Çalışan Annelere Çözüm Önerileri

Sabah erkenden koşarak evden çıkıyorsunuz. Kapıdan çıkarken 5 yaşındaki oğlunuzun “Anne niye beni bırakıyorsun, seni özlüyorum.”diye seslenmesi içinizi burksa da yetişmek zorunda olduğunuz işniz var. Serviste günün iş programını kafanızdan yapmaya çalışırken oğlunuzun mahsun yüzü sık sık düşüncelerinizi bölüyor. Eşinizin çalışmalarınıza destek vermesi bile içinizdeki “ben oğlumu ihmal ediyorum. “ suçluluğunu gidermeye yetmiyor.

Her gün binlerce kadın bu duygularla çocuklarını eve, yuvaya ya da okula bırakarak işine gidiyor. İş hayatının kadınların sırtına getirdiği ek yükleri de unutmamak gerekiyor. Kadınlar hem iş yerinde, hem de evde yoğun bir tempoyla çalışıyor. Bu da kadınların daha gergin ve mutsuz olmasına yol açıyor. Tabii bu gerginlik çocukları da olumsuz etkiliyor.

Çocukların bakımının pek çok ailede annenin sorumlulğunda olmaya devam ettiğini belirten Acıbadem Sağlık Grubu Psikiyatri uzmanı Dr. Cantüre Mentürk, yaşanan sorunlarla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor. “Çocuklarda pek çok davranış bozukluğu, tavır koyma, karşıt olma ve karşı gelme durumları görülmektedir. Çocuklar, annenin işe gitmesini, ilgi ve sevginin azalması olarak yorumlayabilirler ya da ayrılma endişesi yaşayabilirler. Sonuç; gergin, sinirli, depresyonlu, anneler ve sinirli, ters davranışlı dayatmacı çocuklar ya da alt ıslatmalar, uyku bozuklukları, yemek problemleri,”

Anneler Yetersizlik Duygusu İçinde
Çalışan annelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmediklerini düşünmeleri yetersizlik duygusuna neden oluyor. Bu duyguyu, Dr. Cantüre Mentürk, “Hem işte hem de evdeki sorumluluklarında sürekli bir şeylerin eksik kaldığı duygusuna kapılmaktalar.” diye değerlendiriyor.

Kadınları etkileyen duygular yetersizlikle sınırlı değil. Dr. Mentürk, “Suçluluk duygusu, eşe karşı kızgınlık, yalnız bırakılmışlık hissi çokça rastlanan duygulardan. Bazen durum depresyona ve endişe bozukluğuna kadar ilerleyebiliyorlar. Çocuklar, annenin işe gitmesini ilgisizlik, terk edilme olarak yaşayabiliyorlar, davranış bozuklukları, sinirlilik, söz dinlememe, alt ıslatma, saldırganlaşma gibi belirtiler veya içe kapanma, kabuğuna çekilme gibi durumlar gösterebiliyorlar.” diyor.

Yanlış Davranışlar
Anneler, yetersizlik ve suçluluk duygusunun itelemesiyle çocukları şımartma yoluna aşırı oyuncak alımına başvurabiliyor. Çocuğun davranış bozukluklarına karşı aşırı hoşgörü göstermek ve sinir koymakta çekinmek de bir başka yanlış tutum. Çocuğun tavırlarına tepki göstermemek için kendini zorlayan annenin sonunda patlayıp bağırma ya da dayak gibi aşırı dozda tepkiler sergilediğini vurgulayan Dr. Cantüre Mentürk, Türk aile yapısıyla ilgili olarak da şöyle konuşuyor. “Türk toplumunda genelde, işten dönen annenin eşinden yardım alamaması yaygın. Ayrıca eski katı terbiye yöntemlerini bırakmış olan genç kuşak anne babalarda, eski yöntemlerin yerine ne konacağı konusunda bir kafa karışması gözlüyorum. Davranış terapisi denilen ve ABD’de yaygın olarak kullanılan ödül ceza yöntemleri henüz toplumumuzda yerleşmedi.”

Çalışan anne ve çocuğu arasında yaşanan sorunların tedavisi için Dr. Cantüre Mentürk sorunun boyutuna gore şu .çözüm önerilerinde bulunuyor. “Sorunun boyutuna gore, bazı yöntemlerin tartışıldığı 1-2 seanstan aile terapisine kadar uzanabilen tedaviler kullanılabilir.”

Anneler Nasıl Davranmalı?
· Çocuklara duygularını ifade etmeleri öğretilmeli
· Örneğin: “Sen şimdi yaramazlık yapıyorsun çünkü bana öyle geliyor ki, kızgınsın” gibi açıklamalar kullanılabilirler.
· Ancak, annelerin, çocukların sınırlara ve kurallara ihtiyaçları olduğunu unutmaması gerekiyor.
· Bu kuralların yerleştirilebimesi için ödül ve ceza yöntemleri kullanılmalı.

