Ülke nüfusunun beşte biri 65 yaş üzerinde ve ülke giderek yaşlanıyor. Robotlara yatırım bu yüzden; işgücünü yenilemek ve yaşlılara bakmak. Ve Japonya’da robot endüstrisi 2006’da 26 milyar dolarlık bir sektörken, bu rakamın 2010’da 70 milyar dolara erişmesi bekleniyor. Japonya’da robotlara olan bu sevgi kaynağını Japon kültüründen alıyor. Japon popüler kültüründe robotlar insan canlısı, dost yardımcılar olarak tasvir edilirken, Batı kültüründe genellikle asi, vahşi mekanik canavarlardır robotlar. İşsizlik korkusu 2005 yılında Japonya’daki fabrikalarda dünya toplamının yüzde 40’ını oluşturacak şekilde 370 bin robot görev yapıyordu. Fabrikalardaki her 1000 işçiye, fazla mesaiden şikâyet etmeyen, emeklilik gibi bir beklentisi olmayan 32 robot düşüyor. 2025 yılında Japonya’daki endüstriyel robotların sayısının 1 milyona erişmesi de bir hedef. Ticaret Bakanlığı’nın araştırmasına göre 1 robot 10 insan işçinin görevini yerine getirebilir. 1 milyon robotsa, 10 milyon işçinin... Bu sayılar insanoğlu için gelecekte “işsizlik” gibi acımasız bir gerçeği de işaret ediyor. Diyarbakır’ın müzisyen robotları13. yüzyılda Diyarbakır çevresinde yaşayan Artuklu sarayının başmühendisi El Ceziri’nin otomatları büyük ilgi görmüştü. İlk otomatik kapıları (suyla çalışıyor) ve abdest alma makinesini yapan El Ceziri’nin yine gücünü sudan alan müzisyen “robot”ları sarayın en büyük eğlencesiydi. 17. yüzyılda Japonya’da ise kimonolu “karakuri”ler konuğa, tepsi üzerinde bir çanak çay getiriyor, konuk çayı bitirip çanağı tepsiye koyduğunda “yuvasına” dönüyordu. Batı’nın silah ve saat teknolojisi temel alınarak yapılan bu robotlar, kalabalıkları şaşırtmak için tasarlanmıştı. Tabii bunlar, Çek oyun yazarı Karel Capek’in 1920’lerde “R.U.R.” isimli bilim-kurgu oyununda “robot” kelimesini ilk kez kullan-masından uzun yıllar önceydi. İnsanlara işçi olarak hizmet etmekten mutlu olan Capek’in makineleri, sonra isyan ederek insan ırkının sonunu getiriyordu.