Kuruluş

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), 1993 yılında, kurucu başkan Ayşen Özyeğin'in öncülüğünde ve kurucu üyeler Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Prof. Dr. Sevda Bekman'ın bilimsel çalışmaları ışığında kurulmuştur.
1982-1986 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi'nde okul öncesi çocukların eğitim durumlarıyla ilgili Prof. Dr. Sevda Bekman, Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Prof. Dr. Diane Sunar tarafından yürütülen bir araştırma projesi, Türkiye'de bu konudaki çalışmaların çok yetersiz olduğunu, birçok çocuğun erken çocukluk döneminde eğitim alamadığını göstermiştir. Bu ihtiyacı karşılamak üzere alternatif bir ev merkezli okul öncesi eğitim programı olan Anne-Çocuk Eğitim Programı geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Bu programa katılan anne ve çocuklar üzerinde elde edilen olumlu sonuçlar üzerine ise, programın yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar başlatılmıştır. Bir süre proje halinde yürütülen program, 1993 yılında AÇEV'in kuruluşu ile vakıf bünyesinde kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.

Misyon

AÇEV'in misyonu, gelişen bir toplum için eğitimin şart olduğu bilinciyle, uzmanlık alanları olan erken çocukluk ve yetişkin eğitimine, programları ve uygulamaları ile katkı sağlamak ve bu konuda ülke genelinde yaygın bir hizmet ağı oluşturmaktır. Bu doğrultuda, AÇEV:
• eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin hayata geçirilmesi,
• çocuk kadar, çocuğun yakın çevresinin de desteklenmesi ve
• eğitimin bir yaşam boyu sürekli kılınması için

geliştirdiği programlar ve çeşitli faaliyetleri ile, bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak alternatif oluşturmaya çalışmaktadır.
Hedefler

Türkiye'nin her köşesinde eşit eğitim fırsatı yaratmak ve hizmet verdiği kişi sayısını artırmak amacıyla programlarının yaygınlaşması için AÇEV, çalışmalarını sürdürmektedir.

2008'nın sonunda ulaşılması hedeflenen 81 ilde
450,000 Anne, Baba ve Çocuk

AÇEV, temel olarak:

• misyonunu yayabilmeyi ve geniş bir destek grubu oluşturabilmeyi,
• Türkiye'nin her köşesindeki tüm ihtiyaç sahiplerine programları ile ulaşabilmeyi,
• bilimsel araştırmalar doğrultusunda yeni modeller, yöntemler, projeler geliştirmeyi,
• yurt içi ve dışındaki işbirliklerini artırmayı,
• araştırmalar ve uzmanlıkları doğrultusunda, erken çocukluk ve yetişkin eğitimi konularında stratejilerin geliştirilmesi ve politikaların belirlenmesinde referans bir kuruluş haline gelmeyi
hedeflemektedir.


Sivil toplum kuruluşu ve devlet işbirliğinin başarılı bir örneği.
8 yıllık temel eğitimin başarısı, nitelikli ve yaygın okulöncesi eğitime bağlıdır. Bugün, Türkiye'de 4-6 yaş arası çocukların yalnızca % 28,5'i eğitim kurumlarınca verilen okulöncesi eğitimden yararlanmaktadır. Bu nedenle AÇEV, eğitim kurumlarınca verilen okulöncesi eğitimden yararlanma imkânı olmayan çocuklara yönelik programlar düzenleyerek, 8 yıllık eğitime destek vermektedir.

Bu programların temeli olan Anne Çocuk Eğitim Programı (AÇEP), 1982-1991 yılları arasında uygulanan "Erken Destek Araştıma Projesi"nin verileri ışığında; Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, Prof. Dr. Sevda Bekman, Prof. Dr. Diane Sunar tarafından geliştirilmiş, daha sonra AÇEV uzmanları Suzan Özkök, Hilal Kuşçul ve Nur Sucuka tarafından genişletilmiş ve 1993 yılında, AÇEV bünyesinde yaygın uygulama fırsatı bulmuştur. Program, 14 yıldır değerlendirmeler ışığında sürekli geliştirilmektedir.
Uygulamaları uzun bir süre birlikte yürütüldükten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir. Halen, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir eğitim programı olarak uygulanmakta olan, Sivil Toplum Kuruluşları ve devlet işbirliğinin en başarılı örneklerinden biridir.
Bu program, Milli Eğitim Bakanlığı dışında, T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu ile işbirliği çerçevesinde Toplum Merkezleri'nde de uygulanmaktadır.