Tedavide Neler Yapılıyor?
· Anneye yalnız olmadığı aynı sorunu yaşayan binlerce kadın olduğu anlatılıyor
· Baba, daha fazla görev paylaşımına ve daha aktif bir role teşvik ediliyor.
· Anne ve babaya, çocuğa sınır koyma yöntemleri öğretiliyor.
· İşe gitmenin “terketmek” olmadığını çocuğu anlatma yolları gösteriliyor

Çalışan Anneler İçin Öneriler

Günümüzde artık kadınların çalışması sıradan sayılıyor. Ancak çocuk sahibi olduktan sonra iş hayatına devak etmek.. İşte bu üzerinde durulması gereken bir konu. Başlangıçta durum ne kadar aşılacakmış gibi görünse de, çoğu kadın zamanla bu tempodan yorgun düşüyor. Buna bir de çocuktan ayrı kalmanın getirdiği eksiklik duygusu eklenince, dert birkaç kat daha artıyor. Peki, böyle bir aşamada ne yapmak gerekiyor? Veya şöyle diyelim; çalışan anne olmanın getirdiği sorunlar neler ve bunlar nasıl aşılır?

Her şeyin üstesinden tek başına gelmek
Çoğu çalışan kadının en büyük sorunlarından biri, ofis ve evdeki işler arasında sıkışıp kalmak. Eve ne kadar temizlikçi ya da bakıcı bir kadın da gelse, bu istedikleri düzeni sağlamıyor. Dolayısıyla yorgunluk ikiye katlanıyor. Eğer işler arasında çok fazla boğulduğunuzu düşünüyor ve kariyerinizden vazgeçmek istemiyorsanız, evinize hem temizliğe yardımcı olacak, hem de çocuğunuzun bakımıyla ilgilenecek güvenilir bir kadın alın. Bunun en iyi yolu, çevrenize danışmak veya emin olduğunuz insanlara sormaktır. Ayrıca evinizdeki temizlik aletlerinin güvenli ve pratik kullanımlı olmalarına da dikkat edin. Böylelikle hem çocuğunuzun güvenliğini, hem de yardımcı kadının temizlik yaparken zorlanmayarak, çocuğunuza daha fazla zaman ayırmasını sağlamış olursunuz. Örneğin, evinizde mutlaka hem halı yıkayan, hem de süpüren bir süpürge makinesi bulundurun. Veya otomatik ayarlı çamaşır makinesi, hızlı ve pratik ütüleyen bir ütü aleti gibi. Bütün bunların üzerinizden büyük ölçüde yük alacağına emin olabilirsiniz.

Suçluluk duygusundan sıyrılmak
Çocuğun annesi dışında başka insanlarla da diyalog halinde olması, gelişimleri açısından oldukça olum sayılıyor. Hatta bu iletişimin devamlı olması, çocuklarda güven hissini ve iletişim gücünü artırıyor. Bu nedenle çocuğunuzu işe giderken bakıcının ellerine vermekten rahatsız olmayın. Üstelik bu şekilde bütün gün çocuğunuzdan uzak kalarak, birlikte geçirdiğiniz zaman daha da değerleniyor. İşten eve geldikten sonra, mutlaka çocuğunuzla birlikte geçireceğiniz bir zaman dilimi ayarlayın. Ve bu süreyi sadece çocuğunuzla birlikte bir şeyler yaparak geçirin. Örneğin, birlikte yemek hazırlamak veya oyun oynamak gibi. Hiçbirini yapamıyorsanız, en azından yatmadan önce ona masal okuyun. Bu şekilde hem özlem gidermiş, hem de anne çocuk iletişimini yaşamış olursunuz. Unutmayın ki, çocuğunuz için sizin olmamanız değil, aradığında annesine ulaşabileceğini bilmesidir. Ayrıca çocuğunuzun çalıştığınız yeri tanımasını da sağlayabilirsiniz.

Zamanla yarışmak
Çoğu annenin en büyük hayali, yarım gün çalışmak. Ancak böyle bir çalışma sistemi günümüz koşullarında pek kolay mümkün olmuyor. Özellikle bir de kadın kariyer yaptıysa, iş saatlerinin azaltılması tamamen zorlaşıyor. Böyle bir durumda iyi bir program yapmak en iyisi. Örneğini, hafta içinde işlerin en hafif olduğu günler biraz daha erken çıkarak, çocuğunuzla daha fazla zaman geçirilebilir. Bu şekilde çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz saatleri dengeleyebilirsiniz. Ancak bütün bunlar iyi bir programlama ve düzen gerektiriyor. Son olarak, çocuğunuzun hastalığı durumunda, eşinizden destek isteyin. Çünkü işyerinizden sürekli izin almanız mümkün olmayabilir.