Atatürk kendi heykeline çok kızdı
Atatürk'ün heykelini dikmekle övünenler olsa da, Gazi'nin bu konuya nasıl tepki gösterdiği çok daha önemli. İşte büyük önderin kendi heykeline gösterdiği ibretlik tepki:



Can Dündar'ın 10 kasım için kaleme aldığı yazıda Gazi'nin kendi heykeline gösterdiği ilginç tepki gözler önüne seriliyor.
Gerçek bir dahi olan ve siyasi ve sosyol olayları okumakta rakip tanımayan Atatürk, ta o günden, bugün kendi adını putlaştırıp, arkasına sığınanların doğurduğu demokrasi kaosu tâ o günden gördüğünü bu tepki ile dile getiriyordu....

Atatürk Londra'da baştan yaratıldı

Madame Tussauds Mumyalar Müzesi'ndeki eleştirilen Atatürk heykeli, bugün İngiliz heykeltıraş Steve Swales'in yaptığı yeni heykelle değiştiriliyor


Bir yıl önce bu zamanlar büromuza bir İngiliz heykeltıraş geldi.
Yaptığımız Atatürk belgeselleri ile arşivimizdeki Atatürk görüntülerini izlemek istiyordu.
Çok önemli bir proje üzerinde çalışıyordu:
Londra'daki ünlü Madame Tussauds Mumyalar Müzesi'ndeki Atatürk heykelini yeniden yapacaktı.
Müzedeki balmumu heykel yıllardır Atatürk'e benzemediği gerekçesiyle eleştiriliyordu.
Türk hükümeti defalarca heykeli değiştirtmek için girişimler yapmış ancak müze yönetimi kabul etmemişti.
Bunun üzerine devreye Koç Topluluğu girdi. Müze yönetimiyle görüştü ve heykeli yenilemeye ikna etti.
Proje henüz bir sırdı.
Heykeltıraş Steve Swales, büroda belgesellerimizi ve Atatürk görüntülerini izledi. Fotoğrafları inceledi, çok etkilendiğini söyledi.
Anıtkabir'e de gitmiş ve Türkler için Atatürk'ün ne anlam taşıdığını orada daha derinden hissetmişti.
Asıl önemlisi Anıtkabir yetkilileri, İngiliz sanatçıya çok özel bir arşivin kapısını açmışlardı.
Açılan arşivde Atatürk'ün ölümünden hemen sonra Hıfzıssıhha Müdürü Dr. Nuri Hakkı Aktansel tarafından alınan yüz ve el maskı vardı. Bu mask, -uzun hastalık yıllarında yorgun düşmüş çehresinden alınmış olsa da- onun yüzünün bire bir ölçüsünü ortaya koyuyordu.

Ve heykel dikiliyor
20 senedir müzede heykeltıraşlık yapan Swales Londra'ya dönüp işe koyuldu.
Biz de çalışmasını uzaktan izlemeyi sürdürdük.
Çalışmalar süresince, kendisi de bir heykeltıraş olan Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen, Londra'da Swales'e danışmanlık yaptı.
Model oluştuktan sonra yüzün kalıbı plastikle sıvandı. Ortaya çıkan kafaya tek tek saç ekildi. Önce saçlar, sonra yüz boyandı. Yağlıboya ile makyaj yapıldı. Kafayla birleştirilen vücuda Türkiye'den gönderilen kıyafet giydirildi.
Nihayet Atatürk'ün bire bir ölçülerinde gerçekten göz alıcı bir mumya heykele ulaşıldı.
İşte o heykel, bugün Londra'da bir törenle açılıyor.

ATA'DAN İKİ HEYKEL ÖYKÜSÜ
Atatürk heykelini görünce hiddetlendi:


'Yaptığın gibi yık bunu'

Doğrusunu söylemek gerekirse Atatürk için en çok yaptığımız işlerin başında geliyor, "heykelini dikmek"...
Üstelik bu, daha o hayattayken başlamış bir eğilim...
Hatta Reşit Galip Bey'in Maarif Vekilliği döneminde Gazi'nin, çoğu yabancıların elinden çıkmış kötü heykellerinin yerine güzel bir heykelinin yapılması için yarışma düzenlendiği biliniyor. Ancak yarışmaya gelen 20 kadar heykel de o kadar kötüydü ki, Paris'te Rodin'in gece atölyelerine katılmış olan Münir Hayri Bey, "Ben bile bunlardan iyisini yaparım" deyince ihaleyi kucağında bulmuştu.
Ertesi gün sipariş üzerine gelen tüm heykeller Köşk'te Atatürk'e gösterildi. Atatürk, Münir Hayri'ninkini beğendi. Bu arada kendi eserine pek güvenen bir genç, "Ama o heykel değil Paşam" diye itiraz edince Atatürk, gence aynen şöyle dedi: "Belki sizin yaptıklarınız heykel, ama ben değilim. Ben buyum."