Yapılan bilimsel araştırmalar, 0-6 yaş arası erken çocukluk eğitimi alamayanların, zihinsel, duygusal, sosyal ve bedensel gelişimlerinin eksik kaldığını, bu nedenle okuldaki başarılarının ve eğitim hayatını sürdürme oranlarının düşük olduğunu göstermektedir. Oysa, anne-baba gibi çocuğun yakın çevresinin bilinçlendirilmesi bu olumsuz koşulları ortadan kaldırmaktadır.

Anne Çocuk Eğitim Programı nedir ?


Anne Çocuk Eğitim Programı, Türkiye'deki 5-6 yaş arası okul öncesi eğitimi sorununa çözüm olarak geliştirilmiş, bilimsel temelli, ev merkezli bir eğitim programıdır.
Bu programda, doğrudan annelere ulaşılarak, 5-6 yaş okul öncesi eğitimi konusunda bilinçlendirmeye yönelik eğitimler verilmektedir. Böylece, çocuğun eğitim ihtiyacı ev ortamında karşılanmaktadır.

Anne Çocuk Eğitim Programı kimleri hedefliyor ?

Bu program, özellikle, okulöncesi eğitim alma imkânı bulamayan 5-6 yaş grubundaki çocukları ve annelerini hedeflemektedir.

Bir Anne Çocuk Eğitim Programı kursu 25 hafta sürmekte ve yaklaşık 3 saatlik haftalık grup toplantılarıyla gerçekleştirilmektedir. Programın uygulamasında AÇEV, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı öğretmenler ve il koordinatörlerinin eğitimi konusundaki sorumluluğu, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki ekiplerle paylaşmaktadır. Hizmet içi eğitim kapsamında düzenlenen dört haftalık seminerlere katılan öğretmenlerin temel görevi, her yıl, 20-25 kişinin katılabileceği iki kurs açmak, programı uygulamak ve annelere yönelik düzenli ev ziyaretleri yapmaktır.
SHÇEK işbirliğinde ise, kurumun sosyal hizmet uzmanları, AÇEV'in düzenlediği eğitim seminerlerine katıldıktan sonra, Toplum Merkezleri'nde kurslar düzenlemektedir.


Anne Çocuk Eğitim Programı'nın içeriği nedir ?

Program, 3 bölümden oluşmaktadır.
• Anne Destek Programı
• Kadın Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması
• Zihinsel Eğitim Programı (ZEP)
Anne Destek Programı:
Her hafta sohbet şeklinde işlenen bu bölümde anneler, çocukların zihinsel, sosyal ve bedensel gelişimi, beslenmesi, hastalıkları, tuvalet eğitimi, disiplin yöntemleri ve iletişim konularında bilgilendirilmektedir.

Kadın Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması:

Sohbet şeklinde işlenen bu bölümde de anneler, kadın üreme sistemi, gebelik ve doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgilendirilmektedir.

Zihinsel Eğitim Programı:

Annelere, çocukları için verilen 8 hikaye kitabı ve her biri 20 sayfadan oluşan 25 adet çalışma formuyla desteklenen Zihinsel Eğitim Programı, çocuğun zihinsel gelişiminin desteklenmesi ve okula iyi hazırlanmasını hedeflenmektedir.
Bu formlarla sözel becerilerin gelişmesi için; kavramlar, el-göz koordinasyonu, hikaye anlama ve anlatma, yazma öncesi harfleri tanıma ve sıralama, görsel ve işitsel belleğin geliştirilmesi, dil kurallarının kullanılabilmesi konularında çocukla çalışmalar yapılmaktadır.

Sayısal becerilerin geliştirilmesi için; rakamları ve geometrik şekilleri tanıma, sayma, eşleme ve okulöncesi aritmetik konuları ele alınmaktadır.

Anne Çocuk Eğitim Programı'na nasıl başvurulur ?
Tamamen ücretsiz olan Anne Çocuk Eğitim Programı kurslarına, 6 yaşında çocuğu olan ve okuma yazma bilen her kadın başvurabilir. Katılım için en yakın Halk Eğitim Merkezi'ne, Toplum Merkezi'ne ya da AÇEV'e başvurarak kurs programları hakkında bilgi alınabilir.

Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin gelişiminin büyük bir bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Bu yüzden bu dönemde çocuğun yeterli beslenmesi, etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi insan gelişiminin başlangıç noktasıdır.
Nüfusunun yarısından fazlası 25 yaşın altında olan ve yılda 1.4 milyon bebeğin doğduğu ülkemizde, 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun ancak % 16'sı okulöncesi eğitimi hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Bu yaşlardaki eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesinin neredeyse imkansız olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu tablo gelişmiş ülkeler düzeyine yükselmeye çalışan bir ülke açısından hiç de iç açıcı değildir.

Nitelikli ve etkili bir erken çocukluk eğitiminin ülkemize başlıca katkıları :

  • Çocukların ve ülkemiz insanının uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin olmalarını sağlar.
  • Dilsel, zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal açıdan gelişmiş çocuklar okula hazır olur, daha rahat uyum sağlar, böylelikle ilköğretim kalitesi yükselir.
  • Okula hazır çocukların sınıfta kalma ve okulu terk etme oranları düşer, bu da maliyetleri azaltır.
  • Toplumdaki vasıflı çalışan sayısı artar, yükselen üretim ekonomik yarar getirir.
  • Toplumda suç oranları düşer.
  • Sosyo-ekonomik ve cinsiyete dayalı eşitsizliklerin etkisi hafifler.
  • Kadınların işgücüne katılımlarını, ayrıca çalışma verimliliklerini artırır.
  • Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ölüm oranları düşer.
  • Geleneklerin nesilden nesle aktarılmasına, oluşması istenen yeni değerlerin tohumlarının atılmasına olanak tanır.
  • Köyden kente göçün getirdiği sorunların çözümüne katkıda bulunur.
Türkiye'de kurum merkezli eğitim modeli şimdiye dek benimsenen ana model olmuştur. 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 28,5'u, 5-6 yaş grubundaki çocukların ancak yüzde 32'si Milli Eğitim Bakanlığı'na veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı okulöncesi kurumlardan faydalanmaktadır.
Okulöncesi eğitim kırsal kesim ve gecekondu yerleşiminin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşamamakta (Ağrı %7, Şanlıurfa %14,2, Şırnak %15,3 MEB 2008), her yıl milyonlarca çocuk potansiyellerinin en üst sınırına kadar gelişme hakkını kullanamamaktadır.
Türkiye, tüm orta ile düşük gelirli ülkeler arasında en düşük okulöncesi eğitim oranlarından birine sahiptir.

Eğitimin önemini elbetteki herkes bilir.Zira geleceğinin teminatıdır, aldığın yada verdiğin eğitim.Eğitimin kalitesi senin ve ülkenin yaşam kalitesini belirler.
Birde verilen eğitimin saçayakları olur.Birisi MEB lığı ,birisi özel kurum ve kuruluşlar ve birisi de T.E.V. dır.Ve göhsümüzü kabartan çalışmalarının meyvalarını bu yılda yani 40 .cı yılında topyamaya devam etti.

Doğan Hızlan Beyefendinin izlenimlerini aktarmaktan onur duyuyorum:

"Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de gecede bir konuşma yaptı.Geceye gelenlere TEV in kuruluş öyküsünü ,dününü,bu gününü anlatan TEV,Geleceğ
i miras bırakmak -Türk eğitim Vakfıyla 40 yıl,adlı kitap dağıtıldı.
TEV'in Atatürk ilke'lerine ,Cumhuriyet'e bağlılığını,ve TEV'in çalışmalarını yönetim kurulu başkanı Rona Yırcalı anlattı.Albümün başında da Mütevvelliler Heyeti Başkanı Ömer Dinçkök'ün sunuşu var.

Bir eğitim mucizesi yaratan TEV'in tarihini okudum..Eğer ,4 Ekim 1966 da bir toplantıda Vehbi Koç ,eğitimde yeni bir sayfa açacak bu düşüncesini açıklamasaydı ,bu gün TEV hayata geçmeyecekti.Ve 205 arkadaşıyla birlikte ülkedeki en iyileri olduklarına inandıkları Eğitim gönüllüleri bu hizmet düşüncesine dört elle sarılmış olmayacaklardı..Nejat Eczacıbaşı'nın da desteğiyle TEV büyüdü ve bu gün ülkemiz eğitiminin yerinin çok yukarılara ilerlemesine vesile oldular..Nejat Eczacıbaşının "Kuşaktan kuşağa" kitabında bu girişimin ayrıntıları mevcuttur."

