Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığlnda olursa olsun zedeleme ve kayıtlamaya asla müsamaha etmemek;
bağımslzlık ve hürriyetlerini bütün mânasiyle koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanllk tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanlnda kavramış milletler için temel ve ölmez prensip... Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığl, her an yapmaya hazır milletlerdir ki,
devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâylk bir topluluk olarak düşünülebilirler.


Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığlmız vazifenin temel ruhudur. Bu vazife, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir. Bu vazifeyi yüklenirken, tatbik kabiliyeti hakkında şüphe yok ki çok düşündük. Fakat netice olarak edindiGimiz görüş ve iman, bunda, muvaffak olabileceğimize dairdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız.
Bizden evvelkilerin işledikleri hatalar yüzünden, milletimiz sözde mevcut zannolunan bağımsızlığında kayıtlı bulunuyordu. Şimdiye kadar Türkiye'yi, medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu hatadan ve bu hataya uymadan doğmaktadlr. Bu hataya uyma neticesi; mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetinden ve bütün yaşama kabiliyetinden soyunma ve uzaklaşmasını gerektirebilir. Biz; yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hataya uyma yüzünden bu özelliklerden mahrum kalmaya tahammül edemeyiz. Bilgin, cahil, istisnaslz bütün millet fertleri, belki içinde bulundukları güçlükleri tamamen anlamaksızın, bugün yalnız bir nokta etrafında
toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akltmaya karar vermiştir. O nokta; tam bağımslzlığlmızın temini ve devam ettirilmesidir.
Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağlmsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydlklarlmln herhangi birinde bağımslzlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasiyle bütün baGlmslzllGlndan mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barlş ve sükûna erişeceGimiz inanclnda deGiliz.

Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasldlr. Bu esas ancak tam baGlmslzllGa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun baGlmslzllktan mahrum bir millet, medenî insanllk karşlslnda uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâylk olamaz.

Yabancl bir devletin himaye ve desteGini kabul etmek, insanllk özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliüi itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanlarln isteyerek başlarına bir yabancl efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki Türk'ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Bundan ötürü, ya istiklal, ya ölüm!...

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

(1919 - 1921 - 1928 tarihlerinde söylenmiş nutuklarından ve
yazlıarlndan derlenmiştir.)