'Lenin'e benziyor'
Söz heykelden ve Münir Hayri'den açılmışken yazıyı ilginç bir öyküyle kapatalım:
Münir Hayri, Moskova'dan yeni dönmüştü. Ankara'da düzenlenen küçük sanatlar sergisi için ondan yine bir heykel istediler.
Münir Hayri, belki Moskova'da gördüğü heykellerin ilhamıyla bu kez büyük ve hareketli bir Atatürk yaptı. Tabii ihbarcılar hemen, "Bu heykel Lenin'e benziyor" dedikodusuna başladı. Serginin açıldığı gün Atatürk içeri girer girmez, "Nerede o heykel?" diye sordu. Heykeli görünce de hiddetle, "Kim yaptı bunu?" diye sordu.
Münir Hayri, "Ben efendim" diye boyun büktü.
Çıkıştı Atatürk: "Yaptığın gibi yık bunu!" diye emredip çıktı.

Heykel sürgünü
Münir Hayri heykelden önce yıkılmıştı. Ertesi gün CHP içinde kurduğu Sanat Propaganda Servisi'nin lağvedildiğini öğrendi. Maarif'teki görevine de son verilmiş, Gaziantep Lisesi Fransızca öğretmenliğine tayin edilmişti. Gitmedi. Eve kapandı. 2 ay insan içine çıkmadı. Sonra bir gün telefonu çaldı. Çankaya'ya sofraya çağrılıyordu. Salona ürkerek girdi. Tam Atatürk'ün karşısındaki "sorgu koltuğu"na buyur edildi. Oturduğu yerde endişeyle terlerken Atatürk laf attı:
"- Beyefendi, zatı âlinizi bir müddetten beri kaybettik, neredeydiniz?"
"- Ankara'daydım efendim."
"- Malum, ondan evvel neredeydiniz?"
"- Rusya'daydım."
"- Oralarda neler gördünüz?"
"- Tiyatrolar... sinemalar... müzeler... heykeller..."
"- Çok âlâ! Ne heykelleri gördünüz?"
Münir Hayri, lafın geleceği yeri anlamıştı. Direnmedi:
"- Lenin'in de heykelleri vardı" dedi.
Atatürk'ün gözleri parladı:
"- Bu heykeller ne vaziyetteydiler. Lütfen şu iskemleye çıkıp o vaziyetleri alın. Görmüş gibi olalım" dedi.
Münir Hayri o noktada isyan etti. Ayağa kalktı ve "Paşam" dedi:
"Heykel bir insanı methetmek için yapılır, ama herkes sizi anladığı kadar methedebilir. Kimi dehanızı, kimi kravatınızı, kimi de kunduralarınızı metheder. Ben sizi ifade etmeye çalışırken bir hatam olduysa bunu suiniyetime değil, eşekliğime veriniz".
"İki kişi eşek değilse..."
Bu konuşma üzerine Atatürk elini masaya vurdu:
"İşte bunu kabul edemem" diye bağırdı: "Bu sofrada iki kişi eşek değilse, biri sensin, biri de benim."
Sofrada Münir Hayri'yi gammazlayanların başı öne düştü. Sofra dağılırken Atatürk yanındakilere, "Hani Yalova'da bir heykelimi yaptırmak istiyordunuz ya, en iyisini Münir Hayri yapar, ona ısmarlayınız" dedi. Sonra da olacakları haber verircesine ekledi:
"Acele ediniz, yarından sonra işi yine pek çoğalır."
O kabartma, halen Yalova Termal Oteli'nin salonunda durmaktadır.
Heykele başlamadan önce İngiliz heykeltıraşa bu öyküleri anlatsa mıydık acaba?