Evet arkadaşlar,ülkemizde bu tür yapılanmalar ve hizmet amaçlı kurum ve kuruluşlar maddi ve manevi yardımlarla yollarına devam etmektedirler..Bu tür girişimleri her zaman desteklemeli ve onlarla aynı yolda yürümeliyiz..Verilen eğitimde,kazanılan her bir bilgi kırıntısı bile sana ve senden sonraki nesillere iyi bir yaşam kültürü olarak geri dönecektir.Tabi burada birşeyi vurgulamaktan da kaçınmamalıyız.TEV 22 ildeki çalışmalarını artırıken bölge farkı gözetmeden ilerliyorlar..Temennimiz tüm ülkemizin en ücra köşelerine de bu tür hizmetlerin ve girişimlerin ulaşmasıdır.Bu nedenle tüm güzelliklerin layıkıyla sindirilmesi gereklidir.TEV kurucularına ,şu anki yöneticilerine ve tüm emeğini,yüreğini ortaya koyanlara teşekkürler..


Ülkelerin ekonomik, kültürel ve demokratik gelişimlerinin toplumun eğitim düzeyi ile yakın ilişkisi vardır.

Toplumsal gelişme açısından bireylerin eğitimi çok önemlidir. Dünya global bir yapıya kavuşurken ve büyük bir bilgi toplumu oluşurken, bireylerin bu duruma uyum sağlayabilmeleri ve gelişebilmeleri için en önemli varlıkları eğitim olmuştur.
Eğitimin gelişimin her açıdan en hızlı olduğu erken yaşlarda başlaması çok önemlidir. Bireylerin erken çocukluk döneminde alacakları eğitim desteği onların düşünme becerilerini, yaratıcılıklarını geliştirmekte ve sosyal hayata uyumlarını kolaylaştırmakta, hayatlarının akışını etkileyebilmektedir.
Öte yandan, bütün çocuklar sağlıklı gelişebilecekleri ortamlarda yaşama şansına sahip değildir. Bazı çevresel ve biyolojik faktörlere bağlı olarak sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel olarak gelişimleri yeterince desteklenmemektedir. Bu nedenle de örselenebilir/incinebilir durumdadırlar ve erken yaşlarda uygulanacak müdahele programları ile hayatlarında iyileşmeye doğru bir gelişim sağlanabilir.
Ancak, değişken ekonomik koşullar, demografik ve sosyo-kültürel etkenler ve bu alanda uygulanan politikalar eğitime ulaşmada çeşitli düzeylerde eşitsizliklere neden olmaktadır.
Bunlara bağlı olarak, AÇEV'in misyonu, gelişen bir toplum için eğitimin şart olduğu bilinciyle, uzmanlık alanları olan erken çocukluk ve yetişkin eğitimine, programları ve uygulamaları ile katkı sağlamak ve bu konuda ülke genelinde yaygın bir hizmet ağı oluşturmaktır.

Bu doğrultuda, AÇEV:

  • eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin hayata geçirilmesi,
  • çocuk kadar, çocuğun yakın çevresinin de desteklenmesi ve
  • eğitimin bir yaşam boyu sürekli kılınması için
geliştirdiği programlar ve çeşitli faaliyetleri ile bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak alternatif oluşturmaya çalışmaktadır.
Gelecek hedefi; Türkiye'nin her köşesinde eşit eğitim fırsatı yaratmak, erken müdahele programları ile hizmet verdiği kişi sayısını artırmak amacıyla programlarını yaygınlaştırmaktır. Yeni eğitim modellerini ve gelişen teknolojiyi kullanmak, farklı işbirlikleri oluşturmak suretiyle eğitim programlarını ihtiyacı olan herkese ulaştırmayı ve çalışma alanları konusunda kaynak bir kuruluş olmayı hedeflemektedir.açev...........
Eğitim göstergeleri düşük ülkeler gelişmişlik sıralamasında da alt sıralarda yer almaktadır.

Erken çocukluk dönemindeki eğitim eksikliğinin sonradan telafisi çok güç olmaktadır.


Oysa; Eğitim temel bir insan hakkıdır.

Özellikle de erken yaşlarda başlayan eğitimin bireylerin yaşamında uzun süren olumlu etkileri göz önüne alındığında, tüm çocukların bu haktan faydalanmaları için her düzeyde çalışmalar yapılması gerekmektedir.